Pazar, Şubat 19, 2012

Dükan Dosyası 2 (seyir evresi)

Dükan Diyetiyle ilgili uzun zamandır yazmak istiyordum.Biraz vakitsizlik biraz da ne yazacağını bilmeme durumları diyeyim, erteledim. Bu aralar yine sıkı şekilde Dükana sarılmışken,yazma vaktidir diye düşündüğümden yazıyorum.
Tabii ki benim diyetim kapsamında.
İlk aşamada 18 kiloyu verdiğimde, 1 ağustosta başlamıştım.Ayda ortalama beş kilo gibi bir rakam oldu.Yaklaşık üç ay sonunda yani.Bu kadar dengeli vermiyorsun ama o kadar sağlıklı ve kaçamaksız bir şekilde yaptım ki bir rahatsızlık yaşamadım.Sonra rolantiye aldım.Rolantiye almak derken uzun zaman kendimi devam etmeye hazır hissetmedim,yapamadım diyeti yani.Bu ara bayağı uzadı.Tekrar girmek çok zor oldu ama bence yapılması gerekli bir araydı.Ritmi bozunca tekrar dönmenin ne kadar zor olduğunu öğretti bana.Birde başka bir şekilde kilo veremeyeceğimi farkettim.
Uzun vadede şu kadar bu kadar  diye düşünmüyorum baştan.Her günü uzun bir savaş gibi düşünüyorum. Dokunmayan şeyleri yediğimde  hatta yiyerek zayıflıyorum.İki gündür peynir olaylarına tekrar döndüm.Bir ara sanırım sıkılmıştım, peynir yiyip,süt içtikçe zayıflıyorum.Ah birde suyu çoğaltabilsem... Su,yazın olduğu gibi çok içilemiyor,kışın insanın aklına su içmek gelmiyor.Dün gece kendime maydanoz kaynattım,içine biraz limon ve bir tarçın kabuğu attım.Böyle olunca çay gibi içiliyor.Bu yazıda daha çok ne yenip ne içileceğini yazmak istiyordum aslında.Fakat kitabı okudukça ne kadar sağlıklı bir diyet olduğunu görüyorsun,internet bilgileriyle bu diyet yapılmamalı,mutlaka kitap alınmalı. Tabii kafanıza göre yapıp, aç gezip,ya da başkalarının yaptığını yapmaya çalışırsanız diyetten ve kontrolünden uzaklaşmış olursunuz.Oysa Dükan'ın dediği gibi yaptığınızda değişik zamanlarda yenilebilecek birsürü yiyecek ve içecek çeşidiyle oldukça sağlıklı gidiyor. Ben buna inanıyorum.Bu diyeti yapmadığım taktirde zaten zayıflayamıyorum ve şişmanlık yüzünden başka hastalıklara yakalanmak istemiyorum.Kilo kontrolü belli bir zamandan sonra zor oluyor çünkü.Bu isteğe bağlı arada sporu ve hareketide savsakladığımdan rejimle beraber her koldan sürmesinin en faydalı zayıflama şekli olduğunu ve yağlar gittikçe vücudun belli bir sıkılığa erişmesi için hareketin de şart olduğunu keşfettim.
Yalnız daha önceden söylediğim  gibi,Dükanı yapan bir sürü kişi var ama paylaşmıyorlar :) Neyse konumuz bu değil :P  Biz kilo vereceğiz ,her iyi ve güzel bulduğumuz da yaptığımız gibi bunu da paylaşacağız.
Ben kendi yaşam tarzıma göre uyarladım bazı durumları ama Çağıl evde yok,istanbulda ya artık,akşam öğünleri ve yemek tarzı konusunda eşim pek sıkıştırmıyor, çoğu zamanlarda dışarıda yemek yiyebiliyoruz-iş durumları ya da etkinliklerden-, geçen hafta üç gece ya işten ya da davetli dışardaydık mesela.Böyle zamanlar hem kolay, et ve sebze ,çoğunlukla ızgara yiyiyorum ama bazen de evsahipliğini başkalarının yaptığı toplantılarımızda yiyecek bir şey bulamayınca,toplantıyı da bırakıp çıkamayınca etrafı seyredip zaman geçiriyorum.Çantamda küçük  kutu süt var artık,bu ara süte sardım.Yemekten önce ya da acıkınca içiyorum.Yulaf gevreğini her gün yiyiyorum.O benim önemsediğim bir şey. Hem bağırsakları düzenliyor hem de uzun vadede acıktırmıyor. Artık kabul ettiğim bir durum var ki ben zor zayıflayan ama kolay kilo alan bir yapıdayım, bu yüzden ihmale gelmeyecek diyetler yapmalıyım ve bunu yaşam tarzı haline getirmeliyim.İlk defa bu kadar kilo verdiğimden nasıl koruyabileceğimi ya da nasıl devam edeceğimi birlikte göreceğiz :)


Kahvaltıda  : Normalde kışın kasım-nisan arası domates ve biber yemezdim ben ama bu sene başka şansım yok,hem biberi çok seviyorum hem de kahvaltıda iyi oluyor.
Yumurta, haşlanmış ya da seramik tavada,kesinlikle yağsız.Sucuk-işlenmiş ürünler tavsiye edilmiyor ama etsiz kahvaltı edemiyorum bazen- şimdi daha azalttım,bir ara her kahvaltıda yiyiyordum.Sucuklu yumurta, pastırmalı yumurta, biberli yumurta, menemen.
Menemeni eğer evde bana uygun yemek yoksa yemek olarak da yiyiyorum,yanında da peyniri katık ediyorum.Peyniri ben yediğim her şeyde ekmek gibi yiyiyorum zaten.Her çeşit peynir yiyiyorum.Yağına bakmadan.Çünkü belli bir zaman sonra herşey aynı geliyor.Bu yüzden peynir çeşitlerini sık değiştiriyorum.Sadece Ezine -çok sevdiğim için-her seferinde alınır.
Peynir alırken büro için ayrı ev için ayrı aldığım gibi,bazen acıkınca girip markete kendime çay saati içinde alışveriş yapabiliyorum.Zeytin özlüyorum en çok,zeytin yasak,meyve de.Çok nadir bir tane olmak üzere kaçamak kaldırıyor diyet.Sık olmamak koşulu ile birer tane yenilebilir.Yoksa uzun vadede hamileler gibi özeniyor insan :))
Tuz atmıyorum,yemeklerde de olabildiğince tuzu az kullanıyorum.

Olabildiğince yağsız yemeye çalışıyorum,kendimden yağ koymuyorum ki diyet yediklerinin yüzde onikisinin yağ oranını idare edebiliyor, bunu yemeklerin yağında ve bazen salatalardaki yağlarla idare ediyorum.Yağsız yemek hiç yenmiyor,özellikle ikinciye ısıtılmıyor,tatsız oluyor.Bu yüzden olabildiğince yağ kullanmamaya çalışıyorum.Bazen restaurantlarda da salata yağlanmış geliyor, geri çeviremeyeceğin ortamlar oluyor, ama en zoru hiç yağsız yemekler.Birde diyete girdiğimden beri sevmediğim ve beğenmediğim yemekleri yiyemiyorum. Onun yerine peynir çıkarıp yemek daha iyi geliyor.Bu diyete girdiğimden beri yoğurdu daha bir yemeye ve sevmeye başladım.Uzunbey sevdiğinden her öğünde sofraya yoğurt çıkar bizde ama ben bu diyetle sevdim diyebilirim.Özellikle süzme yoğurt arada acıkınca atıştırmalık öğünüm oldu.
Kahvaltıya dönelim yine,
peynir, yulaf ezmesi bazen acil dönemlerde kısa zamanlı kahvaltılarda süper, salatalık-domates-peynir-  yağda biberli ekşimik (biber doğranıp kavrulur,içine ekşimik eklenir ama yağ yok adı yağda kavrulmuş biber, her türlü yağsız yumurta, seramik tavalar hem yapışmıyor hemde yağ olmasa bile güzel pişiriyor, roka, maydanoz,ekşimikli yumurta (yumurta omlet şeklinde karıştırılır,pişmeye yakın altı kapatılır, içine oranı bozmayacak şekilde ekşimik eklenir,yumurtanın içine çatalla ezilir, birde kış başında biberli ekşimik yaptım kahvaltılar için o da şöyle ekşimiğin içine biraz süt ve biber basılıyor,buzdolabında bekletiyorsun,istediğin zaman yiyiyorsun. Közlenmiş biber de yenebilir.

Yemeklerim ..
Dışarıda olabildiğince ızgara ya da yağsız kavrulmuş et yemeğe çalışıyorum, yoksa sebzeli tavuklu yemekler, sebze yemeklerini yoğurtla, et yemeklerini salatayla  yiyiyorum ve su içiyorum, eğer çok açsam  ayran alıp yemek öncesi içiyorum. Haşlama et sevmediğimden pek yemedim ama evde kendime brokoli haşladım,sirke ve limonla sos yaptım yedim mesela. Ya da sarmısaklı yoğurt koydum yedim. Annemin bir salatası var, arada ondan yapıyorum.Kırmızı lahanayı haşlayıp sirkeli limonlu sosla yedim.Ispanak pişirdim, bol yoğurtla yedim.Çorba içmiyorum,diyette yok ama özlüyorsun. Köfte yapıyorum evde,geçen gün yaptıklarıma yulaf ezmesi unu vardı ondan koydum.Köftedeki karbonhidratı önemsemiyorum artık.Yanına bol salata yapıp akşam öğünü yapıyorum.Hiç kaçamak yapmayınca köftedeki galeta unu gibi ayrıntılar önemini yitiriyor.Mutlaka ayran içiyorum,şimdi kefir aldım fatoştan kefir yapacağım.
Ispanaklı yumurta olabilir, karnıbaharı haşlayıp sarmısaklı yoğurtla yiyeceğim mesela bu hafta.Zeytinyağlı  pırasa çok severim ama bu sefer domates suyuyla pişireceğim, taze fasulye aldım yine aynı yöntemle pişireceğim.Aslında kıymalı yapılabilir kıymanın yağıyla ve domatesle pişirilebilir ama ben kıymalı yemek az sevdiğimden hep canım o tarz istiyor.
Kabak yapıyorum bazen, ince ince dilimleyip yağsız tavada iki tarafını çevirerek kızartıyorum.Üstüne baharat atıyorum.Ya da balık parçalarını actyfry da narekşisi, limon,susamla,az safranla karıştırıp yağsız pişiriyorum.
Patlıcan közlüyorum, çok da severim. Geçen gün fırına sarmısak attık o da süperdi, yemeğin yanına ya da etin çok yakışıyor.
ama kalabalık bir ailede Dükan yapmak zor.Mutlaka iki ayrı menü hazırlamak gerekiyor.Yağsız yemekler güzel olmadığından başkaları yemek istemiyor.Çağıl devamlı burada olsa öyle yapardım.Ya da o olduğunda menü farklı oluyor,onların yemeklerinden yemiyorum ben,kendime göre bir çeşit yemek yapıp salatayla idare ediyorum.
Kaşarlı mantar yaptım fırında,uzunbey için yarısına tereyağ ekledim,benimkiler yağsız kaldı.Çok güzel oldu.Karışmasınlar diye benimkilerin üstüne pul biber ekeledim.
Meyve yok,tatlı yok, bol bol çay var benim için. Günboyu bitkisel çaylar ve her gün bir nescafe içiyorum.Bazen sırf sütlü bazen de normal nescafe oluyor bu. Her gün Türk kahvesi içiyorum sade, ve mutlaka su içilmeli hem böbrekler için kitapta da uyarıyor hem de su içmeden zayıflanmıyor.

Şimdi doksanın  altına düşmeye çalışıyorum, düşünce yazarım,iyi gidiyor. Kaçamak yok, hareket var ve canımın istemediğini yemiyorum,diyetin en güzel yanı bu :)  

Güncelleme: Krep tarifi..
1.5 yemek kaşığı yulaf kepeği unu
1.5 yemek kaşığı lor ya da b.peynir ezmesi
1 yumurta, karıştırılır.Yağsız olarak pişirilir.

Cuma, Şubat 17, 2012

Gözlerime bakıpta herşeyi anlasalar..

AĞVA BEYAZ EV çekilişini ben kazandım :)) Her çekilişe katılmıyorum internette, hatta çok az çekilişe katıldım şimdiye kadar ama Girls on blog 'un çekilişine katılırken önce zamanına baktım.Nisana kadar kullanılabileceğini görünce de yazdım. Zaten çok istemiştim,olunca da inanamadım ama :)) İlk fırsatta değerlendirmeyi düşünüyorum.Bakalım, zaten haberiniz olur o tarafa gidince, sizinle de paylaşacağım.Özel zaman yaratıp gitmeyi düşünüyorum, benim için çok iyi olacak.

Pasaklı Sali beni mimlemiş ; eski blogger olunca insanların aklına zor geliyorsunuz, uzun zamandır mim cevaplamamıştım.

1. Ölmeden görmeyi istediğin bir ülke var mı? Neden orası?
İtalya Toskana ; şarap bağları yüzünden,bağ bozumuna gitmek istiyorum :) 

2. Kış mı?  Yaz mı?
Kesinlikle Bahar :)  Benim gibi bir bahar çocuğu başka bir mevsimi onun kadar sevemez diye.

3. Hiç saçının tamamını boyattın mı? Pişman mısın?

Ben  saçımı otuz yaşıma kadar hiç boyatmadım.Kuaföre de kestirmek için giden biriyim.Zaten doğal saç sevdiğimden dalgalı ve kestane rengi saçlarımı çok seviyorum. Beyazlarım çıktığı için boyatmaya başladım,genelde de kızıl kahve boyatıyorum.Bu son seferde bir ton açığından gölge yaptık kuaförümle karar verip,herkes beğendi, ben kendi rengini seviyorum.

4. Bloğumda en çok ne tarz konular görmek isterdin?
Bu soru sanırım mimi paslayan bloğa dair düşüncelerimizden oluşuyor.
Ben Sali'nin daha ayrıntılı ve daha fotoğraflı yazı yazmasını tercih ederim.Mesela ayakkabı sevgisinden bahsederken  evdeki ayakkabılarını görüntüleyebilir :)) Birde her yoruma cevap yazmalı :P  Gelen konuklar kapıdan dönmüş gibi olmasın. (Biraz sonra pişman olup korkarım mimi geri çekecek :))
Alışveriş konusunda iyi olduğunu söylüyor,bu konuda yazılarda bekliyorum kendisinden.

5. Yaptığın en çılgınca şey neydi?
Evliliğin büyük bir sorumluluk olduğunu düşünüp,  erken evlenmek sanırım.(Yirmi yaşında evlenip 41 yaşındayken  20 yaşında genç bir adamın annesi olmak :) Çok güzel bir şey, hem de çılgınca geliyor şimdi. Yanında dolaşan genç bir adamın senin parçan olması. Üçümüz beraberken insanların inanamaması. Onun sayesinde ne kadar genç görünüyorsun diye iltifatlar almak. Onun yaşının heyecanını içinde hissetmek,onunla ve ona dair  güzel yarınlar düşlemek.)
6. En sevdiğin tatlı nedir?
Baklava, osmanlı tulumbası, çikolata,annemin yoğurt tatlısı,fıstıklı sarma, krem karamel,badem ezmesi,tavuk göğsü... Tatlıyı çok seven birine bu saatte hem de Dükan yaparken güzel soru ama bu ara yemiyorum :)) 

7. Hiç bıkmadan kullanabileceğin oje rengi? 
8. Hayvanları sever misin? Evde beslemeyi istedin mi hiç?

Tam bana göre bir soru.Bekarken kedim vardı, yeni evlendiğimizde eşim yine bir kedi aldı  hediye olarak ,Çağıl'a hamile kalınca kedi annemlere gitti.Herzaman balığımız ve kuşumuz olmuştur,arada kocaman konuşan bir gri papağanımız (Jaco) bile oldu :) 
Şimdi büroda çok tatlı bir sultan papağanım var Sarı Efe, masamın yanında,canı sıkılınca bana laf atıyor ve evde beraber yaşadığımız her gün işe götürdüğümüz sosyal bir köpeğimiz var; Ares :) 
9. Düzenli olarak takip ettiğin bir dergi var mı? Varsa hangisi?
Dekorasyon ve bahçe dergilerini severim. Ev Bahçe ve Evim dergisini devamlı alıyorum.

10. Sence Türkiye'de en yaşanılası şehir neresi? Neden? 
Muğla sanırım. Göçler bunu gösteriyor :))  Bence Fethiye, ileride il olacak hem de yaşamak için en uygun yer diye düşünüyorum.Bir kaç eksiği var şehirleşme adına onlarda olduğunda burası Türkiyenin en yaşanılası yeri olacaktır. Hem de ekolojik anlamda gelişmeye ve sürdürebilirliğe en uygun şehir burası olacaktır.Tüm yatırımlar bu açıdan ele alınıyor, iyi bir proje alanı ve gelişmesi de o yönde.
Ama insanın hayatında mutlaka bir İstanbul dönemi olması gerektiğine inanıyorum, o başka.
11. İnsanların sende gördüğü, dile getirdiği en iyi ve en kötü özelliğin nedir?
Bu zor bir soru.Onların bakış açısına göre kendimi yazmak benim işime gelmiyor ama yazmaya çalışayım.
Bana söylenen, benim hissettiğim, iyi mi güzel mi bilmiyorum.Yoruma açık,yazıyorum.Bunu ancak beni birebir tanıyan birileri yorumda cevaplarsa çok sevineceğim.Yani hem netten hem de şahsen tanıyanlar cevaplasın lütfen.
Genelde arkadaşlarıma ve çevreme göre en gençlerinden biriyim ama benim dikkatimi çeken bir şey var ki sanırım bu en kötü özelliğim- bana göre yani- insanların benden  çekinmesi.Nedenini bilmiyorum, kavgacıyım diye yazıyorum ama ben genelde sesli bir şekilde kavga etmem, bağırmam, şiddete karşı biriyim,çocuğumu dövmedim, yanımda kimse başka birini dövemez,kavga ettirmem, izin vermem,müdahale ederim.Buna rağmen erkek - kadın insanlar benden çekinir.Buna alışığım,şaşırmıyorum, ölçülü biri olduğumu düşünürüm, kantarın topuzunu kolay kolay kaçırmam ama öfkelenirsem, üç gün geçmez, öc alırım,asla unutmam.Bana sorsaydınız öfkelenmekten nefret ettiğimi yazardım, öfkelenince de sakinleşememekten nefret ediyorum.Yani çok zor oluyor. Kendi kendime gaz verip anında sinirlenebilirim.Böyle durumlarda yani benim sinirli olduğum bir zamanda üstüme gelinmemesini tercih ederim.
İyi yönüm sanki yukarıdakilerin benimle hiç alakası yokmuş gibi de yazacağım,bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyeceksiniz eminim :))
İyi yönüm yani herkesin dile getirdiği herkes beni çok sever :)) Yani tanıyan herkes bana bayılır, bende onlara.Her insanı sevmek için bir neden yaratabilirim,yeni insanlarla tanışmayı severim, kimseden çekinmem, korkmam ve dostlarım benim için çok önemlidir.Bana güvenirler.Bende bunu çok severim.
Güzel bir mim oldu,her zamanki samimiyette de cevapladım.Ben soruların cevaplarını biliyorum ama sizlerinde onu tanıması açısından annemi mimliyorum :)


eski bloggerlardan Ailem Benim Enne'yi  ve Yonca 'yı 

eski zamanlı- yenilerden  Gri notlar'ı,

yine eski zamanlı- yenilerden nurtellanın günlüğünü ve bloglarına ilk yorumunu benim yazdığım bloggerlar mimi cevaplasın lütfen.


 Biz sabahları yürüdüğümüz gibi,akşamları da fırsat bulursak şöyle bir salınıyoruz deniz kıyısında ama bazen yağmurada yakalanıp,kendimizi arabaya zor atıyoruz.Salı akşamı cafederin zehralarda yemeğe davetliydik, gitmeden yürüyelim dedik.Biz arabaya atlarken yağmur hızlı hızlı atmaya ve deniz kabarmaya başlamıştı Çalışta.Zaten Fethiyede yağmur böyledir,üç adımda adamı ıslatır anlamazsın. Birde eğribacak denen yağmuru vardır ki yağmur yağar,sen yağmıyor sanırsın ve yürürsün ama ıslanırsın :)) Bizde yaklaşık son on adımı arabaya koşmak suretiyle ıslanmamaya çalışarak attık.


 Bu pazar etkinlik var, Fethiye Kültür Merkezinde. Aynı zamanda  17 şubat cuma günü ( bugün) Üzümlüde benim Kuzugöbeği Mantar Festivali toplantım ve organik tarım seminerleri başlıyor  üzümlüde saat 14.00 de.
Adliyede de tecavüz davasının yeni bir duruşması var,saat 13.30 da. Kadın derneklerinin takip ettiği ama bence fazla destek almayan bir dava.Kadınlar harici bir destek yok korkarım.Toplantım olmasa orada olacaktım ama geçen haftada festival toplantısına gidemediğimden bu hafta üzümlüde olmam lazım.

 Çarşamba yemeğe gittik öğlende, Ares'i de götürmek için maliye karşısında  bahçeli bir yere gittik,hava çok güzeldi.
 Dallarda kuşlar vardı, güzel sabahlarda birde sabahları evin bahçesinden de kuş sesleri geliyor, ben onları duydukça mutlu oluyorum. Günüm güzel başlıyor.
Bugün evdeydim.Yani  o güzel mavi sümbülü koklayamadan akşamı ettim.Uzunbey ben seviyorum diye migrostan aldı bana, balkondakilerde açmak üzeredir.Bahçedekiler hazırlık içinde.Bahar mı geliyor ne..? :))

Başlık; bu şarkıdan. Resimler benim.Kapak resmi balkondaki yılbaşı çiçeğim.Küçük elyapımı oyuncaklar LÖSEV den.Keçi Kitabevinde standı var. Destek olmak adına hediyelerimi alıyorum ordan.

Pazar, Şubat 12, 2012

Ülkenin farklı şehirleriydik; ben sürgün yeri,sen başkent *

Dün Üzümlü'ye gittik Uzunbeyle.Bu resimler oradan.Sabahtanda hava o kadar güzeldi ki Çalış'ta yürüyüp kahvaltı ettik kıl çadırda.Sonra ben eve döndüm.Aslında sabah çıkarken fotoğraf makinasını ilk defa almadım yanıma ama pişman oldum.Millet kardan kırılırken bizim oturup deniz kıyısında kahvaltı yapmamız biraz haksızlık gibi dursada sonuçta buralarda yaşıyorsak hakkını da vermemiz lazım diye düşünüyorum.Gerçi biz yürüyüşe giderken Uzunbey bana kahvaltı ısmarlayacağını bilmiyordu :) Çok çalışmasından şikayetçiyim ya zorla kendime kahvaltı ısmarlattım.Aslında bana teşekkür etmesi gerektiğini de düşünüyorum.
Bir gece önceyi anlatacaktım ama ben aslında salı günü Dükan Diyetinin seyir evresine nasıl geri döndüğümü anlatayım en iyisi.
Pazartesi günü  Rana nefis bir kabak tatlısı yapmış ve yollamış, zaten mutfağı süperdir bunda Karslı olmasının bir payı var mı bilmiyorum, gerçi orada yaşamamış,dışarıda büyümüş ama hem güzel hem de yetenekli kadınları ayrı seviyorum.Genelde bazı insanlar birbirini kıskanır, oysa ben arkadaşlarımın hepsinin ayrı yetenekte ve kişilikte olmasından gurur duyarım.Hepsinin kendine göre ayrı becerileri ve bu tarz güzellikleri vardır.Bu yüzden aramıza yeni katılan biri eğer benim arkadaşımsa, diğerlerininde kabul edebileceği ve aynı iletişimleri kurabileceği anlamına gelir.Bunu zaten tahmin ederim ve birbirleriyle görüşmelerinden mutluluk duyarım.Bu aralar Handan var mesela yeni.Hikayemiz çok enteresan.Handan benim İstanbuldaki  ortaokuldan  müzik öğretmenimin Antalyadaki komşusu.Buraya iş sebebiyle eşinin gelmesi yüzünden ve tanıdığı kimse olmadığından  öğretmenim bana telefon açtı.İlgilenmemi istedi.Ben böyle istekleri geri çeviremem, sevdiğim bir insanın bana güvenmesi beni mutlu eder.Gelince de kırkyıllık arkadaş gibi oluruz o başka. Cafe Derin Zehra da "Mutfakta Zen" Tijen tarafından emanet bana. Şimdi Handan' da artık aramızda ve diğer arkadaşlarımında onu benim kadar sevgiyle kucaklaması çok güzel :) 
 Pazartesi o güzel kabak tatlısını yiyip salı günü diyete başladım. Çarşamba günü öğlen Fatoşla yedik beraber.Sonra Zehra da scrable günü vardı ve ben ona gittim.Diyette olduğumdan Zehranın aşağıda göreceğiniz o güzel böreklerinden,ikramlarından yemedim,sadece çay  ve su içtim.Karnım tok olduğu içinde peynir bile yemedim.Akşam eve gittim, üzerimde bir kırıklık, huysuzluk anlatamam.Zorla bir yemek yiyiş ve kendimi kanepeye zor attım. Normalde saat birden ikiden önce yatmam ben,uyuyakaldım on-onbir civarı. Midem bulanıyor ama ekmeksiz yemek yiyiyoruz ya diyetten sanıyorum.Neyse yatağıma gittim ama kötüyüm.Kramp giriyor mideme.Ben soğuk süt içtim herhalde diye kendimi kandırıyorum.Oysa zehirlenmişim.Bunu da ancak o gece Fatoş'unda rahatsızlandığını duyduğumda anladım.Akşam diyet yemeği yaptığımdan dokunacak bir şey yok.Gece istifra ettikten sonra rahatladım biraz ama mide kasılmaları ertesi gün akşama kadar ara ara devam etti.Şimdi ben çok hassas bünyeli biri değilim.Hele yediklerimizden en son ben etkilenirim.Ben bu haldeysem Fatoş'u düşünemiyorum. Ertesi gün korkudan yemek yiyemedim.Ta ki  akşamüstü artık kendimi biraz iyi hissedene kadar. Cuma da üstümde halsizlik vardı ama akşamüstü biraz normale döndüm. Cuma günü bu yüzden Üzümlü Kuzugöbeği mantar festivalinin ilk toplantısını da kaçırmış oldum.

 
Ta bi iki gün işe gitmedim, toplantıyı kaçırdım ama bu benim gece Uzunbeyle Muğladan aldığımız duvar kağıtlarını yatak odasını kaplamamızı engellemedi :)  Yani iki duvarı o gece kapladık. Diğer duvarlar boya kalacak. Ben bu işlerden anlamam aslında,uzunbey beceriklidir, o yaptı ben yardım ettim.Ertesi gün yürüyüşte ikimizde yorgunduk,zaten o yüzden kahvaltı yapalım diye ortaya fikir attım.
Dün gittiğimiz Üzümlü'den ev görüntüleri.Orada yaklaşık 300 İngiliz aile var.Yabancıların tercih ettiği bir bölge olması sebebiyle de mimarisi ve yeni yapılanması güzel.Zaten eski evleri ve Fethiyeden daha serin olması yüzünden de tercih ediliyor.Fethiyeye çok yakın  ve belediye.Gerçi şimdi Fethiyede büyükşehir belediyesi olacak,diğerleri de ona bağlanacakmış.Oy oranı değişsin diye.


Burası Üzümlüde bir atölye-dükkan.Arkadaşım,elişleri ve ahşap oymacılığı yapıyor,satıyor. Yakında açılışını da yapacak.

Biz gitmişken bir-iki müşteriye uğradık.Daha sonra da Cadianda restaurantta oturduk güneş dağın ardına batana kadar. Pidesi güzel ama ben diyetteyim,kahve içtim.
Eve geldik,Ares içeri girmek istemiyor.
Akşam da şömineyi yakıp resimleri bloğa koydum, uykuya yenilinceye kadar da oturdum.
Üzümlüde beğendiğimiz evlerden.Bazen dışarıdan bakınca hangi evin sahibinin İngiliz, hangisinin Türk belli oluyor, bu ev benim sevdiğim gibi,güneşin durumuna göre balkonlar.Sabah güneşi vururken başka balkon,öğleden sonra başka :))
Üzümlüdeki atölye -dükkan Fatmanın yerinden.

 Birde bu aralar sayaçtan facebook tıklamaları yakalıyorum.Anlıyorum ki birileri link vermiş bloğa, sonra bakıyorum faceten kel alaka tipler arkadaşlık istiyor, duruma göre kabul ediyorum,bazen de etmiyorum. Tanımadığım az kişiyi özel sayfama kabul ediyorum ama aralarında müşterimiz ve arkadaşlarımın arkadaşları da var.Yani çok özel bir ortamım yok,bu yüzden resimlerde etiketlenmekten ve çok özel yorumlardan hoşlanmıyorum.Kendi sayfamdan başka, içinde olduğum organizasyonların bazılarının sayfalarınında yöneticiliğini ben yapıyorum.Bu yüzden internet işim yoğun oluyor.

Neyse bu aralar bazı Ankaralı kuşlar, telefon açıp Fethiyedeki arkadaşlarına bloğumda gördüklerini telefon açıp ortak arkadaşlarına söylüyorlarmış :))  Fethiye için çalışmayı seviyorum, burada yaşamayı da, benim ruhum gezgin bir ruh olduğundan arada sıkıntılar geçirsemde buradaki hayatımı seviyorum.Gizli izleyicilerimi de :) Saklanmak istesem saklanırdım zaten,gerek yok, deşifre olabilirim, sadece gidipte birine ben asortik krepim demiyorum ama okuyanların tepkilerinden anlıyorum,deşmiyorum diyelim. Mümkünse keşfedenler de günlük hayatta başkalarının yanında söylemese memnun olurum.Çalışma hayatında çok yüzleşmekten hoşlanmıyorum, okuyabilirler ziyanı yok.

Ama yazdıklarım beni tam olarak yansıtıyor mu..? Bence hayır, normal hayatta daha iyi bir insanım :)) Burada ki beni tabi ki beğenmiyorum, ben bir şeyleri çok beğenen biri değilim zaten kişiliğimle ve  görüntümle barışık olduğumdan ortaya karışık biriyim,çünkü dertleşiyoruz arkadaşlar,herşeyi yazmıyorum tabii ki. Yazamam ki.. Yine de içimden gelenleri yazdığına inanan samimi biriyim.Sadece buna inanın yeter.Yazdıklarımın samimiyetine ve yazdıklarım kadar samimi olduğuma, beni görünce bunlar uyuşacaktır zaten, sadece buna eminim.

CHP Kadın kollarıyla bu salı yaratıcı drama alanında Kibele Sanat evinde atölye çalışması yaptık.Hepimizin çok hoşuna gitti. Çok güzel oyunlar ve kuramlar öğrendik.Tekrar çalışmalara devam edeceğiz.

... ...


Kışın az su içtiğimizden rejim yapmak zor oluyor.Elimde su gezmem lazım.Dün gece koca bir bardak ayran içtim yatmadan.Arada küçük kutu sütler aldım, içiyorum.Günde bir nescafe içiyorum,birde türk kahvesi bazen de iki.
Benim gibi biri kilo veriyorsa bu büyük bir başarıdır arkadaşlar,şu an eşim elindeki  çikolatayı illa ye diye ısrar ediyor :)  yemedim tabii ki ,birde şaka yollu küfür savurdum ki peşimi bıraksın. Buraya yazacağımı da söyledim,okursa ne kadarrrr ciddi olduğumu anlasın diye.
Zaten diyet yapmak zor, birde ısrarlardan bazen gına geliyor.Israr eden insanları anlayamıyorum.

Zehranın böreği.
Scrable günü.
Zehra tarot baktı,bu benim tarot'um  değil ama.Bana bakmadı yani.
Fatoş'un evinden.Kahve günü Fatoştaydı.


Bu mini etekli güzeller güzeli bizim Gülce'miz :))  Bende küçük halasıyım :))
Bizim yaptığımız duvar kağıtları.Yatak örtüm kırkyama mavi bir örtü, yıkamak için kaldırdım.Çünkü Ares bazen üstünde yatıyor,bu yüzden sık sık yıkıyorum. Şu an üstünde başka bir örtü var,
Kendime leopar  yağmur çizmesi aldım Limangodan. Daha giymedim.
Son gelen hediyelerim ; çok güzel bir resim çerçevesi.Handan aldı, gelirken eve blogdan gördüğü kadarıyla evime uyacağını düşünmüş, çok beğendim ve hemen içine eskiden babamla dansettiğimizde çektirdiğimiz bir resmimiz var, onu koydum.
Gülderen'in misafiri Ayşem Hanım, gelirken almış,çok hoş bir hediye,geçen hafta günümde getirdi.
Bu inci kolye takım ise Gülderen'in İstanbulda çalıştığı yıllardan,o bir emekli :)) Bana hediye etmek istedi, bende çok mutlu oldum.İlk fırsatta takacağım.
Bunları 2. el pazarından aldım.Tanıdık birinden.Eski eşarplardan ama hiç kullanılmamışlar.Desenleri çok güzel.
Bu ahşap kaşıkları ben aldım.Biri geçen seneki mantar festivalinden.-soldaki mantara benzeyen- sağdaki de buradaki pazardan, el yapımı. Kahve yaparken ahşap ya da plastik kaşık kullanmak gerekiyor kahve makinası için.Plastik sevmeyince bunlar işime yarıyor.
Dünkü kahve keyfi.
Bu resim Handan'ın albümünden.Bizdeyken çekmiş
... ... ...

 Bu haber  bu haftaki EMİTT fuarından.Fethiye standıyla ilgili.

- Burcu'nun eşi şimdi daha iyi, ameliyattan sonra ayrı kalsalarda şimdilik bir terslik yok.

- Hayatta bir gün herkesin desteğe ihtiyacı olabilir.  Bu blog yardıma şu an ihtiyacı olan biri için. Lütfen paylaşalım.
                   - Beni uyuz eden avea dükkanını şikayet ettim.Avea 1.5 senedir hat işlerini telefonla yapıyormuş, bayilerin buna izni yokmuş.Bu adam hem beni kandırıp normalde yapmaya izni olmayan işlem için muhtemelen üzerimden komisyon aldı, hem de işlemi geç yaparak benim ekstra ödeme yapmama sebep oldu.Avea 'ya da kızgınım.Beni bilgilendirmeyen ve üstümden para kazanmasına sebep yaratan bir sistemi kullandığı için.Bu yüzden ödemem gereken paranın bir kısmını ödeyeceğim ama eğer bir sistem kuruyorsa da bunu kontrol etmek zorunda. Bu yüzden hattı değiştirdik.Çağıl da Vodofona geçti. Şimdi sadece annemlerle olan hattım avea kaldı.
-Evde değişiklik ve yeni düzenlemeler yapıyorum. Fazla eşyaları temizleyeceğim.İş yaparken zor oluyor. Bahçe de ilgi istiyor, daha hiç bakmaya fırsatım olmadı.Budanması gereken bitkiler var. Nasıl yetişeceğim bilmiyorum.
-Arabam da ki sorun büyükmüş, fabrikadan kaynaklanan bir sorunmuş aslında. Fabrika üretim hatası olup olmayacağına karar verecek bir süreçte.Eğer olumsuz olursa  yüklü bir tamir ücreti  tutuyor ama işin kötü kısmı düzeltilse bile böyle bir sorundan kaynaklandığından  tekrar etmemesi için bir sebep yok.İçimden dua ediyorum, firma  garanti kapsamına alsın yoksa böyle tamirciden çıkmadan yaşamak zor.Arabamı seviyorum ama daha ne kadar sabrederim bilmiyorum. 

*   Başlık;  Can Yücel.                             

Pazartesi, Şubat 06, 2012

Mevsimin suçu yok, yokluğun soğuk... *

Dün Çağıl'ı yolcu ettik Dalaman'dan.Sabahtan kalkıp Kayaköy Cinbalde kahvaltı, öğlen Kargı Plajında gezinti derken saat ikide Dalamandaydık.Onunla geçirdiğimiz günlerden sonra yaşanan boşluğu bizde alışverişle kapatalım istedik.Hazır Dalamana kadar gelmişken ki yarım saat-kırkbeş dakika da geliyoruz.Muğla'ya gittik.Bir kaç alacağımız vardı, alışverişte yaparız dedik.Akşam sekizde evdeydik.
Yolda gelirken Yörük Ali'de yemek yedik.Muğla - Köyceğiz arasında önerdiğim yemek yerlerinden biridir.Biz sabahtan geçersek çorba içeriz, öğlen civarı kurufasulye-pilav ve ya pideleri güzeldir.Muğladan dönüşte sağda Esentepe köyünde.

Bu arada rejim nasıl diye soranlara cevabımdır,rolantiye aldım, çünkü her ne kadar yaptıklarımı Çağıl çok beğenmese de  menüleri şöyle bir saymak istiyorum.Kıymalı Lazanya -iki kere ayrı ayrı-, çiğ börek-ben evde açtım ve yaptım-resmi de var aslında bulursam koyayım-Yoğurt Tatlısı, Yaprak sarma ilk aklıma gelenler.Arada sırf anne-oğul gittiğimiz öğlen yemeklerini saymıyorum :)



Bu ikinci denememdi, ilk yaptığım çok eskidendi.İçinde hafif güzel bir kıymasuyu oldu,Fatoş Eskişehirli ya ona gösterdim resimleri çok beğendi, aferin aldım :)
Ben kenarlarını suyu akmasın diye biraz kalın kapattım.Tavam küçüktü.Tarifi de buradan.
Cuma günü Alesta Hotelin açılışı.

 Otelin açılışını yapan Bakan Ertuğrul Günay.

 Cumartesi hava o kadar güzel,o kadar güzeldi ki anlatamam :) Bizim kahvaltımızdan dolayı havanın açtığını düşünüyorum.
Boğaziçinde gelenekselleştirmeye çalıştığımız cumartesi kahvaltıları için CHP Kadın Kolları bir araya geldik.Bir başka Bakanımız Milli Eğitim Bakanı Çelik okullarda İstiklal Marşı ve Andımız'ın kaldırılmasını istediğini  tartışmaya açtığı için bizde biraraya gelmişken Andımız'ı okuduk.
Biz daha İstiklal Marşı ve Andımız hakkındaki açıklamalarla  şoke olmuş durumdayken diğer yandan başka uygulamalarda dumur ediyor.Sultanahmet teki bizans büyük saraya ait yapının yıkılıp yerine çaktırmadan otel yapılması gibi mesela...haber
Özelleştirme haritası gibi mesela... ama Zeynep Oral'ın şu yazısını okumadan geçmeyin,hatta sizin için ben bir kısmını aldım buraya.

Beş vakit namazında adamların 12 yaşındaki kızlarını beş bin liraya sattığı...Dini bütün devlet memurlarının çocukları yaşında kızlara tecavüz ettiği...Savcıların kız çocukların “kendi azalarıyla” şiddet gördüklerine inandığı...Nüfusunun “yüzde 99'u Müslüman” diye iddia edilip.övünülen ve çocuk gelinleri...milyonu aşan bir ülkede...Başbakan. “ Dindar gençlik yetiştireceğiz” diyemez.
Bu arada google da bu tarz haberleri öyle zor,öyle zor buluyorum ki anlatamam...
 Kahvaltıdan eve yürüyerek döndüm.
 Burası Tansaş'ın arkalarında yeni yapılan sahil çalışmalarından.Bittiğinde bir önceki resimler gibi olacak.
 Burası Çalış,benim evin mahallesinden.
 Ares'le sabahları yürüdüğümüz sokaklar.
 Tuvaleti için kullandığımız boş arsa :) Hani geceleri dışarı çıkarıyorum ya, bu arsa da gökyüzüne bakıp Ares' i dolaştırıyorum.
 Gündüz hava çok güzel ve boş sokaklar, zaten evlerin içi soğuk,ısınmak isteyen sokağa çıkmalı böyle zamanlarda.
 Dün öğlende zaman geçirmek için yürümek istedik,Çağıl yürümek istemeyince de biraz deniz kıyısında oyalanalım,öyle Dalaman'a yola çıkalım diye Kargı Plajına gittik.Karşıda gözüken Akdağlar kar içinde, biz kazaklarla dolaştık.
 Ares

 Ares, bu ara biraz üşütmüş, çok sıkıştığında önümüze dikilip beni dışarı çıkarın diye derdini anlatıyor. Acıkınca benim önüme geliyor, diğer ihtiyaçları için Uzunbeye gidiyor.O uyuyorsa bana geliyor,Dolunayda beraber gezip dolaşıyoruz gece.
 Fethiye
Kargı  Karataş Plajı
 Çal dağı
 Geçen hafta çıktığımız tepe.
 Muğla girişi
 Sakar Yokuşu- gün batımı

Hayat bazen çok garip ,çok özlediğimde ya da bir şeyi çok istediğimde içimden geçirdiğimde bana geri dönüşü olunca çok mutlu oluyorum. Hayat beni şaşırtıyor hem de mutlu ediyor :)

* Başlık : Murathan Mungan.