Perşembe, Kasım 16, 2006


Şükran Akannaç : 1928 İstanbul doğumlu..Çamlıca Kız Lisesi ve Güzel Sanatlar Akademisini bitirmiş.İller Bankasında teknik ressam olarak çalışmış.Palyaço ve Çınar Ağacı adında şiir kitapları yayınlanmış.Varlık Yaynevinde düzeltmenlik yapmış.Tanju Okan ' a 1970 yılında Altın Plak kazandıran "Hasret" şarkısının söz yazarı.1998 de babasının memleketi olan Fethiye' ye gelerek aile köklerini bulmaya çalışırken burayı çok severek kalmış.Şiir ve resim çalışmalarına burada devam etmiş biridir.Modern ve soyut stilde resim çalışmaları yapar ve kendine ait bir resim tekniği olan Soğuk Seramik tekniğini bizlere öğrettiği Fethiye Kaymakamlığının çatısında olduğu için Çatı Ressamları adını verdiği bir atölyesi vardır.Yukarıdaki resim onun helezon adını verdiği teknik desenli resimlerinden biridir.Bir çeşit imzası gibidir..Genelde bütün soyut resimlerinde büyüklü küçüklü helezonlarına rastlarsınız.

Aslında eski bir resmi ama "Çakıl' ın Gizemi" sergisi çalışmalarımızda deniz kıyısından topladığımız taşları soğuk seramik çalışmalarınında nasıl kullanılacağını bize gösterdiği ve sergide satılan eseridir.

Yine kendi fikri olan pizza tepsilerini yaldızlı soba boyasıyla boyayarak üstüne yine Çalış'tan topladığımız çakıllarla yapıştırarak boyanmış, ferforje ayak yaptırılarak sehpa işlevine kavuştutulmuş taş boyamalar.


Helezonlardan bir çeşitleme..Yaptığı resimler satıldığı için şu an FETAV' a bağışladıklarından hariç Huzurevi için yaptığı yeni resimleri de orada bulabilirsiniz.Ayrıca küçük bir atölyeside var Huzurevinde..Ara ara huzurevi sakinleriyle ortak sergilere de katılıyor. Son yaptıkları iş havuçlardan reçel yapıp huzurevi yararına satmaktı :)

Hangi bir özelliğini anlatmam lazım burada bilemiyorum..O kadar çok nitelikli ve entellektüel biri ki..Aynı anda hem politik bir sohbet hem de günlük bir muhabbet yapabileceğiniz gibi sanatın her yönünü konuşabilir, her konuda dertleşebilirsiniz..Herkese yetişir..Kesinlikle çok zekidir..Söylediğiniz bir cümle anında değerlendirilip hızlı bir şekilde cevaplandırılır.Okuduğu kitaplara yetişmek çok zordur..Sevdiği kitaplarden biri Da Vinci Şifresiydi..Önce o okudu..Sonra hepimize okuttu..Aşırı derecede bir Cumhuriyet kadınıdır..Atatürkçü Düşünce Derneği üyesidir.Özgürlüğüne çok düşkündür..Bir atölye de oturuyoruz.Canım Kapalıçarşıda ki Şark kahvesine gidip oralarda gezmek istiyor dedi..Bizde olur bir gün gideriz dedik..Ama herkesin kendine göre bağlantıları var ve kimsenin ona ayak uyduramayacağını görünce ben yarın akşam gideceğim falan dedi..Biz vazgeçirmeye çalıştık ve konu kapandı..Ertesi akşam, otobüsler buradan 21.00 de yola çıkiyor bilet alıp İstanbul otobüsüne binmiş o gün sabah Kadıköy'de inmiş..Karşıya geçmiş..Eminönünden geze geze Kapalıçarşıya girmiş..Şark kahvesinde kahvesini içmiş..Orada ki çalışanlara ben kahve içmek için Fethiye' den geldim demiş ama kendi anlatımıyla oradakiler onu çatlak sanmışlar :)) Yine geze geze geri dönüp Kadıöy'den akşam 21.00 arabasına binip Fethiye' ye dönmüştü.Bizde bir daha bir şey yapacağım dediğinde onu vazgeçirmeye çalışmadık çünkü aklına ne koyarsa yapar benim canım arkadaşım..Arkadaşım diyorum çünkü her ne kadar Şükran Teyze desekte o benim ve onu tanıyan herkesin arkadaşıdır..

Bu resmi Uzunbeyle bana hediye etti çünkü biz arı gibi çalışkan insanlarmışız..

Resimde Şükran Teyze' yi Fethiye de salı günü çıkan yeni kitabı "Yaşamı Duyumsadığımız Oranda Varız" imza gününde çektiğim son haliyle görüyoruz.

Hayatımın bu Fethiye devresinde Şükran Teyze'yi diğer bazı arkadaşlarım gibi buradaki şansım olarak görüyorum..İyi ki seni tanımışım Şükran Teyze :))

7 yorum:

burcu-mutfak camı dedi ki...

Şükran teyze o kadar değişik bir insan ki ablam tüm blogunu ona adasa da yeterince anlatmış olamaz bence. İlk izlenimi tonton bir ihtiyar şeklinde hani sokakta görseniz elini öpüp torbalarını taşıyıp karşıya geçmesine falan yardım etme isteği duyacağınız yaşlılardan. biraz oturup konuşunca kendini size hayran bırakır. Çok modern ama bir o kadar da ilkelerine bağlı. biz tanıştığımızda beni ve oğlumu görüp sen kendin çocuksun bir de bu çocuğu ne zaman yaptın gibi bir şeyler söylemişti bana ve minicik çatı katında öyle güzel şeyler üretiyorlardı ki hayatımda ilk defa ablamı kıskandım. Hem Şükran teyzeye hem de o çatı katına ve o gruba sahip olduğu için. onunkisi gerçekten büyük bir şans ve onun vesilesiyle ben de Şükran teyzeyle tanışabildiğim için çok sevindim.daha sonra bir kafede buluştuğumuzda da boynunda kendi yaptığı kocaman bir seramik kolye vardı ve gözlerinin mavisini daha da çok meydana çıkarıyordu. oturup saatlerce konuşabileceğiniz ama bir yandan da kendine has bir insan olduğundan sizi biraz da korkutacak bir kadın. Güçlü. ona hayran oldum açıkçası yaşına rağmen bitmeyen enerjisine, kendine bakmasına ve hala üretiyor oluşuna.ben daha 26 yaşındayım ama onun şevkine ve azmine sahip değilim mesela.yaşlılığımda onun gibi olabilmek istiyorum.iyi ki anlatıyorsun bize Şükran teyzeyi abla...

Asortik Krep dedi ki...

Bende onun gibi olmak istiyorummmmm

Adsız dedi ki...

Ben de bende öyle olmak istiyorum :)
Hoşbulduk bu arada...
Acemilikten blogla oynarken yorumlarıu kapatmışım sanırım, bundan sonraki yazılarda açılacak yorum.
Sevgiyle kalın ve lütfen Fethiyedeyseniz şu sıralar, akdenizin o muhteşem ufkuna biz ankaralıların yerine de bakın.

Asortik Krep dedi ki...

Ankaraya selam olsun..Nenoni'yle bizim için birşeyler içersiniz artık karşılıklı :)

endiseliperi dedi ki...

Asortik krep, şükran hanım gerçekten çok özel bir insanmış, resimleri de çok hoş. şu taş boyamasına bayıldım. hangi boyayla boyamış olabilir? bilgi verirsen çok sevinirim. teşekkür ederim.

Asortik Krep dedi ki...

Taşları biz normalde yağlı boya ile boyayıp bezir yağıyla netleştiriyoruz ama huzurevinde akrilik boya ve vernik kullanmışlar..Bende zaman zaman elimdeki ahşap boyası ya da kumaş boyası ile boyayıp yat verniği ile tamamlıyorum..

endiseliperi dedi ki...

Teşekkür ederim.