ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 31, 2015

Uçmak İçin kuş olmak gerekmiyor, küçük sevinçler olsun yeter.*

Daha önce yazdığım son yazı ve şarkı özel bir zaman içindi, kendi kendime çok üzgün ya da savunmasız olduğumda daha çok oturup yazdığımı farkedeli kendime goy goy yapıyorum- sanıyorum.Bu yazıda öyle ortaya  karışık gelsin günlük.En hüzünlüsünden ve yalnızlığımdan.Burayı özgür bir platform olarak kullansak da ailelerimiz de buradan takip ediyor bizi..Bu yüzden olabildiğince açık ama bir o kadar da saklı :) Hala çocukluk yaşadığımız şeyler gibi..Gizli saklı dondurma yiyip,kıkırdamak bir gece yarısı gülme krizine yakalanıp.Ya da içki içme denilen gece kafayı çekip gelmek gibi eve. Bugün içmeden sarhoşum ben.Lüks kimine göre, bana bedava.Böyle durdurak bilmeden yazı yazmayı seviyorum ben. Duygularım yoğun olduğunda daha çok yazdığımı farkedeli üj bej sene oluyor. Ismarlama ortalardan bir yazı işte sana günlük,şifreleri de var işte, çözebilene...Çocukluğumdan beri severim ipuclarını.. Bu gece özel aslında.Uzun zamandır ilk defa yazı yazabildiğimden, uzun zamandır ilk defa böyle hissettiğimden. Şerefine yani.

Benim yazılarım uzun olur aslında, ama ben uzun yazınca çok uzun olduğundan kısa kesiyorum.Ne güzel bir Türkçe bu değil mi..? Yani Türkçe'nin bu güzel ,dolaylı ve uzun cümlelerini çok seviyorum. Ben dili yapışıyor işte böyle günlük yazınca. Bugün uzun zamandır yazdığımı- on senedir- aslında yazılarımı beğenmediğimi ama onlara bir dönemi anlattığı için kıyamadığımı da buraya yazmak istedim.Bu yüzden arşivim açık.Bu yüzden bu kadar rahat anlatıyorum,hiç yazı silmedim ben.-Allah silmek zorunda bırakmasın :)

Şöyle bir bakıp geçmişe eski yazıları okumak istedim ama yapamadım,Artı ve eksileriyle benim onlar.

Son yoğun bir haftaya giriyoruz, bu noktada geceleri tv açmadığımı, her saatte haber dinlediğimi ve önümüzdeki hafta için heyecanlandığımı paylaşmam gerek. Bu arada yaptığımız en iyi iş 4. sıra milletvekili adayımızı paraşütle Babadağ'dan atlatmak oldu unutamayacağım.Birde iyi arkadaşlar edindim kendime.Güzel heyecanlar bunlar, sevince  de  her şey güzel zaten...
haber

Not: Yazıyı yazarken uyuyakaldığımı ve internet bağlantı sorunu yaşadığımı özellikle belirtmek isterim ki neden geç yazılan bir yazı olduğu ortaya çıksın :)

*başlık: Cemal Süreya.


  Her şey gönlünce olsun günlük.. En azından senin...


Cumartesi, Ağustos 01, 2009

patlarsam yanarım..

Kendime çok kızdığım taraflar var. Bunun için bir gün kendimi affedermiyim bilmiyorum.

Kafam karışık, aslında kafamı karıştıracak ortada bir durum yok. Bu durumları sadece ben kafamda yaratıyorum diye hem üzülüyorum hem de yaşadığım için şaşırıyorum.

Önceden böyle değildim sonradan oldum.

Bugün ilk defa " ben gençliğimde " diye bir cümle kurdum Çağıl'a..

İnsan bir yandan bu tarz bir cümle kurup olgunlaşma çağlarını yakaladığını düşünüp bir yandan da deli gibi yaşlanmak ister mi..? Ben istiyorum..

Yarın kahvaltıdayız..

Bugün saçımı boyattım.

Yakında kafayı iyice yemeyi düşünüyorum.

Birde manyak gibi konuşma isteğim var ama bunları konuşacak insanım yok şu ara.. Yani telefon yetmiyor,böyle çatlayana kadar paylaşmak istiyorum.Hani yemek hazırlarsın konuşursun, yürürsün konuşursun, akşamüstü çay demlenirken bile konuşursun ya..Öyle konuşasım var..

Kıskancım bu aralar ki kıskanmak kim ben kim..? Kendimi tanıyamıyorum.

Düşün düşün hoştur işin :)

Patlamak üzereyim..