nazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 14, 2009

:)

(Sincan -Ankara)
Akşam Fethiye Fotoğraf Kulübünün çarşamba etkinliklerine gittik. Hem arkadaşımız şiir dinletisi yapacaktı hem de görsel şölen eşliğinde fotoğraf kulübünün resimlerini izleyecektik. Yanında da Nazım şiirleri..Gidilmez mi..?
Naci Dinçer (şiir dinletisini yapan arkadaşımız) öyle güzel okudu ki şiirleri salonda herkes dinleti bittikten sonra bile yerinden kalkmadı belki hala bitmemiştir diye.. Keşke kayda alınsaydı diye düşünmeden edemedik arkadaşlarla.. Aslında bir sürü Nazım şiiri ve Kurtuluş Savaşı Destanından seçtiklerini okudu Naci Bey, ama ben buna takıldım...


NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde
unutulmuş olan elin
ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...


İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlıkve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değiledasındaki dünya...


Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

NAZIM HİKMET



Dün gece izlediğimiz fotoğraflar kulübün bazı üyelerinin fotoğrafları ama ben hayranı da olduğum ve arkadaşım diyebileceğim tanışıklıkta birinden söz edeceğim .. Faruk Akbaş.
Benim dün gece aralarda yakaladığım ve hangisini koymaya karar veremediğim fotoğrafları yüzünden linklerle göstermeye çalıştım. . Normalde tam onun tarzı diyebileceğim ve fotoğrafı gördüğümde bunu söyleyebileceğim bir dili var ve Uzunbey' le ikimiz onun fotoğraflarına hastayız.. Hatta onun bilmediği ama bizi ziyarete geleceğini söylediği için sizle paylaştığım bir şey var ki Uzunbey bürosunda onun fotoğraflarından oluşan bir tablo yaptı kendine.. Görünce ne düşüneceğini merak ediyorum.Oldukça da mütevazidir, Kamil Koç'un Yolculuk Dergisini çıkarma aşamasındayken ilk dergiyi Fethiye konseptinde çıkardıklarından çekimlerine bende katılmıştım.. Çalışırken de oldukça sakin ve işini bilen biri.. Öyle etrafa bas bas bağırıp sinirlenen sanatçılara inat ayrıca çekim aşamasını çekip göstermek gerekirdi bazı kendini sanatçı zanneden tiplere..

Yukarıdaki fotoğraf (penceredeki çocuklar) benim en çok sevdiklerimden..








Bu fotoğrafla Artvin Valiliğinin açmış olduğu yarışmada 1.lik almış. Aynı yarışmada birde 3. cülüğü var. (Aşağıdaki fotoğrafı..)





Link1

Link2

Nazım' ın da doğumgünü bugün :) Aslında 20 kasım ama ailesi 40 gün için bir yaş büyük gösterilsin istememiş.. Resmi olarak bugün kabul ediliyor.. (15 Ocak)

Salı, Kasım 13, 2007

Kendini anlatan şiir...


KARAFAKİDEN Bal sobelemişti beni..Gitmeden onu da gerçekleştireyim dedim :))
Beni tanımlayan bir kaç şiir var ama bunu kendime yakın hissettim.

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

(Nazım Hikmet'e, eşi Piraye tarafından kendisi hapishanedeyken yazılmış..)

Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin.
Fedakârlığımı anlıyorsun: vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için.,
Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar...
Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak:
biri sen biri de ben.
Ben daha olumlu düşünüyorum .
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey: belki diyor.
(18 Şubat 1945)

resim : renoır 1875