
Bugün size uzun zamandır yazmak istediğim ama bir türlü vakit bulamadığım İğneada hakkında sonunda yazmak zorunda kaldım.
İğneada annemin memleketi olan ve sık sık bahsettiğim Demirköy'e bağlı çok şirin ve küçük bir yerdir.Doğallık konusunda her yerden güzel gelir bana, çocukluğumun her yazı da orada geçmiştir.Demirköy'de bazı kişiler yazın ev kiralar ve 3 ayı orada geçirirdi.O kadar küçük bir yerdi ki herkes birbirini tanır kimin nerden geldiği bilinir ve kamp ve çadır tatillerinin vazgeçilmez yerlerinden biri olduğu için yazın her yer çadır dolardı.İzci kampları da vardı eskiden.Şimdi var mıdır bilmem. Biz bazen okulda, bazen yazlıkta, bazen de izci çadırlarında, okulun bahçesinde kalırdık.O zamanlar okulun karşısında kavaklar vardı uzun uzun.Onların altından hafif meyilli bir yerden aşağıya inerek plaja giderdik.Plaj hayatımda başka hiç bir yerde görmediğim kadar geniş ve uzundur. O zamanlar geceleri sadece kadınlı-erkekli gittiğimiz kahve vardı hemen yakında çarşıda.Başka da bir eğlencesi o kahveden bir sağa bir de sola giden yolda çekirdek çitleyip yürümekti. En fazla izcilerin eğlencesimiydi yoksa biz mi yakardık bilmem, okul bahçesinde ateş yakılıp etrafında oturduğumuz zaman eğlenirdim ben denize girmek haricinde.

Daha sonraları babamın tayini İstanbul' a onun memlektine çıkınca yazları da uzak kaldım oradan ama hep orayı özledim,hep oranın kumunu aradım gittiğim her yerde.
Uzunbey'le evlendikten sonra Anneannem ve Dedem için senede bir kere giderdik Demirköy'e.Bizim yaz-kış tek zevkimiz gittiğimizde İğneada' ya da gitmektir.Uzunbey son zamanlarını biraz betonlaşmış bulsa da İğneadaya gitmek herzaman en büyük keyiflerden biri olmuştur benim için.
Son gittiğimde de Anneannemi kaybettiğimiz zamandı..On dört ay oldu yani.
Bugün kahvaltı edip gazeteleri elime aldığımda Vatan gazetesinin Pazar ekinde gördüm o yazıyı.Yazıyı internette aramama rağmen bulamadığımdan yazı hakkında küçük bir özet verip, bu konularla ilgili sizlere link vereceğim.Biraz geleceğe yeşillik kalmasını isteyen , çevreye duyarlı biriyseniz bu yazıları okuyun.Okuyun ki büyük sorunlar için nasıl doğayı gözden çıkarabiliyor bazı insanlar görün.Tarafsa tarafım evet ben bu konuda. Bir dokunulmayan doğal alan İğneada kalmıştı.Şimdi orayı da kendi çöplüklerine benzetmeye çalışıyorlar.

Haber şöyle :
20 günlük su için İğneada'yı batıracaklar..
Altın için Kaz Dağlarını gözden çıkaran zihniyet, şimdi de İstanbul'un sadece 20 günlük su ihtiyacı için Trakya'nın incisiİğneada'ya göz dikti.Longoz Ormanları olarak bilinen doğa harikası alanlar; İSKİ, çimento fabrikası ,taş ocakları ve barajla gelecek talanın tehdidi altında.Türkiye'de ki 500 kuş türünün 219 'u bu bölgede yaşıyor.
-Longoz : Longoz nedir?
Dünyada çok az sayıda bulunan longozlar, çevre açısından büyük değere sahip. Tabanı çeşitli ağaç ve bitki türleri ile kaplı olan, temiz ve doğal göl ve sulak alanlara longoz deniliyor.
Orhan Uyanık (İğneada Doğal Eko Sistemi Koruma Bölgesel Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı) ise yazıda şöyle tarif ediyor : "Derelerin denize döküldüğü yerlerde yoğun ormanlar vardır.Dere ağızları,yağışların azaldığı mevsimlerde denizden gelen dalgaların taşıdığı kumla kapanır.Böyle olunca da dere suları geriye döner ve orman tabanına yayılır.İşte ; bir çok ağaç çeşidinin bulunduğu bu ormanlara da Longoz yani subasar ormanı denir."
İğneada longozu bildiğim kadarıyla Türkiyenin en büyüğü.İkincisi Sakarya Acarlar Longozu.
İğneada' Longozunda...
544
çeşit bitki.Bunlardan 11 'i dünya üzerinde yok olmak üzere.. 3 tür bitki ise endemik.Yani Dünya da sadece İğneada longozunda yaşıyor.
46
tür memeli, 17 tür sürüngen barınıyor.
İçindeki göllerde 28 tür balık yaşıyor.
Türkiye' de 500 'e yakın kuş türü var. Bunun 219 çeşidi burada yaşıyor.
Avrupa'da Polonya dışında sadece İğneada 'da longoz bulunuyor.Bu kadar da az bulunan ve önemli bir longoz.Öyle ki İğneada'da ki 2500 dönümle Avrupanın en büyük longoz ormanları için Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu 8.2 milyon dolar hibe etti ve 4 bölgeyle birlikte İğneadayı "Mutlak Koruma Alanı " ilan etti.
Şimdi bunlar gazetede İğneadalı çevreci Orhan Uyanık'ın verdiği bilgilerden ama benim size söylemek istediğim..Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, kabaca bu dünyanın dengesini sağlayan ekosistem bu hayvan ve bitki türlerinin yokolmasıyla beraber zamanla dengesini kaybediyor.Bu çevreye verilen zararlar çoğaldıkça, herkesin ağzına almak istemediği o son belirtilere doğru- ki bunun arıların yok olmasıyla başlayacağı söyleniyor - süreç hızlanıyor.Ne kadar çok ağaç kesilirse, ne kadar çok bitki ve hayvan yok edilirse bu süreç o kadar fazla hızlanacak.Küresel ısınma moda olan bir deyim haline geldi, her yerde kullanılıyor.Nedense Türkiye'de bu çok önemli iki kelime magazin gibi çabuk tüketilmeye başlandı.Sizle paylaşmak istediğim bir başka bürokrat geyiği de kesilen ağaçların yeniren yenisi dilkilecek :P yenisi yetişinceye kadar bu doğa ne olacak..? Orada yaşayan hayvanlar, bitkiler ne olacak.Faunası, florası bozulmayacak mı oranın..?
Fauna :Jeolojik bir dönemle ya da yöreyle ilgili, insanlar dışındaki hayvanların tümünün yaşamı.
FLORA :
Bir jeolojik dönem ya da yöre ile ilgili bitki yaşamı.







link 1
link4
İğneada Doğal Eko Sistemi Koruma Bölgesel Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Orhan Uyanık.Orhan Uyanık hayatını ve İğneada'ya ve Longoz Ormanlarına adamış biri.İğneada doğumlu ve orada yaşıyor.
Resimler : Resimlerin hepsi İğneada resimleridir.İstanbul'a sadece 3 saat mesafedeki bu ortamın değişmemesi için ne yapmalı acaba diye düşünüyorum. .Düşünüyorum..Düşünüyorum.
İğneada Doğal Eko Sistemi Koruma Bölgesel Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Orhan Uyanık.Orhan Uyanık hayatını ve İğneada'ya ve Longoz Ormanlarına adamış biri.İğneada doğumlu ve orada yaşıyor.Resimler : Resimlerin hepsi İğneada resimleridir.İstanbul'a sadece 3 saat mesafedeki bu ortamın değişmemesi için ne yapmalı acaba diye düşünüyorum. .Düşünüyorum..Düşünüyorum.