ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 20, 2013

Cumartesi, Kasım 06, 2010

2 milyon istanbullu

3. köprü için 2 milyon ağaç kesilecekmiş. İstanbul’da üçüncü köprüye karşı "2 Milyon İstanbullu" kampanyasında ikinci eylem 6 Kasım Cumartesi günü  saat 20.00 de Galata Köprüsünde yapılıyor.

Haber 1

Haber 2
          
2 milyon İstanbullu İnternet sitesi 

Salı, Mart 03, 2009

Bahçe 5 : Peyzaj

Uzun süredir bahçe peyzajıyla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyordum. Bazen çalışırken bunaldığımda ya da yapacak işim olmadığında ya da çok sıkıldığımda bahçe resimlerine bakıyorum.Uygulayacağımdan değil ,bazılarını fikir edinmek adına da takip ederim ve bu beni rahatlatır.

Bulduklarımı sizlerle de paylaşmak istedim..


Genelde resimlerde baktıklarım bahçenin tarzı, hangi çiçekleri nerede kullanmışlar ve mevsimlik mi yoksa genel bir düzene mi hakim oluşudur..

Aksesuarlara, oturma grubunun düzenine bakarım daha sonra. Bunu sadece resimlere değil, sokakta yürürken de yaparım.
Bazen araba kullanırken balkonlara kayar gözüm, sırf o sokaktaki bitkileri görmek için tekrar geçebilirim oradan :) Bazen de yeni yapılmış evlerin bahçelerini düzenlerim hemen bir çırpıda..Yanlış kullanılmış şeyler varsa kafamda düzeltirim..


Genel anlayışım ,yeşil ve doğal bir bahçedir,genelde oturma yeri gözükmeyen ya da az gösteren düzenlemeleri tercih ederim.



Yürüyüş yollarına bakarım..Çok mu doğal ya da değişik bir döşeme mi kullanılmış..


Bu tarzda bahçelere bayılırım.. Hem gizemli hem doğal..


Bazen de yapım aşaması resimlenenler oluyor, normalde kendim yapmayı tercih etmesemde nasıl yapıldığına ,hangi malzemelerin kullanıldığına bakarım..


Bitişik nizam evlerin bahçelerinin güzel bir kullanışı görülüyor resimdeki gibi.. Duvarlar yüksek ama rahatsız edici değil.

Havuzlu bahçeleri daha sonra konu edeceğim gerçi ama bu güzel resme dayanamadım. Öndeki bitkilerin kullanılışı çok güzel bence.


Bu da bir başka arka bahçe düzenlemesi..






Ne kadar doğal ve fazlalık hiç bir eşya yok.

Yer döşemesi yönünden ve çeşitli yükseklikleri olan bahçelere örnek olarak düşündüm bunu.Bitkileri pek hoş değil.

Beyaz, bazen bambaşka bir görüntü verebiliyor ahşapta. Bahçeye de beyaz ahşap ve çiçekli sarmaşıklar çok yakışıyor.
Komşu bahçeleri yakın olan alanlara güzel bir örnekleme..Eğer sarmaşıkları doğru kullanırsanız ,etrafınız da yeşillikler daima yakın olur :) Kullanılan sarmaşık sanırım hedera..

Yüzme havuzu ile küçük bahçe çok güzel değerlendirilmiş.

Bu da doğal hayatı sevenler için :))

Etraf ve bahçe çok güzel ama nedense bitkileri ve bahçe düzenini -düzensizliğini mi deseydim - sevmedim.

Bazen benim balkonumdaki bankın görüntüsü de böyle oluyor.. Her yer çiçek :)

Bu bank modelleri yabancıların çok tercih ettiği bir model. Sanırım İskandinav ülkelerinde çok seviliyor..


Bu bahçe ilk baktığınızda özelliği fazla yok ama o yerdeki taş döşemesine bittim.Sırf bu yüzden yazıya girdi diyebilirim.Düz ve sadece çim alanları ben ne kadar sevmesem de köpeğim bayılıyor :)) Sadece bunun için ileride onun için bahçemde uygulayacağım. Bu arada su problemi oldukça eskisi gibi bakımlı çim bahçeleri kalmayacaktır.
Bir çim için en kötü iki şeyden biri köpeğinizin ona işemesiyse :)) diğeri bahçenin gölge olmasıdır..


Burası bir restaurant bahçesi ama benim hoşuma giden yükseltilerle dolu bir bahçenin değerlendiriliş şekli..

Genelde hangi bahçede hangi tarz masa kullanılmış ve mekana göre masa -sandalye şekline de bakarım. Köşe oturma yerlerini çok severim ve rahat divanları.. Birde güzel masa sandalye takıntım vardır. Evde 3 takım masa -sandalye olsada hoşuma giden görünce yine almak isterim.

Perşembe, Temmuz 31, 2008

çekirdek kampanyası

İşte günlerdir size yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım güzellik :)) Hatırlarsınız aralık 2007 de çekirdek kampanyamızın ilk çekirdeklerini 2 .Karagözlerde yanan orman alanına atmıştık. Geçtiğimiz gün Orman İşletme Müdürünü ziyarete gittik Berna ile bize ilk söylediği sizin çekirdekler ağaç olmuş diye bir cümleydi. O kadar sevindik ki anlatamam ve atlayıp şehrin hemen kenarında bulunan yanan orman alanına gittik.Hatta ayağımızda terlik , çıkabildiğimiz kadar yükseğe çıkıp hem ağaçlarımızı hem de güzelim manzarayı çektik.. Sonra da dün basın toplantısı yapıp orada çekirdek toplayan herkese teşekkür edip ayrıldık.

Bu ağaçlar benim ve Berna'nın torunları gibi.. Oraya orman işletme Müdürlüğü aslında çam fideleri de dikmişti, arada bizim attığımız çekirdekler bazen bir yarıktan bazen de çamların yanındaki setten kendini dışarı atmış.Benim gezebildiğim kadar en az böyle 15 şeftali ağacı yakaladım.. Daha yükseklere çıktıkça ağaçların tutma olasılığı da yükseliyordu.Diğer çekirdeklerden eser yoktu, demek ki hayvanlar yedi diye de düşünüyorum. Arada çiçek ve karpuz tohumları da atıldığından tanımadığımız bitkilerde vardı.. Ben görebildiğim kadarıyla bayağı bir resim çektim. Tüm emeği geçenlere tekrar buradan teşekkür ederim.. Fidanların boyları 15-25 cm arasında değiştiğinden, nerede olduğunu anlamanız açısından da arkadaki manzarayı ve diktiğimiz tepenin dikliğini görmeniz açısında da manzara resimlerini sizinle paylaşıyorum.
2.karagözler
Karşıda gördüğünüz çıplak tepe yakın zamanda ağaçlarla dolacak :))
Resimleri çektikten sonra Boğaziçi restauranta gidip Berna ile basın toplantısını planladık ve bir şeyler içtik. Kampanyaya devam kararı aldık dernekçe .Yalnız toplama alanlarını küçülttük ki daha verimli olabilelim. Artık sadece FETAV' da, Mavi Kuş'ta, Fethiye Evi' nde ve Likya World'de toplayacağız.. Daha sonra da helikopter ve paraşütlerle dağlara atacağız.Böylece dağlardaki bir sürü hayvan da bu çekirdeklerle ve tutan fidanların yabani meyveleriyle beslenebilecek. Orman Müdürünün bize anlattığı ve yanında makina olmadığı için çekemediği bir görüntü var ki o da helikopterden çekirdekleri attıklarında sincapların çekirdeklere koşup onları toplaması.Ne yazık ki bu resimleri çekememiş ama kendi gözleriyle seyredip bize anlattı.

Yakın plan yanan orman alanı..


Resmi tıklayın ve büyütün.. Dikkatli baktığınızda yanan ağaç kökünün dibindeki fidanı göreceksiniz :)

Bu da bir başkası..


Genelde yanan yerin görünümü böyle..Arada hala eski yanan ağaçlardan kalan parçalar var, onların arasında çam fideleri ve bizim fidanlarımız..

Manzara o kadar güzel ki bakmaya doyamıyorsunuz.. Karşısı Ecesaray Marina..

Burası da Letonya'ya giderken Samanlık koylarından biri..

Tepeden 2. Karagözler.. Eğimi görüyormusunuz..? Yürümek ve fotoğraf çekmek biraz zordu ,onun için daha yukarılara çıkamadım.. Çıktığım yükseklikte zaten az değil..


Bazı yerde çamlarla şeftaliler yanyana ..

Bazıları da dal parçacıklarının yanında ezilmeden korunabilmiş..Çünkü buralarda hala yabani domuzlar ve diğer hayvanlar gezebiliyor.Aslında doğayı sadece kendimizin sandığımız büyük bir yanılgı içindeyiz , çoğunluk hala hayvanların doğasına ilerleyen binalarla ,büyüyen şehirlerle ne kadar içine girdiğimizin farkında değil.
Bu konuda en kızdığım konu ise kendine çeşitli payeler biçerek (çevreci, ekolojik danışman vb.gibi ) aslında örnek olması gereken insanların çekirdek kampanyası gibi uygulamaları önemsemeyişi ve herkesi kendi fikirlerine uygun yaşamaya zorlaması.. Oysa bizim burada yaptığımız ne doğaya müdahale etmek -hatta aç kalan hayvanlara besin sağlıyoruz bir bakıma- ne de ekolojik dengeyi sarsmak. Genelde bu insanlar kendileri bir şey yapmadıkları gibi yapanları da eleştirmekten geri kalmıyorlar. Bizim kampanyalarımıza bir zır cahillerden ( ben onlara böyle diyorum çünkü onlar ne toplumu düşünerek hareket eden tipler ne de kendilerine bir faydaları var , yapmak istedikleri şanı şöhreti bu gibi kampanyalara saldırarak yapıyorlar) diğerleri de biraz masabaşında oturup ,okuyan, -kesinlikle yanlış anlamayın okullarında okuyanlar değil- oturdukları yerde sallayanlar ve biraz toprakla haşır neşir olmuş ama nasıl kendime bir şeyler yontarım, isim yaparım, şu derneğe başkan olurum , ben ekolojik bilmemne hakkında çok bilgiliyim diye ne kadar bilgili olduğunu gösterip başkalarını küçümseyen tipler. Genelde nette bu tip insanlardan tepkiler gördük.
Bana göre ise bu biraz vizyonla ilgili bir şey.. Vizyonu açık olup kafasına yatmayanlar yine de saygı gösterebiliyorsa ve susuyorsa bu insanlara da ben saygı duyarım. Genelde tepkileri bu üç statüde değerlendirdiğimi söylemeliyim.Zaten dördüncü grupta ya çekirdekleri verdi ya da gerçekten destek oldu .. Başından beri söylüyorum.. Bir dönem insanlar oturdukları yerlerden sallamış, bilgisayar ve net yokmuş, biraz kitap okumuş, biraz sağdan soldan görmüş ve bazıları kendilerine ve bulundukları yerlere göre sıçrama yapmışlar.. İşte bu insanlar genelde bir şey ortaya çıkınca ya da yeni fikir ortaya atan birileri düşündüğünde kavrayabilecek nitelikte olmadıkları gibi destekleyebilecek olgunlukları da olmadığından hemen o fikri eleştirmeye ve alakasız şekilde saldırılara da geçebiliyorlar. Birde farkettiğim şu ki bu insanlar sağı solu eleştirmekten ne bir ağaç dikmiş, ne de bir doğaya destek olabilecek hareketi var.Hatta okumuş insanların rüzgarımı kesiyor diye ağaç kesmelerine, ya da gölge yapıyor diye ağacı köklemelerini anlamıyorum.Galiba millet olarak yaptıklarımızla, düşündüklerimiz hatta duruma göre davranışlarımız o anki konumumuza ve çevremize göre değişiyor.Sanırım son ülke durumlarımızın açıklaması da bundan ibaret.
Bu fidanlar bence yukarıda anlattığım tarzda olanlara kapak olabilecek cevabı bizlerden daha net veriyor.. Doğa anlayabilene gerçek cevapları da veriyor aslında ama bunu anlayacak kapasitede olanları bulmak zor bu dünyada..

Bir gün yerden ağaçların tohumlarını topluyorum ki bir köylü yanıma yaklaştı, niye onları topluyorsun dedi. Bende onları toprağa meyve çekirdekleriyle serpeceğimizi anlattım.İyi de dedi etraf zaten ağaç dolu.Ona bir zamanlar bizim de şehirlerde ağaçlar arasında büyüdüğümüzü ama artık insanların ağaç görmeye başka yerlere gittiklerini söyledim.Buranın etrafı beş kat dağ ve orman. Eğer etraf ağaç dolu diye sende yeni ağaçlar dikmezsen ileride senin çocuklarının çocukları da bizler gibi başka memleketlere gitmek zorunda kalacak dedim.. Kısık sesle haklısın dedi ve gitti.

Genelde insanların başkalarına yardım etmesiyle ilgili düşüncelerim şöyle :
Ödümüz kopuyor sanki bir başkasına bu dünyada bir faydamız olacak diye.. Dernekte ve genelde sosyal olaylarda yaklaşımımız bu.Oysa ayda beş ytl ye ya da on ytl ye bir öğrenciye burs verebiliriz..Beş kişi on ytl verse ayda bir öğrenciye en azından harçlık oluyor, ya da parası olmadığı için yürümek zorunda kaldığı minibüs parası olabiliyor bu miktar..Oysa birbirimize ballandıra ballandıra anlattığımız şunu aldım, bunu yaptımların yanında bunun iç huzurunu ve güzelliğini nasıl anlatabilirim ki. Diyeceksiniz ki sen ne yapıyorsun..Ben okuduğum ve kullandığım herşeyi bir yere ulaştırıyorum. Hatta ulaştıramayanlara aracı oluyorum.. Artık fazladan harcadığım her kuruşu şöyle değerlendirebilirdim gibi düşünmemek için paramın hesabını ona göre yapıyorum..
Hiç bir şey yapamıyorsanız sadece etrafınızda olanlara karşı bile kendinizi kapatmayın yeter. Belki sizin sayenizde birileri onlara ulaşabilir..Unutmayın.
Arada yazmadıklarıma gelince, size yazmaya zaman bulamadıklarım..
1-Annem burdayken sabahın 9 unda , açık kalan balkon kapısından eve hırsız girip annemin masa üstünde duran küçük çantasından para , benim cd çantamı da takı çantası sanarak alıp kaçtığından ve biz üst katta annemin odasında konuşup gülüşürken bu olay olduğundan iki gün sinirlerimiz bozuk gezdik.. Balkon demir kapım hep kilitliydi ama artık paronayaklık derecesinde cam kapıyı da kilitleyip yukarı çıkıyorum.Sanırım Uzunbey giderken kapıyı açık unutup evden çıktı zannettiğinden içeri girdi yoksa sabahın dokuzunda bu ne cesaret diyorum içimden..İyi ki görmedik, olan annemin parasına ve benim karnaval cdlerime oldu.Annemin büyük çantası ve benim çantam yine masadaydı sanırım sesimizi duyduğunda ilk yakaladıklarını alıp kaçtı.Hiç bir iz yok ve aldıkları olmasa anlamayacağız bile girdiğini.. Yaz aylarında burada diğer illerden gelip hırsızlık yapıp gidenler var.. Yoksa hala güvenli yerlerdendir burası..
2- Bugün evdeyim, temizlik yapıyorum, blog yazıyorum, Burcu ile günlük yarım saatlik telefon konuşmamızı yaptık :)
3- Netten yeni tanıdığım ve sohbet ettiğim bir karı-koca, her ikisininde bloğuna ( asortikkrep-X Ha nım)adımın yanına kendi ismimle link koymuş :)) Görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü..Neyse hemen gece gece mail attım da düzelttiler.. Sanki bir an herkes görebilecekmiş gibi geldi de biraz panik oldum.Neyse ki düzelttiler..
4- Hava buralarda çok sıcak, bir yandan da değişik.. Yani geçtiğimiz senelerdeki gibi değil.
5- Geçtiğimiz pazarda Kıdrak'a gittik.. Çok güzeldi yine..
6- Bu aralar acaip derecede canım ahşap boya yapmak istiyor. Bir sürü yapılacak işim var ama bir türlü oturamıyorum. Kitap okumakta istiyor ama okuyamıyorum yorgunluktan..Akşamları geç geliyoruz, ancak dinlenebiliyorum.
7-Avon'dan aldığım şampuanlar ve banyo köpükleri çok güzel :)) Teşekkürler Burcu..
8- Çağıl'ın masasındayım, biraz sonra da bu sıcakta odasını süpüreceğim :)
9- Denize gitmek istiyorum..
İşte bu düşüncelerle kalkıp evi temizleyeceğim şimdi :))
Son ekleyeceklerim.. Nerde yaşarsak yaşayalım, mutlaka bir şekilde doğaya bir faydamız dokunabilir. Hiç ağaç dikmemiş biri olmak kadar doğadan uzak kalmayalım hiçbirimiz.. ve her zaman farkında olalım başka insanların yaşadıklarından.

Cuma, Haziran 13, 2008

Dün geceden beri bloğa Çağıl'ın bilgisayardan resim yüklemeye çalışıyorum.Olmuyor.Artık bu yazıyı da resimsiz idare edeceksiniz :) Bugün evdeyim, mümkünse yarın da..İşlerden yoruldum,insanlardan sıkıldım bu ara.Biraz evimin kadını olayım ve düzeni sağlayayım diye işe gitmiyorum.

Bu görüşemediğimiz zamanda Çalış Karnavalını yaptık geçtiğimiz cumartesi, cuma günü Mavi Kuş Derneğinin Ekmek Askıda Kampanyasına bir basın toplantısı yaptık ve halka tekrar ekmek askıda diyebileceklerini hatırlattık.

Çalış Karnavalı güzel oldu ama komite olarak çok yorulduk.Resimler ve ayrıntılar daha sonra..

Bugün oğlum karne alacak, gerçekten notları önemsememeye çalışıyorum çünkü benim için OSS önemli..Yalnız şöyle bir durum var ki eğer notlar zayıfsa o dersi iyi öğrenmemiş olacağından yazın tekrar etmesi gerekecek..Büroda da işleri yoğun,tam sezona yeni girdik derken ders peşinde koşması iyi olmayacağından zayıf ders gelsin istemiyorum..Yine de ben onu OSS için hazırlarım ama karne de kırık ilk defa göreceğimiz bir şey olacak.Gerçi okulu da Fethiyenin en zor okulu ama bunlar veli geyiği gibi geldiğinden pek söz etmek istemiyorum.Bu arada dün Mavi Kuş'tan Berna ile Çekirdek Kampanyasının teşekkür belgelerini dağıttık okullara..Yani bu kampanya da bize destek veren okullara..Çağıl'ın okuluna da verdik teşekkürümüzü..Oğlum da resmimizi çekti :)

Pazar günü ilk defa denize gittik hep beraber..Kıdrak bomboştu çünkü OKS sınavı vardı :) Bu pazarda sınava gireceklere başarılar diliyorum ve umarım istedikleri yeri kazanabilirler..

Annem Çanakkaleye gidecek..üç gün Bakırköy Halkeğitim Merkezinde Sergileri var, cumartesi toplanacak, yolu düşen olursa gitsin gezsin..Ben oralarda yaşarken bu gibi işlerde hiç onu yalnız bırakmazdım, yakın olsam yine giderdim ama çok uzağız, gidemiyorum.

Yeni evliyken bende Bakırköy Halkeğitimin Elsanatları Kursuna gitmiştim..Osmaniye de..O zamanlar Haznedarda oturuyordum..Öğrenciliğimde Bakırköy Deshanelerinde geçtiğinden en iyi bildiğim semttir..Sahilinde az gezmedim :) En in mekanlarını bilirim, ve sahile inen her sokak arasını..Nikahımızı da Bakırköy'de kıydık biz..Şimdi gittiğimde eski Vita Fabrikasının yerinde Carusell 'i görünce bir hoş olurum..Hala aynı yerden mi minübüsler kalkıyor bilmem , bilen varsa söylesin bu arada merak ettim..ve az yürümedim o yolu, yani Bakırköy-İncirli arasını..Birde eski Ömür'ün yerinde alışveriş merkezi mi var artık,geçen gidişimde gördüm..Biz orada ne ayranlar içtik, ikinci katında ne düğünler gördük zamanında..Birde Atilla Sürücü kursundan ehliyet aldım ben :) İnsan gelecek zamanlar için aslında yaşadığı şehrin resimlerini çekmeli..O zamanlar bunların ne kadar gerekli olduğunu farketmiyorsun aslında..Oysa şimdi Bakırköy'ün o dar sokaklarındaki eski ve pencerelerinde sardunyalar olan evler yerinde mi hala bilmiyorum..Daha ben taşınmadan o iki katlı evler yıkılıp yerine bitişik nizam apartmanlar dikilmeye başlanmıştı..Anlattığım sokaklar Unkapanı Dershanesinin arka sokakları ..Yani İstanbul Caddesinin deniz tarafı..İnsan sokakları da özler mi..? Özlüyormuş meğer..En çok İstanbul sokaklarında gezmeyi özledim bu aralar.

Dün gece karışık rüyalar gördüm, motorla birilerinin üstüne atladım..Motora binmem hatta tehlikeli olduğunu düşünürüm ama resmen adamın üstüne sürüp onu ezmeye çalıştım,fırlattım..Yetmedi kalktım Cüneyt Arkın misali hem de bir kaleci gibi gerine gerine topa vuruyormuş gibi bir tarafa yığılmış olan adamı tekmeledim..Zaten elim ve ayağım ağırdır, bu iki büklüm kenara yığıldı..Hıncımı almamışım ki bir gerinme ve bir tekme daha da başka birine gitti..Etraftan da seyrettiler :) Yani herkes şoklarda tabii.Şiddet yanlısı olmayan birinin bu şekilde davranması herhalde rüyada da olsa şaşırtmıştır birilerini..Neyse umarım bu psi-psi psikopat halim sadece rüyalarda kalır :)

Bir yaz dondurma seviyorum bir yaz sevmiyorum..Bu yaz sever halimdeyim :)

Bahçedeki çiçeklerim bir coştu bu ara anlatamam.Yenileri vardı sarmaşıkların, ikisi de tuttu.Kaktüslerde iyi gidiyor, daha büyük bir bahçe istiyorum.Ya da sevmediklerimi çıkarıp atmak ve sevdiklerimi dikmek..Yeni bir ağaç için bile yerim yok.İnsan aynen bir hamile gibi gördüğü bir ağacı ister mi ? ..Aynı bir hamile gibiyim, ağaçlara özeniyorum yalnızca..Mor çiçekli bir ağaç gördüm buralarda..Resmini çekebilecek fırsatım olmadı ama ağaca bakmaktan arabayı kullanamıyorum..En son Hill Side'ın bahçesinde gördüm Uzunbeyle iddiaya girdik..Bir bahçevan vardı ve suluyordu çimleri, Allahın adamı ağaç kültürünü nerden bilsin dedim, genelde tanıyan ve bu konuda kültürlü olan birilerini buralarda bulmak zor, adamlar sadece yenenleri biliyor, hele sadece çiçek verecek mümkün değil,fazlalık olarak bile görüyorlar bahçede..Neyse yine de sordum, poposundan uydurma birşeyler söyledi ki sahi sandım, hatta yanıldığımı düşündüm.Uzunbey bile dalga geçti bak adam biliyormuş dedi..Oysa bilmiyormuş, çünkü söylediği isimde bir şeye rastlamadım..Yine de tesadüfen nette mor çiçekli ağaç diye bakarken buldum ve 2 -3 sene önce yine böyle bir kriz zamanı bir ağaçtan aldığım 5-6 adet tohumun o olduğunu farkettim ki evlere şenlik.. Resmen bayram yaptım evde :)) Bu arada resim koyamıyorum ya ağacın ismi Jakaranda..

Bu yeni ve benim çok sevdiğim armaşıklarla da ilgili daha sonra resimli bir yazı yazacağım..

Şu an öyle sıcak ki burası anlatamam..Klima açarsam da hep aynı ortamda olmak lazım, oysa ben bir bahçeye çıkıp, iki iş yapayım, bir kahve içeyim, bir süpüreyim ve bir toplayayım ,beş dinleneyim istiyorum.

Bugünlük bu kadar yeter, yeterince nostalji, biraz bahçe, biraz duygular , biraz da sıkıntı anlattık..Ehh rahatladıkta biraz.Bana müsaade ..

Çarşamba, Haziran 06, 2007

Bahçe ile ilgili yazılarda genelde sıkıştığımda baktığım ve bu konularda bilgili arkadaşlarımında kullandığı bir siteyi sizinle paylaşmak istiyorum..www.agaclar.net

Başka bir bahçe ve çiçek sitesi ise..www.humeyraozdamar.net

Cumartesi, Mayıs 05, 2007

Benim Bahçem :)) 2.bölüm

Burası bahçede en sevdiğim bölüm..zaten neden büyük bahçe istemediğimi anlamış olmanız lazım..Hem yoğun çalışıp hem de bahçe ile uğraşmak çok zor..Başkasına yaptırırsanız da o işin keyfi kalmıyor..Bahçemin en geniş yeri evin yanı. Önü, arkasında daha sonraki resimlerden de göreceğiniz gibi az yerim var..Site olarak genelde bakımlı ve daha site yapılırken ekilen müthiş güller var..Büyük ve renk renk görülen güller daha inşaat halinde dikilmiş evde benden önce oturan olmadığından bize ait olan kısmı güller ve öndeki peyzaj hariç boştu.
İlk resim ceylan sardunya..Mor salkımlar geçen hafta coşmuş biçimde yapraklanmışlardı..Şimdi evin yanından 2. katın bitimine kadar balkonu ve verandayı saran boru çiçeği sarmaşığının açmasını bekliyorum..

Penceredeki sakız sardunyalar..Kırmızısı ve pembesi var..Bir arkadaşımdan aldığım alacalı bir rengi var ki yeni diktim.Bakalım tutacak mı?

Hep dışardaki çiçekleri gösterecek değilim tabi ki..Bu somon rengi gülü de Uzunbey işe giderken koparıp bana verdi :)

Sardunyalar resmi geçitte..
Balkonda ki sarmaşık beyaz gül..
Yeni aldığım saksılar..Hani geçen hafta gidip pazardan almıştım..

Sardunya renkleri çeşit çeşit çünkü her yerden bir parça getirip toprağa sokmuşum çelik için..ama siz yeni alıyorsanız ya da yeni dikecekseniz ayrı yerlerde ayrı çeşit ve rengi beraber dikin karıştırmayın :)

Hanımeli sarılı yola bakan bahçe duvarımız..

Mutfak camı önündeki güller..

Giriş kapısı önündeki güller..

Ekin Ablamızın bize hediye ettiği kaktüslerden..

Bu da öyle...

Öbür evden getirdiğim minik pembe güller açan sarmaşık gül..Şubatta çelikten yetişti..Şimdi çiçek açacak :)

Site güllerinden..

Zeytinler çiçekte..Sitenin diğer ucu.
Benim evin giriş tarafı..
Papatyalarım..Onları getirdiğimde parmak kadardılar..Ben nereye onlar oraya..Böyle gözüktüğüne bakmayın kocaman kocaman olup kendileri tohum atıp yayılıyorlar..

Şimdi bu çelik bir gün kocaman pembe çiçekler açan çok güzel bir ağaç olacak..Bekleyin yaklaşık bir karış :) Bu sene olmaz ama..Gelecek seneye belki..En çok izlemekten keyif aldığım şeylerden biri bu..Öbür tarafa da bunun yaklaşık 15 cm dışarıda sapı kalan çeliğini dikmiştim..İkiside şimdilik tuttu..Bu yazı geçirirse esas tutmuş sayılır..Bu yüzden iyi bakıyorum kendilerine..

Mutfak camının önden görünüşü..

Sandığımın son hali..İçinde bir de tosbağ var..ama seramikten..

Balkondaki sarmaşık beyaz gül..Taşındığımızdan beri en geç açan gül bu oldu..Rengini bilmeyipte merak etmek, sonra da haif bir kırmızılık arasında bembeyaz yapraklar görmek çok keyifliydi..

Balkonun diğer ucundaki sarmaşık pembe gül..

Balkonun karşısında ve rengi o kadar güzeldi ki resmini çekmeden duramadım.

Komşumun sardunyaları..Katmerli pembe örnek olması açısından koyuyorum..

Itır.. Çok büyük ve çok güzel çiçekleri yoktur ama yapraklarını ellediğinizde ben bu kokuyu tanıyorum dersiniz.. Genelde sabun yapımında kullanılır ve yine kokulu bahçeler için dikebilirsiniz..
Komşumun güllerinden benim tarafın görünüşü..Öndeki kapı benim bahçenin diğer tarafı oluyor..Yani balkon tarafı..

Penceredeki diğer sakız sardunya ..Pembe olanı.

Benim penceremde de vardı ama bu ismini bilmediğim çiçek bu balkonda daha büyük olduğu için görüntülendi..Sarısı ve kırmızısı var ve az su ister..Çiçek sulamayı unutan hanımlara..Balkonlara ya da pencerelere önerilir :))

Mutfak penceremden bahçe manzarası..Karşıda papatyalar, kaktüsler, o sevdiğim ağaç fidanı ve güller var :)
Önünde pencere açtığımda koklayacak melisa ve sarmaşık gül ile yuvarlak saksı var..
Pencerede ise daha ayrıntılı bir zamanda resimleyip size gösterebileceğim seramik kaplarda minik kaktüs çeşitleri var..

Ben bu çiçeği çok severim..Yer örtücü ve adını Kaz ayağı olarak bilirim..Su istemez kolay kolay ve çok güzel çiçek açar..Çok güneş sever..Bahçede yoktu..Ekin Abla' dan aldım hem de resimledim..Gelecekte bahçe ile ilgili onunla çok güzel düşüncelerim var ama ancak gelecek kış yapabilirim..Mevsimi geçti çünkü..Hem de zamanım olmadı.
Bu çiçeklere patlıcan çiçeği diyorlar..Beyazı daha ufak boylarda ve müthiş kokulu oluyor..Sarısı da böyle ağaç gibi oluyor..Sarısının kokusu yok ama peyzaj için eğer güzel budanırsa müthiş görüntüler verebiliyor..Şemsiye açmış gibi düşünün..Bir de resimlerde küçük çıkmış..Çiçekler yaklaşık bir karış boyunda..(Hadi Erdil Bey artık bilmediklerimizin adını bulmakta size düşüyor :))


Çiçeklerim bitmedi..Çiçek açma zamanlarına göre ara ara resimleyip bloğa koyacağım..Neden şimdi büyük bir bahçe istemediğimi anlamış olmanız lazım..Çünkü dikmek birşey değil bakmak lazım :)
Bu sene diğer işlerin yoğunluğundan bahçe peyzajı ile ilgili çoğu düşüncemi gerçekleştiremedim..Seneye yavaş yavaş kafamdakileri uygulamaya koymak tutmayanların ve eksiklerin yerine yenilerini dikmek istiyorum..