Perşembe, Ocak 08, 2009

Seyir Defteri 2. Bölüm

Annemler geldiğinden beri manzara böyle dağlarda. Akdağlar kar dolu, allahtan onlar rahat gitmişler.Yollar açıkmış.Onlar gittiğinden beri daha girip odalarını toplamadım.Nedensiz.İstanbuldan gelince de ben bavullarımı ancak bir haftada yerleştiriyorum.İşte böyle saçma sapan bir alışkanlık oldu burda.Uzunbey farkında ve dalga geçer genelde ama ben yine de bir hafta da ancak yerleşirim.Balayı hevesi bitmemiş yeni gelinler gibi bavulum ortada ve açık durur, lazım olanı alırım içinden. Kimse de bir şey demez aslında diyene de yüz vermem.. Zaten pek başkalarına göre hareket eden biri değilim.Sanırım insanlarda bu yönümü seviyorlar.Öyleyse niye onları hayal kırıklığına uğratayım ki..? Bildiğim gibi yaşıyorum.
Bayramdan sonra biraz alışveriş yaptım kendime burdan.(F.S)Biraz da annem getirmiş güzel şeyler.Yeni yeni cicilerim oldu.Çikolata kahveyi çok sevdiğimi ve bana yakıştığını söylemişmiydim, söylemediysem de resmimi koyuyorum ordan bakın işte. Bu aralar görüntüme bakmayı seviyorum.Kilo vermesem de kendimi böyle seviyorum.Verirsem de ne ala..Yaza kadar verebildiğimle idare edeceğim..Resim Kaya da Poseıdon'da çekildi.Uzunbey çekti.Yılbaşının ertesi günü Alp'i gezmeye götürdük Kaya'ya.. Sonra da Ölüdeniz'e.. (Kürk imitasyon, sahici almam zaten.. :)) Birde gerçekten gözlüksüz daha genç görünüyorum ama şimdilik böyle gözükmeyi istiyorum.Daha sonra belki gözlüksüz çıkarım karşınıza..

Bu bitkiye ne diyorlar bilmiyorum.Yürüyüşlerden birinde çektim.
Her gün annemlerle ya Çalış'a ya da merkeze indik.Büroya fazla uğramadan , genelde annemlerle geçirdim ikinci haftayı da.Yılbaşında çıkmadık, Alp'te gelince kalabalık bir yılbaşı soframız oldu yine..Ben daha akşam üstünden ahududu likörüyle başladım yemek hazırlarken, sonra da rakıyla devam ettim.Normalde şarapla ya da votkayla bitirmek isterdim ama serviste yaptığımdan olmadı.Sofrayı toplayıp annemle makineyi yerleştirdik ve oturduğumuzda tv de nostaljik müzikler vardı.Annem,babam ve ben biraz onlara takıldık en sonunda 3.30 da yattık.Bu arada günler sıcak geçti genelde.Akşamları da şömine yaktık klimayla. Annem evde ne kadar tamir edilecek ve dikilecek şey varsa elden geçirdi.Sabahları Demirköy işi kahvaltılar yaptık.Uzun ve brunch tadında.. Bizim kahvaltıların yanında brunchlar halt etmiş zaten.


Bu çetikleri annem örnek almış birilerinden, çok değişik bir model..Benim tarzım değil pek.Ben hala anneannemin ördüklerini giyiyorum evde..Artık azaldılar da.Bir kısmını Çağıl için kenara koydum.Bebek yelekleri de var bunların içinde.. Bunlar çok şık ve bilekten çarpraz bağlı. çetik= patik - Çetik Trakya'da, patik İstanbulda söylenen ismi..
Bu resimdekiler annemlerinde burda olduğu hafta gittiğimiz car boot'tan..
Atkılarda değişik bir stanttaydı.
Sefertaslarına elli lira istediler..Ben saki bardağına benzer birşey ve sürahisini aldım ordan.
Bu yastıkta aynı yerdeydi, Türkler car boot satışının ruhuna uygun değilde para kazanılacak bir yer gözüyle baktıklarından genelde pahalı oluyor onların masaları..Oysa car bootta elden çıkarılacak ürünlerin yine kullanacak birine uygun bir fiyatla geçmesi amacı var..Bu yüzden tam bit pazarı diyemeyiz..
Kayaköy gezintisinin resimlerinden..
Ares böyle gezilerde mutluluktan her yana koşturuyor.
Küçük kilisenin bahçesi..
Kilisenin girişinin rumlardan kalan yer döşemesi..
Kayaköy
yine küçük kilise
Burası da Kaya köy.
Annemler burdayken eski komşum Hatice Teyzeye gitmiştik.Kendisi el sanatları yönünden derya gibidir. Aslında evin her yanı bir başka elişiyle dolu ama şimdilik ilginç olanları görüntülemek istedim.
Kapılar çarpmasın diye beş kiloluk su şişelerine taş doldurarak yaptığı ağırlıklar..
Burası" nazar çıkmazı" Evin koridoruna yaptığı ve senelerdir aldığı veya hediye edilen nazarlıkları astığı bir bölüm.Evinden tarih fışkırır zaten. 1955 yazılı cüzdan vardı aralarında..Gerçi ev o kadar eski değil, seksenlerden..
Burası bizim Kuş cenneti dediğimiz Çalışta kuşların ve balıkların ürediği koruma alanı..Koruyabildiğimiz kadar koruyabiliyoruz..Yani hala insanlar buraya balık tutmaya geliyorlar..Kuş gözlem kulesi yapıldı ama geçtiğimiz yıl bir diğerini söküp yakmışlardı.. Artık Çalışta fazla sakin olmadığından bu sene fazla zarar veremediler..
Çalış kuş cenneti. Kuş gözlem günleri burada yapılıyor..
Bu şekeri annem yaptı bizdeyken.. Onlar çocukken anneannem yaparmış daha pastaneler yokken. Adı Fatmaşeker.. Anneannemin adı :)) yani.. Bildiğiniz karamelli şekerler var ya tadı aynen öyle hatta daha güzel.Yapımı da çok kolay. Bir kilo süte yarım kilo toz şeker ekleyip devamlı karıştırıyorsunuz ateşin üstünde..Rengi giderek koyulaşıyor ve karamel rengini alınca pudra şekeri dökülmüş bir tepsiye düz şekilde döküyorsunuz. Soğuyunca da kesiyorsunuz kare kare..Alttaki resim tepsideki hali, üstteki resimde pudra şekerine bulanmış hali..
Bu da genelde evde yapılan biberli domatesler..Annem bana da bir kavanoz getirmiş ama o kadar güzeldi ki her öğün sofraya geldiğinden bitirdik.Gidince bir kaç kavanoz daha almayı düşünüyorum ondan.
Annemin marifetlerinden bir tane daha.. İğnelik..İçi kitap sayfası gibi hatta makara bile konuyor..İsterseniz seyahatlerde yanınızda da taşıyabilirsiniz..

Arkadaşlarım sağolsun, gittiğim her yerde yılbaşı hediyesi aldım bu hafta.. Bu çanta da Zen'den Selma Hanımın hediyesi..
Annem bu eldivenlerden geçen sene ben siyahını alınca modelini çok beğenmişti..Kendine ve eşe dosta hediye yaptı..Buraya gelince bende kahve rengini istediğimden yün alıp gitmeden bitirdi..Bu modelde kahvesi yoktu bende iyi oldu :))


Bu degrade mavi masa örtüsü ile noel babalı kapak örtü de Hatice Teyzemin bana yılbaşı hediyesi..Maviyi çok sevdiğimden tüm hediyelerimi mavi almaya gayret eder Hatice Teyze.. (Yedi yıl komşu oturduk eski evde, bende çok emeği vardır, bende onu çok severim, her bayramda mutlaka hep beraber uğrarız, bir ona, bir şükran teyzeye bir ekin ablaya..)
Annemler gittikten sonra uzunbeyle yürüyüşe gittik koca çalışa..Hava 3 gündür çok güzel ve biz işi biraz rolantiye alıp dinlendik evde.Yürüyüşlere çıktık, işe yarım saatliğine uğrayıp gezdik biraz.Bu işe en çok ares sevindi..Evde de gelecekle ilgili planlar ve programlar yapıp dinlendik.
Yaz havası olmasa da hava güzel olunca deniz kıyısında gezmenin keyfi bir başka oluyor.
Dün biraz dalgalıydı deniz, beyaz köpükler kıyıya vurdukça dalgaların sesiyle yürüdük deniz kenarında.
Sohbet etmek için oturduk sonra kenarda bir yerde..Biz otururken mekan sahibi de yeni uyanmış, havlusu elinde denize gidiyordu :) Tanımasam çekecektim resmini arkadan ama utandım..O denize girip duşa girdi, biz keyif yaptık uzunbeyle.
Ares kendi kendine koşturup durdu, bir poz yakalayabilmek için uğraştım durdum.Yine de yüzü bana dönük güzel bir poz yakalayamadım.
Gece dalgalar kıyıyı dövmüş,deniz ne var ne yoksa kıyıya atmış içindekileri..
Burası da yürüdüğümüz yer.Ağaçların ilerisine yola çekip arabayı ileriye doğru denizin kıyısından yürüyoruz genelde.. Kumda yürümek daha yorucu ama yavaş yürüyoruz zaten.Bazen köpekler çıkıyor önümüze yine de daha sakin ve sessiz olduğundan çoğunlukla orada yürümeyi tercih ediyoruz.Eğer işe gideceksekte bu sefer Çalış' ın diğer tarafında yürüme yolunda Şat' a kadar yürüyüp dönüyoruz.. Yani kılçadır tarafında ,hani genelde yalnız gittiğimde oturduğum taraf..
Bunlarda Gülderen'in bana yılbaşı hediyesi..Arkada eski kitaplarım , babamdan gelme..Yani çocukken bana verdiklerinden..Genelde üstlerinde 1985 tarihi var..Yani orta okulda okuduklarımdan..

Annemle babam burdayken zaman dolu dolu geçti.En çok babamın 5+ 5 dediğimiz zamanını nasıl geçirdiğini anlatan plan kağıtlarına takan ares' e güldük.Aylardır evde hiçbir kağıdı parçalamayan ares babamın bu 5+5 kağıtlarına taktı.Uyuklarken elinden alıp parçalamalar mı istersiniz yoksa onların odasına girip sehpadan almalar mı..? Hatta yine hiç yapmadığı bir şey yapıp babamın bavulundan plastik tıraş bıçağını alıp dişleriyle parçalamış, ben yakaladığımda üst katta onun gazetesini de parçalıyordu.. İlk geldiklerinde de annemle çağıl'ın arasına girip anneme sarıldığında onu kıskandığını anlamıştık ama gidip onlar koltukta otururken ayaklarına yattığında, annem yatarken onun yatağına koşup ona oyun yaptığında gerçekten onları sevdiğine inanıp, ilgilenmediklerinde babamın 5+5 lerine saldıracağını düşünmemiştim :)

Annemle babamda evlerinde köpek beslememiş insanlar olarak iyi idare ettiler.Tek zorluğu onların kapılarına dayanıp içeri girmesin diye bizim yatak odamıza girmesine izin verdiğimizden şimdi de geceleri beraber uyuyoruz..Evde küçük oğlumuz gibi, çağıl'ı acaip kıskanıyor yalnız.Benle belli bir mesafede..Devamlı mutfağa girip çıktığımdan pek dokunmuyorum ona, o da bana çok saygılı davranıyor .Hatta hiç çağıl 'la uzunbey' e davrandığı gibi bana ısırıyormuş gibi de yapmıyor.Zorla ağzına elimi bile soksam bana karşı bir hareket yapmıyor .Mesafeliyiz yani :) Bu da benim istediğim tür ilişki aslında. Bir de ne yaparsa yapsın ben hayır dediğimde ya da emir verdiğimde evde anında uyguluyor.Dışarıda da yakalanmak hariç hemen hemen her dediğimi yapıyor :)

Kuru mama ve bizim yaptığımız yemekleri karışık veriyoruz.. Hazır yemeği büroda yiyiyor.Evde haftada bir yumurta haşlayıp kabuklarıyla veriyorum ki tüyleri daha da sararsın ve parlasın.Yıkanması ve fırçalanması, gece tuvaleti ve gündüz tuvaleti de uzunbey'e ait.Büroda bizim gençler yardımcı oluyorlar bana kalmıyor işleri :) Büroda birde kanaryamız var benim masamın yanında, her sabah neşe içinde şarkı söyleyen :)

Annemlerle iki hafta çok çabuk geçti aslında..Hatice Teyzeye , Talin'in İstanbuldan buraya yerleşen annesine, Yörük Müzesine Enver Beylere gittik beraber ikinci hafta.. Hava güzel oldukça gezdik, yürüyüşe gittik evden kıl çadıra, hatta yörük müzesinden kıl çadıra geçtik ve türk kahvesi içip fal baktık babamla..Babam keyfi yerindeyse çok güzel fal bakar :) Sonra karlı dağların önünde annem kazakla gezerken çalışta bol bol resim çektim onları..Alp'le de Çalış' a geldik bir gün..Paspaturda yağmurda kahve içtik bir cafe de..birde cezayirustaya gittik döner yemeğe.. Bir tek pazar günü yağmur yağdı bizde çalış pazarının bir alt sokağında olduğumuzdan pazara gidebildik beraber annemle.. Alışveriş yapıp döndük eve o gün.. Dolu dolu günlerimizi geçirmeye çalıştık ve her gördüğümüz elişi modelini kafamızda biz bunu nasıl yaparız diye konuştuk..Babam bana eskileri anlattı birde kahve saatlerinde ..Nasıl öğretmen okuluna gittiğini, nasıl öğretmen olduğunu ve onun ilk öğretmenlik yıllarında anadoluda memleketin ne durumda olduğunu..Arada yaptığım vişne liköründen kalan votkalı vişneleri yuvarladık :) politika konuştuk bol bol ve kalan ahududu liköründen aklımıza geldikçe çikolatayla içtik :) Tabii ki birbirimize doyamadık, ama en azından dolu dolu yaşadık :) beraber olmanın tadını çıkardık..

Aklıma geldi ekliyorum.. yemekteyiz programının fethiye versiyonunu da bizim evde çevirdik birde :) annemle babam her yemeğime not verdiler, yok tuzu azmış :P yok çorba ılık olmuş :P her seferinde bu kadar seneden sonra notlandık :) ben çağıldan alışkınım tüm yemeği yer sonra da iğrenç olmuş anne diye dalga geçer ama hem tv den seyrettik hem de evde çevirdik yemekteyizi :))

Birde lazanya yaptım annemle çağıl sevdiği için.. Sanırım onu seviyorlar.. hatta çağıl az yapıyorsun dedi diye bu hafta yine yaptım.. güzel yemekler yapmayı seviyorum aslında ama keyifli olacağım ve yorgun olmayacağım.. birde hazır yufkadan börek yaptım ki pırasalı bence o lazanyadan daha güzel olmuştu..Tatlılardan peynir tatlısı ve yalancı tavuk göğsü de yaptım akşam için ama tahmin edersiniz ki gerçek tavuk göğsü kullanmadığımdan düşük not aldım :))))

10 yorum:

gönül dedi ki...

Asortikciğim,
öncelikle Allah kavuştursun, ne güzel günler geçirmişsin ailenle, tabi senin yazdığın yerleri ben yine seninle dolaştım kış ve İstanbulda olduğumu unutarak,ama bir şey çok istenince olur inanıyorum bir gün Fethiyede oturacağıma,
sevgiler canım

CaDı dedi ki...

Asortikim, tam hayal ettiğim gibisin, çok güzel:) Allah kavuştursun annenlere, beni de inş:))

ERDIL dedi ki...

Bitkinin adi (Pyracantha) Saridan kirmiziya kadar tonlari vardir.Yapraklari her mevsim yesil.Beyaz kücük cicekler acar.
Saygilar

Asortik Krep dedi ki...

Gönül Hanım, buraya gelmenizi bende çok istiyorum..Sizle konuşmak ve sohbet etmek çok keyifli ama burdaki arkadaşlarınızla sizi paylaşmakta zorlanacağız sanırım :))
Cadıcım, nerelerdesin..? Beni sevdiğinden güzel gözüküyorum sanırım sana :)) İnşallah kavuşursun ailene..Ben artık Akdenizli oldum..

Erdil Bey, çok teşekkür ederim.Türkçede Ateş Dikeni diye geçiyormuş ..

HAYAT dedi ki...

okumaktan çok büyük bir zevk aldım.

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Fotoğrafını görünce içim cız etti.Seni özlediğimi hissettim.Hem de çok :/

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

Ah unutmadan,o güzel eldivenlere AsortikKrep ve annesi tarafından sahip olan şalı bir kulum:)

"Bu deliklerle ellerim nasıl üşümeyecek bakalım"şeklindeki hain düşüncelerimde çok yanıldım:)
Öyle güzel ısıtıyorlar ki hemde.

Bunu söylediğimde kocamdan gelen bombayı dinle Asortik:"Eldivendeki onca delikle ellerin üşüyordur da sen Asortiğin sıcaklığıyla ısınıyorsundur"

Vawwww dedim,vaş dedim,huh lafa bak dedim!Eh ne olacak enişte-Asortik dayanışması.Hııh:)

Yazındaki Ona dair cümlelerden sonra hâla yere inemedi de :P

Seviyorum seni kadın yaaaa!

Asortik Krep dedi ki...

Hayat, bende bazen eski yazılarımı tekrar geçip unuttuğum güzellikleri hatırlamaya çalışıyorum.

Biyocan, bende seni özledim yaa.. Gerçekten annemin ördüklerini bile seninle paylaşmışım, değerini bil :) Üşümüyorlar biliyorum,kullanıyorum çünkü. Eniştebey bir tane :)) ne söylerse söylesin benim hakkımda konuşma hakkı herzaman var :)

Bende seni seviyorum..

Girls-on-blog dedi ki...

Asortikcim..allah kavuştursun.Harika yazmışsın..fotolar süper...Ares harika ve ben sana misafirliğe gelmek istedim okudukça:))))
Yüzsüzlüğümü mazur gör cidden okurken hissettigim seyi yazdım.
Sevgiler

Asortik Krep dedi ki...

Girls-on-blog, yüzsüzlük ne demek ,içinden geçeni söylemişsin ne güzel :))
Beklerim :)