Perşembe, Ekim 05, 2006


Salı günü Çağılın okuluna gittim..Veli tanışma toplantısıydı..Bizi edebiyat zümre odasında ağırladılar..İki rehber öğretmen bize okulla ve öğretmenlerle ilgili bilgi verdi.Ben rehber öğretmenleri genelde severim..İdealist bulurum çünkü..Biraz da Çarli rehber öğretmen olduğu için sanırım severim..Neyse ben özellikle erkek öğretmenle aynı frekanslarda olduğumuzu düşünüyorum.Okula çalışmalarında destek olacağımı söyleyerek toplantıyı tamamladık.Toplantıya Çağılın sınıf öğretmeni de katıldı..Benim size asıl anlatmak istediğim işte bu nokta..Yani sözün özü şu ki...Sınıf öğretmenine dayak hariç her şekilde arkanızdayız diye bir cümle kurdum..Bu cümle öğrtemene garip gelmedi ve onlar eskidenmiş gibi bir cümleyle konuyu tamamladı..Fakat bir veli kalkıp ben taraftarım gibi bir cümle kurdu..İşte arkadaşlar bizi bu zihniyet alaşağı ediyor..Yani olana tamah etme..Daha yukarı davranışları hakettiğini kabul etmeme..Çocuk ya da genç dayakla yola gelir mi? Hele şimdiki zihniyetlerden ne kadar uzak tutarsak o kadar yol alacağımız bir dönemde bu konuların hala konuşulması çok yazık..Şımarık insanlar yetiştirelim demiyorum.Ceza verelim, uzaklaştıralım ama dövmeyelim..Dövdürmeyelim.
Toplantıdaki bir konuda Muğla ' da girilen sınavda 70 üzeri not almadığı için matematik öğretmeni sıkıntısı yaşandığından Çağılların okula atama yapılmamıştı..Şimdi bir şekilde öğretmenleri geldi çarşamba günü ama sanırım gerçek bu..Yani arkadaşlar Anadolu Fethiye bile olsa bazı konularda hala çok geri..Bunun sebeplerinden birisi insanların tabiki yaşam şartlarının çok daha iyi olduğu için İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşamayı seçmesi..Bende zaman zaman o şartlarda çalışsak nasıl olurdu diyorum kendi işimde bile ama siz gelmeyin, biz gitmeyelim bu vatanın evlatlarını kim eğitecek, siz yapamayın biz yapmayalım vatanın ücra köşelerine hizmet kim götürecek, siz açmayın ben açmayayım yolları yarı mevsim kapalı yerlerde iş kim yaratacak..Bazen burada dağ köylerinde bile 3 sınıf eğitim yapan okullar gördüm ben..Evet burada bu kadar turistik ve gelişmiş yerde..Ben bazen şikayet ediyorum ve bana insanlar ne diyor biliyormusunuz sen hiç Anadoluyu gördün mü? Ben hiç Anadoluyu bu manada görmedim..Evet hayatımda buraya gelene kadar sadece onar günlük tatillerde o da Antalya, Bodrum, Çeşme gibi yerlerde gördüm..Ankara da gördüm ama orası başkent, sayılmaz.. Hep söylenen şeyler de görsen isyan edersin..Evet ben isyan ederim ama şartlara değil insanların anlayışına isyanım..Burada bu kadar anlayışına,burası Türkiye anlayışına..Acı birşey paylaşmak istiyorum..İngilizlerle çalışıyoruz, yaşıyoruz burada..Almanlarda var ama az..İngilizlerle diyelim ki randevulaşıyoruz..Bana diyorlar ki Türk saatimi ingiliz saatimi ..O ne demek..Yani saat 3 te buluşuyorsak İngiliz saati saat 3.00...Türk saati 3.30 ya da 4.00..abartırsa 5.00.Çok haksızlar mı hayır ben şahit oldum çoğu davranış böyle ama istisnalar da var..Bu ve bu gibi olayların hepsini insanların kendi işlerine ve yaşamlarına saygı göstermemesi olarak yorumluyorum ben.Kendilerine yapılan davranışlara sesini çıkarmayan siz çıkarınca da hayır durumdan ben memnunum diyen insandan ne kendine ne de başkalarına hayır gelir diyorum..Yukarıda anlattığım dayak olayından tutun, parasını verip satın aldıkları malın kötülüğüne , aldıkları hizmetin sağlıksızlığına kadar kimse bunun daha iyisi nasıl olur demiyor..Ya da ben nasıl daha iyisini yaparım da demiyor..Böyle olduğunda ise alan razı satan razı birde siz şikayet ediyorsunuz diye kötü oluyorsunuz..Hatta düzen bozucu konuma geçiyorsunuz..Ben bir şey benim yararıma olmasa da eğer birileri faydalanacaksa sesimi çıkarmam ..Çıkarmam ki düzen otursun..Ama insanların çoğu bir başkasına faydası dokunacak diye ödü kopuyor..Fesatlık had safhada..Bu sadece burada böyle demiyorum..Anlatmaya çalıştığım zaten şartlar buralarda kötü..Birde insanlar hoşgörüsüz, tahammülsüz ve saygısız olduğunda hepimiz için şartlar daha da kötülüyor..Gelen iyi insan ya da kalifiye insan böyle kötü piyasa da çalışmak istemiyor..Çünkü başka yerde çok daha iyi konumda çalışabilecekken neden burada zaman harcayayım diye düşünüyor..İşte genelde yaşadığım iki sorun bu..Kimse hakettiği şekilde yaşamıyor çünkü bazı kimseler hakettiklerini istemiyor..Onlar istemediği için de çoğunluk bu hakkına kavuşamıyor...Olay bundan ibaret.Ama herkeste bir şikayet bir şikayet.Kimsede düzeltmek için ne yapabiliriz demiyor :((
Ressam: Fikret Otyam

Salı, Ekim 03, 2006

Bloğumun müziğini gelen istek üzerine (özellikle İbeking istediği için) değiştirdi Çağıl..Hatta Burcu şarkıya bayıldığı için onun bloğuna da aynı müziği koyduk..Çok romantik bir parça olduğu için özellikle mum ışığında dinlemenizi tavsiye ederim :))

Pazartesi, Ekim 02, 2006

http://www.alisbagis.com.tr
Bu sitede bir kuruş para harcamadan gönderdiğiniz maillerle bağış yapabiliyorsunuz :))
Sadece hangi derneğe bağış yapacağınıza karar verin ve gönderin ..
Bizim derneğimiz şimdilik orada yok ama banka hesap numaralarımız sitemizde var !
Bakınız lütfen...http://www.mavikus.org
Çok güzel bir bilgi buldum..İnternetin ilk senelerinde yoktu..Gerçi ben" çocuğunuzun internet bilgisiyle nasıl baş edeceksiniz " noktasına geldim ama benim için bir bölüm daha açılmamış..Yine de bulduklarımı paylaşmak istedim..Biz başladığımızda böyle yazılar yoktu :))

Link

Pazar, Ekim 01, 2006

Geçtiğimiz hafta canımız "demir tava" yemek istediği için gittiğimiz Çin Lokantası..Geçen sene Uzunbey sizi bir yere götüreceğim diyerek Çağılla bizi sezon biterken götürmüştü ..Bu sene yine geç vakte kadar çalıştığımız bir akşam isterseniz gidelim demir tava yiyelim dedi..Biz hayatta ikiletmeyiz Çağılla böyle bir teklifi..Hemen yola koyulduk çünkü mekan Hisarönünde..Hisarönü Fethiyenin restaurant ve bar cenneti..Hem de otel. Ölüdenizin bir üst mahallesi olduğu için de gayet turistik bir yer..Bizim festivallerimizi yaptığımız alan da orada..Bu kış o meydana belediye binası yapılacağı için seneye festival alanı değişebilir..Yani öyle bir durum var ki eğer yollar biterse son sene sanırım başkan bize bir amfitiyatro yapma sözü verdi ki hepimiz umutla bekliyoruz..Neyse işte ilk gittiğimiz sene ne yiyebiliriz diye garsona sorduk..Garson bize anlatırken Çağılla ikimiz cozurdayarak geçen demir servis tabaklarında et yemekleri gördük..Onların adı ne diye garsona sorduk..O da bize demir tava mı dedi..Evet demir tava :)) bizde gördük demir tava da olduğunu ama biz otantik ismini öğrenmek istiyoruz..İşe yeni girdiğini ve o kadar bildiğini söyledi..ısrar etmedik bizde..Hem biz kültür manyakları olarak ne yediğimizi çince duymak istiyoruz..Benim oğluş hatta çubuklara hasta olduğu için pilavıda çubukla yemek istediğini söylüyor..Ben gülüyorum çünkü biz Uzunbeyle bunu beceremedik daha önceki deneyimlerimizde..Ama o ilk seferden yemeği nasıl çubuklarla yedi hala anlamış değilim..O tatilimizde kısa ama çok güzel bir tatildi ve burada http://www.sazlik.com kaldık..Eğer doğal bir plaj ve doğal bir ortam ,sessiz bir tatil istiyorsanız Adrasan' ı tavsiye ediyorum..İşte bu muhabbet arasında bizim demir tavalar geldi..En az geçen senekiler kadar güzeldi ve ekşi tatlı soslu tavuk, cips, pilav, çin böreği, midye ve çorbalardan başladık sonunu nasıl getirdik farketmeden şiştik..Bir ara garsonu yakaladık ve yemeğin adını soralım dedik..Garson bize demir tava dedi yine..Çağıl kıs kıs gülerken anne aynı garson galiba diye de düzeltti..Biz bu yemeğin adını öğrenemedik ama eğer yolunuz bir gün Hisarönüne düşerse (yaz sezonunda) demir tava isteyin..Hatta ben bir daha gittiğimde sadece çin böreği ve demirtava yiyeceğim Peking Chinese Restaurantta.. http://www.pekingchineseturkey.comSahibi uzun zamandır Türkiye de yaşayan bir Çinli..

Cumartesi, Eylül 30, 2006

Uzun süredir yürüyüş yapamadım ya..Yarın banyo için tamirata usta gelecek ..Eğer erken işi biterse yürüyüşe gitmek istiyorum..Ben aslında yalnız yürüyüş yapmaktan hiç hoşlanmam..Mutlaka yanımda biri olması lazım..Konuşmasak bile yanımda biri olursa mutlu oluyorum..Annem burdayken biz hep yürüyüşe çıkarız..Demirköyde de her akşam üstü yürüyüşe gittik, bol bol konuştuk..Bana ordan gelirken Anneannemin son zamanlarında ördüğü bebek hırkalarından verdi..Çağıl' ın çocuğu için iki tane kendime aldım..Biri erkek biri kız bebek için..Bir tane de Annem bizim yanımızda çalışan ustanın karısı hamileydi ona götür dedi..Getirdim ama Anneme söz vermesem onu da saklayacaktım..Benim için çok kıymetli çünkü. Her zaman en az üç tane çetik verirdi bana sağ iken..Bu sefer ördüğü son çetikleri hepimiz paylaştık.Ben onları kıyıpta kullanamam ki şimdi..Kış gelecek diye ödüm kopuyor..Ya da hepsini aynen öyle saklayayım diyorum..Çağıl için kenara koymuştum bir ara hatıra diye.. Eşarplarından da aldım ve mavi ev ayakkabıları (bir-iki defa kullanmış )var..Aslında kış gelince onları giymeyi düşünüyorum..Şimdi sıcak daha açık terlik giyiyoruz..Kışı bekliyorum.
Ordan gelince insan öldüğünde geriye ne bırakabilir diye düşünmeye başladım bazen..Tabiki en çok sevgisini sanırım..Çünkü sevgiyle orantılı olarak anılıyorsunuz.. ama yine de geride birşeyler kalmalı..Ben bir dönem kumaş boyamaya ve elsanatları kursuna gitmiştim..Evde yaptığım tablolarım var..Zamanında hemen hemen herkese birşeyler yapıp vermişim..Burada da çalışırken gittiğim ahşap boyama kursundan yine yetiştiğim kadar birşeyler yapmışım herkese..Demirköyde benim boyadığım ekmek tabağını kullandık hep..Zaten onun kullandığı tabaktı..Onun ördüklerini gördükçe bunları düşündüm hep. .
Bir dönem danimarkalı bir kadınla tanışmıştım..Evime geldiler, yeni gelin bu hanım.. ne konuşayım el sanatlarıyla aran nasıl dedim..Bizde yaşlı hanımlar uğraşıyor, annem falan dedi.. İyi.. Göründüğünden de kazmaymışsın dedim içimden..Canı sıkılırsa sıkılsın..Kocasıyla sohbet ettim..En azından iş konuştuk üçümüz( kocası Türktü)..Onlara da ne gittim ne de bir daha çağırdım..Halbuki bende bütün gün örgüyle şişle gezmiyorum.. Ama en azından bir işle ilgili konuşacak bir kaç kelimem hep vardır..Birde başkalarını küçümseyerek konuşan insanlardan rahatsız olurum ben..Her ortamın tarzını yakalamak gerekir..Yeri ve zamanına göre davranacaksın..Yer sofrasına da oturacaksın kokteylde de takılacaksın..Bir dönem Uzunbeyin çalıştığı şirketin genel müdürü çok sosyal tanınan ve bir vakıf kuran bir beydi..Yemeğe gittik zamanın Günay 'ı na..Huysuz Virjin çıkıyor aslında ama şirket yemeği olduğu için sahne almadı.. Neyse bir kere karşılaşmışız ama adam resmen beni tanıdı ve o zaman konuştuğumuz konunun devamı hakkında konuştuk..Anladım ki hayatın sırrı karşında ki insana kim olursa olsun saygı göstermek..İnsan ilişkileri her kapıyı açtığı gibi kapatabilir de..Ve o şirket beyefendinin çalıştığı dönemdeki başarısını hiçbir zaman yakalayamadı..Adları gizli tutuyorum doğal olarak..
Nerden nereye geldim yine muhabbet olarak..Bunlar benim bu gece kafamdan geçenlerin sadece bir kısmı..
Bu ara biraz kitap okumaya başladım yine..Kendime "Baba ve Piç"i aldım.. ve daha 3 tane kitap daha aldım..okudukça beğenip beğenmediğimi yazacağım..
Hıfzı Topuz..Başın Öne Eğilmesin..(Sabahattin Ali' nin romanı)
Hıfzı Topuz..Gazi ve Fikriye.. (14.basım)
Liliana Serafimova..Mustafa Kemal ve Miti Kovaçeva(Umutsuz bir aşkın öyküsü)

Bugün evdeydim..İşe gitmedim.Dolayısıyla bilgisayar evde olmadığı için ve akşama eve geleceği için akşamı beklemeden meraktan Biyoniği aradım.. http://biyonikkedi.blogspot.com Anlattıklarının aynısını bloğa da yazmış zaten..ama ona anlattığım bir olayı sizinle paylaşmak istedim..O zamanlar 5. sınıfa gidiyorum..Kimseden tokat yememişim..Babam o zamana kadar sadece elime yaramazlık yaptığımda(sebebi de onlardan habersiz evsahibinin gençkızıyla çeşmeye gidiyorum ve döndüğümde Babam diyor ki ya benim istediğim gibi davranırsın ya da bu evden gidersin ..Ben hiç birşey söylememişim ve küçük çantamı topladığım gibi evden gidiyorum demişim :)) hatırlamadığıma göre 5 yaşlarında olabilirim..) elime 2 kere vurmuş , Annemden zaten hiç bir şey görmedim..Neyse İstanbul Mimarsinan ilkokulunda(pretty ,sizin eve giderken eski bir bina vardı eski, şimdi yıkıldı orası işte) okuyorum.Annemde aynı okulda öğretmen..Çok iyi bir öğrenciydim ben..Sınıf öğretmenimiz derste ve biz ilkokulu ortaokullarla beraber aynı binada paylaşarak okuyoruz..O zaman ilkokullar ayrı ortaokullar ayrı..Birden diğer okulun öğretmeni sınıfa girdi ve sınıfta konuşmaya başladı bizim öğretmenle.. Aslında gürültü falan yapmadık..sadece çocuk benim saçımı çekti bende kendimi korudum.Bu bize misafir gelen öğretmen hemde bizim öğretmenimiz sınıfta iken gelip bize birer tokat attı..Ben öyle zamanlarda ağlamam..Ama çok gücüme gitti..Hem ilk defa dayak yiyiyorum hemde çok iyi bir öğrenci olduğum için utandım çok.Annem şikayet etmeyi düşündü ama okul arkadaşları kendi de öğretmen yakışık almaz diye vazgeçirdiler onu..O yani "Cemal Hoca" zaten bu şekilde ün yapmış kendine göre disiplinli bir öğretmendi.Bana göre ise hasta.. Sırf onun yüzünden günlerce psikolojik olarak kendimi kötü hissettim..Öğretmenlere ve okula karşı güvensizlik içinde kendimi toparlayamadım..Hala hayatta en sevmediğim şey dayaktır..ve hiçbir zamanda onu unutmadım..Hala sinirli erkeklere uyuz olurum ve sinir yapanların gösteriş yaptıklarını düşünürüm..Kendi yetersizliklerini (çünkü disiplinli olmaya çalıştıkları için durumdan her zaman hoşnutsuzdurlar) saklamaya çalıştıklarını düşünürüm.ve sinirli erkekler beni sinirlendirir uzak dururum.İşte hala bile nefretle hatırladığım bu tokat olayı haklı ya da haksız adamın yanına kar kaldığı için hala bile neden Annem şikayetçiolmadı diye düşündüğüm bir şey..O uyuzu nerde görsem sonra yüzüne bile bakmadım..Annemde ..Hatasını anladı ama onu hiç affetmedim ben. Zaten ortaokula B.çekmeceye Babamın olduğu okuluna başladım..ama orada okumamı isteselerdi ben gitmeyecektim zaten..Biyoniği arayıp vazgeçmediği için rahatladıktan sonra ona bunu anlattım..Evet bir gün geliyor unutuyorsun ama ne zaman sinirli birini görsem aklıma bu olay geliyor..Sinirleniyorum.

Perşembe, Eylül 28, 2006


Dün akşam yanlışlıkla blogdan kendi girişimi sildim..Bunu mail adresimi hiç kullanmadığım bir adresten kullandığım bir adresi yazmak üzere uğraşırken Uzunbeyin bana onu sil demesiyle bastığım bir tuşla becerdim..Çağıl da yatmıştı kaldıramadım..Uzunbey çok yorgundu ona da düzelt diyemedim..Yani akşamdan sabaha kendi bloğuma giremediğim gibi bütün bağlarım kopmuş göründüğünden Pretty msn de beni karşısında bulunca panikle sordu..Senin blog nerede diye?Bende bilsem söyleyeceğim ama bilmiyorum .Tek bilgim blog duruyor..ama ben giriş yapamıyorum..MSN de bana güldü ve yarın Çağıl düzeltir merak etme dediğinde rahatladım ancak..Düşünebiliyormusunuz bloğumu sildiğimi? Ben düşünemiyorum da.

Yukarıda gördüğünüz resim yeni yaptırdığım bahçe takımının koltuğu..Şilteleri için mavi çiçekli bir kumaş aradım ama burada bulamadım..Bende Denizli işi dokumalardan diktirdim..Dikilmeden kumaş yıkandı çünkü yıkandıkça çeken kumaşlar bunlar.Masa örtüsü de aynı kumaştan ama ben resim çektiğimde bu örtüsü vardı..Bu oturma grubunu balkonda kullanıyorum..Bahçede plastik oturma grubumuz var..Onların örtülerini de B.Çekmeceden almıştım ama eskidi..Şimdi onlara sadece migrostan şilte almayı düşünüyorum ..

Maviyi çok sevdiğim için genelde herşey maviyle kombin bu evde..Salonda kahverengi mobilya ve mavi renkli koltuklarımı yemek masasının şilteleri ve aksesuarlarla kombinledim..Mutfakların çoğu amerikan..Kapalı bir mutfak buralarda imkansız gibi birşey..Yabancılar buradan eşya alıyorlar ama bizler eşyalarımızı eski evlerimizden getirdiğimizden bu küçük evlere zor sığıyoruz..Burada şehir hayatından farklı bir rahatlık var hem giyimde hem de yaşayışta..Devamlı yazlıkta gibiyiz.İstediğin kadar uğraş bu havadan kurtulamıyorsun..

Bu sene hiç yürüyüş yapamadım..Hafta arası denize kaçamadım..Çok sıcak bir yazdı ve iş keyfi fazla olmayan kötü bir sezondu diyebilirim..Geçtiğimiz senelerde Türk müşteri almayan yerler bile nerdeyse duaya çıkacaktı..Bu sezon herkese dersler çıkmıştır umarım.

Sana sarı laleler aldım..Çiçek pazarından.. çalıyor şimdi..Dinleyin :))
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin
ATTİLA İLHAN
Bu şiiri yazdım ama kulağımda daha çok müziği var..Ve kimseye ithaf etmeden...Sadece bu şarkıyı severim..Bana eskiyi hatırlatır..Resim: yeni açılan Göcek Tüneli..

Çarşamba, Eylül 27, 2006



Hala O' nun sevdiği şarkıları dinleyemiyorum..Ya da sevdiğini sandığım..Bu ne demek? Bu hala iyileşememişim demek..Bugün Annem Teyzemle ve yengelerimle İstanbul' dan Demirköy' e Anneannemin kırkı için gidecek..Gündüz evde duasını okutup akşama dönecekler.Dün o güzel haberi aldığımda herkese telefon açtım..Birden ona da açmak istedim..Bir an orda mı değil mi kafam basmadı..Yani elim telefona giderken emin olamadım yaşayıp yaşamadığına.. 0 288 681xxxx.Hatırladığım en eski telefon numarası..Manyetolu siyah telefon..Merdiven üstünde dururdu ve herkesin numarası kodlu birşekilde temiz bir defter sayfasında yazardı..Kilerde hep saklı çukulataları olurdu ve bademler..Teyzemin oğluyla heryeri karıştırır bademleri bulur, kırar ve yerdik..Aradığında bulamaz ve yediğimizi anladığında numaradan bize kızardı, karıştırdık diye..Ben olsam bende kızardım ..Bana hiç yediğim için kızmadı..Karıştırmalarda da suçlu bulmadı..Bilmiyorum ..yapmadı işte. Belki böylesi daha iyi..Yani böyle düşünmek..Yoksa insan kafayı yer herhalde..Yine de biraz kötü oldum..Ölüm böyle bir şey işte..İstediğin anda sevdiğini yanında bulamamak ona ulaşamamak..Bu aralar yazılarım böyle oluyor..Bir gün çok mutlu diğer gün acılı..Benim ruh halimde genelde böyle aslında..Normaldir aslında, hayat bu..

AslıBery yazmayacakmış..Aslında yazmalı..Bu kadar içten yazan kaç kişi var ki?Ben şahsen yazmak istediklerimin çok azını yazabiliyorum..Bu hem yapımdan hem de dünya halinden :) Bu doğruları yazmıyorum anlamına gelmemeli aslında..Sadece herşeyi yazamıyorum..Belki daha sonra, kimbilir !

Bu aralar çok çalıştık..Sekizden önce eve girmedim ve yemekler,davetler, dışarıda yemeler ya da dışarıdan getirmeler..Saat dokuzbuçukta diyetisyen randevum var.Muhtemelen kötü sonuçlarla çıkıcağım karşısına..Sadece tek bahanem var..Eskidüzene girdim yani çok çalışıp kendimi ihmal ettim..Bu kötü birşey.Sakın siz yapmayın..Hemen kontrolü kaybediyorsun..Sadece karar verdim ki gelecek günler böyle olmayacak..Çünkü kendine zaman ayıran ve önemseyen halimi daha çok sevdim :)

Çağılın servis problemini ancak okula iki kere gidince hallettik..Başka servise geçtiler..Okula gidip sadece müdürbeye (ona çıkmadan bu iş olmadı) herkes (şöförler)kurallara uymalı demek zorunda kaldım:) Öğretmen çocuğu olmanın ilk alışkanlığı kurallar hayatınızdan çıksa bile bu sefer siz kuralcı oluyorsunuz..Uymayanları uyarıyorsunuz..Onun haricinde şimdilik iyi bir okul..Öğretmenlere Çağıl alıştı..Dersi derste öğrenen bir çocuk olduğu için (bende öyleydim) öğretmenler çok iyi olmalı..Ters elektirik alınca ders pek iyi dinlenmiyor..Kendi okulumdan ve hayatımdan gördüğüm kadarıyla ve Çağılın eğitim yaşamından, sıradışı olmak gerekli..Bütün hatırladığım güzel şeyler hep sıradışı öğretmenlerimle ya da insanlarla ilgili..Yani hem hayatı hem de okulu öğrenebilir kılan herkes gibi davranmayan insanlar..Bunu farkettiğim günden beri normal biri olduğumu söyleyemem..Yani illa farklı davranıyorum demiyorum sadece farklı düşüncelerimi saklamıyorum kimseden..Herşeyde bu böyle..Yani işte ve hayatta..Birde kimseye gerçek olmayan duygularımı söylemiyorum..Yani ne hissediyorsam onu söylüyorum..Yalan yok.. Böyle hayat daha güzel..Gerçekler herzaman acı olmuyor!

Erken eve gelmek istiyorum..Hem Çağıl için hemde kendim için..Daha başaramadım.. Şimdilik derdim bu. Birde cumartesileri de çalışınca hafta arası verimli olmuyor. Evde kalınca da ev işi yapıyorum ama dinleniyorum da demek ki.. Bugün erken çıkmak istiyorum..

resim: Degas (Çocukluğumda çok güzel nikah şekerleri olurdu..Anneannemde vitrin de balerin şeklinde nikah şekeri vardı..bu resimleri gördüğümde bana onları hatırlatıyor sanırım ..Çünkü ne zaman Degas ' ın balerinli resimlerini görsem çocukluğum ve Anneannemin evi aklıma gelir)

Salı, Eylül 26, 2006

Haftasonu cumartesi çalıştığımız için pazar da hava bozuk olduğu için pek dışarı çıkmadan evde geçirdik günümüzü.Hatta elektrik olmadığı için evde bayağı bir can sıkıntısıyla oturduk.Sonunda bizde de hava bozmuştu.Gazetelerimi okuyup elektrik geldiğince tv izledim.Dinlenmeye çalıştım.(k) Bir ara sinemaya gidelim dedik ama elektrik problemi yüzünden vazgeçtik.
Bugün gece geç yattığım için Uzunbey 2.ye gelip beni geç vakit evden aldı..Çünkü Çağıl için 6.50 de sabahları kalkıyorum.Gerçi bu sabah kalktığımda Çağıl hazırlanmış ve alt katta çıkmaya hazır vaziyetteydi.Ama yine de erken kalkmak bazen zorluyor beni :)
Geçen hafta dahil oldukça yoğun bir iş haftası geçirdik..Bugün de daha cumartesiden sözleştiğimiz müşterilerimizle saat 2 ye kadar işleri bitirdik..Onları yolladığımız gibi Uzunbey ' le yemeğe çıktık..Ama yemeğe çıkmadan öyle bir haber aldım ki uzun süredir beklediğim çok güzel bir olaydı..Çok uğraşmıştım ama başarmıştım..İlk defa ben yaptım diyebileceğim bir şeydi :))
Öyle sevindim ki yemekten dönüşte tatlı aldım arkadaşlara büroda..Oruçsuz olanlar yedi, oruçlular eve götürdü..
Çıkışta Üzümlü diye bir köyümüz var bizim İngilizlerin çok sevdiği..Oradaki bir müşterimiz bu gece için bizi çağırmıştı yemeğe geçen haftadan..Gün içinde tekrar mail atınca yemeğe gittik Uzunbeyle..Hem güzel haberimizi kutlamış olduk hem de işimizi yaptık :))
Bugünkü haberi verdiğimde çok sevineceğini sandığım kişilere tek tek arayıp haberi söyledim..İnsanın arkadaşının senin için çığlık atması çok güzel bir olay :))
Ben çok şanslıyım ki kime söyledimse onların sevinci benim daha çok sevinmeme sebep oldu :))
Hayat seni çok seviyorum !!!

Cumartesi, Eylül 23, 2006

Atı alan Üsküdarı geçer mi? Geçip geçmediğini Mutfakta Zen ' in bloğundan http://mutfaktazen.blogspot.com okuyabilirsiniz..
Bu konuyla ilgili düşüncelerim de hala aynı :
Etik olmadan kazanılan paraya ve işe saygı göstermemizi nasıl beklersiniz!Dünyanın hangi markası olursa olsun insan emeğine saygı göstermeyen birşeye her yerde karşı olacağız tabiki.Bu şekilde para kazananlara HAYIR..Bunu dünya kuralı haline getirmeye çalışanlara tamamıyla HAYIR.
Cuma, 22 Eylül, 2006

Perşembe, Eylül 21, 2006

Bugün tekrar servis için okula gittim sabahtan..Geldikten sonra da büroda bir sakinlik hakimdi..Üst katta kimse olmadığı için üstteki bilgisayara geçtim..Normalde benim masam alt katta, üst katta Uzunbey ve bizim işin teknik kısmı olur biz alt katta- pazarlama ve karşılama kısmı diyelim- oluruz. Bugün sakin bir gündü..Mevsim değişimine girdiğimiz için arayan soran azdı..Hatta geleceğim deyip gelmeyen müşterilerim de oldu..Sıcak bir gün bugünde..Dün yağan sağnak yağmurdan sonra mevsimin değişmeye başladığını biz bile görüyoruz artık.Önümde küçük bir teras balkonumuz var..Hafif bir esinti geliyor yavaş yavaş..Esintileri öyle özledim ki anlatamam..Koca yaz kavrulduk..Hele ağustosta artık sabrım kalmamıştı ki biliyorsunuz İstanbula gitmek zorunda kaldım..Orada hele Demirköyde hep üşüyeceğim yerlerde oturdum..Hatta geceleri bahçe de otururken üstüne bir şeyler al diyen Annemleri bile üşümeyi özledim diyerek reddettim.Ama artık essin biraz burası da..Deniz havadan daha soğuk aslında buralarda..İstanbul da hava soğuk olduğu için deniz bize sıcak geliyor..Hele eylülde biz yabancılar biraz esinti bekliyoruz ama hala sıcak.
Yeni iş yerimiz dar geliyor..Hemde iki ayrı işyerimizi bir araya toplamayı düşünüyoruz ..Uzunbey arada koşuşturmaktan çoğunlukla işlerini yapamıyor..Aslında düzeni oturttuk sayılır ama yeni açılan büro bize küçük geliyor..Gelecek için de daha büyük bir yere geçmek istiyoruz zaten..Benim için biraz ters kalıyor ama sanırım bu şekilde daha rahat edebileceğiz.
Burcuyla uzun uzun telefonda konuştuk..Bu telefonlar olmasa halimiz nasıl olurdu bilmem..Tek kötü yanı sesini duyuyorsun ya hemen gidip yanına varmak istiyorsun..
Çağıl sınıf başkanı olmuş ve sınıfa giren öğretmenlerinden de hoşlanmış..Bu bir öğrenci için çok önemli biliyorum kendimden.Hatta iş yaparken bile ters elektirik aldığım biriyle çok zor çalışırım ben..Hep tetikte olmam gerekli..Böyle rahatsız olduğumu yazıyorum ama çok çalıştım böyle..Allaha şükür ki hiç bir iş sonsuza kadar sürmüyor :) Birde kendi bildiğimden kolay kolay dönmem..İnsanları elerim sık sık..Bana ters davranana aynı şekilde davranabilirim.İyi bir çalışma arkadaşı olduğumu iddia etmem. Ben yalnız çalışmayı severim.Gerekirse de bir müddet başka huysuzlara tahammül edebilirim..Yani benden başkalarına..ama çok çalışırım.Sabırlıyımdır ve sonradan açılırım, kolay vazgeçmem.Çabuk güvenmem.Bu da böyle iş güncesi oldu birden.Zor biriyim ama isteyerek değil yani beni zorlarsan hiçbir şekilde açılmam sadece iyi davranışlar beni kabuğumdan çıkarır..Yumuşak görünüp sert olduğumu söyler hep Uzunbey..Sanırım özel hayatta da böyleyim..Güzel mi ? Bence güzel..Çünkü benim hayata karşı kuarallarım var ve bunların fiyatı yok.Yani hiçbir karşılığı..Beni tanıyan biri bir şey için ne cevap vereceğimi ve sınırlarımı bilir bu da hayatımı kolaylaştırır..Yani beni tanıdığınızda ancak beni anlarsınız :) Tanımıyorsanız da tanıyana kadar surprizlerle karşılaşırsınız :))

Çarşamba, Eylül 20, 2006


Tekrar bulduğum eski bir arkadaştan..Hala aynı değişmemiş.Benim bütün arkadaşlarım çok yeteneklidir zaten :) http://karkatur.blogspot.com

Salı, Eylül 19, 2006



Okullar açıldı..Tatil bitti.Burada havalar hala çok sıcak olsa da yeni bir döneme girdik..Çağılı okula babasıyla beraber götürdük.Sınıfa girene kadar da bekledik.Bir sürü tanıdık kişi gördüm ve Çağılda bir kaç arkadaşıyla karşılaştı..Sonra biz işe döndük..Genelde sakin bir gündü.Hatta bir ara telefon bile çalmadı..Öğleden sonra eski tempomuza döndük..Bugün birileri için ev baktık..Yani ona yardımcı oldum da..250 den 500 e kadar ev bulduk..Tabiki ona uygun fiyatlı ev lazımdı..Sonra akşam kızlarla otururken konuştuğumuzda 600 e oturduklarını öğrendim..Halamın kızı Nişantaşında 600 e onun arkadaşı Kozyatağında 600 e oturuyorlardı..Bizde 600 e eşyalı bir evde oturabilirsin..Bu bir dublex ve bahçeli bir evde olabilir..Eğer şehrin nimetlerinden faydalanmak istiyorsan merkeze yakın evler bulmak zorundasın.Bütün gün şehirden yakınıp orada oturmaya devam edenlere de dayanamıyorum..Kızlarla daha çok Fethiye yi konuştuk ve işleri..Ben dublex bahçeli bir evde şimdilik ocağa kadar 400 e oturuyorum..İlk geldiğimizde kiralar o kadar ucuzdu ki ev almak aklımıza gelmedi..Ben Sinanoban da ilk geldiğimde şimdi oturduğum evin kirası kadar aidat ödüyordum.Aidat parasına bir küçük villa kiralayınca hiç ev alalım diye düşünmedik doğrusu.Şimdi ise Çalışta evler 200 binden başlıyor..Zaten ev yerimizi aldık..Şimdi bir tek ev yapmak kalıyor bize..Biz aslında buraları için merkeze biraz uzak olan bir semtte ev yapmayı düşünüyoruz.Ama orası o kadar doğal ki ben artık gidip bir apartmanda yaşayamam..İnsan rahata çabuk alışıyor..Yaz-kış demeden işten gelip kendimi bahçeye atmak kadar büyük bir lüksüm yok..Doğayı ve doğal olanı seviyorum..Fethiye de zaten doğayı sevmemek mümkün değil.Bugün çok güzel manzaralı evler gördüm.Eski mahallelerin çoğunda deniz manzarası var ama biz turistik ve sahili var diye Çalışı ayrıca seviyoruz.

Bu gece halamın kızı ve arkadaşıyla balkonda oturduk en sonunda ve şarap içtik.Uzunbeyin işi çıktı ve geç vakit bize katılabildi..Sanırım Fethiyeyi beğendiler..Şarap- peynir- kuruyemiş üçgeninde keyif yaptık.Konuştuk, anlattık biraz..Sonra vedalaşıp onları kaldıkları yere bıraktık..

Çağılın ilk gün izlenimleri iyi.Umarım hep böyle gider ama ben 2.günden bir servis sorumlusuna ziyarete gideceğim..Sanırım servis öförümüz sokağın başına kadar gelip sokağın içine girmek istemiyormuş..Bende istersen bizim sokağa hiç girme gibi bir teklif yapmaya karar verdim :))

Hatta mümkünse çocuğu öbür mahallede bırak ki fazla benzin yakmasın araba değil mi?

Cumartesi, Eylül 16, 2006



Bugün 9 da kalkıp Uzunbeyi ve Çağılı işe bırakıp otogara misafirleri karşılamaya gittim..Kızları alıp Kargı Plajına kahvaltıya götürdüm..Denize karşı hafif rüzgarlı bir masada kahvaltı edip , keyif yaptık önce..Sonra onları alıp kalacakları yere gittik..Gittiğimiz yer benim müşterim çıktı..Kendileri rezervasyon yaptıkları için sonradan öğrendim.Kızların bavullarını bırakıp üstlerini değiştirmelerini bekledim.Sonra onları alıp Kayaköye geze geze götürdüm..Önce kalenin yanından şehri seyrettik sonra da Kral mezarının yanından Kayaköye çıktık..Orda küçük kiliseyi ve biraz sokakları gezdikten sonra da Ölüdenize gitmek üzere bıraktım..Akşam mesajlaştık ve Ölüdenize bayıldıklarını yazmışlar..Yarın da 12 adalar tekne turuna gidecekler..Sonra da bir gün Saklıkente..Zaten 3 gün kalacaklar ama kısmetse bir akşam benim bahçede şarap içeceğiz beraber.

Geçen hafta diyetisyende tartıldığımda yarım kilo daha vermiştim.Yazmayı unutmuşum..Yani toplam 5 hafta da 4.5 kilo vermiş oldum.Hızlı vermek istemediğimden şimdilik diyet iyi gidiyor:) 3 aylık diyetimin 1 ayı böylece bitmiş oldu..Doğru yoldayım :) 2. bir 3 ay daha programa devam etmek istiyorum ben..Onun için sabırlı bir şekilde verdiğim kiloların kalıcı olmasını sağlamak istiyorum.

Çağıl küçük bir köpek almak istedi..Biz yoğun çalıştığımız için evde yalnız kalması bir köpeğe yapılacak en büyük haksızlık olacağı için ben izin vermedim ve bana çok bozuldu..Reis büyük bir köpekti ve veranda da ki kulubesinde yaşayabiliyordu..Küçük bir köpeği ancak evde besleyebilirsin ve ben eve köpek almak istemiyorum.Çünkü ancak 3 kişinin yaşadığı bir evi çekip çevirebiliyorum..Köpeğimiz olursa daha titiz iş yapmak gerekecek ve ev kokacak..Reis eve giren bir köpek değildi..Yani alt kata giriyordu ama kilimi vardı ve sadece onun üstüne oturup -gerçekten dışarı taşmadan-kalkmadan oturuyordu..Yatma saati gelince de tekrar kulubesine gidiyordu..Bu işi de bana kadar sarkıtan ve bu fikri ile oğlumla aramızı açan kişi de Uzunbeydir.Israr ettiği ve kötü davrandığı için Çağıla mı kızayım yoksa Uzunbeye mi şaşırdım.Şimdilik muhabbeti kapandı ama beni biraz yordu bu sabit fikirler.

Çok yakın görüştüğüm ve hayatının en zor zamanlarında ona destek olmaya çalıştığım bir arkadaşım, durup dururken beni arayıp sormamaya ve başkalarına davrandığı gibi bana davranmaya başladı..İyi de hayatında bana bu şekilde davranmasını gerektiren hiç bir davranışım olmadığı gibi hata yapsam bile ondaki kredimi bitirmem için ancak çok büyük bir hata yapmam lazımdı diye düşündüğümden peşini bırakmadım ilk zamanlar..Ama zamanla gördüm ki ben aramadan o beni arayıp sormuyor.Bu aramalar normal şekilde arayıp görüşelim tarzı şeyler değil ama 2 seneye yakın heryerde beraber olduğum bir arkadaşım..Kontürü olmadığı zamanlarda sık sık benim numaramı çaldırıp kendini aratan bir kişinin böyle ani bir dönüş yapıp hiç aramamasını hiç anlamıyorum..Kendini yakalayıp ,karşıma alıp sordum..Ben ne yaptım diye..Bana normal şartlarda söyleyebileceği bir şey olmadığını söyleyebilirim.Birşey söylemedi ve dertlerinin devam ettiğini söyledi..Yani benimle ilgili olmayan sorunları yüzünden beni arayamıyormuş..İyi de onu tanıdığımdan beri daha şiddetli kısımlarında bile ben hep ona destektim..O zaman beni arayabiliyordu da şimdi niye aramıyor..Ben ketum bir kişiyim..Yani şimdi öyle aklınıza geldiği gibi hakkında birşey duymuş olabilir gibi bir olasılık hayatta yapmayacağım bir şey..Hatta her durumda benden tek kelime duyamazsınız ..Ama ona o kadar kırıldım ki..Kendimi haftalarca çok kötü hissettim..Belki yanlış hissediyorum dedim ve zamana bıraktım belki düzelir diye..Aramızda tek bir kötü söz geçmedi..Bir gün ona telefon açtım ve nerdeysen yanına gelip konuşmak istiyorum dedim.Yanına gittim ve onu karşıma aldım..Ona hissettiklerimi anlattım.Bana sadece sorunlarım var dedi..Benle ilgili söyleyebildiği hiçbir şey yok..Her yolu denedim ve onu konuşturamadım.Sorun yok aramızda dedi ve ayrıldık o gün..Ama davranışları değişmedi..Yalnız ben değiştim..Ona bir hiç yüzünden beni bu kadar üzdüğü için kırıldım..Hemde çok kırıldım..Artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz..O beni arasa da , ben onla konuşsamda , yine bir şey paylaşsakta bende kendini bitirdi..Bunun sonucunda kendimi kullanılmış hissettim..Zor zamanda herşeyine koştuğum bir kişi tarafından muhtemelen yerime konan başka insanlar yüzünden..Burayı okuyor mu bilmiyorum ..Bir zamanlar adresini vermiştim..Geçen gün bir yerde kalabalık toplandık ve ona sarıldım..Hiçte bir arkadaşın sıcaklığı geçmedi bana doğal olarakta bende bunu yansıtamadım ve aramızda görünmeyen bir şey hissettim..Son zamanlarda hissettiğim bir şey bu..En gücüme giden davranışı ise Anneannemi kaybettikten sonra bana telefon açıp başsağlığı diledi ama Demirköyden geldikten sonra bana gelip bir sarılıp sırtımı sıvazlamadı, ben yanındayım demedi..Oysa bunu yapmasını istediğim bir kaç kişiden biriydi..Gelmedi..Nasıl oldun bile demedi beni gördüğünde..Bitti

Resim: Kayaköy Ressam : Betül Aydıner

Cuma, Eylül 15, 2006

Kırkyama mavi bir yatakörtüsü aldım kendime..Ama daha hiç kullanmadım..Çünkü daha yeni aldığım etamin pike takımını kullandığım için onun üstüne sermek istemedi canım..
Bugün evi düzenlemek için evde kaldım..Daha tam olarak işlerim bitmedi..Bütün fazla eşyalarımı çıkarıp gerekli yerlere vermeye çalışıyorum..Geri dönüşüm için komşumun kapısının önünde kutu var..Kağıtları da artık atmıyorum ki 2 ay sonra onlarla şömine yakacağım.Bahçeye uzun süredir hiç emek vermedim..Bahçe benim olmaktan çıktı..Bu sene biraz ilgileneyim istiyorum artık..Yoğun çalışmaktan çok uzak kaldım 1-2 senedir..Hiç sevmediğim ve sonradan ekilen bir sürü bitki var.
Çarşamba günü Çatı Ressamlarıyla buluştum ve çok güzel bir gün geçirdim..Emekli öğretmen olan Sevil Hanımın doğumgününü de beraber kutladık herzaman yaptığımız gibi..Tekrar buluşmaya ve soğuk seramik çalışmaya karar verdik.
Yarın yoğun bir gün olacak..Mavi kuşla ilgili görevlerim var ve bir görüşmem.Aslında yazmak istediğim ama yazmak için vakit yaratamadığım son zamanlarda beni hayalkırıklığına uğratan bir arkadaşımla ilgili yazı yazacaktım ama çok uykum geldi..Daha fazla yazamayacağım.

Salı, Eylül 12, 2006


Çağıl bu sabah geldi..Babasıyla keyfimize diyecek yok..Kahvaltı ettiği için otobüste onu ancak öğle yemeğine götürebildik..O da sanırım özlemiş bizi..İkimize de ayrı ayrı sarıldı..Sabahleyin onu karşılamaya giderken Biyonik yanlışlıkla mesaj çekmiş..Bende cevap verdim..Hatta 2 kere en sonunda bana toplantıdayım ve beni rahat bırak lan ! diye bir mesaj çekince onu rahat bıraktım .Sanırım aynı mesajı Çağıla da çekmiş..Yandı gülüm keten helva :)) Belki de herkese ..

Cumartesi akşamı bir müşterimin düğününe gittim..Düğünde Türklerden çok yabancılar vardı..Gelinle damat Türklerdi..Etekle gelmiş bir İskoç bile vardı düğünde..Gelinle damadın boynuna altın ve para asmamız onlara çok değişik geldi..Onların ellerinde koca koca paketler vardı.Fazla durmadan kocişle beraber yemeğe gittik..Kayaköyde Yunan yemekleri yapan bir müşterimiz var: Poseıdon ..Zaten düğünde orada olduğundan biraz düğünde görünüp kaçtık..Ben İstanbuldayken yalnız geçirmek zorunda kaldığımız evliliğimizin 15. senesinin devriyesini (22 ağustos) karşılıklı şerefe yaptığımız biralarla kutladık :))

Mavikuşa link verdiğim için Mavi Kuş ve festival komitesinden arkadaşım Deniz Hanıma yakalanmıştım haziranda..Yani deşifre oldum..Bugün bana asortik hanım diye diye keyfini çıkardı yakalamanın..

Sunthıng' le karşılaştık..Saçlarına kızıl gölgeler attırmış ve yoğun şekilde düğün hazırlıkları yapıyormuş :))

Şimdi Biyonikten mesaj geldi..Herkese mesaj göndermiş :))

Cuma günü iş arkadaşımız cumartesi günü diş hekimi olan halamın kızı arkadaşıyla tatile geliyor Fethiyeye..Her iki grupta bende kalmayacak gerçi kızlara söyledim bende kalabilirsiniz diye..Sanırım bana rahatsızlık vermesinler diye kalmıyorlar..Israr etmiyorum ne de olsa bekarlar :)) Yalnız takılmak isteyecekler tabiki..

Dün akşam 14 aylık oğlu olan bir arkadaşımın ben yokken yeni bebeği de doğmuş ve onlara gittik..Küçücük ve çok tatlı 2 bebekle işini yürütmek zorunda..İnsanın kendi işi olunca da bebeği bırakmak zorunda kalıyor..Çalışan kadın olmak zor vesselam.Paylaşmak istedim..

Yarın kısmetse Çağıla okul kıyafeti almaya gideceğiz..Bugün otobüsten resmen bir delikanlı edasıyla indi ve bavulunu kendi aldı..Onu biraz daha büyümüş gördüm.Bu arada Anadolu Lisesini kazandığı için ona yeni bir genç odası alma sözümüz vardı..Gerçi o böyle şeyleri pek önemsemez ama yokken odasını taşıdık ve yerleştirdik..Özellikle gardolabını çok beğendi..

Yarın diyetisyen günüm..Öğlene doğru da Mavi Kuşta toplantım var..Öğleden sonra bizim Çatı Ressamları toplanacağız..Mevsimin dönüp yazın bittiğinin işaretidir bu..Malum yazın işten güçten ve tatilden toplanılmıyor.

Pazar, Eylül 10, 2006

Bugün Uzunbeyle önce pazara sonra Ölüdenize gittik..Neredeyse tüm araba plakaları yabancıydı..ve çok kalabalıktı..Yine de temmuzdaki gibi kalabalık değildi demek ki en ön sıradaki şezlonglarda yer bulduk..Deniz herzamankinden daha berraktı..Neredeyse derin yerlerde bile dibini görüyorduk..Plajda Türklerle evli yabancı gelinlerin yazdığı bir kitabı okudum..Ne zamandır bitirmeye fırsatım olmamıştı araya başka kitaplar aldığım için bitirememiştim..Bugün bitti..Bazı hikayelerde öyle ilginç cümleler vardı ki ara ara Uzunbeye de okudum..Birde bizi dumur eden bir olayı paylaşmak isterim..Şezlonlarda uzanmış güneşlenirken karşıki kayalardan denize atlayanları uyaran sayın ağbimiz megafonla saygılı ve güzel bir cümleyle başladığı anonsu kendi çapında oldukça samimi bitirerek bizi de bitirdi :))
- Kayalardan denize atlayan kişiler ! Ordan atlamak yasak! Sonra gafanız gırılır ha!
Aynı şahıs yarım saat sonra da kendine denizden söylenen kişilere "hiç kendinizi yormayın sizi duymuyorum" diye de cevap verdi !
Şimdi denizden geldik..Çağılın yokluğunda hiçbirşey keyif vermiyor..Onu ikimizde çok özledik ve hafataya kısmetse bir kere de onunla gitmeye karar verdik Ölüdenize..Biz genelde karşı kıyıda Lykıa World yanında ki bir kamp olan Kıdraktan denize girdiğimizden" Kumburnu" diye halk dilinde bilinen Ölüdenizin olduğu burundan girmek bizim için değişiklik oluyor..İkiside ücretli fakat Kıdrakta ağaç altında oturup mangal yapabiliyorsunuz..Ölüdenizde mangal yasak..
Cumartesi akşamı Lüleburgazda amcamı evlendirdik..Tabiki ben yeni geldiğim için tekrar gidemedim ama yerime Çağılı gönderdim..Ona bir yastıkta ömürboyu mutluluklar diliyorum..Çağıl yarın akşam yola çıkıyor..Saklı sabahı kısmetse Fethiyede olacak..Onu çok özledim..Hem uzak kaldığımız için üzülüyorum hemde orada dinlendiği için seviniyorum..Annemle Babamın ona ne kadar iyi baktıklarını da bildiğim için içten içe mutlu oluyorum..Çünkü Çağıl onların yanında büyüdü ve Fethiye de birbirimizden çok uzak kaldık..Hepimiz..Burcu da Lüleburgazda ve bana Çağılın ona ne kadar yardımcı olduğunu anlattı..Çocuğumun büyümesi çok hoşuma gitti..

Cuma, Eylül 08, 2006

Babamın bugün doğumgünü..O her zaman benim fırtınalarda koştuğum, ışığını her daim uzaklarda aradığım deniz fenerimdir..Bunu sanırım kendisi bilir..Çocukluğumdan beri aramızda hep ona güvendiğim, zaman zaman onu zorladığım ama herzaman bana destek olan bir ilişkimiz vardır..Hatta evlendiğimden beri de en iyi arkadaşlarımdan biridir..İşle ilgili kararlarda mutlaka karar verdikten sonra ona anlatırım..İzlenimleri benim için değerlidir..Ticaret yapmış biri değildir ama her olayla ilgili izlenimleri vardır ve ihtiyatlı insan ilişkileri huyum ondan geçmiştir..Gerçek duygularını belli etmeden ama kimseye zarar vermeden bir işi doğru yapıp yapmadığını sana söyler..Bunu ona anlatarak anlayabilirsin hangi yolda olduğunu..Eğer yanlış yolda isen bunu söyler..Eğer yanlış yaptı isen destektir ama yine söyler..Yanlış yapıp devam edersen de o an için tüm geri dönüş yollarını önüne serer.. Mükemmelliyetçidir..Takdir alırsın, senin için iyi ama İstanbul geneli için kaçıncısındır gibi enterasan karşılaştırma soruları vardır..Bir şeyi ele alırsa kolay kolay açık bırakmaz..Ona verdiğin bir iş kesinlikle sonuca ulaşır..Normalde disiplinli bir insandır ama en zor durumda en büyük destek yine ondan gelir..Çocuklarını çok sever bunu da hissettirir..İçki içme adabını bana öğreten odur ve hayatımda en çok sevdiğim olaylardan biri Babamla karşılıklı kutlamalar yapmaktır :) Herzaman hareketleri çok ölçülüdür..Saniye de sinirlenip saniyede sakinleşebilen ender insanlardandır..Annemi çok sever..Bunu da bize hissettirir..Yatılı okulda okuduğu için hiçbirimizi evden dışarı yollamama huyu bariz şekilde sınavlarda ortaya çıkmıştır..Herzaman evdeki huzura çok önem veren bir adam olduğu için bizi de öyle yetiştirmiştir..
Dedeliği de en az babalığı kadar başarılıdır..Hatta kendini aştığını da söyleyebilirim..Zor zaman insanıdır ve hiçbirzaman hatanı yüzüne çarpmaz..Sevmediği insanı hemen anlarsın..Bazen onun kadar demokratik olmayı istemişimdir..Düşüncelere saygı göstermesini bilir ve saygı gösterilmesini de ister..Sert bir kişilik olduğundan gösterirsin de..Okulda zamanında çok takıştık..Fakat zamanla ne yapmak istediğimizi anlayıp birbirimize izin verdik..İlk çocuk olarak bazen onları zorlasam da yolu açtığım için benden sonrakilerin daha rahat ettiğini düşünmüyor da değilim :)) İlk çocuğunun kız olmasını isteyen ve okulda masasının üstündeki camın altına Anneme adımı yazdırıp 70 lerde ultrason olmayan bir ortamda kız olmam için dua eden Babamı bu isteğinden dolayı kutluyorum :) ve bana kendi 10 yaşındayken öldüğü için annesinin adını ilk adım olarak veren babama teşekkür ediyorum ilk defa..
Hayatta ne yaparsam yapayım bana destek olduğunu bildiğim için ve herzaman doğru yolu gösterdiği için burdan ona teşekkür ediyorum..Hayata karşı o soğukkanlı tavrını hiç yitirmemen dileğiyle..Seni çok seviyorum Babacığım..Nice yıllara..

Çarşamba, Eylül 06, 2006



Şu an melissa kokularından bayılmak üzere yazımı yazıyorum..Bu akşam işten geldiğimizden beri zaten hiç içeri girmedik ..Melissalar öyle güzel kokuyordu ki yemeği içeride mi yiyelim diye daha Uzunbeye sormaya fırsat bulamadan veranda da ki masaya oturuverdi..Hatta yemek yedik, oturduk, ben bilgisayara geçtim o uyudu ..Bunları hep dışarıda yaptık..Dün evin üst katından çıkardığım kanepe hala veranda da duruyor..Onu ihtiyacı olan birine vereceğimden bekliyor..Arabanın arkasını boşalttığım gibi yükleyeceğim ve götüreceğim.Bu arada bizim dernekhttp://www.mavikus.org için de komşularım bayağı bir eşya verdi..Araba da şu an onlar var..Bagajı boşaltmadan koltuğu alamam..Bunun için de zaten arka koltukları yatırmam gerekli..Sanırım yakın bir gelecekte bu işleri halldip verandayı eski haline getirebileceğim..Bir bahçede olması gereken ilk bitki Melissa ..Hatta mümkünse bahçeye açtığınız camın önüne dikin..Akşamları ortalığa yaydığı kokudan memnun kalacaksınız..Bahçesi olmayanlarda büyük saksılarda ve balkonda yetiştirebilir sanırım..Çünkü çok büyük bir ağaç olmuyor..Ağaççık..Kokladığınızda ise iyi ki dikmişim hissi burnunuzdan tüm iliklerinize yayılacak..Benden söylemesi..

Bugün neredeyse 10 aydır görüşemediğim bir arkadaşıma kahveye gittim..Burada bazı kimseler senenin belli zamanlarını burada geri kalan kısımlarını genelde İstanbulda geçiriyorlar..Bu arkadaşım önce babasının rahatsızlığından sonra da kendi rahatsızlığından dolayı buraya gelememişti..Onu çok özlediğimi ona sarılınca bir kez daha anladım..Bazı insanlar benim için ilaç gibi uzun zaman onları görmeyince hastalandığımı hissediyorum..

Bugün diyetisyenle randevum vardı ve 1 kilo 100 gr daha vermişim..Yani toplamda 4 kilo vermiş bulunuyorum..Geçen haftaki fırında karides, bira ve simit kaçamağından sonra diyetisyenim beni bu listeye rağmen kilo verdiğim için kutladı..Bende tebrikleri hemen kabul ettim :)) Ne yani uzun sürede kalıcı zayıflayacağız demedik mi?

İstanbuldan geldiğimden beri işe gidiyorum..Hala çok sıcak olduğu için bürodan pek çıkmadan ve sakin sayılabilecek bir havada çalışıyorum..Rejime geldiğim gibi devam edebilmek için geçtiğimiz çarşamba diyetisyenime gittim..Bu hafta da aynı diyeti verdi..Yani daha önce yazdığım diyet..Böylece 2 haftayı tamamlamış olacağım..Demirköyde hamurişi çok yememe rağmen kilo almamışım..Vermemişimde..Nasıl becerdiysem yağlardan yakmışım..ama çok dikkat ettim..Tabiki özel diyet yemekleri kendime pişiremedim orada ama yine yağsız yemeye dikkat ettim..Sağolsun akrabalar ve eş-dost mutlaka yiyecek birşeyler getirdiği için mecburen bazen hamurişi yemek zorunda kaldım.
Bugün ben geleli bir hafta oluyor..Yani Annemlerden ve Çağıldan ayrılalı koca bir hafta..Yarın sabah diyetisyen randevum var..Yumurta yemeklerine geçeceğiz..Sadece pazar günü küçük bir kaçamak yapıp bira içtim..Çünkü o gün Uzunbeyle Akyaka' ya gitmiştik.(Yukarıdaki resim.) O güzel manzara da bir şey içmeden duramadım..O gün Akyaka Orman Kampına gittik Uzunbeyle.. Yemek yedik çamların altında ve denizi seyrettik bol bol..Ben akşam 9 ' a kadar plajda yatmak istiyorum demiştim ama 6 da sıkıldık ve yola koyulduk..Orası gayet sakin ve tam bizim ruh halimize göre manzarası bol bir yerdi..Önce yukarıdaki manzara eşliğinde yemek yedik .Sonra plaja nasıl inildiğini sorduk gelen garsona..Garson bizimle çok ilgilendi ve nereden geldiğimizi sordu..Plajda kenardaki yerlerde değilde iskeledeki şezlonglara yerleştik biz..Aynen müzik ve etrafımızdaki gençlerle bir an kendimi sosyetik bir yerde sandım :) Bol bol dergi okuduk ve güneşlendik..Ertesi gün herkes denizde olduğumuzu anlayacak kadar hem de..Genelde almaya çalıştığım çok güzel bir dergi var..Aylık Ev& Bahçe Dergisi..İçinde genelde bahçe çiçekleriyle ilgili bilgiler olan güzel bir dergi..ve Atlas dergisi..İkisinide denizin yanında ve üfül üfül rüzgar eserken okumak çok güzeldi..çok müzik olduğundan kitap okuyamadım bu sefer..Denizi şimdiye kadar girdiğim en soğuk denizdi ve bana çok ilginç geldi..Uzunbeyle iyice dinlendik ve geç vakit eve döndük.
2 gündür evdeyim..Yeni bir kaç parça eşya aldım ve yatak odalarımızın yerini değiştirdim..Daha aslında işim bitmedi ama yarın hem diyetisyen randevum var hem de işe gitmem gerekiyor..Mevsim dönüyor.Sıcak günler bitmeden bol bol denize girmek isterdim ama sanırım geçen senenin rekorunu kıramayacağım..
Çağıl' la konuşuyorum hergün..Bizim işte kullandığımız indirimli telefonumu gelirken ona bıraktım ..Babası ve benimle istediği kadar konuşabilsin diye..ve her özlediğimizde konuşabilelim diye..Çağılın keyfi yerinde ve gelmeye niyeti yok şimdilik..Ayın dokuzunda Lüleburgaz da Amcam evleniyor..Onun düğününe de gidip öyle gelecekmiş..Biz şimdiden onu çok özledik.Off daha bir hafta var gelmesine..O olmadığı zaman ev çok sessiz sedasız ve keyfi yok hiçbirşeyin..
Bir hafta nasıl geçecek bilmiyorum..Daha önce çağırsam gelir mi acaba?

Cumartesi, Eylül 02, 2006
























Yaşlarım..Benim yaşlarım.
İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu, ateşin yaktığını...Sevgisizliğin insanın canını acıttığını...Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor. Her şey ona çok büyük görünüyor: Ev, masa, anne, baba...10'una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor.
15'inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden, değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor. Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor. Yine de seviyor; ille seviyor, inadına seviyor.
20'sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor. Her şey ona küçük görünüyor: Ev, masa, anne, baba... "Dünya küçükmüş; büyük olan benim" efelenmeleri başlıyor. Lakin dünya bunu bilmiyor. O yüzden 20'ler çoğu zaman hayal kırıklıklarıyla geliyor.
25'inde ayaklar biraz yere değiyor. Okul bitiyor, iş telaşı başlıyor. Sınıfta öğrenilenlerin akı, sokaktaki gerçeklerin karasına çarpıp grileşiyor. Yolu hızlı gelenler çabuk yorularak, sevdiğini bulanlarsa kalbinden vurularak evleniyor genelde...5 yıl önce uzak bir ülke olan "istikbal", daha yakına geliyor. "Bir denizde yangın çıkarma" hayali erteleniyor. "Dünya zor"laşıyor.
30'unda muhasebeye başlıyor insan: "Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum" dönemi...Mevcut bilgilerin sorgu yeri...Kuşkunun beyliği...Tehlikeli yaşlar: "Bunun nesine hayran oldum ki ben" pişmanlıkları, "Hakkımı yediler" sızlanmaları, sırta saplanan hançerler, çelmeler, dost kazıkları, ağır ağır olgunlaştırıyor insanı...
35, yolun yarısı... Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda uyanmadan 20'sine gelenler için gecikmiş telafi çağları... Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan yaşlar...Olgunluğun karasuları...
40'ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri yaşlanıp ölmeye başladığında bocalıyor insan...Panik, kadınları kuaföre sürüklüyor, erkekleri araba galerilerine; ve ikisini birden yeni sevda hayallerine...Yiten gençliğe, boyalı saçlarla, içe çekilen karınlarla, kırmızı arabalarla çare aranıyor.
45'inde "istikbal" denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan...Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor. Eski dostlar, hatıralar kıymete biniyor. Didişmenin yerini sükûnet, böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini merhamet alıyor. "Keşke"ler "iyi ki"lerle, hırslar hazlarla yer değiştiriyor. Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara sıra...
......... Can Dündar yazmış.. Resim: Monet



Yorumsuz..



Resimler:
www.guvercintrabzon.com sitesinden alınmıştır.

Çarşamba, Ağustos 30, 2006

Ben bir gün gelipte onu kaybedebileceğimizi hiç düşünmemiştim.Benim için heybetli ve güçlü bir kadındı herzaman..Dedem büyük bir ağaçsa o topraktı..Ya da bolluğun ve bereketin simgesiydi..Onun yanında olupta kendimi kötü hissettiğimi hatırlamıyorum hiç..Bir şekilde kelimeleri beni ikna ederdi..Çocukken fazla yaramazlık yaptığımızda bile ben ondan korkmazdım..Çünkü ya bana çok kızmazdı ya da ben öyle hissederdim..Aslında korkulan bir kadındı.Kendini ezdirdiğini hiç görmedim..Haklıysan bile bunu söylemek cesaret isterdi ..Sevdiğini tam sever sevmediğine herzaman düşmandır..Unutmaz ve unutturmaz.(bu huylarım ona çekmiş ) Sert bir kadın olduğundan bazen azarlayarak konuşur ama sen bilirsin ki o seni kollar..Pahalı aldığımız şeyleri ona söylemezdik..Kızardı çünkü..Demirköy' de bu fiyata diye..Anlatamazsın ki ona aldığının marka olduğunu..Çünkü yokluklar zamanı doğmuş bir kadın o..Küllü sularla tencere ovmuş..Karneyle ekmek almış, bir çok savaş görmüş, erkeğini askere 4 sene göndermiş ( o zamanlar öyleymiş askerlik 4 sene yapılırmış) bütün bunlara rağmen inadına güzel olmak ve güzel yaşamak hastasıydı..Gezmeyi, gezdirilmeyi, güzellikleri çok severdi..Ha birde İstanbul' u..Eskiden her geldiğinde mutlaka boğaza götürürdük onu..Denizi ve deniz manzarasını çok severdi..Ayakları çok ağrıdığı için uzun uzun yürüyemezdi ama Ben İstanbul' da iken onunla gezerdik..Bana hiç ayağım ağrıyor demezdi ve hiç oturmadan ya sahilde ya da alışveriş merkezlerinde gezerdik..Ben ne alsam kıymetliydi..Demirköy de ki evde vitrinde hep aldıklarımı gördüm..Ona çok pahalı mutfak malzemesi almazdık çünkü kullanmazdı..Kıyamazdı..Bende hergün kullanabileceği bazen de kullanıp atabileceği şeyler alırdım ki saklamasın..Yine de onları vitrine koyar plastik dahi olsa herkese "Asortikkrep "aldı diye gösterirdi..Ben onun sanırım en sevdiği torunlarından biriydim..Bana hiç kötü bir şey söylediğini hatırlamıyorum..Yani beni kırdığını..Bende ona hiç ters bir davranışta bulunmadım..Birbirimizi üzecek ve kıracak bir davranışımız olmadı..Kıyamadık sanırım..Kızgın olsa bile etrafa, bana sert davranmazdı..Bende onu kızdıracak şeyleri ondan sakınırdım..Ben onu taşta oturtsam kimseye bir şey söylemezdi..Bana bunu hissettirecek kadar da beni severdi..En güzel şeyler hep benimdi..Kim ne alırsa alsın benimkiler güzeldi..Çocuğuma da öyle davranırdı..Başka çocukların yapmaya korktukları şeyleri benim çocuğum yaptığında kızmazdı.Hepimize gittiğimizde özel şeyler pişirmeyi ve yedirmeyi severdi..En güzel Akıtma ve Kapama ( tepside kuzine üstünde yaptığımız bol taze naneli kuzu etli pilav) yapardı bence..Güzel yemek yaptığını ve hepimize bu özelliğin ondan geçtiğini söylememe gerek var mı bilmem..Aslında anlatacak çok özelliği var bence..Biraz da burda olmadığım zamanlarda ya da onu kaybettiğimizde yaşadıklarımı yazmak istiyorum..
O gün bahçede biraz çiçeklerle ilgileneyim dedim..Gülleri budadım falan..Ceplerim çalmış duymadım ama evin telefonu acı acı çaldı..Yetişemedim tabii.Hem ellerim kirli hemde doluydu..Uzun uzun çalmasından hiç şüphelenmeden yetiştim en sonunda.(saat 8 civarı)Açtım ve Burcu annemin beni arayıp aramadığını sordu..Sesi kötüydü ama benim aklımda hiç öyle bir şey olmadığından kötü bir şeye yormuyorum hala..Konuşmadığımı söyleyince bana anneannemi kaybettik dedi..Hadi canım dedim...dedim yanii.İnanmadım..O hiç bir zaman gidecek biri değildi benim için.Herkesi severim ben ama onu başka..Kulaklarıma inanamadım ve telefonu kapadım..Ağlamadım ağlayamadım ..Kafamda sadece yetişmek var..Çünkü ben buraya geldiğimde anneannemin tek korktuğu şey ona veda edememem..En uzakta benim ve zaten uzaklara gittiğim için çok üzülmüşlerdi hep dedemle.Hemen Uzunbeyi aradım ve ondan bana bilet almasını istedim..Çağıl da gelmek istedi ona da bilet baktık..Bulamadık..Ben 10 arabasına yer buldum tek kişilik ..Hemen aldık Çağıla dedim benim gitmem lazım..sen kalsan olur mu? Olur dedi..kendime bir çanta hazırladım hemen ama nasıl hazırladım bilmem..Çağıl da hazırlamış ona sonra gelirsin İstanbulaben seni karşılarım dedim..Hemen yola çıktım..Yolda müzik çaldığında ve dayanamadığım zamanlarda sessizce ağlayarak sabah istanbula vardım..Çarli eşiyle beni beklemiş ve arabayla yola çıktık.. 2.5 saatte Demirköye vardık..Biz gittiğimizde yıkamaya almışlardı..Aslında ben onu başkasına emanet etmezdim ama o kafayla yanına gitmeyi akıl edemedim..Zaten ev iki katlı alt kat teyzemin üst kat dedemin evi..kocaman bir bahçede meyve ağaçlarının altında sandalyeler var..ve dedemle anneannemin en sevdikleri ağaç olan ceviz var..dedemi de ordan geçirmiştik..üstkata çıkamadım birden..çıkarsam oda oda onu arayıp ağlayacağımı düşündüm çünkü..herşey onun stilinde..Çerçeveli fotoğrafların kenarına iliştirilmiş ailenin rsimleri gibi ya da çivilere asılmış takvimler gibi..Örtüleri, kocaman sırt yastıkları falan..Dedemi keybettiğimizden beri istanbulda olduğundan çok özel eşyaları yok orda.Zaten tatile teyzemle gelmiş ve döneli 3 gün olmuş..Hem alt kat hem de üst kat insan dolu..Akrabalar, eş dost ve torunları..torun çocukları , torun eşleri herkes orada..Uzunbey zamanla yarışılan bir işte çalıştığımızdan yanımda yok..çünkü ya ben ya o gelebilecek..çağıl, belki de gelmediği iyi olmuş ev ve ortam buram buram anneanne kokuyor..ben kendimi akşamdan beri o kadar sıkmışım ki daha bahçeye girdik her kucaklaştığımla ağlaştım..en sonunda kendimi topladım ve yukarı çıktım..sonra onu cevizin altına getirdiler..aynı dedem gibi..ben burada bunaldığımda bazen o cevizin altında oturduğumuzu hayal ederdim..böyle mi toplanacaktık cevizin altında anneannem.
onu dedemin yanına götürdük..o halde bile ben onları birbirine yakıştırdım inanın..Burcunun yazdıklarını okudum ..aynen söylediği gibi annem devamlı kelimelerle ve cümlelerle uğurladı annesini dedemin yanına..zaten girişte ve en güzel yerde sağda ..kalabalık erkek topluluğu var..bizim orda kadınlar mezarlığa gitmiyor..biz gideriz..hele dedemde nerdeyse ben indiricektim onu söylediler yaklaşma diye..bana ne ben onu çok seviyorum..kendi ellerimle koymak isterdim yine de.anneannemde o gücüm yoktu ve hala inanmıyordum görmeme rağmen..cevizin altında görecekmisiniz dediler..tabi görücez hatta izin verseniz alıp kalbimize sokucaz ama izin yok..sadece yüzünü açıp dokunabiliyorsun..ben her ikisini de görmeme rağmen onları hep güzel halleriyle hatırlıyorum..zaten güzeldiler de..kalp krizinden ve ayakta öldükleri için kötü bir görüntüleri de yoktu..bıraktık onları beraber ve eve döndük..o gün dua okunduğundan ertesi günün akşamı dualar başlıyor..2 gün boyunca gelenler dönmeye başladı..gelen gitti ve en sonunda çalışmadığı için teyzem, orada yaşadığı için dayım ve eşi, annem ve ben kaldık..cuma gecesi kaybetmiştik..beni bekledikleri için ertesi gün ikindi namzıyla defnettik..o geceden tekrar cuma gecesine kadar her akşam eş, dost akraba ve komşulardan oluşan 50 kişilik bir grupla her gece dua yapıldı..annemin memleketi olduğu için tanıdığımız çok, duyan başsağlığına geldi gündüzleri..ben annemi yalnız bırakmamak için ve biraz daha onun hayaliyle yaşamak istediğim için kaldım..annemle bazı günler onu ziyaret ettik, yemyeşil ormanlarla çevrili demirköy de yürüyüşlere çıktık..onu ve çocukluğumuzu konuştuk..bol bol karamuk(yabani böğürtlen) yedik yollarda..Fettah Ali denilen orman içinde buz gibi suları olan çeşmeye gidip su aldık ,serinledik sıcakladığımızda..anneannemde orayı çok sevdiği için onu andık..bol bol onu konuştuk..eşyalarını derleyip topladık ve benim çocukluğumun en büyük tanıklarının olduğu bir devri beraber kapattık orada..belki de kendimizi iyileştirdik..sonra 7. gece yi yaptık ve ertesi gün B.çekmeceye yola çıktık.normalda daha kısayol olmasına rağmen Lüleburgaza babaanneme uğradık görüşmek için..annemdeki eşyalarını da topladık, kendimize hatıralar aldık..bana annem daha demirköyde beraber aldığımız yüzüğünü verdi anneannemin , burcuya küpesini..fotoğrafları aldık tekrar saklamak için..ben daha çok yemeni ve eşarp aldım ondan hatıra..ve etamin işli bir yatak eteği.. Cüzdanından dedemin eski fotoğrafları çıktı ..birde herkesin resmi olan küçük vesikalık albümler..
Pazar sabahı Çağıl ilk defa İstanbula yalnız başına geldi..bizde karşıladık onu..sonra da ben pazartesi akşamüstü fethiyeye yola çıktım..oğluş şimdi anneannesiyle ve dedesiyle istanbulda..tatilde..sıkılana kadar orada..bizde babasıyla burada onu şimdiden özlemeye başladık..
Bir devir kapandı ve ben çocukluğuma ve hayatımın bir dönemine anneannemin ölümüyle veda ettim..onu çok sevdim..benim için eşi benzeri olmayan bir mertebede şu an..görmeme ve dokunmama rağmen hala inanamadığım bir duygu içindeyim..geçermi ya da geçecekmi bilmiyorum..ama bana onu hatırlatan herşeyi en az onun kadar seviyorum..
benim için bitmedi..çok garip aslında nerde olduğunu görüyorsun ama onu kafanda belirginleştiremiyorsun..içimde işte..başka bir açıklamam yok henüz..

Pazar, Ağustos 20, 2006


Annem ve Teyzem anneannelerini kaybettiler. O yüzden de Demirköy'e (Kırklareli'ne) gittiler.

Saygı ve Sevgilerimle Çağıl

Cuma, Ağustos 18, 2006
























Bugün erkenden diyetisyenle randevum olduğu için çıktım..Biraz bekledikten sonra yanına girdim..Önce tartıldım..sonra konuştuk..Aynı rejimi bir hafta daha uygulamamı söyledi çünkü bu hafta tamtamına 2kilo 900 gr kilo vermişim.Şimdi bunun 2800 gr ödem 100 gr yağ.Hiç kaçamak yapmadığımı daha önce yazmıştım..Yemekler sık aralıklarla yenildiğinden çok acıktığımı söyleyemem ama geceleri geç yattığım için biraz zorlandım ve akşam sütlerimi birkaç gece içmediğim için diyetisyenim hata yaptığımı söyledi..Bu hafta itibariyle vücut direncim bayağı yükselmiş..Normal olan ödemlerin gitmesi ..Bu hafta sonunda gerçek kilolardan kurtulmaya başlangıç yapacağımı söyledi..Bu 2 hafta yaptığım diyetin ileride bir şekilde kilo aldığımda hemen ilk uygulayacağım diyet olduğu için bunu sizlerle de paylaşmak istiyorum..Yine de uyarmak isterim bu diyet benim kan değerlerim(sadece kandaki yağ oranı yüksek çıktığı için kolestrol sorunum yokmuş şimdilik) ve ölçülerim sonucunda bana yazılan bir diyet..İlk 2 hafta aynı diyetten sonra bu listeden birşeyler eksilecek ve yerine yumurtalı gıdalar girecek..Aşağıda günlük 1300 kalorilik diyetimin tüm ayrıntılarını bulacaksınız..
1.ve 2. hafta aynı olmak koşulu ile..
Yasaklar: şeker-un-katı margarin-asitli içecekler-kızartma-sakatat-hazır gıdalar(çorba-bulyon-çeşni-konserve-meyve suları)-kuruyemiş-turşu-salamura-patates-muz-incir-üzüm.
günlük 2 yemek kaşığı zeytinyağ kullanma hakkım var bunu ister yemeğe ister salataya kullanıyorsun :))
Aç karnına ilk hafta 1 tatlı kaşığı keten tohumunu suyla içiyorsun..Bu 2. hafta 1 çorba kaşığı oluyor her gün ve 2 kayısı yiyiyorsun..
Az tuzlu yemekler yiyiyorsun ve günde 3 lt su içiyorsun..3.5 olabilir ama 4 değil!
Sabahları mümkün olduğunca erken kahvaltı edilmesi lazım..Yani ne kadar erken kahvaltı edilirse o kadar erken vücut harekete geçiyor.
İlk haftalar herşey bana light uygulandı yani light süt(yani yağsız), light peynir, light yoğurt ve light ekmek.Sonra normale dönecek.
Sabah:
çay(şekersiz)
1 dilim beyaz peynir
2 dilim kepekli ekmek
5 siyah ya da yeşil zeytin
2 adet ceviz içi
çiğ sebze(domates,biber, salatalık vb.gibi.)
Ara öğün :
1 porsiyon meyve
(1 orta boy elma-armut-kivi-portakal-greyfurt-şeftali)
ya da kiraz-vişne-çilek-böğürtlen 12 adet
kayısı 4 adet
Kırmızı erik 5 adet
kavun-karpuz (200 gr) ince bir dilim
Öğle:
60 gr kırmızı et ya da tavuk-hindi-balıketi (90 gr.)
1 porsiyon sebze yemeği(4 yemek kaşığı) ya da içine1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilmiş salata
1 su bardağı yoğurt
1dilim kepekli ekmek
Ara öğün:
1 porsiyon meyve(ben bunu yemekten 2 saat sonra alıyorum)
4 adet kepekli büsküvi ya da 2 adet galeta (bu kısmı da saat 5 te çayla)
Akşam:
1 porsiyon etsiz sebze yemeği(4 yemek kaşığı) ya da içine 1 tatlı kaşığı z.yağ ilave edilmiş salata
1 kase evde yapılmış çorba(tarhana,şehriye,ezogelin vb.gibi)
1 su bardağı yoğurt,1 dilim kepek ekmeği
Gece:
2 porsiyon meyve
1 su bardağı süt ya da yoğurt
dikkat edilecek bir husus et yediğiniz öğün çorba içmiyorsunuz .öğle ve akşam öğünleri yer değiştirebilir.
Bu akşamlık bu kadar..Herkese kalorisi az günler diliyorum :))

Salı, Ağustos 15, 2006

Bugün de böyle bir gün işte..Sadece bugün birşeyler yazmak istesem bunu yazardım..

Pazar, Ağustos 13, 2006

Yarın Çalış pazarı var..Ben normalde pazara çıkmam ama yarın meyve ve sebze almak için çıkmam gerekecek..Uzunbey ve Çağıl da evde..Kısmetse bir de deniz keyfi yaparsak çok iyi olur..
Bugün evdeydim..Akşamüstü Uzunbeyden telefon geldi..Bizim ustanın eşi 8 aylık hamile ve onu
dr.a götürüp götüremeyeceğim için bana sordu..Ben bu konularda özellikle hastalık konusunda hayır demem zaten..Onun için hesapsız bir şekilde tekrar acil ziyareti yaptık bugün hastahaneye..Tabii bugün sancılı bir hamile götürdüğüm için oldukça yavaş ve temkinli kullandım arabayı..Bir problemi olmadan da döndük akşama..ama akşam yemeğini hazırlayamadığım için erkekler kendilerine pizza aldılar migrostan..Bende light yoğurdumu bitirdiğim için kendi alışverişimi de yaptım..Sonra eve geldik..Pizzaları fırına attık bende kendime göğüs eti çıkardım sote yapmak için..Küçük küçük doğradım..Çok az yağla ve kırmızı biberlerle tavada çevirmeye başladım..bol baharatla yanına 2 domates ekledim ve hemen pişince ateşten aldım..Onlar çoktan oturmuşlardı ve Uzunbey kendime yaptığım normalda az yağlı hatta yağsız denebilecek kıvamda domates suyuyla pişmiş tavuklara özendi..Bilseydim onlara da tavuk sote yapardım ama bilemedim tabii..Yarın büyük bir ihtimalle bizim evde sote var..Hatta değişik sebzelerle marine edilmiş az yağda tavuk sote..Tarif mi? Tarif benden ve içimden gelen tarifte :))

Cuma, Ağustos 11, 2006

Bugün kendime yemekler hazırladım ki ben çalışmadığım dönemde bile özel yemek yapmazdım kendime..Bu aslında güzel birşey ..ama yılların alışkanlığını değiştirmek tabi ki söylendiği kadar kolay değil..Aslında bugün hiç acıkmadım..Acıkacak zamanım zaten hiç olmadı..Sık ve az şekilde öğünlerime uydum..kaçamak kısmına yazacak bir şeyim yok..Suyu da bu saat itibariyle 3 litreye tamamladım..Diyetisyenimin dediği sadece yemekten önce ve sonra bir dikişte suyu içeceksin..Diğer zamanlarda elinde devamlı bardak olacak ve yudum yudum su içeceksin..ne soğuk ne de sıcak oda sıcaklığında su içmemi istedi..Ben zaten çok soğuk su içemediğimden bana iyi geliyor..Bugün evdeydim ama pek keyfim yoktu..Bir ara çıkıp kendime meyve aldım ve eve döndük Çağılla..Yalnız ayakta çok kalmamama rağmen dizim ağrıdı akşam..Hatta dizimin ağrısından hap içmem gerektiğini hatırladım..Böyle ağrı yaparsa da nasıl yürüyeceğimi düşünmedim değil..Biraz diyet için hareket etmek istiyordum da..
Bir önce ki yazıma gelen destek yorumları için çok teşekkürler..Artık yaşam tarzımı değiştirmem gerekliydi zaten..En çokta kıyafet problemim oluyor..Çünkü ben hergün değişik giyinmeyi seven biriyim..Başkaları için değil ama kendim için bakımlı olmayı severim :)) Burada büyük beden kıyafet bulmak sorun oluyor..Her zaman marka giymiyorum tabiki ama burada seçenekler çok fazla değil..İstediğim gibi alışveriş yapamayınca ve istediğimi giyemediğimde zevk almıyorum hayattan..yani ben o kıyafet içinde kendimi iyi hissetmeliyim ve beğendiğim şeyi almalıyım..Benim kendime göre mutluluklarım da bunlar..Şimdi adımın asortikkrep olmasından yola çıkarak çok asortik giyindiğimi de düşünmeyin..Burda spor ve rahat tarzda kıyafetler giyiyoruz biz zaten..Kışın ayağımda botlar yazın terlikler ya da sandaletler gibi..Ben zaten bir kere bir yemeğe süslenip gittim o zaman da çok dikkat çektiğin için utanıyorsun iddialı olmaktan..Ama eskiden dernekte yönetimdeyken de bir akşam kiloma falan bakmadan giydim kırmızıları taktım takıştırdım yemeğe gittim evsahibi olarak..Yalnız böyle zamanlarda yemek bitsede gece benim için bitmiyor ve bir türlü hızımı alamıyorum :)) Burada ilk yılbaşı gecemizi de sabah 5 te bitirmiştik ve sabaha kadar içmiştik :)) Geçen sene yılbaşını evde geçirdim arkadaşlarım yüzünden ama kısmetse bundan sonra hayatta evde geçirmem..çok buruk oluyo..
Eskiden de iri ve boylu bir çocuktum ben..Hatta zamanla hiç kilo almadım ve evlenene kadar aynı kilomu korudum..Tabii o zamanlar dans edip spor yaptığım için rejim falan da yapmadım hiç..Sonra sporu bırakınca kilo almaya başladım ve önemsemeden bu günleri bulduk işte..Kendimi ihmal ettiğim için kendime kızıyorum..Çünkü şimdi yıllardır süregelen alışkanlıkları gidermek çok zor.Bu aşamada bazı şeylerin bozuk gittiğini hissettiğim anda bu yeni düzenimin değişmesine izin vermemeyi düşünüyorum..Genelde bunu yapmak benim için zor olacak ama en azından kendime bu 3 aylık şansı tanımak zorundayım..Tanıyacağımda..
Dün Colleseum da diyetisyene başladım..Daha önceden diyetisyeni tanıdığım için hemen sohbete başladık..Sabah gidip önce tahlil yaptırdım.Öğleden sonra da 3 te randevum vardı..Yaklaşık 2 saat konuştuk Nevin Hanımla ( diyetisyenim)..Normalde bildiğim fakat uygulamadığım şeyleri konuştuk hep..Dikkatimi çeken genelde çok sağlıksız bir davranışım şimdilik yok..Zaten şimdiye kadar önemseseymişim bu kadar kilo almayacakmışım..Birde ona insanlardan sıkıldığımı anlattım..Çünkü kilo takıntılı insanların nasıl kilo verebilirim üstüne konuşmaları beni son zamanlarda sık sık zorladı..Nedeni samimiyetimiz olmadığı halde bir arada bulunduğumuzun 5.dakikası insanlar birşey söylemiş olmak için kilo problemi konusunu açıyorlar..İyi de ben seninle böyle özel bir konuyu görüşmek istiyormuyum..Birde bana sor bakalım..Neyse bende artık zayıflamak istiyorum ve en çokta istediğim kıyafetleri giymek istiyorum..
Hafta da bir kontrole gideceğim..Şimdilik spor yok..Zaten dizimde rahatsız..
Bana aç karnına suyla keten tohumu içmemi önerdi..Sabahları da 2 kayısı yiyip üstüne su içecekmişim..Günde en az 3 litre su..3.5 olabilir ama 4 lt olmayacak ! hergün 2 yemek kaşığı zeytinyağı hakkım var..6 öğünlük günde 4 dilim ekmekli bir diyet..Diğer yenilenler genelde herkesin bildiği diyetlerden..Bir öğün et yemek serbest..ilk 2 hafta değişmeyen bir diyetim var şimdilik..Peyniri, yoğurdu, sütü ve ekmeği şimdilik light kullanıyorum..
Yasaklı yiyecekler ise :şeker, un, katı margarin, asitli içecekler, kızartma, sakatat, hazır çorba, bulyon, çeşni, konserve, meyve suları, kuruyemiş,turşu, salamura, patates, muz, incir, üzüm.
Yiyeceklere de az tuz konulacak..
İşte diyetim bu ..Yediklerimi yazdığım haftalık bir liste var.Üstünde kaçamakların yazıldığı bir bölüm bile var.Ama ben kaçamak yapmayacağım..Dün yaptırdığım tahlillerin hepsi iyi çıktı sayılır..Sadece kandaki yağ oranı 2 puan sınırın üstünde..Kolestürolümde normal..ama vücut direncim çok düşük çıktı bu da genelde yorgunluğumun sebebini açıklıyor..3 aylık bir programa
106 kiloyla başlıyorum..Şimdiye kadar pek kilomu yazmadım..Çünkü bu kadar kilolu olmak beni rahatsız etmiyordu..Ama bir noktadan sonra insan kontrolü yitiriyor ve gittikçe kilo almaya başlıyor..Bir yerde dur demek gerekiyor..Ben aslında geç kaldım..Hayatımda bazen keşke dediğim nokta 80 lere çıktığımda neden diyetisyene gitmediğimdir..Yıllar geçtikçe kiloya kilo katıyorsun ve normalde daha sağlıklı olman gereken zamanlarda kilo yüzünden sağlık problemi yaşamaya başlıyorsun..Diğer bir nokta da iş hastalığı yüzünden kendimi ihmal etmem..Bu diyetisyen randevumu bile tam 2 ay önce almışım ben inanabiliyormusunuz..Haziranda yeni iş yerini açıpta işler yoğunlaşınca yine kendimi ihmal edip gitmedim, gidemedim..özeleştiri yapmaya zaman bulduğum ilk vakit bir baktım ki ben işi oturtayım, yok evi çekip çevireyim, onu yapayım , bu geçsin derken olan bana oluyor..Şimdi elimden geldiğince artık kendimi de düşünmeye çalışıyorum..Bu kadar sene sonra insanın kendini düşünmeye başlaması biraz zor oluyor ama sanırım yapmam gerekli..
Önümüzdeki hafta çalışmayacağım..Hem dizimi uzatıp dinlenmem lazım ki dr.a gittiğimden beri bunu yapamadım hemde bir işim var..onu halledeceğim..Evdeyim yani..Bilgisayar Çağılla beraber işe gidip gelecek..Onun için ben ancak akşamları yazacağım..Şimdi ara öğün için bir tane meyve yemem gerekli..Hemde ilacım var dizim için..11 i 5 geçiyor geç bile kaldım :))

Perşembe, Ağustos 10, 2006

Bu modelin aynısı bir tek ayakların uçları ve gül motifi hariç kendime ferforje kollu sandalye yaptırdım..Sade olmasına özen gösterdim çünkü klasik bir model olursa kolay kolay modası geçmiyor diye düşündüm..Aynısını hatta daha güzelini yapmışlar..Bugün boyası yapılırken gördüm..Daha önce masasını yaptırmıştım..Yarın kısmetse hepsini toplayıp bahçeye ağaçların altına yerleştireceğim..Yarın minder siparişi de vereceğimden artık toplu resmini sonra yayınlarım..

Benim zor günlerim demek ki daha bitmemiş..Bu akşamüstü sandalye ve minderlerin peşinde koşarken telefon geldi..Bizimle çalışan genç arkadaşımız var motor kullanan..Daha önce bizde çalışan başka bir arkadaşı bugün motorun arkasına biniyor..Zaten bir rahatsızlığı olan, biraz sıcaktan biraz da yorgunluktan arkadaki çocuk bayılıyor..Çocuk diyorsam bunlar 23-24 yaşındalar falan..Neyse bana telefon geldiğinde minder bakıyordum..Ölüdeniz yolunda - iyi ki düzlükte -arkadaki delikanlının bayılmasıyla öndeki hem bunu tutuyor ama bir yandan da motoru kontrol ettiğinden yere yakın bırakıyor..Ben gittiğimde yeni ayılmıştı..Ölüdeniz zabıtaları gençlerin yanındaydı..Bizim eleman 5 tane araba durdurmaya çalışmış kimse durmamış..Ben zabıtalarla bayılanı arabaya alıp diğerinin de motorunu bırakıp ikisiyle hastahaneye gittim..Uzunbeyde de motor olduğu için ben götürdüm ..Biri bizim eleman düşen de eski eleman..Acile teslim ettim..Onlar içeride film çektirirken ailesini aradık..Babaları köyde olduğu için buradaki akrabalarını bulup çağırdık..Hemen hepsi de geldi hastaneye..Filmler çekilip iyi olduğunu görünceye kadar yalnız bırakmadık..Yalnız beni sinirlendiren o acil durumda dörtlüleri yakmışım..Uzunları yakıp yakıp yol istiyorum kimse yol vermiyor..Normalde zaten öyle gidilmez..Belli ki acil bir durum var! ..Delikanlının kötü bir hastalığı var..Tekrar kriz geçirmeden yetiştirmek bu küçük şehirde bile problem oldu.Trafik sadece 4 tekeri gaz verip kullanmak değil ki insan biraz olsun etrafta ne oluyor diye izlemeli ..Hele böyle acil bir durumda ölüm kalım savaşında olsak kesin hastayı kaybetmiştik..Her zaman yaralılar ambulansla taşınmaz ki..Salak salak o markayı alayım havam olsun muhabbetine girenlere tek bir cümlem var..İstediğin markayı kullan ama düzgün kullan ve etrafı izle..Yoksa en pahalı markayı kullanıp trafikte kuralına göre kullanamayanlara kadın-erkek ben trafik magandası olarak bakıyorum.

Salı, Ağustos 08, 2006

Bugün zor bir gündü..Onun için güzel bir resim koymak istedim..Bu resmi akşam internette sörf yaparken buldum :)
Bugünün zorluğuna gelince önce sabahtan Burcu aradı ve ağlarken telefonda Atahana bir şey oldu sandım..Hem üzüldüm hem de okuldakilere kızdım ve çok sinirlendim kardeşimi bu kadar üzdükleri için..Sonra işe gittim..Kendime bizim çalıştığımız hastahaneden randevu aldım..Çünkü temmuzda dizim çok ağrımıştı ve geçmesine rağmen dün ağrılar tekrar başladı..Bazen gece uykudan uyandıracak kadar ağrıyor ve bu sefer kesinlikle dr.a gitmeye karar verdim..Uzunbey beni dr a götürdü..Dizimde minisküs yırtılması olabilirmiş ..Sanırım kilodan ve ayakta çok durmaktan..10 gün sonra kontrole gideceğim..İlaç verdi..Olmazsa MR çekilecek..Ordan çıktığımda diyetisyene gitmeğe karar verdim..Ben kıştan beri 7 kilo verdim aslında ama uzun zamanda yoğun çalıştığım için güçten düşmek istemiyorum..Önümde uzun bir yol var ve sağlıklı olmak istiyorum..Ordan çıkıp karşı blogdaki diyetisyene 1 saat sonrasına randevu aldım ve bir müşterimden çek almak için çıktım..Müşterideyken Annem aradı hırsızların Babamın cebinden çaldıkları cüzdanla bayağı onları sıkıntıya soktuklarını anlattı telefonda..Hem sıkıldım hemde Annemlerin üzülmesiyle bende çok üzüldüm..O parayı çalanlardan Allah tez zamanda çıkarsın diyorum..en çokta Annemle Babamı bu kadar üzdükleri için.
Ordan diyetisyene gittim tekrar perşembe gününe sözleştik..Bende artık buradan diyetisyen notlarımı sizinle paylaşacağım ama sıkmadan :)) O firma müşterim olduğu için hepsi tanıdığım insanlar ..
Bugün böyle harala gürele bir şekilde geçti..Yeni kararlarla ve olumsuzluklarla..

Pazar, Ağustos 06, 2006

Eşekbaşının kocası bloğu yoruma açmış..http://esekbasi.blogspot.com Bir hata yapıp yazıyı yazmıştı şimdi de hataya devam ediyor...Ona aşağıdaki yorumu yazdım..

Eşekbaşının eski kocası..Eşinizi çok sevenler arasında bende vardım..evet şaşıracaksınız ama onu bizler çok severdik belki de sizden çok..çünkü ben sevdiğim biri için önce onu bir konuda eleştirip sonra da benim hakkımda ne yazıyorlar ya da ne düşünüyorlar diye bu meseleyi bu kadar uzatmazdım..Sizin görmeniz için bir yazı yazmıştım..4 nisan salı 2006 günkü yazım..şimdi de aynı düşüncedeyim..Boşandığınıza üzüldüm..Daha doğrusu böyle bir sebepten..Ben 15 senelik evli biriyim..Ne olursa olsun eşim için böyle bir davranışta bulunmazdım hatta bana sizin yaptığınız gibi yapsa onu ben boşardım diyebilirim..şikayet ettiğiniz noktalarda belki haklısınız ama yönteminiz ve öc alma durumlarınız sizi bu olayda bence haksız konuma düşürüyor..Esas düşüncem hala bu şekilde öc almaya çalışan bir eski kocaya alet olmamak ama aylardır yorumların kapalı olmasından derdimi anlatacak kimseyi bulamadığım için size cevap veriyorum..haklı olsanız bile boşandığınız bir kadın için böyle bir bloğu kullanmaya hakkınız olmadığına inanarak sizi bu bloğu kapamaya davet ediyorum..yazınızdan hoşlanmadığım için bloğumdan linki kaldırmıştım..Sizin hakkınızda Eşekbaşı bence bu düşüncedeki biriyle hayatını geçirse yazık olurmuş gibi cümleler kurmadan bu eyleminize devam etmeseniz sanki daha iyi olur gibi de geldi bana..Bunu da tamamen eşekbaşının ESKİ KOCASI olduğunuz için söylemek istedim.Eşekbaşının eski kocası olarak bloğu açık tutmanızın ona karşı saygısızlık olduğunu düşünerek sözlerimi bitiriyorum..Boşanmalarda haklı taraf olmaz ama bu davranışınızın Eşekbaşına saygısızlık olduğuna inanıyorum hala..Eski bir eş olarakta buna hakkınız olmadığına inanıyorum..Evli olsaydınız değişirdi çünkü siz şimdi geçmişte kaldınız..ve hala eski davalardasınız.Çoğu kişininde benim gibi düşündüğünü gelen yorumlardan anlayacaksınız..


Resim: Picasso- Müzisyenler

Cuma, Ağustos 04, 2006

Dünya küçük..Bana bunu hissettiren dün akşam msn de eski lise arkadaşlarımla yaptığım konuşmalar oldu..Uzun süredir işlerden kendi adımla olan msn adresime girmemiştim..Hem haberleri alayım hem de hatırını sorayım diye dün akşam msn e girdim..Liseden sonra şu an İzmit civarlarında Dr olan bir arkadaşımın yaptığı mezunlar web sitemiz var..Onun izini de ordan bulmuştum..Akşam bana dediki Murat' ı hatırlarmısın..Ancak resmine bakıp hatırlayabiliyorum çünkü 18 sene olmuş mezun olalı..Baktım ve hatırladım tabiki..Kendi keşfetmiş ama bana yavaş yavaş söylüyor..3 lü konuşmaya başladık..Murat Amerikadan yeni gelmiş ve mayıstan beri Fethiyedeymiş..Çalışta benden bir sokak ötede oturan arkadaşımı 2 ay sonra İzmitten bağlantı yaptığım arkadaşım söylüyor ancak ve biz görüşüyoruz..Daha önce onun iş yerinin önünde karşılaştık biz ama araba içinde ve bir an..Ben yüzünü bir yerlerden hatırlamama rağmen nereden olduğunu çıkaramadım..O sanırım beni görmemiş..-çok keskin bakan gözlerim vardır benim :)) Daha resmine baktığım gibi bende jeton düştü ve bu o dedim.. Çok sevindiğimi bilmem söylememe gerek var mı? Yavaş yavaş lise arkadaşlarımıza ulaşmaya başladık..Bu çok güzel bir mutluluk..herkes biraz değişmiş..Onlar İstanbulda buluştular ama ben daha gidemedim hiç..Birde bizim okulun erkek yatılı kısmı vardı okulda..Çoğu kişi Türkiyenin her bölgesinden gelmiş ve çoğunlukla yurtdışında aileleri olan çocuklar, Batı Trakyalı Türkler, Çekmeceliler, sonradan oraya yerleşenler, amalar(gözleri görmeyenler) ve bu erkek yatılı kısmının müdürü Babam olan ben..Onun için çok erkek kardeşim ve arkadaşım var benim..Hepsi de can arkadaşlarımdır..Çünkü 6 sene Babamı paylaştık biz..Babam evden çok okulda nöbetçi kaldı çoğu zaman..Onların hepsini severim ve çoğunun izlerini kaybetmiştik..Şimdi yavaş yavaş bulmak beni çok mutlu ediyor..Kızların izi ise çok zor bulunuyor..Çoğunlukla soyadları değişmiş..Bir çok yöntem geliştirdik ama çok ağır ilerliyor..Kimisi de eski takıntılardan dolayı bulunmak istemiyor sanırım..Biz Uzunbeyle beraber lise arkadaşlarımızla olan son toplantımıza gidip onu can arkadaşlarımla tanıştırmıştım..Sevmişlerdi onlarda..Hala hatırlayanlar msn de konuşurken soruyorlar bana :))
Böyle birden eskilere dalıp konuşmak beni çok rahatlatıyor..Hayatımın çok mutlu bir devresini geçirdiğim o yıllar bana ilaç gibi geliyor..
Yeni arkadaşlıklarda beni besliyor diyebilirim.Zaten ben arkadaşlığın eski ya da yeni olmasına baktığım kadar derecesine de bakarım..Yani 2 günlük arkadaşlıklar için bile herşeyi yapacak kadar severim arkadaşımı..Ki onlar da beni..Mesela bugün genelde hep zor zamanlar dostum olan Fethiye de bir arkadaşımın doğumgünü..Ona bence yakıştığına inandığım lila ve beyaz çiçeklerden oluşan bir çiçek gönderdim şimdi..Sonra uğrayıp öpeceğim ve ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha hissedeceğim :)) Onunla hatırladığım güzelliklerde hastayken beni evinde yatırıp bakan, bir anne şefkatiyle bana ilaçlar içiren birini görüyorum en çok..Sadece bana baktığı için seviyorum sanmayın biz onunla çok güler ve çok konuşuruz..Geçirdiğim burada ki zor günlerde yanımda her zaman gördüğüm ve beni hiç geri çevirmemiş olmasından çok onun gibi bir arkadaşım olmasından da gurur duymuşumdur hep..
Şebnem..İyi ki doğdun ve varsın..Sen iyi bir arkadaşsın ..Nice yıllara..Umarım yollarımız hiç ayrılmaz..Burada olman beni mutlu ediyor çünkü :))
İşte böyle ben aile yönünden şanslı olduğum gibi arkadaşlık yönünden de şanslı bir insanım :))
Sayfalarca anlatabileceğim arkadaşlıklarım var..Benim arkadaşlıklarımın cinsiyeti olmaz ..Ben arkadaşım için elimden gelen herşeyi yaparım onun izin verdiği ölçüde..ve arkadaşıma saygı gösteririm..Ne kadar güzel ki artık sanal dünyada da arkadaşlarım var..Yani sanal dünya yalan dünya değilmiş..

Resim: Büyükçekmece koyu manzarası Mimarsinan tarafından..Fotoğrafçı: Can Okatan.
Çok güzel değil mi?

Perşembe, Ağustos 03, 2006



Bugün Biyonikle konuştum..Sesi iyi geliyordu ..Yani iyi..Merak edenler için :)

Dün mutfakcamı Burcu Marfan ' la buluşmuş yine Çanakkale de..Marfan bizim çok sevdiğimiz http://blogcu.com/marfan bloglardan tanıştığımız bir blogger.Yani Burcunun tanıştığı biri..Dün Annemle de tanışmışlar..Hatta Marfan bana söz verdiği için resimlerini de çekmiş..Şöyle söylemem lazım ki son günlerde gördüğüm en güzel şeyler çektiği resimler..Bakmaya doyamadım..Teşekkür ediyorum..Çanakkale..İlk geldiğimde ziyaret edeceğim sizi..Çok tatlısınız..

Biraz önce Dilek' le http://blogcu.com/dileks msn de konuşuyorduk ki bu sene Fethiye ye gelmedikleri için pişman olduğunu söyledi..Bende üzüldüm..Çünkü onu görmek istiyordum..O benim toprağım .. -buralara ilk geldiğimde bu toprak olaylarını bilmediğim için ne anlama geldiğini anlamıyordum-şimdi burdakiler bizi sahiplendikleri için toprak, dışardan gelenleri de biz sahiplendiğimiz için herkes toprak :) neyse onunla Fethiye hakkında konuşurken aklıma geldi..Genelde kötü yanlarını yazıyorum bazen bu beğenmediğim anlamına gelmesin bazı yanlarını beğenmesem zaten burda yaşayamazdım ki! Aklıma geldi ve paylaşmak istedim ..Diyelim ki köye gidiyorsunuz ya iş icabı ya da zevkten :)) yollar tabiki ıssız .Bizim eski E-5 gibi değil tabiki.Birşey oldu ve durdunuz sağda..Çoğunlukla 48 plakalar geçerken durup sorarlar size bir şey mi oldu diye..Ya da bir şey lazım mı diye..İşte ben şehirde ama küçük bir yerde büyüdüğüm için bu durup bir şeye ihtiyacın var mı sorusu bana çok hoş gelir..Normalde bu şekilde tanımadığım bir insanın bana soru sormasına kızdığım halde bu hiç tanımadığım ama yolda ve kenarda gördüğünde nasıl yardım edebilirim diye yaklaşan insanları sevdim ben..Bu yaklaşımı hatırladığım en son yer ; Uzunbeyle evliyken Demirköy' e (Kırklareli) sürpriz bir ziyarete giderken Istırancalarda yolun kardan kapanıp kalmasına ramak kala koca bir otobüs durdu önümüzde (o zamanlar 34 plakayız Kırklareli 39 plaka) bizi takip edin tekerlek izlerinden çıkmadan diyerek Demirköy' e sağ salim varmamızı sağlayan bu insanlardı.Ve her zaman söylediğim gibi trafikte burada hala kadın şöförlere saygılı davranan son zamanlarda gördüğüm tek yer Fethiye..İşte Dilekle yazışırken aklıma bunlar geldi..Beyin loblarım demek ki bir şey yazarken bunları düşünüyor diye örneklemek istedim bir bakıma :)

Son zamanlarda en çok olmayı istediğim yer..Şimdiki evimin bahçesi..Annemler olduğunda orada uzun uzun oturduğumuzdan mı ya da geçen gün işten geldiğimde kısa bir uyku kestirdiğim şezlongun rahatlığından mı bilmem bir an önce kendimi eve atma isteğim var sıklıkla..Denize gitme isteğim bile 2. planda..anlayın artık :) Geçenlerde tam 5 senelik bir ağacın köklenip çöpe atıldığını gördüğümden beri bazı insanların ne kadar zevksiz olduklarını hatırlayıverdim..Bende yanıp duruyordum aslında pamuk ağacı denilen pembe çiçekli bir ağaca özeniyorum yıllardır..Bahçenin hangi yerine diktimse bir türlü kısmet olmadı..Ya ben işte olduğum için kurudu ya da birileri çıkardı..Tam bir gün önce köklü olan fidanlardan eksem tutar mı diye soruyordum ki ertesi gün çöpün yanında kocaman köklü ağacı gördüm..Be hey kafası işlemeyen toprağı taşa çeviren kişilik..Madem ağaçtan sıkıldın bahçenden çıkardın..Neden çöpe atıyorsun dik bir boşluğa ya da evin önüne..Neyse bende hemen aldım , budadım ve diktim..Şimdi merak ediyorum tutacak mı? Hatta tutmasını şiddetle istiyorum..Tutarsa söyleyeceğim sizlere de..

Bugünlük ancak bu kadar..Yapmam gereken işler var.Görüşmek üzere..

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

Güle güle Duygu..Toprağına sarı güller yağsın..Sayende kadının artık adı var.
O kitabın ilk baskısını okuduğumda lisede olduğumu hatırlıyorum..Sanırım 1987..Ne kadar ilginç şeyler vardı içinde..Çoğu insan o zaman farklı bakış açısıyla bakardı kadına..Ben bir gece de okudum..Sevince kitabı bitirmeden rahat etmem ben.Herşeyiyle olmasa da o kitabı ve o yazarı sevdim arkadaşlar..Kadınlara bakış açısını sevdim..Erkekleri sevmesini sevdim..İlk hastalandığında biliyordum toparlanacağını ama pazar sabahı hastaneye kaldırıldığını duyduğumda çok geç dedim..Nedenini bilmem ama ben o son vedayı o zaman verdim Duyguya..O zaman..

Salı, Ağustos 01, 2006



2- 3 gündür hava o kadar sıcak ki çalışmak buralarda çok zorlaştı..Klimalı ortamlarda olmamıza rağmen bürodan işhanının boşluğuna çıktığımda susuz kalmış balık misali ağzımı oynatmaya çalışıyorum..Belki biraz fazla hava gelir diye ama nafile..Bir gr fazla hava gelmediği gibi bir alev topu yalıyor etrafımı ve tüm vücut dengemi alt üst ediyor..Daha önce de sık sık yazdım ama Fethiye ağustos ayında çok sıcak oluyor..Geçtiğimiz senelerde 15 temmuz ve 15 ağustos gibi belirleyici tarihlerde ki bu sıcak bu sene tamamen değişikliğe uğrayarak nasıl beceriyorsa gündüz sıcak gece soğuk yapıyor..O nasıl oluyor derseniz bilmiyorum ama oluyor işte. Normal şartlarda haziranda attığımız pikeleri sabaha karşı serin olduğu için kaldırmadık..Bu gidişle tüm ağustosun sıcak geçeceğinden korkuyorum.
Çağıl bu aralar hem kendi bloğunu yeniledi http://cagild.blogspot.com/ hem de yeni bir arkadaşıyla bir blog açtı.. http://marjimal.blogspot.com/ Onlara buradan hoşgeldiniz diyorum ..Oğlumun arkadaşı benim de arkadaşımdır :))
Annemler Çanakkale' de ..Nasıl serindir şimdi oralar..Üfül üfül eser..Benim buralarda en çok özlediğim şeylerden biride akşam saatlerinde deniz melteminin esmesi ..Arada bir esinti oluyor akşam saatlerinde ama sıcak sıcak esiyor..Şöyle kolumdaki tüyleri ürperten bir serinlik yakalamak için sonbaharı bekleyeceğiz galiba..
Bu akşam Göcekte bir açılış var..Oraya davetliyiz..Aslında Göçek..Ama nedense ingilizceden dolayı Göcek diye geçiyor artık..Bazen bu dilimizdeki yozlaşmadan utanıyorum..Nedense herkes değişime çok açık..Oysa ki ingilizce de özel isimler tercüme edilmez..Aynen geçer..Buraya gelen yabancılardan biri dilimizdeki ç ve ş gibi harflerinden dolayı konuşmalarımızı kuş cıvıltılarına benzettiğini söylemişti..Bende yenilikleri seven bir insanım ama konuşurken özellikle konuşma adına Türkçeyi bozmamaya ve elimden geldiğince yabancı kelime kullanmamaya dikkat ederim.Bazı insanlar "siz nasıl diyorsunuz " gibi cümlelerle ukalaca bir tavır sergileyerek aynı bir yabancının Türkiye ye yeni gelmiş hali gibi konuşmaya çalışıyor..Görseniz sanki 40 yıldır dışarıda..Bazen bunu yapan burada yaşayıpta yabancılardan çok çevresi olan insanlarda olabiliyor..Bu şekilde yaklaşımlara sadece gülüyorum :)) İnsanlar yabancı olmayı ve yabancı gözükmeyi nedense çok seviyor..Türk olmak bu kadar kötü bir şey mi? İnsan yabancı gibi gözükmese de hava atabilir ..Ya da etkileyici biri olabilir..Şahsen ben çok kitap okuyan ve değerlerine sahip çıkan insanlara bayılıyorum..İngilizce tek tük kelime söylemeselerde onlar gibi olmak istiyorum..İmreniyorum evlerine gidipte Anadolu kültürüyle oluşmuş güzellikler görmeğe..Ya da eşsiz halk ve sanat müziği kültüründen müzikler dinlenen evlere, bahçelere ekilen bitkilerine, odalara asılan bağlamaların misafir geldiğinde çıkıp ezgiler çalmasına..Bunları anlatırken aklıma geldi..Uzunbey Annemlerin son günü bizi Yörük müzesine götürdü..yemekten sonra orda kalan yöresel aşık olan bey bize canlı müzikle konser verdi ama nasıl bir konser hafif muzır espirilerle Uzunbey hakkında dizeler uydurarak bağlamayla beraber okudu..Kibar kibar sataşmalarla kafiyeli dizeleri alt alta sıraladı..Babam ve Annem bu derin düşünceli bağlamalı aşığın üstadlığına bayıldılar :)) Ben ne kadar güzel değerlerimiz var diye düşünmekten kendimi alamadım..Uzunbey şaşırdı..Eve giderken mekan sahibine teşekkürlerimizi edip mutlu bir şekilde ordan ayrıldık..Aşık bey arkamızdan hala "İstanbul masası" için bir şeyler çalıp söylüyordu :))