akyaka yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akyaka yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 30, 2011

Seni Kader Mi Sakladı..?

Yeniden Akyaka, o hayalimdeki iskele aynı şekilde beni beklerken hem de. Biz cumartesi Eskişehire gidemeyince kadın kolları başkanımız bizleri Köyceğize kahvaltıya götürdü. Köyceğiz belediyesinin çok güzel bir parkı var,orada belediye başkanıyla beraber kahvaltı ettik, sabah erken yola çıktık ki kafamızın estiği her yere gidebilelim.Bu geziyi kadın kolları başkanımız planladı.Sırf eskişehire gitmediğimiz için.Zaten ben evde olsaydım gün bir türlü geçmezdi herhalde.Neyse çok eğlendik, kendimizi eskişehirdeyiz diye avuttuk biraz da.Yine de ileride bir gün gideceğiz diye de içimizden söz verdik.


Köyceğiz belediyesinin yeni yaptığı çeşme.

Köyceğizdeki bu ev, meydana bakan eski ve güzel evlerden biriydi.O kadar korunmuş ve hoş bir yapısı var ki oranın, her gittiğimde daha güzel yanlarını keşfediyor gibiyim.
Bu kahve keyfi Marmaris yolunda Çağlayan Restaurant diye bir yerden.Sırf kahve içmek için girdik ama kahvaltısı meşhur sanırım.
Muğla yol ayrımından 10 km. içeride Marmaris yolunda sağda.
20 kişilik bir gruptuk.

Kahvelerden sonra Akyakaya geçtik,orada Azmak'ta tekne turu yapıp yemek yemek için Nadir Usta'nın yerine gittik.Bu sefer gittiğimizde ben ve arkadaşlarım memnun kalmadık, bir daha ki sefere Halil'in yerine gitmeyi düşünüyorum denemek için.Yemekten sonra bir çay bile sormadılar ve kalabalık gruba indirim yapmadılar.
Levrek istedik,güzeldi, ben bir tane de bira içtim.
En son Ekincik Koyuna gittik, çay içmeye.Yolu dağlık ama bakir bir koy.Yollarda araba plakalarına baktım hep.Gerçi ben bunu hep yaparım da o gün,kimler daha çok geliyor diye baktım. Ankaralılar baskın çıktı.Geçen her beş arabadan üçü ankara biri istanbul çıktı.Kalmak için tesis varmış ama ben Fethiyeden sonra kolay kolay yer beğenmiyorum artık.
Ekincik Koyu
Ekincik koyu
Ekincik koyu
Köyceğiz
O gün bütün gün gezdik.Sabah yedide çıktığım eve gece saat sekizde geldim.Geldiğimiz gibi de Cafe Derin Zehralar ile yemeğe gittik Mutlu restauranta.Hava güzel,akşamları biraz serinlik olsa da hala dışarıda yemek yeniyor.Dalga sesleri arasında yemek yedik ve eve döndük.


Pazar sabahı çalış karnavalının ilk 2. el pazarındaydık.Bizde stanttaydık.Çok kalabalıktı,yaklaşık 80 tane stand vardı.
Bu kaktüs kokteylini aldım.Daha da vardı ama stanttan fazla uzaklaşmamak adına fazla bakamadım.
2. el pazarı çalış derneğinin otoparkında yapılıyor.Birde yanındaki bu sokakta dolup taşıyor.
Pazartesi akşamı ocakbaşı toplantısındaydık bir evde, güzel ve sakin bir şekilde ama keyifli geçti toplantımız.
Bu bileklik ve küpeler Acemi Bohçasından.Buradayken görüştüğümüzde bana hediye etti. Özellikle bilekliği istanbula gitmeden önce takmıştım,o gün aldığım kırmızı yüzükle de takım oldu.Taktığım günden itibarende buraya gelene kadar hiç çıkarmadım.İstanbulda da bayıldılar.
Bu üç motorlu güzellik Göcekten :) Bir gece müşteri ziyaretine gittiğimizde çektim.Arada birde Dalaman yaptık bir akşam. Salı günü kadın kolları toplantısındaydık,çarşamba evde. Perşembe büroda ve akşamda geç geldik.Son hafta hemen hemen her sabah yürüyüş yaptık deniz kıyısında.Hatta bu gece hariç her gecede yürüdük.
Uzun zamandır bahçe ile ilgili yazmamışım,özledim bahçe yazılarını ama son haber benden değil Uzunbeyden.Güzel bir geri dönüşüm çalışması yaptı sizle paylaşmak istediğim.. Hurdacıdan alınan bir tekerlek demirinin boyanıp, hortum toplayıcıya dönüşmesi.Bence marketten alınanlara göre süper,hem de rengi tam istediğimden :) Kalan boyayla fıçı bira kutusundan yaptığım saksıyı da boyaması cabası.
Mutfağımda geçici bir el boyama dolap var,şimdilik her tarafı topladı ama bir kaç düzenlemeyle bu dolapları olması gereken odaya koymayı düşündüğümden yapılacak bir kaç işim var,daha sonra aşama aşama görüntülemeyi düşünüyorum.
En sevdiğim kahvaltı takımı, çaydanlık aynı zamanda piknik çaydanlığımız.

Bunlarda küçük emaye tencerelerim.Ben genelde reçellik olarak kullanıyorum.

Bunlar son istanbul gezmesinden..
Bu plaj çantası da indirimli satışlardan...
Çalış karnaval gubu arkadaşlarımdan bazıları.

Mavi Kuşlar pazarda, -  resmi ben çektim :)

* Haftasonu bir terslik olmazsa Uzunbeyle İzmirde fuarda olacağız, oradan da Alaçatı Marina da  bir otelde yer ayırttık.

*Çok güzel bir mail geldi, sizinle de paylaşmak istedim. İstanbul'un Fransız tvciler tarafından 1964 yılında çekilmiş bir belgesel.

* 21 ekim Genco Erkal "Nereye Gidiyoruz " oyun biletleri satışa sunuldu. 40-30-20 lira fiyatlarla başta FETAV olmak üzere satış yerlerinden ulaşılabilinir.

* Birde buraların en güzel mevsimi şimdi başladı ama  bahar hiç bitmese.. Kış ve yaz gelmese.Hep bahar kalsa.
Güncelleme : Belgeselin bir yerinde sevdiğim şu eski şarkı vardı, hem belgesel hem de şarkı içimi burktu.

Çarşamba, Eylül 29, 2010

Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına

Dört gün olmuş yazmayalı ama bana iki hafta gibi geldi.Gerçi bu zamanda  yine çok iş yaptım ama arada keyif ve kaçamakta yaptık.Çağıl burdayken gittiğimiz pazar günü kaçamağımız. O gün az fotoğraf çektim, bir öncekinden çok fotoğrafım var ama paylaşmak kısmet olmadı.
Geçen sefer gittiğimiz tekneyle gittik,az kişi ve bangır bangır müzik çalmayan.Deniz biraz olsun serinlemişti ve çok güzel geldi.Ne  o ağustos ayında bulaşık suyu kıvamında suya girdik.Deniz dediğin girince biraz serinletmeli,yakmamalı.Çok soğuk su da sevmiyorum ama eylül ayı deniz olayı süper oluyor bence.
Teknenin arkası en güzel yeri bizce, geçen sefer gittiğimizde çok keyifli gelmişti.Yine aynı yerde aynı ekiple gittik.
Kızılada,ilk durak.
Pazartesi de  yine Çağıl gitmeden hep beraber muğlaya gittik.Muğlada işimizi bitirip geze geze döndük.Giderken kahvaltımızı yol üstünde Esentepe köyünde Yörük Ali pidecisinde yapmıştık zaten.Dönüşte de Akyaka da daha önceden gittiğimiz yerde yemek yedik. Nadir Usta diyorlar, kime sorsanız gösterir. Azmak kenarında güzel bir yemek yedik.
Akyakadan dönüşte sırayla Köyceğiz, Dalyan ve Dalaman'da iki yere uğradık.
Köyceğizde tam bu merdivenlerine uydu anten koyan evin önünden geçtik :) Görüntü iyi sanırım,anten senelerdir orada..

Sonra anayoldan Dalyan'a girdik arada bir köyden geçerken mezarlıktaki bu kaktüsü gördüm.Uzunbeyden rica ettim ve durdu, aslında köyün ismine de bakmıştım ama unuttum.Çiçek büyük değil mi..? :)
Dalyan
Dalyan
İstanbuldan kendime aldıklarımdan ; özelliği diğer tekinin bir hilal olması :)) Lacivert tişörtlerimle çok güzel gidiyor..
Bunu da bahçeşehir pazarından aldım.On lira.Fotoğrafta küçük duruyor ama aslında büyük paket omoyu doldurdum içine..
Çağıl'ın gittiği günün ertesi uzunbeyle kendimizi yürüyüşe attık,Aksazlarda bira içtik,yemek yedik ve yürüdük.
Fatoş'a ve Natüre uğradım,kahve içtik,kendime kitap aldım.Şimdi bunu okuyorum.
Cumartesi akşamüstü uzunbey işten geldi ve hadi deniz kıyısında sucuk -ekmek - şarap yapalım dedi.Bende denize girerim ama dedim.Şezlonglarımızı ve mangalımızı aldık, Kargı Plajına gittik.Akşamüstü gidip gece geliyoruz,hava iyice kararınca.Ben denize girdim,deniz çok sıcaktı. Sonra da çıkıp uzunbeyin pişirdiği sucukları yedim.Denizkenarında at turu yaptıklarından günün belirli saatlerinde böyle bir manzarayla karşılaşabilirsiniz. fethiyede yaşamın en sevdiğim özelliği böyle işten çıkıp on dakikada denize gidebiliyor olmak.
Güneşi orada batırmak iyi geliyor bana.
Ares yakışıklısı :)) Islakken.
Piknik sepetim,annemin ördüğü çeyizimden örgü peçeteler, senelerdir kullanıyorum hiçbirşey olmadı.Şaraplıkta annemin son diktiklerinden.Değişik desenleri de mevcut. Şarapta enfesti.
Bu manzarada günü batırdık uzunbeyle.Pazar günüde yürüyüşe Kargıya gittik, bu sefer plajın restaurantında birşeyler içip yürüdük,yine güneşi orada batırdık.
Ertesi sabah 5.30 da kalkıp Mavikuş için stand açmaya gittik 2. el pazarına.Sattıklarımızın gelirini bağışladık yine.Saat ikiye kadar oralardaydık.Çok kalabalıktı ama yine de bize kalabalık gelmedi :))
2. el pazarı-Çalış

Bu güzelliklerde Cafe Derinden.Birini ben götürdüm,nefisti.Şeker hamuru böyle yapılır dedirtti Zehra.
Geç geldi ama her geçen bir kere durup baktı kurabiyelere.

Bugün saçımı boyatmaya Hisarönüne Goldfinger'a gittim.Uzun süredir oraya kuaföre gidiyorum.Hem manikür-pedikürü de orada yaptırıyorum.Kuaför Hisarönünde olunca doğal olarak erkek -kadın birarada oluyor. Genelde İngiliz, bir ben müşteri  olarak Türk :) Elemanlarda Türk.Patronlardan sahibesi İngiliz,sahibi Türk. Gelenler,gidenler,havada espriler uçuşurken yapılan işler,gittiğimde çok keyif alıyorum ve işlerini çok iyi yapıyorlar..Aramızda Türkçe konuşurken İngilizlerin merakla bakmaları ve bizi izlemeleri çok hoş oluyor. Bunun da keyfine varıyoruz :))

Yarın temizlik günü.
Cuma Üzümlüde Ben Maile 'in resim sergisi açılışı var Üzümlü Winehouse'ta saat beşte. Pazar uzunbeyle bir fotoğraf çekimine gidelim diyoruz,hem de gezeceğiz.Neresi olacağı sürpriz olsun ama güzel bir yer.Daha önce gitmiştim ama yazmadım sanırım.

Günün Şarkısı..  Alaturkayı seviyorum :)