Cuma, Mayıs 21, 2010

Ne bir ses ne de haber..

Geldim geleli bilgisayara oturdum ama gerek yorgunluktan gerekse hazırlıksızlıktan yazımı yazamadım.Arayan arayana..Hala yazı yok diye..
19 mayıs çarşamba sabahı burda uzunbey ve çağıl karşıladı beni otogarda. Doğru kayaya kahvaltıya gittik.Öğleden sonra da Berna babasını kaybettiği için istanbuldaydı,ben yokken gelmiş ona dernekçe başsağlığına gittik. Bu yazı biraz fethiye biraz istanbul yazısı olacak artık idare ediverin.
Dün ZEN'deydim.. Bu sefer bitki çayıyla kritiklerimizi yaptık, birde seans. Özlemişim arkadaşları :)

İstanbula çarşamba sabahı merhaba dedim..Burcu beni evin önündeki ana caddede karşıladı. Evdekilere söylemeden çıkmış, biz eve gelince şaşırdılar.. Dört küçük bavulla eve gelmemde çok yardımcı olduğunu da söylemem lazım buradan :)

Atahan, eve yakın güzel bir okula kaydolmuş, yürüyerek gidip geliyor.Genellikle onu balkondan geçirip,beraber yemek yemeğe çalıştığımı da belirtmek isterim.

İlk gece Çarli ve Arzu bize yemeğe geldiler.. Özel yapım şarap getirmiştim Şarköyden bir arkadaşımın ailesi yapıyormuş..Güzeldi, beraber içtik,hasret giderdik. Hatta benim için Burcu yaşgünü pastası yaptı ki fotoğrafı bir kaç satır aşağıda olacak.

Bu güzellikler annemin kırkyamaları..Bana da giderayak bir tane çantama sıkıştırmış,oysa sergileri var, biz kendi aramızda paylaştık ama sergi için bıraktık onları emanet :P

Bu çantada annemin yaptıklarından.Biraz xlarge olduğundan kimseye yakışmadı bana yakıştığı kadar :))) Herkeste kocaman durduğundan çok güzel olmasına rağmen ben kaptım yani :)) Danteller Teyzemin ilk dantel perdeleri.. Eskidiği için geridönüşüme sokmuş annem. Bana yaradı. Gerçi kim alırsa bastırıp almayı da düşünmüyor değildim.Çok demokratik bir abla oldum herzaman :))
Çarli ve Burcu şahit :P

Bu yastık eğer valizime sığsaydı benimdi :(( Çaktırmadan atacaktım ama sığmadı. Evde de oranjlı bir şeylerim yok ama ona uygun berjer alırdım artık ne yapayım :)

Bu da küçük çam ağacımız. Annem 11-12-13 haziranda Gölcükte Kırkyama Festivalinde stand açacak kendine bir arkadaşıyla... Yakın olanlar ziyarete gidebilsin diye şimdiden yazıyorum. Yerini daha sonradan yazarım.Bu hazırlıklar biraz da orası için.

Bu peçetelik çok güzel olmuş, ben çok beğendim.Annem de bunu Gülen'e yolladı :) Nedeni biraz daha aşağılarda bir yerde :)

Bu eldivenler annemin genelde el oyalaması için yaptığı ,bizimde çok sevdiğimiz şeyler..

Küçük bir fular.

Renkleri süper..

Bunlara bittim, kendime aldım :) Bununla beraber sanırım kahverengisi,beji,siyahı şu an itibariyle bende var :))

El örgüsü eldiven, modası hiç geçmiyor işte. Bu arada hala siyah ve koyu kahve deri eldiven alamadım ben.Kışın kırmızı derilerle idare ediyorum. İstanbul çoktan yaz havasına girmişti,raflarda yazlıklar vardı,kışlıklar kaldırılmıştı.

Bu modelin adı çarkıfelek,bende çok beğendim..

Sergiden sonra belki bana gelir umudundayım.. :)

Bu pembe için burcuyla benim içimiz gitti, annem hepsini de size verecek halim yok derken sanırım şaka yapıyordu :P

Bu çanta daha bitmemiş ama düğmelerini bile dikmiş gibi görüntüledik.

Kırkyama..

Annem bunu çiçeklerini geçen yaz elde yapmış,deniz kenarında.. Bana da getirip göstermişti. Bundan bir takım daha var ama onu ne yaptı bilmiyorum -bir sürü çiçek yapmıştı bu kadar değildi diye hatırlıyorum da.. bak atlattı bizi.Hepsini göstermemiş olabilir mi acaba..? :)

Bu bana sarılıp paketlenmişti, sus payı sanırım :P
Bu da çok güzel..... Annecik ben bunu da beğendim :)

Bu pembe Burcunun oldu galiba..

Bu çantayı Arzu aldı, okulla Marmarise gittiğinde kullanacakmış..

Bu modeli de çok beğendik sanırım annem bunu uygulayacak.

Beykentte teyzeme giderken araba camından çekmece manzarası..

Sarı-lacivert mumlu doğumgünü pastam..

Salonda yattım annemlerde.. Burcuların hiperaktif tospasıyla beraber geçirdim geceyi :) Fethiyeye gelirken hani cam kavanoza koyup getirdikleri tospağa işte. Adam harekette aşmış, bir dakika fanusa tırmanmadan durmayan bir tip. Birde bakışı var ki yakalasa yiyecek beni. Sabah camı açınca gördüğüm ilk manzara bu kumrular oldu, merakla beni seyrettiler,bende onları seyrettim..
Etrafta ağaçlar olduğundan sabahın ilk ışıklarıyla ilk duyduğum kuş sesleri oldu hep.Çıkıp balkona oturdum, sanırım en çok zamanımızı orada geçirdik.
Gülen'den anneme bir kolye ile gelen not. Birde Burcuya bir kargo yolladı.
Hiç aklıma gelmedi kargoyu kurcalamak, şöyle ucundan kıyısından yoklasaydım keşke:P

Cuma sabahı istanbula vardım. O gece yemek yedik hep beraber,cumartesi günü sabahtan alışveriş ,öğleden sonra pazar, akşamda dernek başkanı arkadaşımın yemeği vardı, biz okul arkadaşları olarak kocaman bir masa hem görüşmeye hem de destek olmaya gittik.Çok eğlenceli geçti. Arkadaşımla gurur duydum. İlk orada görüştüm eski arkadaşlarımla.Bu arkadaşlar daha çok aynı çevreden ve aynı okuladan arkadaşlarım.Yemek 12 ye doğru bitti, oradan çekmece sahiline çay içmeye gittik. Denizin dalgaları arasında bir de orada keyif yaptık..

Bu nefis gece manzarası eşliğinde 25-30 senelik muhabbetler geçti, babamı aradım sen beni bekle ben geç geleceğim herkesi uyandırmayayım diye. Gece 2.00 de döndük eve.Annem arabayı verdi ama ben arkadaşlarımla gitmiştim yemeğe..O taraflarda oturan başka bir arkadaşım bıraktı.Ertesi gün kahvaltımız olmasa o gece sabahlardık sanırım.Çok keyifli olduğunu söylememe hiç gerek yok değil mi..?

Uzun zamandır bu kadar keyifli günleri üstüste geçirmemişim.Eski dostlarla beraber olmak da çok güzelmiş.Ben genelde yeni dostlukları kolay edinirim ve kaybetmemeye çalışırım ama eskilerinde bu kadar keyif verici olduğunu unutmuşum işte. Antik diye bir yer Büyükçekmece gölü kıyısında Çatalcaya giderken Tepecik'i geçince sağda.350-400 kişilik bir yermiş. Teras teras aşağıya doğru inen bir yer.En kuytu ve en güzel yerde biz vardık sanırım. Bir ara yukarı çıkıp fotoğraflar çektirdik.. yaklaşık 45 kişi kadardık.Son sınıf arkadaşlarımız ve o dönemden arkadaşlarımız. Bizler 6 seneyi beraber okuyabilecek kadar şanslıydık işte.. Bir kısım erkek yatılı pansiyon olduğundan uzaklardan gelenlerde mevcuttu. Benim gibi Fethiyeden, dr. bir arkadaşım Adana'dan, pansiyonlu sınıf ve yakın arkadaşım Hollanda'dan, yine başka bir pansiyonlu arkadaşım Almanya'dan ,İzmit, İzmir ve Ankara gibi illerden gelenler hariç diğerleri yakın çevreden gelmişlerdi.. Bu konuda yazacak çok şey var ama aklıma geldikçe paylaşacağım yoksa bu yazı bitmez.
Antik köy kahvaltısı ve mangal yeri, kişibaşı 20 liraya kahvaltı ettik ama güzeldi.Ben sanırım konuşmaktan pek bir şey yiyemedim.Sadece lokma vardı hatırladığım, özlemişim güzel geldi :)

Deli gibi fotoğraf çektirdik, çektik.Facebook yıkıldı :) ben döndüğümden beri ama buraya yazı yazamadığım gibi,oraya da foto koyamadım daha.
Göl kenarı, uzaktan görünen Beylikdüzündeki tv kulesi..

Antik'ten çıkıp arabalara doluşup Büyükçekmece gölü kıyısında ve köprünün diğer tarafında Dalyan Sanat Cafe diye hoş bir mekana gittik kahve içmeye..Ben sabahtan o gün annemin arabayla gittim, dernek başkanı arkadaşımı da aldım. Evdekilere de söyledim ancak akşama dönerim diye..

O gün hava güzeldi ama esintiliydi,dışarıda oturulacak gibi değildi.Zaten öyle havalarda en yapılmayacak şeydir dışarıda oturmak adamı serseme çevirir deniz havası..Bende oturduğum yerden çektim bu fotoları.Herkes birbirini çekerken mekanı çektiğim 3-5 fotodan biri oldu bunlar. Bu yüzden çok ahım şahım değiller.

Manzara ve görüntüler çok güzeldi,en kalabalık grup yine bizdik.
Akşamüstü dağılmaya başlayınca , ben en yakın arkadaşlarımdan ikisi ile izin isteyip yemeğe gittim.Bu saatler de cila gibi geldi herşeyin üstüne..
Şimdi oraları bilmeyen biri için zor bulunan bir yer ama şöyle söyleyeyim,yemyeşil ve villarla dolu bir köy diyelim,deniz kenarında ve Gürpınarın altında.
Armutdibi diyor yerlisi.Buraları ancak bizim gibi eski çekmecelilerin bildiği yerler aslında.Bende uzun zamandır gitmemiştim.Biz üç iyi ve yakın arkadaş kaçtık ve tüm gezinin üstüne keyif alınabilecek en güzel saatlerdi diyebilirim.Benim yakın arkadaşlarım sadece bu arkadaşlarım değil, kankilerim çok ama onlar dahil özel bir grup bu.Aramızdan birine daha ulaşamadık (görüşmüştük ama izini kaybettik yine ,o da yurtdışında) ve iki kız iki erkek çok çok iyi bir arkadaşlığımız var hala.
Diğerlerinden hangi birini sayayım,herkes de çok özel benim için.Beni tanıyanlar yeni dostluklarıma ne kadar önem verdiğimi bilenler eskiler için ne hissedebileceğimi anlarlar artık.. Akrabalarımı görmüş gibi gezdim o gün,herkes de beni aynı sıcaklıkla karşıladı.Ben 6 sene boyunca sınıf başkanı olduğumdan herkesi adıyla soyadıyla hatırladım ama herkes biraz soyadı konusunda zorlandı.Pansiyonlu arkadaşlarımızda gelmişti ki babam yatılı kısmın müdüryardımcısı olduğundan hepsi kardeşim gibidir erkek yatılıların.. Çok güzeldi, senelerdir eksik kalan yanım tamamlandı diyebilirim..

Yolu düşen olursa , gavurdağını denesin nefisti,Baraka restaurantta.. Birde tandır aldık,mezeler enfesti,rakı da :) Ben araba kullanmama rağmen iki duble içtim. Yalnız müziği tarzımız değildi , en yakın zamanda değiştirmeliler..Biz o muhabbette anlamadık ama kötü müzikli ortam zor oluyor..
Teyzemin kızı o gece için eve çağırmasaydı maç seyretmeye kalkmaya da niyetimiz yoktu ama annemler gitti , ben arkadaşlarımı bırakıp daha geç gittim onlara..

Burası çekmece de cumartesi pazarı kurulan cadde. Her yer ışıl ışıl ,çekmecenin böyle deniz görünmeyen yerleri bile güzel manzaralıdır..
Yukarıdan görülen ışıklar E-5 kenarında.

Ben gittiğimde maç başlamış, çay faslı vardı. Bir tane teyze kızım var ve Ispartaya düğününe gittiğim akrabam o.Beraber büyüdük sayılır,o benden büyük ama arkadaşımda aynı zamanda.
teyze oğlumda öyle. Ablam,ağbim gibiler..
Burcu pazartesi işe başladı, bizde evde kalanlar olarak o yokken bol bol türk kahvesi içtik.O nescafeci :) Allahtan Fhm'de türk kahvesi seviyor.. Ben yaptım içtik :) Orta şekerli ama fal bakmadım orada.. Nedeni yok canım istemedi. Ben güzel kahve yaparım, köpüklü ve sıcak olur.. Uzunbey pek içmez, bende ancak biri varsa yapmayı seviyorum yoksa kendi kendime yapmam dışarıda içerim ama yalnızken..

Gecelerimi beraber geçirdiğim tospağa bu :) Hiperaktif olan. Birde sert bakışları var ki anlatamam.
Bu çiçeğin ismi kalp kalbe karşı :) Fethiyeden.. Annemin balkonda, çok sevmiş yerini ve uzamış.Benden gitti ama bendeki kayboldu, ilk fırsatta tekrar bu çiçekten edinmeyi düşünüyorum..

Annemin balkon. Babamla her bulduğumuz boş zamanda sohbet ettik, kaktüsleri nefis büyümüş, çiçekler açmıştı.
annemle pazartesi günü Migros alışveriş merkezine gittik.. Annem bayılmadan da döndük, gitmişken rölyef sergisini de gezdik. Ben ilgi alaka durumlarından sergileri, iç çamaşırı dükkanlarını, ayakkabıcıları, çantacıları, büyükbeden mağazalarını ve mutfak markalarını ve dekorasyon dükkanlarını sevdiğimden hepsini gezmeden döndüğümüz için biraz üzgündüm ama :)) idare etmeye çalıştım artık.


Sergi güzeldi, konakları beğendiğimi farkettim birde.

Son gün Beylikdüzünden bir görüntü.. Öğlen babamla ve arkadaşıyla yürüdük sahilde, öğretmen evinde oturup annemin çevre derneği toplantısının bitmesini bekledik.O gelince teyzeme ve çarliye uğrayıp vedalaştım ve eve döndüğümüzde burcu da işten gelmişti.
Herşey çok güzeldi, burcu'nun artık orada olması, gittiğimde Çarlileri görebilmek, okul ve sınıf arkadaşlarımla buluşmak, yakın arkadaşlarımla görüşmek, eski zamanları yadetmek ve Çekmecenin güzelliklerini seyretmek, babamla sohbet etmek ,atahanla şakalaşmak ve annemle eskisi gibi gezmek de güzeldi.
23 mayısta el sanatları pazarımız var, bugün hava biraz bulutluydu.Umarım pazara kadar hava toparlar.Gelebilecek olanlar için el sanatları pazarı Çalışta köprüye giderken.. mavikuş standımızda olacağız..
Biz liseden mezun olduğumuz sene Sezen süper bir albüm yapmıştı, tüm şarkıları hit ve süper..
Benim en sevdiklerimden.. Sezen Aksu 88
Bu yazıya özel bir şarkı olacaksa o albümden olmalı.. Tuğba Özerk söylüyor.. El gibi

Perşembe, Mayıs 13, 2010

Gitme kal bu şehirde..

Bugün öğlene kadar işlerimi zar zor toparlayıp eve geldim. Şimdiden sonra bavul hazırlayacağım. ve evde kalan işleri bitireceğim.Bu gece yola çıkıyorum.Düne kadar işte yoğundum ama bu dün öğlende Gülen'le bir kaçamak yapmamıza engel olmadı.Teknede balık ekmek yedik,Gülen beğendi :) Gülen Burcu için bile hediye hazırlamış :) biz (Burcuyla ikimiz Gülen' e Burcu'nun benim ikiz kardeşim olduğunu söyleyip bana hediye ettiği üç bilekliğin aynısından isteyecektik ama nasıl olduysa Gülen bunu hissedip dün elime bu çanta da Burcu'nun hediyeleri var dediğinde ama bu nasıl olur dedim kendime..Nasıl anladın diye de sordum..? Yani sana numara yapacağımızı :P

Bu fotoğrafı şimdi çekip sıcak sıcak bloğa koyuyorum. Kaktüsüm çiçekten yıkılıyor.. Bu Demirköy'den gelen yılbaşı çiçeğim.. Bununla beraber 4 değişik türde yılbaşı çiçeklerim var. Annemden de pembe getirmiştim. Neyse daha bir sürü güzel bahçe fotoğrafım var ama zamansızlıktan koyamıyorum. Bir soluklandım..Şimdi kalkıp işlere devam edeceğim.
Akşam dokuzdan sonra yoldayım.. Sizi düşüneceğim :) Buraya yazamadıklarımı oradan anlatırım artık düşünce gücüyle..

İstanbuldan görüşmek üzere..

Not: Cumartesi akşamı okul arkadaşlarımla, pazar günü ise sınıf arkadaşlarımla randevum var :) Çoğunu mezun olduktan sonra ilk defa göreceğim. Süper bir keyif bu, eskileri anmak çok güzel olacak :))

Not:2 Belki bir sabah kalkarım İstanbulda Mutfak camında ocakta kaynayan çaydanlığın buharından etraf görünmez ve mutfakcamında "Asortik Krep hoşgeldin :) " yazar keyiflenirim yoksa da yazmayanlar utansın ben ne üzüleyim .. :P

Pazartesi, Mayıs 10, 2010

Aslında yokum ben bu oyunda, ömrüm beni yok saysın..

Ben bugün doğmuşum :) Pazartesi günü hem de. Annem dokuz ay on gün geçince hala doğmadım diye kontrole gitmiş hastaneye, o gece doğmuşum. Biliyormuşum Dünyanın halini onun için gelmek istememişim diyeceğim ama bana ters olacak.Çünkü ben bu Dünyayı da, hayatı da, ailemi de, arkadaşlarımı ve yaşamayı çok seviyorum. Her şey ters gitse de inadına yaşamak istiyorum. .
Dünyaya benden bir şeyler bırakabilmek, sevmek sevilmek ve gelen yaşları olgunlukla kucaklamak. Giderken bile birilerine hayat verebilmek.. Organlarımı bağışlamak mesela..

En büyük hediyem bu sene İstanbul'a gidebilmek , bir terslik olmazsa perşembe akşamı yolcuyum. Onun dışında kendime bir ametis takım aldım ve bugün taktım :) Mor bir tunikle hem de. Günün ilk saatlerinde oğlum kutladı ilk, 12 yi beş geçe.. Sabahleyin Çalışta yürüdük Uzunbey'le. O gitti ben evden çıkana kadar telefonlardan giyinemedim. Bürodayım bugün.. Arkadaşlarım ziyaretime gelmeye başladı.. Talin geldi , Rana gelecekmiş aradı.. (Ben yazıyı yazana kadar da geldi, hem de Ümit Hanım ve Kitapçı Fatoşla) Hediyelerimi açıyorum..Bugünün keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Seviyorum.. Seviliyorum..Ofiste sarı kanaryam bile bugün bir başka ötüyor..
-Baykal'da istifa etmiş :)

Ey hayat uzun bir müddet sağlıklı ve aklım başımda yaşamak, sevip sevilerek yaşamak istiyorum..
Bana ümidettiklerimi ve onlara kavuştuktan sonra biraz da keyfini çıkarmama yardım et olur mu..? :)

İyi ki doğdum.. :)


EY HAYAT .. ( Onur Akın'dan Uzunbey'le çok sevdiğimiz bir şarkı..) (Sözleri .. )

Not 1 : Gülderen akşamüstü yetişti büroya, Gülen bana tam 3 tane deri bileklik getirmiş Ankara'dan o daha cumartesiden verdi hediyelerimi, bugün arkadaşlar gelirken bir pasta almışlar, onu bitirdik, Uzunbey'in aldığını da akşamüstü gelenlerle yedik :) Çağıl'a eve getirdim bir parça, Uzunbey bizi bu akşam yemeğe götürecek. . (Nereye bilmiyorum,sürpriz) Evdeyim, Biyo daha gündüzden aradı çok sevindim.. Burcu, Arzu (Çarli'nin eşi-dünden aradı),Babam,Annem, Çarli, Zen sabahtan arayanlardan.. Biraz sonra çıkıyorum, teşekkür ederim :) Herşey için ve tüm yorumlar için..

Perşembe, Mayıs 06, 2010

Hotel California..

Hotel California'nın hikayesi.. (gelen bir mailden)

Don Henley ile Glenn Frey. 1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bi seyahate çıkar. Ve yolu california'dan geçerken dinlenmek için hotel california'yı bulur.Ufak sevimli bir oteldir. Sıcak bi havası vardır. bir odaya yerleştirilir. oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. arkadaş olurlar.birlikte gezmeye başlarlar. çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar. ve tatili hotel california'da birlikte geçirmeye karar verirler..
Çok severler birbirlerini. bütün bir yaz hep beraberdirler.otelin sıcak insanları , sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir. unutamayacakları bir yaz yaşarlar. Yazın bitiminde bir karar vermek zorundalardır ayrılık için. Ve şöyle derler ' Eğer bir sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak , gelecek yazın ilk gününde (tanıştıkları günü kastederek) otel california'da buluşacağız ' diyerek sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır. ( bu aşk bir yaz aşkımı yoksa gerçek bi aşk mı anlamak için yaparlar bunu)... Tam bir sene geçmiştir. Adam sözleştikleri gibi bir sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar. tanıştıkları ilk gündür o gün. yol uzundur bitmek bilmez adam için. ve sonunda california'ya varır. otelin oraya geldiğinde kapkara bi bina bulur..otel bir gün önce yanmıştır...Hemen sevdiği kıza haber vermek ister. Onunda gelmiş olabileceğini düşünerek olması muhtemel yerlere bakar. Ancak bulamaz. Ve sonunda çok acı birşey öğrenir ve bu şarkı ortaya çıkar. Acı gerçek ne mi? Sevgilisi süpriz yapmak için bir gün önceden otele gelmiştir. Ve çıkan yangında ölmüştür...

Pazartesi, Mayıs 03, 2010

Üzümlü 1

Üzümlü'yü yazmazsam olmaz. 2-3-4 nisan da sizin gönderdiklerinizle ilk tezgahı açtık Üzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivalinde. Bu resimler yani 1. kısım öncelikle Mavikuşun. 2. kısım festivalle ilgili olacak.Bu son bir ayı çok yoğun geçirdim, sizlerde biliyorsunuz. Öyle güzel yerlere gittim,öyle güzel zamanlar geçirdim ki Turkuaz Kıyılarda, paylaşmadan yazılara devam edemiyorum.İlk fırsatta tüm eksiklikleri tamamlayacağım. Niyetim bu.
Ağaçta asılı mavikuşlarımız çok orjinal, bizim mavikuşlar yaptı. Pet şişeleri kesip dantelle kapatıyorsunuz ve keçe mavikuşlarla donatıyorsunuz..Rüzgarlık oluyor.. Tamamen el yapımı.
Öncelikle o günkü ruh halimi yazsam mı acaba.. Tam hazırlıkları bitirmiş ve Üzümlü meydanına gelmiştik, hemen meydanın girişindeki bu telefon klübesinin karşısına zar zor masa ayarladık.Biz buluşup geldiğimizden biraz gecikmişiz, bu yüzden herkesin masaları vardı,biraz uğraşarak masaları ayarladık. Neyse masayı falan yaptık, sandalyeler bulduk, çok sevdiğim bir arkadaşımdan telefon geldi. İstanbulda arkadaşlarıyla geziyormuş, bana nerede olduklarını ve etrafındakileri paylaşınca benim bütün motivasyonum gitti, heyecanlandım yani Turkuaz Kıyıların turkuazı gözümden silindi, aklım oralarda kaldı.. Hem ben o geziyi onunla çok yapmak istiyordum hem de bir daha böyle bir gezi yapabileceğimizi hayal edemediğimden moralim bozuldu.Herşey gözümden silindi. İçim gitti derler ya aynen o. Benim için o telefon görüşmesinin önemini anladı mı bilmiyorum. Dokunsalar ağlayacak vaziyette dolanıyorum ortalarda, gittim çöktüm sandalyeye bir çay içtim zifiri karanlık.Yine de içimin karanlığında kayboldu. Gittim bir daha aradım.O heyecanla söylediğim bir cümleye takıldı kafam,yanlış yaptım.Neyse o anlamış zaten yanlışı problem olmadı allahtan.. ama ruh halimi farketmedi,oysa farketmesini isterdim.. Ona söyleyecek çok şeyim vardı herzamanki gibi yine yutkundum ve söyleyemedim.Biraz da üzülsün istemedim.Şimdi bile yazarken gözüm yaşarıyor,ne hissedebileceğimi anlayın işte.
Benim halimi farketmemesi beni kırmadı, arkadaş işte, ben arkadaşlarıma kırılmam dökülmem. Arkadaş arkadaştır benim gözümde.Çok artniyetli, olmadıktan sonra hiçbirşey beni üzmez.
O gün gönlü hafif hasarlı ama gururlu geçirdim.Hasar tarafını yazdım zaten ama gurur kısmını da mavikuşlarla paylaştık. Nasıl güzel bir stand oldu bizimkisi anlatamam. Baktıkça sevdim onları tezgahta.Burada sizlerde göreceksiniz,karıştırdık gelenlerle bizim en iyilerimizi standa açtık.Ben tüm tezgahları dolaştım.En güzeli bence bizimki olmuştu.Zaten fotoğrafları görünce sizde bana hak vereceksiniz.
Ördüğünüz şapkalardan birini yan standttan bir kızımıza giydirdik, bize modellik yaptı orada.
Solda Yaşar Hanım- kızıl saçlı olan, ortada Mualla Hanım.. Gönderdiklerinizi konuştuk hep..
Bilge ve Annesinin kolyelerinden birini Yaşar Hanıma taktık, görüntü olsun diye..Ona da çok yakıştı ama satamadık o gün. Darısı 23 mayısa artık.

Sağdaki Yaşar Hanım, soldaki Berna.. Masanın önünde hazırlanan standın gelirinin burslara gideceği yazılı , birde ingilizce buna yakın manada bir tanıtımımız var.Buralarda İngilizler çok ya, bunları yazmak zorundayız, onlar böyle şeylere daha duyarlı oluyorlar..
Nitekim günün ilerleyen saatlerinde bir çok İngiliz müşterimiz oldu.

Caminin önündeki ilk masalardayız.
Bizim önümüzde de PDA Tülina var :)

Bu hanım Türk turistlerden.. Hemen ilk saatlerde Dijle'nin pembiş 2. el atkı takımını kaptı :) İzinn isteyip görüntüledim.

Meydanın girişinden görüntü. Ağaçta bizim mavikuşlar asılı :)) Öndeki çamaşırlıkta da sizin gönderdikleriniz var.

Hemen yanımızda Fethiye Kültür Merkezinin standları var, resim öğretmeni Nurdan Hanım hem iyi bir komşu oldu bize hem de çok hoşsohbet olduklarından vakit güzel geçti, birdaha yine ona komşu bir yer seçmek isterim doğrusu :)) Onunla ilgili başka çekimlerimde var,sırası geldikçe paylaşacağım..

Bunlar tanıdık geliyor mu..? :)

Ya bunlar..?

Türkçe bilgilendirme yazımız.

İngilizce destek yazımız.

Ece'nin anahtarlıkları.. Paylaşılamadılar valla.. Amerikan servisleri konusunda da Gülen sanırım bir açıklama yapacak :P

Bilge ve Annesinin takılarını var ya , çıldırdık onları görünce.. Böyle durduğuna bakmayın elimize alıp gezdirip sattık onları.. Boynumuza taktık. Birazını da 23 üne sakladık.

Sabahtan ilk satılan eşyamız bu oldu.(Meriç Trakya)Başka standtan gelen bir mavikuş aldı onu.. Arkada Berna para üstü ayarlıyor..

Hiç bu kadar çok takımız olmadığından asmak için de yer bulamadığımız olmamıştı.Ben şimdi bir kaç müşterimden gezip eski eşyalardan toparlayacağım böyle askılıklar..

Köpek sabunu ve broşlarımız..

Bu nazarlıkları bizim mavikuşlar yaptı.Keçe ve dastardan yapılma.
Ortaya karışık kitap ayracı.

Selma Tozan'dan gelen bir kutu magnet ve iğnedenliklerden..

Standın ilk halleri.. Daha sonra ister istemez düzen bozuluyor,eller hep düzeltmekle meşgul. Mine Hanımın sabunları, kolonyalı mendil, Avonlar, mücevher kutuları, herkes kendi eşyalarından birini bu genel görünüm halinden görecektir.
Bizim standın görüntüleri bunlar, 2. kısımda festival alanı ve diğer standlar var. Adını yazmadıklarım ama daha görüntülediklerimi paylaşamadıklarımda var.. Yaklaşık 22 Fiemma'ya kadar pazara çıkarabildik..
1-Ece (1. kısım)
2-Dersaadet
3-Bilge ve annesi-1. kısım
4-Sude Duru
5-Selmanın sepeti
6-Tülin Hanım (PDA)
7-Şanslı
8-Özlem-Trakya (2 kargo)
9-Canan Hanım (PDA)
10-Eryaman
11-Anne İşte
12-Petek C.
13-Mine Flora
14-Bilge ve Annesi (2. kısım)
15-Selma T.
16-Gülden Y.
17-Pınar K.
18-Nurhan M.
19-Bizimgibiler.blogspot.com
20-Ece'cim (2. kısım 2 koli)
21-Tülin B.
22-Fiemma
23' ten sonrası 23 ve 29 mayısa kaldı.
Bugün gelen kargolarımız var. Onları paylaşmak istiyorum birde.
33-Marifetli Peri -Daha önce geldi ama numarası yoktu.
34-Laleninbahçesi
35-Biyonikkedi
36-Nimet Y. (İstanbul)
Yavaş ama güzel adımlarla ilerliyoruz.Mayıs ayının sonuna yetiştirebilirseniz çok iyi olur.Çalış Karnavalı El sanatları sergisi 23 mayıs, yürüyüş ve satış tezgahları 29 mayıs.
Yurtiçinden % 30 indirimli gönderebileceğiz numara.. yurtiçi kargo 226463177
Mayıstan sonra da tek tek takip edebilirim..Gelebilecek varsa elden getirebilir ama kargo için haziran ortası son diyelim..
Birde tatile arabayla gelebilen varsa ya da yollayabilecek gücü olan varsa mama sandalyesine ihtiyacımız var. Aklınızda olsun. Mualla Hanım (mavikuşlardan) illa yaz belki olur diye bana tembih etti. :)
... ... ...
Yılmaz Özdil nefis bir yazı daha yazmış..
Tekrar hayran oldum.. Allahtan dernek kapatılmamış , çok sevindim.
... ... ...
Gülen yarın geliyor :) Çok seviniyorum..
Ruh durumum kesinlikle ortaya karışık ama yazının adı Üzümlü olmalıydı..