Cuma, Ağustos 22, 2008

İstanbul 1. bölüm - Burcu' lu kısım



Nerden başlasam nasıl anlatsam durumları yok aslında. Çok güzel günler geçirdim. Uzun süredir fotoğrafımı koymadığımı farkettim ve özel istek üzerine bol gıdılı fotoğrafımla İstanbul yazıma başlıyorum.

Pazar :

Buradan gitmeden daha pazar günü denize gittik Uzunbeyle, çok güzel bir koyda ve nefis denizimizde yüzdük, onu bile denize sokabildim yani.. O güzel olmayan zamanlarda girmez, ben bir yudum su bulsam atlarım :)

Salı:
Çağılla pazartesi akşamı yola çıktık ve bizi Büyükçekmeceden Annemle Babam karşıladılar. Eve geldik Burcu ile Atahan'da orada.

Hemen gezi planlarımızı yaptık. Biliyorsunuz Aneannemin senesi olduğu için ve Burcu da pazara kadar gideceği için Demirköy'e erken gitmek zorunda kaldık.

Altta resimlerde göreceğiniz üzre Fatih'te Nermincim' e gittik. O bizim yakın akrabamız hem de arkadaşımız..

Silivriye gittik Dayımlara -Burcuyu geçirdiğimiz gün- Marmara manzaralı balkonda çay içtik :)


Dayımın oğlu İzmiri kazanan kuzen.. Bana yazdığınız yorumlardaki bilgileri aktarmak üzere aradığımda zaten İzmire gitmişlerdi..

Sinanobaya Çarlilere gittik çaya. Çarli çalışıyordu, Arzu bizi çok güzel ağırladı..Öyle ki tadı damağımızda kaldı :) Her gelişimizde gitmek isteriz davet ederlerse :)) Bu arada resimdeki sağdaki son apartman benim eski evim :) Sinanoba..

Çarlinin sitesi..Karşıda Annemlerin evi gözüküyor :) Bahçede bol bol oya ağacı gördüm.. Zamanı herhalde, İstanbulda her yerde açmışlardı.

Annemin Arzu için yaptığı örtü. Annem ona İngilizce bir şeyler söyledi ama ben dilimize yerleşmesin diye örtü diyorum :))

Arabadan Çarlinin eve giriş, telefon numarası anadolu yakasındaki firmanın..Yoksa site Sinanobada.

Sinanoba ben otururken sakin bir yerdi.. Oysa şimdi çok yoğunluğu olan bir yer. Her yer sitelerle dolmuş. Orayı çok sevdiğimden her gittiğimde duygulanıyorum.

Mimaroba..

Burası da İğneada.. Burcu çok güzel resimler koymuş.Ben baktım o kadar güzel resim bulamadığım için koymadım.Bir tek Limanda bunu çekmişim. Birde orada biz Atahanla denize girdik,vaktim olmadı resim çekmeye.. Aynen eskisi kadar güzel, tabii ki yapılaşma olmuş ama hala bakir. Ömrümde hiç bir yerde görmediğim genişlikte kumsallarıyla oraya gidipte denize girmesem olmazdı. Denizde öğretmen kampının orada çarşaf gibiydi o gün. Oysa benim çocukluğumun hatıraları hırçın ve dalgalı Karadenizden oluşur..Uzunbeyle 98 de gitmiştik en son adaya.. Hatta hep beraber piknik yaptık. Anneannemin çok hoşuna gitmişti.. Birde Uzunbey mangalda çok iyidir, yardımcı da olur, evlendiğimizden beri yazlığımız olduğundan hep mangalı o yapar. Anneannemin hoşuna giden Uzunbeyin servisi ve yardımıydı.Bizim Trakya da erkekler bakar hanımlar yapar çünkü :) Yani o çevrede..

Şimdi nerden gittik nerden geldik anlatmak için güzel bir harita aradım, bulamadım.Bende var bir tane Trakya yolları haritası ,olmazsa bir gün onu tarayıp koyayım da nette doğru düzgün bir köy yolları haritası bulamadım çünkü.. Kabaca okla gösterilen yol normal Demirköy yoludur..
Yani Büyükçekme-Çorlu- Lüleburgaz- Pınarhisar - Demirköy-İğneada..
ama biz genelde arabayla TEM'den Çerkezköy -Saray-Poyralı-Demirköy yaparız..
Bu sefer dağdan değişik bir yol denedik.Yol asfalt, tabii diğer yola göre daha dar ama boştu. Çerkezköy- Saray-Bahçeköy-Kömürköy-Sivriler-Demirköy yaptık.
Sabah erkenden Burcu, Atahan, Çağıl, Annem ve ben arabaya binip yola koyulduk.Önce Çorlu avantaj diye bir alışveriş merkezine gittik. Daha önceden ben güne gittiğimde Çorluya gitmiştim.. Oradan Burcu ile alışveriş yaptık :) Beni zor çıkardılar.Demirköye gitmesek çıkmazdım da.. Oradan Çerkezköy ve diğer anlattığım yeşillikler içindeki yoldan konuşa konuşa, etrafa bakarak neşeli bir biçimde Demirköy'e geldik. Hatta alt yoldan geldiğimizden orada olduğumuzda sık sık gittiğimiz Fettah Ali çeşmesinde inip suyumuzu içtik, şişelerimizi doldurduk ve oraya bırakılmış küçük bir köpek yavrusunu sevdik. Demirköy'de S.Teyzemize gittik ki artık Demirköy'deki aile büyüğümüz o .. Bize kabaklı börekler,dolmalar ve turşularla bir sofra hazılrlamıştı ki anlatamam..Onu da alıp adaya geçtik.(İğneadaya yerliler ada diyorlar işte alışkanlık) Burcu hatırlamaz sanırım ama benim çocuklşuğumda her sene yazın orada ev kiralayıp otururduk biz. Yani 10 yaşıma kadar her sene tatilimi orada geçirdim deniz kıyısında.Kah izci çadırlarında kamp yaptık kah ev kiraladık kah okulda kaldık.. Başka yere tatile de gittik ama yazlık yerimiz adaydı bizim.Oranın özelliği gündüz sıcak olsa da geceleri kazakla ve uzun pantolonla gezerdik.Deniz kenarında eski bir kahvehaneden başka bir yer yoktu. Gece gidip kağıt ya da okey oynayan büyüklerle otururduk ve herkes birbirini tanırdı :)
Fettah Ali Çeşmesindeki köpek yavrusu..

Yolda giderken ormandan kesilen tomrukların depolandığı Sivriler köyü.

Batı Karadeniz bitki örtüsü.Annem papra diyordu ormandan geçerken ağacın altındaki yeşilliklere..Bende bol bol zelenika(orman gülü) gördüm ama resmini çekecek kadar yavaşlamadık hiç.

Istırancaların virajlı yolları. Hiç bir yol bu kadar virajlı gelmez bana ve çocukken hep midem bulanırdı.Şimdi çözümünü buldum.. Arabayı ben kullanıyorum, kullanamazsam da etrafı seyrediyoum ama önden.Arkada yine midem bulanıyor :)

Yolda durup durup karamuk( böğürtlen-karamama) topladığımızı söylememe gerek var mı..? Hem Akdenizdeki gibi kocaman olmasalarda en sevdiğim meyveler onlar. Yolda bizim gibi kenarda durup toplayanları gördükçe zaten özeniyor insan.
O gün İğneadada denize girdik, döndük mezarlığa Anneannemle Dedemi ziyaret ettik.İki torun çocuğu (Atahan ve Çağıl) mezarlarına su dökerken bizim çocuklarımızla gurur duydukları zamanları hatırlamamak mümkün mü..? Anneannemin de mezarı yapılmış artık.Teyze kızım temmuzda gittiğinde hala yemenisinin durduğunu anlattı. Bu ayın 18 inde 2. senesi doldu. Onu hala çok özlüyorum ve çok sevdikleri torunlarının çocuklarını ikisininde başında görünce hepimiz duygulandık.Çağıl ilk defa gidebildi.. Zaten bu gezi özel olarak onun için bile düzenlendi diyebilirim. Mekanları cennet olsun. Zaten cennet gibi bir yerde yatıyorlar. Orayı seviyorum.
Sadece onların olması bile yetiyor.Oraya gidince huzurlu oluyorum. Oysa çocukken kendimi Büyükçekmecede mutlu hissederdim.
Oradan evlerine gittik. Bahçesini gezdim.Hala çiçekleri duruyor. Onun sevdiği meyvelerden topladık.Hatmilerin( fatmagül diyorlar orada ) kuru tohumlarını topladım. Buradaki bahçeme ekerim diye. Gerçi annem pembe getirmişti şimdi açmış ve gidip gelirken seviyordum onu. Bunları yine ekstradan topladım. Cevizin altında durdum, etrafı seyrettim. Nedendir bilmem çektiğim tüm resimler de kıpırdamışım. Bir tane düzgün bahçe resmi yok. Komşularıyla selamlaştık, eve girdik.Dayım evi kiraya veriyor şimdi, alt kattada teyzemin evi var , arasıra gelip kalıyorlar. Annemde bir ev olsun istiyor çok ama şimdilik uygun değil. Bende istiyorum bana ne oluyorsa.En uzak ve en yoğun benim.Yani en az gelebilecek ama istiyorum, istemek parayla değil ya.
Ordan hava kararmaya başlarken çıktık. Bu sefer Pınarhisar üzerinden Lüleburgaza gideceğiz. Pınarhisara giderken Hislerimveben i aradım.Müsaitsen seni görelim dedim. Burcu da yazmış, yorgun ve paspal bir haldeydik ama o benim toprağım :)) her şekilde bizi görebilir ..
Anıtın karşısında bir köfteciye girdik, o da geldi sağolsun..Çok tatlı, çok şeker biri. Sohbet edip ,karnımızı doyurduk ve hemen yola çıktık çünkü gece eve dönmeyi düşünüyoruz. Annem direksiyonda Lüleburgaza kadar o kullandı, önce Dayıma kapıdan sonra da halama uğradık ve tekrar arabaya geç vakte eve döndük.
Ertesi gün evde güzel bir kahvaltı ile ancak kendimize geldik.
Otobandan Bahçeşehir görüntüsü


Fatihteki mahalle arası eski eserlerden..Nermincime giderken çektim.Nasıl güzel ama yanında çöp dolu.

Şimdi ben bu resmi arabadan çektim.Sonra buraya gelipte bakınca onları (ordaki adamları)gördüm. Aslında evi çektim ama oradaki adamların hareketlerinden beni çekmeyin gibi bir şey algıladığımdan yüzlerini siliyorum. Çünkü onları tanımıyorum ve rahatsızlık vermek istemem ama ev resmine bayıldım ve onları ayıkladım kendimce :))
Hırka-ı Şerif İlköğretimin tam yanı bu ev .. Nerminciğimin sokağı.. ( Gazel Vakti için yazdım :))


Mihrimah Sultan Camii galiba.. Edirnekapıdan girdikte..Arabadan çektim.
Burası Atahan'ı götürdüğümüz park, Albatrosta..

Edirnekapı, bilmeyenler için.. :) yine arabadan..

Bu kısım birinci bölümdü.Burcu gidene kadar balkonda keyifler, sahilde gece pazarı, cumartesi sosyetik pazar, gece sahil yürüyüşü, alışverişin sonuna vurma, bahause, carrefour, nescafe kaçamakları, ev ziyaretleri, Demirköye gezinti, Fatih gezmesi gibi bizim için çok eğlenceli işler yaptık. Arzunun da bizimle Fatihe gelmesi ve ilk defa beraber gitmek de çok hoşumuza gitti.O da Annem gibi çok becerikli olduğundan değişik örneklere bakmak ve o konularda sohbet etmek güzel oldu.

Burcuyu pazar günü Silivriden geçirdik, oradan dayımlara gittik.

Burcu bana abla iyi ki zayıf değilsin yoksa sen sana ne uyarsa alırdın dedi.Şimdi bu iyi mi kötü mü tam algılayamamakla beraber benim anladığım yani şişmansın ancak bu kadar buldun ama bu bile bizi yordu anlamına geldi sanırım :))

Ne yapalım.Burda öyle güzel kıyafetler yok. Bizde alışık olduğumuz üzre İstanbul çarşılarına daldık :) Bence fena da olmadı.. Aldıklarımda atla deve değil, kullandığım şeyler :)
Babam boşuna kızlarım gelince esnaf bayram yapıyor demedi ama..
İstanbul yazısının ikinci bölümünde buluşmak üzere.

15 yorum:

ruhdagı dedi ki...

İstanbul'da yaşayan biri olarak İstanbul'a fazla zaman ayıramamak beni çok üzüyor. En güzeli İstanbul'da turist olmak galiba:)
Güzel günler geçirmişsiniz ne hoş.
Selamlar.

hislerim ve ben dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş yine.ilk önce başta ki resim çok hoş çok güzel çıkmışsın.
toprağım demişin ya çok duygulandım şimdi.hem ben sizi öyle paspal şekilde görmedim.benimde için önemli olan sizlerle beraber olmaktı.
daha ikinci kısmıda böyleyse düşünemiyorum:)))

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

insanın geçmişte yaşadığı yerleri gezmesi ne kadar hoş. dolu dolu zaman geçirmişsiniz. haa bu arada çok güzelsiniz, içinizin güzelliği yüzünüzde...

tatil planlarımız değişti, bu yıl kuşadasında karar kıldık. ilginize teşekkürler fethiye deki oteller konusunda yardımcı olduğunuz için.. sevgiyle...

♥ Suzi ♥ dedi ki...

resmine bayıldım,şükür seni gördüm...Saçların doğuştan kıvırcıkmı?ne güzel hep sevmişimdir bu modeli,bu arada renk uyumun da çok hoş :P takılar falan :))Sevgiler....

Asortik Krep dedi ki...

Ruhdağı,ben İstanbulda yaşarken daha farklı yerlere gidiyordum..Şimdi ailemi görmeye gidiyorum.İkisi arasındaki fark bu :) ama gitmediğim yerler için ki bu genellikle son zamanlarda açılan müzeler gibi ayrıca gezi düzenleyip buradakileri götürüp gitmeyi düşünüyorum.Yoksa zamana kıyıp oralara gidemeyeceğim ..

Hislerimveben,ikinci kısım kültürel bir yazı olacak diyelim..

Yalnızlar Kraliçesi, oraları arada görmem lazım,ruhumu dinlendirmek için :)
Güzel sözleriniz için teşekkürler..

Suzi,saçlarım dalgalı,kıvırcık diyemem :) Modeli doğuştan ,özel bir durum yok ve ben toplamayı sevmediğimden bu dağınık model benim klasiğimdir..
Renk uyumu asortik yanım,krep yanım farklı :) Neyse görüntüm önemli değil bir anı olsun diye koydum.Burcuda kötü çıkmış resimlerim var,burcu onları koymakla tehtid ediyor beni :)))

sihirli eller dedi ki...

çoooook güzelsin asortikkrep .
sibel can'a benziyorsun.saçlara bayıldım.burcu neden seninle hep uğraşıyor?çok sevimlisin maşallah kötü çıkmış resimlerin olduğuna inanmam.

Asortik Krep dedi ki...

Sihirlieller, sibel can biraz abartı olmamış mı..? :)) tamam seviyorsun beni anladım ama :P Burcu benimle uğraşmayı seviyor :)) Birde bütün herşeyini ben biliyorum ya :)) Düşün yani ben baktım ona..Elimde büyüdü ..

Birde onu çok seviyorum, Çarliyi de ama o sever bana takılmayı..

Hem ben eğer bir gün zayıflarsammmmm burcunun kıyafetlerini alacağım..kotlarını diyelim çünkü o çok sade giyiniyor ben iddialı kıyafetler giymeyi severim. o zaman ben kardeş olacağım o abla :)) Herkes bana ablan mı diyecek bende severek evet diyeceğim :)

Mutluveumutlu dedi ki...

Çok beğenerek okudum yazını, bende gitmiş kadar oldum sizin gittiğiniz yerlere.
İkinci bölümünü de merakla bekliyorum :)

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Şimdi o fotoğrafı alın, yaklaşık on yaş gençleştirin, saçları düzleştirip koyu kumral yapın, güneş gözlüğünü çıkarıp yeşil gözler ekleyin, bir de gıdığı yok edin, biraz daha güzelleştirin, işte ben! Ayrıca kendi fotoğrafımı koymama gerek kalmadı bu kadar anlattıktan sonra:O)

Abla bir de demişsin ya on yaşıma kadar her yaz tatilimi Ada'da geçirdim diye, hatırlamıyorum tabi ki çünkü onun dokuz senesi ben dünyada yoktum, son bir senesinde ise sadece bir yaşındaydım. Anlayacağın o güzel eski günlere yetişemedim malesef.

Ayrıca Demirköy yollarında benim de arkada midem bulanıyor ama Asortik ön koltuğu ele geçirdiğinden ve onu arkaya atmak gibi bir şansım olmadığından bulana bulana geldim gittim. Bozuk atmakla yetinebildim sadece...

Evet, babamın "siz geldiniz diye esnaf bayram yapıyor" lafını ilk başta tam anlayamamıştım sadece şaka olarak değerlendirmiştim ama kocaman yarısı boş bir bavulla gelip, ağzına kadar dolu bir bavul artı küçük el bagagıyla dönünce anladım ki haklıymış...
Öpüyorum...

Asortik Krep dedi ki...

Mutluve umutlu, aslında serin yerlerdir ve eser genelde ama ağustos sıcağında en azından istanbuldan iyiydi..

Burcum, okurken kendimi gülmekten alıkoyamadım :)
Bende bu fotoğrafı alıp dediklerini yapacağım:) bakalım ortaya ne çıkacak :))

enne dedi ki...

Ne güzel bir gezi olmuş ve ayrıca seni ilk defa tam olarak gördüm. Çok alımlısınız hanfendi, tam bir asortik krep gördüm bu resimde. Ayrıca esnafın bayram etmesiyle ilgili yoruma da çok güldüm. Tam da şu sıralarda Sophie Kinsella adlı yazarın "Alışverişkolik" serisi kitaplarını okuyordum:)))

Asortik Krep dedi ki...

Enne, ben gidip hala alışveriş yaptığım yerleri anlatıyorum onlarda gitsinler diye..Gerçi hep alışveriş için değilde bazen de nerede ne var diye de geziyorum..

O resim Silivride burcunun otobüsünü beklerken onun çektiği bir resimdi..Geçen gece yemeğe giderken çekmeceden aldığım kıyafetlerden giymiştim..İyi ki alışveriş yapmışım :) Aldıklarımdan çok memnun kaldım :)

Öykücü dedi ki...

Ben de fotoğrafınızı ilk kez gördüm gerçekten çok güzel görünüyorsunuz ve çok sıcacık gülmüşsünüz.

Sevgiler..

pinarbk dedi ki...

Tam hayal ettiğim gibisiniz. Resimden "hayat" fışkırıyor:))

Yolunuz düştükçe Çorlu Avantaja uğramanızı tavsiye ederim. ben her gidişimde harika şeyler buluyorum...

Bayramda Fethiye'ye gelme planımız var. Belki görüşürüz...

Asortik Krep dedi ki...

Öykücü, teşekkür ederim..Böyle düşünmenize ve yazmanıza çok sevindim :))

Pınarbk, asortikkrep1@gmail.com dan ulaşabilirsin bana..Beklerim, buralardayım.