Cumartesi, Nisan 14, 2007

3X3 sobesi..


Çenebaz ve Gazel Vakti tarafından sobelendim..3 yemek tarifi, bunların fotoğraflarını ve her yemek tarifiyle 3 kişiyi sobelememi istemişler..


Önce sorular ve Cevapları..
1.1 Daha önce yaşadığınız 3 şehir

Kırklareli/Demirköy(Demirköy bu arada köy değil çok ufak bir kasabadır.) : 10 yaşına kadar yaşadığım yer..İleride köy köy gezip bir kitap yazmak istiyorum..Aslında sadece Kırklareli değil Trakya kitabı yazmak istiyorum :))

İstanbul: Hayatımın 20 yılını geçirdiğim şehir..

Muğla/Fethiye: 2000 kasımından beri yaşadığım yer.

1.2 Tatil için gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediğiniz 3 yer :

Fethiye' yi öneriyorum öncelikle..Hergün yeni bir yerini keşfediyorum..
Daha önce Çağıl küçükken yaptığımız Ege turu..
Sizlere önerim şehir şehir gezmeniz değilde kültür gezileri yapmanız..Mesela Likya turu.Mesela Mavi yolculuk..Kendinize bir konu belirleyin ve onun etrafında yol alın derim..Çok başka bir dünya keşfedeceksiniz..



1.3 Yaşamak istediğiniz (görmediğiniz olur) 3 şehir :

İstanbul ve Fethiye bazen de Burcuyu çok özlediğimde Çanakkale :))
Keşke her 3 şehirde istediğim zaman olsam..Gidip gelsem, uçsam..Bazen Demirköy..Bazen Lüleburgaz..Mesela çok özlediğim şimdi kaybettiğim Anneannemle Dedemi ziyaret etsem..Gitsem şöyle bir gezinsem ve gelsem.Ruhuma nasıl iyi gelir anlatamam.

2.1 Şu an ki mesleğiniz nedir?
Şimdi ben böyle bir soruya hemen cevap verirmiyim sence Çenebaz ? :))
Zaten her şekilde deşifre olmuşum birde mesleğimi yazarsam aynen beni elinle koymuş gibi bulursun Fethiye' de..Yok saklanıyor değilim ama işimi çok seviyorum, severek yapıyorum..Genelde tahmin edemediğiniz bir mesleğim var:) msn' de söylediğimde şaşırıyorlar blogçu arkadaşlar çünkü çaktırmıyorum ..



2.2 Dünyaya yeniden gelseydiniz , hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Yine kendi işimi yapmak isterdim..Lisedeyken de bu işi yapmak istiyordum ben :))


2.3 Kesinlikle ben yapamazdım dediğiniz meslek nedir?

Ben kesinlikle soğukta açıkhava da çalışılan bir işi yapamazdım..Oto tamircisi gibi ya da kötü kokularla ilgili bir işte çalışamazdım :))Ya da paraşütçü olamazdım , hatta kayakçı..Benin olamayacağım bir sürü meslek var aslında.

3.1 Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri

"İnsan kendi şansını kendi yaratır" ben çok söylerim ama sanırım benden çok önce yine ünlü biri söylemiş sonradan keşfettim..




3.2 Bir kitaptan alınan çok sevdiğiniz bir cümle veya paragraf veya bölüm

"Vicdani kararları aklın denetiminde olmayan her eylem

binicisini düşürmüş at gibidir.."

Hugo'nun Sefiller'indeki Semplisa ana' dan...

....

Mesele esir düşmekte değil ,
Teslim olmamakta tüm mesele.

N.Hikmet


3.3 Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası:

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi
uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde,
dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE,
bu hasret bizim...

NAZIM HİKMET

...

SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin

ATTİLA İLHAN

Yemek tariflerini yapamadan tatlılara geçiyorum .. Hülya , Kuzine ,Kiraz dalı ' nı sobeliyorum..Biraz daha bu yazıyı yazmayı ertelersem zaten bir daha yazabileceğimi sanmıyorum.

Resim : Mümtaz Yener -Mevleviler-1998


Not: Kapadokyayı unutmuşum..Ben oraya gitmeyi çok istiyorum..Hatta Uzunbey' le ve Çağıl'la orada bir butik otelde kaçamak tatil yapmayı istiyorum :))

Dünya' nın her yerine gitmek istiyorum ama uçak korkum var çok uzak yerlere gidemem :) -Amerika' da San Fransisco mesela..Çok isterim görmek..

Bağbozumu turlarıyla özellikle İtalya ve Fransaya gitmek isterim..

Gezmeyi çok sevdiğim için emekliliğe kalmadan gezmek istiyorum ama çok çalışmak zorunda olduğum bir işim var..İkisini birden nasıl yapacağım bilmiyorum.

Cuma, Nisan 13, 2007



Dün ve ondan önceki gün bizim müşterimiz olan buranın büyük bir avize firmasındaydık..Karşılıklı iş yaptığımızdan alacağımız üzre ondan evin ışıklandırmalarının büyük bir kısmını aldık..Uzunbeyle zevklerimiz hiç uymaz..Nedense bu sefer çokta karıştı..
Yatak odasına şöyle şangırtılı boncuklu şeyler alacaktım ama o beğendiklerini aldırttı..Bende bahçeye benim istediğim gibi ferforjelere uygun lambalar aldırdım..Yoksa demirler siyah lambalar metal renkli ve modern havada olacaktı..Oysa bahçe kapısında da siyah lambalar var..Aynı model şart değil ama tam bahçe kapısının yanındaki ilk ev bizim olduğundan bütünlük devam etsin istedim..


Biraz o biraz ben karıştık ve dükkanda ne kadar kalite mal varsa topladım..Çok bariz güzel camlar vardı.Çok beğendim ..Gerçekten de evde güzel durdular..Alışveriş yaparken geri kalanları zaten değiştirmeyeceğim için (sadece 2 oda,onları şişhaneden evlenirken almıştık ve çok severim kıyamadım kullandım.) sonuçta hepsini halletmiş olduk..İki gündür Uzunbey onları takmakla meşgul..(Cimrilikten değil arkadaşlar, evle ilgilenirken dinleniyoruz ve zevkle çalışıyoruz-Hem burada bazı ustalar çıldırtıcı derecede beceriksizler,çağırdığınıza çağıracağınıza uyuz oluyorsunuz..)Bu ara yoğunluğumuz arttığından evle ilgilenmediğim gibi yemek olayı da geç geldiğimizden geç yeniyor.Yarın ekoturizm derneğimizin toplantısı yoksa ev işi yapacağım..Kısmetse :)



Bugün Ankara' ya bende gitmek isterdim..Bilet kalmamış hiçbir yerde diyorlar..Gerçi ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) otobüs kaldırıyor ama işlerden kıpırdayamıyoruz ki! Mailler geliyor yürüyüşe katılmayanlar bayrak asalım diye..İşyerine astım,akşam da eve asacağım..

Sabahleyin giyindim ,süslendim,fondöten bile sürdüm(önemli bir randevum vardı da) genelde sürmüyorum burada oysa İstanbulda her gün sürerdim..Sonra kahvaltıya köylü pazarına gittik Uzunbey'le..Pazarın en asortik gözleme yiyen müşterisi bendim ama gözlemenin yanında kırmızı sulu lahana turşusu bile yedim ..Çayda içtim..Bu arada bir yabancı turist eşiyle beraber gözleme yapan ve yiyenleri çekti kameraya..Tabii bizi de :)) Meşhur oldum yine yaban ellerde..

Bugün yoğunuz ..Ben bloğa yazı yazıyorum ama bir sürü randevum var..Zaten başım ağrıyordu daha uyandığımda..Genelde pek ağrım sızım olmaz benim..Şu hafta bitsin her gün yürüyüş yapacağım artık..Yoksa beni yazın şişman turist zannediyorlar :))



Resim: google sağolsun bir de www.flickr.com

Çarşamba, Nisan 11, 2007


Bir bahçe ya da balkon için gülden güzel bir çiçek düşünemiyorum..Ne ekerseniz ekin eğer bahçeye ya da balkona gül dikiyorsanız kendine has havasını mutlaka görüyorsunuz..
Eğer yeriniz varsa balkona mümkünse sarmaşık güllerden dikebilirsiniz :)

Ceylan sardunya.. Eflatun ve pembe renklerini gördüğüm bu sardunya çeşidi devamlı çiçek açıyor ve güneş seviyor..Her evde olması gerekenlerden..Saksı ya da bahçe de kullanabilirsiniz..Çelikten ürediği için her yerden getirip dikebilirsiniz.



Sardunya..Çiçeklerin prensesi gülse bana göre kraliçesi de sardunyadır..Beyazdan başlayan renkleriyle,katmerli ya da katmersiz her çeşit sardunyayı dikebilirsiniz..Değişik renkleri ve çeşitleri bol olduğu için sadece sardunya bile dikseniz balkonunuzun havası değişecektir.


Manolya, bana İstanbulu hatırlatan bitkilerden biri olduğu için çok severdim eve ilk aldığım ağaçlardandır.Bahçe kapısının yanına diktiğim fide sanırım tuttu..Gün geçtikçe güzelleşiyor..Tek kötü tarafı çiçeklerine dokunduğunuzda solması..Onun için adı sık sık aşk şarkılarında geçer , narin bir çiçektir ama çok güzel kokar :)


İpek Çiçeği, işte size baharda ve yazın açacak ama tohumunu döktüğü için gelecek sene hiç uğraşmadan kendisi çıkacak güzel bir saksı ya da balkon çiçeği..Böyle resimde kocaman gözüktüğüne bakmayın narin küçük çiçeklerdir..Değişik renklerde olduğundan saksıda çok hoş durur..Tohumu alıp saksılara ekilir.




Mavi yasemin, kokusu yoktur ama çiçekleri çok güzel durur..Büyük bir saksıda balkonda olabilir..Büyüttüğünüzde bahçede ağaç olarak yetiştirebilirsiniz..







Acem Borusu, işte çok güzel saran ve çiçekleri olan bir sarmaşık..Yalnız çok çiçek döker..Oturduğunuz bir mekanda devamlı süpürmek zorunda kalırsınız..Mümkünse oturma gruplarının üstünde kullanmayın derim.Bende balkona sarılı, hatta 2. kata çıkmış vaziyette..Çiçeklerini açmasını bekliyorum öyle fotoğraflayacağım :))








Mor salkım benim ancak şimdiki evimde sahip olabildiğim maviyi çok sevdiğim için hep özendiğim bir sarmaşık..Balkonlarda ve bahçede her yerde kullanabilirsiniz.Ben yola bakan duvar tellerinde örtücü olarak kullanmayı tercih ettim..Balkonda da olabilir..Hafifte duvara sardırırsanız dışarıdan görüntüsü çok güzel oluyor :)





Cezayir Menekşesi, yine mavi çiçekli bir bitki..Benim eski bahçemde vardı ama balkonda da olabilir..İstediğiniz gibi budayabilirsiniz..Orta uzunlukta büyüyor ama bildiğim kadarıyla sarmaşık değil.









Çarkı Felek, bu sarmaşık bence modern tarzda bahçelere çok yakışan yaprakları ve çiçekleri dökülmeyen, balkon dahil her yerde kullanabileceğiniz kibar bir bitki..Yine geçmiş bahçemde vardı, bu eve bir yer bulursam dikmek istediğim çiçeklerden biri.









Beyaz Yasemin, güzel kokan ve narin bulduğum bir sarmaşık..Her yerde kullanılabilir..Çiçek açtığında özellikle akşam üstleri pencereleri açıp yatmak lazım..Bir de ben genelde çiçeklerini toplar, su dolu bir kaba bırakırım ki odanın içini de kokutsun..










Çiçek yetiştirmesini beceremiyorum diyen herkese önerim eve kaktüs almasını..Çok az su ve bol günışığı alan her yerde böyle güzel kaktüsleriniz olabilir..Hatta senede bir gün çiçek açabilir..Benim ilk kaktüsüm kaynanadiliydi.








Kasımpatı, her mevsim yeşil çiçekler istiyorsanız balkonda mutlaka öneriyorum..Çiçekte açar ve bir sürü rengi vardır..Benim İstanbulda uzun süre balkon çiçeklerim hep kasımpatılar olmuştur..Özellikle sonbaharda mevsim hüzne dönerken onlar çiçek açar ve onlara bakıp sıcak yaz günlerini hatırlarsınız :))







Kıbrıs Akasyası, kocaman ağaç oldukları için ancak bahçede yararlanabileceğiniz bu ağaçlar çok su sever, baharda açtıkları sarı çiçeklerle müthiş görüntüleri olur..Bu bahçemde var nasıl büyüdüğünü hep beraber görürüz artık.








Gülleri yukarıda yazdım..Bahçe de ya da balkonda olursa hatta tek bir çiçek koyayım diyorsanız sarmaşık gül alın derim.









İşte kışın ve baharda açacak çiçeklerden sümbül..Ekim,kasım gibi dikerseniz baharda müthiş sümbülleriniz olur..Ben bilgisayar yanında tek bir kök ekilmiş küçük masa üstü aksesuarı olarakta çok beğeniyorum..Çalışan arkadaşlara hatırlatayım..









Nergis, bahçe ya da balkon için kullanabileceğiniz çiçeklerden..Ben bahçenin bir köşesine yol boyunca diktim çünkü kendileri yayılabiliyor..Açtıklarında çok güzel oluyorlar :)










Begonyalar, saksı için ideal bence..Bu bahçemde yok..Hatta evde de..Hemen gidip alacağım :)










Gazanya, ister bahçe ister balkon için yaz kış yeşil tavsiye ediyorum özellikle..Bir kaç rengi var ve yayılıyorlar..










Kadife Çiçeği, sevdiğim ve beğendiğim balkon ve bahçe çiçeklerinden..









Hüsnü Yusuf, yazlık aslında ama görüntüsü bana nedense eski şeyleri hatırlattığı için sevdiğimi farkettim..Genelde çok yazlık çiçek sevmiyorum ben.Daha çok kalıcı bitkileri seviyorum..Yine de aslanağzı ve adını bilmediğim bir çiçekten tohumlardan fide ürettik ve saksılara diktik.Yazdıklarım kadar yazmadığım ve resmini koymadığım daha bir sürü çiçek için sanırım ikinci bir bahçe çiçekleri yazısı yazmak gerekecek..





Enne, bunlar benim severek kullandığım, baktığım çiçeklerden bir kısmı..Özet olarak senin için şöyle söyleyebilirim..Balkonun içinde saksılara koyacağın için bir metreye kadar olan yükseklikte çiçekler zaten rüzgardan zarar görmeyeceklerdir..Eğer seviyorsan mutlaka sardunya, begonya, kasımpatı gibi çiçekler, balkona bakan bir penceren varsa ona da sarmaşık gül ya da beğendiğin başka bir sarmaşık sardır derim..İnsanlar sarmaşığı pek sevmiyorlar ama budamak ve istediğin boyda tutmak senin elinde diye hatırlatıyorum..Mümkünde balkona raf yapabilirsin ya da askıda saksı da asabilirsin yer kazanmak için..Eğer camın önüne kaktüs saksıları koyarsan da hoş durabilir..Büyük bir saksıda erguvan, gül ya da kapalı bir balkonda limon yetiştirebilirsin..Maydanoz ve dereotu, tere gibi yeşilliklere de yer verebilirsin..Hem de her gün taze kullanmış olursun..Seramik saksılarda fesleğen yetiştirebilirsin görüntüsü ve kokusu bana çocukluğumu hatırlatır..Umarım bir miktar karar vermene yardımcı olmuşumdur..Sadece sevdiğin çiçekleri yetiştirmeni öneriyorum sana..Çünkü daha keyif alıyorsun..Yani bir tane çiçeğin olsun sevdiğin olsun :)

Resimler: www.humeyraozdamar.net
www.agaclar.net
www.bahcevan.com sitelerinden alınmıştır..

Salı, Nisan 10, 2007


FOTOĞRAFCILAR ÖLÜDENİZ’DE BULUŞUYOR

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşayan 120 kisiye yakın fotoğrafçı 21-22-23 Nisan tarihlerinde Ölüdeniz’de bir araya gelecekler. Fotoğrafın günümüzdeki durumu, yeni gelişmeler, sanat, haber ve belge değerleri tartışılacak, çevre gezileri düzenlenecek.
Ölüdeniz Fotoğrafçılar Buluşmasının ilkinde çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. İki fotograf sergisi açılacak, üç saydam gösterisi yapılacak, iki konferans verilecek ve dokuz atölye çalışması gerçekleştirilecek. Atölye çalışmalarına katılım için önceden başvuru gerekiyor. Diğer etkinlikler ise serbest katılıma açık olacak.
Ölüdeniz Fotoğrafçılar Buluşması’nın amacı şöyle belirlendi: Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde amatör ve profesyonel olarak çalışan fotoğrafçılara Ölüdeniz’de bir kamp olanağı sunarak buluşturmak. Deneyimli fotoğrafçılarla gençlerin tanışmasını sağlamak. Atölye çalışmaları, söyleşiler ve gösteriler düzenleyerek deneyleri paylaşmak. Çevreye yapılacak gezilerle bölgeyi fotoğrafçılara tanıtmak.
Bu ilk buluşmanın ülkemizde fotoğrafın ve fotoğrafçıların olanakları, koşulları ve sorunları konusunda bir fikir alışverişi, deney paylaşımı ve dertleşme ortamı sağlaması, sohbetlerle zenginleşmesi bekleniyor. Buluşmanın son oturumunda gelecek yıl ele alınacak konu başlıkları ve yapılacak etkinlikler kararlaştırılacak.

Bu yıl gerçekleştirilecek dokuz atölye iki gün boyunca dört saatlik çalışma yürütecek. Atölyelerin konu başlıkları ve yürütücüleri şöyle belirlendi:

Görüntü işleme (Photoshop)-Abdurrahman Aksoy
Arkeoloji ve fotoğraf-Ali çıtak
Dijital fotografide son gelişmeler-Emre İkizler
Makro fotografi-Hasan Yelken
Görüntü işleme Photoshop-Mustafa Ertekin
Projelendirme (konu) çalışması-Ömer Yağlıdere
Belgesel Fotografide Geniş Açı Kullanımı-Reha BİLİR
Doğa fotoğrafçılığı-Tarık Yurtgezer
Çocuk fotoğrafları-Gülnaz Çolak
Fotoğrafın dilleri ve Fotoröportaj-Özcan Yurdalan
Siyah Beyaz fotografi-Hafize kaynarca

Üç gün sürecek etkinlikler sırasında 120 fotoğrafçının katılacağı karma fotoğraf sergisi açılacak. Özcan Yurdalan Türkiye’de fotoğraf ve fotoğrafçılık konulu bir konuşma yapacak. Orhan Okutan, Mutlu Ekiz, Faruk Akbaş, Gülnaz Çolak ve Nar Photos saydam gösterileri yapacak.




20 Nisan Cuma ilk gelen grupla ölüdeniz manzarası eşliğinde basın fotoğrafları çekilecek

21 nisan Cumartesi
10.00 11.00 çay/kek, tanisma ve giriş konuşması (Özcan Yurdalan) - fotograf teslimi
11.00 - 13.30 Atölye çalışmaları
13.30 - 14.30 Öğle yemeği
14.30 15.00 Basın ve serginin açılışı Ölüdeniz belediye başkanının konuşması
15.00- 18.30 Belde tanıtım turu - Faralya köyü
18.30-19.30 Serbest zaman
19.30-21.30 Akşam yemeği
21.30 21.40 Ümit Yılmaz konuşması
21.45-22.30 Ölüdeniz-Fethiye fotoğraf gösterileri;

22 Nisan Pazar
08.00-09.00 Kahvaltı
09.30-12.30 Atölye çalışması
13.00-14.00 Öğle Yemeği
14.00-18.30 Kayaköy Ölüdeniz fotoğraf yürüyüşü
18.30-19.30 Serbest zaman
19.30-21.30 Yemek
21.30-22.30 Söyleşi: Türkiye'de Fotoğraf ve Fotoğrafçılık (Özcan Yurdalan)
22.30-23.30 Dia gösterileri (23 Nisan özel ve Nar fotoğraf ajansı)

23 Nisan Pazartesi
08.00-09.00 Kahvaltı
10.00-13.00 23 Nisan programına katılım
14.00- 15.00 Yemek ve ayrılış

Pazartesi, Nisan 09, 2007


Meşhur sandığım..Ne güzel oldu işte..İçine gömdük çiçekleri oturup çay içiyorum yanında.Çağıl dalga geçiyor sandığı çalmasınlar akşama diye :)


Çam ağacının altı şimdi daha güzel, daha şemsiye zamanı gelmedi ama şemsiye de açınca yazın keyfini çıkarmak daha iyi olacak..Burası sadece bana ait olan evin sokakla arasındaki bahçe..İstanbullu komşum burası bizim bahçeden daha hoş olmuş şimdi dedi.. Toprak işte bir parçası bile insana mutluluk veriyor :))


Salonun mutfağa yakın olan penceresi..Her pencerede zaten sakız sardunyalarım var her rengi olmazsa olmaz..Beyazım yoktu onu da karşı komşudan aldım :)) Gören daha doymadın mı çiçek ekmeye dedi :))



Evin bahçe kapısı..Hani boyadığımız.Öndeki motorda evin kolay bulunmasını sağlıyor..Hatta sitenin iki kapısı var motorlu olan diye tarif ediyorum..

Son resim evin kapısını ve mutfak camının olduğu tarafı gösteriyor..Saksı beğendiğim ve zor bulduğum saksı..Burada extra şeyleri bulmak zor..Camın altında sarmaşık pembe gül ekili..Yanında zaten eskiden ekili olan güllerden var..Şimdi güllerin açma zamanı..

Sık sık ev ve bahçe hakkında yazmamın sebebi işlerle ilgili şeyler yazmak istememem..O kadar yoğun yaşıyoruz ki kalkıp bir de işleri yazarsam iyice bunalacağım..Bizim yoğunluğumuz yaza doğru iyice artar, müşteriler uyuzlaşır..Bütün kış genel giderlere harcayacak kadar para kazanan işyeri sahipleri sezon başlarında sinirli olur, bu da bize yansır..Çoğunlukla kışın işler sakin olduğundan işlerin yapılması da bir sakinlik içinde olur.Nasıl ki bahar gelir herkes her işin hemen yapılmasını ister..Kendisi geciktirse bile bizden hızlı olmamızı ister..

Dün mesela pazardı ve çalışmıyorduk..Yaptığımız bir iş için müşterimiz kargodan bizim adımıza gelen malı almak için sabahın dokuzunda aradı..Hadi dün doğumgünü partisi için erken kalkmıştık ama tatil günü cepten ve evden aramanın bedeli acaba yaptığımız işin değerimidir ki? Uzunbey evde yok, cebi bırakmış gitmiş alışverişe.Neyse ki erken kalkmışım ama yoğunluktan sinir bir haldeyim..İşi görülür, teslimatı alması sağlanır müşterinin yarım saat geçmez yine aranırsınız hatalar için..İyi de bugün pazar bu işle ilgili çalışan arkadaşım da tatilde..

Pazartesiden önce yapabileceğimiz bir şey yok..Olsun iş sahibi nasıl huzursuz edilir dersimiz devam ediyor..Yarım saat sonra tekrar aranır..Birşeyler söylenir..Artık doğumgünü partisi için keyif kalmadan hazırlıklara devam edilir..Bütün gün kafada 4 kere değişen istekler yüzünden yapılan yanlışın nereden kaynaklandığı düşünülür..Hatta diğer sorumlu arkadaşla da parti sebebi ile görüşüldüğünden o gece iki uykusu kaçmış insan pazartesiyi zor eder..Sinir katsayısı iyice artar ve pazartesi sabahı dokuza çeyrek kala tekrar aranırsınız..

Büroda iseniz geliyordur müşteriniz..İyi de kaç gün beraber çalıştık - 10 gün falan- bizim 9.30 dan önce büroya gitmediğimizi biliyor hatta 9.30 da büro açılıyor..Sinir olan eş işe kadar sakinleşmesi için teskin edilir ama müşterinin gelmesiyle ortalık karışır..Müşteri hala bizi suçlar..İşte böyle zamanlarda iyi niyetle yaptığımız bir sürü değişikliklerden sonra hala bizi suçlamasının ardından sakin kalmaya çalışarak müşteriden kurtulunmaya bakılır :))
Önerdiğim davranış her iki tarafın yoğun çalıştığı işlerden sonra değişikliğin çok yapılmaması ve yapılan iyi niyetli davranışların göz ardı edilmemesi..

İşte bu ve buna benzer sebeplerle fazla iş yazmak istemiyorum..Hatta burası küçük bir yer olduğu için fazla ayrıntı bile yazmak istemiyorum ama yazıp rahatladığım ya da konuşmak istediğim konular onun için hep farklı oluyor.

Pazar, Nisan 08, 2007


Dün Uzunbeyin yaşgünüydü ya..Gündüz o işe gitti bende evde kalıp biraz iş yaptım..Zaten o da saat 3 e doğru geldi..Bugünkü organizasyonumuz için alışveriş yaptık..Akşamda pasta kesip akşamüstünü yine bahçede geçirdik.

Biz bugün işimizin altıncı yaşını kutladık..Aslında dün hem Uzunbeyin hem de işimizin doğumgünüydü..Bizde ilk defa çalışanlarımızla hem de bize bu güne kadar destek olanları toplayıp mangal partisi yaptık, kocaman bir pasta kestik ve yaklaşık 30 kişi çok eğlendik.


Bu resim geçen hafta pazar gününden..Çalışa gitmiştik birşeyler içmeye ve havanın güzelliği karşısında turistlerin keyfini görüntüleyim dedim..




Burası Yanıklar Karaot.Buraya yakında yat çekek yeri yapılacak ve bu el değmemiş kıyılar sintine atıklarıyla dolacak..Ne yazık ki karar çıktı ve yapacak bir şey yok.Çok yakında bununla ilgili sizlere sık sık bilgiler vereceğim.





Uzunbey'in pastası.Tadı görüntüsünden daha iyiydi :)

Cumartesi, Nisan 07, 2007

7 NİSAN 1970 İSTANBUL ...


O benim her zaman sığındığım limanım..Her konuda beni sakinleştiren, geçen zamanla birbirimize benzediğimiz, bazen aşırı yaratıcı.. zor engellediğim bazen tam bir koç burcu insanı, ani karar veren..Çok çalışkan..Çok bağlı, çok duyarlı ama dışarıya belli etmeyen..Sadece istediklerine keşfettiren.
Çalışırken sınırlar çizmeyen, yönlendiricim,iş ortağım..
Bazen ölesiye çekiştiğim tek rakibim, bazen de onun hakkını yediğim sessiz komşum..
ama hala hayatı onunla paylaşmayı sevdiğim,Dünyada ki tek çocuğumun babası, benim sevgili eşim..

Doğumgünün Kutlu Olsun...


Resim: Monet

Cuma, Nisan 06, 2007


Cumartesi yağan yoğun yağmurda benim yeni girdiğim ve yeni bir oluşum içerisinde olan Ekolojik Turizm derneğinin toplantısına gittim..Yanıklarda Pastoral Vadide yapılan toplantıda oldukça kalabalıktık..İçeri girdiğimde bir sürü insanı tanıyor olmakta çok hoşuma gitti..Dernekle ilgili sohbetimiz bittikten sonra arabayla Uzunbey beni bıraktığı için arkadaşlar tarafından eve bırakıldım..Ertesi gün öyle güzel bir hava vardı ki anlatılmaz..Bizde geç kalkıp biraz keyif yaptık yatakta..Yatakodam diğer odalara göre oldukça büyük..Tam salonun üstüne geliyor..Hem de oldukça aydınlık..Bizde orayı hem çalışma odası hem de yatak odası olarak kullanıyoruz..Başucumuzda kitaplar ,önümüzde bilgisayar genelde akşam çalışmak isteyen ya da sabah bilgisayar saatleri orada geçiyor..Çağıl'ın odasında ki bilgisayar daha donanımlı bu yüzden eğer teknik bir iş varsa orayı kullanıyoruz..Ya da akşamları ikimiz birden nete girmek isteyince birimiz kaçıyoruz Çağıl'ın bilgisayarına..

Pazar günü 2. el bambu masa ve koltuk takımını satan bir ingilizin gazetede ilanı vardı :) Bende bahçeye bambu koltuk almak istediğimden telefon ettik..Hem çimlerin üstüne koyacağımız için devamlı ıslanacak olması bir takıma 600-700 ytl vermemi engelliyor :) ama masa takımı satılmış..Muhtemelen çokta yeniydi..Çünkü ingilizler buraya gelip zaten yeni aldıkları eşyaları ülkelerine giderken satıyorlar..Gerçekten de büroya gelip ,numarayı alıp satıldığını öğrenince üzüldüm yetişemediğime..280 ytl'ye bambu takımı kaçırmış oldum.Yeni bir satış takip edeceğim şimdi..Başka eşyaları da vardı ama ben sadece bambularla ilgileniyorum..

Pazartesi' den beri Uzunbeyle bahçe için bir şeyler alıp duruyoruz..Bankı boyamıştım zaten, dün şömine kapağı da boyandı..Çok güzel yuvarlak ve büyük bir saksı görmüştüm çiçek fidanlığında..Onu almaya gittik ve sadece 2 tane varmış..Sabahleyin bir ingiliz aldı dediler..Tam o sırada Uzunbey eski bir sandık buldu..Yeni gelmiş satılık..40 ytl istedi çiçekçi ben çok pahalı dedim..Dökülüyor çünkü.Pazarlıkla 25 ytl ye aldık..2 tane de istediğim saksının küçüklerinden aldık..Giderken dükkan sahibi istediğim büyük saksının bir tane eşinin satılmadığını istersem bulabileceğini söyledi..Onu da aldık..Bir koca torba toprakta aldık..Sandığı evimin hemen yanındaki çam ağacının dibine koyduk..İçini tuğla doldurduk ve üstüne toprak attık..O gün kendimize çok güzel kırmızı kadife gül bir sarmaşıkta almıştık ve sarkan yer ötücü çiçekler..Onları da sandıktan sarkıttık, sarmaşığı kapıdan çıkardığım yeşil sarmaşığın yerine diktim..Hatta bugün açmıştı bile :) Dün akşam banka şiltelerini koydum ferforje takımın bir tane koltuğunu indirdik ve akşam keyfimizi çay içerek orada yaptık..Karşı bahçenin çocukları orada olduğundan resim çekemedim ama en kısa zamanda resim çekip bloğa koyacağım..Kendimize aldığımız tohumluk siyah kaplar var adını bilmediğim orada bir sürü çiçek tohumunu çimlendirmiştik,onlar büyüdü ve yeni saksılarımıza da onları diktik..

Bu arada yan taraftaki blogdan bir anne kız var bazen bizim bloğun kapısını kullanıyorlar..Böyle çiçeğe meraklı olunca teklif ettiler bizde erguvan var ,kökündede yeni filizlenmişleri onlardan istermisin..Hemen gittim hem erguvan hem de zambak aldım ve bahçenin çeşitli yerlerine diktim..
Bir sürü tohum saklamışım kendi evime dikerim diye..Onları ayırmıştım, belirli yerlere serptim bakalım çıkacak mı?

Bir günde çok hoş bir arkadaşımdan bir ağaç tohumu almıştım ağacın üstünden..Onu da bir yerlere soktum çıkarsa çok güzel bir ağacım olacak :))



Bugün telekoma uğradık Uzunbeyle..İnternete çok girdiğimizden limitimizi aşmışız kaç aydır onu biraz yükselttik..Tam kapıdan giriyorum olmaz böyle bir şey..Çok güzel çiçekler açmış müthiş bir ağaç..Adını bilmiyorum ve ilk defa görüyorum..İçeri girdim sakindi sabah ya..Birini tanıyorum arkadaşımın kızkardeşi ona sordum bu ağaç ne ağacı diye. Hani çok güzel ya mutlaka konuşulmuştur diye..O da bana hangi ağaç ! dedi :)) Giderken bir dal koparmak istediğimi söyledim bağıra bağıra hepsi şaşkın ve sorgulu bakışlarla baktı..Arkadaşım kopar dedi :)
Amacım hem çiçekçiye gidip bundan istiyorum demek hem de bulamazsam kesinlikle çelik yapıp daldan ağacı yetiştirmek..
Neyse ki daha araba yanaşmadan adam yola çıktı camı araladım bu arada Uzunbey araba kullanıyor sordum bundan var mı diye..Çiçekçi bana alışkın zaten kaç gündür gelip gidiyorum var abla dedi..Hemen gittim ohh neyseki aynı çiçek aynı ağaç..Adının erguvan olduğunu söyledi ama arkadaşlar bildiğim erguvan değil bu..Resmini büroya gelince çok aradım ama nette bulamadım..Neyse ki akşama ağacı alıyorum köklü ama her ihtimale göre kendime daldan çelik yapıp büromdaki terasta çiçeklerden birinin dibine soktum..Akşama yeni gelen diğer sarmaşık güllerin başka renklerinden de alacağız..Arabaya binerken Uzunbeye dedim ki iyi ki bizim bir dönüm yerimiz yok..Parayı bahçeye yatırırdık biz :))

Pazartesi, Nisan 02, 2007


Mutlaka görmüşsünüzdür ama mailde gelince yine dayanamadım..Bu kez duymayanlar için..

ÇANAKKALEDEN BİR AŞK HİKAYESİ

Heybeliada'daki Deniz Okulu'ndan mezun olan Ismail Türe, kendi gibi
Gelibolulu olan bir genç kizakaptirir gönlünü. Iki sevgili parmaklarina
nisan yüzügü taksalar da, birbirlerini çok seyrek görmektedirler. Ismail
Türe denizaltida muhabere subayi olarak görevlidir çünkü. Üstegmenin aklina
harika bir fikir gelir; nisanlisina isikli mors alfabesini ögretecek,
Çanakkale'den geçis yapacaklari geceyi planli oldugu için önceden bildirecek
ve böylelikle haberleseceklerdir.

Bogazi yüzeyden geçmekte olan denizaltinn kulesindeki denizciler sigara
içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarindan birinin heyecanli oldugu her
halinden belli olmaktadir. Gelibolu kiyilarina geldiklerinde, karanlik
içindeki evlerden birinden bir el fenerinin yanip söndügü görülür: "Seni
seviyorum... " Arkadaslari gülümseyerek Ismail Türe'ye bakarken, genç asik
elindeki fenerle sevgilisine karsilik vermektedir. ..

Bu olaydan sonra iki sevgilinin aski düsmez olur denizalticilarin
dillerinden. Herkes, haberlesmek için kurulan isik yolunu konusur.
Arkadaslari "Evlen artik su kizla da, buradan her geçisimizde selamlasmayi
birak artik" diye takilirlar Ismail Türe'ye. Denizaltinin üstünün ve altinin
bir oldugu yagmurlu günlerde bile, Çanakkale Bogazin'dan geçilirken,
elindeki fenerle ask nöbeti tutan yakisikli denizci gözünü bir an olsun
ayirmaz Gelibolu kiyilarindan.

Yine bir gün, yirmi yedi yasindaki Üstegmen, Çanakkale'den geçecekleri gün
ve saati, denizaltinin ugradigi bir limandan haber verir nisanlisina. Ege
Denizi'nden Bogaz'a giris yapacaklarini, en öndeki denizaltinin kulesinde
olacagini bildirir. Genç kizin gözüne her zaman oldugu gibi, o gece de uyku
girmez. Büyük bir sabirla pencerenin önünde oturmakta ve gözünü hiç
kirpmadan denize bakmaktadir. Fenerine yeni pil almis olsa da, arada bir
yanip yanmadigini kontrol eder yine de...

Birden, dev bir kararti belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir denizalti,
penceresinin görüs sahasina girmistir. Genç kiz pencereyi açar ve gecenin
karanligina uzattigi elleriyle feneri yakip söndürür.
"Seni seviyorum... "

Kulede bulunan denizaltinin komutani Bahri Kunt isareti görünce gülümser:
"Hay Allah, bu kiz denizaltilari sasirdi. Nisanlisinin denizaltisi bizim
önümüzdeydi..." Bir anlik tereddütten sonra Birinci Inönü denizaltisinin
komutani Bahri Kunt, yanit gönderilmezse genç kizin telaslanacagini
düsünerek, karsilik verilmesini emreder. Yanindakilerin "Ne diyelim
komutanim?" diye sormasi üzerine de sunlari söyler:
"Ebediyete kadar..."

O gece Üstegmen Ismail Türe'nin görev yaptigi Dumlupinar, Çanakkale
Bogazi'na giris yapan ilk denizalti olmustur. Ama, Gelibolu kiyilarina
gelmeden Nara Burnu açiklarinda Isveç bandirali "Naboland" adli gemi
tarafindan çignenmekten kaçamamis ve yarali bir balina gibi aci dolu sesler
çikararak, Çanakkale'nin karanlik sularinda kaybolmustur. Her sey birkaç
dakika içinde gerçeklestiginden, arkadan gelmekte olan Birinci Inönü
denizaltisi Dumlupinar'a çarpan geminin yanindan habersizce geçerek,
Gelibolu'ya ulasan ilk denizalti olur.

Genç kiz, nisanlisindan haber almanin huzuru içinde basini yastiga
koydugunda, genç denizci çoktan dalmistir "ebediyete kadar" sürecek olan
uykusuna!...

Sunay Akin

Biz çocukken Annem Çarliye böyle bir panço yapmıştı..Bunu ilk gördüğümde o aklıma geldi..Hatta Burcu' da kullandı..İşlemişti de..Bende bu modelleri saklamışım..Pek örgü bilmem ama birilerine göstermek için belli ki.Bunları çeşitli yabancı bloglardan aldım diye hatırlıyorum ama eğer örgülerin gerçek sahibini biliyorsanız yoruma yazabilirsiniz..Böylece ben de kaynağını da eklemiş olurum ..
Kendim yapamazsam böyle örnek olsun diye koyarım işte :))