Pazartesi, Ocak 24, 2011

Kim istemez mutlu olmayı,mutsuzluğa da var mısın..?

Hayat  beni son günlerde kırdı, hem de bir kaç yerden birden.İyileşmeye çalışıp dönüyorsam kaldığım yere  gücümden.İnsan bir yönden de kendinin ilacı,başkasına ihtiyacı olmadan toparlanmalı diye düşünüyorum.Kendi küllerimden yeniden doğmalıyım her zaman.
Duvar kağıdı işlerim bitti ama ancak 3 günde.Üç haftada birer günümü yedi. Tam bitti derken kağıt bitti ikinci gün. Kargoyla annemden istedik,aldı gönderdi. Neyseki sadece alt katı yaptık ama ben çok sıkıldım.Biz yapmadık, ben zaten anlamam o tarz işlerden ama Uzunbey yardım etti ustalara.Arkada görülen kısım kahverengi duvarkağıdı, eve farklı bir hava getirdi bence. Diğeride büyük desenli ve açık renk.Kombin yaptım onları kafama uygun başka bulamayınca öyle almıştım. Ateş yanan kısmın etrafıda taş kaplanan yer.Orası antalya taşı denen bence uyduruk bir renkte duruyordu ,öyle yarım bırakmışlar nedense.Gözüme battığından diğer hali,  bence idare eder şimdi.Alt kısım mermer zaten.Orası vardı.
Koşturmalı bir haftadan sonra ilk aklıma gelenlerle başlayalım isterseniz.

Bunu yazmadım ama Derin'den yılbaşı hediyesi bu oyuncak Ares'e.  Ares kendine geldiğini hemen nasıl anladı da aldı oynadı bilmiyorum. Çok akıllı zaten, her konuşulanı anlıyor artık.

Büroda başka bir arkadaşıyla keyif yaparken.Arkada Kayaköy İlköğretim Okulu Projesinin başkanı Nacibey çalışırken... Şu an büroda o eşyalar gitti deri koltuk aldı Uzunbey.Yani şekli değişti. Sağ tarafta gözüken camlı kısım Uzunbey'in odası.Arkadaki dartı ben çok severim, kendimize aldık ucu yapışkanlı büroda attırıveriyoruz arada :)

CHP Fethiye Kadın Kolları  olarak bir sergi açmaya karar verdik.El sanatlarıyla yapılmış bir çift kırlent yapacağız, onları sergide satacağız. Gelirini burslara kullanacağız. Basın duyurusunu yaptık şimdi kırlentleri bekliyoruz parti binasına.14 şubata kadar zaman verdik,19-20 şubatta sergimiz var Fethiye Kültür Merkezinde.Fotoğraftaki hanım kadın kolları başkanımız Ümit Hanım. Hani bizin festivalimiz var ya kültür ve sanat festivali, onun da başkanı.Daha öncede evini görüntülemiştim etamin ve goblen ustası. Kırlent Sergisi fikri onun zaten.
Geçen hafta ayrıca köy gezilerine de başladık, benim ilk köy gezimdi.Gerçi ben köylere sık gittiğimden çoğunu biliyorum ama bu şekilde de güzel oluyormuş.Bir kere çok sıcak karşılanıyorsunuz, insanlar size çalıştığınız için yakın davranıyor.
Burası Saklıkent civarında bir gözlemeci.
Bu gruptan birde Nalan Hanım var ki ondan da ayrıca bahsetmeyi tercih ediyorum. Nalan Hanım, Hale Hanım ve ben eğitim komitesinde ayrıca çalışıyoruz perşembe toplantıları için. Bunun için de kısa bir zamandır haftada bir özel buluşup çalışıyoruz.
Kediyle fare : P  Almış getirmiş bize bir fındık faresi, oynayıp duruyor onunla.Gözümün önünde oynamasından rahatsız oldum ben,ben kovuyorum o alıp geliyor, en sonunda kovaladım.Can çekişmesini izlemek istemedim farenin .Kedinin elinden alamadık çünkü.
Bunlarda adaçaylarımız.Bir kahvede mola verdik,çaylarımızı içtik.Sohbet ettik.Fethiye'ye gelipte içilmesi gereken çaylardan.Doğal bir ürün ,dağlardan toplanıp pazarlarda ve aktarlarda satılıyor.

Süper güzel bir gündü, kuzular çayırlarda otlarken bizde güneşin keyfini çıkardık.

Zehra'nın elinden kurtulmayan kuzu. Bu arkadaşımız kadın kollarındaki Zehra. Cafe Derin deki  Zehra değil :)
Hale'cim başlı başına bir olay benim için :) O bir ressam. O bir vatandaş, o bir duyarlı vatandaş hem de. Oturup seyretmeden kendince yorumlayan bir kadın.Ona  Kamer Genç'in dişisi diyebiliriz.Hem de benim diyen çok bilmiş kendine inanan! diyebileceğimiz herkesle diyaloğa girebilecek güçte.Ben ona on kaplan gücünde diyorum. Onunla ilgili -eviyle- daha önceden yazılarım var ama yayımlayamamıştım.Daha sonradan sizleri buluşturunca abartmadığımı anlayacaksınız.
Yanındaki köylünün kullandığı bir soba. Böyle değişik sobaları genelde sanayide tamircilerde  görmüştüm ben, burada da karşıma çıkıyor arada.
Bu da kereste kurutmak için özel yapım varilden soba.Bu soba yandıkça keresteler kullanılacak kıvama geliyor.Evin alt katında olduğundan yukarıyı da ısıttığına eminim.
 Geçen çarşamba  kadın kolları olarak köy gezilerindeydik, perşembe  Ankara'dan misafirlerimiz vardı partide. Mileltvekili seçimleri için ön araştırma durumlarını konuşmak için CHP Parti Meclis Üyesi Ercan Karakaş ve CHP Ankara Milletvekili Dr. Tekin Bingöl vardı. Biz eğitim toplantısının bir kısmını yaptık ama bu ziyaret ve görüşülenler önemliydi bizim için.
Bu mavi top yurtdışından.Adı polikarbonat gibi birşey olabilir ,bilmiyorum ama bunu bulaşık makinesine koyup bir daha parlatıcı ve tuz kullanmıyorsun.Topun ömrü sınırsız.Ömür boyu kullanılabiliyormuş,bir kere alınıyor. Bunu da Hanife'ye gittik mavikuşlarla kahve günü yaptık kendimize ,oradan öğrendim.
Bu kahve günümüz de Cafe Derin Zehra da var. Kendisi sadece süper pastalar yapmakla kalmayıp arada böyle şallar takıp bizi kıskandırıyor. Annesi örmüş,örneğini görmeniz için çektim.
Hanife'nin evi tam tahmin ettiğim gibi.Etamin dolu. Eşi de çok güzel ahşap işleri yapıyor hobiolarak.Evin aksesuarları genelde onun elinden çıkma.
Bu ahşap lambalık  onun eseri mesela.

Bu bankı da eşi yapmış.Etaminler aile yadigarı,çanta benim :) 
etamin yastıklar
Bu da keçe yapanlara örnek olsun.O gün hediye geldi Hanife'ye.
Masa kayınvalidesinden kalma ,oldukça eski ve sandalyeleri de eşi yapmış.
O bir kaktüsçü.
Bu iş Fatoşla başladı ama ben geçen yıldan kalan yazılardan olduğu için görüntüleyemedim.İlk fırsatta onunla devam edeceğim görüntülemeye.

Bu güzelliklerde Zehra'dan. Pazar günü mutfakta1inci bloğundan Özgen ve arkadaşı Özlem Zehra'ya geldiler.Zen'de ordaydı,zaten Zen'le Zehra yakın oturuyorlar,onları tanıştırdım,ben yokken arkadaşlık yapın dedim :) 
-Bu kısmı sonradan ekledim, Zen'i yazmamışım nedense..Oysa ben onları tanıştıralı bayağı oldu.
Tahinli çörek göründüğü kadar güzeldi de.
Bu cup kek gibi gözükse de o bir pastırmalı tuzlu kekti ve nefisti.
Ekler
Su sebilindeki örtüyü zehra dikmiş.Perdenin kumaşından.
Bu yastığı da o dikmiş ama birde bana ben dikiş bilmiyorum demişti, şaşırdım kaldım.

Geçtiğimiz haftanın gündemi bu kadar değildi tabii ki.Geçen haftalarda bir misafir ağırladık ya -başbakanımız -onunla ilgili bilgileri de hemen vereyim.
Bir kere Fethiye'nin neden tercih edildiğini söyleyeyim, Fethiye Muğla'da sağ partilerin oy alabileceği bir köy yapısı mevcut ve daha önce de yazdım 72 köyü var .Diğer ilçeleri arasında en yüksek tarımdan kazanan nufusa sahip.Kendisi bir milletvekili çıkarabilecek güçte olupta bu tarım-turizm birliğinden doğan kültür karmaşası yaşayan bir yer.Muğla CHP' nin kalesi Muğladaki 47 açılış için neden Fethiye işte bunun için.
20-25 bin kişi geldi dediler -ben gitmedim söyleyenlerin yalancısıyım-
  İki alanımız var, nedense daha küçük olanı tercih edilmiş,oysa en az otuzbinden fazla alacak bir pazaryerimiz var ve konuşma burada planlanmamış. O meydanda gelenler kuş gibi kalırdı çünkü Fethiyenin kışlık nufusu zaten 80-100 bin kişi. 
Sadece 4 bin polis gelmiş güvenlik için. Partililer köylere ücretsiz vasıta göndermişler herkes gelsin diye.
Akşam saatlerine kadar şehir içi trafik kesilmişti,işler bekledi,geceye sarktı bizim işler.Şimdi bunlar bahane mi diyeceksiniz kalabalık gözüküyordu işte tv de. Bir kere benim tanıdığım herkes ya pikniğe ya yaylaya gezmeye gitti.Şehir boştu,hava güzeldi meydan da hergün gördüklerimizde yoktu.Zaten oy çıkmayacağını bildiklerinden sanırım  il de yapılmayacakmış Fethiye. Gerisi boş.
... ... ...
Kayaköy İlköğretimle ilgili fotoğraflar  vardı ama yoruldum şimdi. O gün çok güzel geçti, proje hızla devam ediyor. Şubat tatilinde okulun boya badana işleri olacak.O gün en çok Zehra'nın eşi ve  Uzunbey çalıştı. Ares'te bizimleydi. Çevremden ne yapabiliriz diye soranlar oluyor,çok keyif alıyorum.Gelişmeleri paylaşacağım.
Cumartesi akşamı ev gezmesine gittik bir arkadaşımıza iyi geldi,
dün 2. el pazarı vardı Çalış'ın ben gitmedim hava çok yağmurluydu,saat ona kadar devam etmiş. Öğleden sonra da Zehra'ya gittik. Bugün işteyim,yazıyı bitirmeye çalışıyorum.
Cuma Berna'na da kahve günümüz var, cumartesi Hale hanımda toplanacağız.Ayrıntıları yazarım.

Ve sonra  19-20 şubatta Pamukkale gezimiz var, uygun fiyata turla gidiyoruz iki gün. Gezip,alışveriş yapıp, richmond pamukkalede kalıp pazar dönmeli bir tur bu.Termal ve gezi turu bu sefer.

Hayat herzaman güzel geçmiyor tabii ki ,aslında bunu yazıp yazmamayı düşündüm ama hayatın bu yüzü içinde birşeyler yapmak lazım.Bazı insanlar birilerine kötülük yapacak cesareti buluyorsa ona ders verecek cesareti de birileri bulmalı.
Konu dehşet, ama bir o kadar da sahip çıkılası. Çarşamba günü büyük bir dava var burada,İstanbuldan kadın dernekleri gelecek, bir tecavüz olayı.Sekiz adamın bir kadına tecavüzü. Burada böyle bir memlekette bazı adamlar bazı kötülükleri bir insana yapmayı kendilerinde hak görüyorsa bence yazılabilecek herşeyi de hak ediyorlardır. Sadece bunun için yazdım yoksa böyle cennet bir yerde bu konuda yazmak istediğim son şey inanın.
Bu dava birde burada ne olursa olsun peşine düşüleceğinin de ispatı bence.
26 Ocak çarşamba  saat 14.00 de mahkemede olacağım,en azından kapısında ,hayatımda ilk defa bir mahkemeye gideceğim,-umarım son olur- destek olmaya,buradan bir sürü kadın da benim gibi gidecek,bir şey söylemeyeceğiz ama sadece orada olup birilerinin belki olur ya utanmasını ,yaptıkları hatadan pişman olmasını bekleyeceğiz ve kanunlarında onlara gereken dersi vermesini...

Başlık Cemal Süreya'dan.

Pazartesi, Ocak 17, 2011

sırılsıklam yine kalp kirpiklerim

Bu gece günün yorgunluğu üstüne daha salonda uyumuşken saçma sapan bir rüya gördüm.Yorgunum çünkü bütün gün çalıştık Kayaköydeki okulda.Canım sıkkın çünkü istediğim bir şey de olmamış. Uzak kalmışım. Neyse rüyamda Ankara' lı bir eczacı kadın beni face'te ekliyor. Ben istemiyorum ama.Çünkü ona uyuz oluyorum :) İşin komik tarafı blogçular hariç Ankaradan sadece 3 kadın tanıyorum.Aralarında eczacı yok! Nerden taktıysam beni huzursuz etti ve uykumu kaçırdı.Zaten keyfim yok üstüne tuz biber ekti.Kalkıp Ares'i dışarı götürdüm. Şimdi de oturuyorum. Dışarıda gezerken ayışığına baktım. Beni rahatlattı nedense. Off birilerinin bana  güzel bir şeyler söylemesine ihtiyacım var ama neyin güzel neyin kötü olduğunu ayıredecek  durumda da değilim.  Issız bir yere kaçmak istiyorum...

Not : Yazının başlığı çakma, bir şiirden alıntı.

Cuma, Ocak 14, 2011

Bu akşam özel bir toplulukla yemekteydik Ecesarayda. Güzel bir geceydi, Uzunbey için özel bir geceydi ve güzel geçti. Anlatmak istediğim o değil aslında.Biz geleli on sene oluyor, geriye baktığımda bir sürü mücadele, bir dolu insan ve yaşanmış iyi kötü olaylar. Hayat ne kadar çabuk geçiyor derken gidenin aslında zaman değil, hayatımızdan gidenler olduğunu düşününce hüzünleniyor insan.Geldiğimde burada bu kadar yaşayabileceğim netliği önümde yoktu,çok sular aktı, çok kötü günlerim oldu ama  buralarda olmak, memleketinden uzaklarda olmak bir derece başa çıkabildiğim olaylar oldu. Ve çalışırken çok mutluyum burda. O zaman her fikir uzakta bana.Keyif alıyorum yaptıklarımdan.İçimden eve gitmek bile gelmiyor ve bir beklentim yok. Bazen kuru bir teşekkür ya da cümle arasına sıkıştırılmış üç beş kelime beni mutlu eden. Çoğaltan sevincimi.Bu gece de öyle bir geceydi aslında. Hoş şeyler duydum kendim hakkımda paylaşmak istedim gecenin bu saati :)

Dün gece (çarşamba gecesi)  Uzunbey Çağıl'ın  on beş gün sonra geleceğini söyledi.Birden o tarih o kadar uzak geldi ki bana anlatamam.Söyleme öyle dedim.Daha koskoca bir on beş gün var. Ben daha evin sessizliğine,geceleri onsuz olmaya alışamadım. Onun odası evin en üst katında. Ben oraya sadece banyoda çamaşır yıkamaya çıkıyorum.Odaya girmeden,etrafa bakmadan da aşağı iniyorum.(temizlik kısmı hariç,onu da bu aralar ben yapmıyorum) Hayatta en zor dayandığım nokta bu uzaklıklar. Alışacağımı da sanmıyorum.Bazen bekliyorum aşağı insin ahşap merdivenlerden gürültücü bir şekilde ama yok.Evim sessiz ve benim bu aralar tek keyfim skype ta onunla sohbet etmek.

Gündüz bir toplantıdan diğerine zor yetiştim. Sabah Çalış Karnavalı toplantısındaydım. Eyna bar-restaurantta ,çalışta. Karşımız deniz, bir masa dolusu insan gelecek 2. el pazarı ve etkinlikleri hesap ettik , hazırlık yaptık.Bir ara ondan da fotoğraf koyayım aslında. Toplantılarımızdan yani.Çalış Karnavalı'nın gönüllü gücünü görün diye. O da önemli benim için, bu sene 4. sünü yapacağız.

Oradan direk eğitim toplantılarına gittim, bugün Aile Hekimliği konusunu işledik.Güzel bir toplantıydı, bu yeni uygulamanın açıklarını konuş allah bitmedi. Bu uygulamanın buradan görüntüsüne dayanarak söyleyebilirim ki bu iş tutmaz arkadaşlar.Bunun gidişatı bir sağlık sektörü çalışanı olmasam bile net söyleyebilirim ki özel sigortalar ve özel hastaneler. Zaten halka bir kerede dayandıralamadığından kademe kademe geçişi sağlanacak. Bu iş tutmadı ne yapalım denip diğerlerinin yolu açılmaya çalışılıyor.

Öğleden sonra Ares'i alıp eve geçtim, biraz dinlendim ve akşama da Uzunbeyle yemekte buluştuk.

Cuma günü (yani bugün) pazar gününün hazırlıkları var, bir müşteri çalışması var, oraya gidip hazırlık yapmam gereken ve akşama da Cafe Derin'de yemekteyiz  bir terslik olmazsa :) Zehra ve ailesi kalabalık bir grup yeni yıla merhaba partisi yapacağız :)) 

Cumartesi haberlerden de görürsünüz büyük bir misafirimiz var, Recep Bey :) Forumlar ve face coşmuş ama bu coşma sandığınız gibi değil.Burası Muğla yani çoğunluğu tahmin edersiniz. Ben duygularımı buradan yazmayacağım ama gerçek izlenimlerimi paylaşacağım emin olun :)  ve insanların konuştuklarını.
Beklentim sizi il yapacağım oyunuzu bize verirseniz demesi. Klasik yaklaşım ama buranın gerçekten il olmaya ihtiyacı var o ayrı konu.Merkeze uzaklığı, tarım ve turizm merkezi olması ve nufus yoğunluğu açısından yapılan anketlerde Türkiye de üçüncü sırada il olması gereken ilçeydi.Sanırım anketide bu gezileri belirlemek adına yaptılar.Yani nerden yaklaşacakları iyi biliyorlar.Bu halkla ilişkilere gösterdikleri çabayı vatandaşın dertleri  için gösterseler herşey daha iyi olur diyeceğim ama amaç farklı.Bunu da hepimiz biliyoruz artık.
Ben il olmasını istiyorum,çünkü sınav merkezi olarak  hem açıköğretimde hem de üniversite sınavlarında köylerden Muğlaya sınava gitmek çok zor. (72 köyümüz var) Resmi dairelere giden de bir sürü insan. Tarım yapacak hal bırakmayıp, hayvancılık ve besiciliği tamamen ithalata teslim eden bir hükümete de  köylü nasıl davranır aslında merak ediyorum.Sırf bunu görmek üzere gidebilirim belki.Referandum öncesi patatesi elinde kalan ve satamayan patetes eken köylüler fikir değiştirip hayır kullanmıştı ama bu milletin gözünün ne zaman açılacağını görmek istiyorum sabırsızlıkla :)  O'nun içinde basında paylaşmasalarda Fethiye ilginç bir tecrübe olacaktır eminim :) Burası Fethiye !


Kayaköy İlköğretim için 22 metrelik yoldaki Migros önünden pazar günü saat 10.30 da ücretsiz servis kalkacak.

Ve bir etkinlikte pazar öğleden sonraya :

İŞÇİ PARTİSİ FETHİYE İLÇE BAŞKANLIĞI KONFERANS

KONU              ABD'NİN FÜZE KALKANI PROJESİ
KONUŞMACI    EROL BİLBİLİK ( EMEKLİ KURMAY BİNBAŞI)
TARİH            16 OCAK 2011 PAZAR
YER                FETHİYE KÜLTÜR MERKEZİ 
SAAT             16:00



Görüşmek üzere..

Perşembe, Ocak 13, 2011

sevmekten kim usanır


Bu sabah Çalış'ta yürüdük yine. Hava güzeldi hatta oturduk bir masaya.Genelde yürüyoruz ya eğer Ares oturmak isterse yani oralarda oynamak, gidip masanın yanında bekliyor bizi.Bizde vaktimiz varsa oturuyoruz yoksa biraz yürüyüp dönüyoruz. Bazen de bu sabah olduğu gibi ona tost ısmarladık, yedi.
Geçen haftalarda makinemi yanıma almadığımdan bu martıları çekememiştim bir türlü.Bu sabah özellikle aldım, aldım dediğimde arabadan yanıma aldım.Oradan doğru işe gidiyoruz genelde.
Chp kadın kolları eğitim toplantısında bu hafta konu "aile hekimliği soru ve sorunları" . Biz konu hakkında araştırma yaparken sizler içinde bir kaç not aldım paylaşmak istediğim.
Vatandaşın sağlık harcaması:        ( Nelere para ödüyoruz yani)
1- Vergi ödüyoruz.
2-Çalışan pirimi ödüyoruz.
3-Muayene katılım payı ödüyoruz.
4-İlaç katılım payı ödüyoruz.
5-Daha pahalı ilaç için eşdeğer ilaç farkı ödüyoruz.
7-Özel hastane katkı payı ödüyoruz. ( %30 muş %70 olmuş)
8-Trafik kazası kusurlu sağlık harcamasının tamamını ödüyoruz.(Bu harcama eskiden kusur yoksa ödeniyormuş.)
Şimdi yeni sistemde aile hekimleri 5.500- ile  8.000 lira arasında ödenek alacaklar.Bunların içinde boya ,badanadan tutun,hemşire  ücretleri, sağlık malzemeleri tedariği ve sağlık aletleri alımı da var. Yani birer özel klinik gibi düşünün.Hal böyle olunca parası olan ya da becerisine göre aletleri alabilen, parayı iyi idare edebilen aile hekimlerinin sağlık ocakları iyi durumda olacak, ama bu ticareti iyi yapamayan,hesabı kuvvetli olmayan ne yapacak bilmiyorum.Muhasebeci tutulacak ama bu iş koordinasyon işi muhasebe işi değil.Neyse diyelim ki muayene olan hasta sayısı çok bu yüzden muayene tarihi yakın bir zamanda veremiyor ve sevk istediniz bu yüzden.Eğer sağlık ocağı hasta sayısının % 10 undan fazla sevk verirse gönderen dr.un  maaşından kesiliyor. Siz beklemek zorundasınız, onların kontenjanı boşsa sizi gönderebiliyor,yoksa ceza alıyor.
Diyelim ki başka sağlık ocağına geçmek istiyorsunuz  o zaman katkı payını ödeyip ancak o sağlık ocağının hasta sayısı uygunsa geçebiliyorsunuz. Ya da ücretini ödeyip faydalanabiliyorsunuz. ( ultrason yok mesela sizin sağlık ocağınızda olana giderseniz ücret ödüyorsunuz) çünkü sizin aile hekiminiz bu olanağı kendi sağlık ocağına sağlayamamış.
Bu ödediğimiz kısımlarla yenilenen sistemde mesela Göcek' sağlık personeli 40 kişiden 2'ye düşürülmüş. Düşünün geçen hafta şikayet üzerine gece iğne yapacak biri bulunmadığından bu sayı yükseltilmiş. 
1.nolu  sağlık ocağında kişi sayısı 52 iken (düşünün kaç kişiye hizmet ettiklerini) 8 hekim 8 hemşireye düşmüş ki bu sağlık ocağının labarotuarı var ama şimdi çalışamıyor. Ne zaman çalışmaya başlar bilmiyorum. Tabii ki bu bir geçiş dönemidir ama var olan sistem iyileştirilmeye çalışılsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.Sonuçta aylık 243 lira aşağısında para kazanan halk parasız tedavi edilecek, onun üstünde kazananlar kademeli olarak  sağlık sistemleri için para ödeyecek. 243 lira kazanan biri ya da bu civarlarda bu sistemde nasıl bir tedavi görecek ?  Parası olmayan biri hasta sayısı çok olan  bir sağlık ocağında  tedavi göremezse ne yapacak..? Sıra beklemeye mecali kalacak mı..? Yoksa parasızlıktan başka yere gidemediğinden yine aynı şekilde hastane kapılarında ölecek mi..? Parası olana her kapı açık, olmayanın canı çıksın mı..?   Yine aynı şeyleri yaşacaksak neden sistem değiştiriyoruz.?   Yeni rant kapıları açılsın diye mi..? 

Birde kayaköy haberim var bu hafta. Kayaköy ilköğretim okulu bu sene mezun edeceği çocuklarla beraber seneye 4 öğrenci kalacağı için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.Biz gönüllülerde bu okul kapanmasın gelecek seneye öğrenci olsun ve anasınıfı açılsın diye bir proje ürettik. Bu hafta pazar günü saat 10.30 da migros önünden muhtarlığa ait ücretsiz servis kalkacak ve pazar günü okulu temizlemeye başlayıp ,2. dönem resim atölyesi,İngilizce kursu,kütüphane, satranç alanı, yeni sınıflar gibi  hazırlıklarla okulu gelecek sene açık tutmayı hedefleyerek çalışacağız.Bu yüzden pazar günü saat 10.30 dan itibaren okulu temizliyor olacağız. Bu konuda gönüllü çalışabilecekleri bekliyoruz.
Diyelim ki okul açık kalamadı o zaman da orayı kültür merkezine çevirip,kurslar ve eğitimler,
sanat gösterileri düzenlenecek bir yere çevirebiliriz.Umarım okul olarak kalır :)

 Bu fotoğraflar Rana'nın dükkanından. Rana doğal taş ve takı satıyor, bende doğal taşlı  takılarımın hemen hemen hepsini ondan alıyorum.Bu rengarenk taçları görünce de çok hoşuma gitti, örnek olsun istedim taç çalışanlara.Bende severek kullanıyorum ama bunlardan değil,zaten dalgalı saçlı olduğumdan daha sade tasarımları tercih ediyorum.


Trendyol siparişim geldi ama para iadesi hala yapılmadı :( 

Daha önce de çok yazmak istedim ama ancak fırsat buldum. Uzun zamandır süren bir kampanya var 
Fikir Sahibi Damaklar ortaya çıkardı ama halkta sahiplendi.Hatta devlet büyükleri de ayrıntılı bilgi istedi ama en çok biz biliyoruz ki kadınlar sahiplenirse bu iş biter.Yani burada yazdığı üzere 24 cm'in altında bir lüferi, biz işletmelerimizde ya da tabaklarımızda istemiyoruz o tabakta o balıklar olmaz.Sarıkanat  ve çinekop gibi Lüfer yavrusu balıkları almıyoruz, satanları uyarıyoruz ve lokantalarda menülerde görünce tepki veriyoruz ki Lüfer yiyebilelim. Balık mevsiminde lütfen buna dikkat edelim.


Güzel bir tohum takası şenliği haberim var birde. Ah yakın olsaydı da gitseydim,çok isterdim.Belki kaçarım, kaçsam ne güzel olur :)) 


Seferihisar Belediyesi koordinatörlüğünde; 5 şubat 2011 günü saat 09.00 - 13.00 saatleri arasında İzmir Seferihisar kapalı pazar yerinde "yerel tohumlar yaşasın, sağlık, çevre, üretici, tüketici korunsun, yerel tohumunu getir, değişelim" etkinliğine tüm tarım ve tohum gönüllüleri davetlidir.


bilgi : aslı menekşe odabaş 0530 568 50 17

aodabas@seferihisar.bel.tr
www.seferihisar.bel.tr



Bu güzellik bana Zehra'dan hediye. Yeni yıl hediyem de diyebilirim aslında. Daha takmadım ama çok beğendiğimi söylebilirim. Teşekkür ederim :)  

Geçen pazar  kar görmeye Nif'e giderken kedi ve köpek pansiyonuna uğradık İncirköy yolunda.  Happy Holiday pet Club . Biz gittiğimizde misafir bir kedileri vardı ve klasik müzik eşliğinde sakin sakin oyalanıyordu odasında. 


Bu büyük kaktüsün yanında kahve içip sohbet ettik sahipleriyle.


Güneş enerjili motoruyla temizlenen havuz başında oturduk, Ares'te evin köpekleriyle koşturdu :) 


Ve nif ; görünen Çal Dağı. Aslında kar yer yer vardı ama hayatında ilk defa kar gören Derin için çok farketmedi.


Özellikle Uzunbey'le Derin kartopu oynadılar.


Kar çizmelerimizi ilk defa ayaklarımıza geçirdik. 


Böyle zamanlarda Fethiye'de yaşayanlar pikniğe giderler, her yer mangal yapıp eğlenen küçük gruplarla doluydu.
Mangallar yakılmıştı.

Ares karda :))


Bizde günü,  kavurması ve yoğurdu meşhur olan Kırkpınar Restaurantta bitirdik.

... ... ...

Akşamüstü işten çıktım, birkaç gündür ben gezdiriyorum eve döndüğümüzde Ares 'i. Elime telefonu alıp geziyoruz bizim eve yakın sokaklarda.Geç geldiğimde üşüyorum,güneş battığından soğuk oluyor ama hava iyiyse bende bir nefes almış oluyorum. Bir elimde telefon bazen konuşmak için birilerini arıyorum ve ne zamanki telefonlarıma çıkmıyorlar ya da duymuyorlar yıkılıyorum. Çünkü tam o zaman müsaitim ve onları özlemiş oluyorum. Sesini de duymayınca keyfim kaçıyor, sonra akşama aradığımda ya onların işi oluyor,  ya da ben geç vakit yatıyorum, onlar erken,  zamanımız uyuşmuyor.Geçen gece canım sıkıldı, bir kaç sabahtır da erken kalkmışım.Uyuyakalıp 23.00 ten  sonra uyandım.Tabii o zaman annem ikinci uykusunda ,burcu da saat onlarda yatıyor benim bildiğim. O saatten sonra kim aranır..? Birde kimse telefonu duymayınca merakta ettim. Önce burcuyu aradım,telefonu yatarken kapıyor, kapalıydı. Sonra annemi aradım, o hepten duymadı.Telefonu salona bırakıp uyumuş. Bende mecburi evi aradım. Herkes kalktı tabii ki.Çok geçte değildi ama birinden biriyle konuşmadan o telefon faslı kapanmazdı. Bende sabahlardım. Özür diledim  ama sesini duydum kapattım iki cümleyle, rahatladım.  Yoksa gece ondan sonra kimseyi aramam ben telefonlarıma çıkmasalarda... 
Sevdiklerini özleyenler anlar halimden.Sevmeyenler için yapabileceğim bir şey yok. Allah özletmesin diyorum sadece.

Bu gece şarkılar efkarlı... Nev'den geliyor.

Pazartesi, Ocak 10, 2011

acısa da öldürmez

Crebro yollamış,onun yılbaşı çekilişini kaçırınca yazdığım bir yorum üzerine.Çok teşekkür ediyorum buradan. Bu tasarımını gerçekten çok sevmiştim. 


Günlerdir kendi işim ve sosyal işlerim arasında koşturup duruyorum.Çarşamba aşağıda fotoğraflarını göreceğiniz üzere 2. el pazarındaydım.Bu sefer chp kadın kolları olarak burslar için aylık yiyecek standını biz almıştık.Satışlar çok güzel geçti.Pazarda bayağı kalabalıktı.


Birde kadın kolları eğitim komitesi olarak öyle bir HES toplantısı yaptık ki sizlerle de paylaşmak istiyorum.Çok güzeldi,kalabalıktı,sadece kadınlar değil herkes katıldı.
Konuşmacılarımız Muğla  il genel meclisi üyesi, avukat Burak Erbay, ( Yuvarlakçay'ı koruma platformu avukatı )  tema vakfı Fethiye temsilcisi Okyay Tirli. (solda) 

HES'ler ülke açısından çok önemli bir konu. Fethiye için de o kadar çok proje için izin verilmiş ki hepsi yapılırsa Fethiye yaşanmaz bir yer olur. Tam 16 hes projesi mevcut Fethiye için.Bunlardan ikisi çalışır vaziyette benim bildiğim. Diğerleri seçimden sonrasını bekliyor başlamak için anladığım kadarıyla.Bunlardan en önemlisi Eşen çayı  üzerine Saklıkent'e yapılması istenen projeler. Bildiğiniz üzere Yuvarlakçay hes  projesi ilk davanın kazanılması üzerine Akfen holding'in çekilmesiyle şimdilik son bulmuştu ama Akfen Holding orası olmadı o zaman Saklıkent olsun diye düşünmüş olmalı ki yönünü Saklıkent'e çevirdi.Şimdi milletvekili seçimlerini bekliyorlar bence  başlamak için. Oysa Saklıkent'i görenler bir düşünsün bakalım orada bir hes projesine gerek var mı ..? 
Turizmden bu kadar çok geliri olan bir yerde sadece büyük bir alışveriş merkezini aydınlatacak enerjiyi sağlayacak projeye ne ihtiyacımız var..? Bence yok.Amaç benim gördüğüm suyun başını tutmak , daha önce de yazmıştım, şimdi de yazıyorum.49 yıllığına kiralanan ve suyu istediği gibi kullanmasına olanak veren bu izinleri aldıktan sonra bu şirketleri kimse tutamaz.Balık da üretirler, (suyu kirleten bir uygulama bu) suyun yönünü de değiştirirler, suyu da keserler.Bu hak devlet tarafından sağlanmış oluyor zaten. 
Biz çocukken İstanbulda bazı semtlerde sular kesilirdi, herkesin deposu vardı, saatlerle su verilirdi evlere, bu HES'lere izinler verildiği sürece ileride aynı günlere döneceğiz gibi görünüyor, ben şehirde yaşıyorum doğa beni bağlamaz diyenlere sesleniyorum.  Yurtdışında HES'ler  akarsuyun yönünü değiştirmeden kurulduğu için Türkiyedeki kadar suya engel olmuyor ama ülkemizde suyun kullanım hakkı veriliyor, istedikleri zaman kesebiliyorlar,yönünü değiştirebiliyorlar,bunu kanıtlamakta izinler verildikten sonra çok zor.En büyük sakıncalarından biri de bu.İzni alıp halkı ve tarımı düşünmeden suyu kullanma hakkını bu kadar rahat kullanmalarına izin vermeyin ve hes'leri ciddiye alın. İleride birden yüzyüze kalacağınız sorunları şimdiden hesap etmeniz çok zor. Böyle giderse çocuklara kalmadan yaşlılığınızda susuz kalacağınızı söylemeden geçemeyeceğim.
Aman dikkat! 

Güncelleme :Son gelen bilgiye göre Fethiye'ye yapılması düşünülen HES'lerin listesidir.

1. Kargı Çayı:  Yanıklar I HES, Yanıklar II HES - Erikoğlu Holdinge bağlı Erikoğlu Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş. 
2. Yukarı Akçay:  Sekiyaka I, Sekiyaka II, Çayan HES projeleri - Akfen Holdinge bağlı Bereket Enerji Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş. 
3. Tezli Deresi:  Çökek HES - Batıçim Elektrik Üretim  A.Ş.
4. Eşen Çayı:  Eşen HES I, Eşen HES II - Göltaş Elektrik Üretim  A.Ş.
·         Eşen 1, Eşen 2, Eşen 3 - Bereket Enerji Üretim Dağıtım A.Ş. 
·         Çaygözü HES, Çukurincir HES - Ernanur Elektrik Üretim A.Ş. 
·         Çobanlar HES - Çobanlar Elektrik Üretim A.Ş.
·         Burgular-Gebeş HES, Eşen HES - Kiler Holdinge bağlı Ekol Elektrik Üretim A.Ş.
5. Fethiye HES - Fethiye Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş.

NOT: Bu konuda Fethiyede özel bir platform kuruldu.



Yonca'dan gelen yılbaşı kartım :) Tam bir sürpriz oldu, çok teşekkür ederim Yonca' cım :)




Bu sürprizde çok uzaklardan gelen bir sürprizdi :)) Sevgili Beste bana göndermiş,çok teşekkür ederim Beste :))  Şaşırttın beni..



Bu görüntülerde 2. el pazarından.CHP fethiye kadın kolları yiyecek standı,soldaki mavili hanım,  kadın kolları başkanı,sağdaki de Ölüdeniz belediye başkanı. Eş oldukları fotoğraftan da belli oluyor sanırım :))


Pazardan görüntü.

Hanife'nin kaktüsleri.
Hanife'nin yatak örtüsü.

Mavikuş standı :)) Fatoş Hanım  ve ziyaretimize gelen  Rafet Bey  :))  

Şapkalar.

Hanife'nin çantaları.

Perşembe günü bir hediye daha aldım ama onu daha sonra paylaşacağım. Zehra benim için kolye dizmiş :)  Cuma dolu dolu işlerle, cumartesi de duvar kağıdının yarım kalanlarıyla geçti. Biz Zehra ile perşembe uzun uzun görüşemeyince onu eve çağırdım yardıma :))  Gerçi ben yemek yaptım, sonra da beraber yedik ama böylece konuşmuşta olduk. Pazar günü de beraber kar görmeye gittik Nif'e onun paylaşımları da daha sonra. 

Duvar kağıtlarının bir bölümü desenli olduğundan hepsi yetmedi, mutfak kaldı.Onu da annemden istedik,bugün almış sağolsun yarın yollayacak. Burcu aradı telefonla,eskisi gibi rahat konuşamıyoruz artık.O erken yattığından bende arayamıyorum. Zaten bu aralar uyku düzenim iyice değişti, çok geç yatıp geç kalkıyorum,çoğunlukla uzunbey ve aresle yürüyüşe gidiyoruz sabahları, eğer geç kalmayacaksak işe. Birde yeni bir çalışmamız vardı o yordu biraz.Bu arada biz mavikuşlar kendi aramızda kahve günü yaptık onbeş günde bir .Cuma günüde hem kahve gününe gittim hem de toplantı aradan çıkardım oradan da müşteriye gittim, çekim yaptım :)) Akşam eve geldiğimde uzunbey yemek hazırladı, yorgunluktan kıpırdayamadım.

Trendyol siparişim hala gelmedi :(  Yarın telefon açacağım.

Ve uzun zamandır yazmadıklarım var ama şimdi havamda değilim. Güzel yazmıyormuşum birde ama kimin umrunda. Yazmayı seviyorum. Bir gün yazmazsam psikolojimi nasıl düzeltirim bilmiyorum. Yazmaya ihtiyacım var bence herşeyden önemlisi de bu.
Ha birde fotoğrafsız uzun yazılar yazıcam bir ara. Aynen eskisi gibi :) 

2010 pop listesi  - sevdiklerim bir kenarda olsun istedim.Daha sonra hatırlamaya...
2010 dan bize kalan yeni sanatçılardan sanırım sıla'nın yeri ayrı olacak. 
Mustafa Ceceli de. 
Gripin'in bu şarkısını çok sevdim ama keşfetmek ve adını öğrenmekte geciktim. 
Yıldız Usmanova ve Yaşar - seni severdim 
Ziynet Sali  -  Rüya
Herzamanki gibi Şebnem nefisti -yalnız
Gökhan Tepe sevmezdim ama bu şarkısı çok güzel 

Salı, Ocak 04, 2011

haydi

Yılın ilk günü Gemiler Koyundaydık.Arkadaşlar pikniğe gitmişler, bizi de çağırınca gittik öğleden sonra. Hava çok güzeldi, akşamüstü eve dönerken aklıma geldi sinemaya gitmek,telefonla yer ayırtıp akşam 7.30 matinesine bilet ayırttık. Nereden aklıma geldiğini de ancak yılbaşı yemeğini anlatınca anlayacaksınız :)

Hava o kadar güzeldi ki kocaman bir grup hep beraber denize girdi.  



Deniz kıyısı tepeye göre daha sıcaktı,biz ağaçların altında minicik bir bebiş, ailesi ve misafirleriyle piknik yaptık.


Ares Ayşe'lerin köpeği Zeytinle koşturup durdu,bizde etrafı seyredip  sohbet ettik.


Gemiler Koyu ve Ares 

Yılbaşı akşamı;  Nereden başlasam,nasıl anlatsam bilmiyorum. Buraya geleli tam on sene oldu, ilk yılbaşı yemeğimizde eski yat restauranttaydık,çok eğlenmiştik ve onun üstüne bir yılbaşı gecesi geçirmedik burada. Bu yılki yemekte en az onun kadar iyiydi diyebilirim.Bir kere aynı işletmecinin yeni mekanında girdik yeni yıla.Boğaziçinde. Yanımızda dostlar, dostların içinde Zehra'lar :))  Beraber olmaktan keyif aldık, sanırım onlarda eğlendi.Fethiye şartları içinde iyi bir menüydü, ama  eğlence süperdi,müzik kısmında adını bilmediğimiz özgün müzik söylediğini tahmin ettiğimiz bir grup vardı müzik yapan,adamlar hem güzel söylüyorlardı hem de biz tam havaya girmiştik sanırım.Biz istedik onlar çaldı,bizden başka şarkı isteyen de bir kaç kişi oldu  ama hep sevdiğimiz şarkıları çaldılar.
Zaten başka bir eğlenceye gerek kalmadan Derin o kadar güzel dansetti ve o kadar güzel eğlendi ki, onu seyretmek bile bize keyif verdi.  Bir kere Uzunbey onun danslarına ve enerjisine bayıldı, bazen o çıkardı onu sahneye bazen babası ama sanırım hiç oturmadı :) 


O gece istek parça olarak ne istediğimi yazarsam hangi filme gittiğimizi de tahmin edebilirsiniz. Kağıda Cem Yılmaz 'dan haydi yazıp yanına bir çiçek resmi çizip bizim sanatçılara yolladım.Çaldılar ama o şarkı İstanbulda bir yerde çalsaydı eminim herkes tabaklara vurup eşlik ederdi ve sahnedeki grupta şarkıyı ezberden söylerdi  ama olmadı,şarkıya sadece bizim masadan eşlik ettik ve o güzel şarkıyı repertuarlarına almadıkları için ezberden söyleyemediler. Yine de çok güzel şarkılar seçip çok güzel söyledikleri için onları sevdik ama grubun adını öğrenemedik.
Filmi beğendim mi..? Evet :)  Herkes demiş ya hemen keşfediyorsun katili, o kesik el olmasa da olur falan. Film tabii ki süper değil ama sanki o film görüntüleri için çekilmiş.Yani görüntüler üzerinde o kadar çalışılmış ki sanki başka şeyler gözardı edilmiş gibi geldi bana ama sevdim. Şarkıyı zaten çok sevdim, cem yılmazı da sevdiğimden filmi sevdim işte.


Bu yazı nasıl biter söyleyeyim, eğlendik,keyif aldık ama öyle güzel çalan söyleyen bir grupla, öyle bir ortamda  ancak bizim kadar eğlenilirdi. Geceye devam edip çalışta bir kahveyle devam etmek isterdim ama derin'in uykusu gelince evlerimize döndük. Nasılsa o kahveyi içeriz daha sonra bir gece.

Not:1 Trendyol'dan alışveriş yapacaklara.. 8 aralıkta sipariş vermiştim.Bugün ancak siparişimi ben 3-4 kere aradıktan sonra  yarın bana yollayabileceklerini belirten bir telefon aldık.İki siparişimden biri iptal edildi,daha onun parası da elime geçmedi.Diğer siparişim de bugün face'te sayfalarına yazınca ancak bana geri dönüş yaptılar. Siparişin elime ulaşmayacağını daha bir hafta önce de konuşmuştuk, iptal edilmesine rağmen diğerini yollama zahmetine bile girmemişler daha.. Düşünebiliyor musunuz..? Yılbaşı hediyesi diye aldığım hediye daha ortada yok ve daha alacakları firmadan  ellerine bile geçmemiş anladığım kadarıyla. Yarın yola çıkacakmış bize söylendiğine göre ama pişmanım.Bir daha bu tarz bir firmadan alışveriş yapmayı düşünmüyorum.
Mailime reklam gönderdikleri kadar işlerini yapsalar daha başarılı olurlar. Yılın ilk hayal kırıklığı !!!


Not.2 Son zamanlarda  keyif aldığım şeylerden biri de Çağıl'la skype ta konuşmak. Geceleri bazen görüntülü konuşuyoruz. Geçen gece ödev bile yaptık :)

Not:3  Bilgi Üniversitesini kınıyorum. Haber süper ama  bence üniversitelerde bölüm kapatılamaz.Böyle bir uygulama olmaz. Tık