tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Temmuz 28, 2015

Canımın içi ne güzel kelimedir ..Hem canım hem içim :))

Bu kadar uzun yazamayacağımı bilseydim arada kısa kısa notlar düşerdim. Hayat beklemiyor, devam ederken acı tatlı her şeyi veriyor ortaya. Hastalıklar,acılar, şehitler, seçimler, sonuçlar derken ben kendimi bir türlü blogda bulamadım.Kaç kere açtım kaç kere yazamadım sayısını ben bile bilmiyorum.Yazı yazarken son yazıma bakıp nerede kaldığıma bakarım genelde.Bu sefer bakmaya niyetim yok,çünkü arayı kapatma şansım yok. Olduğu yerden,hissettiklerimden devam ediyorum.Bu kayıtta böyle olacak tarihe...
Seçim zamanı gittik Kelebekler Vadisine...Yukarıdaki manzarada öz çekimler mi yapmadık, çay kahve içtik, bol bol seçim konuştuk :) Seviyorum ben bu çalışmaları..Sonucu ne olursa olsun alan çalışmalarını, insanlarla konuşmayı ve ekip çalışmasını seviyorum :)  

Yazacak şey bol, hangi birinden başlasam bilmiyorum.Uzun zamandır yazmayınca pratiğini kaybediyormuş insan.O zaman şu an nerede yazdığımdan bahsedeyim biraz. Bahçedeyim.Havalar ısındığından beri bahçedeyiz, yemek yiyip oturuyoruz. Ben zaten tv açmıyorum uzun zamandır. Haber dinliyorum,okuyorum.Diğer şeyler gereksiz.Kitap okumaya çalışıyorum.Az okuyabiliyorum ama yine de elimden düşmüyor kitabım.
Bazen sabah bazen de akşamüstü yürüyüşe çıkıyoruz çocuklarla.Ben her zaman katılmıyorum.  Çünkü yüzerek spor yapmaya çalışıyorum. Yürüyüş ekstra oluyor.-Karataş Plajı- Kargı
Bunlar yürüyüşten.
Mutfakta zaman geçirmeyi severim aslında.Bir dönem çok gezenti olduğum içinde gün ikramları konusunda ihtisas yaptım sayılır ama kilo vermeye çalışırken mutfağa olabildiğince girmemeye çalıştığımdan, şimdilik sadece bahçeden çıkanlarla turşu, elma sirkesi, akşamları olabildiğince kolaya kaçılmış sağlıklı yemek, mangal durumları,-malum iki kişiyiz, mangalımızda tüplü- özellikle kahvaltılarda bahçeden domates-biber-peynir yediğimden bu aralar pek işim olmuyor.Mutfak konusunda çok takıntılıyım ben, bardak,çanak,tabak takıntım had safhada. İçki kadehi, likör bardağı, demlik, yumurtalık gibi küçük  koleksiyonlarım var. Gerçi bu eve taşınınca demliklerin çoğuna kaktüs diktim ben :))
Kelebekler Vadisi- Şelale- Faralya
Burası arada yürüyüş yaptığımız Çenger Yolundaki şelale .İnstagramda her paylaştığımda neresi diye sordukları yer. Benim evime de çok yakın.Zaten öyle bir yerdeyim ki  hızlıca karar verip taşındığımız halde sessizliğinden ve geceleri serinliğinden seviyorum. Serinliğinin tek sebebi de etrafındaki ağaçlar. Eski bir şehirli olarak diyorum ki kadınlar gerilla bahçıvanlığı yapıp şehirlerde boş alan bırakmamalı...Bu işi erkeklere bırakmayalım. Bulduğunuz her boş yere ağaç dikin!
Bunlar haziranda bahçeden çıkanlardan. Bahçe işleri Uzunbey'in . Benim hem zamanım yok hem de hazırı daha güzel.O uğraşıp dikiyor, bakıyor,suluyor ben sadece koparıp yiyiyorum.
Doğum günüme özel hediyelerimden..
Çenger Yolundaki Şelale.
Suya sokmadan onları gelmiyoruz.
Bu da tekne turundan...

Şovalye Adası..
Çalış Kanalı
Merkeze giden tekneler buradan kalkıyor..
Resimler karışık düşünce konuda böyle karışık oldu :) Bu yazılık idareten yazıyorum.Yoksa bir yazı göndermeden ay bitecek.-Benim veranda.Devamlı buradayız.Gece ,gündüz, yemekte, oturmada, misafir varken.
Yine bahçe mahsülleri.
Erika
Saklıkent - Annemler bendeyken.
Saklıkentte kahve.
Yörük Müzesi klasiği :)) Yörük Müzesi.
Bu kahvede çarşıdan. Orange Cafe.
Erika

Nif kirazı. Fethiyenin çok güzel kirazı var ve bu mahallede-köyünde- yetişiyor. Yaylası aynı zamanda.
Bu iki sevgili yolda bize yakalandı yürüyüşe giderken.Biraz çekip onları rahat bıraktık.
Ares ve Ateş.. Karataş Plajında.
Ares..
Tatil evi..Kayaköy
Erika
Ev hediyesi.. Annemin kuzeni yapmış .Kurdele işi örtü.
oky garden -yanıklar Kahvaltı için sık sık gidiyoruz.
Normalde at çiftliği..
Erika'nın yatak keyfi.
Bahçeden ...







Tavşanlarımız da var.Söylemiş miydim..? :)

Ares ve Ateş
Renk cafe waffle - çarşıda,tavsiye ederim.Karşımdaki Çağıl :))
Erika..

Karataş Plajından Fethiye ve Şovalye adası manzarası.

Uykuya yenik düşmeden yazıyı kapıyorum.Nice yazılara .. Şimdilik bu kadar.

Perşembe, Nisan 30, 2015

Öpüyorum gülüşünün bütün kıyılarını...

Günlerdir seçim komitesiyle ve partiyle ilgili çalışıyorum.Bizim işlerimizde çok yoğun,yaz hazırlıkları başladı, sezon için durmadan koşturuyoruz. Sabah seçim komitesi ve parti, öğleden sonra iş derken bayağı bir bölündüm ve yoruldum. Annemle babam  ,annemin koro arkadaşlarıyla Bodrum'a geliyorlar, bizde orada buluşmaya karar verdik, yarın  sabah ben arabayla kısmetse Bodrum'a geçiyorum. Bir kaçamak yapıp geleceğim. cuma-cumartesi-pazar Bodrumdayım.
 Pazartesi sabahı dönüp o gün ilk seçim büromuzu milletvekili adaylarımızla açacağız.
Bir tane de benim sorumlu olduğum bölgede açacağız. O son dakika gelişmesi oldu ama iyi oldu.Şu an kendime küçük bir çanta hazırlayıp yatacağım. Yazmayı özledim... 
Çok yoruluyorum ama çalışırken çok mutluyum :) ve yeni bir güne merhaba demek için yollarda olacağıma..

Çarşamba, Mayıs 28, 2014

Deniz gülümsüyor uzaktan. Dişleri köpükten, dudakları gök.

Bu fotoğrafı seviyorum.Sezon açılınca ilk yaptığımız işlerden biri tabii ki Kabak'ta Olive Garden'a gitmek oldu.Hatta bileydim gideceğimizi mayomu alırdım.Nisandı sanırım. Uzunbey  Karaağaç'a gideceğimizi söyledi,Genellikle oradan Kabak'a geçeriz ama bende sormamışım.Neyse biz hala su sezonunu açamadık çalışmaktan.Ne havuz ne deniz.
İş dünyasında eskiden şubat-mart-nisan hazırlıkla geçerdi,şimdi AKEPE  ülkeyi süper düper kalkındırdığı için turizm ancak iki ay sürüyor,yani temmuz-ağustos için şubatta,martta,nisanda yattık, mayısın ilk haftasından beri çalışıyoruz.Haziranda turizm başlar, temmuzda hızlanır.
Bu yazı hala nisan ayını kapsadığından arada yazacaklarım ve resimler birbirinden farklı olacaktır.

Mayısın ilk haftalarında doğan bahar çocuğu olduğumdan 10 mayıs dahil bir haftaya yayılan kutlamalarla doğum günümü kutladım.O gün yemek olayını ayrıca anlatmam gerekirdi aslında.Özellikle de pastayı. Resimleri bulursam pastalarımı da paylaşabilirim. Sanırım 4 pasta kestik arkadaşlarla,her grupla ayrı ayrı, en son iş yerinde ve doğum günümden bir kaç gün sonraydı.
Zaten kestik ve kutladık iyi olmuş, 13 'ünden sonra hiç keyfimiz kalmadı.Yazı yazamadım, okuyamadım, çalışamadım, halkın bir çoğu gibi hayat sevincimiz kalmadı Soma'dan sonra.
Yemek resimleri paylaşmak istemiyorum bir yandan ama buralarda güzel yemek yeri  bulmak zor, e turizm için gelende güzel şeyler yesin diyoruz, zaten insanlar artık tatile çıkamıyorlar, ekonomik olarak zorlanıyorlar.Bu konularda ve tatil konusunda  yardım almak isteyen direk mailime yazsın.Her boyda tatil imkanı için sanırım Fethiye ideal bir yer.Bu servisi de gelipte burada doğru yerlerde kalamayanlar için yapıyorum,sonra kötü anlatılıyoruz.
asortikkrep1@gmail.com
Burası doğa restaurant, Dalamanda çevre yolu üzeri.Çağıl 'ı havalimanına bırakırken gittik en son ,iyiydi.
Günlükbaşında hala böyle eski ve güzel evler var... Partiden bir arkadaşımızın yemeğine gitmiştik, kırk yemeği olur ya, bahçede mahalleliyle birlikte yedik. Kayınvalidesinin yemeğiydi.Senesi gelince sokaklara kadar kurulan masalarda yakınlar tarafından hep beraber yapılan bir organizasyonla yemek veriliyor buralarda.Davet ediliyorsunuz, öğle yemeğinde gidip bir çeşit anma yemeği oluyor.Ben başsağlığı için ayrıca gidememiştim, bu yüzden yemeği kaçırmak istemedim.

Burası Yanıklar- Kargı plajı yanında başka bir arkadaşımın evi.Bu arkadaşımda  partiden.


Evinde çok güzel antikaları var, belki ona da blog açabiliriz ,söyledim olabilir dedi.
Bu da kütüphanesinin resmi.

Burası Kargı Karataş plajı...
Evine gittiğim arkadaşım çok marifetliydi, kendi yaptığı danteller,örtüler,perdeler etrafta salınırken çekmeden duramadım tabii ki.
Örnek olsun dedim,çektim.




Kaktüsleri de seviyordu,hatta bana da bende olmayan iki tür hediye etti.


Bu balkonda nefis bir sofrada oturduk,seçimin yorgunluğunu attık nisan ayında.
Bu da bir başka arkadaşımın evinden.Şarap gecesi yaptık kız kıza.
Zevkli ve inşaat sektöründe çalışan bir arkadaşım.
Kendi dekore ettiği bir evi var.
Misafirlerden çılgın bankacı olan arkadaşım :)) O gecenin en genç konuklarından biri olduğundan kahveleri ona yaptırdık :))
Benim o geceyi anımsatması için götürdüğüm hediyelerim mavi porselenler baş köşeye kondu :))
Böyle zevkli bir okuma köşesi de çektim gitmişken.

Muğla'nın yerlisi olduğundan nefis aileden kalma işler salonu süslüyordu.
Kahve keyfi...

El oyalarından tepsi.
Bir kaç gün sonra da kahvaltıya Suat'ın oraya gittik.Karataş Kargı plajı.Hani arkasında otel yapılan.Bittiğinde plaja girip giremeyeceğimizi yazacağım.

Suat'ın kahvaltı yeri.
At turları yapılan bir plaj orası.
Ares


Çal dağı.
Ölü yunus görmek isteyenlere...
Kahve keyfi.
Dönüşte sürüye denk geldik.
Ölüdeniz Belcekız plajı.
Burası Kıdrak Koyu.
Eski Likya World Tatil Köyü.Şimdi el değiştirdi ve adı değişti.
Keçi :))
Keçiler...
Kirme Köyü, şimdi mahalle oldu. Hadi biraz siyaset yapalım.Neden büyükşehir oluyoruz söyleyeyim, bence köyleri yabancılara satışa açabilmek için.Yoksa bu gördüğünüz beş-on evden oluşan köyün mahalle olması ve Fethiye'ye en az 10 km uzakta olmasına karşı Muğla'dan hizmet almasının nasıl bir mantığı var anlamış değilim.Ölüdeniz belediyeyken bu kadar hizmet alabilen bir köy, Muğlaya bağlıyken nasıl hizmet alacak hepimiz göreceğiz, kimse görmezse de ben size buradan açık açık yazacağım.Ha bu arada bu köyün görünüşü, tam karşısının deniz olduğunu düşünün.Yani öyle,oradaki her noktadan leb-i derya ,şimdi söyleyin bakalım, imar olarak mahalle olunca ne kadar para ediyor..? (Yasalarımıza göre köylerden toprak satamıyorsunuz yabancılara) Artık satabilecekler, çünkü büyükşehir olduk!
Oradan sorduk,buradan gösteriyoruz,köyün içinden çekilmiş resim bu. Alabildiğine mavilik, alabildiğine Akdeniz...
Burası da Karaağaç yolu. Kirme - Karaağaç arası. Geldiğimiz yol görünüyor, Kirme'den sonra yol toprak, çünkü Kirme- Karaağaç muhtarı aynı ve adamcağız Kirme'de oturduğundan asfaltı oraya kadar yaptırabildi, yolun oradan sonrası asfalt bekliyor, köy akepeli , aynı muhtarı seçtikleri için muhtar amcamın canı ne zaman isterse Karaağaç yolu o zaman asfaltlanacak.Halk her yerde aynı,kendine zulum yapanı şehirde de köyde de vaatlerle kandıranları seviyor.Yapacak bir şey yok, aptallıklarına saygı duyuyorum.Ben ayda yılda bir kere gidiyorum.Bu yol 17 km. Ölüdenize. Eşen tarafından asfalt yol var oradan gitmek istersen yol tam üç katı. Dedikodu değil ha gerçek.
Üşenmedim,haritadan çektim.Sağda kırmızı yol anlattığım asfalt yol. Fethiye- Eşen- Dodurga- Alınca- Karaağaç.  Kısa yol, Fethiye -Ölüdeniz- Karaağaç.
Toprak yol böyle,yaklaşık 3 senedir.Belki de daha fazla oldu,yaptılar  bıraktılar.

Manzara böyle.Arka sıralardaki dağlar Dalaman-Köyceğiz...

Gemiler Koyu - Kayaköy
O gün hava çok açıktı,karşıdan Rodos bile gözüküyordu çıplak gözle.
Babadağ'ın arkadan görünüşü.
Karaağaç manzarası.
Yılan yastığı..
Burası da Alınca. Alınca , Faralya, Kabak Koyu, Karaağaç likya yolu üstünde.
O gün çok dolaşınca dönüşte Kabak'a geçtik.
Kabak Olive Garden.
Bu aralar güvece dadandık.
Kitap klübü için  onu okuyordum.
Sırtüstü yatıp kabak koyu yerine seyredeceğim tek bitki sanırım asmalardır :))
Ares, kendini insan zannettiğinden asla yerde oturmaz,illa köşke çıkar.Hatta şilteye yatar, biz seyrederiz.Evde ve büroda yaşadığından, her yere arabayla gittiğinden ve haftada bir yıkandığından bende izin veriyorum.
Havuzun görüntüsü.

Başlık: Lorca.

 Resimler nisandan, yazı yeni, bende şimdi kafa dağıtmaya gidiyorum Zeynep'le buluşacağım.Yeni haberler yeni yazıya,sürprizlerim var çok güzel :))