Pazar, Şubat 26, 2012

Sende,ben imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil... *

Geçen hafta karmaşık ve koşturmacaydı.Güzel yanları da çoktu.Fazla yazmaya vaktim yok.Bu akşam İstanbula gidiyorum özel işlerden.Özlemiştim, iyi de oldu.İşleri bitirene kadar ordayım.Oysa bu hafta buralarda çok işim vardı.Neyse uzaktan kumandayla götürmeye çalışacağız.
Bir akşam Zeyneplerde yemekteydik.Zeynep etamine başladı.Bu da ilk işi.
Tansaştan alınan Şili şarabı çok güzeldi,bulursanız alın,indirime girmiş,devamı yok.
Ümit Hanımın kazağı çok hoştu,izin alıp görüntüledim,örnek çıkarmak isteyenler için.
Keçi Kitabevi aynı hayalimizdeki kitabevleri gibi oldu, bir tarafta kütüphaneden istediğiniz kitabı alıp okuyabiliyorsunuz.Beğendiğiniz kitabı karıştırıp orada sohbet edebiliyorsunuz.Öğrencilerin 2. el kitaplarından da alabilirsiniz.Uzun zamandır yazağım,bu sefer resimlerini koyup yazmak istedim.
Arada yazar konuklar getirip imza günü de yapıyorlar.
CD ler ve LÖSEV ürünlerinin bulunduğu köşe, ağaç raf,uzaktan gözüken.
Fethiye'den esintiler..
Duyuru panosu.
Lösev ağacı.- Normalde yeni çıkan kitaplar olur.
İçeri girince Atatürk karşılıyor sizi.
Çok satan kitaplar..
Çok sevilenler..
Geçen hafta bir ara Mihri hanıma uğradık.Bu masa örtüsünü çekmemişim, onu da ekledim.
Bu kahvaltı inanılmaz bir sofraydı.Hem Kaya' da olması hem de havanın çok güzel olması sebebiyle çok keyif aldık.Partiden bazı arkadaşlarla Aysen hanımın evindeydik.
Hale ..
Kaya manzarası..
Keçiler Mahallesi. Hale'nin evide bu mahallede.


Evin içi de dışı gibi çok şirindi.
Fethiye'liler kadar turunç reçelini güzel yapan var mıdır acaba..? :)
Sofrada yok yoktu.
Evin bahçesinden papatya manzaraları.
Dıştan görüntüsü.
Biz çıkarken keçiler geçiyordu.

O gün sabahtan Kaya' da kahvaltı,öğlen Zeynep'le Cafe Doğasefasında buluşma,öğleden sonrada güne gittim Zehraya.Herzaman böyle olmuyor ama duyduğuma göre gezentiliğim sohbet konusu olmuş :)
Geçen hafta aynı zamanda Organik Tarım semineri vardı Üzümlüde.Oraya da gittim.Hem de festival toplantısına katıldım.
Goji Berry kurusu Dükan Diyetinde izin verilen ender tatlardan.Bizde arada kullanıyoruz.Daha doğrusu Fatoş alıyor bana da yediriyor :)
Genelde yulaf ezmesinin sütüne atıyorum ben.Tatlı olduğu için gün içinde tatlı ihtiyacını bir nebze gideriyor.Gördüğünüz kadar  günlük kullanılabilir. Çok da faydalı.
İstanbul'dan görüşmek üzere...



* Başlık :  Nazım Hikmet Ran

8 yorum:

Yonca dedi ki...

bayılıyorum şu yazılarına haftanın özeti ve çok güzel fotoğraflar :)))

İstanbul'da vaktin olursa görüşmek çok isterim

sevgiler yonca

Ozlem dedi ki...

Iyi yolculuklar canim,:) Bu arada uzun zamandir turunc receli sayikliyordum, su anda ekran karsisina yapismis durumdayim:)

Operimmm

Ozlem

hasret senfonileri dedi ki...

Biliyorsun seni severim.. (sahi biliyor musun??? ) yazdıklarına da bayılırım bunu da biliyorsun.. (biliyorsun herhalde!!! ) Amma... ve fakat... Lâkin şu yazı başlıkların var ya!!! yazı içeriği ile son derece kel alâka olsa da beni mahvediyor!!! :)))) ve sana tezatlar ülkesindeki pamuk prensesmişsin gibi bakıyorum bu yüzden..

A-AAA*** aaaa.... İstanbul'a mı geliyorsun?????????????????????????????????????????????????????????


:)))))))))))))))))))

ruhdagı dedi ki...

Şili şarabını bende aldım. Haklısın :)

Turunç reçelini hep merak ederim ama hiç deneyemedim.

Papatyalar çok güzeldi. Çok severim.

İstanbul'da görüşelim çok güzel bir dilek :)

Sevgiler.

Evren dedi ki...

insanın yüreği güzel olunca, güzel yaşıyor... görüyor... aktarıyor... okuyan da bundan nasip alıyorsa, oh ne ala :)

Oglak Kizlari dedi ki...

Kitapçıya bayıldım. Yanlış anlamadıysam Fethiye de değil mi???

Kitapkurdu anne Çiğdem

Asortik Krep dedi ki...

Yoncacım,istanbulda beni kar karşıladı.İki gündür işlerle meşkulüm.Çok yoruldum.Fırsat bulabilirsem aramak çok isterim..

Özlemcim,sen gelince buralara yediririz artık :)

Gülsen Hocam,bilirsiniz ki sizi severim,beni sevdiğinizi de bilirim :)) Kel alaka gibi gözükse de hepsinde hem ironi hem de ufak bir bağlantı vardır..Mesela son yazım aslında can sıkıntısıyla yazılmış bir yazıdır,yazıya cevaptır iki kelime,umuttur, ümitlerin tükenmemesidir.Yazılamayan cümlelerin iç tırmalayıcı çığlığıdır.Hepsi son derece sevdiğim yazarların hatırlatmasıdır hayatı.Oraya sadece sevdiğim şair ve yazarları koyuyorum.Onlar yazının herhangi bir başlığı değil, benim o günkü hayat mesajımdır.Beğenilmeleri de çok hoşuma gidiyor.Onları ararken de sevdiklerimi okumuş oluyorum.Bir çeşit beyin doyurma gibi:)

Ruh Dağı, şaraptan kalmışsa bende alacağım ama bizde bitmiş...Buradaki tansaşlara bakayım.İndirimde süper fiyat,yoksa tanesi 35-40 liraymış.
Turunç reçelini denemelisin...Hatta ben sana yollayacağım dönüşte.Mailime adresini gönderirsen yollarım :) Papatyalar gerçekten çok güzellerdi,gelirsen görürsün :))

İstanbulda görmek istediklerim çok, üç ay kalsam anca biter ama Uzunbey beni eve alırmı bilmem :))

Evren, o güzel kelimelerin için çok teşekkür ederim ...Bloğu seviyorum,umarım hep yazabilirim.

Çiğdem, evet Fethiyede gelince gideriz :) Seni, bekliyorum,işlerini bitir ve gel artık buralara.Senin gibi burada çok mutlu olacak inanıyorum..Geç geldiğine pişman olabilirsin.

aysencifci dedi ki...

Ahhhh Asortik ahhh!!! Nasıl güzel yazıyor, fotoğraflıyorsun! Haset ediyorum burda:) Eve, içine, dışına, kitapçıya herşeye bayıldım. Sana iyi İstanbul gezmeleri.