chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Ocak 18, 2017
Çarşamba, Şubat 10, 2016
Hayallerimiz gerçek olsa yeter...
Uzun süre yazmayınca hele kendi cümlelerimle burayı çok özledim. Bu arada iş yerimi taşıdım.Aynı caddede bir kaç blok öteye taşındık.Birde yoğun şekilde partide çalışıyoruz. Kadın kolları seçimi, gençlik kolları seçimi derken kurultay geçti, şimdi de CHP Kadın Kurultayımız var. Ben de Muğla İl Kadın Kollarıyla görevli olarak Kadın Kurultayına gidiyorum -kısmetse-yarın akşam.Cuma sabahı genel merkez, cumartesi kurultay derken iki gün tekrar Ankara'dayım :) Oradan dönüşte İstanbul yapıp eve dönmeyi düşünüyorum. Öyle özledim ki herkesi.. Yalnız ben artık Fethiye'yi de başka yerdeyken özlüyorum. Uzaklar yakın, yakınlar uzak olsa da özlem bitmiyor...
Bu aralar Anka kuşuyum. Tıpkı resimdeki gibi, küllerimden doğmaya çalışıyorum.Hayat, çok güzel bir öğretmen aynı zamanda.
Yarın akşam Muğla'dan bir otobüs yola çıkıyoruz...
Ankara'dan CHP 12. Olağan Kadın Kolları Kurultayından canlı yayında görüşmek üzere :)
Bu aralar Anka kuşuyum. Tıpkı resimdeki gibi, küllerimden doğmaya çalışıyorum.Hayat, çok güzel bir öğretmen aynı zamanda.
Yarın akşam Muğla'dan bir otobüs yola çıkıyoruz...
Ankara'dan CHP 12. Olağan Kadın Kolları Kurultayından canlı yayında görüşmek üzere :)
Çarşamba, Aralık 23, 2015
Bazen tek ihtiyacımız bir el ve bizi anlayacak bir yürektir...*
Özelden gelen nerelerdesin mesajlarınıza dayanamayarak kısa bir cevap vereyim dedim. Buradayım, her zamanki gibi yoğunum.Parti ve büro işlerim hareketli,ikisi arasında gidip geliyorum. Uzun bir yazıyla geleceğim.Resimleri hazırladım ama küçük bir selam vereyim dedim :)
İyi diyelim iyi olalım, hayat her zamanki gibi devam ediyor. Yazmayı özledim...
Not: Konser ücretsiz.
*Başlık: Can Yücel.
Etiketler:
belediye,
büyükşehir,
chp,
chp fethiye,
etkinlik,
Fethiye,
kadın kolları,
konser,
marmaris,
menteşe,
muğla
Perşembe, Mart 19, 2015
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim hiç.*
"Edip Cansever, her 15 Mart’ta bir büyük rakı ve o gün için yazılmış şiirle Tomris Uyar’ın evinin yolunu tutardı. Her ikisi de rakıyı severdi. Fakat Edip Cansever’i oraya getiren şey, Tomris Uyar’ın, yani aşığı olduğu kadının doğum gününde ona bir şiirle sesini duyurabilmekti. Edip Bey, duygularını seneler boyunca gizler, kimselere belli etmez, sadece 15 martlarda bir şiirle tomris uyar’ın karşısına çıkardı.
İşte o günlerden birinde Edip Cansever, bu şiiri okudu Tomris Uyar’a; “ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç” dedi. Edip Bey’in sitem taşan tek şiiri bu değildi üstelik. “Bilmezsin bu yolları sen” adlı şiirinde, sesini biraz daha yükseltmişti.
Edip Cansever’in aşağıdaki şiirini ilk dizesiyle sevmiştim. Yalın, kırılgan, derin. Lafı dolandırmadan, evirip çevirmeden direkt söylemiş söyleyeceğini…
Sevdiğiniz insanı hayal edin, onu uzun bir yolda yürürken gördünüz mü bunu düşünün. Hatırlıyorsanız ne güzel. Hatırlamıyorsanız yine güzel. Gidip söyleyin ona bunu. "
Erdal Kaplanseren
Erdal Kaplanseren
*ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm,
kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarken ki ağlayan yüzünle
ve yaraşırsa ancak monet’nin kadınlarına yaraşan giysilerinle gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Bu yazıya yazılmış bir de güzel yorum ...
Bu yazıya yazılmış bir de güzel yorum ...
." O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı:
“Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”
...
Böyle güzel bir yazı buldum Facebook'ta. Eski sevdiğim blogger 'larımızdan biri paylaşmış Facebook'ta.. Artık yazı yazmadığını düşünüp paylaştım yazıyı.İzni yoksa kaldırabilirim bu kısmı.- yoruma yazabilir- Yazıyı çok sevdim, şairin yazarı sevmesini sevdim belki de... Nedense güzel yazanları daha bir seviyorum bu Dünya'da.Kendim çok güzel yazmak isteyip yazamadığımdan olabilir.İki insanın bir türlü kesişemeyen sevmeleri belki de sevdirdi yazıyı, bilmiyorum. Daha çok yazmak, okumak, daha çok içime kapanmak istediğim bir dönemde neden hep göz önünde,daha çok çalışarak ve istediklerimden çok çok uzakta kalırım bilmem.Hayat çizgim bu yönde sanırım.Ne yapsam istediğim rotada olamıyorum.Denize bakıp dalgaları seyretmek istediğim zamanda kendimi insan kalabalığında buluyorum.Yoksa benim için erken mi daha bilmiyorum ama boş bir evde yaşamak istiyorum,ev işi yapmak istemiyorum :)) Bazen onu da özlüyorum,itiraf ediyorum.Yatayım,kalkayım,okuyup yazayım yeter.Ha birde meze yapıp rakı içmek istiyorum bu aralar.
Uzun yürüyüşler yapmak istiyorum, sevdiğim şarkıları dinlemek, denize ya da suya girmek istiyorum.
Buraya yazmışım ama nedense günlerdir paylaşamadım.Yeni yazı yazacak zaman bulamadım yine. İstanbul her zaman ki güzel geçti, oraya gidince burasını aratmayacak hareketlilikte geçiyor..Aslında İstanbul yazısı yazmam lazım. Öyle güzel gezdik ki başım döndü .. Birde kendimle çeliştiğim bir konu vardı ki her defasında kendimi zor tutuyorum,bir gün belki paylaşırım :)
Hiç çok isteyip de yapmadığınız bir şey oldu mu..? Benim var...
Bu kadar dökülüş yeter sanırım, bu bünye daha fazlasını kaldıramıyor bu yoğunlukta. Off rahatlamak için yazdıklarım beni bazen daha kötü yapıyor, insan düşündüğü her şeyi satırlara geçiremiyor, bu da ağırlık yapıyor.
Aslında böyle zamanlarda dışarıdan baktığınızda canavar gibi çalışıyor oluyorum ben.Mesela pazartesi Göcek'te aday adayları tanıtım toplantısındaydım ben. Hava çok güzeldi,salı bir hareketli geçti ki hem kadın kolları toplantısı hem büro hem de bir Dalaman iş randevusu yaptım.Trafik olmayınca 2.5 saatte gittim,geldim,görüşme yaptım,iş aldım :)) Allah kahretmesin ki uzun yol şöförü olabilirmişim ben :)) Evet ,gülmeyin lütfen. Hatta o güzel sesli gülüşünüzle efendim... Araba kullanırken kendimi kaybediyorum ben, basıp gidesim geliyor, hani o yüzden iyi para kırarmışım. Bir gün işsiz kalırsam düşüneyim ben bu işi , bir gün...
Beşte gözümü açtım, uzun zamandır yazı yazamadım ben diye.Rüyamda mı gördüm ne.Kalktım,çayımı demledim, bilgisayarımı aldım. Erika yanımda dolanıp duruyor.Şu kedilerin kendini sevdirmesine bayılıyorum ben.Keşke biz insanlarda istediğimiz zaman gidip kendimizi sevdirip istediğimiz zaman kaçabilsek insanlardan. Gün ağardı.Biz dün başlayan Fethiye Turizm tedarikçileri fuarında stand açtık. bu sefer kendi firmam. Dört gün sürecek fuarda yaptığımız iki iş için çalışıyoruz.Ben bugün nöbetçi fuarcıyım :)) O nasıl oluyor? Şöyle; cumartesi günü Muğla merkez yoklaması için görevliyim, bir gün önce eğitimi var,Muğla'ya gideceğiz , cumartesi de bütün gün sandık başında olacağım. Bu yüzden iki gün ben çalışıyorum,iki gün Uzunbey ve diğer arkadaşlar fuarda olacaklar.
Cumartesi günü genişletilmiş delege yoklamasıyla Muğla'yı temsil edecek CHP milletvekili adaylarını biz seçeceğiz. Yani demem o ki etrafınızda parti delegelerini bulun, bizi yönetenlerin esas sorumluları onlar. Diğerleri karar verme mercii ama seçme mercii değil.Yani delegeler ne kadar doğruysa,doğru adam seçiyorsa o kadar iyi yönetiliyoruz, her parti için geçerli bu. Seçimlerde aday olanlar kendilerinİ seçecek delegeler seçiyorsa bir yerde yanlış var demektir. Gerçek partili delege asla partisine zarar verecek aday seçmemeli, bu yüzden partinizde bir yanlışlık görüyorsanız, önce üye olun, daha sonra doğru insanlar tercihlerde bulunsun diye çalışın.Yanlış bir şey görüyorsanız müdahale edin ama asla vazgeçmeyin ve çalışın.
Üye değilseniz, seyretmeyin, araştırın,insanların kendilerine koyun gibi delege, seçmen bulmalarına engel olun, bilinçlendirin.İlla bunun için bir partiye üye olmanıza gerek yok,etrafınızla konuşurken hani hep diyorsunuz ya ben siyasetten hoşlanmıyorum,hoşlanın arkadaşlar, hoşlanmadığınız zaman dışında kalıyorsunuz ama siyasetten uzak olduğunuzu düşündüğünüz zamanda başka ve gereksiz insanlar sizin yerinize karar veriyor, buna izin vermeyin.Özellikle kadınlara söylüyorum, erkeklere bu işi bıraktığınız sürece onların hayatını yaşamak zorunda kalacağız. Bunu ancak biz değiştirebiliriz,siyasette daha aktif olduğumuz sürece sadece.
Partilerdeki göstermelik kadın adaylara da güvenmeyin, ülkede kadının evde tutulmaya çalışıldığı zihniyetin çıkardığı adaylara da dikkat edin ya maddi durumu süper ama eşinin siyasette prim yapamadığı kadınlar, ya da büyük ailelerin iş kotarsın diye partiye ittiği kadınlar olmasın seçimleriniz. Kadını yok sayıp göstermelik listelere adını yazan,sonra da kadının haklarını kısıtlayan partinin listesindeki kadınlara da saygı duyamıyorum, üzgünüm.Önce onlar için sonra ülkedeki diğer kadınlar adına. Kendi ayakları üzerinde duran emekçi kadınlara prim verin,onların ilerlemesini sağlayın.Listesinde kadını gösteriş için kullanan seçimlere dikkat edin,bu yöneticilere tavrınızı gösterin,mail atın,görünce uyarın. Bu seçim özel ve belki de seçme şansımızı son olarak kullanacağımız seçim olabilir.Kimse bunları doğru düzgün konuşmuyor, korkuyor ama korkunun ecele faydası yok. Kimse seçimi kazanabilecek bir ortamda gücü dağıtıp başka partiye geçen adaylara da fazla güvenmesin,en azından bu seçimde örgütlü en büyük güç CHP'dir. Uygulamalarından hoşnut değilseniz girip çalışın,düzeltin,üye değilseniz dışarıdan destek verin, bağış yapın, çocuk okutun, karanlıklara atacağınız en büyük hareket öğrenci okutmaktır,bunu asla unutmayın.
Birde korkmayın,konuşun.Hakaret etmediğiniz sürece kimse size bir şey demeyecektir.Fikrinizi paylaşmak hala özgür bu ülkede ama böyle giderse çocuklarınız için olmayabilir!
Vakit bulursam daha sonra merkez aday yoklaması hakkında yazarım.
Birde İstanbul gezimi yazmam lazım.
Bugün fuarda- eski karaçulha belediyesi arkasındaki fuar yerinde- Fethiye Turizm tedarikçileri ve yiyecek-içecek fuarında.
Yarın kısmetse Muğla'da eğitimde.Kültür merkezinde.
Cumartesi Fethiye Kültür Merkezinde Milletvekili Merkez Aday Yoklamasında olacağım.
Pazar günü evimde olmayı düşünüyorum-kısmetse - :))
Fotoğraf bir sabah yürüyüşünden, yazı beyaz çıkıyor ama benimle ilgisi yok,o internet kısıtlamalarından dolayı okunmasın diye beyaz çıkıyor. Okuyamıyorsanız bana mail atın,yazıyı özelden atayım.
asortikkrep1@gmail.com
Ya da yoruma yazıyorum,oradan okuyun.
“Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”
...
Böyle güzel bir yazı buldum Facebook'ta. Eski sevdiğim blogger 'larımızdan biri paylaşmış Facebook'ta.. Artık yazı yazmadığını düşünüp paylaştım yazıyı.İzni yoksa kaldırabilirim bu kısmı.- yoruma yazabilir- Yazıyı çok sevdim, şairin yazarı sevmesini sevdim belki de... Nedense güzel yazanları daha bir seviyorum bu Dünya'da.Kendim çok güzel yazmak isteyip yazamadığımdan olabilir.İki insanın bir türlü kesişemeyen sevmeleri belki de sevdirdi yazıyı, bilmiyorum. Daha çok yazmak, okumak, daha çok içime kapanmak istediğim bir dönemde neden hep göz önünde,daha çok çalışarak ve istediklerimden çok çok uzakta kalırım bilmem.Hayat çizgim bu yönde sanırım.Ne yapsam istediğim rotada olamıyorum.Denize bakıp dalgaları seyretmek istediğim zamanda kendimi insan kalabalığında buluyorum.Yoksa benim için erken mi daha bilmiyorum ama boş bir evde yaşamak istiyorum,ev işi yapmak istemiyorum :)) Bazen onu da özlüyorum,itiraf ediyorum.Yatayım,kalkayım,okuyup yazayım yeter.Ha birde meze yapıp rakı içmek istiyorum bu aralar.
Uzun yürüyüşler yapmak istiyorum, sevdiğim şarkıları dinlemek, denize ya da suya girmek istiyorum.
Buraya yazmışım ama nedense günlerdir paylaşamadım.Yeni yazı yazacak zaman bulamadım yine. İstanbul her zaman ki güzel geçti, oraya gidince burasını aratmayacak hareketlilikte geçiyor..Aslında İstanbul yazısı yazmam lazım. Öyle güzel gezdik ki başım döndü .. Birde kendimle çeliştiğim bir konu vardı ki her defasında kendimi zor tutuyorum,bir gün belki paylaşırım :)
Hiç çok isteyip de yapmadığınız bir şey oldu mu..? Benim var...
Bu kadar dökülüş yeter sanırım, bu bünye daha fazlasını kaldıramıyor bu yoğunlukta. Off rahatlamak için yazdıklarım beni bazen daha kötü yapıyor, insan düşündüğü her şeyi satırlara geçiremiyor, bu da ağırlık yapıyor.
Aslında böyle zamanlarda dışarıdan baktığınızda canavar gibi çalışıyor oluyorum ben.Mesela pazartesi Göcek'te aday adayları tanıtım toplantısındaydım ben. Hava çok güzeldi,salı bir hareketli geçti ki hem kadın kolları toplantısı hem büro hem de bir Dalaman iş randevusu yaptım.Trafik olmayınca 2.5 saatte gittim,geldim,görüşme yaptım,iş aldım :)) Allah kahretmesin ki uzun yol şöförü olabilirmişim ben :)) Evet ,gülmeyin lütfen. Hatta o güzel sesli gülüşünüzle efendim... Araba kullanırken kendimi kaybediyorum ben, basıp gidesim geliyor, hani o yüzden iyi para kırarmışım. Bir gün işsiz kalırsam düşüneyim ben bu işi , bir gün...
Beşte gözümü açtım, uzun zamandır yazı yazamadım ben diye.Rüyamda mı gördüm ne.Kalktım,çayımı demledim, bilgisayarımı aldım. Erika yanımda dolanıp duruyor.Şu kedilerin kendini sevdirmesine bayılıyorum ben.Keşke biz insanlarda istediğimiz zaman gidip kendimizi sevdirip istediğimiz zaman kaçabilsek insanlardan. Gün ağardı.Biz dün başlayan Fethiye Turizm tedarikçileri fuarında stand açtık. bu sefer kendi firmam. Dört gün sürecek fuarda yaptığımız iki iş için çalışıyoruz.Ben bugün nöbetçi fuarcıyım :)) O nasıl oluyor? Şöyle; cumartesi günü Muğla merkez yoklaması için görevliyim, bir gün önce eğitimi var,Muğla'ya gideceğiz , cumartesi de bütün gün sandık başında olacağım. Bu yüzden iki gün ben çalışıyorum,iki gün Uzunbey ve diğer arkadaşlar fuarda olacaklar.
Cumartesi günü genişletilmiş delege yoklamasıyla Muğla'yı temsil edecek CHP milletvekili adaylarını biz seçeceğiz. Yani demem o ki etrafınızda parti delegelerini bulun, bizi yönetenlerin esas sorumluları onlar. Diğerleri karar verme mercii ama seçme mercii değil.Yani delegeler ne kadar doğruysa,doğru adam seçiyorsa o kadar iyi yönetiliyoruz, her parti için geçerli bu. Seçimlerde aday olanlar kendilerinİ seçecek delegeler seçiyorsa bir yerde yanlış var demektir. Gerçek partili delege asla partisine zarar verecek aday seçmemeli, bu yüzden partinizde bir yanlışlık görüyorsanız, önce üye olun, daha sonra doğru insanlar tercihlerde bulunsun diye çalışın.Yanlış bir şey görüyorsanız müdahale edin ama asla vazgeçmeyin ve çalışın.
Üye değilseniz, seyretmeyin, araştırın,insanların kendilerine koyun gibi delege, seçmen bulmalarına engel olun, bilinçlendirin.İlla bunun için bir partiye üye olmanıza gerek yok,etrafınızla konuşurken hani hep diyorsunuz ya ben siyasetten hoşlanmıyorum,hoşlanın arkadaşlar, hoşlanmadığınız zaman dışında kalıyorsunuz ama siyasetten uzak olduğunuzu düşündüğünüz zamanda başka ve gereksiz insanlar sizin yerinize karar veriyor, buna izin vermeyin.Özellikle kadınlara söylüyorum, erkeklere bu işi bıraktığınız sürece onların hayatını yaşamak zorunda kalacağız. Bunu ancak biz değiştirebiliriz,siyasette daha aktif olduğumuz sürece sadece.
Partilerdeki göstermelik kadın adaylara da güvenmeyin, ülkede kadının evde tutulmaya çalışıldığı zihniyetin çıkardığı adaylara da dikkat edin ya maddi durumu süper ama eşinin siyasette prim yapamadığı kadınlar, ya da büyük ailelerin iş kotarsın diye partiye ittiği kadınlar olmasın seçimleriniz. Kadını yok sayıp göstermelik listelere adını yazan,sonra da kadının haklarını kısıtlayan partinin listesindeki kadınlara da saygı duyamıyorum, üzgünüm.Önce onlar için sonra ülkedeki diğer kadınlar adına. Kendi ayakları üzerinde duran emekçi kadınlara prim verin,onların ilerlemesini sağlayın.Listesinde kadını gösteriş için kullanan seçimlere dikkat edin,bu yöneticilere tavrınızı gösterin,mail atın,görünce uyarın. Bu seçim özel ve belki de seçme şansımızı son olarak kullanacağımız seçim olabilir.Kimse bunları doğru düzgün konuşmuyor, korkuyor ama korkunun ecele faydası yok. Kimse seçimi kazanabilecek bir ortamda gücü dağıtıp başka partiye geçen adaylara da fazla güvenmesin,en azından bu seçimde örgütlü en büyük güç CHP'dir. Uygulamalarından hoşnut değilseniz girip çalışın,düzeltin,üye değilseniz dışarıdan destek verin, bağış yapın, çocuk okutun, karanlıklara atacağınız en büyük hareket öğrenci okutmaktır,bunu asla unutmayın.
Birde korkmayın,konuşun.Hakaret etmediğiniz sürece kimse size bir şey demeyecektir.Fikrinizi paylaşmak hala özgür bu ülkede ama böyle giderse çocuklarınız için olmayabilir!
Vakit bulursam daha sonra merkez aday yoklaması hakkında yazarım.
Birde İstanbul gezimi yazmam lazım.
Bugün fuarda- eski karaçulha belediyesi arkasındaki fuar yerinde- Fethiye Turizm tedarikçileri ve yiyecek-içecek fuarında.
Yarın kısmetse Muğla'da eğitimde.Kültür merkezinde.
Cumartesi Fethiye Kültür Merkezinde Milletvekili Merkez Aday Yoklamasında olacağım.
Pazar günü evimde olmayı düşünüyorum-kısmetse - :))
Fotoğraf bir sabah yürüyüşünden, yazı beyaz çıkıyor ama benimle ilgisi yok,o internet kısıtlamalarından dolayı okunmasın diye beyaz çıkıyor. Okuyamıyorsanız bana mail atın,yazıyı özelden atayım.
asortikkrep1@gmail.com
Ya da yoruma yazıyorum,oradan okuyun.
Etiketler:
chp,
chpfethiye,
edip cansever,
Fethiye,
merkez aday yoklaması,
seçim,
tomris uyar,
yazar
Perşembe, Şubat 26, 2015
Gülen gözlerinin bebeğinde kendimi görebilmekti dileğim... *

Buranın zaman zaman başka fotoğraflarını da çekmiştim. Geçen hafta 3 gün boyunca eğitime gitmeden gitmiştik yürüyüşe, yine çektim. Bu sene bol yağmurumuz olduğundan doğru dürüst pek yürüyüşe gidemedik.Yağmurdan bıktık demek istemiyorum ama bıktık gibi..Artık Bahar gelsin istiyorum, Onu çok özledim.Hiç bu kadar özlememiştim.

Ares, her zamanki gibi akıllı ve ağırbaşlı bir köpek.Oysa Ateş'te her numara var :) En çok her fırsatta elimizi yalamasından hoşlanmıyorum,benden o anlamda daha uzak duruyor,kızıyorum ama eve gelen birini rahat bırakmıyor.
Bu manzarada yürüyüp,evden getirdiğimiz çayımızı içtik. Aslında burası Koca Çalış ama o gün Uzunbey kendi hazırlamış ben sadece eşlik ettim.
Karşıda Kızılada.
Bir kahve molasından..Osmanlı kahvecisi.
Çalış Plajı
Paspaturda bir antikacıdan.Unique
Sahil..
Solda Mendos ,sağda Babadağ.

Ateş..
Ateş..
Deniz..
Kanal Boyu..
Evden gece halleri.. Ares
Kızılada.
Bahçeden..
Atatürk ve nutuk okuma atölyesi devam ediyor.Bu hafta katılamadım bu resim geçen haftadan.
Tarihi , İlber Ortaylıdan okuyun derim :)
Ateş büroda fotoğrafı.
Evde kanepede baba-oğul.Soldaki Ateş.
Eğitimden sadece bu resmi koyabildim,bir türlü kabul etmedi diğerlerini.İnternet gün geçtikçe zorlaşıyor parti ve kontrol açısından. Bu resimde selfie çekmiştim Ankara milletvekilimiz PM üyemiz Sayın Ayşe Gülsün Bilgehan ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Osman Gürün , sağ yanındaki Muğla İl Başkanımız Sayın Mürsel Alban Muğla Parti Okulunda.
Çok güzel bir eğitim zamanı geçirdim.İyi ki gitmişim.Sanırım bende yakında eğitim verebilirim.Çok isteyerek gittim zaten, her aşamayı da buradan paylaşacağım daha sonra.Yalnız parti okulu ciddi bir iş, mutlaka eğitim şart! Proje yapmayı öğrendik ,daha sonra sizinle paylaşacağım.
Ateş uyurken..
Üçü bir yerde... Yazın nerede yatacaklar çok merak ediyorum ama kışın hepsi kanepe de uyuyor.Boş kalan yerlerde de biz oturuyoruz :)
Sabah manzarası çoğunlukla böyle oluyor.Gece yorganın üstünde yattığından sabah kalkınca da ilk işim Erika'yı görmek oluyor.
Erika'nın kedi balkonu.
Ares pozu. Çok tatlı değil mi..?
Ateş, veranda da ses duyduğunda ki bu genelde yan bahçede koyun ve kuzu sesleri oluyor.Etrafı kolaçan ederken.
Facebook sayfama kapak yaptım bu resmi.
Yine üçü bir arada...
Lalelerimde açtı.
Ve oğluşum büyüdü,annesine bahçeden hediyeler getirmeye başladı :)) Tutup yan bahçeye attım ama tekrar yakaladı mı bilmiyorum.
*Cemal Süreya.
Cumartesi, Şubat 21, 2015
Gökyüzü mavi ise, umutlar beyaz olsun...
"Özgecan Aslan ve kadınlara şiddete hayır " demek için perşembe günü protestomuzu ve basın açıklamamızı yaptık. Bugün parti okulunda eğitimci eğitimi almaya Muğla'ya gittik arkadaşlarla.Diğer ilçeden gelenlerle buluştuk. Gidip gelmek zor olduğu için yarın Muğla'da öğretmen evinde yer ayırttım kendime. Sabah dokuz akşam yedi dersteyiz. 3 gün süreceğinden pazar akşamına kadar oraya kanalize olmuş durumundayım. Çok keyifli ama biraz zor gibi.. Şu saatte yarınki sunum için çalışıyorum.Hocalarımız çok değerli, hiç bir kelimeyi kaçırmadan takip etmeye çalışıyorum.
Evde Voyage fm açık. Sunumu tekrar edip duruyorum. Uzunbey gelmiş, tam kapıyı açtığında bir kere de ona sunum yaptım.Bu ilk olduğundan şimdilik çok kısa ama heyecanlı :) Herkes zamanı uzun kullanmaktan şikayet eder, ben erken bitiriyorum, kalan kısmı sorulara ayırdım ve daha yavaş sunum yapmaya çalışıyorum.Hem de bir sürü şey anlatarak.
Evde Voyage fm açık. Sunumu tekrar edip duruyorum. Uzunbey gelmiş, tam kapıyı açtığında bir kere de ona sunum yaptım.Bu ilk olduğundan şimdilik çok kısa ama heyecanlı :) Herkes zamanı uzun kullanmaktan şikayet eder, ben erken bitiriyorum, kalan kısmı sorulara ayırdım ve daha yavaş sunum yapmaya çalışıyorum.Hem de bir sürü şey anlatarak.
Perşembe, Şubat 19, 2015
Perşembe, Ocak 29, 2015
Deniz de bendim, düşleyen de denizi...*
(Ponçik ölmeseydi bu yazı geliyordu yayıma.O gece durumlar değişti ama her bloğu açtığımda resmini görmemek adına yeni yazıyı daha çabuk yollamaya karar verdim.)
Kabuk bağladım ben.Belki bu yüzden yazamadım, belki zamansızlıktan. Sorguluyorum, seyrediyorum çevremi, bir yandan işe verdim kendimi çalışıyorum. İçimden resmi geçitler gibi geçen duygularım var oysa.Sırasına göre yaşıyorum hayatı. Hayat ; bana hep sürpriz yapmanı bekledim ben.Komik değil mi..? Oysa sürprizleri sevmem. Her bana seni hatırlatan ayrıntıda bir es verdim... Başka gözle bakmayı öğrendim.Sorunlarda boğulmadım,onları aşmayı denedim,çünkü güç verdin. Zamansızlıkta ümit verdin, çaresizlikte umut verdin.Her duyduğum müzikte sevgi verdin :) Yeni şarkılar keşfetmenin yeni insanlar tanımak kadar keyif verdiğini öğrendim. Sokak itlerini sevmeyi öğrendim, bahçeleri sevmeyi.. Sarmaşıklara başka bir gözle bakmayı öğrendim..İnsanlara da başka bir gözle bakmayı senden öğrendim hayat ben.Denize açılan sokaklarda gezmeyi öğrendim.İçimden okumayı, yazmayı birde :) Yani nasıl derler, sabırlı olmayı. Beklemeyi öğrendim en çok. Öğrenebildin mi muamma ama, en çok onu deneyimledim.
Geçmişe dönmeden geleceğe bakmayı öğrendim ben...
... ... ... ...
Yazının bundan sonraki kısmı tamamen başka psikolojide yazıldığından değişti doğal olarak. Dün(pazar günü) neler yaşadım,önce biraz onu anlatayım.İnsanın kedisi de olsa elinde can vermesi çok acı bir şey ki o kedi olmaktan çıkıp benim çocuğum gibi olmuştu o ayrı.Göğsümde yatıyordu, normal bir kedi yavrusu olmadığı için de çok hareketli değildi,hep yazdım kendine ait bir ritüeli vardı ve 3 yaşında küçük erkek çocuğum gibiydi :) Dinliyor ama hep bir dünyayla hesaplaşma peşinde anlamaya çalışan bakışlar atıyordu.. Yukarıdaki fotoğrafında sanki kedi değilde insan gibi beni dinlerken.
Öldüğü anda -sabaha karşı 4.30- çok yağmur ve gök gürültüsü vardı,evde köpekler ve diğer kedimiz olduğundan salonda tutamazdım, doğal olarak evin girişine koydu Uzunbey , sonra sabaha karşı yaşadıklarım bir rüya mı diye düşündüm,gidip baktım ona, orada öylece yatıyordu bir hasır sepet üstünde.Elinden yitip gitmesi çok kötü bir duygu, onu yaşamak ,özellikle de sevdiğin birinin son dakikasını paylaşmak bu dünya için zor bir görev. Benim için herhangi biri bile olsa ben onu o şekilde gönderip direk olaya dönebilen biri olamam zaten, herkes için de zor olmalı.İnsanlar neler yaşıyorlar, bizler neler düşünüyoruz günlük hayatta. Yaşam böyle bir şey işte.
Sonra oturdum sabaha kadar ,resimlerine baktım,yazıyı yazdım ki biraz rahatlayayım.sekizden sonra uyuyakalmışım,uyandığımda Ponçik yanağımdan öpüyordu beni,yani bana öyle geldi.Vedalaştı sanki... O dakikalarda Uzunbey onu karşıki ormana defnediyormuş oysa.Böyle işte ,sevdim mi çok seviyorum.Bu bazen bir kedi yavrusu, bazen bir kaktüs, bazen de bir şehir olabiliyor.
Bu son soğuklardan ve yağmurlardan bahçem çok etkilendi, bu gördüğünüz çiçek şu an bu durumda değil.
Bahçeye çıkmaya fırsatım olmuyor,kaktüsler de kötü durumda.Ancak bugün yağan onca yağmura rağmen çıkıp dışarıdaki kaktüsleri biraz toparlayabildim.
Erika ve diğerleri evde bir boşluk hissediyorlar ama ne olduğunu anlamış değiller.Normalde Ponçik yanımızdaysa onun yanına oturmalarına ya da onunla oynamalarına izin vermiyorduk, Gece rahat vermeyebilir diye Erika'yı yanımıza alıyorduk. Sadece Ponçik gidip Ateş ve Ares'in üstüne yatarsa kıpırdamadan yatıyorlardı.Onun hasta olması evde ayrıcalıklı olmasını sağlıyordu. Bir tek Erika rahat vermiyordu, bu yüzden gündüz Erika dışarıda kalırken Ponçik içeride,gece ayrı odalarda, çoğu zamanda Erika diye bağırarak onu sıkıştırmasını önlüyorduk. Kıskandığını söylememe gerek yok sanırım.İki kedi evi olmasına rağmen o hep Ponçik'i çıkarıp kendi yattı.Biri dört aylıksa diğerininde altı aylık olduğunu belirtmem lazım aslında. Ponçik geldiğinde Erika iki aylık ya var ya yoktu.
Geçtiğimiz hafta ilk defa dikiş makinasını açtım.Bu yastığın yuvarlak olanına astar dikmem gerekiyordu, fermuarı bozuk olan bir yastık kılıfını biçtim, kenarlarını diktim ama yer yer iplik koptu,masura çıktı falan.Hadi ipliğin yolunu buldum da çıkan masura da hangi parça önce girecek,nasıl yuvaya oturacak karıştırarak ve anneme whatsapp tan sorup , fotoğraf çekip gönderdim. El yordamıyla yaptım,diktim ve hemen kullanmaya başladım.Böyle basit şeyleri paylaşıyorum ama dikiş dikmek benim için çok önemli, annemden öğrenmek ve onun gibi dikmek hep hayal ettiğim bir şeydi.O hafta sonu dikiş diktim.
Arada kahve molaları verdim.
Çay içtim.
Erika, çatı kuşu...
Bizim evin canavarları.Ön bahçede böyle karşılıyorlar gelenleri.Hava güzelken tabii.Normalde evin içindeler.
Ares, yanımızdaki boş arsada. Arkamızda seralar, domatesler iki gün önce toplandı,marketteki reyonlardan alırsınız artık.
Hava o kadar güzeldi ki denize girip girip çıktılar.
O geceki halleri...Arkadaki Ares. 6.5 yaşında baba, Ateş 6 aylık oğlu.Bir köpek en fazla iki yaşına kadar büyüyor, Ateş'i tahmin edemiyoruz artık.
Çalış Plajı.
Fethiye genel görünüm.
Erika
Bahçede sümbüllerim açtı.
Kayaköy Sarnıç gece görüntüsü.
En sevdiğim yastığım.
Gelelim arkadaşımın kremlerine...Oğlak Kızları Çiğdem bu güzel kremleri kendi yapıyor, doğal ve de etkili.Nereden biliyorum çünkü Çalıştaki Xmas pazarından aldım ve kullandım. İstanbul'a giderken yanımda götürdüm, her gün annemle ikimize sürdüm.Şimdi bu hafta krem atölyesi de yapıyormuş.
Dikiş saati evde elyaf olunca aynı günde bitti.
Su kuşları...
Pazar günü akşamı bu haldeydiler...Yorgunluktan hemen uyudular.
Denize girdikleri küçük koy.
Evin etrafında yeşillik alan bol ve her hayvandan bolca mevcut. Havalar iyiyken arılarımız boldu, sonra inekler, şimdi de kuzular ve anneleri otluyorlar. Geceleri de bol kurbağa sesleri arasında uyuyoruz.
Bugün hava soğuk, benim de perşembe günleri genelde partide toplantım olur, bugün yokmuş.Bende çocuklarla (Ares ve Ateş'le) evde kaldım,işi astım :) Partide yönetim kurulunda herkes bir mahalle aldı.Böylece mahalle sorumlularımız oldu.Genelde oturduğumuz mahalleleri seçtik.Artık sandık görevlilerimiz mahalleleri gezip kendi sandık seçmenlerini evlerde ziyaret edecek. Bu çalışmalar için arada toplanıyoruz.Ben de kendi mahallemde bu tarz toplantılar yapıyorum.Sandık görevlilerimizin tanıtım kartları olacak, böylece gerçekten parti görevlimiz olduklarını anlayacaksınız.
*Başlık : Edip Cansever.
Bu gece bu yazıya denk geldim,ilginç geldi.
yazı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































.jpg)



.jpg)





































