Pazartesi, Ocak 10, 2011

acısa da öldürmez

Crebro yollamış,onun yılbaşı çekilişini kaçırınca yazdığım bir yorum üzerine.Çok teşekkür ediyorum buradan. Bu tasarımını gerçekten çok sevmiştim. 


Günlerdir kendi işim ve sosyal işlerim arasında koşturup duruyorum.Çarşamba aşağıda fotoğraflarını göreceğiniz üzere 2. el pazarındaydım.Bu sefer chp kadın kolları olarak burslar için aylık yiyecek standını biz almıştık.Satışlar çok güzel geçti.Pazarda bayağı kalabalıktı.


Birde kadın kolları eğitim komitesi olarak öyle bir HES toplantısı yaptık ki sizlerle de paylaşmak istiyorum.Çok güzeldi,kalabalıktı,sadece kadınlar değil herkes katıldı.
Konuşmacılarımız Muğla  il genel meclisi üyesi, avukat Burak Erbay, ( Yuvarlakçay'ı koruma platformu avukatı )  tema vakfı Fethiye temsilcisi Okyay Tirli. (solda) 

HES'ler ülke açısından çok önemli bir konu. Fethiye için de o kadar çok proje için izin verilmiş ki hepsi yapılırsa Fethiye yaşanmaz bir yer olur. Tam 16 hes projesi mevcut Fethiye için.Bunlardan ikisi çalışır vaziyette benim bildiğim. Diğerleri seçimden sonrasını bekliyor başlamak için anladığım kadarıyla.Bunlardan en önemlisi Eşen çayı  üzerine Saklıkent'e yapılması istenen projeler. Bildiğiniz üzere Yuvarlakçay hes  projesi ilk davanın kazanılması üzerine Akfen holding'in çekilmesiyle şimdilik son bulmuştu ama Akfen Holding orası olmadı o zaman Saklıkent olsun diye düşünmüş olmalı ki yönünü Saklıkent'e çevirdi.Şimdi milletvekili seçimlerini bekliyorlar bence  başlamak için. Oysa Saklıkent'i görenler bir düşünsün bakalım orada bir hes projesine gerek var mı ..? 
Turizmden bu kadar çok geliri olan bir yerde sadece büyük bir alışveriş merkezini aydınlatacak enerjiyi sağlayacak projeye ne ihtiyacımız var..? Bence yok.Amaç benim gördüğüm suyun başını tutmak , daha önce de yazmıştım, şimdi de yazıyorum.49 yıllığına kiralanan ve suyu istediği gibi kullanmasına olanak veren bu izinleri aldıktan sonra bu şirketleri kimse tutamaz.Balık da üretirler, (suyu kirleten bir uygulama bu) suyun yönünü de değiştirirler, suyu da keserler.Bu hak devlet tarafından sağlanmış oluyor zaten. 
Biz çocukken İstanbulda bazı semtlerde sular kesilirdi, herkesin deposu vardı, saatlerle su verilirdi evlere, bu HES'lere izinler verildiği sürece ileride aynı günlere döneceğiz gibi görünüyor, ben şehirde yaşıyorum doğa beni bağlamaz diyenlere sesleniyorum.  Yurtdışında HES'ler  akarsuyun yönünü değiştirmeden kurulduğu için Türkiyedeki kadar suya engel olmuyor ama ülkemizde suyun kullanım hakkı veriliyor, istedikleri zaman kesebiliyorlar,yönünü değiştirebiliyorlar,bunu kanıtlamakta izinler verildikten sonra çok zor.En büyük sakıncalarından biri de bu.İzni alıp halkı ve tarımı düşünmeden suyu kullanma hakkını bu kadar rahat kullanmalarına izin vermeyin ve hes'leri ciddiye alın. İleride birden yüzyüze kalacağınız sorunları şimdiden hesap etmeniz çok zor. Böyle giderse çocuklara kalmadan yaşlılığınızda susuz kalacağınızı söylemeden geçemeyeceğim.
Aman dikkat! 

Güncelleme :Son gelen bilgiye göre Fethiye'ye yapılması düşünülen HES'lerin listesidir.

1. Kargı Çayı:  Yanıklar I HES, Yanıklar II HES - Erikoğlu Holdinge bağlı Erikoğlu Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş. 
2. Yukarı Akçay:  Sekiyaka I, Sekiyaka II, Çayan HES projeleri - Akfen Holdinge bağlı Bereket Enerji Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş. 
3. Tezli Deresi:  Çökek HES - Batıçim Elektrik Üretim  A.Ş.
4. Eşen Çayı:  Eşen HES I, Eşen HES II - Göltaş Elektrik Üretim  A.Ş.
·         Eşen 1, Eşen 2, Eşen 3 - Bereket Enerji Üretim Dağıtım A.Ş. 
·         Çaygözü HES, Çukurincir HES - Ernanur Elektrik Üretim A.Ş. 
·         Çobanlar HES - Çobanlar Elektrik Üretim A.Ş.
·         Burgular-Gebeş HES, Eşen HES - Kiler Holdinge bağlı Ekol Elektrik Üretim A.Ş.
5. Fethiye HES - Fethiye Elektrik Üretim Dağıtım A.Ş.

NOT: Bu konuda Fethiyede özel bir platform kuruldu.



Yonca'dan gelen yılbaşı kartım :) Tam bir sürpriz oldu, çok teşekkür ederim Yonca' cım :)




Bu sürprizde çok uzaklardan gelen bir sürprizdi :)) Sevgili Beste bana göndermiş,çok teşekkür ederim Beste :))  Şaşırttın beni..



Bu görüntülerde 2. el pazarından.CHP fethiye kadın kolları yiyecek standı,soldaki mavili hanım,  kadın kolları başkanı,sağdaki de Ölüdeniz belediye başkanı. Eş oldukları fotoğraftan da belli oluyor sanırım :))


Pazardan görüntü.

Hanife'nin kaktüsleri.
Hanife'nin yatak örtüsü.

Mavikuş standı :)) Fatoş Hanım  ve ziyaretimize gelen  Rafet Bey  :))  

Şapkalar.

Hanife'nin çantaları.

Perşembe günü bir hediye daha aldım ama onu daha sonra paylaşacağım. Zehra benim için kolye dizmiş :)  Cuma dolu dolu işlerle, cumartesi de duvar kağıdının yarım kalanlarıyla geçti. Biz Zehra ile perşembe uzun uzun görüşemeyince onu eve çağırdım yardıma :))  Gerçi ben yemek yaptım, sonra da beraber yedik ama böylece konuşmuşta olduk. Pazar günü de beraber kar görmeye gittik Nif'e onun paylaşımları da daha sonra. 

Duvar kağıtlarının bir bölümü desenli olduğundan hepsi yetmedi, mutfak kaldı.Onu da annemden istedik,bugün almış sağolsun yarın yollayacak. Burcu aradı telefonla,eskisi gibi rahat konuşamıyoruz artık.O erken yattığından bende arayamıyorum. Zaten bu aralar uyku düzenim iyice değişti, çok geç yatıp geç kalkıyorum,çoğunlukla uzunbey ve aresle yürüyüşe gidiyoruz sabahları, eğer geç kalmayacaksak işe. Birde yeni bir çalışmamız vardı o yordu biraz.Bu arada biz mavikuşlar kendi aramızda kahve günü yaptık onbeş günde bir .Cuma günüde hem kahve gününe gittim hem de toplantı aradan çıkardım oradan da müşteriye gittim, çekim yaptım :)) Akşam eve geldiğimde uzunbey yemek hazırladı, yorgunluktan kıpırdayamadım.

Trendyol siparişim hala gelmedi :(  Yarın telefon açacağım.

Ve uzun zamandır yazmadıklarım var ama şimdi havamda değilim. Güzel yazmıyormuşum birde ama kimin umrunda. Yazmayı seviyorum. Bir gün yazmazsam psikolojimi nasıl düzeltirim bilmiyorum. Yazmaya ihtiyacım var bence herşeyden önemlisi de bu.
Ha birde fotoğrafsız uzun yazılar yazıcam bir ara. Aynen eskisi gibi :) 

2010 pop listesi  - sevdiklerim bir kenarda olsun istedim.Daha sonra hatırlamaya...
2010 dan bize kalan yeni sanatçılardan sanırım sıla'nın yeri ayrı olacak. 
Mustafa Ceceli de. 
Gripin'in bu şarkısını çok sevdim ama keşfetmek ve adını öğrenmekte geciktim. 
Yıldız Usmanova ve Yaşar - seni severdim 
Ziynet Sali  -  Rüya
Herzamanki gibi Şebnem nefisti -yalnız
Gökhan Tepe sevmezdim ama bu şarkısı çok güzel 

Salı, Ocak 04, 2011

haydi

Yılın ilk günü Gemiler Koyundaydık.Arkadaşlar pikniğe gitmişler, bizi de çağırınca gittik öğleden sonra. Hava çok güzeldi, akşamüstü eve dönerken aklıma geldi sinemaya gitmek,telefonla yer ayırtıp akşam 7.30 matinesine bilet ayırttık. Nereden aklıma geldiğini de ancak yılbaşı yemeğini anlatınca anlayacaksınız :)

Hava o kadar güzeldi ki kocaman bir grup hep beraber denize girdi.  



Deniz kıyısı tepeye göre daha sıcaktı,biz ağaçların altında minicik bir bebiş, ailesi ve misafirleriyle piknik yaptık.


Ares Ayşe'lerin köpeği Zeytinle koşturup durdu,bizde etrafı seyredip  sohbet ettik.


Gemiler Koyu ve Ares 

Yılbaşı akşamı;  Nereden başlasam,nasıl anlatsam bilmiyorum. Buraya geleli tam on sene oldu, ilk yılbaşı yemeğimizde eski yat restauranttaydık,çok eğlenmiştik ve onun üstüne bir yılbaşı gecesi geçirmedik burada. Bu yılki yemekte en az onun kadar iyiydi diyebilirim.Bir kere aynı işletmecinin yeni mekanında girdik yeni yıla.Boğaziçinde. Yanımızda dostlar, dostların içinde Zehra'lar :))  Beraber olmaktan keyif aldık, sanırım onlarda eğlendi.Fethiye şartları içinde iyi bir menüydü, ama  eğlence süperdi,müzik kısmında adını bilmediğimiz özgün müzik söylediğini tahmin ettiğimiz bir grup vardı müzik yapan,adamlar hem güzel söylüyorlardı hem de biz tam havaya girmiştik sanırım.Biz istedik onlar çaldı,bizden başka şarkı isteyen de bir kaç kişi oldu  ama hep sevdiğimiz şarkıları çaldılar.
Zaten başka bir eğlenceye gerek kalmadan Derin o kadar güzel dansetti ve o kadar güzel eğlendi ki, onu seyretmek bile bize keyif verdi.  Bir kere Uzunbey onun danslarına ve enerjisine bayıldı, bazen o çıkardı onu sahneye bazen babası ama sanırım hiç oturmadı :) 


O gece istek parça olarak ne istediğimi yazarsam hangi filme gittiğimizi de tahmin edebilirsiniz. Kağıda Cem Yılmaz 'dan haydi yazıp yanına bir çiçek resmi çizip bizim sanatçılara yolladım.Çaldılar ama o şarkı İstanbulda bir yerde çalsaydı eminim herkes tabaklara vurup eşlik ederdi ve sahnedeki grupta şarkıyı ezberden söylerdi  ama olmadı,şarkıya sadece bizim masadan eşlik ettik ve o güzel şarkıyı repertuarlarına almadıkları için ezberden söyleyemediler. Yine de çok güzel şarkılar seçip çok güzel söyledikleri için onları sevdik ama grubun adını öğrenemedik.
Filmi beğendim mi..? Evet :)  Herkes demiş ya hemen keşfediyorsun katili, o kesik el olmasa da olur falan. Film tabii ki süper değil ama sanki o film görüntüleri için çekilmiş.Yani görüntüler üzerinde o kadar çalışılmış ki sanki başka şeyler gözardı edilmiş gibi geldi bana ama sevdim. Şarkıyı zaten çok sevdim, cem yılmazı da sevdiğimden filmi sevdim işte.


Bu yazı nasıl biter söyleyeyim, eğlendik,keyif aldık ama öyle güzel çalan söyleyen bir grupla, öyle bir ortamda  ancak bizim kadar eğlenilirdi. Geceye devam edip çalışta bir kahveyle devam etmek isterdim ama derin'in uykusu gelince evlerimize döndük. Nasılsa o kahveyi içeriz daha sonra bir gece.

Not:1 Trendyol'dan alışveriş yapacaklara.. 8 aralıkta sipariş vermiştim.Bugün ancak siparişimi ben 3-4 kere aradıktan sonra  yarın bana yollayabileceklerini belirten bir telefon aldık.İki siparişimden biri iptal edildi,daha onun parası da elime geçmedi.Diğer siparişim de bugün face'te sayfalarına yazınca ancak bana geri dönüş yaptılar. Siparişin elime ulaşmayacağını daha bir hafta önce de konuşmuştuk, iptal edilmesine rağmen diğerini yollama zahmetine bile girmemişler daha.. Düşünebiliyor musunuz..? Yılbaşı hediyesi diye aldığım hediye daha ortada yok ve daha alacakları firmadan  ellerine bile geçmemiş anladığım kadarıyla. Yarın yola çıkacakmış bize söylendiğine göre ama pişmanım.Bir daha bu tarz bir firmadan alışveriş yapmayı düşünmüyorum.
Mailime reklam gönderdikleri kadar işlerini yapsalar daha başarılı olurlar. Yılın ilk hayal kırıklığı !!!


Not.2 Son zamanlarda  keyif aldığım şeylerden biri de Çağıl'la skype ta konuşmak. Geceleri bazen görüntülü konuşuyoruz. Geçen gece ödev bile yaptık :)

Not:3  Bilgi Üniversitesini kınıyorum. Haber süper ama  bence üniversitelerde bölüm kapatılamaz.Böyle bir uygulama olmaz. Tık

Cuma, Aralık 31, 2010

İyi Seneler :)

   İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.

 N.HİKMET.

Çarşamba, Aralık 29, 2010

nasıl geçti habersiz

Yazamadığım bir sürü yazım, koyamadığım bir sürü fotoğrafım var geçmişle ilgili. 2010 ben senle hesaplaşamadan sen ne çabuk bittin. 

sevdim seni bir kere

Çok güzel bir geziydi Antalya opera gezisi. Geçtiğimiz salı sabahı yola çıktık,çarşamba akşamı döndük. Biz bayramda İstanbuldayken buradaki tek eksiğimizin bu tarz kültür etkinlikleri olduğunu düşündük.Bu yüzden kendimiz için de olsa böyle küçük turlar yapmaya karar verdik. Biz giderken bir kaç kişi de katılmak isteyince bu opera turu ortaya çıktı aslında.Güzel miydi evet güzeldi,yorulduk mu ? Hem yorulduk hem de çok keyif aldık.Opera güzeldi, Antalya güzeldi,otelimiz güzeldi, alışveriş de güzeldi :) 
Bundan sonra  her ay bu tarz  bir tur yapmayı düşünüyoruz.
Yukarıdaki fotoğraf Düden'in Akdenize döküldüğü nokta.

Geçtiğimiz haftanın asıl sürprizi Çağıl'ın gelmesiydi. Haftasonu  cuma ders bitişi bilet ayarlıyoruz ona,  havalimanına çok yakın olduğundan akşamüstü geliyor.Pazartesi sabahına dönüyor.Dalaman'dan biz alıp biz bırakıyoruz.Pazartesi sabahı derse yetişiyor. Onunla geçirdiğimiz zaman güzeldi, o gelince evden çıkmak istemediğinden dışarı yemeğe bile götüremedik. Bende bol bol börek, çörek ve yemek yapıyorum.Tatlılar, içkiler keyif çatıyoruz. Özel kahvaltılar falan da hazırlayınca babamız isyan ediyor. Bize böyle sofralar kurulmuyor diye.
Ares bile bayram ediyor evde, Çağıl burda diye düşünün artık. 

Yağmurlu günlerde paspaturdan bir görüntü olsun dedim. Yazın bu eski çarşının sokakları masalar ve koltuklarla dolu olur ve gece geç saatlere kadar da eğlence.

Ülkemin romantik duvar yazılarında  artık İngiliz kızlarının da adı var :))  Yazı Dalaman'dan.

Çağıl'la benim yaptığım vişne likörünü içtik, geç vakitlerde oturup sohbet ettik ,bazen de uyuya kaldık koltuklarda :)
Yukarıdaki bardaklar benim likör kadehi koleksiyonumdan, şişede 2. el pazarlardan yine.Çaktırmadan onlardan da bir sürü olmuş elimde. Birde çaydanlıklar.
Burası gizli bir cennet.Neresi olduğunu yazmayacağım,keşfedilmesinden korkuyorum çünkü :))
 Şimdilik sadece fotoğrafını göresiniz istedim.Hava çok kapalı olduğundan göründüğünden kötü çıkmış ama ben diyeyim yeşilin ve mavinin her tonu vardı siz nasıl hayal ederseniz öyle kalsın gözünüzde.
Çağıl'ı pazartesi uçağa götürdük,aslında beraber kahvaltıya gidelim istedik ama o beni bırakıp kendiniz gidin dediğinden Dalaman da çevre yolundaki Toprak Ana restauranta gittik.
Kahvaltısı güzeldi, keyif aldık, beğendik.Yolu düşenlere tavsiye ederiz.

Yolda Ares sıkılmıştır diye yürüyüş yaptık biraz. İçinden geldiği gibi koşturdu, atladı zıpladı kenar bir yolda. İşe gelip haftaya başladık.
Sabahları  bu aralar hava güzel, yürüyüşe çıkıyoruz genelde. Çalış'ta yürürken Ares, eğer oralarda oynamak istiyorsa gidip masanın yanında bekliyor oturalım diye. Zamanımız varsa oturup çay içiyoruz ,bazen tost yiyiyoruz.Zaten Ares'inde hoşuna giden tostlar oluyor.Uzunbey ona da alıyor. Kimseler olmuyor,birkaç yürüyen kişi sadece.Etraf sessiz ,
bazen çay bahçesinin müziği kırıyor sessizliği... Genelde tanıdık şarkılar oluyor benimde içimden eşlik ettiğim.

Zamansızlıktan ancak şimdi yazabiliyorum geçen haftayı. Salı günü Antalya gezisi  günüydü. Sabah  erkenden migros otoparkında arabalarımızı bırakıp yola çıktık.Küçük bir otobüs dolduran küçük bir grup olduk.Yolda giderken ilk durağımız Bekçiler köyündeki Şafak Dinlenme Tesisleri oldu.Kavurması ve yoğurdu meşhurdur,  saat 11 olmasına rağmen kavurma ve yoğurt yedik,bazıları kahvaltı etti, köy kahvaltısı olması gereken bir yerde hazır paket terayağ ve reçeller olan bir kahvaltıyı ben tercih etmedim aslında.Kavurma çok güzeldi, yoğurdu da görmeniz için fotoğrafladım.Çatalla yediğimi belirtmek isterim birde :) 
Tur alışveriş,gezi  ve opera turu olduğundan gündüz  Antalya'ya vardığımız gibi  yeni açılan Özdilek  Alışveriş merkezine gittik. Önce alışveriş yaptık,sonra da yemek yedik.
Alışverişte yaşadığım aptalca olayı paylaşmak istiyorum sizinle birde.Özdilek Mudo  kapıda ikinci üründe pantolon ve trikoya  % 50 indirim yazıyor  içeri girip alışveriş yapıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz,  hatta satış elemanına soruyorsunuz öyle mi diye ,evet diyor, size de yardımcı oluyor 4. ürün için sonra kasaya gidip aslında aynı markanın ikincisine değil aynı ürün tarzının ikincisine ( yani aynı ürün modelinin 2. sine ) indirim olduğunu söyleyip kasada indiriminizi yapmıyorlar.Hatta dört tane olunca biri çok pahalı bir ürün olunca kazık yemiş gibi de oluyorsunuz. (Yanıltıcı reklam buna denir birde, kapıda ayrı kasada ayrı bilgi,terslenmek de cabası) Bu reklam panosuna güvenip alışveriş yapmayın sakın.Ben yaptım, kasada da kaldım.Yine de biraz yumuşak yüzlü olsalar alıp gelecektim de sanki zorla almaya kalkar gibi birde terslenince dört parçayı da bırakıp çıktım. Kasadaki Cansu  hanım iddia üstüne iddia sanki ben kapıya asmışım yazıyı, iyi de yazı  da trikonun ve pantolonun ikincisine indirim yazıyor, aynı grubun ikincisi gibi bir cümle yazmıyor! - duramadım zaten. Dışarıda öyle yazmıyor diye uyarmamıza rağmen alırsanız alın almazsanız gidin gibi bir davranış karşısında da bıraktıım.O gün benimle ilgilenen müşteri temsilcisi delikanlı bize öyle söylemediler-doğal olarak o da bana öyle söylemedi,hatta 20 dakika ürün  bulmak için yardımcı oldu-  dediği  halde kasa kızı kızgın elemanı ikna edemedik. Yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam çünkü ben zaten zor kıyafet beğeniyorum, artı büyük beden kıyafet zor bulunuyorum, ama davranış tarzından dolayı dükkandan çıkmak içimi burktu. Markayım diye geçinen yerde bu tarz bir davranışı kaldıramam. Yaz kapıya , sonra kasada farklı davranış,hatta iddia ediyoruz diye de tersle. 

Sana mı kaldım Mudooooooooooooooo , sen sadece dekorasyon konusuna gir yine, egzotik parçalar yer alsın  raflarında, çocukluğumuzun  giyim markası bir masal olarak kalsın hatıralarımızda... Ne kaldı ki eskilerden..? Sen önce elemanlarına iletişim dersi ver, sonra reklamlarınla satış etiğini  aynı tutmaya çalış, ondan sonra da kalk alışveriş merkezinde mağaza aç.Bizde sadece  ithal  objelerine paraları bayılalım.Bundan sonra da senden giysi alırsam iki olsun.

Ertesi gün  M & S ' dan aldım alacağımı ama o kadar uyuz olmuşum ki Mudo'nun  Migros alışveriş merkezindeki mağazasına uzunbey gir bak demesine bile giremedim. İyi de bana ne demeyin bence çok önemli bir davranış bu. 
Işıltılı mağazaların ardındaki müşteri memnuniyeti bu işte ; koca bir hayal kırıklığı ... 


Neyse ordan çıkıp  sinir içinde açık balkonda kahve içtik uzunbeyle, sonra ben her sinirlendiğimde olduğu gibi acıktım, gidip Köfteci Ramiz'de yemek yedik.Güzeldi :) Tahinli piyaz yedim ama bizim klasik piyaz daha güzel, bunu da belirtmeden geçmeyeyim. 
Özdilek alışveriş merkezi..

Daha sonra şehir içinde operadan  önceden ayırttığımız  biletleri alıp Lara'ya otele geçtik.
Kendi otelimize giderken bu asortik otellerin önünden geçtik.
Azerbeycanlı bir işadamının soldaki yeni yapılan bu otelini görünce diğerlerinin otel yavrusu olduğuna kanaat getirip kendi otelimizi bulduk en sonunda.(sağdaki ) Gerçi biz 2005 te o otelde kalmıştık ama biz kaldığımızda etrafta in cin top oynuyordu.
Otelin manzarasında yandaki otelin yeni yapılmaya başlanmış bahçesi ve inşaatı vardı.
Bulunduğum balkondan kadraja zor sığan otel.
Otele gittiğim gibi bir su kuşu olarak kapalı  havuza girdim.Benden başka bir kaç çocuk ve beraber gittiğimiz bir hanım vardı. Havuzdan sonra giyinip süslenip yemeğe indik,otele erken yemek istediğimizi belirtmiştik  bu yüzden bir problem olmadan ordan da operaya gittik. 
Opera kalabalıktı, biz ağırlıklı olarak yabancıların olduğu bir gruptuk. Şehir içinde yolları tahmin ederek bulduğumuzdan biz binaya girdiğimizde gong çalmak üzereydi.
Opera keyifliydi, özlemişim. Çıkınca otele gidip yattık. Sabah erken uyanmadan biraz keyif yapmak istedim, bu yüzden havuzu es geçip toparlanıp kahvaltıya indik.
Otel geçen senelere göre çok daha iyiydi.Özellikle yemekler süperdi. Herkes memnun kaldı. Normalde bir gece konaklayamayacağımız fiyata biz hem beş yıldızlı bir otelde kalıp hem operaya gidip (hoş devlet operası sadece on liraydı :) hem de gezi ve yol ücreti dahil geziye gelmiştik :))

Kahvaltıdan çıkıp Düden'in Akdenize döküldüğü yere gittik, sonra  Lara'daki M&S mağazasına alışverişe gittik, -İngilizler çok seviyor, Fethiye'de yok-  :))   Oradan  küçük bir şehir turuyla Kaleiçine gidip birer çay içtik. En sonda Migros Alışveriş Merkezine  uğrayıp saat üç buçukta Fethiye  yollarına koyulana kadar orada gezdik. 
Kaleiçi
Kaleiçi
Kaleiçi
Aynı yerden daha önceki bir Antalya  yazısında fotoğrafım var  :) 
Bu bir  sürpriz, sonra yazacağım..!!!  :)
Karlı dağlar :) şansımıza hava çok güzel,günlük güneşlikti.

Bu fotoğrafta bugün bağışlarla aldığımız akülü tekerlekli  sandalyemiz. Minibüsle gelip arabalarıyla gittiler ailecek... :))) Bugün teslim ettik arkadaşlarla basının karşısında..
Daha önceden yazmıştım zaten. 
Yarın bir toplantı,perşembe günü bir eğitim ve cuma günü de kutlama var. Bir terslik olmazsa yeni yılı dışarıda arkadaşlarımızla karşılayacağız.Yazarım yine zaman bulursam...

Salı, Aralık 21, 2010

Mavi Kuş Kargo 26 / Yaşamın Kıyısında

 Bu battaniye ve diğerleri  Yaşamın Kıyısında Nur Hanımdan bize gelenlerden.Bize gelenler diyorum çünkü kendisi mayıs ayında bizi ziyarete geldiğinde eli kolu dolu gelmiş onları direk el sanatları pazarında masalarımıza almıştık zaten.Bu kısım daha sonra kargoyla elimize ulaşanlardan.Kendisini tanımak, hele bizlere getirdikleriyle  özellikle Renkli Tasarımların bize yolladığı o şirin ve emsalsiz çantaları görüntülemek isterdim ama o gün karnavalda görevli olduğumdan getirdiklerini görüntüleyemediğim için sizlerle paylaşmam mümkün olmadı. Ne yazık ki sonradan bize gönderdiği bu kargo ile yetinmemiz gerekli. Bu battaniyeden yola çıkarak daha önce gelenleri de göz önünde bulundurmanız için bir fikir olsun diye  bu linkten ne gibi güzelliklerin  geldiğini düşünebilmenizi rica ediyorum :)
Nur Hanım, bu seneki çalış karnavalına ve el sanatları pazarına sizi tekrar bekliyoruz. Özellikle sizi tanıdığım için ve bu güzellikleri bizimle paylaştığınız için de tekrar teşekkür ediyorum.
Bu  taraflarda oturan eski komşularınızı da unutmamanızı :)  , onu ziyarete geldiğinizde de bizleri de görmeye gelmenizi özellikle rica ediyorum ve sizinle görüştüğümüz o kısa zamanda dostluğunuzdan ve sohbetinizden çok mutlu olduğumu da belirtmek istiyorum.

Gönderdiği güzelliklerden çok, kargo hakkında bir yazı  değil tanıştığımız için değişik bir mavikuş yazısı olduğunun farkındayım ama ben size diyeyim ki blogda yazdıkları ve bizimle paylaştıkları hiçbirşey. O mütevazi ve sıcak anneanne tavırlı sohbetini tatsanız sizlerde bizim gibi dostları arasında olmaktan mutluluk duyardınız :)

Yaşamın Kıyısında (Nur Hanım);
Teşekkür ediyorum, öncelikle el emeğinize, bize çok uzak yollardan taşıdığınız emanetler için, kendi ellerinizle ördükleriniz için ve bizi yalnız bırakmayıp ayrıca ziyaret ettiğiniz için.
Umarım bir gün bir yerlere yerleşmeye karar verirseniz burayı tercih edersiniz.
İnanın dört gözle sizi bekliyor olacağız :))

Renkli Tasarımlar 'la bizi tanıştırdığınız için de ayrıca teşekkürler :)

Not: Haftasonu Çağıl burdaydı, oğluşla hasret giderdik, kısmetse iki günde Antalya da gezide olacağım,gelince görüşmek üzere..