Çarşamba, Temmuz 21, 2010

yağmur olup yağsan sen üzerime..


Kabak Koyu
Canım fazla yazmak istemiyor, kimseyle uğraşacak keyfim yok, hatta bulaşanlar olursa pişman olur diye tabela asasım var.. Bu yüzden kısa kesiyorum.O gün Uzunbey'in eski arkadaşlarıyla eski Datça'da buluşma planlarımız suya yattığından uzunbeyin yoğun ısrarlarıyla ve çok yorgun olmama rağmen Kabak Koyu'na gittik. Orası hele de yürüyüş için yorgun gidilebilecek bir yer değil.Bunu anladığımızda çok geçti ama yediğimiz nefis yemekler yanımıza kar kaldı ve yürüyüşten sonra gerçekleştirdiğimiz köşkte uyku seansı nefisti.. Sonraki fotoğrafta göreceğiniz üzere karadut şarabı da uyku öncesi keyfimize keyif kattı.

Biz Faralya'nın son durağı olan Kabak Mahallesinde bulunan Olive Garden Cafe-Restauranta gittik.Arabayı orada bıraktık, kendimiz kaşındık ki aşağıya yürüyerek inelim ve dönelim diye düşündük,oysa yorgunsanız ve de belli bir disiplinde değilseniz ne işiniz var o tepelerde..? :P diye adamla dalga geçilir,hatta inilir,kesinlikle söylenerek çıkılır.Mesafeyi görünce bana hakvereceksiniz.. Macera düşkünü ve sporcu değilseniz kesinlikle aşağıya kadar arabayla inin derim.Girişte bir kapı var, herkesi içeri salmıyorlar,yolun tehlikesini kabul eden giriyormuş diye de uyarayım.Yürüyerek ise gayet güzel inebilirsiniz, yürüyüşçüleri engelleyecek bir durum yok.
Hatta yürüyün, gördüğünüz en güzel deniz manzaralarından birini izleyerek hem de..
Bu güzellikler bizim gittiğimiz yerde yediğimiz yemekler,her ikisi de nefisti,benim tabağımdaki kaşarlı ve mantarlı tavuk sarmayı uzunbeyle bölüştüğümüzden tabak pek iç açıcı durmuyor ama tadları nefisti.Diğer bir yemeği de yine bölüştük ki bu porsiyonların ne kadar doyurucu olduğunun resmidir. Güveçte köfte de güzeldi,ekmeği kendileri yapmıştı-artık ev yapımı ekmekler olmazsa sofra bana cazip gelmiyor da-
Yemekle soğuk bira,yemekten sonra da karadut şarabı sonra uyuduk işte köşkte,akşamüstü serinliğine kadar.
Yarı yoldan Kabak Koyu görüntüsü..
Kabak koyu

Özellikle kumu görünsün diye çektim bu pozu.

Ares bayıldı..

Koya inmeden az önceki görüntü..

Fotoğraf sırası tersten oldu yine..Sondan başa doğru bakacaksınız :))
Böyle yollardan indik, yürüyüş yolu izleri olduğundan kolayca kestirme yolu takip edebiliyorsunuz..
Havada yüzüyormuş izlenimi veren kayık.. Çok güzel bir deniz,etraf sessiz, ama çok sıcak.

Arada araba yolundan geçiyorsunuz,burası değil ama bir yerde yol o kadar dikti ki nasıl çıkacağız diye düşünmedim değil..Bu yüzden geri çıkarken az fotoğraf var, normal çekişli arabada geçmez sanırım o yollardan..

Kabak


Yukarıdan indiğimiz yollar,sadece havlularımız ve su şişelerimiz olmasına rağmen dönüşte kendi çantasının yanında benim sırt çantamı da uzunbey taşıdı çoğunlukla :))

Yürüyüş yolunda Olive Garden tabelası..
Olive Garden da ördekler..Dinlenmek için nefis bir yer.Yürüyüşten ve denizden yorgun gelip,duş alıp nefis yemekler yedik,uyuduk,çayımızı içtik ve gayet güzel de hesap ödedik.. Yediklerimiz bir gece önce yediğimiz yemeklerden kat be kat lezzetli idi.Dinlenmiş olarak eve döndük.

Bu mesafeden aşağı inip tekrar geri döndük.. Yorulduk ama güzeldi.

Bu bungolovlarda konaklayabiliyorsunuz.Şimdilik yüzme havuzları yok,seneye olacakmış, şimdiden bekliyorum,o zaman aşağı denize bile inmem ben. Yemeklerde cabası.

Tam kaybolmalık bir yer, yani beraber kaybolmak isteyenler için :)
Kabak Koyu yürümeyi sevenlere ve kampçılar için önemli, unutmayın .. Bizim gibi keyif yapmak isteyenler ve kaybolmak isteyenlere, birde güzel yemek yemek isteyenlere de kesinlikle Olive Garden diyorum..

Yukarıdaki Kabak Mahallesine giderken sağdan kamp yazılarını görünce biz yanlış sapmışız, bu yol aşağı Kabak Koyuna inen yolmuş, dönüp Kabak Mahallesinde son duraktan biraz aşağı inip arabayı olive gardena bıraktık biz.
Sonra yürüdük..Çok yorulduk, dinlendik ve akşam geç vakitte eve döndük.
Bugün çarşamba ve biraz sonra Ahmet Ümit'in kitap imza gününe gideceğim..Oradan da kayaya geçeceğiz..Burcuya doğumgünü hediyesi kitap imzalatacağım :) Kendime de ..
Sabahtan beri bunu dinliyorum.. Yağmur olup yağsan üzerime.. (Listede 2. sıradaki parça-asla-)

10 yorum:

Adsız dedi ki...

yazdıklarınızı ve sizi seviyorum.özele girmeden,gördüklerinizi anlatıyorsunuz.bizi oralarda gezdiriyorsunuz))Allahım sizi eşinizle çocuğunuzla mutlu etsin,yaşlarınız uzun olsun.aram pek yoktur..ama kayıyormuyum acaba hadi aresede selam)

Adsız dedi ki...

ismimi yazmayı unuttum eylül

Adsız dedi ki...

çok uzağa gidemiyecek kadar yorgunum.eski foçaya gitmek istiyorum.size,çok güveniyorum.önerebileceğiniz yer varmı?eylül

back to black dedi ki...

resimlerine göz yaşları içinde bakıp,yazılarını iç sızlatan bir hasretle okuyorum. Ruh halim hiç iç açıcı değil çok özlüyorum oraları burada saat 18.00 dedin mi hava kararmaya başlıyor. dört gün üst üste dolu yağdı. yağmura dair her şey beni üzüyor artık. neyse bu kadar iç döküş yeter. gelecek yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum...

Ece dedi ki...

Yazının başındaki uyarıyı dikkate alarak, Hiiiiççç 'bulaşmadan', kışkırtıcı fotoğraflara bakıp,usulcacık öpüp kaçıyorum ben:))

Asortik Krep dedi ki...

Eylül,eski foçayı hiç bilmiyorum ama bilen varsa buradan yönlendirebilirler.. Ben eskiden gittim ve çok beğendim diyebilirim sadece.

Black, geçecek hepsi ,alışacaksın..Düşün ki bende ilk geldiğimde yaşadıklarının aynısını burası için hissettim..

Ecem, bende seni öpüyorum :)

hasret senfonileri dedi ki...

Sevgili Asortik krep,
Blogspota yeni geldiğim Kasım 2009 tarihinde ilk keşfettiğim... bayıldığım... defalarca okuduğum.. hâlâ okuduğum... yorumlar yazdığım.. sayfana uzun zamandır uğramıyordum..
Gönlümü ikna edememiştim !! :)
Bu süre içinde bir kere bile sayfamı değerlendirmeye almadığın ve yazdıklarımı yorumlamadığın için..
Ama baktım ki özlemişim!!!

Sen bana aldırma kafana göre takıl sevgili Asortik krep..Seni önemsediğimi bil yeter.

minimalist dedi ki...

çok güzel bir yer; Fethiyenin sıcağını düşününce iniş değil ama çıkış kesinlikle yorucu olmuştur :)) Bungolovlar da ne güzel olmuş.

Asortik Krep dedi ki...

Hasret Senfonileri, dünyada kırmayı istediğim son insanlardan birisiniz.. Buna rağmen sizi üzmüş olmak beni de üzer.. Dörtyüz küsür linkim var ve bunların hepsini kendi sayfamdan girerek okumadığım için kendi linkinizi görmemiş olabilirsiniz..Bu yüzden sanırım yanlış anlaşılma olmuş, ben sizi sizin sayfanıza gelerek okuyorum,eğer yazacak bir şeyim olursa da yazıyorum.Daha çok okumayı seviyorum,ben burdayım geldim anlamında yorum bırakmıyorum-bırakamıyorum.Daha çok yazmak adına buradayım ama inanın dörtyüzküsür linkimi de kesnlikle okuyorum. B yüzden sık gelememiş olabilirim ama geriden de olsa takipteyim.Kitabınızı istettim ama daha gelmedi, bu yüzden de yazamadım.Lütfen bana bakmayın,ben sizi aslında takip ediyorum ama bunu gösteremiyorum :)

Minimalist, en güzel yeri manzarası bence :))

bilge ve annesi dedi ki...

Sevgili Asortik Krep; ne güzel fotoğraflar, ne güzel bir yazı yine. Özellikle karadut şarabını bir tatmak lazım dedim kendime:)) oralarda ben de kaybolmak isterdim. Bir de Ares'e özendim, ne şanslı köpek, ne güzel geziyor sizinle:))