bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Haziran 24, 2017

Söyleyin.. Ne kadar mesafe engeldir yürekten sevenlere ?


Can Yücel'den Bayram;

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan...

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık...

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir
ilişkiyi bitirmek de öyle...

En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini
bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara
düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.

Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede
üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle
okşayan anne bayramdır.

"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...

Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış
ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son
taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda
karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta
ölebilmek bayram..
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram tadında olsun İyi Bayramlar :)

Cuma, Ağustos 15, 2014

İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım...

Çok zaman geçti, çok çalıştım,çok gezdim,çok yoruldum. Bayramda Uzunbeyin eski okul arkadaşları aileleriyle geldi, hareketli geçti.Biri gitti,biri geldi bayramı nasıl geçirdik, anlamadık. Bayram bitti ağustos nasıl geldi geçiyor bilmiyorum. Güneyde ağustos delilik buhranı gibi.Ağustos ayını mümkünse denizde geçireyim,kimse arayıp sormasın,bir şey istemesin.Bu senede o kadar az denize girebildim ki,sayıyla ancak. 
Yazmak için bile güç bulmak gerekiyor. Öğlene kadar büroda bir şekilde balkon kapısı açık durabiliyoruz da öğlende açıyoruz klimaları.Bunun üstüne birde problemleri olunca nereye kaçacağını bilemiyor insan.
Su içmekle hararet gitmiyor birde...
Bazen zaman geçsin gitsin istiyorum.Bazı insanlar kaybolsun etrafımdan, bunu geçen yazıyla ilgili söylemiyorum şu an başka sorunlarım var benim.Ya da benim sorunum gibi gözüken ama benim olmayan sorunlar desem daha mı iyi olur. İnsanlardan sıkıldım ben.Hayat, bi rahat bırakmıyor beni :)
Şu aralar en güzel şey Ares ve yavruları....

Ares erkek de , yavruları artık anne emzirmek istemediğinden yuvalandırmaya başladılar.
Böyle prens prens yaşarken bizimki :))  yavrulardan bize düşen bir erkek yavru geldi eve... Ares 'i görseniz, iyi bir baba oldu. Bizde tekrar başa döndük evde,eğitimler gırla gidecek .. Gidecek de yavru çok küçük daha. 42 günlük bugün.2 gündür bizde ama bir hafta daha büyümüş gibi... Adını "Ateş " koydum.O Ares'in oğlu birincisi bu yüzden :)) Ateş ama  gerçekten ateş gibi, yakalamak, düşüncesini tahmin etmek bir beceri.. Hiç baba gibi sakin değil.İlk gece balkon açık yattık ki tuvaletini balkona yapsın, o balkon demirinden atlayıp alt kat balkonun damında gezdi,zor aldık oradan. Alt balkondan bahçeye atladı,minik ya,yerinden kıpırdamaz diye düşünemiyor insan.Bir baktım bahçede,otların arasında, bende mutfaktayım.Birde geri çıkmayı falan deniyor ama çok komik,yarı beline kadar bile zor çıktığı bir yeri nasıl tamamen çıksın..? :)  Yani dakika dakika gözlem altında tutuyoruz.Daha anne yanından ayrıldığı gün onu hem denize,hem de pikniğe götürdük.Ares olmasa vıyk vıyk dye ağlardı ama baba, ana yarısı gibi geldi. Ares'i görünce susuyor.

Meyveli jöleler :) Seviyorum ben, aslında pelte severim ama bunlar ikramlık.Resimleri koydum ama bu resimler  yazıyı yazana kadar eskidi.
Bayram sofrasından.
Bunlarda beş çayı için.
Burcumun hediyesi...
Lithopslar...

Bunlar diğer yavrulardan...





Ares , Maya (anne) ve yavrular...
Bizim ki.. 



Karamel rengi :)
Bu Ateş,onu ve diğer yavruları ziyarete gittiğimizde çekmiştik.



Bayram şekeri ve likörü, bu sene likör annemden,  bir geziden hediye getirdi...Biz haziranda kendi yaptıklarımızı içtik.
Ares ve Ateş  büroda :)) Ateş Ares'in etrafında...Baba-oğul çok tatlılar.

Cumartesi, Aralık 21, 2013

Bana kalırsa, bana kal..

Aksazlar Koyu burası.Sonbaharda ve ilk baharda genelde Fevzi lerle buraya pikniğe gideriz biz.Bir hafta sonu gittik, o kadar hoşumuza gitti ki diğer hafta sonu Çağıl geldiğinde yine gittik.Aşağıda resimlerini bol bol  bulacaksınız.

Deniz kenarı kahvesi. Bakraç Cafe sanırım. Koca Çalış.Yine kahvaltı ve deniz kenarı yemek mekanlarından.
29 ekimde yer yerinden oynadı burada.. Onun resimlerinden.Fatoş bayrakla.

Gece fener alayı...
Deniz kenarından yürüdük ve ben resim çektim.
Çok kalabalıktık.



Boğaziçi cafe bize özel hazırlamış..Geçerken yaktılar.

Havai fişekler patladı.

O gece bir kahve içip deniz manzaralı bir cafede, yürüyerek deniz kenarından arabaları bıraktığımız yere döndük.Manzara böyleydi..
Annem bizdeyken Fatoş bizi çok güzel bir mantı evi ve çibörekçiye götürdü.Sahil yolunda Bahriye Üçok parkından sonra.Bolulu kardeşim mantı.
Amerikan servisleri ve oyalı çatal bıçak servisleri çok güzeldi.Sizlere örnek olması açısından çektim.
Yine bir çekim sonrası espresso kaçamağı.. Arty's fish &chips.
Bir akşam da Ölüdeniz'e indik sezon kapanmadan.Havalar serinlemiş, etraf sakinlemişti. Ortalıkta tek tük turist vardı.
Sun City  Tatil Köyü..Hani bazen soruyorsunuz ya nereye gelelim diye.İşte buraya gelebilirsiniz... O gece Fatoş'un davetlisi  olarak otelin son günü yemeğe gittik.İlmek ilmek işlenmiş her köşesiyle, otelde, yemekleri de çok güzeldi.Ben de ilk defa gittim.
Fatoş'la her şey daha kolay ve zevkli.Annem buradayken beraber gezdik, tozduk :)) Burası çarşı içinde keyifli bir mekan.Herkes bilmez,çünkü bu yaz açıldı.Özenilerek yapılmış genç bir mekan.

Kahve keyfi olmazsa olmaz.
Küvetten tasarlanmış bir bank.
Aile yadigarı objeler..
İkram tatlıları ve özenle yapılmış çatal bıçak servisleri... 95. sokakta Orange Cafe. Kışın kapalı,yazın açık ama gidin lütfen.
Bir akşam Mokaroma cafeden manzaralar...
Manzara böyle güzeldi ve akşamüstüydü.Bu saatleri seviyorum.Daha havalar güzeldi..
Yine bir sabah kahvaltı zamanı.Bu sefer Yanıklar Huzur sofrasındayız.Uzunbey, Ares ve ben.
Yürüyüş yaptık biraz ama Ares köprüden geçerken zorlandı.Yükseklik sevmiyor,onu da bekleyerek yavaş yavaş geçtik köprüden.
O hafta Haldun taner vardı kitap klubunde.Leylak dalı bu da kitaplıkkurdu için..

Bunlar 2. el pazarından...
ADD Kermesi..
Oldukça kalabalıktı,destek olmaya gittik.
Birde belediye çay bahçesi karşısında nefis bir çiğ köftecimiz var.Adıyörem Çiğköfte.Göründüğü kadar güzeldir.
Oky Garden- Yanıklar.Önerdiğim kahvaltı yerlerinden.. At çiftliği içindeki yer.
Bahçesi böyle sakin ve yeşil.
Ares atları kıskandı,sevemedik.



Ares atların suyuna dadandı..
CHP Fethiye Belediye Başkan Aday adayımız Keramettin Yılmaz'ın kahvaltısı.Kendisi şu an Ölüdeniz Belediye başkanı.
Eşi Ümit Yılmaz. -ayaktaki :))
Bu da Aksazlardaki piknikten.
O gün çok kalabalıktı etraf. Her köşk,her masa doluydu.
Fevzi pişirdi hamsileri..
Ben de çay demledim :)
Bu manzarada.
Çok da güzeldi..Ben çayı çok  severim,hep daha çok kahve resimleri görüyorsunuz ama. Mesela akşamları bir demlik çay yaparım,Uzunbey bir tane içer, kalanını ben bitiririm.
Burası kings garden.. Akşamüstü mutlaka gidip güneşi orada batırmalısınız.Yemekleri ve fasılları da çok güzeldir.Biz arada kahveye de kaçarız. Kral mezarının karşısı..Kime sorsanız gösterir mezarı :) Şehrin içinde 200 basamakla çıkılan tek mezar. Araba ile restaurantın kapısına kadar gidebilirsiniz,yürüyerek de ulaşabilirsiniz.Şehrin içindedir.




Fethiye Cumhuriyet Kadınları Derneği Kermesi
Cafe Geniş..
Aşure zamanı bol bol aşure yedik. Bu partiden Nurgül Hanımdan.
Çağıl'ın odasından yağmurlu bir gün..
Evin yanındaki çam ağacı görüntüsü.
Bu da Çağıl'ın odasındaki perde.
Kings Garden'da fasıl keyfi. Fethiye'de cuma -cumartesi akşamları oluyor ve genelde yer bulmak zor oluyor.Ben iki farklı akşam gittim.İkisi de güzeldi.Biri Uzunbey ve Fevzilerle,diğeri kızlarla :)

Sigara içmediğimizden çakmak bulamadık..Şarkılara böyle eşlik ettik.
Çağıl'ın geldiği hafta yine Fevzi ve Zeyneplerle kahvaltıya gittik pazar günü.
Gülce ve Zeynep'le atlara bakmaya gittik.

Gülcekız :))
Evde tart kalıbında börek yaptım bir gün.Nerdeyse yakıyordum.Çağıl buradayken yapmıştım.
Hanife'de bir tencere yaprak sarması yaptı, Çağıl için.
Mantı da vardı ama ben yapmadım :)

O hafta burada motorkros yarışları vardı, etrafta da çeşit çeşit motorlar.Biz pikniğe giderken onlar muhtemelen yemek yemeğe merkeze inmişlerdi.
Burası karagözler mahallesi.
2. karagözler mahallesi..
Atapark otel önü..
Burası tershane..
Bazen yol kapanır tekneler çekilirken.
Manzara çok güzeldir.
Marina böyle gözükür.
Bizde mangal yaparız sonra o manzarada...
Bu da İsveç köftesi -İzmir  İkea dan :) Ben soslu severim.
Kahve içtiğim yer, waffle yapan bir yerdi.Adına bakmamışım.Çünkü o gün sanırım tüm İzmir orada olduğundan boş masa bulmak sorun olmuştu.. Forum İzmir'de neden o kadar az tuvalet var ve neden hiç sayısı değişmiyor.Ne zaman gitsem kuyruk hiç abartmıyorum dışarıda bitiyor.Elli kişi var her zaman kuyrukta,doğal olarak İkeaya tekrar girip yirmi kişilik tuvalet sırasına giriyorum.Biz birde oradan çıkıp yola çıkıyoruz,ilk molada herkes tuvaletlere kaçıyor :)
Ne yazık ki aklımda kalan tek yanı kalabalıklığı oldu.Forum çok hoş bir alışveriş merkezi değil,benim gördüğümde gezmelik kullanıyor İzmir burayı. Biz altıda oradan ayrılırken etraf daha da kalabalıklaşmaya başlamıştı. -24 kasım-
Son kahve keyfi büromdan, Fethiye haritası üzerinden  kahveli blog için....

http://fincandakimucize.blogspot.com/

Yarın Antalya'dayız kısmetse..