Perşembe, Kasım 08, 2007

Annelik işte.

Konuşan çocuk özlemim vardır benim.Çünkü Çağıl herzaman okul konusunda ketum bir çocuktur.Kelimeleri ve bilgiyi ancak 14-15 cümle kurarak alırım ağzından.Hatta bir gece ev oturmasına gittik ama ancak perşembe akşamı buluşabilmiştik aileyle..Gittiğimiz evde sınıf arkadaşının evi.Gece oturduk artık 11 e geliyor saat, çocuk bahsetti yazılıdan da haberimiz oldu.Ertesi gün önemli bir yazılıları varmış biliyormusunuz? Nasıl rahatsız oldum anlatamam,ilgisiz anne konumuna mı düşmekten yoksa o kadar gün belirledik o gece bizim yazılımız var ertesi gün diyememesinden mi bilmem.Kibar bir ailedir, bir şey demediler bize ama garip karşıladıklarına eminim illa o gece gitmemizi.Dersleri çok iyi olduğu için bu konularda çok üstüne gidemiyorum.Bu da onun tarzı diyorum ama ben ki fazla üstüne düştüğümü düşünen insanlara söylemek istiyorum aslında çocuğun karakteri size ya da babasına benzemeyebiliyor.Ne yapsam bu konuda hala başarılı olamadım ki her konuyu konuşabileceği insanlarız biz.Şimdiye kadar da hiç şiddet uygulamadık ona karşı.Bazen siz ne kadar paylaşımcı olursanız olun çocuğun karakterinin izin verdiği sürece anne-babasınız.Düşünün ki anadolu lisesi sınavına gidiyor ve saat takmak istemedi.Ben sınavda saatsiz olmaz ki dedim ve bana ben sınavı kazanacağım ,vaktimi de ayarlarım dedi sakin sakin.Kazandı da.Şimdi kendi tarzı olan bir çocuğa başka yasalar uygulayamıyorsun.Kendi çapında da başarılıysa bir şey yapamıyorsun.Umarım kendi kurallarıyla bir gün hayatta başarısızlık yaşamaz.En büyük dileğim de bu.Son söylemek istediğim hayat size ne kadar izin verirse o kadar yaşıyorsunuz..Bu yorumu aslında yorum olarak yazacaktım. Ebru' yu okurken aklıma geldi. Şimdi anneleri okurken bunları düşünüyorum bazen hep çocukları biz eğitiyoruz gibi ama tamamen bize bağlı değil bu.Bunu ancak yaşayınca ve gördükçe anlıyorsunuz.Ben üstüne çok düşen bir anne gibi dursamda eğer düşmesem ya da takip etmesem hiç iletişimiz kalmaz diye düşünüyorum .
Geçen gün de Çocuk Gibi ile gmail den yazışıyoruz sohbet kısmında çekirdekler için.Konu nerden geldiyse denizde yüzmeye ve çocukları takip etmeye şimdi hatırlamıyorum.Bana artık Çağıl büyüdü onu denizde takip etmek zorunda değilsin gibi bir şey söyledi.Oysa şimdiye kadar onu takip etmeden hiç durmadım ki.Çünkü büyüdü ve açılıyor artık, delikanlı ya. Ben de severdim eskiden açılmayı ama orası Marmara idi ve Annemin bir şekilde gözucuyla takip ettiğini bilirdim.Yine de Annem sınırlamazdı beni pek..Ben de şimdi aynısını Çağıl'a yapıyorum.Sonuçta her durumda ve her yerde farklı tarzın olmalı.Karadenizde yüzmeyi öğrendim ben.(İğneada'da..Demirköy yani . ) Orada açılırsan boğulursun.Çukurlar vardır ve denizin içinde kayalar.Girdiğin gibi de derindir.Yedi yaşında Akdeniz'de yüzdüm. Antalya'da ama orası da girdiğin gibi derindir.Marmarada geçti gençlığım :)) - vay be cümleye bak! - sığ gibi gözükür ama kum tankerlerinden çukurlar vardır tehlikeli ,açılırsan ya da açılmasan da boğulursun :) çok yüzdüğüm için iyi yüzdüğümü sanırım ama bu işte güven olmaz.Bu yüzden de iki gözüm ve kulağım o suya girdikçe üzerindedir yaşı kaç olursa olsun, ya da tarzı.Milli sporcu bile olsa o benim oğlum, merak ederim ben onu ama sıkmadan ve ona elimden geldiğince çaktırmadan peşindeyim :)
Neyse çıkmam lazım, arkadaşıma gidiyorum.Uzun süredir ilk defa Mavi Kuşlarla oturmaya..Denize sıfır bir balkonda oturup çay içeceğiz izninizle...

8 yorum:

Ebru dedi ki...

Asortik Krepçiğim. Anladığım kadarıyla senin oğlun da benim bir oğluma benziyor. Benimkilerin biri daha açık, diğeri ise daha kapalı. Aynen senin Çağıl gibi konuşturmak için bin dereden su getirtiyorsun. Ben de senin gibi kontrollü bir anneyim ne yapayım. Şimdi belki çocuklar bunun farkındalar ama onlar büyüyünce hissettirmeden devam ederim heralde. Ne yapayım elimde değil. Oğluşunun yazılısı varken gezmeye gitmiş olman senin suçun değil ki bu durum Çağıl'ın size herşeyi aktarmadığının kanıtı bence. Ama şu var ki Çağıl'ı takdir ettim. Sınav örneğini okuyunca anladım ki Çağıl kendinden emin ve kendine güvenen bir çocuk, bu da çok iyi birşey.
Denize sıfır balkonda içtiğin çayı okuyunca gıpta ettim valla. Sana afiyet olsun sevgiler...

devin dedi ki...

Asortikçim,
Üzülme, erkek çocuklar böyle oluyor herhalde. Benimki de büyüdükçe ketumlaştı. Eskiden okulda ne oldu filan bır bır anlatırken, şimdi lafları ağzından cımbızla çekiyorum ben de.
Bunlar böyle :)
Öpüyoürum

BaL dedi ki...

Henüz anne değilim. Olur muyum? Bilmiyorum da... Ama annem var ve ne demek istediğini, ne hissettiğini anlıyor gibiyim. Sadece durumda kendimi karşı tarafın rolüne büründürerek tabii :)

En sevmediğim şeydir, annemin ya da babamın, benim zaten kendi kararlarımla, kendi yeteneklerimle işleme koyduğum, yaşadığım şeylere karışmak istemeleri.

Niyet kötü değildir; ama bazen kişiyi kendi seçimleriyle bırakmak gerekir.

Sanıyorum özellikle annelik, kendini adamaya varıyor. Oysa çocuk, büyüdükçe, annesinden ayrı/farklı bir varlık olduğunu kavradıkça kendi yoluna dönmeyi, kendi yolunda ilerlemeyi istiyor. En basit örneğinden en çetrefil sınavlarına kadar :)

Belki de anneler, o korkulan başarısızlıklar yaşandığında, kanadının altına sığınılabilecek melekler olmalı :) Evet hata yaparız, ama annemiz bizimledir... Yaraları sarmak için...

Ne zor annelik :)

Bu arada...

Haydi bakalım bir sobe :)

Ben sıramı savdım... Sensin ebe :)

"Seni en iyi anlatan şiir...?"

http://karafakiden.blogspot.com/2007/11/beni-anlatan.html

:) sevgiler...

www.edasuner.com dedi ki...

Büyüyor demek ki erkek çocukları işte benim kardeşimde böyleydi insana garip zor gelsede insanın evladı olması farklı bir karakterin senin parçan olması ne güzel ama

Sanem dedi ki...

Oğlum yok ama kardeşimden biliyorum. Konuşmayı sevmez, az ve öz cümlelerle anlatır derdini o kadar. Mesela ben detaya girince herhangi bir konuda sıkılır. Belli etmemeye çalışır bunu ama ben anlarım ve kısa kesmeye çalışırım. :) Kardeşimin bu halleri 15 yaşında başladı ve delikanlılık çağında hep yaşadık bunları. Eh şimdi de durum farklı değil. Kısaca, Kedi'ye katılıyorum ben de: "Bunlar böyle" :))

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Evet Çağıl'ın bu yönü kasıyor bazen beni, bazen de daha kapalı yorumlar bekleyip açık cevaplar aldığımda şaşırıyorum.ilginç bir çocuktu küçükken de, büyüyünce de değişmedi...

Çocuk gibi dedi ki...

Annelik hiç bitmeyen, gönüllü yapılan bir meslek değil mi Asortik ?

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

yasasiiiinnn!!! yalniz diil misiiimmmm!!!!
arkadasim kizla erkekle blu cagiyla alakasi yok walla, bizde eser miktarda blu yok daha ama benim kurabiyem de ayni marka...
bi gun casusluk yapip okula bile gittim wallahi:))
seni misafir odama ekledim.
sevgiler