Cumartesi, Mayıs 21, 2011

sesine doyamadığım...

Dün 19 Mayıs 'tı. Bizim için her yönden önemli bir gün. Türkan Saylan'ın ölüm yıldönümü,Atatürk'ün doğumgünü ve  Atatürk'ün Samsun'a çıkışının 92 .yılı. CHP Kadın Kolları kermesimiz vardı ve Kızıldere Pikniği.Ben tabii kadın kollarında görevli olunca Kızıldere're de HES'lere Hayır Pikniğine gidemedim. Orada arkadaşlar saha çalışmalarını yürütüyorlar sağolsunlar bizler ancak asiste edebiliyoruz.Dünkü kermes hem çok güzeldi hem de kalabalıktı.Sahil kenarında gezen, yiyecek stantında satılması için yiyecek getiren, eşya getiren de çok oldu.Hava çok güzeldi ve üstümüzde bez branda olmasaydı sanırım hepimiz yanardık.Sabahtan Atatürk Anıtına çok yakın olduğumuz için törenden çıkan bizim standlara uğradı :) Canlı müziğimiz de vardı ve sarı saçlım mavi gözlüm şarkısına varana dek herbişeyi çaldık,söyledik,arada oynadılar da.
Yukarıda afişi benim çalışma arkadaşım Onur yaptı, çok güzel olduğundan akşama toplanırken kıyamadık, Nayla restaurantta Çağdaş yaşamcıların Türkan Saylan'ı anma gecesi vardı,götürdük oraya astık.Hoş onların da hazırlıkları vardı ama dedim ya,içimizden öyle geçti.

 
  CHP Muğla Milletvekili Adayı Ömer Süha Aldan
 
 Kermes alanı ziraat bankasının arkasındaydı.
Bir ara törenden çıkan diğer partilerin milletvekili adayları ile eski milletvekilleri bizim kermes alanımızda oturup sohbet ettiler. İlçe başkanları ve milletvekili adayları toplu halde fotoğraf çektirdiler.
Akşam yorgun ama mutlu şekilde eve döndük.Çağıl bir kaç gündür burada olduğundan gece yapılan Şevval Sam konserine gittiği için Çalışta kaldık. Evimi özlemişim :)
Çağıl  geçen pazartesi günü geldi.Dersler bitmiş.Yarın sınavlar için tekrar istanbula gidecek.Onunla geçen günleri özlemişim.İş güç arasında olsa bile burada olması çok güzel.Ben etrafımda sevdiklerim olmayınca yaşayamıyorum.Diğer güzellikler benim kanıma girmiyor,yaşam isteği vermiyor.Özellikle sesini duymam, hayatı paylaşmam lazım sevdiklerimle.
Kaya mesela, kalabalıkken güzel. Geçen pazar bir gün yaşadım ki herhalde hayatımda ikinci defa sarhoş oldum :)) Ben normalde içerim ama hiçbirzaman kontrolü kaybetmem.Kaybediceğimi anlarsam da içmeye devam etmem.O gün öğleden sonra o kadar güzel o kadar güzeldi ki hem Zehra'nın doğumgünüydü.
(15 mayıs ) hem de dostlarla biraradaydık.Sabahtan Mavikuşun kalvaltısındaydık Nayla'da.Hava güzel olursa Kaya'ya gideriz demiştik,  çok kalabalık bir kahvaltı toplantısının ardından, alışveriş yapıp kayaya gittik. Zen ve eşi,Zehra ve eşi, Fevzi ve eşi geldi, Fatoş, Ahmet Bey ve Talin de arkadan yetiştiler.Çok güzel bir gündü. Çok eğlendik,güldük,içtik,şarkılar söyledik,söylettik, çocuklar koşuşturdu bahçede, Ares gezindi, tatlısı Zehranın güzel yaş günü pastası olan bol muhabbetli soframızda oturduk akşama kadar. Birde Zen'in eşi Ali Bey'inde doğumgünü olunca çifter çifter kutladık doğumgünlerini...

Nane likörü yaptım birde. İki arada bir derede benim için yazılmış bir söz grubu sanırım :) Akşamları eve geç gidip, sabah sadece yürüyüş için bazen zaman yaratıp,günlük koşturunca böyle oluyor.
Tarifi şu,  naneleri toplayıp yıkıyorsunuz ki ben çok bol topladım- bahçeden :)) iyice kurutup, bir gün iki bardak votkada bekletiyorsunuz. Daha sonra süzüp şekerli suyla karıştırdığınız şerbetle karıştırıp şişeye süzüyorsunuz. Ayrıntısı da şu; 2 bardak şeker 2 bardak su kaynatılır,dörtte bir limonla kestirilir, soğuyunca naneli alkol karışımına eklenir. Ben naneyi çok koyunca çok keskin olmuş, bakalım iki ay bekledikten sonra nasıl olacak, merak ediyorum.Birde hiç baharat koymadım, daha önceden yaptığım vişne likörüne baharat ekliyordum ama bunlara koymadım.Bir şişe votkadan bir parça kalınca da kahveli likör yaptım o da yaptım denmeyecek kadar basit aslında. Kalan votkaya çekilmiş türk kahvesi ekleyip aklınıza gelince karıştırıyorsunuz.Bekleyip içiyorsunuz.


Üç gündür yazıyı yazamayınca ve yazdıklarını da kaybedince böyle oluyor.Hayata yetişemiyorum artık. Çağıl gitti. Yukarıdakilerin zamanlarını değiştirmekten yoruldum bu yüzden yazıyı yazıp göndereceğim.Bazen blogger neyi kesip atacağını çok iyi biliyor, dün buraya yazdıklarıma dayanamayıp kendim bırakıp kalktım bilgisayar başından, oysa bugün silsem mi acaba diye düşünürken bir baktım ki son yazdıklarım yok içinde :) Oysa bu satırlarda şöyle bir cümle görecektiniz,yani buna yakın...
"Dün bir arkadaşım aradı, yoldaymış,İstanbuldan bir düğünden dönüyormuş. Hiç bi şey beni bu cümle kadar özendiremezdi, hem arkadaşımla olmak , hem de istanbulda olmak. Ona söylemedim ama içim gitti. "  bunlar dün o anlatırken düşündüklerimdi.Bugün Çağıl'da gitti.Ben işlerden gidemiyorum. İnsanın kendi işi olsa da gidemiyor işte.Hem bahar insanın taa en derininden tavlayan bir güzellikte önüne serilince insanın canı çalışmak falan istemiyor, gezmek istiyor, sevdikleriyle hem de. Yok öyle çalışmak falan. Birde sesi neşeli geliyordu ki kulağımdan çıkmıyor. İşte gezmelere kıskanç ve özgür ruhum ancak bu kadar dayanabiliyor baskılara :))) Benim canım gezmek istiyor.. 


-Kahve likörü kavanozda-

Ares
 
Mavi yengeç fotoğrafı olmadan olmaz. Mavikuş kahvaltısında yanımızda oturan bey tuttu bunları,çok lezzetlidir, bu taraflara gelirsenmiz restaurantlardan isteyiniz.

Hayran olduğum bir kişilik, kitaplarından çok daha fazlası kendinde ve sahnesinde.Mutlaka izleyiniz, hatta denk etiriniz.İkinci karşılaşmamızdı, yine nefisti... Kendisi insan olarak örnek aldıklarımdan ve sahnede kocaman bir dev. Mutlaka izleyiniz. Ahmet Şerif İzgören. (sanırım benim seyrettiğim salonda  çekilmiş ama ben çekmedim :)

Yarın elsanatları pazarı var,çalıştayız.
Bugün gezdiklerimi de paylaşmam gerekli çok güzel yerler gördüm.
Bir daha dünyaya gelirsem birinin başına bela olmak istiyorum.O kendini bilir.

15 yorum:

♥GÖNÜL ÇELEN♥ dedi ki...

Merhaba!
Yazdıklarını keyifle okudum.Senin için her gün yoğun belli.Şu kaktüs gibi çiçeği annem bana memleketten getirdi.Uçları hafif kızrdı ama tam çiçek açmadı.Çok merek ediyordum çiçeğini.Görmüş oldum.Mavi yengeçte çok ilginç.Ares çok güzel bir köpek.Şanslı gibi tüyleri pamuk gibi.
Güzel berler çıktı senden.
Sana sağlıklı,mutlu,birazda kendine vakit ayırabileceğin günler diliyorum.
Sevgiler:)

öykü dedi ki...

TÜRKAN SAYLAN



Bız ne zaman bu kadar ozel degerlı ınsanlarımızın kıymetını bılen
dusunce yapısına sahıp olacagız??


umıtsızce beklıyorum.

Defne Soysal dedi ki...

Ne güzel içten yazmışsınız, dolu dolu, her renkten, her köşeden, okuyucunun mutlaka ilgisini çekecek birşeyler bulacağı yazınızı severek okudum. Ben de ilk kez mavi ayaklı yengeci gördüm. Methini çok duydum.Çokta kıymetli olduğunu biliyorum. Geçenlerde de deniz yıldızı havyarı yemiştim. Sadece tadının nasıl olduğunu anlamak için. Yoksa bana çok yabancı geldi, yengeç yemek gibi. Bu konuda biraz tutucuyum sanırım. Parti çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum, sevdiklerinizin sesleri hep kulağınızda kendileri de hep yanıbaşınızda olsun. Sevgiler

ganfi dedi ki...

asortikcim likörlerinin hastasıyım bende senden öğrenip habire vişne likörü yapıyorum heryaz :)peki bu kahve likörünü ne kadar bekletmemiz gerekiyor..vede başka likör tarifleri lütfen(alkolik tipler gibi koca yazıdan çıkarttığım sonuç:))

LEZZETLİ SOMUNLAR dedi ki...

Çağıl' ına tekrar en kısa zamanda kavuş inşallah Asortikçim..Sevgiler..

Asortik Krep dedi ki...

Gönülçelen,kaktüsün adı atlas, çok güzel açıyor değil mi..? Çeliği geldi bana, bakalım tutacak mı?

Öykü,sen basına bakma,o insanların kalbinin en derinlerinde herne kadar onu karalamaya çalışsalarda bu işler dışarıdan öğretmelerle olmaz.

Defne Soysal,çok teşekkür ediyorum. Çok yoğun bir gündemden ancak bu kadar...

Ganfi,benim öğrendiğim likörlerin hepsi en az iki ay beklemek zorunda.Yani ne yaparsan yap iki ay beklet.Kahve likörü de dahil.

Lezzetli Somunlar, üç hafta sınavları var,sonra bizimle kalacak hayırlısıyla..İlk sene derslerimiz bitti artık.

Zehra Gürgen dedi ki...

Asortikcimcanım, seninle geçirdiğim her gün çok güzel geçiyor.
Dün akşamda çok güzeldi :))
Çok eğlendim :)

Özgen dedi ki...

Merhaba canım kısmetse bir gün Zehrayla misafir edeceğim sizi tabi sen bu yoğunluktan vakit bulabilirsen birlikte yiyeceğiz İnşallah sevgilerimle...

creep dedi ki...

amanin sanırım o başına bela olacak kişi ben değilimdir, dostum:(
şaka yaptım:)
ares yaşlanmış gibi geldi bana.
sana da öyle gelmiyor mu?
sana bir ara adresimi vereceğim bana o likörlerden lütfen tadımlık gönder arkadaşım.
bir de ben biraz şaşkınım bu aralar. sen hangi partiye oy vereceksin, sen bana bir yardımcı ol bu konuda:)))))

Asortik Krep dedi ki...

Zehracım, iyi ki burdasın :)

Özgen, çok istiyorum, arayı açtık bu ara.

Creep,
Ares, temmuzda 3 yaşında olacak,onun görüntüsü öyle.
Özel olarak yeni likörlerden çalışacağım.Onu sana gönderirim.
Parti konusunda sataşacak başka birini bul, bir gün herkes CHP'li olacak, mecbur :)) Yoksa bu çok sevdiklerinizden (!) kurtulamayacaksınız :P
Bu arada yazımdan silinenler partiyle ilgili şeylerdi yoksa filtreleri erken mi çalıştırdılar...?

creep dedi ki...

zannetmiyorum o silinenler senden kaynaklanmış olabilir.
seçimden sonra filtreyi çalıştırırlar.
ne yazmıştın ki aklındaysa yorum kısmına yaz hepmizi okuyalim.
likörü bekliyorum. sakın atlama:)

Adsız dedi ki...

cok sey ogrendim

Adsız dedi ki...

asortik krep;
selamlar,
Şu hayatta hiç istemediğim şey,birini üzmek ve kırmaktır.
Diğer tarafta olayın farklı tarafa kaydığını hissettiğim için size yazmak istedim.
Oy konusu:)
insan bazen gerçekten karasız kalabiliyor.Ve partilerimizin de amacı kararsız kalan seçmeni kazanmaktır.
Benim gerçekten İSTEDİĞİM; Ülkemiz için en doğrusu ne ise onun olmasıdır.
Beni anladığınızı biliyorum.
Sevgiyle kalın.
PINAR

Asortik Krep dedi ki...

Pınar, kırgın ya da kızgın değilim.Sadece bizim gördüklerimizi görebilmek için kapı kapı dolaşmak gerekli,köylü uyandı şehirlileri bekliyoruz :)

Asortik Krep dedi ki...

Creep, likörünü yapacağım, bekle :)

Adsız, öğrenmene sevindim.Bende her gün yeni birşey öğreniyorum...

Birde sizden(creeple) önce pınara cevap verdiğim için özür dilerim.