huzurevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzurevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Aralık 14, 2010

bir kördüğüm ki içim

Süper  bir haftaydı,aynı anlattığım gibi. Perşembe günü Zehrayla buluşup öğleden sonraki toplantıya gideriz diye düşündük.Biz bir oturduk pir oturduk deniz kenarına.Kalkmak aklımıza geldiğinde hem karnımız acıkmış hem de toplantı saatini kaçırmıştık :)
Mutlu restaurantta kahvelerimiz içtik,yemek yedik.Deniz süper hava muhteşemdi.
Benim kahvem. Biz tarot konuşurken fincanları unuttuk ama olsun :)

Ben hayatımda ilk defa tarot açtırdım.Son olmayacak diyebilirim :)


Cuma günü perma kültür toplantısındaydım. Bostancık'tan konuklar vardı sunum için :)  Pınar tam düşündüğüm gibi biri.Tuğrulbey'le dönüşerek sunum yaptılar.Sizler içinde çok iyi izledim diyebilirim. Ben eskiden beri bloğu okuduğumdan anlattıkları, yaşadıkları ve öğrendikleri aslında ama dinlemekte ayrı keyif oldu diyebilirim. Permakültürü yeni keşfettiklerini söylediler ama dışarıdan öyle görünmüyordu ...
Benim dinlediklerimde en ilginç noktalar Tuğrulbeyin gittiği permakültür toplantılarından edindiği izlenimlerden biriydi.. Jeff dedi ki diye de ekledi
"yeni insan hakları" şunlar olacak.
1-temiz hava
2-temiz su
3-iyi gıda
4-iyi barınma
5- iyi bir sosyal çevre
Aynen katılıyorum.
permakültür hakkında yazılacak ve söylenecek çok şey var aslında.Buradan onun anlattıklarını yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum.Bu yüzden diyorum ki izleyin onları, onlar bir yaşam süzgecinin iyi bir noktasından bakıyorlar,inanıyorlar, bende onlara inanıyorum ki  böyle insanlar önümüzü açtıkça ancak dünyada birşeyler yapılabileceğinin inancındayım. Onlar bize doğal, güzel ve yaşanası bir patika açıyorlar ,izleri takip edip hayatımıza uyarlamak bizim elimizde.


Cumartesi sabahı yürüyüşe gittik.Ordan huzurevinde kahvaltı vardı, mavikuşlarla ordaydık.



Huzurevinden hep beraber Yaşarhanımın evine gittik mavikuşlarla. Süper şeyler hazırlamış birde orada yedik :)
Fethiye evinin bez torbası.Kahvaltıyı onlar organize etti şehitler derneği ile birlikte.

Yaşar Hanımın bizim için hazırladıklarından...

Bu da Zen'den.Sofrayı görüntüleyemedim ama nefis bir sofraydı anlatmaya da kelimeler yetmez. O gece eve 24.00 te döndük :) 

... ... ...

Bu kısımdan sonra nefis bir yazı yazdım kendimce. Nasıl becerdiysem de yazılanları kaybettim.Mümkün değil aynı duyguları toparlamam. Bu yüzden o kısımları atlayıp direk günün şarkısına geçiyorum ki aslında içimdeki duyguların özetidir diyebilirim.
Günün şarkısı : Aslı

Cumartesi, Aralık 27, 2008

Seyir Defteri 1.bölüm

Annemle Babam geldiğinden beri aslında pek fırsat bulamadım bilgisayara oturmaya.. Annemler gelince ben işe gitmiyorum. Bu hafta da bir kaç şey almak ve büroya uğrayıp Uzunbey ve Ares'i işten almak dışında da gitmedim. Pazartesi geldiklerinde doğru eve gittik ve o gün dışarı çıkmadık.Bir kahvaltı yaptık ki bol muhabbet bol keyif bol dedikodu :)


Resim: Çalış Şat tarafındaki köprü yolu..Sazlıklar..


Koca Çalışta gün batımı..


Salı günü hem pazara gittik hem de çarşıda dolaştık, çarşamba da yürüyüşe gittik Çalışa, kıl çadıra kadar gidip orda kahvelerimizi içtik. Hava biraz serindi ve bu sefer ilk defa içeride oturduk. Kıl çadırda da müze var orayı da gezdik. Hatta resimler çektim ve sahibi bize eşyaların hikayesini anlattı.


Ordan dönüşte Uzunbey'de bize katılmak için erken dönmüş, annemler çağıl için eve girdiler ve onu okuldan karşıladılar. Biz uzunbeyle tekrar ares'i gezdirmeye bu sefer Koca Çalış' a gittik.Hava nasıl soğuk fakat çevre de bir o kadar güzeldi.Resimler o günkü yürüyüşten..


Fethiye de kış ancak bu kadar işte.Soğuk vardı o gün ama kar sadece dağlardaydı.. Akdağlara kar yağınca sabah soğuk olur ve kar görmeden soğuğu anlarız biz..



Bu resim benim Çalışa yürürken genelde geçtiğim caddeden bir ayrıntı.Şimdi daha aşağılarda bir sokak resmi göreceksiniz..Genelde bahçeli evler veya siteler vardır bu sokaklarda. Arada burada gördüğünüz gibi günlük ağaçları eskiden mahallenin her yerini kaplarmış.. Zamanla azalmış ve şimdi arada bir kaç sokakta var.Bu günlükağaçları da benim etrafta son gördüklerimden..


Annemin getirdiklerinden parlak nefis bir siyah triko..Giydiğim gün hemen annen gelmiş belli oluyor diye iltifatlar bile aldım.



Kıl çadırdaki müzeden .. Gramofonlar, eski radyolar.


Eski fotoğraf makineleri..

Eski bavullar..


Eski kilimler..


Rüzgarlı ve sert bir hava vardı bu yüzden kıl çadırın içinde oturduk.


Her zaman geçtiğim köprünün kış hali.. Merkeze giden tekne dolmuşları yazın bu köprünün altından geçiyorlar..


Kanaldan Çalış'ın görüntüsü..


Çalıştan bir sokak..


Hoşumuza giden tabela :))


Ekşimikli Biber.. Esas adı bu ama siz lorlu biber dersem anlarsınız..
Annemlerin getirdiği bir Trakya lezzeti.. Biz bu tarz özel yapım yiyecekleri sabah kahvaltılarında yeriz..Ara ara buradan nasıl yapıldıkları hakkında yazmaya karar verdim.Kayda alacağım ki zamanla kaybolmasınlar.Gerçi diğer kahvaltılıklarımızı yapıyorum ben ama denemediğim bir güzellikti bu. Olunca da yemeden duramadığım..
( Yapılışı: Ekşimiklerin içine biberleri yıkayıp basarsınız , bir kaç gün buzdolabında bekletirsiniz..Biberleri biz çiğden koyarız. Haşlanmış patatesle ve çayla enfes olur.)


Bizim çuşka biberler :) Annem bana İstanbuldan mayısta fide getirmişti ..Bende bahçeye saksıya diktim , bunlar onlar.. Toplayıp kuruttum..Bu haliyle bizim için SÜPERLER..

Her yemeğin yanında ve mutlaka :)



Annemin sadece internetten resmini görerek yaptığı Ares'in köpek yatağı.. Ares daha ilk gün üzerindeki kemikleri yakalamaya çalışmış ve çok hoşuna gittiğinden devamlı büroda onun üstüne yatıyor :))



Kurdela nakışından yeleğim..Daha elinde ilk yaptığında çok hoşuma gitmişti sonra bana hediye geldi :) Burcu ya söylüyorum hep güzel hediyeler bana geliyor diye..


Annemin hediyelerini getirdiği poşet.. Onaylı ve tastikli Asortik..


Babam en son geldiğinde kütüphanemi düzenlemişti. Kitap düzenlemeleri aile içinde meşhur olduğundan raflarda sırasıyla ya yayınevine göre ya da tarzına göre dizer.. Eve gelen yardımcı kadın temizlerken bu sırayı kaybetmiş, hatta tarzı bozmasın diye özel tembih etmiştim ama yeni kitaplarda alınca kütüphane bayağı bir düzensizleşti..İlk iş geldiğinde ona rica ettim yeniden düzenleyebilirmisin diye..Kırmadı sağolsun bana roman, yabancı yazarlar ve teknik yayınlar şeklinde tekrar düzenledi. Bu arada bende resimlerini çektim, annem geldiğinden beri kenarda köşede yapılması gerekli dikiş işlerini yapmaktan, bana kahverengi eldiven örmekten ve arada Türk kahvesi içmekten arta kalan zamanlarda da tv seyredip sabahları annemin plateslerini takip edip, keyifli kahvaltılara oturup, her gün ya yürüyüşe ya da çarşıya çıkıp gezmekten, yemek yapmaktan, çay içmekten, konuşmaktan vakit bulamadığımdan günlerdir sadece mailimi okudum ve işle ilgili bir kaç mail atabildim.Çok şikayetçimiyim, değilim.
Kitaplık düzenlenirken bulduğum bir kitap..Babamın hediyesi..Sene 1989 , 18. yaş günüm..

Annemin daha önce getirdiği pas pas.. Örnek için koyuyorum.. Misafir tuvaletinde..

Bu da kumaş ekmek sepeti..


Annemler gelmeden bir gün önce Huzur evi yararına Şükran Teyzenin, HaleHanım ve Huzurevi müdürü Adem Beyle yaptığı resim sergisine gittim..
Şükran Akannaç resmi.Sergi Fethiye Belediyesi Kültür Merkezinde oldu.

Perşembe günü Üzümlü de Dikencik Evlerine gittik.Mantar yazısı ve resimleri blogda daha sonra..
Cuma günü annemle Issız Adam'a gittik Hayal Sinemasına..Filmi tekrar izledim ve tekrar beğendim.. Yalnız filmdeki sevişme sahneleri olmasa belki bir Fransız Öpücüğü ya da Hayalet tadında bir film olurdu diye de düşünmeden edemiyorum.
Cumartesi Şükran Teyzeyi evinde ziyarete gittik.Benim evim en sevdiğim insanların evlerine genelde aynı mesafede ve ortada..Yani yürüyerek onlara ulaşabiliyorum.Bugünde annem , babam ve ben çok hoş zamanlar geçirdik Şükran Teyze de..Akşam açtığım bu yazıyı da ancak şimdi tamamlayabiliyorum.. (Saat 1.08)
Bugün hava da çok güzeldi ve üzerimizdeki hırkalar fazla geldi ama gece olunca şömineyi yaktım yine de.
Bugün car boot var ve ben görevliyim. Hem Mavikuş için stand açılacak hem de car bootta görevliyim..Gerçi standda başka arkadaşlarım olacak ama yine de destek olmaya gideceğim.Biliyorsunuz gönüllü olarak orada satış yapıyoruz, kazandıklarımızı burslara bağışlıyoruz.
Annem daha başka hediyelerde getirmiş ama hepsini görüntüleyemedim..Burcu da bana hep yeni evde eksiklerimi tamamlayacak hediyeler gönderdi her seferinde..Hatta ilk ekmek kızartma makinemi bile o gönderdi.. (Ben almamıştım tost makinesini çok sık kullandığımdan gerek görmemiştim ama şimdi severek kullanıyorum) Düdüklü tencere ve mikserimde ondan :))
Ares ilk geldiğinde annemlere o kadar güzel davrandı ki anlatamam..Çağıl ve annemi kıskanarak aralarına oturup kolunu annemin karnına sarmasından tutun ,üstlerine atlamadan durmaya kadar çok saygılı davranıyor.Yalnız annem her sabah plates yaparken evde kaldığı bir gün ona oyun yaptığını düşünerek oynamaya kalkması dışında bir yaramazlığı olmadı..Ben de onu yatak odasına götürmek zorunda kaldım.Bu arada tamamen çiş olayımızı çözdük,düzenli dışarı çıkardığımız sürede bir problem yaşamadık.Tuvaleti gelince gidip dış kapının önüne oturuyor ve bizi haberdar ediyor..
Normalde aşağı katta bırakıyoruz gece ama oda kapılarını ittirip girdiğinden annemler geldiğinden beri bizim odada, yerde yatıyor :) Annemleri rahatsız etmesin istedik.Daha önceden bizim oda yasak olduğundan sabaha kadar kımıldamadan yatıyor bizim odamızda.
Anneannesi ve dedesine de gayet iyi davranıyor..

Pazar, Mart 25, 2007


Çarşamba gününden beri yazı yazmamışım..Dolu dolu geçtiği içindir..Perşembeden başlayarak kısaca geçeyim.
Perşembe soğuk ve kapalı bir gündü..Çalıştık ve cuma günü işe uğramayacağım için bir kısım işlerimi hallettim..

Cuma günü Yaşlılar Haftası nedeniyle açılacak olan kermese gitmem gerekiyordu..Öğlene kadar evde usta bekledim..Pencerelere demir yaptırıyoruz da..Hatta önde giriş kapısının olduğu yeri de küçük bir giriş balkon diyelim demir yaptırıyorum hatta kapı da.Çünkü etraf köpek dolu bir gün ayakkabılarımızın çalındığını görmek istemem..Bizim sitede köpek yok ama kapılar açık kaldığında köpekler girip beğendiklerini alıp götürüyorlar..Hem de etraf derli toplu gözüküyor..Neyse usta işini bitirdi tam, benim de gitme saatim yaklaştı, hava bozmaya başladı..

Öyle bir yer ki ben normalde iki minübüs yolunun ortasında oturuyorum ama minübüsü kullanmadığım için huzurevine giden minübüsün nerden geçtiğini bilmiyorum..Diğerine binsem yine de yürüyeceğim hem de huzurevi neredeyse benim evimin hizasında.Elime şemsiyemi aldım ve yürüyerek huzurevine kadar gittim..Yolda biraz atıştırdı ama şemsiyeyle idare ettim..Ben girdikten yarım saat sonra bir yağmur başladı ki eğer yolda yakalansaydım mümkün değil gidemezdim.Çok kalabalık olmadığı için çok satış yapamadık ama fırtınadan Antalya' ya uçaklar inemediğinden panele katılacak konuklar bile gelememişti anlayın artık havanın kötülüğünü..

O gece bende bir sıkıntı var ama yorgunluk desem değil yarı uykulu bir biçimde 11.30 a kadar uyudum aşağıda kanepede..Sonra yarı uykulu bir şekilde 1.30 a takıldım ve nasıl bir fırtına başladı anlatamam..Sesten oturulmuyor içeride..Elektirk gitti.Bende yukarı yatağa çıktım..Uyumaya çalıştım ama olmadı..3.30 a kadar öyle döndüm durdum. Tam uyumuştumki bir gürültü ile uyandık..Yine de her yer karanlık olduğundan ve uykusuz olduğumdan kalkamadım ve uyudum yine.

Sabah Çağıl' ı okula geçirirken iki araba arasında bizim bahçenin kenarındaki telefon direğini gördük yerde..Akşam ki gürültünün o olduğunu anladık.Tam arabaya beş cm mesafede yerde yatıyordu..Kablolar arabanın üstünde ve yanında olduğundan ve elektrik telleri de olabileceğinden ben Uzunbeyi uyandırmaya gittim yukarı ki arabayı çeksin..Hazır elektrik yokken ortalığı toparlayalım.Sonra anlaşıldı ki sadece telefon telleri bunlar.Sokağın sonundaki ağaç yıkılmış ve gerginliğe dayanamayan ağaç telefon direği kaldırım hizasından kırılmış, iki arabanın ortasına düşmüş..Cumartesi gelip baştan savma bir şekilde takıp gittiler..Gerçi bizim telefonumuz ve internetimiz çalışıyordu :)

Cumartesi akşamı bizim buraya gelmemize sebep olan Ahmet Beyler geldiler güle güle oturuna..Niye böyle yazdım çünkü Ahmet Bey'le Sinanobadan komşuyduk biz ve hayatımızda Fethiye diye bir yere gitmemiştik..Onun anne ve babası 15 yıl önce buraya yerleşmişler İstanbuldan..Ahmet Bey' de onları ziyarete gelecekti bir ondokuz mayıs tatilinde..Dört gün için Uzunbey' de gelsin mi benimle dedi..Biz de o zamana kadar ayrı hiç tatile gitmemişiz ama arada askerlik yaptığını saymazsak hiç te ayrılmamışız :) Uzunbey'le.O sene çok çalıştığımız için bunalmıştık ve ikimiz birden gidebilecek halde değildik iş olarak..Ben kaldım Uzunbey geldi gezmeye..Hatta ben bana ne soruyorsun isterse gidebilir ben karışmam öyle şeylere dedim..Çok demokratik bir kadın olduğumu söylemişmiydim ? Yani tabi ki fikrimi alır ama öyle gidemezsin , ben kalamam, ben işi çeviremem, gitme yok bende geleyim diyecek bir yapım yoktur..Şartlar müsaitti ve özellikle git dedim çünkü işten güçten çok bunalmıştık bir ara..O zamanlar borsa da var..Kriz zamanları ve Uzunbeyin kendi mesleği olduğu için borsadan uzak kalamıyor..Oynayanlar ne demek istediğimi iyi bilir :)

Geldi ve dört gün boyunca Ahmet Bey' le gezmişler burada..Geldikten sonra beş ay bana Fethiye' yi anlattı..En sonunda bir gün dedim ki böyle anlatmakla olmuyor kalk gidelim..Arabaya atladık ve Çağıl' ı babamlara bırakarak yayla yolundan 9 saatte Fethiye' ye geldik.iki gün arabayla Fethiye' nin her yerini gezdik..Burada şimdiki oturduğum mahallede bir apartta kaldık..Çünkü oteller kışın kapalı burda..Yani o zamanlar..Bizde ilk defa apartta kalıyoruz..Büyük ve geniş bir ev.Pencerelerde demir yok..Tek katlı bir ev..Gece hırsız girer diye endişelendim ben..Mahalle arasındayız ama belli olmaz.Yani biz şehirliyiz ya..Endişelenecek bir şeyler buluruz hep.Sonra döndük..

Fethiye hoşumuza gitmişti ve o zaman gelişmeye çok açık bir yer olduğu çok belliydi.1999 kasımda gelmiştik..Ramazandı ve beşte her yer kapanmıştı..Kafamıza göre bir yer bulamadık, bir iki pazarlık yaptık hoşumuza gitmedi..Bir şey yapmadan döndük..Tam bir sene sonra yine kasım ayında ise bu bahsettiğim Ahmet Beylerle beraber kocaman bir taşıma kamyonuna eşyalarımızı doldurduk ve Fethiye' ye geldik.Bir senede Fethiye çok değişmişti ve hep burada çok güzel gelişmeler yaşayacağımızı düşünmüştük..Nitekim ben geleli 6.5 sene olmasına rağmen o kadar büyük değişiklikler oldu ki burada..Fethiye o kadar değişti ki anlatamam..O zaman gördüğümüz belirtiler yavaş yavaş hayata geçti ve burası hala da gelişmekte olan bir şehir..Hala bakir, hala güzel ve hala gelişiyor.

İşte bize oturmaya gelen Ahmet Bey' le bizim hikayemiz bu..Dün akşam onun yeğeni ile Çağıl' ın geldiğimiz seneki hallerini hatırlayıp zaman ne kadar çabuk geçiyor muhabbeti yaptık sahiden de zaman ne kadar çabuk geçiyor.. (mu?)

Bu sabah Kargı' ya kahvaltıya gittik..Artık orası iyice tanındığı için çok kalabalıktı ve gelen insan kalitesi de bayağı düşüktü..Bunu söylememin sebebi biz kahvaltıya giderken gazetelerimizi alırız ve açık havada güneşin altında gazete keyfi yaparız, rüzgarın ve dalgaların sesiyle arada sohbet ederiz..Çevrede o kadar çok car car insan sesi vardı ki ilk defa dalgaların sesini bastırdı.Daha sakin bir yer bulmamız lazım..Pazar sabahı o kadar kalabalık yer çekilmiyor..Gerçi deniz mevsiminde daha sakin olur çünkü herkez deniz kenarında kendi piknik yaptığından dışarıdaki yemek yerleri yazın çok kalabalık olmuyor..

Yemekten sonra iyi bir uyku çektiğim için şimdi yazı yazabiliyorum..Yarın yine işgünü..İşime severek gidiyorum..Bu hafta demirciler geleceği için bir gün yine evdeyim..Evde usta peşinde dolaşmakta bayağı zor olduğundan yoğun bir gün olur kesin.
Kahvaltıdan sonra Uzunbeyle aldığımız ortancaları ve morsalkımları da yazmam lazım..Bahçe de evin hemen bitişiğine kocaman bir çam ağacımız var..Daha önce yazdım mı bilmiyorum..Yaşı bizden büyüktür..Muhtemelen kırk yaşlarında..Bayağı güzel gölgesi var..Altını da çim ektik ya çimler yeşerdi ve biçmeye hazır hale geliyorlar..

Uzunbey makina almış yarın öbür gün gelir..Sabah akşam çıkıp suluyor ..Sitenin bahçevanı var ama biz onları beklemedik..Bir avuç bahçe zaten.Bende bugün duvar diplerine sardunyalarımı diktim..Çamın yanına ortancaları kapıların girişlerine de mor salkımları..Bahçe de çalıştık yani kahvaltıdan geldikten sonra..Biz geldiğimizde elektrikte gelmişti..Ya tabi söylemeyi unuttum Yatağan Termik Santralinde bakım yapıldığı için her hafta pazar günleri saat 3 e kadar elektrik olmuyor bu aralar..Bizde kendimizi dışarı atıyoruz :) Aslında bizim dışarı atlamamız için sebep gerekmiyor ya.Böyle dışarıda çalıştıktan sonra evde kendimize tereyağlı karides tava yaptık..Yanına da amerikan salata..Haftasonları güzel beslenmeye dikkat de ediyoruz galiba..Yemek güzel şey ne diyeyim :))