Çarşamba, Ağustos 10, 2011

kapıldım gidiyorum


Uzun bir zaman ortadan kaybolmak aslında benimde işime gelmiyor,özlüyorum. İşlerin ve güçlerin arasında kayboluyorum oysa.Ev,iş,sorumluluklar derken bloğumu ihmal ediyorum. Bu arada iki kere yazmak için başlamışım ama yazamamışım.Bugünde ancak başka bir yazı yazmam gerekliydi onu bitirebildikten sonra blog yazıma başlayabildim.İş olsun diye yazamıyorum, benim için zor bir durum çünkü bazen çok yazı yazmam gerekebiliyor.Hepsine itina göstermem gerekince de içinden çıkılmaz bir yoğunluk oluyor benim için.Birde ancak kendi bilgisayarımda yazabiliyorum.Ayrıntı ve notlar orada çünkü.Her geçen gün bugünde yazamadım diye bitince mutsuz oluyorum.İnsan hayallerine erişmek için yazıyorsa böyle oluyor, ne garip değil mi..? Hayallerim kafamın içinden uzun bir yolculuğa çıkıyor ve bazıları sizleri buluyor,ne kadarını anlatabiliyorum bilmiyorum ama içimdekileri buraya dökmeyince rahat edemiyorum işte. Devamlı kafamı meşgul edenleri paylaşamıyorum, paylaşılacak kıvamdalar evet ama dışarıdakiler aynı kıvamda olmayınca olmuyor :) Oysa kendime sakladıklarım o kadar güzel o kadar güzel ki ... Karşıma oturtup hepsini anlatmak istiyorum sabaha kadar.Bi kahve size bi kahve bana, ben anlatayım ve hiç susmayayım.Bu kadar zamanda yaşadıklarımı,hissettiklerimi anlatmak istiyorum en çok ve özledikçe açıyorum müziği,sevdiklerimi ve aklıma getirmek istediğim anları hatırlatanları.Öyle zamanlarda çok acınası buluyorum kendimi,acınası ve çaresiz.Bundandır belki herkesle paylaşmak istemem. Özlem benim için fakir bir çocuğun hayatında hiç yiyemediği o kocaman çikolatalı pasta her zaman.Çoğunlukla parası olmayan olduğunda da pastaya verecek durumu olmayan bir çocuk gibiyim.Kahveyi yudumlarken siz ağır ağır bende anlatayım yavaştan.Kalbim hep pır pır, neden, nedeni yok.Sanırım ömrümün bu demleri hep böyle geçecek,alışmaya mı çalışayım,seveyim mi bu durumu bilmiyorum.Kırk yaş ikinci bahar yaşı bir anlamda da.Sanki Dünyayı tekrar keşfediyor gibiyim :) Güzel bir yaş bir yandan da ve içindekileri kabullendiğin,kabullenemediklerini değiştirmek istediğin bir yaş. Seviyorum aslında yaşımı,kendimi, doğallığımı,saçlarımı en çok da yaşantımı ama arada beni kendi hayatıma bile yabancı eden bazı düşüncelerimde var ki onlardan da alıkoyamıyorum kendimi. Ne kadar da zor geliyor bir bilseniz.Hatta anlatsam dediklerim bunlar işte.Alsam karşıma saçlarını okşasam,dizime yatırsam Hayatı ve ona sakin sakin Binbirgece masallarındaki Şehrazat gibi anlatsam o duyguları.Sonra onun sevdiği gibi yaşasak, Türk filmlerindeki aşıklar gibi kavuşsak birbirimize, o bana pikaptan bir şarkı çalsa ben yavaş yavaş şarkının nağmelerinde kaybolsam.


Ya da bir ormanın derinliklerinde koşsak nefesimiz kesilene kadar, yürümeye de razıyım inan hayat, beni bırakma ,yani içimdeki bu yaşam sevgisini ve beni..Bazen zor zamanlarda seni düşünüp içimdeki enerjiyle dışarıdaki dağları devirmek kadar zevk veren bir şey yok biliyor musun..? Bunu ilk defa buraya yazıyorum.Sana bile söylemedim, dalgalara fısıldamadım, kendime bile ilk defa itiraf ediyorum.Senin gözünden nasıldır bilmiyorum, sen nasıl bu Dünyanın kurallarını sorguluyorsun,Dünyada en çok öğrenmek istediklerimde bunlar.Yani beni sınırlayan benden başkası değil ama sınırlarda çok keskin be Hayat.İnsan bunu aşmak için herşeyi yıkıp yakmalı mı, kendi savaşında kendinden başkası yok işte.Bunu kabullenmek de başlı başına bir savaş işte.

Bir kelebeğin kanatları gibi dokunulmuyor hayata, canının taa içine, kimsenin dokunamadıklarına, dokunulduğunda canın yanıyor, bu hem canımı yakıyor ama aynı zamanda da yaşama enerjisi veriyor, keşke olmasaydı diyemiyorsun yine de.
Gece bazen kafamı kaldırıp yukarı baktığımda gördüğüm yıldızlar kadrolu elemanım benim, insan dolunayı hesap ederek yaşarsa mutlu olabilir mi ?, olurmuş.Nedense dolunaya bakıp diğerlerininde ona baktığını bilmek mutluluk veriyor bana.Nedeni yok ,bu sadece onunla benim aramda :)


Asi gece kuşu olmakla alakalı belki de...


Bu hafta çok yoğundu işte, yoğunluktu zaten beni sürükleyen arada mola verdiklerimde bambaşka bir dünya :) Bir sürü yere gittim,bir sürü iş yaptım.Bazen arkadaşlarım randevu almak istiyorlar konuşabilmek için .Bunlar arasında iş,güç, etkinlik durumları.


Not: Mutfakcamı Burcu,sende yazı yaz artık..  :)



Kadın Kolları Başkanımız kendine kitabevi açtı pazartesi günü, cumartesi aldığı kitapları dizdik,yardıma gittik CafeDerin Zehra ile.Kitap seçimlerine bayıldım, zaten iyi bir okuyucuydu,artık hiç başedilmez onun okuma listesiyle.Açılış oldukça kalabalıktı, sıcak ve ramazanda bile o kadar insanı oraya getirmesi de mucize.

Arada Fatoş'la yemeğe gittik yeni açılan bir otel-restauranta.

İkizdere HES için ağaç kesmeye başlamışlar, onlar için şikayet  dilekçesi imzaladık bu hafta Adliye önünde.Bu cumartesi de tekrar toplantı var, o şantiyelerini kaldıracaklar yoksa köylü kaldıracak ! haberleri ola.İmza gününde yerel  tvlerden biri mikrofon uzattı bu dilekçeler işe yarayacak mı diye de bende cevap verdim halkın istemediği bir şey yapmaları çok zor ve halkta is-te-mi-yor..!!!
Gerçekten köylünün suyunu kesip, çiftçiye hayat tanımayıp bir küçük markete  enerji sağlayabilecek elektirikle milletin gözünü boyayacaklarını mı sanıyor bu akıllılar..? Tüm yurtta insanlar gözlerini kapayıp gerçekleri görmezden gelebilir ama bütün bunlar bizimde bunları görmeyeceğimiz anlamına gelmemeli.

Mutfakta Zen Tijen Hanım, tvde çok güzel bir programa başladı ve bir bölümünü de Fethiye'de çekti.Bizde kendi yöremizi onun ağzından izledik. Programın facebook sayfasından Fethiye bölümlerini izleyebilirsiniz.

Son Notlar..
-arabamı değiştirdim,artık en sevdiğim renk olan mavi bir arabam var ve onu sevdim.
- kadın kolları için güzel bir etkinlik planlıyorum.Sizlerle de paylaşacağım.
-kayseride hanifenin kızının düğünü var, eylülde gitmeyi planlıyoruz arkadaşlarla.
-size bir sürprizim var ama daha sonra açıklayacağım.
-fırsat buldukça Çağıl'la odasında buluşup dertleşiyoruz,bana sevdiğim şarkıları çalıyor.. I know what is to be young gibi..
-iki şişe  daha vişne likörü yaptım.
-annemle babamı çok özledim,burcuyla çarliyi de.
-istanbula gittiğimde herkesi görmek istiyorum ama hiç bir zaman vaktim buna müsade etmiyor :(
-kışın burada yaşam çok güzel ama yazın çok sıcak gerçi bu yaz beni sıcaklar bile etkilemedi :))  artık ne kafadaysam ya da Türkiye öyle bir yere gidiyor ki sıcaklar bunun yanında kocaman bir hiç..!


3 yorum:

Adsız dedi ki...

Yoğunluk hafifleyince bir İstanbul yapma zamanı gelmiş olacak(Belki Çağıl'ı getirme bahanesiyle). Ve o zaman seni çok özleyen birini daha sıkıştırıverirsin araya??Bari bu sefer hı??
Ece

Asortik Krep dedi ki...

Ece'cim, Çok isterim... :) Hem de çok.

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

o kitapevinden kitap istiyorum ben:O)