Cuma, Ağustos 21, 2009

Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi..

Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.

Düşünüyorum da,

Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.

Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,

Naif yönlerimizin keşfedilmesi,

Cesaretsizliğimizin anlaşılması,

Korkularımızın paylaşılması.

Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.

Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.

Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.

Deniz minareleri, midyeler.Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.















Sahi koruyor mu bizi çatlamamış sert kabuk?

Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?

Yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?

Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?

Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?

Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.

Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?

Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin

O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz?

Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,

Korkaklığımı, sevgi isteğimi.

En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem

Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup

Bir kuş gibi uçacağım özgürce.

Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.






O da çözülecek belki. Samimi ve güvenliksiz, silahız biriyle göz göze gelince.

Oysa bir görebilsek bunu.

Kalmadı böyle insanlar demesek.

Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.

Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak.Ne olur bir darbe daha alsak.

Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.

Denesek.

Risk alsak.

Yanılsak.

Fark etmez.

Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.Ve kucaklaşsak yeniden.

Tıpkı eskisi gibi.Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.

O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.

Neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.

Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.

Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.

Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.

Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.

Sevgiye çok ihtiyacımız var.

Ufukta kara bir kış görünüyor. Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.

Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.Kurtulun bu yükten.

Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.

Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.,

Hem hepimiz bir yıldızız.

Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?

Rabindranath Tagore

3 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

Sanırım çoğu insan bir geçiş döneminde... herkes kendisiyle kavga halinde... ve sanırım kabukları kırma zamanı artık... umarım kabuklarımızı kırmaya çalışırken kendimize zarar vermeyiz...

Çınar dedi ki...

O kalın kabuklarla incinmiyor kırılmıyor muyuz ki sanki? Yine acı çekiyor yine darbe yiyoruz en yakınlarımızdan bile.

Keşke kırsak kabuklarımızı göstersek gerçek bizi, dediğin gibi. Kimbilir belki diğerleri de kurtulur kabuklarından. Sarıp sarmalar belki herkes birbirini riyasız yalansız maskesiz,kimbilir?

Sevgiler

dağlar kızı dedi ki...

Cesaret istiyor değil mi? Ama sonucu düşünüldüğünde aslında buna değmez mi?

Bu arada blogumda sizin için bir hediyemiz var:)