migros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
migros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 11, 2011

insanoğlu kuş misali

Bayram kısa ama güzel,yolculuk uzun ama değerdi.Arife gidip perşembe döndük.On saati buldu gidişimiz ama yolda sohbet edip, iş konuştuğumuzdan, gelecekle ilgili plan yaptığımızdan ve ben yolcululuğu sevdiğimden güzeldi.Genelde giderken Afyona kadar Uzunbey kullanıyor,ben yolda uyukluyorum.  Sonra  direksiyona geçiyorum o bilgisayarını açıyor, son bir -iki saatte ben geçip maillerime bakıyorum.Genelde çay kahve içmeden gidemem, durmamak için bazen yanımıza alıyorum termosumuzu.Afyonda bu sefer kalabalıktan sıkıldık, orada mola verdik, aman allahım ne kalabalıktı.Bir ara herkes güneye gidiyor diye düşündüm.Bizim şeridimiz gelirken de dönerken de rahattı, radar vardı ama yakalanmadık,zaten kurallara  uyarız.Gerçi radarlar için uyarmasalar bir iki kere yakalanabilirdik.


 İzmit arife günü böyleydi.Yolda çok atıştırdık,herşey yedik, bende bayramda bu sefer kaybedilen onyedi kilonun üstüne bayram yaptım,herşeyden yedim ama bir kilo almışım sadece.Tabii ki hiç ekmek yemedim.Sadece çok sevdiğim İstanbul simidi ve tatlı bu kaçamaklara dahildi.Bu sabah tekrar dukan diyetine geri dönüş tabii ki.. İlk hedef doksanın altına inmek.

Bu yetmiş kat ev baklavası Uzunbey'in annesinden.Onun bir arkadaşı açmış. Annemde nefis bir kalburabastı yapmıştı ama onu yemekten çekememişim :))  Hatta bitince ikinciye yaptı, gelmeden önce ondanda yedim. Zaten herkeste tatlı yedim.Kahve içtim,çikolata ve şeker yedim.Tam bayram yaptım bu sefer.
 Kuzenim Berna'nın  evinden gün batımı.Bir akşam yemeği toplanıp eskisi gibi hep beraber yemek yedik.Masalara sığmadık,çocuklarımızla,kahkahalar ve müzik eşliğinde bayram yaptık.
 Babam tavla oynamayı sever, Bernanın eşiyle bu koltuklarda turnuva yaptılar,bir gün onlarda bir gün bizde turnuva devam etti.Koltukların resmi eski olduklarından. Eskiyi seviyorum ya derken evin beyinin annesinden kalma :))
 Evde müzik öğretmenleri ve konservatuar öğrencileri bol bu yüzden her yerde ya şarkı söyleyen ya da müzik yapanlar vardı. Muratcan odasından gitarıyla eşlik ederken.
 Çağıl aslında saçlarını açarak kullanmayı seviyor,ben yakalayıp topladım arkadan ve bana bu hali daha yakışıklı geldi,herkes de bayıldı  ama yine de kendisi bilir :)) O da  elektro gitar almayı düşünüyor..


Güngör, (teyzemin gelini ) güzel sanatlar lisesinde öğretmen, bazen söyledi bazen çaldı, eşi (kuzenim Ersan, o da müzikçi) Uzunbeyle sohbet ederken çocuklara eşlik etti, Berna eşiyle yemek hazırladı, ben yardım etmeye çalıştım ama evde müzik hiç susmadı. Sonra hep beraber sofrayı hazırladık.Babam turnuvadaydı, annem de sohbet etti bizimle.

 İlk üç gün evde ve akrabalarla geçti,teyzem Beykentte ,onu ziyaret ettik,Burculara gittik, Bernalara uğradık, alışverişe ve gezmeye gittik yeni açılan Torium'a, bir kere sinemaya gittik Behzat Ç.' ye gidecektik ama geç kalmışız, kayınvalideme,uzunbeyin arkadaşına gittik, benim akrabam Nermin Abla'ya gittik Fatih'e.
Dördüncü gün Uzunbeyin okul arkadaşlarıyla buluştuk Rumeli Kavağında bir balık restaurantında.Çağılda son günümüz diye bizimleydi,yemekten çıkıp Sarıyerdeki evlerine uğradık sonra arkadaşının.Yemeğe gidene kadar sahilden gittiğimizden o gün havanın güzelliğine doyamayıp çıkan herkes sahildeydi,kalabalıktı,trafik vardı ama etrafa baka baka son saatler biraz eziyet olsada biraz geç kalsakta gittik.
Ertesi günkü on kasım için afişler asılmıştı sokaklara.
 Rumeli Kavağı
 Gelişli Restaurant
 Bu da dönüş yolunda Pamukova Tuna Tan tesisleri, biz seviyoruz ama bu sefer servisi biraz aksadı.Kahvaltı için girdik, biz yöresel kahvaltı beklerken hiç sormadan klasik kahvaltı getirmişler, kaliteli bir yer aslında ama sormadan getirdikleri için biraz bozulduk,çünkü daha önce orayı çok beğenmiştik.
 Burcularda oturduk bir akşamüstü, Burcu çok güzel trüf yapmıştı. Tadına doyamadım,tarifini istedim hemen.Hatta unutmuşum almayı,artık maille atar bana.Puzzle vardı masanın üstünde, daha bitirememiş, yatak odasına girip takılarına baktım birde.Kendi yaptığı askılarında.




 Bu sefer annemlerde hiç fotoğraf çekmediğimi ancak dönüşte farkettim.Burcuda beraber çektirdiklerimiz hariç makinayı hiç çıkarmamışım bile. Bunda kartın dolu olmasıda etkendi,Uzunbey bilgisayara boşalttıktan sonra ancak fotoğraf çekebildim.Oysa boya badana bitince balkon çiçeklerle çok güzel olmuş, kaktüsleri büyümüş,yılbaşı çiçeği açmıştı.Artık bir daha ki sefere onları çekerim.Giderken Burcu ile Çarliye kitap götürdüm hediye,her seferki gibi.Bu sefer Burcu da bana hediye kitap hazırlamış, benim okumadıklarımdan.Birde önceden bal göndermiştim kargo ile gitmeden, bu sefer de bal kaşığı götürdüm :) Kendime alırken onlarada aldım birer tane.
Annemle babamın resmini de facebook ta paylaştım bugün.Burcuda çektiklerimden.


 Sahil yolundan Sarıyere giderken... Galata kulesi ve Galata köprüsü.
 Fındıklı
 Dolmabahçe saat kulesi
 Dolmabahçe
 Çırağan civarları
 Beşiktaş Belediyesi her duvara Atatürkle ilgili bir resim asmış.
 Ortaköy
 Boğaz
 Boğaz
 İstanbul bir canlı resim karesi zaten.Sadece düğmeye basmak hikayenin çıkmasına yetiyor.
  Ben trafikten sıkıldım aslında ama etrafı seyretmeye de doyamadım.Olan Uzunbeye oldu.
 Boğaz

Boğazda balık tutanlar.

Dün yoldaydık, bir gün önce de Boğazda. İnsanoğlu kuş misali... İyi ki gitmişiz, bir teneffüs gibiydi,güzeldi, bayramdı.
Dün on kasımdı, anıtta Ata'yı andı arkadaşlarım ,zaten resmi tören vardı ama biz Fethiye CHP  Kadın Kolları olarak bilboardlara afiş astırdık, görüntüleyince koyacağım, hazırlığını yaptım  ama asılmışını görmedim.

Kaş'ta 11-12-13 kasımda Kaş-İrlanda Film Festivali var.
İnternet ve facebook sayfasından gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz.

20 kasımda Çalış 2. el pazarımız var,4 kasımda da Xmas pazarı kayıtları başladı.

Bugün eşimin Kanada'dan akrabası geldi,akşama misafirim var :)) erken çıkıp yemek yapacağım. Yarında zaten pazar kahvaltısına gideriz ve akşama da Cafederin Zehralara mangala gideceğiz bahçeye.Bunları böyle açık yazıyorum ya sanırım bazıları rahatsız oluyor ama şimdi bu cümleleri bazıları rahatsız olmasın diye nasıl yazayım bilemiyorum.Daha açtığım gün buranın yeme içmeyle ilgili çok yazıların yazılacağı bir blog olacağını yazmıştım.Hava atmaya çalışmıyorum daha basit nasıl yazılır bilmiyorum.Mümkünse özenmeyin,yapmak isteyen de varsa gelsin bahçede yedirip içirelim, laf sokmayın ya da Akdenize yerleşin beraber yapalım.
İstanbulun son halini hiç beğenmedim ama insan nerde yaşıyorsa orada mutlu olmasını bilmeli,mutlu değilse de etrafa saldırmak onu mutlu etmez, en azından bunu bilmeli!
Yine de Turkuaz Kıyılardan sevgiler ve selamlar :))
Not: Kapak resmi Torium 'dan  Beylikdüzüne bakış.Büyük bir alışveriş merkezi, gezerken çok yoruldum,güzel olmuş ama ben yine de yanan migros mağazasını da  seviyorum.Birde bu son gidişimde gidemediğim Perlavistayı :))

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Özledim :))

Kuzenimin nikahı iyi ki Isparta 'da kıyılmış.. Bizim için hem iyi bir gezi oldu hem de sevdiklerimizle tekrar görüşmüş olduk.Ayrıca çok iyi insanlarla tanıştık ve ağırlandığımızı da söylemeliyim.. En son tekne gezisinde kalmıştık ordan devam ediyorum. Biz çok yoğun ve atraksiyonlu bir günden sonra kendimizi tekneye zor atmıştık ve çok güzel geçti gecemiz..Gece eve geldik ki ertesi gün için hazırlık yapmam gerek ve geçen hafta doğru düzgün evde kalmadığımdan hiçbir şey hazır değil..Neyse biraz takıldım öyle,sonra maillerime baktım. Daha sonra bir uyku bastırdı ki mümkün değil bir şey hazırlamam,yattım.



Kuzenim ve eşi :)
Cuma sabahı erkenden kalktım, herkese bir küçük valiz hazırlamam gerekli..Çünkü ayrı ayrı odalarda giyindiğimizi düşünürsek tek ve büyük valiz zor olur. Hatta ben ve Çağıl orada giyinmeyi düşündük, Uzunbey daha önceki hayatını takım elbiseyle geçirdiği için finans dünyasından alışık, yolculuğa öyle çıktı. Bende önce biraz ütü yaptım, ertesi gün giyeceklerimizle beraber biraz çanta hazırladım, Çağıl'ı okula geçirdim, Uzunbey'le beraber çıktık.Onu işe bırakıp ben çarşıya gittim. Terziye Atahan'ın sünnetinde giydiğim elbiseyi kısalttırıp üstüne siyah ceket giyip gitmeyi düşünüyordum.Kısalttırdım da ama ölçü alıp kısalttığı için tekrar bakmadan aldım ,geldim.Oysa evde bir denedim ki benim Obamanın eşi gibi dizaltı olsun dediğim etek boyu tam diz üstü olmuş.Ben kısa giyerim ,kimsede karışmaz zaten ama kilodan hiç estetik durmuyor..Yani ben yakıştıramadım. Daha önceden hiç giymediğim bir etek ve bluz hazırlamıştım aklıma elbise gelince 2. plana atmıştım. Onları da yanıma alıp 1.5 saatte tüm çantalarımızı ,ütüleri ve evi biraz toparladıktan sonra erkeklerin eve gelmesiyle hazırlığım bitti. Onlarda duş alıp , giyindiler ve biz saat tam ikide kapıdaydık..


Fethiye-Antalya yolu..Korkuteli civarı.
Ares'i akşamüstüne kadar büroda bıraktık, akşamüstü veterinerimiz bürodan alıp pansiyona götürdü. Ertesi günde biz yokken alıp sabahtan yine büroya bıraktı.Böylece sadece gece ayrı kalmış oldu ve ilk defa yalnız kaldı.Geldiğimizde küseceğini düşünmüştük ama maşallah küsmedi bize.

Şimdi Isparta için iki yol var,hemen hemen aynı ama haritadan bakıp kendimize Korkutelinden sonra dağ yolundan giden kısa bir yol güzergahı çizdik.Böyle zamanlarda ben haritayı alıp copilotluk yaparım eşime.. Korkutelinde herzamanki yerde mola verip karnımızı doyurduk ki (Şişçi İbo) hem Ispartada yeni bir yer aramayalım hem de midemiz şişken kokteylde kötü gözükmeyelim..

Yoldan mütemadiyen annemi aradım, en sonunda daha kokteyle bir saat zaman varken Ispartaya ulaştık.Annem ilk defa gelmesine rağmen yolu bize tarif etti ve gece de kalacağımız eve ulaştık.

Damadın ailesinin evine çok yakın ve diğer gelinin ailesinde ağırladılar bizi. Ev çok büyüktü, (neden böyle yazdığımı daha sonra anlatacağım :) Teyzemler ve eltisi hariç,küçük dayımlar, annemle babam,diğer dayımın eşi ve kızı birde biz aynı evde kaldık evsahipleriyle.. Normalde bir yere gittiğimizde otele gideriz biz, yani normal şartlarda dışarıda kalırdık ama hem bir gece olduğundan hem de damadın ailesi kimseye izin vermediğinden :) otele gidemedik. Böylesi daha iyi oldu biraz daha fazla görüşmüş olduk akrabalarımızla..

En üstteki kapak resmi ve bu resim kaldığımız evin bahçesinden.. Tepeye doğru hoş bir mahallede kaldık.Hemen hemen tüm evler bahçeliydi..Arada oyun parkları vardı.Güzel bir şehirdi, Çağıl'da beğendi :)
Bir gece önce geç yatmamıza rağmen ve o gece oyun oynayıp çoğunlukla ayakta durmamıza hatta içki içmemize rağmen eğlenceli ve hoş bir geceydi.. Gelinde müzik öğretmeni olunca hep kaliteli müzikler dinledik,birara diskotek gibi ayarlanmış ışıklarla dans ettik,kaşık havaları oynadık.(Şimdi biz Trakyalı olduğumuzdan her havayı oynarız. Kaşık havası da oynadık,Ankara havası da arada dokuz sekizlikte attırdık.) Birde içtik tabii.Öbür taraf çok içmiyordu zaten, onların yerine de içtik :) Düşünün zaten ben, dayım,babam, eniştem,gelinin erkek kardeşi kuzenim, kuzenin amcası herkes Trakyalı, Uzunbey araba kullandığından az içti.. Eşlerde biraz içtiler..
Eve döndük , Çağıl yatmadan acıktı tabii.. Yolda açık yer görsek dalacağız biz zaten annem ve babamla arabadayız, diğer akrabalar İstanbuldan gelen araçta.. ama açık yer yoktu o saatte.Zaten Çağıl'ın aç olduğunu duyunca hemen atıştırmalık yemekler hazırlandı.. diğer eve geçmeden tekrar bir yemek faslı yaptık bahçede o saat.Çağıl'ı yerken gören yanına yanaştı,kenardan köşeden herkes bir parça bir şeyler yedi yine..
Şimdi ailede en uzun erkeklerden biri olmuş Çağıl, en kilolusu değil ama irisi de o duruyordu o gece.. (maşallah)Uzun zamandır görüşmediklerimizin hepsi Çağıl'ı çok büyümüş buldular.. Koca adam birde bana anne diye sesleniyor arada.. Anneme de biri benim için kardeşiniz mi demiş.. Lafı şuna getirmeye çalışıyorum ki annem genç gösteriyor,oğlan genç irisi e beni de büyük sanırlar tabii. Neyse ben böyle şeylere takan biri değilim genelde :))
Ertesi sabah erkenden kalktık,Uzunbey illa buraya kadar gelmişken Antalya yapalım diye tutturdu.Çağıl çok istemese de akrabalarından ayrılmak (kuzen çocukları hep ondan bir kaç yaş küçük ve çok iyi anlaşıyorlar..) yine de sesini çıkarmadı. Sabah gideceğimizi söyleyeceğim annemlere biz giriş katta yattık yukarı kata bir çıktım ki 4 kapı var, zaten geç gelmişiz ve yukarıya hiç çıkmamışım.. Hepsi akrabam ama uyandırmak istemiyorum sabahın yedisi.. Herkes yorgun ve geç yatmış. Ortada durdum ve gelen nefes seslerinden kapıyı tahmin ettim.Yani annemle babamın uyku sırasındaki nefes seslerinden kapıyı tıkırdattım.Doğru kapıyı bir kere de bulmuşum:))Kahvaltıdan önce ev sahipleri salmadığından çıkamadık yine de..Sonra Ispartadan bir saat sürdüğü için atlayıp Antalya'ya gittik..Annemlerde öğlene doğru çıkmışlar İstanbul'a.Biz zaten Ispartadan geldiğimizden direk Deppo'ya girdik havaalanı karşısındaki yoldan. Ordan Koçtaş yapıp öğlende Fethiye'ye doğru yola çıktık yayladan.Yine Korkutelinde Şişçi İboda yemek molası ardından Fethiye'ye döndük.Gece yemek vardı ama biz gidecek kuvvette değildik çünkü Uzunbey beni eve bırakıp işe gitti. Bende dinlendim çünkü ertesi gün mevsimin son ikinci el pazarını yaptık pazar günü Çalış Karnavalında. Ordan aldıklarım ve daha sonraki havadisler başka yazıya..
Car boot'tan sonra pikniğe gittik arkadaşlarla ,çok güzel resimler çektim. Bu haftabaşı benim gündemim zaten çoktan değişti..
Fethiyeli bir yazar olan,Yunus Nadi adına Fethiye 'de bu yıl ikincisi yapılan Yunus Nadi Günleri başladı bugün..Misafirimiz olan 14 yazar,çizer ve sanatçımız burada kültür etkinlikleri yapıyoruz..Benim ve Mavi Kuş'un konuğu Sevim Ak, çocuk kitapları yazarı..Onu bugün Menteşoğlu İlköğretim okuluna götürdüm konuşmacı olarak.Yarın Berna alacak iki okulu var,çarşamba kısmet olursa tüm gün benimle yine.. Eşen'e ve Kadıköy İlköğretim okuluna götüreceğim.. Bu hafta beş gün etkinliklerimiz devam ediyor.. Arada benimde gitmek istediğim söyleşiler var,işler yoğun,koşturuyorum anlayacağınız..
Isparta Antalya arası bir ara Karacaören Baraj Gölünden geçtik.Manzaraları süperdi..Arabayı Uzunbey kullandı ,ben fotoğraf çektim bol bol.Eskiden durmazdı ama şimdi her istediğimde duruyor resim çekmem için :)

Karacaören Baraj Gölü

BURASI NERESİ..? İlk defa yeşillikler arasında cafe gibi duran bir binanın tuvalet yapıldığını gördüm Antalya'da..İlk defa da bir yerin güzel ve temiz olması için medeniyetin yetmediğini..Son model tuvalatleri yapıp ,temizliği anlaşılan problem olan bir yer yapmak ancak bizim ülkemize özgüdür sanırım.. Bu yeşillikler arasında bir bakıyorsunuz ki içi cehennem gibi.. Lavaboları günlerdir silinmemiş,tozdan görünmüyor.İçerisi pislikten geçilmiyor,resim çekip yayınlamaya ben utandım siz anlayın artık ne kadar pis olabileceğini..Anlaşılan birbirine komşu olan Koçtaş ve Migros arasında problemli bir durum var ve bunu yaşamak benim halkımın hakettiği bir şey mi acaba..Ben mi dedim git oraya market aç,marketini açıyorsan,tuvaleti yapmak ve temizlemek zorundasın,diğeriyle problem yaşaman beni ilgilendirmez..Ben bunu mu hakediyorum. Bu yazıyı yazdıktan sonra her iki firmaya da mail atmaya karar verdim.Bize yakışan bu mudur diye..

Birde Antalya fotoğrafımız olsun :)

Burası da Fethiye.. O gün gitmeden çekmiştim terzinin penceresinden..Bu arada elbise uzundu ya, artan kumaşını almıştım,onu şimdi götürüp elbisenin altına ekletip fır fır yaptıracağım ki bir kere daha kullanabileyim.. Allahtan alt kısmı fırfırlı elbiseler moda..


Bu reklamda gördüğünüz üzere reklamcı ve sinemacı arkadaşlar bize jest yapmış,adlarımızı yazmış reklama.. Çağıl'ı silmedim ama Uzunbey'le benim adımı karaladım.. Şu anda meydanda duruyor,Fethiye'ye gelirseniz orjinalini görürsünüz artık :))

Pazartesi, Eylül 17, 2007

Bir Antalya Gezisi...

Dün Uzunbey'in aşırı ısrarları sonucu Antalya'ya gittik günü birlik.Cumartesi akşamı Talin'lere uğramıştık çaya..Uzunbey isteyip duruyordu ama ben yanaşmıyordum..Talin ve Ahmet Bey'de destekleyince hatta Ahmet Bey' e sende araba kullanırsın Asortik Krep bütün hafta yoruldu deyince olur tabi kii deyip cevap verince bizim arabayla Antalya'ya gitmeye saat 11.00 de karar verip eve geldik.Ben yatıncaya kadar saat 2 yi buldu..Sabah saat 7 ye kurup saati arabayla gidip Talinleri aldık.Giderken ben kullanırım ,dönüşte sen kullanırsın dedim Ahmet Beye..Antalya yayla yolundan 2.5 saat zaten..Giderken Bekçiler de Şafak Dinlenme tesisleri var..Muhtarın.Çok güzel kavurması olur ve mutlaka bütün Fethiye'liler oraya uğrar.Bizde uğradık ama çaya..Çünkü kahvaltıyı Konyaaltında bir balık lokantası var çok güzel açık büfe kahvaltı veriyor kişibaşı 9 ytl deyince orada yapmaya karar vermiştik.Bekçilerde mola verdiğimizde İstanbullu içgüdümüzle birbirimizle dalga geçtik ve şimdi ramazan istermisiniz kahvaltı olmasın dedik.Yine de Çağıl ve Uzunbey çorba içtiler..Biz çayda kaldık.
Bu arada Bekçilere kadar arabayı ben kullandım.Şöyle kullan, böyle gaz ver,üç şerit var sollasana, niye bu viteste gidiyorsun muhabbetlerine uyuz olup Bekçilerde çok biliyorsanız boyunuzu görelim deyip anahtarı Ahmey Beye verdim.Uzunbey kullanamıyor ya..Son bir haftadır bunlara sardı.İyi de bana araba kullanmayı o öğretti sayılır..Tüm pislikleriyle hem de..O yedi yaşından beri kullanırmış ..İnanıyorum çünkü babasının işi araba sektörü..Gerçi şimdi iyi kullanıyormu derseniz..Hayır derim :)) Ben daha iyi kullanıyorum :)
Hem bende 23 yaşımdan beri her gün araba kullanıyorum.16 sene olmuş arkadaşlar..her yerde de kullanırım..Yani uzunyol, kısayol Fethiye,İstanbul,Antalya farketmez ya da dağlar,ovalar ne araba markası ne de çeşidi ..Tek kapılısından şimdi kullandığım Renoult Kongoo (iş arabamız , yoksa benim favorim başka) ya kadar, ya da düz vitesten otomatik vitesine kadar.Süper olduğumu iddia etmiyorum ,yarış sürücüsü de değilim ama en azından çoğu insandan iyi ve dikkatli kullanırım.Hem öyle yavaş bir şöförde değilim..Tek cezamı hızdan yemişim :) Burcuya giderken Çanakkaleye...Hal böyleyken bence başka şeye saramayan erkekler bu gibi şeylere sarıyor..Bu tarz müdahaleleri uzun zamandır yaşamadığım için bazen yolun ortasında indirip bırakasım gelmiyorda değil.Birde şu yoldan git, burdan gir,buraya parket..Mübarek sanki sahil yolu ya da E-5 gibi farklı durumlar yaratan yollardayız ya Fethiye'de..Birde ben en iyi geri geri giderim ya da geri sağdan-soldan iki araba arasına girerim..Neden? Çünkü eskiden Sultanahmet,Kocamustafapaşa ve Bakırköy'de günlerim olur, bitişik nizam evlerin önüne parketmek zorunda kalırım..Sultanahmette bayır yukarı, Paşa'da dükkanların önü, Bakırköy'de alışveriş için dolanırken bazen dar sahile inen sokaklarda yer bulurdum da ondan..Eee Beyoğluna İstiklale Uzunbey'i ziyarete ya da yemeğe, Tüyap' otoparka, ya da akraba gününde Çorlu'ya,Lüleburgaz'a, Eminönüne Tahtakaleyi gezmeye, Fatih'e annemin amcakızına, Bursa'ya Trilye'ye akrabalara, Demirköy'e Anneannemlere, ve 3 sene boyunca her haftasonu Sinanoba- Kefken(Adapazarında Deta sitesindeki yazlığımıza) giden başka bir kadındı zaten.
İnat olduğumu söylerler..İnatım..Burcum boğa,yükselenim oğlak..Ben 100-110 yaparken laf söyledin mi sonra kalırsın tek şöföre tabi ki..Nasıl ki verdim anahtarı Bekçilerde Antalya da gezdiğimiz yerler dahil akşam 10'a kadar Ahmet Bey arabayı kullandı.Hem Antalya'yı en iyi ben bildiğimden arada yolu şaşırdılar sesimi çıkarmadım..Migrosa gidiyoruz diye dolandılar da dolandılar..Ben de söylemedim yolu hatta haftaya başka şöför alalım bu yolları bilmiyor diye laf atmaktan tutun beni Tepe Home'a sokmadıkları için bütün gün
- bayıra karşı yatır beni , tepe homa götür beni diye türkü söyledim :) onlara..Araba da Çağıl olmasa piskopat gibi araba kullanacağımdan Akdağlarda çoktan onları bir uçurumun dibine atacağımı da arada ekledim...Domuzluğumdan da araba da uykum olmadığı halde dönüşte uyudum..Kalktım Korkutelinde tatlı yedim yine uyudum.Uzunbey'in Ahmet Bey'e , yorulunca söyle Asortik Krep geçsin lafını duymazdan gelip gıkımı bile çıkarmadım.
Neyse yolda konuşa konuşa , birbirimize laf soka soka Antalya'ya geldik ..Onlar iki erkek ben yalnız. Bizim balıkçı gerçekten ramazan diye kahvaltıyı tabak boyutuna indirgemiş ve bizde girmedik..Oradan Kaleiçine geçtik ki ilk defa arabayla girdik ve oraya parkettiğimizden yemek yerlerine yürüyerek çıktık,kahvaltı yapacak yer arıyoruz..Giderken bol bol fotoğraf çektim .Üstteki de eski bir kapı tokmağı..Aşağıdaki de kapının kendisi..

İyi de Turizm'in başkenti..Antalya'da bir ramazan sabahı,Kaleiçinde ve dönerciler çarşısında börekçiler bile kapalı idi..Oysaki eylül ve etraf turist dolu..İftara açığız yazılarıyla dolu dükkan camekanlarından kafayı sokup soru soracak kimseyi bulamıyoruz ki saat 11.00 Ben Yenigün mağazasının önünde şişman bir amcaya sormuştum en yakın börekçiyi bilir diye, adam tarif etti ama meşhur börekçi de börek yoktu..Ustası ya da sahibi bana sanki bilmiyoruz gibi ramazan ya dedi..Ben de ona "seferiyiz " biz dedim gülerek..Bana kalsa bende kadınlara özgü durum !var,aramızda da hırıstıyanlar var derdim ama kıvrılıp en üstte gördüğünüz manzara resmini çektiğimiz ilk fast food dükkanında oturup kahvaltı ettik.Sonra Yenigün mağazasından daha önce bana Mutfakta Zen Tijen'in getirdiği bağaça kurabiyelerinden ve reçellerden aldık,dut pestili ve badem ezmesi de aldım ,Uzunbey'de cevizli sucuk almış..Börekçi sorduğum şişman amca ordaydı..Ona börekçikapalıymış dedim de..Bana ben elimden geleni yaptım diye çok sempatik ve yerinde bir cevap verdi ben yine de ona hayırlı işler deyip çıktım mağazadan..Sonra Tansaş'a gittik.Tansas'tan çıkıp Depo'ya gittik.Bu sefer hiç Fethiyeli görmedim..Yolda mobilya fabrika satış mağazası diye girdiğimiz zevksiz bir dükkanı gezdik ve oradan Migros'a gittik.Bu arada geziyoruz ki acıkalım..Çünkü Depo'da türk kahvesi ve su içtik yine midemiz doldu..Migros yolunu bulamadılar ya biraz rötarlı girdik ki nasıl kalabalık ve Antalya'nın o herkesin oruç tutan tavrından sonra burda da kendimize zor boş masa bulduk.Herkes yemekteydi sanki..ve saatte 4-5 civarıydı yani iftar saati değildi..

Benim yakışıklı oğluşum Çağıl Dönerciler Çarşısında kahvaltılık yer ararken..(Şortlu ve arkası dönük)Şimdi doğal olarak bu çocuk yemeğe düşkün ve iyi yiyiyor..Her iki saatte bir şey versen yer ve hatta abartabilir..Yemeğe oturunca bir kaç kez yanımızdakiler tarafından sınandıkça anlaşıldığından bizim her gezi yemek muhabbetine dönüyor çoğunlukla..Birde Fethiyede olmayanlar yenmeye kalkınca iş biraz da abartıya kaçabiliyor :)
Migros'ta ben ve Çağıl Mc Donalds'a gitmek istedik..Uzunbey fast food sevmez..Ahmet Bey Arby's dedi..Talin ortaya karışık birşeyler almış..Herkes aldıklarını yedi..Ben Royal burger büyük menü, kızarmış halka soğan, çikolatalı donat ve dondurma yedim, Çağıl mc chıcken büyük menü-böylemi yazıyorduk unuttum valla yemeyeli-dondurma ve devamında bir mc chıcken + kızarmış halka soğan yedi..Yol boyunca donatıma asıldı ama akşam eve gidince yemedi,sanırım bugün okuldan gelince yer onu.. Dönüşte Korkutelinde o inmedi arabadan,biz tatlı yedik, sonra Bekçilerde çay içerken o kavurma istedi babası abartma dediğinden kızdı yemedi..Akşamda duş alıp yattık eve gidince..Bir Antalya gezisi böyle geçti..
Haftanın 7 günü dışarıda, hatta son iki haftasonu yollarda geçen biri olarak her sabah artık okullar açıldığından yine erken kalkmak zor olsa da bugün dokuza doğru işteydik..Tam gaz taşınacağımız işyerinin inşaatı devam ediyor ve Uzunbey daha bir ay araba kullanamayacağı için benim şöförlükte..

Kaleiçi çok güzel eski evlerin olduğu bir yer..Hem yürüdüm hem de eski kapı ve evlerin fotoğraflarını çektim.Birde hoş bir giriş vardı büyük,neresi olduğunu bilmediğimden gezmeyi bir daha ki sefere bıraktım.Ayrıca ilk geldiğimde Antalya'ya 7 yaşındaydım ve o zaman arkeoloji müzesine ve Aspendosa bayılmıştım.Çok uzun süredir müzeye tekrar gitmediğimden bir gelişimde tekrar gezmek istiyorum.Aspendosu daha sonraki senelerde de ziyaret ettim.Hatta Düden ve Kurşunlu şelalesine de gittim.Çağıl küçükken gezmiştik en son..Belki ara ara gelip gezebiliriz ama ramazan da gelinmez, gelmişken güzel yemek yerlerine de gitmek lazım :)
Kaleiçindeki eski evlerin resimlerinden..

Migros'un girişindeki ramazan concepti..

Bu resimleri çekerken Uzunbeyleri kaybettim bir baktım Çağıl beni arıyor..Diğerleri yukarıda yemek kısmına çıkmışlar bile..
Uyuzluk falan yaptım arkadaşlara ama aslında yolculuk için iyi arkadaşlardır..Davraz' a da beraber gitmiştik..Alışveriş yaparken de birbirimizi sıkmadık..Daha çok onlar bizi bekledi çünkü Uzunbey'in kolu giysi giyip çıkarırken problem yarattı ve yavaş giyinip,soyunduk ama güzel şeyler aldık ve iyi bir geziydi beni sinirlendirmeleri hariç.Evet depo markaların indirimli satış dükkanlarının olduğu bir yer ama biz İstanbul'dan böyle yerlere alışkın olduğumuzdan giydiklerimizi depo'dan alıp giydiğimizi saklamayız efendim...Yani bence kaliteliyi ucuza almak iyi bir alışveriştir..Devamlı marka giyip ortalıkta dolaşmak zaten benim tarzım değil..Ben güzel kadınların yerine ve duruma göre giyinince güzel olduklarını düşünürüm ve sevdiğim için giyinirim.Başkalarına göre yaşamak bana göre değil.


Bu arada başka bir konuda yazılan bir noktayı görünce aklıma geldi eklemek istedim :

Hafta sonu Antalya 5M migros ta Mc donald's ta kasanın hemen yanında pipeti açtım. Benim pipetimin kağıdının içinden saç çıktı..Dalgalı saçı alıp kasadaki kıza verdim ve pipeti değiştirin lütfen dedim..Güldü ve dalgalı ama dedi yani benim saçlarım oldukça dalgalıdır..Ve bunu gülerek söyledi..Ben de dikkat edersen dalgalı ama boyalı ,elindeki kızıl kahve dedim hem de fazla kurcalama istersen deyince tekrar yavşamış suratını düzeltti..Yani dünya markası ol ama Türkiye de olunca işler değişiyor..Bir de dalga geçmeye çalışıyorlar.Mc donald's ın ayın iğrenç elemanını seçtim.Antalya 5M de hijyen konusunda gördüğüm en geniş bayan elemanı çalışıyor yiyecek sektöründe..Pes yani.