Cumartesi, Aralık 27, 2008

Seyir Defteri 1.bölüm

Annemle Babam geldiğinden beri aslında pek fırsat bulamadım bilgisayara oturmaya.. Annemler gelince ben işe gitmiyorum. Bu hafta da bir kaç şey almak ve büroya uğrayıp Uzunbey ve Ares'i işten almak dışında da gitmedim. Pazartesi geldiklerinde doğru eve gittik ve o gün dışarı çıkmadık.Bir kahvaltı yaptık ki bol muhabbet bol keyif bol dedikodu :)


Resim: Çalış Şat tarafındaki köprü yolu..Sazlıklar..


Koca Çalışta gün batımı..


Salı günü hem pazara gittik hem de çarşıda dolaştık, çarşamba da yürüyüşe gittik Çalışa, kıl çadıra kadar gidip orda kahvelerimizi içtik. Hava biraz serindi ve bu sefer ilk defa içeride oturduk. Kıl çadırda da müze var orayı da gezdik. Hatta resimler çektim ve sahibi bize eşyaların hikayesini anlattı.


Ordan dönüşte Uzunbey'de bize katılmak için erken dönmüş, annemler çağıl için eve girdiler ve onu okuldan karşıladılar. Biz uzunbeyle tekrar ares'i gezdirmeye bu sefer Koca Çalış' a gittik.Hava nasıl soğuk fakat çevre de bir o kadar güzeldi.Resimler o günkü yürüyüşten..


Fethiye de kış ancak bu kadar işte.Soğuk vardı o gün ama kar sadece dağlardaydı.. Akdağlara kar yağınca sabah soğuk olur ve kar görmeden soğuğu anlarız biz..



Bu resim benim Çalışa yürürken genelde geçtiğim caddeden bir ayrıntı.Şimdi daha aşağılarda bir sokak resmi göreceksiniz..Genelde bahçeli evler veya siteler vardır bu sokaklarda. Arada burada gördüğünüz gibi günlük ağaçları eskiden mahallenin her yerini kaplarmış.. Zamanla azalmış ve şimdi arada bir kaç sokakta var.Bu günlükağaçları da benim etrafta son gördüklerimden..


Annemin getirdiklerinden parlak nefis bir siyah triko..Giydiğim gün hemen annen gelmiş belli oluyor diye iltifatlar bile aldım.



Kıl çadırdaki müzeden .. Gramofonlar, eski radyolar.


Eski fotoğraf makineleri..

Eski bavullar..


Eski kilimler..


Rüzgarlı ve sert bir hava vardı bu yüzden kıl çadırın içinde oturduk.


Her zaman geçtiğim köprünün kış hali.. Merkeze giden tekne dolmuşları yazın bu köprünün altından geçiyorlar..


Kanaldan Çalış'ın görüntüsü..


Çalıştan bir sokak..


Hoşumuza giden tabela :))


Ekşimikli Biber.. Esas adı bu ama siz lorlu biber dersem anlarsınız..
Annemlerin getirdiği bir Trakya lezzeti.. Biz bu tarz özel yapım yiyecekleri sabah kahvaltılarında yeriz..Ara ara buradan nasıl yapıldıkları hakkında yazmaya karar verdim.Kayda alacağım ki zamanla kaybolmasınlar.Gerçi diğer kahvaltılıklarımızı yapıyorum ben ama denemediğim bir güzellikti bu. Olunca da yemeden duramadığım..
( Yapılışı: Ekşimiklerin içine biberleri yıkayıp basarsınız , bir kaç gün buzdolabında bekletirsiniz..Biberleri biz çiğden koyarız. Haşlanmış patatesle ve çayla enfes olur.)


Bizim çuşka biberler :) Annem bana İstanbuldan mayısta fide getirmişti ..Bende bahçeye saksıya diktim , bunlar onlar.. Toplayıp kuruttum..Bu haliyle bizim için SÜPERLER..

Her yemeğin yanında ve mutlaka :)



Annemin sadece internetten resmini görerek yaptığı Ares'in köpek yatağı.. Ares daha ilk gün üzerindeki kemikleri yakalamaya çalışmış ve çok hoşuna gittiğinden devamlı büroda onun üstüne yatıyor :))



Kurdela nakışından yeleğim..Daha elinde ilk yaptığında çok hoşuma gitmişti sonra bana hediye geldi :) Burcu ya söylüyorum hep güzel hediyeler bana geliyor diye..


Annemin hediyelerini getirdiği poşet.. Onaylı ve tastikli Asortik..


Babam en son geldiğinde kütüphanemi düzenlemişti. Kitap düzenlemeleri aile içinde meşhur olduğundan raflarda sırasıyla ya yayınevine göre ya da tarzına göre dizer.. Eve gelen yardımcı kadın temizlerken bu sırayı kaybetmiş, hatta tarzı bozmasın diye özel tembih etmiştim ama yeni kitaplarda alınca kütüphane bayağı bir düzensizleşti..İlk iş geldiğinde ona rica ettim yeniden düzenleyebilirmisin diye..Kırmadı sağolsun bana roman, yabancı yazarlar ve teknik yayınlar şeklinde tekrar düzenledi. Bu arada bende resimlerini çektim, annem geldiğinden beri kenarda köşede yapılması gerekli dikiş işlerini yapmaktan, bana kahverengi eldiven örmekten ve arada Türk kahvesi içmekten arta kalan zamanlarda da tv seyredip sabahları annemin plateslerini takip edip, keyifli kahvaltılara oturup, her gün ya yürüyüşe ya da çarşıya çıkıp gezmekten, yemek yapmaktan, çay içmekten, konuşmaktan vakit bulamadığımdan günlerdir sadece mailimi okudum ve işle ilgili bir kaç mail atabildim.Çok şikayetçimiyim, değilim.
Kitaplık düzenlenirken bulduğum bir kitap..Babamın hediyesi..Sene 1989 , 18. yaş günüm..

Annemin daha önce getirdiği pas pas.. Örnek için koyuyorum.. Misafir tuvaletinde..

Bu da kumaş ekmek sepeti..


Annemler gelmeden bir gün önce Huzur evi yararına Şükran Teyzenin, HaleHanım ve Huzurevi müdürü Adem Beyle yaptığı resim sergisine gittim..
Şükran Akannaç resmi.Sergi Fethiye Belediyesi Kültür Merkezinde oldu.

Perşembe günü Üzümlü de Dikencik Evlerine gittik.Mantar yazısı ve resimleri blogda daha sonra..
Cuma günü annemle Issız Adam'a gittik Hayal Sinemasına..Filmi tekrar izledim ve tekrar beğendim.. Yalnız filmdeki sevişme sahneleri olmasa belki bir Fransız Öpücüğü ya da Hayalet tadında bir film olurdu diye de düşünmeden edemiyorum.
Cumartesi Şükran Teyzeyi evinde ziyarete gittik.Benim evim en sevdiğim insanların evlerine genelde aynı mesafede ve ortada..Yani yürüyerek onlara ulaşabiliyorum.Bugünde annem , babam ve ben çok hoş zamanlar geçirdik Şükran Teyze de..Akşam açtığım bu yazıyı da ancak şimdi tamamlayabiliyorum.. (Saat 1.08)
Bugün hava da çok güzeldi ve üzerimizdeki hırkalar fazla geldi ama gece olunca şömineyi yaktım yine de.
Bugün car boot var ve ben görevliyim. Hem Mavikuş için stand açılacak hem de car bootta görevliyim..Gerçi standda başka arkadaşlarım olacak ama yine de destek olmaya gideceğim.Biliyorsunuz gönüllü olarak orada satış yapıyoruz, kazandıklarımızı burslara bağışlıyoruz.
Annem daha başka hediyelerde getirmiş ama hepsini görüntüleyemedim..Burcu da bana hep yeni evde eksiklerimi tamamlayacak hediyeler gönderdi her seferinde..Hatta ilk ekmek kızartma makinemi bile o gönderdi.. (Ben almamıştım tost makinesini çok sık kullandığımdan gerek görmemiştim ama şimdi severek kullanıyorum) Düdüklü tencere ve mikserimde ondan :))
Ares ilk geldiğinde annemlere o kadar güzel davrandı ki anlatamam..Çağıl ve annemi kıskanarak aralarına oturup kolunu annemin karnına sarmasından tutun ,üstlerine atlamadan durmaya kadar çok saygılı davranıyor.Yalnız annem her sabah plates yaparken evde kaldığı bir gün ona oyun yaptığını düşünerek oynamaya kalkması dışında bir yaramazlığı olmadı..Ben de onu yatak odasına götürmek zorunda kaldım.Bu arada tamamen çiş olayımızı çözdük,düzenli dışarı çıkardığımız sürede bir problem yaşamadık.Tuvaleti gelince gidip dış kapının önüne oturuyor ve bizi haberdar ediyor..
Normalde aşağı katta bırakıyoruz gece ama oda kapılarını ittirip girdiğinden annemler geldiğinden beri bizim odada, yerde yatıyor :) Annemleri rahatsız etmesin istedik.Daha önceden bizim oda yasak olduğundan sabaha kadar kımıldamadan yatıyor bizim odamızda.
Anneannesi ve dedesine de gayet iyi davranıyor..

4 yorum:

Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Fotoğraflar harika..
O plajda gün batımda yürüyesim geldi benimde..
Sevgilerr

denizanasi dedi ki...

ben kedili tabelaya bittim :))

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

hepsi yasamin icinden, hepsi sevgi dolu aile ve ask sevgisi hep de duru oksijen ama...

fotograflarin hepsi de sanki ayri ayri birer tablo be kuzum...

Asortik Krep dedi ki...

Hayatın ta kendisi lokantası, o plajda umarım gün batımında yürürsünüz, bende size kahve ısmarlarım :)

Denizanası, belki başka yerlerde vardır ama ben yeni gördüm ve çok beğendim..

GULTEINEN ENKELİNİ, Manzara güzel ben ne yapayım :))