Beylikdüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beylikdüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 11, 2011

insanoğlu kuş misali

Bayram kısa ama güzel,yolculuk uzun ama değerdi.Arife gidip perşembe döndük.On saati buldu gidişimiz ama yolda sohbet edip, iş konuştuğumuzdan, gelecekle ilgili plan yaptığımızdan ve ben yolcululuğu sevdiğimden güzeldi.Genelde giderken Afyona kadar Uzunbey kullanıyor,ben yolda uyukluyorum.  Sonra  direksiyona geçiyorum o bilgisayarını açıyor, son bir -iki saatte ben geçip maillerime bakıyorum.Genelde çay kahve içmeden gidemem, durmamak için bazen yanımıza alıyorum termosumuzu.Afyonda bu sefer kalabalıktan sıkıldık, orada mola verdik, aman allahım ne kalabalıktı.Bir ara herkes güneye gidiyor diye düşündüm.Bizim şeridimiz gelirken de dönerken de rahattı, radar vardı ama yakalanmadık,zaten kurallara  uyarız.Gerçi radarlar için uyarmasalar bir iki kere yakalanabilirdik.


 İzmit arife günü böyleydi.Yolda çok atıştırdık,herşey yedik, bende bayramda bu sefer kaybedilen onyedi kilonun üstüne bayram yaptım,herşeyden yedim ama bir kilo almışım sadece.Tabii ki hiç ekmek yemedim.Sadece çok sevdiğim İstanbul simidi ve tatlı bu kaçamaklara dahildi.Bu sabah tekrar dukan diyetine geri dönüş tabii ki.. İlk hedef doksanın altına inmek.

Bu yetmiş kat ev baklavası Uzunbey'in annesinden.Onun bir arkadaşı açmış. Annemde nefis bir kalburabastı yapmıştı ama onu yemekten çekememişim :))  Hatta bitince ikinciye yaptı, gelmeden önce ondanda yedim. Zaten herkeste tatlı yedim.Kahve içtim,çikolata ve şeker yedim.Tam bayram yaptım bu sefer.
 Kuzenim Berna'nın  evinden gün batımı.Bir akşam yemeği toplanıp eskisi gibi hep beraber yemek yedik.Masalara sığmadık,çocuklarımızla,kahkahalar ve müzik eşliğinde bayram yaptık.
 Babam tavla oynamayı sever, Bernanın eşiyle bu koltuklarda turnuva yaptılar,bir gün onlarda bir gün bizde turnuva devam etti.Koltukların resmi eski olduklarından. Eskiyi seviyorum ya derken evin beyinin annesinden kalma :))
 Evde müzik öğretmenleri ve konservatuar öğrencileri bol bu yüzden her yerde ya şarkı söyleyen ya da müzik yapanlar vardı. Muratcan odasından gitarıyla eşlik ederken.
 Çağıl aslında saçlarını açarak kullanmayı seviyor,ben yakalayıp topladım arkadan ve bana bu hali daha yakışıklı geldi,herkes de bayıldı  ama yine de kendisi bilir :)) O da  elektro gitar almayı düşünüyor..


Güngör, (teyzemin gelini ) güzel sanatlar lisesinde öğretmen, bazen söyledi bazen çaldı, eşi (kuzenim Ersan, o da müzikçi) Uzunbeyle sohbet ederken çocuklara eşlik etti, Berna eşiyle yemek hazırladı, ben yardım etmeye çalıştım ama evde müzik hiç susmadı. Sonra hep beraber sofrayı hazırladık.Babam turnuvadaydı, annem de sohbet etti bizimle.

 İlk üç gün evde ve akrabalarla geçti,teyzem Beykentte ,onu ziyaret ettik,Burculara gittik, Bernalara uğradık, alışverişe ve gezmeye gittik yeni açılan Torium'a, bir kere sinemaya gittik Behzat Ç.' ye gidecektik ama geç kalmışız, kayınvalideme,uzunbeyin arkadaşına gittik, benim akrabam Nermin Abla'ya gittik Fatih'e.
Dördüncü gün Uzunbeyin okul arkadaşlarıyla buluştuk Rumeli Kavağında bir balık restaurantında.Çağılda son günümüz diye bizimleydi,yemekten çıkıp Sarıyerdeki evlerine uğradık sonra arkadaşının.Yemeğe gidene kadar sahilden gittiğimizden o gün havanın güzelliğine doyamayıp çıkan herkes sahildeydi,kalabalıktı,trafik vardı ama etrafa baka baka son saatler biraz eziyet olsada biraz geç kalsakta gittik.
Ertesi günkü on kasım için afişler asılmıştı sokaklara.
 Rumeli Kavağı
 Gelişli Restaurant
 Bu da dönüş yolunda Pamukova Tuna Tan tesisleri, biz seviyoruz ama bu sefer servisi biraz aksadı.Kahvaltı için girdik, biz yöresel kahvaltı beklerken hiç sormadan klasik kahvaltı getirmişler, kaliteli bir yer aslında ama sormadan getirdikleri için biraz bozulduk,çünkü daha önce orayı çok beğenmiştik.
 Burcularda oturduk bir akşamüstü, Burcu çok güzel trüf yapmıştı. Tadına doyamadım,tarifini istedim hemen.Hatta unutmuşum almayı,artık maille atar bana.Puzzle vardı masanın üstünde, daha bitirememiş, yatak odasına girip takılarına baktım birde.Kendi yaptığı askılarında.




 Bu sefer annemlerde hiç fotoğraf çekmediğimi ancak dönüşte farkettim.Burcuda beraber çektirdiklerimiz hariç makinayı hiç çıkarmamışım bile. Bunda kartın dolu olmasıda etkendi,Uzunbey bilgisayara boşalttıktan sonra ancak fotoğraf çekebildim.Oysa boya badana bitince balkon çiçeklerle çok güzel olmuş, kaktüsleri büyümüş,yılbaşı çiçeği açmıştı.Artık bir daha ki sefere onları çekerim.Giderken Burcu ile Çarliye kitap götürdüm hediye,her seferki gibi.Bu sefer Burcu da bana hediye kitap hazırlamış, benim okumadıklarımdan.Birde önceden bal göndermiştim kargo ile gitmeden, bu sefer de bal kaşığı götürdüm :) Kendime alırken onlarada aldım birer tane.
Annemle babamın resmini de facebook ta paylaştım bugün.Burcuda çektiklerimden.


 Sahil yolundan Sarıyere giderken... Galata kulesi ve Galata köprüsü.
 Fındıklı
 Dolmabahçe saat kulesi
 Dolmabahçe
 Çırağan civarları
 Beşiktaş Belediyesi her duvara Atatürkle ilgili bir resim asmış.
 Ortaköy
 Boğaz
 Boğaz
 İstanbul bir canlı resim karesi zaten.Sadece düğmeye basmak hikayenin çıkmasına yetiyor.
  Ben trafikten sıkıldım aslında ama etrafı seyretmeye de doyamadım.Olan Uzunbeye oldu.
 Boğaz

Boğazda balık tutanlar.

Dün yoldaydık, bir gün önce de Boğazda. İnsanoğlu kuş misali... İyi ki gitmişiz, bir teneffüs gibiydi,güzeldi, bayramdı.
Dün on kasımdı, anıtta Ata'yı andı arkadaşlarım ,zaten resmi tören vardı ama biz Fethiye CHP  Kadın Kolları olarak bilboardlara afiş astırdık, görüntüleyince koyacağım, hazırlığını yaptım  ama asılmışını görmedim.

Kaş'ta 11-12-13 kasımda Kaş-İrlanda Film Festivali var.
İnternet ve facebook sayfasından gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz.

20 kasımda Çalış 2. el pazarımız var,4 kasımda da Xmas pazarı kayıtları başladı.

Bugün eşimin Kanada'dan akrabası geldi,akşama misafirim var :)) erken çıkıp yemek yapacağım. Yarında zaten pazar kahvaltısına gideriz ve akşama da Cafederin Zehralara mangala gideceğiz bahçeye.Bunları böyle açık yazıyorum ya sanırım bazıları rahatsız oluyor ama şimdi bu cümleleri bazıları rahatsız olmasın diye nasıl yazayım bilemiyorum.Daha açtığım gün buranın yeme içmeyle ilgili çok yazıların yazılacağı bir blog olacağını yazmıştım.Hava atmaya çalışmıyorum daha basit nasıl yazılır bilmiyorum.Mümkünse özenmeyin,yapmak isteyen de varsa gelsin bahçede yedirip içirelim, laf sokmayın ya da Akdenize yerleşin beraber yapalım.
İstanbulun son halini hiç beğenmedim ama insan nerde yaşıyorsa orada mutlu olmasını bilmeli,mutlu değilse de etrafa saldırmak onu mutlu etmez, en azından bunu bilmeli!
Yine de Turkuaz Kıyılardan sevgiler ve selamlar :))
Not: Kapak resmi Torium 'dan  Beylikdüzüne bakış.Büyük bir alışveriş merkezi, gezerken çok yoruldum,güzel olmuş ama ben yine de yanan migros mağazasını da  seviyorum.Birde bu son gidişimde gidemediğim Perlavistayı :))

Perşembe, Eylül 22, 2011

yüreğime sakladım seni

Pazar günü geldim.Uzunbey direk beni kayaköye kahvaltıya götürdü,sonra da denize gittik.Bu resim  ise dün akşamki Kalepark 'taki akşam yemeğimizden bir görüntü.Pazartesi akşamı da uzunbey'in grup toplantısında evsahipliğini biz yaptık yani yemekler ve içecekler bizdeydi.Doğal olarak da ben yaptım.Servis içinde kendim gittim.Çünkü evden servis tabakları götürmek ve şık bir masa hazırlamak istedim.O toplantılara her zaman eşler katılmıyor.Ben geçen ay zaten özel davetliydim, Genco Erkal organizasyonunda onlara yardımcı olacağım.

İstanbul'da on gün kaldım.Çünkü on aydır babamın evine gitmemişim, kardeşlerimi görmemişim, İstanbulu özlemişim.Yoksa Fethiyedeki bazı meraklı insanların düşündüğü gibi uzunbeyle aramız bozuk değil, kötü bir şey yok :) Şimdiye kadar böyle bir şey de yaşamadık.Hem biz yirmi senedir evliyiz,öyle başkalarının yaptığı gibi birbirimizden uzak kalınca bir problem yaşadığımız anlamına gelmez,birbirimize de güveniriz. Gözüm arkada kalmadan gittim geldim.Daha doğrusu aklıma bile gelmedi böyle bir şey.Şu insanlar çok komik.Kendi yaşadıklarını başkalarına yaftalamaya da meraklı.
Zaten nedense kırk yıldır aklına gelmeyen bir şekilde ya Çağıl işe istanbulda mı devam edecek burda mı yoksa  aranız mı bozuk gibi özel durumları da neden merak ederler bilmem.Görünce soracağım zaten-kim olduklarını tabii ki biliyorum- burdan afişe etmek istemedim.İşimi yüzyüze bitiririm ben,arkasından ancak yüzüne söylediklerimi yazarım.Ben bile daha Çağıl istanbulda mı çalışır burda mı düşünmedim,daha zamanı var, uzunbeyle zaten aram hep iyidir,arada kızarım ama küsmem, yani ben terketmeyi düşünerek yaşamam,terkederim. İstanbulu çok seviyorum ama zaten orada yaşamak istesem burada olmam,kimsede tutamaz beni :)) Bence insanlar başkalarının ilişkilerine ayırdıkları zamanı kendi ilişkilerine ayırmalı, zaten problem yaşayanlar da onlar.Kendi hayatlarına bakınca bu çok bariz. Neyse bu kadar ilgi ve alaka meraklı kesim için yeterli bence daha fazlası zaman ve yazı israfı olur.Gencim ,güzelim, çok meraklıları üzerim. Herkes haddini bilsin.
Önce üzücü bir haber, kadın kollarında Eskişehir Gezisi yapamıyoruz.Yani gezi iptal oldu.Okulların açılması sonucu istediğimiz katılım sayısını sağlayamadık.Ben kendimi başarısız ilan ediyorum, her ne kadar bu gezinin ilk organizasyonunu ben ayarlamadımsa da -Eskişehir den davet geldi- organizasyonu bana kaldı,çünkü gezi iletişim sorumlusuyum ama arkadaşlar ilk görüşmeleri yapmış, ben bütün hazırlıkları tamamladım,araştırdım ,tüm şartları sağladım,gitmek için tüm organizasyonu ayarladım her iki seferde de  katılım oranı yüzünden gidemedik.Üzüldüm,kendimi şartlamıştım,çok istedim ama olmadı.Benim yüzümden olmasa da kendimi suçluyorum.Gerçi benim için zor olacaktı,başka işlerim vardı hafta sonu ama heyecanı bile güzeldi gezinin.
Şimdi biraz İstanbul vaziyetleri...Fotoğraf Burcunun evinden , o güzel kütüphanesinden.Hepsi çıkmamış,çıkan resimleri koydum sadece.Bir ara benim kütüphanemi düzenleyince bende paylaşacağım sizinle.Bir kaç gece burcuda kaldım.O işe girince gece görüşmek için ama uykusuzluğa yenildim bazen.Atahanın odasında yattım,çağılda ben neredeysem orada kaldı,nasılsa ileride ayrılacağız diye birbirimizi bırakmaya kıyamadık :) Böyle yazıyorum ya bazen bütün gün kumrular gibi bir anne-oğul, ya da ana kuzusu bir tip olarak düşünmeyin şekerim ilişkimizi,biz hayatta normal bir anne oğul değiliz,sanırım.Gerçi bu benim yapımdan ama ben onu hayata hazırlabilecek en fırlama olaylardan tutun, güzellikleri, yanlışlıkları, politikaları, aile bağlarını, kızları, erkekleri,bu vatan üstünde olan tüm acaiplikleri onunla konuşuyorum.Bazen kendimi de.Hayata hazır olsun istiyorum,şaşırmasın, ayağına dolaşmasın ,hazırlayabildiğim kadar hazır olsun istiyorum.Ona benden saklamadığın sürece istediğin herşeyde yanında olabilirim sözü verdim bir ebeveyn olarak. Hatalarını da en önce ben duymalıyım, benim için herşeyden öncelikli senin okul hayatın dedim.Şu saatten sonra senin başarın benim hayatım. Buna zarar verecek şeylere ve kimselere hoş bakmam, kimseyi de dinlemem dedim.Allaha şükür ondan yana bir derdim yok,gayet güzel kendini idare ediyor.Şimdi babamlarda da bir odası var ve ister yurtta, isterse de babamlarda kalabiliyor.

Burcunun kitaplarına devam...

Annemlerde badana vardı ama çok çalıştığımı söyleyemem.Sonuçta ben oraya gezmeye ve alışverişe  gittim, birde badana işleri ustanın zamanlaması yüzünden  uzun sürdü .Yani hem ev işi, hem toparlama, hem gezmek,hem alışveriş ve birarada olmanın keyfini sürdük,çalıştık, gezmekten ayaklarım yara oldu, hemen her gece sahile çıktık, bol sade Türk Kahvesi içtim.Artık kahvemi sade içiyorum.Buraya geldiğimden beri her içeceğimi şekersiz içiyordum.Bir tek türk kahvesini orta içiyordum.Bu sene onu da sadeye çevirince kahveler daha bir keyifli gelmeye başladı.Hem ben güzel kahve yaptığımdan herkes ben yaparken içmek istediğinden  herkese de bol bol kahve içirdim.Artık eskisi kadar nescafe içmiyorum,günde bir kere-selülit yapıyor,onun yerine türk kahvesi içiyorum. -kadın sorunsallarından selülit önemli bir mevzu :)) -  Değişiyorum yaş aldıkça sanırım,arada böyle daha önceden hiç düşünmediğim şeyler kaçıyor. Bende kaçmasına izin veriyorum zaten gariplik orada :) Bazen de yaşlanmak istiyorum.Saçımı boyatmak da istemiyorum.Yani güneşin  ve denizin  kahverenginin tonlarında saçımı yakalamasına ve değiştirmesine izin veriyorum.Oynuyor bir çocuk gibi renklerle ve açıyor kendince yakaladığı yerden.Güneş vurunca çıkıyor ortaya bu zenginlik,saçımın o halini seviyorum,doğallığını,dalgasını, beyazını bana güzellik kattığına inanıyorum ve sevdiklerimin beni o tonlarda görmesini istiyorum.Yeni boyattığımdan bu aralar kendimi farklı hissediyorum ve arada topluyorum.
Sahilde tek başıma etrafa telefon açıp,kimseyle görüşemediğim gün.

Taksim yollarında...
Saraçhane- İstanbul .  Kimbilir kaçıncı kez geçişim,her seferinde tekrar tekrar kafamı kaldırıp bakarım.
Şişhane yokuşu
Pera Müzesi Uzunbeyin eski işyeri.Bizim en çok gezdiğimiz yerler, sevdiğimiz mekanlar, İstiklal,Odakule, anılar, geçmiş ve taa çocukluğum. O bölgede oturan  Eski Sultanahmet adliyesinde çalışan babamın teyzesini ziyarete gelişimiz, pera palas, tünel. Uzunbeyle öğle yemeklerimiz.Berna bizi Taksime götürdüğünde bunları da binayı görünce düşünmek,insanın aklına gelmesi ,hatırlamak... Geçmişin yakana beni hatırla diye yapışması...Çok eski değil gibi sanki.
Moda haftası dolayısıyla etrafta bir sürü dizi oyuncusu ve manken dolanıyordu, biz arabayı parkedip işimize baktık.
tünel- bu sefer değil ama babamla her beyoğluna çıkışta bir aşağı gider gelirdik tünelden.Nedense hep o eski hali gözümde tünelin.Şimdi tramvaya binmek istemiyor canım.Çocukluğumdan hatırlıyorum çünkü.Sonra bunları kaldırdıklarından turistik seferleri kaç yılında koydular hatırlamıyorum.
Resme bakıpta tünel nerde diye düşünenlere; gördüğünüz sokakta bir binanın içinden biniyorsunuz.
Yokuşta çok güzel müzik mağazaları mevcut.Berna-teyzemin kızı- da emekli müzik öğretmeni.Muratcan yarı zamanlı konservatuar öğrencisi,hal böyle olunca onların alışverişlerini de beraber yaptık.Girdik çıktık mağazalara, Muratcana özel yapım bir mızıka aldık,bateri baktık.
Bende bol  resim çektim.

Sarayda yemek yedik, karşısında bir alışveriş merkezi açmışlar ben yokken (Demirören İstiklal AVM) onu da gezdik,alışveriş yaptık.
Unkapanı Köprüsü- dönüşte arabadan çektiğim bir resim.
Küçükçekmece Köprüsü /  Eski E-5
Avcılar Camii -  Bu cami yapıldığında ben öğrenciydim ve etrafında kimse olmazdı otobüse binerken.Orada dershaneye giderdik.Şimdi metrobüs durağı yüzünden en kalabalık yerlerden biri ve karşısında İstanbul Üniversitesinin İşletme Fakültesi,Veterinerlik gibi bölümleri.
Kaya Ramada- Beylikdüzü
Burcu'nun Asortik Krep'i :)) mutfağında asılı.
Annemin yaptıklarından.Bana niye yapmamış anlamıyorum ! Burcunun mutfağında asılı.
-En kısa zamanda bende istiyorum Anneciğim :))
Burcunun kabak böreği  :  Kara kabak dediğimiz resimdeki kabağın kabuklarını soyup rendeleriz.Yufkaya yağ,süt,yumurta karışımını sürüyoruz.Rendelenmiş kabak içini yufkaya döşüyoruz,haşlanmış bulguru ekliyoruz. Kabağı yoğun,bulguru az olacak.İki yufka katında bir arasına kabak ve bulguru ekliyoruz,her kabakta tuz ve az toz şeker serpiyoruz.En üste kalan karışımı ya da yağ ve yumurta sürüp pişiriyoruz.

Atahan'ın oyuncakları akşam eve gittiğimde beni böyle karşıladı.
Bu tatlı şey babamların balkona yuva yapmış, annem onu hergün bize yaptığı gibi neşeli ve güzel bir sesle günaydın nağmeleriyle uyandırıp konuşuyor.Erkek ve dişi nöbetleşip çocuklara yemek aramaya gidiyorlar.Ben resmini çekerken o bana ne yapıyorum diye dikkatlice bakıyordu.Bu arada yuva yaptığı balkon kenarındaki sukulent saksısı.
Karabaş Otu, annem ve babam kuru bitkileri ve çayları severler.Çokça da kullanmaya çalışırlar.Bende kenarda görünce merak ettim sordum,Karabaş Otuymuş.

Son gece de sahile çıktık beraber,orada olduğum sürece bir dolunay vardı ki güzelliğiyle aklımı aldı.Yakaladıkça çektim bende.Bu resmi yakalamak için sürücü koltuğunda oturan ben,sağa çekip annemle yer değiştirdik.İçimden kaç kişiye söylesem benimle yer değiştirip ,resim çekmemi sağlardı diye düşünmeden edemedim.Anneme benziyorum,ya da annemden geçti  bu duygularım bence.Resim net değil,çünkü hava oldukça karanlık.
Burası beylikdüzünde yeni yapılan bir rezidansın üst katı.Neden gittiğim bana kalsın başka bir zaman anlatırım, berna ve çocuklar ile bir kaç yer gezdik böyle, tahminen 15. kat.
Burcuların yemeği elden yiyen çılgın kapluşları, iki taneler, ikiside birbirinden beterler :))
Burası da Bizimkent'ten Beylikdüzü manzarası.
Büyükçekmece de gün batımı, Burcu ve Atahanla çıktığımızda çektik.
Aynı gecenin Albatros manzarası.
Son gecenin dolunaylı manzarası.Yukarıdaki sarı ışık aslında dolunay. Ben fotoğrafı çekmeyi becerememişim ama ışık oyunlarını  görmenizi isterdim.
Bazen mutfağı toparladım ve sadece bir gün yemek yapabildim.Annem okulda, -evde sıkıldığından tekrar bir anaokuluna müdür oldu sinanoba taraflarında- burcu işte, biz babamla evde yalnız kaldığımızda ne kadar iş yapabildiysem o kadar çalıştım sayılır,genelde keyif yaptık zaten.E benimde ilk aklıma gelen İzmir Köfte oldu nedense yemek için :) Hemen belirteyim babaanne usulü izmir köfte bu.İstanbullu bir babaanne tarifi ona göre.Yorum gerektirmez, köfteyi yap,köfteyi ,patatesleri aslında kızart ama ben kolayına kaçıp tepsiye dizdim.Fırında pişirdim.
Bernanın balkonundan.
Berna biz gittiğimizden gelene kadar bizi hiç yalnız bırakmadı.O da yeni emeklilerden, eskiden okulda olduğundan az görüşürdük,bu sefer teyzemde son üç gün geldi ama hiç yalnız kalmadım.
Bernaların kedisi "Likör"


Teyzem bernalarda kapama yapıyordu.Kapama bizim yöresel yemeğimiz,aslı kuzu etinden ama normalde tavuklu da yaparız.Etleri haşlayıp tepside kuzine üstünde, üstünü kapayıp, etleri dizip bol taze naneli,soğanlı,salçalı pirinçle yapılan bir göçmen yemeği.En sevdiğim yemektir.

Annemin babamın çalışma odasına hediye yaptığı yatak örtüsü.
Bu örtüde benim için.(çift kişilik kocaman bir örtü)Her iki örtüde kalan malzemeleri değerlendirmek adına yapılmış çalışmalardan.
Kırkyama kitap ayracı
Dünkü toplantımızdan.Basın davetliydi, son gündemle( Atatürk İlkeleri MEB yapısından çıkarıldı)  ilgili maddeler hakkında kadın kolları başkanımız konuştu.Malum ilköğretim haftası bu hafta.
Bernanın evinden.

Ben ordayken en kötü şey Beylikdüzü metrobüs inşaatı yüzünden trafiğin çile noktasına gelmesiydi.Öyle bir yol ki alternatifi yok ama hiç bir sağlıklı düzenleme de yoktu.Yani bekonun arkasındaki yol mesela tek gidiş verilebilir, tem gidiş geliş ücretsiz yapılabilir, oysa ne kadar salakça yol kesilebiliyorsa o şekilde kesilmiş.Yan yollar tamamıyla iptal edilmiş ama çalışma yok,sadece yan yollar kaldırılmış.Oysa son dakikaya kadar kademeli çalışılabilir.Açıkça hiç bilmeyen birine versen aynısını yapardı, biraz daha pratik düşünüp halkın işini kolaylaştırmamak neden..? Son zamanlarda gördüğüm en büyük eziyetti.Karda bile böyle yol kapanmadı geçmişte.Hergün gidip gelenlere içim acıdı.

Benim hediye gelen kuşum :) Sarı efem .. Uzunbey onu bir alıştırdı pir alıştırdı, bol bol kafesten çıkarıp ortada gezdiriyor,masalarımıza pisliyor :) ellerimizde geziyor,Ares'in kafasına konup,onu korkutuyor. Ona oğluşum dedikçe Ares kıskançlıktan  içeriden koşup geliyor.

Birgün Çağıl'la atlayıp İkea ve İstanbul Forum yaptık,ortalık sakinken gezmek çok güzel alışveriş merkezlerini.Kendime kot aldım, birde mutfak için bir kaç bi şi.Beylikdüzünde de outlet park var, sevdiğim birde perlavista avm güzeldi.

Hem dizi -M.süleyman-izleyip hem yazı yazıyorum.Annemle ve burcuyla konuştum,ordada hava kötüymüş,burada da hava bozacak diye bekliyorduk,bozdu.Çağıl yurtta bu gece.Hava serin, açık camdan soğuk esintiler geliyor.Ruhumda hava gibi esintili bu gece.

*Bu hafta sonu 25 eylül pazar günü 2. el pazarı var çalışta.Çalış karnavalı etkinlikleri başlıyor...
* İstanbulda olsaydım bu pazar burada olurdum...Nehir için.