yeşil vadi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşil vadi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Eylül 01, 2009

Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde..

Bu pazar bizi Uzunbey Yeşil Vadi'ye götürdü.. Daha önceden yüzmek isteyip de yüzemediğim yerlere girdik. Yalnız atladığım önemli bir nokta vardı ki akıntılı yerde suya girmek.. Akıntı sürüklemeye başlayınca başa çıkamadığım noktada Uzunbey beni sudan kurtardı.. Su temiz olduğundan sığ gözüküyordu , girince ne kadar derin ve girdaplı olduğunu farkettim.. İyi ki hep beraber girmemiştik. Soğuk suya benden başkasının giremediği iyi olmuş. Neyse oradan çıkıp daha ileride daha sığ bir yerde girdim.. Dönüşte de bizim oturduğumuz köşkün yanında bulunan bu salıncağın olduğu yerde girdim :) ama girdim .. Daha sonra da dayanamayıp Çağıl atladı salıncaktan..

Biraz önce tv de kanalturk te 21.30 civarında çok güzel bir Türk Müziği programı başladı.. Mucize Nağmeler.. Ramazan boyunca her gece yayınlanıyormuş. Ercan Saatçi sunuyor. Çok güzel bir program :)
-Bu gece bütün meyhanelerini dolaştım İstanbulun
Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde..
-Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim..?
Herşeyimi uğruna ben boş yere mi verdim..?
Hep sanat müziği söylemediler bir de bu şarkı vardı..
-Bilmem ki bu akşam sen de bir hoş musun
içmeden hatıralardan sarhoş musun
ellerin sanki bak hala ellerimde
yanıyor duyuyor musun.
dostlar seni söylüyor
sahi mutsuz musun
bu yolda dönüş yok
sen bilmiyor musun
herşey gönlünce olmaz demiştim sana
kaderden kaçılmaz görüyor musun
kimler geldi hayatımdan kimler geçti
hiç birisi hasretini gidermedi
en güzeli senin kadar sevilmedi
kimler geldi kimler geçti..

Bu hafta iki gün sabahtan denize gidip öğleden sonra işe gittim. Bugün de pazara çıkıp dolaştık annemle.. Yarın 2. el pazarı var .. Mavi kuş gönüllüleri 7 ve 8 nolu stantta olacaklar. Benimde bir sürü işim var bu hafta. Eylül ayı bizim için çok yoğun olacak..


Klasik Ares pozu :)

Aşağıdaki resimde annem yukarıda kaldı biz aşağıda nehir yatağında gezindik, ben ve Ares suya girdik..


Yeşil Vadi' nin girişindeki köprüde Annem.

Bu hafta başı blog dünyasından Minimalist'le buluştuk.. Bana getirdiği yukarıdaki şık kutu ve içindeki nefis kurabiyeleri beraber yemeye niyetlendik ama laf lafı açtı muhabbetten pek bir şey yiyemedik diyebilirim. Ben anneme göstermek için eve getirdiğimde çektim fotoğrafını.. Seneye Çağıl Eskişehiri kazanırsa kime emanet edileceği belli oldu :) Gerçekten söylemesi bile ne hoş, yüzyüze görüştüğüm ilk buluşmamız ama sanki çocukluk arkadaşım gibi samimi.. Annesi ve kardeşi burada oturduğundan sık sık buraya geliyormuş ama bloğumu yeni keşfetmiş.. Adım çok ilginç gelmiş onu anlattı.Aslında anlatırken ona hak verdiğim bir konu var ki blog adımın nereden geldiğini ayrı bir yazıda yazmam gerek :)

Bu güzellik satılık, arkadaşımızın.. İnternete koymak için biz fotoğrafını çektik de bu yüzden benim makinada kalmış görüntü. Bunları yalnızca seyretmeyi seviyorum ..

Bu hafta yoğun geçecek, annem pazara bilet aldı.. Gelmeler güzel de ayrılıklar can yakıcı..

Çarşamba, Temmuz 22, 2009

Geçen Pazar..

Dün Uzunbey bana, sen hala pazar gününün yazısını yazmadın nasıl olur diye takılıyordu :)) Pazar günü Yanıklar köprüsünün yanından vadinin içlerine giden akarsuyun kenarındaki Yeşil Vadi' ye gittik. Sabahleyin Uzunbey ve Ares gitmişler çok beğenince bizi de öğlende götürdü Uzunbey. Ben yanıma kalın bir kitap aldım, hava müthiş sıcaktı.. Çağıl mayo giydi, yüzmeye uygun yerler de varmış.Uzunbey zaten soğuk su sevmez, bende bir daha ki gidişimize sakladım hevesimi..

Daha yolda güzellikler başladı.. Arabadan inip resim çektim.

Annem bir haftadır Demirköy'deydi..Aklım onda kalmıştı, her gün de konuşuyoruz, bugün İğneadaya gittik, bugün Fettah Ali Çeşmesine gittik, bugün Hamdibey köyüne gittik derken içim gidiyordu.O gün etrafa bakarken kendimi Demirköy' de farzettim :)

Yeni aldığımız jeep. Yolculuk yapmak keyifli ancak sürmek daha keyifli..Buraya gelen blogger olursa balkonda kahve keyfi + jeep safari turu düşünüyorum kendisine :)) Arka koltuk biraz yüksek tüpten dolayı, koltukları ve iç döşemesini elden geçirdik. Bu yazlık brandası, bir de kışlık brandası olacak ki kışın kullanılsın.. İki kişi + bir köpek için süper , 3 kişi ve bir köpek için idare eder..
Resimler tam seyretmelik, bu yüzden yazı az olacak bu sefer.
Ares ve bizi karşılayan küçük köpek..Bütün gün oynadılar beraber,bazen de kıskandılar birbirlerini..
Oturduğumuz köşkte etraf çok güzel gözüküyordu.

Ares mutluluktan dört köşe.. Etrafı seyretti, kah oynadı, kah suya girdi ama etrafımızdan ayrılmadı.

Ares

Biz sipariş verip yemeğimizi yiyene kadar fazla kıpırdamadık yerimizden.Ne de olsa dinlenmeye gelmiştik. Bazı köşklerin yanında demir salıncaklar vardı formu değişik, bir de ahşap salıncak.. Salıncaktan direk suya atlayabileceğiniz bir düzenek vardı.. Yani keyifli bir ortamdı

Yediğimiz balıklar şimdiye kadar böyle bir yerde yediğim en leziz balıklardı.. Çok keyifli bir yemekti , ev ekmekleri de nefisti.. Salata idare ederdi ve soğan söylememe rağmen soğan gelmedi, bende Çağıl ve Uzunbey' in yemediği pişmiş soğanlarla idare ettim. Ha birde diet cola söyledim gazoz geldi, çok yavaş servis geldiğinden döndürmedik :) Anlayacağınız üzere bira bile yok, ruhsattan diyorlar ama bence tarzları bu :))

Köşkün bir tarafı suya doğru açıktı. Bir kere ben bir kere de Çağıl şilteleri düşürdük.. Uzunbey aldı. Açık olan taraftan Ares atlayacak ha bire diye düşünürken o gidip paşa paşa suyun kenarından girdi..

Bir ara tuvalete diye kalktım. En uzak yerde bizdik. Genelde hem rahat etmek için hem de Ares'le rahatsızlık vermemek için böyle yaparız.. Beni görünce peşime takılmasın diye uzunbey bağladı onu.. Ben giderken arkamdan böyle hüzünlü bakıyordu. Dönerken açtı ve üstüme doğru koşmasını görmeliydiniz.. Bu arada çağıl değil suya girmek , yemek yemek için bile dikey vaziyette zor durdu :)

Kurumuş ağaç dallarından çeşme.


Yemekten sonra kalkıp gezintiye çıktık uzunbeyle.. Ares'te geldi.

Kaynaktan dökülen yerde kocaman kara bir balığa rastladık.

Çok orjinal görüntüler vardı..

İşte burası beni benden aldı :) Bir daha sırf orada özel yüzmek için gideceğim.. Ares dayanamadı atladı :)


Ares'in atladığı yerin yanı..

Geçtiğimiz yollar normal yürüyüş yolu değil yalnız, bu gördüğünüz su akan yerden geçtik mesela..Ayağımda benim topuklu günlük deri ayakkabılarım ama maşallah atlaya zıplaya gittik uzunbeyle :) Manzara zaten beni yeterince sarhoş etti , etrafı seyrederek gidebildiğimiz yere kadar gittik.

Arada suyun kenarından yükseldik..

Arada suyu seyrettik..

Biraz yüksek yerlere çıkarak inişi zor olan bir yerden çok güzel görüntülü bir açıklığa indik.Su burada diğer tarafa çarpıp bizim geldiğimiz yöne doğru akıyordu.. Aşağı indik, orası geniş bir yatak ,resimler çekildik, ares'le at-tut oyunu oynadık.. Suya dal atıyoruz o da gidip yakalıyor.Yalnız akıntıya gelen kısmında dal akıntıya kapılıyor ve dalı bulamıyor, av köpeği ya, görev de vermişiz, hayatta biz bırak demeden çıkmıyor :) Yeni bir dal bulup atıp ,dikkatini dağıtıyoruz tekrar.

Böyle gözüküyor ama çok dik bir yerdi, inmesi daha zor oldu, çıkarken kolay çıktım :)) Resimde çıkmamış ama su akıyordu inceden..

Su akar Türk bakar .. (Umarım artık suların kıymetini bilen bir atasözü yaratırız gelecek nesil için ) .. Bakılmayacak güzellikte de değildi gerçekten :))

Arada derin yerlere dal atıyoruz, ares koşturararak gidiyor ve bir dalıyor kafası yok oluyor ama o kadar hoşuna gidiyor ki yine koşturarak gidiyor aynı yere..



Sağı solu, otu, böceği her yeri çektim otururken, uzunbey de beni çekti bir ara..

Su ileriye doğru daralıyordu..

Ares keyifle etrafı seyrederken .. Ne kadar ev köpeği de olsa o ortam için yaratıldıkları o kadar bariz ki.. Bahçede bile bir gece geçirmedi, uçan şeylerden ödü kopuyor, bazı insanların davranışlarından korkuyor ama doğanın kucağında anne kucağında gibiydi :)) Yalnız doğada yürürken bir disipline girmesi şart, daha çok yürütmeliyiz bu ortamlarda aslında.. Birden yanınızdan geçip sizi düşürebilecek pozisyona sokabiliyor, ya da birden atlayıp sizi su içinde bırakıyor.. Herşeyi ilk yaparken dönüp bunu böyle yapman gerekli diye öğretmek gerekiyor..


Oturduğum yerden son bir poz ares'in atladığı yere..

Islak ares :) O güzel tarçın renkli kirpiklerini yerim senin :)) Kendisi de tarçın renginde, kirpikleri de.. Gün ışığı vurduğunda neden golden dediklerini anlıyorsunuz ama.. Parlıyor..

Uzunbey gidelim artık diyor ve dönüyoruz..Hava o kadar sıcak ki suyun etrafı bile serin değil..Oysa hem güneş ağaçların aralıklarından az giriyor hem de devamlı akan bir su var. Yine de bu kadar sıcak bir günde böyle cennet bir yerde olmak güzel..

Köşkte ares' te bizimle birlikte keyif yaptı..

Duruşuna hastayım :)
o köşeyi çok sevdi ve devamlı oradan etrafı seyretti.



Yürüyüşten sonra bir demlik çay istedik.Uzunbey ve çağıl birer bardak içti, hepsini ben bitirdim :) Akşamüstü eve döndük, çok güzel bir gündü.