Perşembe, Aralık 04, 2008

kahvaltıdan yemeğe

Önce size Fethiye' den puslu bir sabah görüntüsü.Resim internetten,sahibi belli değil ama görüntü gerçek Fethiye görüntüsü.. Dağın eteklerinde olduğundan hava yaz-kış çöker böyle Fethiye üstüne..Yazın şehrin içi pek esmez,kışın da.Akşamları da kışın kömür kokusu kaplar ortalığı..Buralarda klima ile kış idare edilir aslında ama güneş görmeyen yerler çok soğuk olduğundan soba da yakarlar..Görünen kısım limandan Paspatur ve sahil manzarası.

Bu pazar yani geçtiğimiz pazar rekor kırdık aslında.. Sabahtan car boot vardı Çalışta evde tost yaptım herkese ki ilaç içecektik,hastaydım ben biliyorsunuz.. Çağıl' da daha geçen hafta üşütmüştü doktordaydık.. Birde bana diyorlar ki Çağıl öyle ne çabuk hasta oluyor ..Anlatayım da nasıl hasta olunur öğrenin .. Bir kere beden dersinden eşofmanla terli terli çıkıp hatta hastaneye gideceğiniz gün üzerinizde ki formayla büroya gelirsiniz, anneyi çıldırtmak için ben üşümüyorum ki dersiniz :)
İkincisi öğretmenlerinize söz verirsiniz her hafta onlarla maça gidersiniz akşam saatlerinde, sonra da hocanız sizi eve motorla bırakır, rüzgar yiyesiniz diye :) Üçüncüsü de yine öğretmen ve öğrenciler iddiaya girip baklavasına maç yaparsınız , ama halı sahalar dolu olduğundan gece 11.00 de ve pazar günü alırsanız maç saatini gece maç bittiğinde terli terli maçtan çıkıp hastalanabilirsiniz , garantidir :) Sonra da anneye kızarsınız hem sizi o saatte minübüsler işlemediği için arabasıyla alır, hem de ertesi gün sınavınız olduğu için kızan babanıza savunur, saat 12.30 da eve gelip duşta almanız gerekir ki o koku ile zor dayanırlar ama niye sinirleniyorsunuz ki siz ne kadar anlayışsız anne babasınız öyle :P Hasta olmak her çocuğun hakkıdır..

Son gelişmelere dayanarak hasta olmayı becerdiği için spor saatleri tarafımdan yasaklanmıştır. Dayanağım da bende yıllarca spor yaptım ama spor yapan adam kendine bakar hasta olmaz.. İkinci bir emre kadar spor saatleri yasak. Önce kendine bakmayı öğrenecek.

Bunun kötü ders notlarıyla alakası yok aslında..O ne düşünüyor bilmiyorum.Sorduğunda ilk maddeyi cevap olarak duydu diyebilirim.Kabullendiğine göre haklıyım demek ki :)

Neyse şimdi car boot resimlerine geçelim.Bu hafta aştık artık.Tam 100 stand vardı :)) ama işin iyice suyu çıkmış çünkü ingilizlerin 2. el pazarı aynı çocukluğumun çarşamba pazarına
dönmüştü :)) Bir kalabalık, bir kalitesiz mal çokluğu..Resim çekmek bile istemedi canım.Bir kaç tane numune çektim.. Aşağıdaki Bir Kedi'nin standındaki etamin..Aslında resim daha önceki car boottan ama bu hafta da standtaydı.. Hoşuma gittiğinden görmenizi istedim :) Beceriklidir arkadaşım :)
DEVİN' in etamini..

Önce car boottan aldıklarım.Emaye küçük tencereler.. Küçücük ama içine belki kahvaltılık koyabilirim kapaklı ya.. Zeytin falan. Tanesi 2 lira.
Bunlarda bahçe için .. Sadece sarı patileri varmış sanırım boyası gitmiş,seramik ve üçü 3 lira.
Kitap gazete eki ama bende yoktu..Bir lira.
Sanırım Dalaman' dan geldi bu stand.


Standlar çoğalınca deniz kenarına taştı bu hafta..
Biz biraz oyalandık, standları gezdik, MaviKuşçulara bir uğradım ( hasta olduğumdan ve iki gün boyunca sergide olduğumdan bu hafta başka gönüllü arkadaşlarım sergi açtılar Mavikuş için) ve oradan da Kalepark' a kahvaltıya gittik arkadaşlarımızla.. Çağıl bu hafta dershaneye gitmek istemedi, benimde onunla uğraşacak gücüm yoktu hasta olduğumdan gitme o zaman bizimle gel dedik, Çağıl, Ares,Uzunbey ve ben kahvaltıya gittik. Kalepark, Fethiyenin her yerini gören manzarasıyla kalenin yanında yapıldığından ismini oradan alıyor.Gerçekten güzel bir manzarası var, kahvaltısı da güzeldi.. Çokta kalabalıktı. Biz kahvaltı ettik ve daha sonra kahve için uğrayacak arkadaşlarımızla da sohbet edip eve döndük. Biz öğlen 2' ye doğru dönerken İngilizler " Carveri" adını verdikleri yemek için geliyorlardı.. Yani haşlanmış söğüş et ve haşlanmış sebze kısaca .. Biz eve gidince ben yattım uyudum, Çağıl ders çalıştı, Uzunbey'de nete takılmış.. Akşamüstü telefona uyandım.. O akşam Karadenizli yeni evli arkadaşlara yemeğe davetliyiz ama özel bir yemek yani Hamsili Pilav ve Hamsili ekmek. Gelin artık diye çağırmak için aramışlar. Şimdi bizim İstanbul'da bol Karadenizli arkadaşlarımız vardı. Fakat buralarda Karadenizliler az, nedenini bilmiyorum. Biz Uzunbey' le hiç hamsili pilav yemedik ve bunu buradaki arkadaşlarla paylaşmıştık. Bu arada bunlardan biri yine Karadenizli ve memleketten evli bir laz , diğeri de İstanbulda (Kadıköy'de ) büyümüş bir Trabzonlu :)) Yani genleri Karadenizli , kendisi de aklına geldikçe Karadenizli yani.. ( okuma olasılığı var bu yüzden arada onu kızdırmak için yazıyorum)
Neyse biz geldiğimiz sene tanıştık, bizden bir yaş küçük, hatta biraz fazla karışırız ona söylemesi ayıp ben kardeşim gibi karışırım mesela Kadıköylüye..( her ikisi de erkek ve iş bağlantılarımızda var) O da beni idare eder. Uzunbey' de arada bizi seyreder.. Neyse o , diğer arkadaşımızın eşiyle de yeni yeni biraraya geliyoruz bu ikinci görüşmemiz.. Bizim daha önce hiç yemediğimizi duyunca onlar davet etti ve onlarda yemeğe gittik.Şimdi hem yeni evliler hem de ilk defa yiyeceğimiz için ve Karadenizli olmadığımızdan biraz tereddüt etmiş gelin hanım ya beğenmezlerse diye. Gerçekten çok beğendik ..Pilavı fırında yapmışlardı,daha sonra da çayla hamsili ekmeği denedik o da güzeldi ki ben balığı çocukken Mimarsinan'da çok yediğimden bıkkınlık derecesinde bir ara balıktan nefret ediyordum.. Birde annem balığı çok sever,düşünün ki her gece evde balık var, balıkçı ailesi gibiydik yani.. Birde annemin velileri de balıkçıydı hep.Tezgaha yanaştığı gibi bütün güzel balıklar hocanıma :)) eve gideriz arkadaşlarının eşleri büyük balık teknelerinin sahipleri, o zamanlar körfezi gören ve inanmayacaksınız ama oraları bilen birileri varsa buğday tarlasının arkasında 3 katlı deniz manzaralı bir evde otururduk yazlıkların içinde.. Kışın köyün kenarında oturan 3 aileydik, yazın dolardı yazlıklar.. Şimdiki Mimaroba,Sinaoba civarını anlatıyorum :) adamlar balıktan gelir, hanımlar eve yollarlar annem seviyor diye.. Yerlisi de çok iyidir oranın , şimdi çok karışık yeni bir şehir gibi Mimarsinan. Balık restaurantı vardı eskiden hani Balık Osman diye meşhur. . Böyle balık diyarı bir yer işte. Oysa şimdi balıkçıları limandan atıyorlarmış diye duydum.. Oysa orası rumlardan beri balıkçı köyüdür.. Bir yerin geçmişteki özelliklerini kaybetmeden medeniyetleşmesine niye izin verilmez ki.. Neyse çok daldım eskilere..Davete gelelim.. Hamsili ekmekte, hamsili pilavda gerçekten güzeldi, bir daha ki sefere karalahana dolması isteyeceğim :))
-Bak onu çocukken bizimkilerde yapardı ama ben yapmadım hiç-

Bize geldiklerinde ben onlara ne yapacağım şimdiden düşünmeye başladım birde..

İşte böyle güzel bir yemek davetiyle de geceyi noktaladık.

Pazartesi ve salı fazla yoğun olmamakla beraber, dün hiç oturmadan koşturmacayla geçti diyebilirim.. Akşam ayaklarım ağırdı ve bugün sakin geçsin de bende yazı yazayım diye içimden geçirmedim de değil..
Yarın ZEN günü :)) Bu sefer randevumu öğleden sonraya aldım. Sabahtan Gülderenle buluşup biraz kahve keyfi yapacağız.

9 yorum:

Mine dedi ki...

Tablo gibi bir fotograf! Fethiye'nin demek kışı da ayrı bir güzel oluyormuş(Daha önce 2-3 kez yaz tatillerinde Fethiye'ye geldim)

Bu arada 2 hafta kadar önce ben de Trabzon'lu arkadaşlarım sayesinde kara lahana çorbasının tadına baktım ve çok beğendim. Tavsiye ederim.

Asortik Krep dedi ki...

Mine ,aslında Fethiye kışın güzel.Şimdi mesela öğle yemeği yedim balkonda..Güneşten yanaklarım kızardı :) O kadar sıcak ki içeri girmek canım istemedi.Genelde hava güneşli ve sıcak, kazakla gezerler ama ben kalın triko hırka giyiyorum..Yürüyüş yapmak için ve günü bahçede geçirmek için birebir. Zaten yazın çok sıcak olduğundan yaz bizim sevmediğimiz mevsim :)

Hayatın Ortasında dedi ki...

MAvi emaye tencerelere ve Fethiye'nin sabahına bayıldım :)
Bir de geçmiş olsun..

Adsız dedi ki...

(Sevgili Asortik bu yorumum o ninja olamayan tospağa için okutursan sevinirim) Her ne kadar şu andaki görünüşüm pek andırmasa da yarı profosyonel bir futbol hayatım vardı. İnanmayanlar çıkıyor haliyle onlara da TFFD de ki (türkiye futbol federasyonunun resmi sitesi) linkten kariyerimi ispatlıyorum. İnanmazsan dedene de sorabilirsin. Küçüklükten beri başıma gelmeyen hal kalmadı (sen pek bilmezsin de annen iyi bilir sor ona anlatsın.)Ama bunların hiç birisi ben spor yaparken olmadı. Ya ihmalimden ya yaramazlığımdan ya da düşüncesizliğimden.... Hatta tam tersine spor yapmaya başladıktan sonra belirgin bir değişim de olmadı değil. Çünkü o zaman anladım kendimin kıymetini. Hele benim gibi Keyif alarak da yapıyorsan dikkat etmen gerekir. Uygun olduğun bir zaman ara ben sana yapman gerekenleri anlatayım. Aslında yöntem çok basit belki sen de hatırlarsın (gerçi küçüktün o zamanlar )kinetix bir çantam vardı. İçinde her zaman yedek malzeme taşıdığım bir çanta. Sürekli yanımda olurdu. Dedim ya bir zamanlar neredeyse profosyonel olacaktım. Senin sürekli taşımaya ihtiyacın yok tabi ama en azından maçtan maça... Sen kıymetlisin ama bunu en iyi senin bilmen lazım. Spor Uzun vadede seni güçlü kılar ama hemen spor sonrasında seni güçsüz bırakır. Demedi deme...

Asortik Krep dedi ki...

Hayatın Ortasında, Fethiye' de sabahlar ve günbatımları güzeldir :))
Özellikle Çalış'ta gün batımında oturup güneşin denizin arkasında toprağa kavuşması izlenmeli derim.

Dayısı, zaten bu çocuk akşamda bir sürü teste uğradı tarafımdan .. Artık bir ortamda sor bak anlatsın..Ben sordum o yerlere yattı gülmekten..Cevapta verdi arada :)

Öykücü dedi ki...

Aldığın şeylere bayıldım.Özellikle tencereler çok cici.

Çağıla çok geçmiş olsun.Sana da tabi.Büyüdükçe kendine bakmayı öğrenir.Bir musibet bin nasihatten iyidir derler hem:)

Sevgiler..

ruhdagı dedi ki...

Bende tencerelere bayıldım :)

Birde hamsili ekmeği hep merak etmişimdir.

Bu yaz Fethiye'ye gelebilmeyi o kadar çok istiyorum ki...

Asortik Krep dedi ki...

Öykücü, iyice iyileşsin yine yapsın sporunu ..Zaten büyümeye devam ettiğinden ihtiyacı da var spor yapmaya..
Hoşgeldin bu arada..

Ruhdağı, bu yaz bekliyorum o zaman.Seni tanımak isterim açıkçası..
Belirteyim ki haritalar ve önbilgi benden :)

:)den dedi ki...

Maviş emaye tencerelere bayıldım. Harikalar... Satın aldıklarınızı mutlu günlerde kullanmanız dileğiyle...