Çarşamba, Aralık 13, 2006

Yaşasın resimlerime kavuştum :)) cümlesiyle bu yazıya başlamak istedim..Çünkü ben alışkanlıklarına çok bağlı biriyim..Bir şeyi nasıl yapmaya alıştıysam o şekilde götürmek isterim..Yeni mekanlar ve yeni tarzlar beni huzursuz eder alışıncaya kadar..Bunu genelde insanlara belli etmem ama senelerce aynı alışkanlıklarımı uygulamaktan mutluluk duyarım .Onun için çoğu insana tekdüze gelen hayat ayrıntıları beni sıkmaz.

Büroda uzun süredir değiştirmek istediğimiz üst katın yer döşemesini en sonunda serfloor yaptırmaya karar verdik.Bu cumartesi önce yerler kaplanacak ve açıkta kalan bir kaç parça dağınıklığımıza da bir dolap yaptıracağız.Daha derli toplu bir ofisimiz olacak ve daha rahat edeceğiz.

Esnemekten bir hal oldum bugün..Normalde kalktığım bir saatte kalktım ama akşam bilgisayarı büroda unuttuğumuz için erkenden ofise gelip internete daldık Uzunbeyle..Akşam herkes bir boşluktaydı ev de bilgisayar yok diye..Sabahleyin Uzunbey daha bana erken çıkalım mı dediğinde ben fırladım ve büroya erken gidip bilgisayara oturalım teklifimi yaptım :) Önce su böreği yedik sonra da geldik oturduk bilgisayarlara ..İnsanın internet bağımlılığı işte böyle bir şey..Gerçi biz evlendiğimizden beri evde bilgisayarımız vardı ve o işinden dolayı bense ilk zamanlarda oyundan dolayı çok sık kullandığım için diğer evlerdeki bağımlılık problemleri bizi pek üzmez..Ben Uzunbey işten gelip bilgisayara oturduğundan alışkınım böyle durumlara..O da buraya taşındığımızdan beri akşamları benim bilgisayar karşısında sevdiğim insanlarla konuşmama alışkın..Birbirimize anlayışımız zaten bilgisayarı ve interneti işle ilgili çok sık kullanmamızdan ve doğru kullanmamızdan..Bu noktada dikkatinizi çekmek istediğim bir şey var ki bazı insanlar bilgisayardan ya da internetten konuşulan ya da yapılan işleri çok güvenilir bulmuyorlar hala..Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımdan sabah programı yapan bir ünlünün özel mail adresini buldum ve kendisine mail atarak festivalimize (Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali) katılmasını rica ettim..Kendisi buraya zaten her sene dalışa geldiğini söyledi bende dalış yapan bir müşterimi aradım ve festival için sponsor olup olamayacağını sordum..Bir kere internetten tanıdığımı söyleyince bana garip bakan müşterimin aslında onunla kanka olduğunu duyunca ben daha fazla şaşırdım ama sanki internetten adam bulmak çok garip bir olaymış gibi de yaklaştı..İyi de şeker şey ben bunu eşimin yanında ve bağıra bağıra söylüyorum sana..Gizli saklı bir yerden ona ulaşsam bunu nasıl bu kadar rahat söyleyebilirim. Artı bence insanların herkesi kendi gibi (mi?) görmesi gerekiyor ..İnternet, çapkınlık, sanal hovardalık, gizli
alışkanlıklar araştırma yeri değil sadece..Ya da internetteki her insan bunu düşünerek bu ortama girmez bence ama etrafta ve gazetelerde çıkan haberler genelde bu pozisyonda olduğundan sanki bir çeşit mimleniyorsunuz..Rahatsız olduğum beni öyle biri sanmaları değil çünkü beni tanıyan birinin zaten bu şekilde düşünebileceğini sanmıyorum..Rahatsız olduğum insanların olaya genel bakışı..Biz interneti her daim kullanan insanlar aslında bu bizim diğer insanlara çaktırmadan vereceğimiz bir mesaj olmalı aslında..Birisine çocuğumuzun çok internete girdiğini şikayet ettiğimizde aslında bunun kontrol edilebileceğini de söylememiz lazım..Ya da iş hayatında nasıl doğru kullanabiliriz gibi seminerler düzenlenmesi lazım..Yeni kullanıcıların bu sanal alemde daha bilinçli olmaları gerektiğini de belirtmek lazım..Çoğumuz yaşadık hala da yaşıyoruz ve ne yazık ki kendini bu dünyada sütten çıkmış ak kaşık gösterip sağı solu tehtit eden insanlarımız var ! Bu da beni üzüyor..En azından bunlara son veremiyorsakta diğer insanların daha az zarar görmesini istiyorum ben.Etrafımda sanal dünyada da olsa kötülükler yaşansın istemiyorum..
Bu konu çok uzun aslında ama benim öğle yemeğine çıkmam gerekiyor :)

16 yorum:

zeyno dedi ki...

Asortikcim, sağda solda yayınlanan haberler sayesinde, internet kullanıcılarının tümü zan altında kalıyor haklısın.Artık değişmeli, internete illa hoş olmayan amaçlar için girilmediğini anlamalı insanlar ...

**Alışkanlıklarımdan ben de kolay vazgeçemiyorum...

Dost dedi ki...

Deveye sormuslar boynun niye egri diye o da cevap vermis.Damlaya damlaya göl olur.Bilmem hatirlarmisiniz yasakli seneler Telsiz kulanani casus diye hapse attiklari.Yasaklardan sonra Yemek masalarinda koca koca telsizler.Telefonlar ve Bilgisayarlar.
Daha araba kulanamazken bu dünya ya girdik.Bu gün bena bile 60 sinda göbek attirdi.Iyiki varsin Bilgisayar.mi!...
Saygilar.

Adsız dedi ki...

Yani anlamadigim dalis yapan boyle guzel bi sporla ilgilenen bir insan, unlu de olsa birine mail atmayi internette sanal ortamda tanimadik guvensiz kisilerle muhabbet etmekle aynis ey saniyor??
Ben internet uzerinden alisverisler yapiyorum, ailemle konsup gorusuyorum, banka hesabi kullaniyorum, en onemlisi islerimi yurutuyorum ve maasimi bu sayede kazaniyorum, ve insanlar hala bu isi eglence saniyolar ve bu insan da 100 yil geriden takip eden bir ortamda yasamiyo anladigim kadariyla, cok enteresan.. iyi sabretmsisinadamin tavrina Asortik:)

Adsız dedi ki...

Bu konuda ben de çok doluyum. Blogum yeni olabilir, ama uzun zamandır sevdiklerimi okuyorum. Ve sizleri çok yakından tanıyormuşum gibi hissediyorum. Eşimle beraber biz de zamanımızın çoğunu bilgisayarın başında geçiriyoruz. Bilgisayarla bu kadar haşır neşir olmamız iyi, çünkü ilerde oğullarımızın da bilgisayarın önünden zor ayrılacaklarını tahmin ediyorum. Böylece onlara doğru kullanım açısından da örnek olup, bunun sadece eğlence aracı olmadığını gösteririz.
Fakat eşim tanımadığım kişilerle daha yakından temasa geçmeme karşı. Kendisinin de birsürü sanal dostları var. Ama hiçbir zaman kimliğimi açıklamadım, ve yazışmadan da öteye geçmem tanımadığım insanla diyor. Yani buradan tanıdıklarıyla msn le görüşmüyor. Benim de görüşmemi istemiyor. Herşeye rağmen yine de bir güvensizliği var. Herhalde medyada çıkan haberlerden dolayı hala önyargılı.
Bululnduğun girişim çok güzel. İyi ki o ünlüye mail atıp davet etmişsin. Ve eşinin de bu konuda anlayışlı olması da güzel. Dilerim festivalinize katılır:)

renkler dedi ki...

Benim eşim de internete kuşkulu bakan insanlardandır. Bloğuma bile alışamadı! Kendisi interneti iş dışında hiç kullanmaz. Aslında ben de pek evden girmiyorum sayılır. Ama bilgisayar başına oturduğumda aman yanlış anlamasın diye çağırıyorum yanıma.

Gerçi internet ve bilgisayarın başında çok vakit geçirilmesine ben de karşıyım hatta bir yaz televizyonu hiç açtırmamıştım, daha çok vakit geçirdik, dışarıda sporumuzu yaptık, dolaştık, balkonumuzda uzun süren yemek sohbetleri yaptık... Beraber vakit geçirebilmeyi önemsiyorum. Oğlumu da internet başındaysa kontrol altında tutuyorum.

Gamzeli dedi ki...

İnternet gerçekten gerekli ...Şuan okula giden tüm öğrenciler internetten yapıyor bütün ödevlerini,benim kardeşim de dahil...Ki ben internete bişey oldumu kendimi bir boşlukta hissediyorum cidden..

nilly dedi ki...

Internet konusunda cok haklisin Asortik. Bende bilgisayar veya internet olmayinca birseyler eksikmis gibi hisse kapiliyorum.

Asortik Krep dedi ki...

Zeyno, aslında bizim işlerimiz için olmazsa olmaz bir şey internet ama genelde çok yorgun olan kafamı da internette dinlendiriyorum bu aralar..

Dost, tabi ki bilgisayarlar iyi ki var..Dünya da kötü şeylerde var ama bunların kullanmaya bağlı zararları olabiliyor..Ya da dikkat etmek gerekiyor.

Asortik Krep dedi ki...

Elma, sanırım bu da bizim önyargımız :) Yani bu tarz mesleği ya da alışkanlıkları olan kişileri daha önyargısız görmek :)

Ayçiçeği, söylediklerin arasında sadece eşinin bu konuda anlayışlı olması dediğin kısma takıldım birden..Çünkü ister internet olsun ister gerçek dünya bu konularda güven çok önemli..O beni bilir bende onu..Eğer başka bir insanla ilgilenmek ya da sevmek istersek zaten beraber olmazdık ki..Diğer ilişkilerimizin bizim ilişkimizin önüne geçemeyeceğini bildiğimizden bu tarz rahatsızlıklarımız olmaz bizim..Yani ben onun bir başkasından hoşlanıp hoşlanmadığını o söylemese de anlarım..Ya da o aynı şekilde..Belki de uzun süredir beraber olduğumuz için böyle..Bilmiyorum..Bu konuda aslında yazı yazmak lazım..Yorum az gelir bize :)
Öyle bir şey olduğunu anlarsam da biter zaten..Israr etmem beni sev diye ..Duygular gerçekse peşinden gidilmeli..Biterse de bırakılmalı gibi bir anlayışım var benim..
O ünlü kişi pratikte gelirim dedi :)

Renkler, kızma ama birisi bana tv yi açma, bilgisayarı kullanma, kitap okuma gibi yaptırımlarda bulunsa kızarım ben ona..Onlar benim deşarj olduğum zamanlar ve kaliteli zaman geçirmek bütün gün beraber olmakla olmuyor..Ruhu başka yerde olan bir erkek istemem ben karşımda bana da erken yat bile desen kızarım evde..Özgür bir ruhum var..Kişisel alanlarıma karıştırtmam bende kişisel alanlara karışmam..Çok demokratik gördüm kendimi :))
Eşimde olsa karşımdaki kişiye ye, uyu,yapma,etme, bakma diyemem..Sadece rahatsız olduğum şeyleri söylerim yeri gelirse ya da onu özgür bırakırım evde..Sadece vaktinde sofraya oturulmazsa kızıyorum bazen..Yani sofra başında bekletilmeye :)
Çağıla çok karışırım ama..İsteyerek değil sadece annelik durumundan..

Gamzeli ve Nilly internet olmasa diye bir şey düşünemiyorum bu zamanlarda..Hele buralarda :)

annelog dedi ki...

İnternet tehlikeli bir araç, hani çizgi filmlerde olur ya, süper bir formül bulunur ama kötülerin elinde korkunç bir silaha, iyilerin elinde de tam aksi bir güce dönüşecektir. İnterneti buna benzetiyorum ben. İyilerin pes etmemesi gerek değil mi?

Asortik Krep dedi ki...

Annelog, super bir benzetme olmuş, bayıldım bu tanıma :)
ve evet iyiler pes etmez.

Adsız dedi ki...

cok guzel soylemissin aslinda, dusundum bayagi, ben de onyargiliyim belki, ama disaridan goren bir insan olarak diyorum, oh ne guzel, yazlik, cennet gibi bir mekanda yerlesmis adam, yuzuyor, egede dalip baliklarla, yosunlarla hasir nesir, dunyevi meselelerden asmis gitmis adam, oh tertemizdir kafasi ne mutlu diyorum, ama sandigim kadar ruya gibi degilmis demek durum!

burcu-mutfak camı dedi ki...

Biz bilgisayarla ilgili sıra kavgası yapıyoruz genelde. Ya da birimiz bir iş için kalktığında diğeri kapıyor.Kocam çok vakit geçirir bilgisayarın başında ben de öyle ama bugüne kadar bunu dert etmedim hiç.Onu kontrol de etmedim. Genelde onun işi varsa kitap okurum ben, ben yazı yazarken o televizyona takılır. bulduğumuz ilginç şeyleri paylaşırız birbirimizle.

Adsız dedi ki...

Yazdıklarınıza, eşiyle internetten tanışmış, eşinin işi internet olan biri olarak içtenlikle katılıyorum :)Bu arada internet bizim evde 3 yaşında olan çocuğum içinde bir vazgeçilmez. O şimdiden internet çocuğu...
Sevgiler :)

Asortik Krep dedi ki...

Elma, bende aynı duygulardayım..Bu ara sık sık oldu böyle şeyler oradan dikkatimi çekti.

Burcum, bizim iş konusu olduğundan paşa paşa sıramı bekliyorum..Çağıl' da 10.30 dan sonra yatıyor, ona kıyamadığımdan bekliyorum o yatsın..Ben ancak Uzunbey bıraktığında alabiliyorum geç saatlerde..Gerçi şimdi Çağıl' a çok güzel bir bilgisayar alıyoruz..Artık sadece Uzunbeyi bekleyeceğim :)

Charm, Bizde o işi Burcu yaptığı için bize de çok uzak gelmiyor artık internetten tanışarak evlenmek :) İlk zamanlarda tabi ki huzursuz olunuyor ama zamanla tanıdıkça bunlar kayboluyor..Gerçi nerede tanışsa bu böyle olacaktı yine..(abla olarak söyledim bunu :))
Ben Çağıl'ı bir yaşında bilgisayar başına oturttum :)Eğer hamileyken oynadığım oyunları saymazsak..Ben oturtmasaydım da bir şekilde o yolunu bulacaktı eminim..Zaten tv ve bilgisayar sayesinde 2-2.5 yaşında okumaya başladı..O zamanlar Burak Kut' un en tanınmış zamanları salondaki Kutman şarabından kut diye tanıdığı heceleri bize okurdu..Birde Beko'yu çok severdi..Hatta taksiye binerdim sık sık..Yolda gördüğü bütün tanıdığı heceleri ve kelimeleri gördükçe okurdu şöför dumur olurdu :))
Bloğuna baktım akıcı yazıyorsun..Yeni ve daha uzun yazılarını bekliyorum..Takipteyim.

Adsız dedi ki...

Gecenin bu vakti inanılmaz sevindim. Niye mi? Çok uzun zamandır takip ettiğim bir kaç blog var bunlardan biride sizinki cevap yazmanız ve bloguma bakmanız sevindirdi beni :))

Bu arada benim oğlumda sizin anlattığınız gibi okumayı söktü sayılır. Türkçe ingilizce epey bir ilerledi. Zamane çocukları bunlar olsa gerek.