ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Şubat 10, 2016

Hayallerimiz gerçek olsa yeter...

Uzun süre yazmayınca hele kendi cümlelerimle burayı çok özledim. Bu arada iş yerimi taşıdım.Aynı caddede bir kaç blok öteye taşındık.Birde yoğun şekilde partide çalışıyoruz. Kadın kolları seçimi, gençlik kolları seçimi derken kurultay geçti, şimdi de CHP  Kadın Kurultayımız var. Ben de Muğla İl Kadın Kollarıyla görevli olarak Kadın Kurultayına gidiyorum -kısmetse-yarın akşam.Cuma sabahı genel merkez, cumartesi kurultay derken iki gün tekrar Ankara'dayım :)  Oradan dönüşte İstanbul yapıp eve dönmeyi düşünüyorum. Öyle özledim ki herkesi.. Yalnız ben artık Fethiye'yi de başka yerdeyken özlüyorum. Uzaklar yakın, yakınlar uzak olsa da özlem bitmiyor...

Bu aralar Anka kuşuyum. Tıpkı resimdeki gibi, küllerimden doğmaya çalışıyorum.Hayat, çok güzel bir öğretmen aynı zamanda.

Yarın akşam Muğla'dan bir otobüs  yola çıkıyoruz...
 Ankara'dan CHP 12. Olağan Kadın Kolları Kurultayından canlı yayında görüşmek üzere :)

Perşembe, Ocak 16, 2014

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde*

"en güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır.
en güzel çocuk: henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz
henüz söylememiş olduğum sözdür."  
*Nazım Hikmet. 
(17 ocak doğum günü sebebiyle..)
Facebook'ta çok sevdiğim bir grup var, eski zamanlarda İstanbul'un güzel fotoğrafları .. Kendim üye olduğum  gibi sevebilecek arkadaşlarımı da bu gruba ekledim.Şimdiye kadar neden ekledin diyen çıkmadı.Bende eski fotoğrafları zaten çok sevdiğimden kafamı dinlemek istediğimde çıkıyorum eski İstanbul sokaklarına...
Bir şehir bu kadar mı hor kullanılır ..? 

Bu kadar mı inadına vazgeçilmez olur.. ? :) 


Ah birde bunların Ankara versiyonu olanı var.. Eski Ankara fotoğrafları..
Ona da üyeyim :)  


Anıtkabir 


Yenişehir 1920  ...  İstanbul'u anladık da Ankara ne iş derseniz..Öyle güzel fotoğraflar ki resim altı yorumlarını bile okuyorum derim. Piknik gibi meşhur mekanlarını bu fotoğraflardan öğrendim mesela.. :)  

Birde böyle ömürlük fotoğraflar var ki..  Memleketimden insan manzaraları....  

Yazının bundan sonraki kısmı farklı bir zamanda yazıldığından konuyla alakası yok :)

Uzun süredir yazamamışım.Ancak sayfaya bakınca farkettim on gün geçtiğini.Kaç gündür de yazmak istiyorum ama olmadı.Geçtiğimiz hafta başından beri kırıklık hissediyordum.Pazartesi -salıyı geçirdim yavaş yavaş hafta sonuna doğru kötüleşmeye başladım ama hasta olmak için bile zamanım yok.Daha doğrusu evde kalamam dinlenmek için.Ve maratonla hastalık aynı anda başladı geçtiğimiz haftasonu yani.. Cuma akşamı yemek-kesin gitmemiz lazım,işle ilgili özel davet-cumartesi sabahı kadın kolları kahvaltısı vardı.-Boğaziçi Restaurantta, buralarda gündüz hava sıcak olduğundan deniz kenarında dışarıda yapıyoruz kahvaltıyı,yani herkes dışarıda olduğundan bende esmese de dışarıda masada oturdum.

Öğlen eve gelip gece yemekli misafir için - mantar çorba,dalyan köfte,pilav,zeytinyağlı bakla,yoğurtlu kızartma,peynirli börek,lokumlu milföy,meyveli jöle menülü bir hazırlık yaptım,akşam yemek 19.30 dedim diye Uzunbey çok geç buldu :) ama her şey önceden hazırlanmıştı,bütün gece rahat ettik.

Pazar sabahı yine o haftanın önemli etkinliği için kahvaltıya davetliydik ki o sabah artık kırıklık hastalığa dönüp,yüzüm gözüm soğuk algınlığı belirtilerini taşıyıp, gece öksürüğü yüzünden uyuyamamıştım.Sahil boyunda, deniz kenarında ama bu sefer iç kısımda oturduğumuzdan allahtan üşümedim.

Pazar öğleden sonra doğru deniz kıyısına gidip Ares'i gezdirdik biraz.Hava güzel,esinti yoktu ama ben bir saat zor dayandım ve eve gidip kendimi yatağa attım.Öksürük,hapşırık derken biraz dinlenmeye çalıştım.Öksürüğünde nöbet şeklinde ve oldukça sesli olduğunu da yazmam gerekli.Kriz gibi.Hala da sırtım dik şekilde geceleri yatıyorum, yoksa öksürmekten uyuyamıyorum. Bu aralar tek üzüntüm geçen pazartesi gelen Çağıl'ın hasta bir anneyle tatilini geçiriyor olması.Yine de geç vakte kadar oturup,dizi seyrediyoruz,muhabbet ediyoruz,kahve -likör içiyoruz, keyif yapmaya çalışıyoruz :)


Bu gece aslında Fevzi ve Zeynep bize yemeğe geleceklerdi ama planlar değişti,dışarıda buluşup beraber bir kutlama yapacağız :) 

Bu fotoğraflar ne diyenleriniz için, bu eve taşındığımdan beri giriş katın camlarında bulunan kaktüsleri düzenlemeye çalışıyorum.Bu yüzden bazılarını kaldırmaya ,başka yere almaya karar verdim.Bir kısmı hala tepsilerde yerleştirilmeyi bekliyor.

Saksıdakiler..
Çiçek açacak..



kokteyl
Echeveria  'dan iki yaprak düşmüştü, bende onları çoğalsın diye başka saksıya aldım.İyi gidiyorlar.

Bunlar  öyle bir bitki ki taşta bile yetişiyor.

Yetiştiği yer burası..

Bir saksı böyle hazır geldi bir arkadaşımızdan..
Boğaziçinden Letonya tatil köyü.

Dışarıdan süt aldığımda evde yoğurt yapıyorum, tek kötü tarafı çok çabuk bitiriyoruz. 

Yemek hazırlığında Dalyan Köfte yapımı...
Lokumlu milföy.
Bu da eşimin benim için çizdiği avatar :)) Yanımdaki Fevzi. Biz yoga yaparken.
Uzunbey kendisini de çizmiş. Bir sürü macera hazırlayıp ikimiz için günlerce facebookta paylaştı. En sonunda ben rica ettim kaldırması için. Bir sürü hayranımız olmuş. Devam ederse fenomen olmaktan korktum :))
Millet yolda görüp bugün ne yapıyorsunuz diye soruyordu..  Avatarımın çok benzediğini söylediler birde..  :)
Kahve resmi Koca Çalış Escape cafeden. Pazar gününden. Bu blog için.. :))

Bu gece Kayaköydeyiz..Birazdan giyinip çıkacağız.Bu haftasonu gezimiz ise Isparta -Davraz Kayak merkezi. Kalabalık bir grup gezmeye gideceğiz- kısmetse.. Bu ara bahçe yazıları yazasım var... :) Yazarım bir ara.

Pazar, Kasım 10, 2013

Aşk tüm zamanların içinden geçer...

Yine bir 10 kasım ve Ankara'ya selam olsun bu yazı..
Bu resmi çok seviyorum.Karanlıklar içinden parladığı için olabilir mi..? Evet... Ne yaparlarsa yapsınlar hep böyle parlıyor.Ne olursa olsun hep haklı ve kim olursa olsun onu geçecek ne kapasitesi ne de kalitesi  mevcut. Ancak yasaklarla ve başkalarına  haksızlık ederek bunu yapabiliyorlar.
Hayatın en büyük gerçeği işte burada yatıyor.İster kabul etsinler ister etmesinler.Gerçek bu sevgide... :)

Pazar, Ekim 20, 2013

Perşembe, Nisan 04, 2013

Aklıma bile gelmiyorsun artık.. O kadar kalbimdesin ki.*

Her gün yazmak isteyip yazamayan kaç kişiyiz..? Nereden başlasam ,nasıl yazsam ,böyle yazmaya yazmaya konuları da unutuyorum ve değinmeden geçiyorum çoğu zaman.İşlerden yazamıyorum,kafam dolu olunca kelimeler çıkmıyor zihnimden.3 gündür yazı yazacağım.
Bağdat Cafe 'den başlayalım.Uzun süredir okuyorum bloğu,ara ara yorumda yazarım destek olmak için, çünkü haklı olduğuna inanıyorum,bunu yüz yüze tanışmadan da anlayabiliyorum zaten, yıllardır bloğu okuyorum.Hoş aramızda tanıyanlarda var.Önce Tastoli Özlem aradı.Bir şeyler yapalım,mesela Ayşe Arman'a yazalım diye ,yazdık,hatta mail attık,bloglarda yazıda yazdık, faceten ulaşmaya çalıştık Ayşe Arman'a, Twitter'a yazdık,link verdik, insan bir cevap verir,olumsuzda olsa.Bu kadar insan ki -sayımız giderek çoğaldı- sana ulaşmaya çalışıyor. Herkes o yazarsa dikkat çekeceğini düşünüyor, bende ,ama İrem Hanım'da  bir kadın (Bağdat Cafe) ve en azından bir cevabı hak ediyor diye düşünüyorum. Hayalkırıklığımı anlatmam kelimelerle mümkün değil, en azından durum ne diye ona ulaşmasını beklemiştim.Çok mu insan odaklı düşünüyorum acaba.. ? Bir anne ve gazeteci bir kadının en azından ona ulaşmasını beklemekle..Bir insanın hayatında  daha önemli ne olabilir ki çocuğundan başka..? İlla bunu anlamak için insanın başına mı gelmesi gerekiyor..? Aynı soruyu sayıları bilmem kaçbinleri bulan blog dünyası için de sormalı mı..? 

Tanya bloğundan paylaştı,tvit attı, mail attı, başka arkadaşlarımızı da organize etti  ama demek ki yeterli değil, bu yüzden Ayşe Arman 'ın kendi katkılarıyla yapılan ! facebook sayfasına (öyle yazıyor),  bloğun adresini linklesek mi diyorum.Hani aranızda  bunu yapmak isteyenler varsa... İrem Hanımdan da cevap bekliyorum, facebook sayfası açıp bizimle paylaşması için.Sayfa açılınca sizinle de paylaşırım,biz şimdilik hala Ayşe Arman'a ulaşmaya çalışalım bakalım ve lütfen yazılarında şimdiye kadar  paylaşmayanlar hiç değilse yazılarında link verip konuyu gözden uzak tutmamaya çalışsınlar.Desteğini esirgemeyen arkadaşlara teşekkür ederim.

Kaya kilimi- bir mavikuş arkadaşımın evine ziyarete gittik, kaktüste onun evinden.


Keçi Kitabevinde kitap atölyemiz devam ediyor..Bu hafta "Hasan Ali Toptaş" incelediğimiz yazardı.Biz onbeş günde bir toplanıyoruz, yerli ya da yabancı bir yazar seçip onun herhangi bir kitabını okuyoruz, buluştuğumuzda da kitapları,yazım şekli,tarzı,eserleri, sevdiğimiz ve sevmediğimiz yönlerini konuşup,yazarın kitaplarını  irdeliyoruz.
İşçi partisi imza kampanyası yapmış, imza verdik destek için.
Bu kaktüsü çok seviyorum,Ziraat bankası önünde,bu sefer sakin olunca fotoğrafını çektim.Daha önceki halini facebooktaki kaktüs grubumda  paylaşmıştım.Her sene çekip izlemeye çalışıyorum ne kadar büyüdüğünü.. :)
Aşağıda grubun ilk sergisinin afişi yer alıyor,gitmek isterdim ama o tarihte benimde gezim var, Şirince - Efes Gezisi yapıyoruz,bir gece konaklamalı.Bu yüzden bu ay hiç bir yere kımıldayamıyorum.8 nisanda Silivri 'de dahil.


Ares'le gittiğimiz geçen haftaki pazar kahvaltımızdan...O kahvaltı üstüne son pazar biz birde gezi yaptık Xanthos'a.Yani iki haftadır yazı yazacağım demek bu.
Yanıklar da Kargı çayı kenarında "huzur sofrası" diye kahvaltı yeri. Her şey doğal ve güzeldi, ara ara gidiyoruz, her gittiğimizde daha iyi buluyoruz. Birde küçük köpeklerini bağlasalar daha çok gideceğim de onlar bağlayana kadar stres yaşıyorum doğal olarak. Ares bir şey yapmıyor ama köpek bize hiç rahat vermiyor.Birde şöyle bir tehlike var ki ben sinirlenirsem o da sinirleniyor,ben hem sakin gözüküp,hem de şimdi Ares'i ısıracak diye endişelenince doğal olarak stres yaşıyorum.Mekan sahipleri köpek besliyorsa gündüz ya köpekli misafirlere uyum sağlamayı öğretmeli köpeğine,öğretemiyorsa da bağlamalı.Gece açsın, dolaşsın köpek.Birde kötü tecrübe yaşadığım için ben köpek bağlanana kadar stres oluyorum.
Neyse sahibi bizi görünce de köpeği  bağlasa gidiyoruz, seviyoruz orayı.
Ares


huzur sofrası kahve keyfi
kuzular
Burası da Fethiyenin en organik çiftliği Pastoral Vadi.
Akdağlar yoldan bembeyaz, o resim çekildiği gün biz tişörtle geziyorduk. Sonra hava bozdu,hatta şimdi yazıyı yazarken ara ara yağmur çiseliyor,camdan yapraklar uçuşuyor.Bugün esintili bir gün.Hırkalar üzerimizde.
Bunlar kahvaltıya gittiğimiz gün öğleden sonra Ölüdeniz Belcekız plajında çekildi.
Ares sabah tatlı su,öğleden sonra tuzlu su banyosu yaptı.
Plaj sakindi ama o gün her yer çok kalabalıktı.Mangalını ,kilimini alan yeşil alanlara,deniz kenarlarına koştu. Büyükşehirlerden tek farkı bu tarz ortamlara taş çatlasa 10 dakika mesafede olmamız.

Gülce Ares'i kovaladı durdu, ona taş yedirmeye çalıştı :) Yattı ,yuvarlandı.
Ölüdeniz- Belcekız Plajı Paragliding yapanlar.
Şarap keyfi.
Ares

Fatoş'un doğum günü pastası.1 martta çok kalabalık bir organizasyonla kutladık.

Aslında Dünya Tiyatrolar Günü için çekmiştim bu resmi. Kibele Sanat evinde.27 martta yayımlayacaktım, yetiştiremedim.

Uzunbey'in dernek arkadaşı Semra Hanımla evde küçük bir toplantı yaptık, bir etkinlik için.Gitmişken etrafta çok güzel eski eşyalar görünce izin isteyip çektim.Bu müzik kutusu eski ve şu an çalışır vaziyette.
Aileden kalma fincan.
Eski radyolar.
Eski berjer ve biblolar.
Ailesi ve kendisi İzmirli.. Hatta Asansör'ün altındaki bu evlerden birinde doğmuş.


Veranda cafede bu sene tam 3 tane doğum günü kutladık.


Keçi de arada çok güzel kitap dergilerine rastlıyorum.

Arada ADD Fethiye (Atatürkçü Düşünce Derneğinde) imza gününe katıldık. Fethiyeden Şahsene Camız kitaplarını imzaladı.
Gülce'lerde kahve keyfi yaptık Zeyneple.

Vücut dili ve sağlıklı yaşam ile ilgili bilgi aldık bir eğitimciden.
Bir gün sergi gezdim, " Bizi Rahat Bırakın" Irak savaşından  yaralı kurtulan insanların , görüntülerinin fotoğraflarıyla oluşturulmuş bir sergi..Mimarlar Odası tarafından Fethiyede açılmış,ülkenin çeşitli yerlerinde sergilenmiş Irak savaşının 10.yılı nedeniyle yapılmış,savaşın insanlar üzerinde yaptığı tahribatı en ağır şekilde gösteren fotoğraflardan oluşuyor.Çok kısa bir tur attığımı tahmin edersiniz,insan bakmaya zorlanıyor ama savaş çıkaranlar utanmıyor.
Biz bu hafta sonunda çok güzel bir gün geçirdik,Xanthos-Patara turumuzu yaptık.Bol bol resim çektim,ayrıca paylaşacağım.

Kayaköy İlköğretim Okulunun Kütüphanesi için kermes yaptık.
Oldukça büyük bir kermesti,çok yorulduk ama değdi.
seramikler

Hanife'nin standı.



Rana'nın taşları.

Fethiye'den hediyelik z.yağ sabunları.

Önlükler.

Kermes Kaya ilköğretim okulunun kütüphanesi için yapıldı.


Kabuklu Fasulye yöresel Fethiye yemeği,kermese yaptık,herkes severek yedi.Aşure ve keşkek de vardı.
Fatoş kermeste benim gibi görevliydi.(Bloğu okuyor,eğer istemezse resmi kaldırabilirim :)) Burcu aradı neden yazmıyorsun diye.. Zaman bulamıyorum dedim.Böyle zamanlarda sevdiklerimi de az arıyorum.Bir kere zaten çok özleyince arayamıyorum, konuşmak yerine gitmek istiyor canım.Sanki seslerini duyarsam  dayanamayıp kalkar giderim gibi konuşamıyorum.Eskisi gibi konuşmayı özledim.

Benim ön dişlerim seramik,geçtiğimiz hafta  sağ önlerden biri ortadan ikiye kırıldı,sanırım onbeş sene olmuş.Değişmesi gerekiyor, en sevmediğim tedavilerden biri diş tedavisi,kendimi başkalarına zor teslim ettiğimden, zor uyuştuğumdan ve dişlerim sorunlu olduğundan araştırıp duruyorum.Burada bir diş hekimim yok-tu, bulmaya çalışıyorum,moralim bozuk,geçici yapıştırmayla gezip,çıkarsa yutmamak adına ağzımın sol tarafıyla yemek yemekten gına geldi.Sanırım haftaya bir karar verip başlamam gerek.Bir ay sürermiş,gelecek günlerim biraz sıkıntılı,eve kapanıp kimseyle görüşesim yok ama aslında her gün sokakta ve etkinliklerde görevim var :)

Yarın bir terslik olmazsa kadın kollarıyla Dalamandayız.

Mavi Kuş'ta çarşambaları görev aldım bu ara,başkan trafik kazası geçirdi,hepimiz kriz yönetiminde ekibi daha çok desteklemek adına daha fazla sorumluluk aldık.Zaten dışarıdan elimden geldiğince çalışıyordum,şimdi çarşambaları nöbet tutup,dernekte çalışacağım elimden geldiğince.Bugün 2. el pazarı vardı,haftaya başlayacağım kısmetse...

8 nisanda herkes Silivri de, ben buradayım  :(


*başlık: Cemal Süreya

Bunu koymazsam olmaz,facete gördüm çok hoştu,Ankaranın çok konuşup etrafa laf yetiştiren başkanı için yapmışlar :)) Uzayla yarışıyorlar onlar canım...  :))




Yalan Dünya daki yeni tiplemeye  de bayıldım..tık


 O karakteri doktorlara konuşturmuşlar, bu hafta face'teydi...



Ne çektin be doktorum 

Sabahlara kadar ders çalışırdın biz sokakta top oynarken. Sonra tıbbı kazandın. Biz flört ederken sen yine sabahlara kadar ders çalıştın. Sonra biz işimizi kurduk, ev araba aldık, evlenip çoluğa çocuğa karıştık, sen hala mecburi hizmetlerdeyin, nöbetlerdeydin, TUS çalıştın. Şimdide aldığın çekirdek parasında herkesin gözü var, dövüp sövüyorlar, öldürüyorlar ...
değermiydi bee ....
Akıtacan tabi elemini, kederini ... N'apçan ... ?
Çok daha kötü şartlarda yaşamak için bu kadar didinmeye, fedakarlığa değermiydi ?
Çok yıprattın kendini bee ... Ama kıymetini kim biliyor?
14 Martta bile dövüyorlar sizi ...
Yürüyün tabi, yürüye yürüye yollar aşınmaz ...
Ne çektin bee ...!