Pazar, Ekim 16, 2011

Söz vermiştin bana

Biraz fazla resim oldu ama sanırım bloğun bininci yazısı için hoşgürülebilir  bir yaklaşım olarak kabul edebilirsiniz. Tüm resimler iki - üç günlük Fethiye anlarıdır. Bu bitkiye sabah kahvaltıya gittiğimiz Üzümlü de yol üstünde rastladık.Ağaçların altı mor ve tonları şeklinde bu bitkilerden kaynıyordu.Ben bir çeşit biberiye diye yorumladım ama yanlış da olabilir.
Sabah sabah daha etraf uyanmamıştı, biz kahvaltı için pek bir yer bulamadık, ancak Cadianda pide ve pizza evinde kahvaltı bulunca oturup kahvaltı ettik önce.Daha sonra Cadianda yolunda yürüdük uzun uzun.Yorulunca döndük,orman yolu olduğundan telefonlar çalışmıyor,Zehra ve Zen arayıp kahveye çağırdılar,bizde Dikencik Evlerine uğrayacağımızı söyleyip,dönüş için sözleştik.

Dikencik Evlerine uğradık, kahve içip sohbet ettik biraz.Sonra da döndük Fethiye'ye.Önce Zehra'da sonra da Zen'de oturduk balkonda ve bahçede.Tahmin edeceğiniz üzere hava çok güzeldi. (24 dereceydi) Yarın bozacakmış zaten,bizde keyfini çıkardık.

Üzümlü yolu
Cadianda Yolunda gezerken bu ağaca rastladık.Bunu çam sakızı için çizmiş olabilirler diye düşünüyorum.Böyle ağacı çizip reçinesi için yer yapıyorlar.Ağaç kendi kabuğunun soyulduğu yerden yarasını tamir etmek üzere reçine salgılıyor,sonra da onu topluyorlar. Ağacı kurutmayacak şekilde çizilmesi lazım çünkü işlem biraz abartılırsa ağacın kurumasına kadar gider.

 Cadianda yolundan Üzümlü Ovası

 Meşe palamutu
 Yürüyüşte etrafa baka baka,fotoğraf çeke çeke yürüdük.Tam yukarı çıkmadık,antik kente gelmeden döndük ki çok yorulmayalım.
Hep asortik taş evleri çekiyorum ya bu sefer yerel bir Üzümlü evini çektim.Güneş de vurduğundan çok güzel duruyordu.
 Yürüdüğümüz yol ve Ares.
 Ağaç gençlençtirme çalışmalarınan dolayı yer yer ağaç kesimi vardı.

 Bu evi de ben beğendim :)
Üzümlü de böyle İngiltereden gelip ormanın içine sekiz odalı büyük
 evler yapıp,sonra da kendilerine farklı bir yaşam  geldiği için baştan mutlu mesut yaşayıp sonra da sıkılıp satan İngiliz evleri de mevcut.
 Üzümlü sokakları
 Bu köylü teyzeyi ben son dakika gördüm.Uzunbey söyledi ve çektim.ATV dediğimiz tekerlekli araçla geziyordu. Motorlara binenlere alışığız da ATVde ilk defa gördüm bende.
 Kahvaltı ettiğimiz yer.
 Ares
 Gelen bir beyaz kedi nerdeyse Ares'i kovalayacaktı :P  Ares üstüne gittikçe yerinden kımıldamadığı gibi ona ters ters bakarak yanına yaklaşmasını da önledi.Ares kedileri sadece kovalıyor,oyun oynuyor ama hiçbirşey yapmıyor.
Pavlonya denilen ağacın meyvesi.Baharda çok güzel açıp çiçekleri kokuyormuş.Bildiğiniz gibi dünyanın en çabuk büyüyen ağacı.

Bu kediciklerin babasıymış o yatan kedi.Adı da Bekir.Tuzsuz Deli Bekirden geliyormuş,mahalle mahalle gezermiş,Üzümlüde bir sürü beyaz kedi dolanmaya başladığından bu lakabı hak ediyormuş :)  Bekir Dikencik Evlerinin kedisi...


 Taş boyama- Dikencik Evleri

 kaktüsler-Dikencik

 Dikencik Evlerinde yaşayan ve oranın sahibi olan Ayşe Hanım çok marifetlidir.Her gittiğimde çekecek bir elde yapılmış aksesuar bulurum.Sanırım bu da onun.
 kaktüsler
Cumartesi günü Suna Dumankaya Kozmetik Ürünlerinin satıldığı dükkanın açılışının yıldönümüne Suna Dumankaya gelmişti.Fethiye şubesinin sahibi olan arkadaşımız Gülser Hanımın daveti üzerine öğleden sonra gittim.Suna Dumankaya çok hoş bir kadın ve çok mütevazi,aynı ekranlardaki gibi sıcak ve ekranlardan daha güzel.Arkadaşlarda gelince akşam üstüne kadar takıldık orada.Sonra Zehra Atiye Hanımlara dikiş dikmeye gittiğinden bende bir arkadaşımla yardıma   gittim.
Bu sergi Ölüdeniz Edebiyat günlerinin resim sergisi.Aşağıdaki broşürde ayrıntılar mevcut.



Bu da Ölüdeniz Edebiyat Günlerinin Keçi Kitabevindeki imza gününden.Cuma saat 14.00
Zen'in bahçesinden...
Bu dantel Kilis'ten,çivi işi diyorlarmış o bölgede.Zen'in salonu.
Cuma çıkışta deniz kenarında oturmaya gittik Uzunbeyle.Yazın denize girdiğimiz plaja.Sun Camp Koca Çalış.
 

Sun Camp

Bu önlük bize ilham verdi,kadın kollarında ilerideki günlerde yapılacak olan Fethiye Kadın Meclisinin  kermesine bir kaç çalışma yapıyoruz.Ben evde başka şeyler yapıyorum ama Zehra ve Atiye Hanım dikiş konusunda beraber çalışınca bende ziyaretlerine gittim cumartesi günü akşamüstü.
Bu kapı ağırlığını daha önce görüntülememişim.Atiye Hanım düğmeleri kullanmayı seviyormuş.Biz Fethiyede özellikle kapı ağırlıklarını çok kullanıyoruz.Gündüz havalar sıcak olduğundan kapılar pencereler açıktır ve kapı kapanmasın diye kullanılır.
 Bizim önlükler.


Bu demlik, çaydanlık ve sürahiler  benim kullandıklarım.Hemen hepsini seviyorum,kullanmadığım iki tane var onları da vermeye kıyamadım.Mutfağı temizlerken görüntüledim :)
Soldaki büyük çaydanlık pikniklerimiz için,sağdakini de Fatoş bana hediye almıştı.
Son yaşgünümde hediye geldi.
Bu aralar bu modeli kullanıyorum.
Bunu 2. el pazarından almıştım.20 lira.En sevdiklerimden.
Testi Kapadokyadan,şarap ve su koymak için almıştım daha kullanmadım.Sağdaki seramikler biri babaannemden diğeri annemden.Her ikisininde çay  takımı var.
Mavi seramik ilk işyerimi açtığımda hediye gelmişti.Yeşili ben aldım bir pazardan sanırım on liraydı ama çok kaliteli. Güllü FETAV'dan Kadriye' nin hediyesi.Sağdakiler  yine pazardan.

*Güzel bir haftasonuydu. Bu aralar sadece kendi işlerime odaklanmaya çalışıyorum. Sürpriz bir gezi gelişebilir bu hafta,  Genco Erkal'ın tiyatro gösterisine hazırlanıyoruz.Belki de 21 ekim cuma akşamı  kapalı gişe oynayabilir Genco Erkal.Bilet satışları tam gaz devam ediyor.
Genco Erkal Kayaköy İlköğretim okulu yararına oynuyor.Yani bizim gönüllüler grubu bu amaçla oyunu buraya getirdi.

*Hemen her sabah hatta bazen akşamda fırsat buldukça Şat' ta yürüyoruz.Sabah Türk kahvemi içiyorum denize karşı,bazen sevdiğim müzikler çıkıyor ve Uzunbeyle sabah keyfimizi yapıp işe gidiyoruz..

*Eski usul az miktarda yeşil domatesten turşu yaptım,sirkeli yani.Nasıl olacağını merak ediyorum.


*İlk fırsatta etamin denemelerine başlayacağım. Çok özeniyorum.


 Bu güzellikler bana Ankara'dan geldi.Yaptığı çekilişte ben kazanınca inanamamıştım zaten.Gözümle görünce bile inanmak zor oldu.Kurula kurula çekilişten kazandığımı söyledim herkese ve sevinçle eve götürdüm :)

Tekrar teşekkür ederim Derya Kuzusu :))








Daha yapılırken bu yastıkta gözüm kalmıştı,ne diyeyim :)) Çok sevindim, çok güzeller...



Birde yeni küpesiyle  1000. yazı  şerefine  Asortik Krep :)


*  bu gecenin şarkısı : söz vermiştin bana.

Cumartesi, Ekim 15, 2011

Hep böyle kal

Çağıl İstanbul'da ve yaşgünü kutlamayı sevmiyor...! Yarın konserde olacakmış.
 (Yeni  bir yaşta, sen yanımızda yoksun ama biz senin için de kutlayacağız :)  Hayatın boyunca  mutluluklar ve güzellikler senin olsun.Ben çok beğendim umarım sende beğenirsin ... İyi ki doğdun :))

Perşembe, Ekim 13, 2011

Rüzgar..

İçimden dökülenler...

" Yüreğimin iki yüzü var uzun zamandır.Biri hain kendi içinden geçenleri yapmak istiyor,başka kimse, hiçbirşey önemli değil. Öbür yüzü nasılsan ona devam et, kendini hırpalama diyor.Haksızlık ettiğimi düşünüyorum bazen sevdiklerime.Bloglarda insanlar tam olarak görünmüyorlar aslında,görünemiyorlar ne kadar samimi olurlarsa olsunlar.Hatta o yüze dokunamıyorum ben.Dinlemiyor çünkü hiçkimseyi ve hiçbirşeyi.Yazıyorum geçmiyor, bu yüzden uzun zamandır kendimi sevmiyorum aslında.Sevemiyorum.

Diğer yandan o kadar çok seviyorum ki hayatı, o kadar çok yaşama sevinci duyuyorum ki bu sesime yansıyor.Hatta görüntüme, 15 lik kızlar gibi şen şakrak dolanıyorum etrafta.Yüzüm ışıldıyor,sanki biraz sonra dünyanın en mutlu insanı ben olacağım.Sevdiğim birine uğrayacağım,kahve içeceğiz karşılıklı, ruhumuzdakileri nedensiz paylaşacağız.Bu ruhumun bahar değen yüzü kolay kolay da dinmiyor.Günlerce yaşıyor bu coşkuyu, ta ki yeni bir dalgaya kadar.Kalkıyorum tabii ki bu dalgalanmanın ardından.Kolay kolay yılmam ben.Umutsuzluk değil hiçbir zaman.Umutsuz olamıyorum.Belki de sorun burada.Oysa umudum olmamalı benim.Umudum oldukça direniyorum çünkü hayata,engellere.İçimden bu umudu söküp atamıyorum.

Bazen bir ses ,bir nefes olmalı diyorum içimdekiler.Yaşantım rüya mı yoksa rüya gibi bir yaşantı mı..? Kendimi başkalaşmış bulup ötekileştiriyorum. Tanıyamıyorum.Yazdıklarım yazmak istediklerimin sadece bir kısmı.Dökülmek istiyorum satırlara.Şuursuzca bile olabilir.Yüreğimin tüm gizlerini bırakmak istiyorum.Hatta yorumlara kapamalıyım bile yazıları.Kimse görmemeli derken, aslında herkes görmeli...Büyük bir ikilem bu.Olabildiğince yazmak isteyip yazamamak nasıl bir duygu,anlatamam. Bir ful yaprağı gibi biliyorsun ki koklarsan solacak o güzelim çiçek.Solmamalı, dokunmamalı. Ya da olabildiğince hoyrat dağıtmalısın yapraklarını, ki o yapraklar toprağa dökülsün,bir başka tende hayat bulsun.Tıpkı bir Anka kuşunun yeniden yaradılması gibi yenilensin.

Ey  içimi hoyratça yıkan rüzgar , ben seninle yaşamayı özledim.Aslında seni hiç çıkarmadım ki yaşantımdan,benimleydin her saniye.Merak ettim,yandım,yıkıldım darbelerinle.Hani çok eserde bazen ağzını bile kapatırsın yürürken,oysa ben yutmak istiyorum yüzüme vuran havayı, saçlarımı dalgalandırdığı gibi içimi de dalgalandırsın,dağıtsın karabulutları.Göğsümle karşılamalıyım önce, yakam bağrım açılsın, içimden tir tir titremeliyim ama savaşmalıyım da aynı zamanda.Ona karşı durmalıyım yolda.Karşılığı olmaz böyle şeylerin biliyorum ama istiyorum."

Ne anlatıyorsun şimdi bunu diyecekseniz, demeyin çünkü birden içimden döküldü.  Sadece denize çıkan sokakları özledim...
* Rüzgar

Not: Biz bu gece kızlarla İzmir Gecesi yapacağız.Fatoş İzmir'li ismi o buldu.Midye tava-bira gecesi olacak ondan.Talin diyor ki neden İstanbul değil..? Bende İstanbul olursa lazım sabaha kadar eve gitmeyelim,şimdilik İzmir gecesiyle idare edelim onu sonra yaparız dedim :)
Bu gece Boğaziçi Pub'tayız.

Güncelleme:  1- İstanbulda'ki Lüfer Bayramını kaçırmayın..!

Güncelleme 2 -
YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!
Tecavüze Karşı Kadın İnisiyatifi
Yer : Fethiye Adliyesi Önü
Tarih : 14 EKİM  2011 saat 13.30   Tecavüz Duruşmasında yeni bir randevu.Destek olmak adına orada olacağız.

Çarşamba, Ekim 12, 2011

dün sarhoşken söyledim bugün ayıkken dinle :)

 Bu güzellik geçen hafta ziyaret edip kahve içmeye gittiğimiz Atiye Hanımın kızı Aylinden.Bize kilim işliyorum derken meğer abartmıyormuş,gerçekten kilim işliyormuş :))  Kesinlikle kilim olarak kullanmamasını, koltuk örtüsü yapmasını tavsiye ettim.
Geçen hafta cuma gecesi Çağıl geldi.Cumartesi günü geçen seneki rehber öğretmeninin düğününe özel geldiğinden bizim sezon sonu yemeğimizi de o hafta sonuna getirince pazartesi döndü.Pazar günü yağmur vardı, biz kaleparktaydık ama yağmurdan etkilenmedik,ta ki pazartesi akşamı Çağıl tüm yurtta yağış yüzünden uçak seferleri aksayıp,rötar üstüne rötar yiyinceye kadar.Onu Dalaman'a bırakıp dönerken ben yolda yakalandım.Bir fırtına bir yağış ama aklım onda kaldı.Genco Erkal etkinliğinin toplantısında olmasam herhalde dokuz doğururdum o aşağı ininceye kadar.Fazladan havada kaldıkları kırk dakikayı toplantı sayesinde sakin geçirdim.Çok sallantılı gittiklerini itiraf etti gerçi ama ben yine de uçaktan korkmadığına seviniyorum.
Mutfakcamı Burcu bu masa örtülerinden istiyordu,bende ona aldım.Haberi yok,buradan görünce olacak :) Yine Hanife'nin standından.

 Bu örnekler ekim ayının 2. el pazarından.Yiyecek işi CHP Kadın Kollarındaydı. Her ay bir dernek alıyor ve biz destek olmak için birşeyler yapıp götürüyoruz.Orada satılanlarla öğrencilere burs veriyoruz.Kasım ayı Cumhuriyet Kadınları Derneğinde.Aralık Mavi Kuşta.Bu da demektir ki her ay bir yiyecek desteği yapmam gerekiyor.Genelde sosisli tart ya da sosisli milföy yapıyorum.Bunun yanında kıyafet standıda açıyoruz bazen.Fazla kıyafetlerimizi orada satıp, para kazanıyoruz, burslara bağışlıyoruz.
 dantel 
  Bu etamin masa örtüsünün dört tarafı ve etek uçları işliydi, ucundaki örgü saçaklar yıpranmış,ben aldım ve onları şimdilik örüyorum.Eğer güzel olmazsa saçakları çıkarıp ucuna başka bir şey diktireceğim.Balkon masasında çok güzel olacağını düşünüyorum.
 etamin yatak kenarı
dantelli  çarşaf
 etamin
 havlu kenarı

 Bu etaminler ise Zehra'nın.(Cafe derin) Etamin konusunda çok marifetli çıktı ve yaptıklarına imrenerek bakıyorum.Dün gece bana da öğret dedim, sen de yaparsın dedi ama bu kışın hedeflerinden biri böyle güzel etaminler yapabilmek... Mavi serisi 1-kalp
Mavi serisi 2- kelebek

Mavi serisi 3- çiçek
 Mavi serisi 4- çaydanlık
 Atiye Hanımın doğal taşları
 Etamin Kilim
 yakın plan etamin örtü
 Bu çini-seramik kursundan kalan ganimetler.Yine Atiye Hanımın marifetleri.
 çini-seramik gül
 pembe gül
Haftasonu bereketli iş yemeği ailemizin çocukları +  Bir bebek daha ve bir çocuk, bir de hamilemiz vardı :)
*Geçen hafta CHP Muğla Kadın Kolları Başkanlarından bazıları Fethiye Kadın Kollarını ziyarete gelmişti.Topluca fotoğraf çektirip, onlarla sohbet ettik.(Fotoğrafı ben çektiğimden karede yokum :))

*Bugün evde çalıştım biraz, evi özledim ve işe gitmedim.Mutfakta yeni düzenlemeler yapıyorum. Sırayla tüm evi elden geçirmeyi düşünüyorum.

*Yakında çok güzel bir konu paylaşacağım sizinle,biraz daha zamana ihtiyacım var.O konu üstünde ayrıntılı yazacağım.Hatta yazı dizisi gibi olacak.

*Fethiye Kadın Meclisinin düzenlediği bir kermes var bu ay. Hem kadın kollarında hem de Mavi Kuşta ona hazırlanıyoruz.Bende kaktüs için saksılar boyamayı düşünüyorum. Akşamları çalışacağım.Fikir olsun diye size de görüntülemek istiyorum.

*Geçen haftanın olayı bence Rutkay Aziz'in Altın Portakal Yarışmasındaki ödül konuşmasıdır.Nefisti, bende olsam ayakta alkışlardım.
... ... ... 

Bu linkler yeni geldi bir mailden...Eski görüntüleri sevenler için özellikle paylaşıyorum.Önce özelden göndereyim dedim ama buradan sanırım daha çok insana ulaşacağım.Sizde sevdiklerinize gönderin diye bloğa yazıyorum.

Çok sevdiğim Ankara  :)

İstanbul sahilleri... 

İstanbul'un Vapurları

İzmir' e de selam olsun...

* Başlık facebookta dinlediğim ve paylaştığım bu nefis parçadan.

Güncelleme : 3. Ölüdeniz Edebiyat Günleri başlıyor. (13-15 ekim) Programı için bir TIK