Pazar, Kasım 05, 2006


-Kabak koyu..Faralya (Uzunyurt)Likya dilinde Faralyanın adı..-
Likya, Antalya ile Fethiye arasında kalan bölgenin eski dönemlerdeki adıdır. Likya Yolu bölgedeki eski Roma dönemi yollarının, Selçuklu ve Osmanlı deve kervanı yollarının ve yörük göç yollarının birbirlerine bağlandığı, tamamı birbirini takip eden yol işaretleriyle işaretlenmiş 509 kilometrelik bir uzun mesafe yürüyüş rotasıdır.Antik Likya şehirlerinden geçerek, muhteşem Akdeniz sahil şeridinin en görülmeye değer yerlerini gezer.
Son 10 yıldır yerli ve yabancı pek çok gezginin uğrak yeri olan Likya Yolu, Fethiye’den başlıyor. Akdeniz’in en bakir koylarını, Toros Dağları’nın zirvelerini, Xantos, Patara, Olympos ve Phaselis gibi Likya’nın en önemli antik kentlerini geçerek Antalya’ya kadar ulaşıyor. Anadolu’nun en eski uygarlıklarından Likya, Fethiye ve Antalya Körfezi arasında kalan ve günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan bölgede kurulmuştu.

509 kilometreyle Türkiye’nin planlanmış en uzun yürüyüş parkuru olan Likya yolunun önemli bir kavşağı olan Alınca kısmındaydım bugün..Yeni bir turizm projesi için Alınca' nın üstündeki Karaağaç, Yediburun ve Alınca yolunda enfes resimler çektim..Köylüyle ilk görüşmeleri yaptık..Ben bu projede gönüllü çalışıyorum.

-Sanırım yine Faralya..Konaklamak için başka kalabilecek yer yok çünkü..Ya da uyku tulumlarında ve doğada konaklayabilirsiniz..-

-İlk resmin yakın plan hali :) Yani kabak koyu.-

-Bu resimde Başlangıç noktasından sonra çekilmiş bir resim..Genelde yürüyüşlerde göreceğiniz manzaralar bunlar :)- Arka plan Ölüdeniz,Gemiler koyu ve onun yanındaki koy..


Bu resim aslında Likya yolu başlangıcı olan Ölüdeniz ve Kelebekler koyunu gösteriyor..Sağ tarafta Ölüdenizin Akdenize açık olan plajı Belceğiz diğer taraftaki derin yarın içerisi Kelebekler Vadisi..

Bu konuyla ilgili uzun bir yazı ve çektiğim resimler daha sonraki yazıda olacak çünkü fotoğraf makinesini daha boşaltmadım..Yarın da Fethiyenin bir başka tarafında organik tarım çiftliklerinden birinde olacağım için yazıyı ancak pazartesi yazabileceğim..Ama o kadar güzel manzaralar gördüm ki sizinle paylaşmak istedim..

12 yorum:

nilly dedi ki...

Ne guzel manzaralar bunlar. Memleketim iste. Su turkuaz rengine, su yesile, su guzellige bakinca doyamiyorum. Amerika'da her sehrin, her bolgenin hatta nerdeyse ufacik sokak marketlerinin bile kataloglari yapiliyor. O resimlere bakinca saniyorsunuz ki muhtesem bir yer. Gittiginizde ise resimlerden daha guzelini beklediginiz icin hayal kirikligina ugruyorsunuz biraz. Bizim o kadar resmedilmeyi hak eden yerlerimiz varki kataloglar yetmez katolopedi gibi yeni bir isme ihtiyaci olan katalog/ansiklopedi karisimi birsey ancak paklar. Tarihiyle, guzellikleriye sayfalar dolar. Benim kaldigim kadinin evinde Turkiye kitaplari vardi birkac tane. Aldigim derste Tr'yi tanitici bir odev icin onlarida goturmustum sinifa. Millet gozlerine inanamamisti bizim ulkemizin guzelliklerini gorunce. Neyse cok uzattim. Senden bu tanitim yazilarinin devamini bekliyoruz.

Nenoni dedi ki...

Ne güzel yerler..Kelebekler vadisinin adını çok duydum fakat bir türlü görmek kısmet olmadı.Bundan sonraki ilk yaz tatilinde görmek istiyorum...

böğürtlengözün annesi dedi ki...

Manzaralar gerçekten süper.Özellikle dün gece burda yağan lapa lapa karın arkasından bu resimleri seyretmek hem içimi ısıttı,hemde yazı özletti.

Adsız dedi ki...

Cok guzel fotograflar, uzerinde calistiginiz turizm projesini merak ettim umarim doga ile butunlesik bir projedir.

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

çok güzel resimler. evett, ben de merak ettim projeyii...

Asortik Krep dedi ki...

Nilly, o kadar güzelliklerle dolu bir ülke ki her yerinden tarih fışkırıyor..Gelecekte bir yazıda sadece çevredeki arkeolojik eserleri tanıtmayı düşünüyorum :)
Nenoni, Kelebekler Vadisine ya Ölüdenizden binilen tekne turlarıyla ya da trekkingçilerle yapacağın turla gidebilirsin..Çünkü çok dik yamaçları olan bir vadi orası..Ve ölümüne bir yürüyüşle gidilen bir patikadan ancak ara ara iplere tutunarak iniliyor..Deniz yolunu tavsiye ediyorum :)
Böğürtlengözün Annesi, gittiğimiz yerde kar yoktu ama nasıl soğuktu anlatamam..Güneşin iyi ısıtması bile titrememize engel olmadı..Zaten toplantı yapılan yere şömine yakmışlardı..
Mert Ulaş, proje ve ayrıntılar azz sonraaaa :) bundan sonraki yazıda..
Yalnızlar Kraliçesi, benim resimlerim diğer yazıda olacak..Esas onları gör derim ben :))

renkler dedi ki...

Bayıldım resimlere. Bu tip güzellikleri görmeyeli o kadar oldu ki! Bkabildiğim en güzel manzara bahçedeki çimenler, yapay minicik bir su birikintisi (gölet adı altında) ve peyzaj mimarlarının planladığı ağaç- çiçek böcekler. Bunu da bulamayan var tabi ama ben tertemiz, doğal, mis gibi bir doğayı izlemek istiyorum!!!! Kıskanç gördüm kendimi:-)

Asortik Krep dedi ki...

Renkler, hayat burda size çoğunlukla yansıttığım renklerde geçmiyor tabiki..Şehirden gelip buralarda yaşamakta zor ve herkes yapamaz ..Yine de eğer burada yaşıyorsam bunun tüm güzelliklerine varmak istiyorum..Yani iyi değerlendirmeye çalıştığımı söyleyebilirim :)

cadı dedi ki...

Asortik inan öyle sıkılmıştı daralmıştı ki içim haberlerden sayfana gelince rahatladım:)

Asortik Krep dedi ki...

Cadı, çok sevindim böyle hissetmene:)

Ebru dedi ki...

Fotoğraflar muhteşem. Valla büyülendim. Gelecek fotoğrafları bekliyorum. Sevgiler.

bkaya dedi ki...

bu kapkara yağmurlu İstanbul günlerinde içimi ısıttı fotoğraflar. sağol.