Perşembe, Temmuz 31, 2008

çekirdek kampanyası

İşte günlerdir size yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım güzellik :)) Hatırlarsınız aralık 2007 de çekirdek kampanyamızın ilk çekirdeklerini 2 .Karagözlerde yanan orman alanına atmıştık. Geçtiğimiz gün Orman İşletme Müdürünü ziyarete gittik Berna ile bize ilk söylediği sizin çekirdekler ağaç olmuş diye bir cümleydi. O kadar sevindik ki anlatamam ve atlayıp şehrin hemen kenarında bulunan yanan orman alanına gittik.Hatta ayağımızda terlik , çıkabildiğimiz kadar yükseğe çıkıp hem ağaçlarımızı hem de güzelim manzarayı çektik.. Sonra da dün basın toplantısı yapıp orada çekirdek toplayan herkese teşekkür edip ayrıldık.

Bu ağaçlar benim ve Berna'nın torunları gibi.. Oraya orman işletme Müdürlüğü aslında çam fideleri de dikmişti, arada bizim attığımız çekirdekler bazen bir yarıktan bazen de çamların yanındaki setten kendini dışarı atmış.Benim gezebildiğim kadar en az böyle 15 şeftali ağacı yakaladım.. Daha yükseklere çıktıkça ağaçların tutma olasılığı da yükseliyordu.Diğer çekirdeklerden eser yoktu, demek ki hayvanlar yedi diye de düşünüyorum. Arada çiçek ve karpuz tohumları da atıldığından tanımadığımız bitkilerde vardı.. Ben görebildiğim kadarıyla bayağı bir resim çektim. Tüm emeği geçenlere tekrar buradan teşekkür ederim.. Fidanların boyları 15-25 cm arasında değiştiğinden, nerede olduğunu anlamanız açısından da arkadaki manzarayı ve diktiğimiz tepenin dikliğini görmeniz açısında da manzara resimlerini sizinle paylaşıyorum.
2.karagözler
Karşıda gördüğünüz çıplak tepe yakın zamanda ağaçlarla dolacak :))
Resimleri çektikten sonra Boğaziçi restauranta gidip Berna ile basın toplantısını planladık ve bir şeyler içtik. Kampanyaya devam kararı aldık dernekçe .Yalnız toplama alanlarını küçülttük ki daha verimli olabilelim. Artık sadece FETAV' da, Mavi Kuş'ta, Fethiye Evi' nde ve Likya World'de toplayacağız.. Daha sonra da helikopter ve paraşütlerle dağlara atacağız.Böylece dağlardaki bir sürü hayvan da bu çekirdeklerle ve tutan fidanların yabani meyveleriyle beslenebilecek. Orman Müdürünün bize anlattığı ve yanında makina olmadığı için çekemediği bir görüntü var ki o da helikopterden çekirdekleri attıklarında sincapların çekirdeklere koşup onları toplaması.Ne yazık ki bu resimleri çekememiş ama kendi gözleriyle seyredip bize anlattı.

Yakın plan yanan orman alanı..


Resmi tıklayın ve büyütün.. Dikkatli baktığınızda yanan ağaç kökünün dibindeki fidanı göreceksiniz :)

Bu da bir başkası..


Genelde yanan yerin görünümü böyle..Arada hala eski yanan ağaçlardan kalan parçalar var, onların arasında çam fideleri ve bizim fidanlarımız..

Manzara o kadar güzel ki bakmaya doyamıyorsunuz.. Karşısı Ecesaray Marina..

Burası da Letonya'ya giderken Samanlık koylarından biri..

Tepeden 2. Karagözler.. Eğimi görüyormusunuz..? Yürümek ve fotoğraf çekmek biraz zordu ,onun için daha yukarılara çıkamadım.. Çıktığım yükseklikte zaten az değil..


Bazı yerde çamlarla şeftaliler yanyana ..

Bazıları da dal parçacıklarının yanında ezilmeden korunabilmiş..Çünkü buralarda hala yabani domuzlar ve diğer hayvanlar gezebiliyor.Aslında doğayı sadece kendimizin sandığımız büyük bir yanılgı içindeyiz , çoğunluk hala hayvanların doğasına ilerleyen binalarla ,büyüyen şehirlerle ne kadar içine girdiğimizin farkında değil.
Bu konuda en kızdığım konu ise kendine çeşitli payeler biçerek (çevreci, ekolojik danışman vb.gibi ) aslında örnek olması gereken insanların çekirdek kampanyası gibi uygulamaları önemsemeyişi ve herkesi kendi fikirlerine uygun yaşamaya zorlaması.. Oysa bizim burada yaptığımız ne doğaya müdahale etmek -hatta aç kalan hayvanlara besin sağlıyoruz bir bakıma- ne de ekolojik dengeyi sarsmak. Genelde bu insanlar kendileri bir şey yapmadıkları gibi yapanları da eleştirmekten geri kalmıyorlar. Bizim kampanyalarımıza bir zır cahillerden ( ben onlara böyle diyorum çünkü onlar ne toplumu düşünerek hareket eden tipler ne de kendilerine bir faydaları var , yapmak istedikleri şanı şöhreti bu gibi kampanyalara saldırarak yapıyorlar) diğerleri de biraz masabaşında oturup ,okuyan, -kesinlikle yanlış anlamayın okullarında okuyanlar değil- oturdukları yerde sallayanlar ve biraz toprakla haşır neşir olmuş ama nasıl kendime bir şeyler yontarım, isim yaparım, şu derneğe başkan olurum , ben ekolojik bilmemne hakkında çok bilgiliyim diye ne kadar bilgili olduğunu gösterip başkalarını küçümseyen tipler. Genelde nette bu tip insanlardan tepkiler gördük.
Bana göre ise bu biraz vizyonla ilgili bir şey.. Vizyonu açık olup kafasına yatmayanlar yine de saygı gösterebiliyorsa ve susuyorsa bu insanlara da ben saygı duyarım. Genelde tepkileri bu üç statüde değerlendirdiğimi söylemeliyim.Zaten dördüncü grupta ya çekirdekleri verdi ya da gerçekten destek oldu .. Başından beri söylüyorum.. Bir dönem insanlar oturdukları yerlerden sallamış, bilgisayar ve net yokmuş, biraz kitap okumuş, biraz sağdan soldan görmüş ve bazıları kendilerine ve bulundukları yerlere göre sıçrama yapmışlar.. İşte bu insanlar genelde bir şey ortaya çıkınca ya da yeni fikir ortaya atan birileri düşündüğünde kavrayabilecek nitelikte olmadıkları gibi destekleyebilecek olgunlukları da olmadığından hemen o fikri eleştirmeye ve alakasız şekilde saldırılara da geçebiliyorlar. Birde farkettiğim şu ki bu insanlar sağı solu eleştirmekten ne bir ağaç dikmiş, ne de bir doğaya destek olabilecek hareketi var.Hatta okumuş insanların rüzgarımı kesiyor diye ağaç kesmelerine, ya da gölge yapıyor diye ağacı köklemelerini anlamıyorum.Galiba millet olarak yaptıklarımızla, düşündüklerimiz hatta duruma göre davranışlarımız o anki konumumuza ve çevremize göre değişiyor.Sanırım son ülke durumlarımızın açıklaması da bundan ibaret.
Bu fidanlar bence yukarıda anlattığım tarzda olanlara kapak olabilecek cevabı bizlerden daha net veriyor.. Doğa anlayabilene gerçek cevapları da veriyor aslında ama bunu anlayacak kapasitede olanları bulmak zor bu dünyada..

Bir gün yerden ağaçların tohumlarını topluyorum ki bir köylü yanıma yaklaştı, niye onları topluyorsun dedi. Bende onları toprağa meyve çekirdekleriyle serpeceğimizi anlattım.İyi de dedi etraf zaten ağaç dolu.Ona bir zamanlar bizim de şehirlerde ağaçlar arasında büyüdüğümüzü ama artık insanların ağaç görmeye başka yerlere gittiklerini söyledim.Buranın etrafı beş kat dağ ve orman. Eğer etraf ağaç dolu diye sende yeni ağaçlar dikmezsen ileride senin çocuklarının çocukları da bizler gibi başka memleketlere gitmek zorunda kalacak dedim.. Kısık sesle haklısın dedi ve gitti.

Genelde insanların başkalarına yardım etmesiyle ilgili düşüncelerim şöyle :
Ödümüz kopuyor sanki bir başkasına bu dünyada bir faydamız olacak diye.. Dernekte ve genelde sosyal olaylarda yaklaşımımız bu.Oysa ayda beş ytl ye ya da on ytl ye bir öğrenciye burs verebiliriz..Beş kişi on ytl verse ayda bir öğrenciye en azından harçlık oluyor, ya da parası olmadığı için yürümek zorunda kaldığı minibüs parası olabiliyor bu miktar..Oysa birbirimize ballandıra ballandıra anlattığımız şunu aldım, bunu yaptımların yanında bunun iç huzurunu ve güzelliğini nasıl anlatabilirim ki. Diyeceksiniz ki sen ne yapıyorsun..Ben okuduğum ve kullandığım herşeyi bir yere ulaştırıyorum. Hatta ulaştıramayanlara aracı oluyorum.. Artık fazladan harcadığım her kuruşu şöyle değerlendirebilirdim gibi düşünmemek için paramın hesabını ona göre yapıyorum..
Hiç bir şey yapamıyorsanız sadece etrafınızda olanlara karşı bile kendinizi kapatmayın yeter. Belki sizin sayenizde birileri onlara ulaşabilir..Unutmayın.
Arada yazmadıklarıma gelince, size yazmaya zaman bulamadıklarım..
1-Annem burdayken sabahın 9 unda , açık kalan balkon kapısından eve hırsız girip annemin masa üstünde duran küçük çantasından para , benim cd çantamı da takı çantası sanarak alıp kaçtığından ve biz üst katta annemin odasında konuşup gülüşürken bu olay olduğundan iki gün sinirlerimiz bozuk gezdik.. Balkon demir kapım hep kilitliydi ama artık paronayaklık derecesinde cam kapıyı da kilitleyip yukarı çıkıyorum.Sanırım Uzunbey giderken kapıyı açık unutup evden çıktı zannettiğinden içeri girdi yoksa sabahın dokuzunda bu ne cesaret diyorum içimden..İyi ki görmedik, olan annemin parasına ve benim karnaval cdlerime oldu.Annemin büyük çantası ve benim çantam yine masadaydı sanırım sesimizi duyduğunda ilk yakaladıklarını alıp kaçtı.Hiç bir iz yok ve aldıkları olmasa anlamayacağız bile girdiğini.. Yaz aylarında burada diğer illerden gelip hırsızlık yapıp gidenler var.. Yoksa hala güvenli yerlerdendir burası..
2- Bugün evdeyim, temizlik yapıyorum, blog yazıyorum, Burcu ile günlük yarım saatlik telefon konuşmamızı yaptık :)
3- Netten yeni tanıdığım ve sohbet ettiğim bir karı-koca, her ikisininde bloğuna ( asortikkrep-X Ha nım)adımın yanına kendi ismimle link koymuş :)) Görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü..Neyse hemen gece gece mail attım da düzelttiler.. Sanki bir an herkes görebilecekmiş gibi geldi de biraz panik oldum.Neyse ki düzelttiler..
4- Hava buralarda çok sıcak, bir yandan da değişik.. Yani geçtiğimiz senelerdeki gibi değil.
5- Geçtiğimiz pazarda Kıdrak'a gittik.. Çok güzeldi yine..
6- Bu aralar acaip derecede canım ahşap boya yapmak istiyor. Bir sürü yapılacak işim var ama bir türlü oturamıyorum. Kitap okumakta istiyor ama okuyamıyorum yorgunluktan..Akşamları geç geliyoruz, ancak dinlenebiliyorum.
7-Avon'dan aldığım şampuanlar ve banyo köpükleri çok güzel :)) Teşekkürler Burcu..
8- Çağıl'ın masasındayım, biraz sonra da bu sıcakta odasını süpüreceğim :)
9- Denize gitmek istiyorum..
İşte bu düşüncelerle kalkıp evi temizleyeceğim şimdi :))
Son ekleyeceklerim.. Nerde yaşarsak yaşayalım, mutlaka bir şekilde doğaya bir faydamız dokunabilir. Hiç ağaç dikmemiş biri olmak kadar doğadan uzak kalmayalım hiçbirimiz.. ve her zaman farkında olalım başka insanların yaşadıklarından.

24 yorum:

pinarbk dedi ki...

Tüm acımasızlığa rağmen, toprak ana hiç küsmüyor...Nasıl sevindim okurken, anlatamam...

hislerim ve ben dedi ki...

asortik senin her şeye koşuşturmana hayranım ya.
en önemlisi her zaman insanlığa faydalı işler yapman vede bizleri buna teşvik etmen.şu hırsız olayına çok üzüldüm.derler ya cana geleceğine mala gelsin diye neyseki size bi şey olmadı.nasıl bir cesaret bu böyle anlamadım.
çekirdek kampanyası için sizi kutluyorum çok güzel bir iş çıkarmışsınız sadece kendini değil bizleri ve geleceğimizide düşündüğün için.
sen her şeyde mükemmel bir insansın

funda dedi ki...

dehşetle okudum aslında bu yazıyı . ağaçların yandığını ormanların yokolduğunu hep duyardık ama hiç bu kadar yakından görmemiştim. ve aslında ekolojik dengeyi sarsmaya çalışanlar ellerinde sigarayla ormanların içinde dolaşanlar, pikniklerini hesapsızca yapanlar. sizin yaptıklarınız da deniz yıldızının hikayesini ve sezen aksunun son şarkısını hatırlattı bana. kaç hayat kurtarırsak kar... tebrik ediyorum gönülden...

sihirli eller dedi ki...

çekirdek dediğiniz yenilmiş meyvelerin çekirdeğimi tohum çekirdeklerimi?zaten toprağa ne verdinde geri çevirdiki?çok güzleller bir kaç seneye kadar çıplak tepe dolar dediğiniz gibi.annenizin paralarına ve cdlere üzüldüm.ama büyük birşey almamış sizede bir şey olmamışyaaa.geçmiş olsun.

Asortik Krep dedi ki...

Pınarbk, ben günlerdir herkese anlatıyorum, ya da elimde makine resimlerini gösteriyorum :)

Hislerim ve ben, beni biraz abartmışsın anlatırken yine de teşekkür ederim sözlerin için ama aslında derdi olupta söyleyemeyen o kadar çok insan var ki..Zaten gerçek ihtiyaç sahipleri çok zor geliyor böyle yerlere, esas onları bulmakta zorlanıyoruz..

Funda,o hikaye benim yaşam düsturumdur zaten.Biri için bile bir şey değişecekse kesinlikle vazgeçmem.

Sihirli Eller, biz yediğimiz meyvelerin çekirdeklerini yıkayıp üç gün gölgede kuruttuktan sonra çeşitli toplama yerlerinde çuvalların içinde topladık onları..İçlerinde ağaç ve bitki tohumları da var.Kuru olunca birbirine karışsa da karışmasa da farketmez.Çeşitli yüksekliklerden attık ya da toprağa serptik.Bunlar tutanlar, yeşillenip yabani olsa da meyve verecek ya da yeşillik yapacak ormana ama esas amacımız bu çekirdekleri kışın azalan yiyeceklerle ya da yanan ağaçların sayesinde yemeksiz kalan hayvanlara yem olması bir kısmının..Böylece besinsiz kalan hayvanlar ki bunlar sincaplar,domuzlar,kuşlar,kaplumbağa ve tavşanlar başta olmak üzere besin zinciri bozulmadan yaşayabilsinler..Bu zincir bozulduğunda nasıl kuşlar ve tavuklar itlaf edilince kuş gribi için keneler hortluyorsa bunlardan birinin nufusu eksilince de doğanın dengesi bozuluyor.Mesela bir tarlada yılan olmazsa fareler çoğalır,insanlar baş demezler gibi..Aynı zamanda da çocuklara doğa bilinci ve sevgisi aşılamanın iyi bir yöntemi oldu..İnsanlara da yukarıda yazdığım gibi eğer ormanlarını korumaz ve yeni ağaçlar dikmezlerse ağaçsız kalacaklarının sinyallerini verdik ,doğayı hatırlattık. Bu ve buna benzer amaçlarla bu kampanyayı düzenledik.

Oya Kayacan dedi ki...

Sabah sabah yüreğimi ferahlatan bir yazı. İyi geldi bana. Çocukluğumdan beri çekirdek dikme alışkanlığım var. Ceviz ve kestane de. Tuttukları filizlendikleri zaman uçuşmaya başlıyorum keyfimden. Orman yaratamıyorum yeniden ama gözümün gördüğü boşlukları fidanlığa çevirmek gibi bir huyum var...

Asortik Krep dedi ki...

Sihirli Eller, benim için hırsızın içeri girmesi bile huzursuz edici bir olay.Hem de biz evdeyken.Paranın miktarı tabii ki önemli değil,yalnız o paraya bir ay çalışan insanlar var, hırsıza da harcamak nasip olmasın diyorum..Paranın miktarını yazmakla da hata etmişim.. Tekrar yazıya dönüp sileceğim şimdi.

Oya Kayacan, Bir orman ya da bir ağaç farketmez..Önemli olan eylem ve düşüncedir :))

enne dedi ki...

Keşke seni klonlayıp her yere birer asortikkrep koyabilsek:) O kadar çok çevreyle ilgileniyorsun ki, bunu işin gereği değil, içinden geldiği için ve buna inandığın için yaptığın çok belli. Ben senin bu yazılarını okurken utanıyorum kendimden, neden ben de böyle şeyler yapmıyorum diye? Senden öğreneceğim çok şey var daha, sen öğretmekten bıkmazsan, ben de öğrenmekten bıkmam:) Ah bir de bunları uygulamaya başlasam.

Asortik Krep dedi ki...

Enne, bir zamanlar balkonuna çiçekler alıyordun hatırlıyormusun..? Bu bile bir adımdır..Her yeşil gözüken balkon ağaçsızlığa ve yanan ormanlara bir tepkidir.. Balkonlarımız tüp ve fazla eşyalarımızı koyduğumuz bir yer olmasın..Nereye bakarsa baksın hatta güzel çiçekler ve küçük ağaççıklar olduğunu düşünsene , manzarası olmasa bile oturup birbirimizin balkonlarına baksak yeter..

Birde bahçesi olupta bakımsız olanların bahçesine dalıp,derleyip toparlayıp çiçek ekesim geliyor arada bir..Kendimce planlıyorum mesela yeni evlerin bahçelerini,şuraya sarmaşık, şuraya ağaç,şuraya masa koyulabilir gibi..Evişlerinde bile bu kadar titiz değilimdir ben :)Anlaşıldı ki bu konu üstüne yine yazı yazmak gerekecek :))
Birde sulama ve çiçek yetiştirme ile ilgili sorunu olanlar da kaktüs ve sukulent yetiştirebilir bence..

nilly dedi ki...

Sevgili Asortik Krep, google'la tepeden Istanbul'a bakinca icim aciyor. Hic yesil alan kalmamis gibi gorunuyor. Su anda yasadigim yer ise yesillik dolu. Biz neden beceremiyoruz diye dusundukce cevap hep bilincsizlik oluyor. Coplerimizi bile ayirmayi bilmiyoruz. Amerika'nin artistlerine ozenecegimize biraz bu yonlerine ozensek keske.

Ebru dedi ki...

Sevgili Asortik Krep, yazdıklarını okuyunca nasıl mutlu oldum anlatamam. Bu yaz o kadar güzel ormanlık alanlar yandı ki içim cız ediyor maalesef. Keşke herkes sizler gibi duyarlı olsa da sürekli ağaçlandırma çalışmaları olsa ne kadar iyi olurdu. Çocuklarımıza bırakacağımız gelecek günlerden çok kaygılıyım. Bol ağaçlı yangınsız güzel günler diliyorum. Sevgiler...

Magissa dedi ki...

Böyle olumlu işler duyup okuyunca benim de içime sular serpiliyor. Tahribatın yanında devede kulak kalsa bile, hala birşeyler yapılabileeğinin kanıtı işte! Ellerinize ayaklarınıza sağlık. Biz de biraz çekirdek toplamış göndermiştik geçen sene, iki sincaba faydamız
dokunmuşsa ne mutlu!

Negatif insanlara tıkayın kulaklarınızı. Biliyorsunuz akıl öğreten çoktur ama kimse kılını kıpırdatmaz.

Darısı bütün diğer yanan orman arazilerinin başına... Bugün yangının Adrasan'a doğru ilerlediğini duydum haberlerde, içim sızladı...

sessiz balik dedi ki...

ablacım merhaba
bloguma yorum yazmışsın , fethiye kaldı diye. aslında haklısın. ölüdenizde bir gece kaldık gerçi ama o kadar yorgunduk ki gezemedik.
yine geleceğiz .hem bu sefer başlangıç noktamız olacağından rahat rahat yorgun olmadan gezme fırsatımız olacak ve illa ki kapını çalacağız.
hem ben dün rüyamda gördüm seni.
annemi getirmişim fethiyeye.yörük müzesini gezdiriyorum ona. sonra seni farkediyorum insanların arasında oturup konuşuyoruz.şapkan var ve ondan tanıdım diyorum sana.işte böyle :)

Evin Kedisi dedi ki...

Asortik Krep'cim;

Şimdi yazdıklarımın hepsi gitti, sayfayı bulamadı :((( Yine yazdıklarımı kısaca tekrarlayayım.

Yazdıkların bana yine bu sene başında seyrettiğim ve çok etkilendiğim bir filmi hatırlattı Jean Giono " The Man Who Planted Trees" Bu kısa yarım saatlik bir animasyon, tamamıyla kara kalem bir çizimin yan yana getirilmesi ile oluşturulmuş.

Her kim ne derse desin, cahilliğin en büyük göstergesi nedir? Dedikodu ve yapamadığın şeyleri aşağılamak, herkesde bir enerji var ama harcadığı alanlar farklı olunca böyle :( Takmadan yola devam ve tebrikler...

Hırsızlık için de çok geçmiş olsun ama neredeyse Türkiye'de hayatın bir parçası haline geldi değil mi? Üzücü...

Çocuk gibi dedi ki...

Minicik bir çekirdek ne kadar güzel, minnacık bir ağaç olmuş Asortik sadece 10 ayda !!!

Bu işin olup, olmayacağını çok merak ediyordum biliyor musun ? İşe yaramasına sevindim :)) Eeee projenin devamı konusunda bir hareket var mı?

Çekirdekleri toplamaya alışmışız, bu sene bizim ekip başta toplamış, bana getirdiler çekirdekleri, yok dedim öyle geniş bir kampanya yokmuş, toplamayın :(

Bu arada ben sebzeleri yıkadığım suları çiçeklerin dibine döküyordum. Bu sene bir baktım domates çıkmış !!!
Sebzeleri yıkadığım suyu dökmeye uğraşırken, kendimi enayi görürdüm, ama enayi göre göre devam ederdim. Şimdi domatesim boşa uğraşmadığımı gösterdi :)

Bu sene suları taşımak hiç zor gelmiyor. Geçen gün ilk domatesleri yedik sabah kahvaltısında. Kocaman çekirdekli ve birazda ekşiydi ama bize pek güzel geldi :)

Başkaları inanmasa da inandıklarının peşinden koşmaya devam etmek gerek.

Sabretmeyi bilirsen, emekler boşa çıkmıyor :)

Hırsızlık işi içinse geçmiş olsun, gerçekten sinir bozucu bir durum :(

Asortik Krep dedi ki...

Nilly, çoğu insana çöplerinizi ayrı koyun dediğimde İstanbul için söylüyorum.. (Burada geri dönüşüm uygulanıyor çünkü..) Uygulanmadığı için ayırmıyoruz diyorlar..Oysa kullanılmasa da ayırarak koymak gerek.Son cümlene de yürekten katılıyorum :)

Ebru, orman yangınları için ağaç türlerinden tutunda politik kundakçılara kadar yanması için her türlü sebebimiz var.

ginger dedi ki...

Öncelikle çok geçmiş olsun diyorum.Ama başka ellerden göç edipte iş bulamadıkça ve işsizlikte giderek arttıkça bu olaylar kaçınılmaz görünüyor.Kapımızı kilitlemediğimiz günleri özlüyorum
:/
Fidan ve çekirdek konusunda da sizi destekliyorum.Hele bu kadar çok ciğerlerimiz yandıkça.Sadece gözümüzle gördüğümüz kötü görüntüler değil ,zaman içindeki iklim değişimlerine de katkınız olacağını düşünüyorum.Ağaçları arttırarak.

Asortik Krep dedi ki...

Magissa, şimdi duyarlı olma zamanı geldi de geçiyor belki de.. Her sene bu yıl dünyanın yeşil kalması için ne yaptım demeli insan..Aslında önemsemiyoruz ama ben kendimi bir şeyler dikmek için zorlamıyorum diyelim,çekirdek kampanyası hariç kiracı olduğumuz evde en azından 13 ağaç dikmişim, kendi evimde az yer var diye şimdilik beş, İstanbulda eski yazlığa 40-50, burada eski dükkanımıza 20 ye yakın(kaç kaldı bilmiyorum ama bir gün gidip sayacağım),bu arada evde balkonda bakıp büyüdüğünde bahçesi olan birilerine verdiğim ağaçları saymıyorum.Yani hiç düşünmeden diyebilirimki uğraşmadan 50-60 ağaç kesin dikmişimdir..Bunlar uğraşmadan yapabileceğimiz sayı bence..

Asortik Krep dedi ki...

Sessiz Balık, ne zaman istersen..Buralardayım..

Evin Kedisi, aslında çocuklar için mesela bitki dikimi ya da çevreyi sevdirecek,çiçek ekimi ya da bahçe bakımı gibi animasyon filmler olabilse ne güzel olurdu..

Çocuk Gibi, bir ara söylemiştim sana aslında toplama yerleri değişiyor ki bu da senin gibi uzaktan çekirdek gönderecek kişileri bağlamıyor..Kampanya Mavi Kuş olduğu sürece devam edecek yeni düzenleme bu. Siz çekirdekleri biriktirin biz bekliyoruz :)

Bende bir saksıda chery domates ve 2-3 saksıda biber yetiştirdim bu sene..

Ginger, korkarım ki inşaatlarda çalışanlarda bu konularda boş durmuyor..Başka şehirlerden gelenler konusunda ise bir sürü hikaye var..Burada işsiz insanlaryaşayamazlar çünkü hayat çok pahalı,ancak işte böyle hırsızlıkla geçinebilirler..O da kolay mimlendiklerinden devamlı burada yaşayamazlar..ama evet uyuşturucu trafiği yüksek..Yani satan ve bitki yetiştiren çok.Özellikle kırsal kesimde ücra yerlerde var ama bunları da yerlisi bildiğinden herkes kimin ne yaptığını biliyor :)

O Konya'daki kurslardan buralarda da var hem de en ücra köşelerde kırsalda en az 4- 5 katlı çürük binalarda "ingilizce kurs! " veriyorlar anası babası cahil köyden topladıkları kızlara.

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Çekirdek kampanyanızı yeni okudum ve çok mutlu oldum.
Benim gibi doğaya aşık biri bu konulara girdimi sessiz kalamıyorum. Ben hiç bir çekirdeği çöpe atmam hemde çok eskiden beri zaman zaman sitenin bahçesinde küçük fidecikler ne hikmettir koparıp atarlar. (İnatla bir incir ve erik yapabildim) Yapma yeşillik seviyor çoğu kimse, bense doğal olanını tercih ediyorum.
Şimdilerde topladıklarımı yeşillik alanlara götürüp atıyorum. Takibini yapamasamda biliyorumki toprak kabul ediyordur.
Sevgiler...

Asortik Krep dedi ki...

Yaşamın Kıyısında, gelecekte insanlar yapma yeşillik yapabilecek su bile bulunmayacağından bizim gibi yedikleri meyvelerin çekirdeklerini saklayıp bulaşıktan ve duştan artan sularla fidanların gözünün içine bakacaklar korkarım..Çim bahçelerinin yerini kaktüs bahçeleri alacak,daha az su istedikleri için.

denizanasi dedi ki...

tatile henuz gidebilmiş biri olarak bu güzel deniz manzaraları valla acı veriyor:)

keşke her yerde bu tarz hareketlere gerek kalmadan o güzelim ormanlar sağlam kalsa.

bu arada çok geçmiş olsun. su sıralar yine bu hırsız haberlerini cok duyuyorum:(

CaDı dedi ki...

Hepinizin eline canına sağlık, ben kendi adıma çooooookkk teşekkür ederim!

Asortik Krep dedi ki...

Denizanası, insan tatildeyken tatilin kıymetini anlayamıyor bence..Yine de her fotğrafı paylaşmıyorum sizle yoksa bana kızarsınız :)

Cadı, bir şey değil canım..Nerelerdesin sen bakiim?