yaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 01, 2009

patlarsam yanarım..

Kendime çok kızdığım taraflar var. Bunun için bir gün kendimi affedermiyim bilmiyorum.

Kafam karışık, aslında kafamı karıştıracak ortada bir durum yok. Bu durumları sadece ben kafamda yaratıyorum diye hem üzülüyorum hem de yaşadığım için şaşırıyorum.

Önceden böyle değildim sonradan oldum.

Bugün ilk defa " ben gençliğimde " diye bir cümle kurdum Çağıl'a..

İnsan bir yandan bu tarz bir cümle kurup olgunlaşma çağlarını yakaladığını düşünüp bir yandan da deli gibi yaşlanmak ister mi..? Ben istiyorum..

Yarın kahvaltıdayız..

Bugün saçımı boyattım.

Yakında kafayı iyice yemeyi düşünüyorum.

Birde manyak gibi konuşma isteğim var ama bunları konuşacak insanım yok şu ara.. Yani telefon yetmiyor,böyle çatlayana kadar paylaşmak istiyorum.Hani yemek hazırlarsın konuşursun, yürürsün konuşursun, akşamüstü çay demlenirken bile konuşursun ya..Öyle konuşasım var..

Kıskancım bu aralar ki kıskanmak kim ben kim..? Kendimi tanıyamıyorum.

Düşün düşün hoştur işin :)

Patlamak üzereyim..

Çarşamba, Haziran 24, 2009

Arsız kadının tekiyim...
Makyajımı yapmadan sokağa çıkmamak,
Saçlarımı her zaman bakımlı tutmak,
Ahım gitmiş vahım kalmışken bile kendimi kadın gibi hissetmek istiyorum.

Tırnaklarım her zaman kırmızı ojeli, dudaklarımda nar kırmızısı rujum,
En şişko halimde bile kot giymek istiyorum.

Arkadaşlarımla komşuculuk oynamak istiyorum.
Kahkaham yeri göğü inleten, ağzımın kenarındaki çizgiler artık gülmekten ve konuşmaktan iyice belirginleşmişken bile mimikleri abartılı, eli kolu hiç durmayan bir kadın olmak istiyorum.

Mitinglere elimde bastonum, kolumda torunum katılmak,
Eşin dostun yardımıyla pankart açmak,
Yağmur altında bacak ağrıları içinde kıvranarak konser izlemek istiyorum.

Kar yağınca torunlarımı çağırıp düşüp kalçamı kırmadan karla oynaşabilmek için,
"Koşun kar getirin, kartopu atalım evi batıralım, sonra temizlersiniz!" demek istiyorum.

En yakın arkadaşımın aldığı güzelim dut ağacımın altında,
dizlerimizde kareli battaniyelerimiz,
Fonda U2,
Elimizde en sevdiğimiz ve bir türlü vakit bulup okuyamadığımız kitaplar,
Sehpamızda rakı, meze ve balıklar,
Gözlerimizde burnumuzun ucuna düşmüş kırmızı kemik gözlüklerimizle,
İki sayfa okuyup kıkırdayarak dedikodu yapmak,

Hayatı kutlamak,
Erkekleri çekiştirmek,
Yakalanınca da kızaran yanaklarımızdan makas alınmasını istiyorum.

Camları kalınlaşmış gözlüklerimle,
hala kendi arabamı kullanmak,
hatalı sollama yapan yaramazlara camı açıp el kol hareketleriyle kızmak istiyorum.

Torunlarımın aşk hikayelerini dinlerken, onlara acayip fikirler vermek istiyorum.
Onların en afacan sırdaşı ben olayım istiyorum.

Kendi yaramazlıklarımı anlatıp anlatıp "Siz de yapın çok eğlenceli, anne babanız kızarsa bana yollayın!" diyerek onları şımartmak istiyorum.
O yaşımda erik ağacının tepesine çıkıp erik toplamak istiyorum!
Çağlayı tuza banıp yemekten dilim her bahar yara olsun istiyorum!
Arkadaşlarıma en olmadık şakaları yapıp, çocuklarımı utandırmak istiyorum.
Ellerim titrediğinde klavyede rahatça yazabilmek için, Apple' a mektup yazıp her bir klavye tuşunu kafam kadar yapmalarını talep eden, ilk Türk kadını olmak istiyorum.

Gece vakti dalgalı denize girip boğulacak olduğum için zar zor kurtarılıp kocamdan azar işitmek,
Gecenin köründe uyanıp "Uykum kaçtı, midemde gaz var kalk yürüyüşe gidelim!" deyip uykusunu böldüğüm için, şap şup öpülmek istiyorum.

En pörsük halimde bile bana baktığında hayat arkadaşım,
Kendimi her halimde güzel hissettiren o afacan aşık gülüşünü görmek,
Anında yaramazca gözlerim dolu bir cevap vermek istiyorum.
En geç yaşımda, bugünkü kadar aşık olmaya devam etmek istiyorum.

Büyüyünce ben,
Hala küçücük bir çocuk gibi,
İçimden geldiği gibi yaşamak istiyorum.
... ... ...

"mailden gelen bir güzellikti bu " ufak tefek ayrıntılar dışında aynen katılıyorum.. Anonim bir yazı, bilen varsa yazarını bildirsin lütfen..

Not: Bu maili gönderdiğim erkek arkadaşlarımdan biri bana "Ben bunun "Arsız adamın tekiyim" versiyonunu merak ediyorum. Nasıl olurdu acaba? Elbetteki "kart zampara"ya kaçmadan aynı ince mizah ve sevimlilikle olması koşuluyla..." diye bir cevap yazmış.. O yazınca bende merak ettim aslında.. :)

yaşamak ne güzel şey..

Pazartesi, Eylül 24, 2007

Bugün ; daha dün akşamdan planı belli bir gündü işte..uzun süredir beklediğim, ama beni yine de sarsacağını bildiğim bir haberle dünü bitirdim ve kayda geçtim. .



Hızla geçip giden hayatın arasından ölümün bahçesine bakarak bir es verdim yaşadıklarıma..


Hayatımın son zamanlarında tanıdığım ve bakış açılarının bir kısmını bile olsa yakalamak istediğim, benim sevdiğim ,onların beni sevdiğine inandığım insanlardan dünya da geçirdiği süre itibarıyla en fazla bu gezegende konaklayan, uzun süredir de kalmak için savaşan , ölüme giderken bile hayata gönül bahçesinden çıkarıp çiçekler sunan bir hanımefendiye veda ettim.
Tanıdığım ve resmen hayata ders veren birlikteliklerini yaşam savaşı olarak gördüğüm bu üç kadın artık iki kaldı..



Hayat suyunu içerken arada her hücremize ulaşması için bir yutkunmak gerektiğini düşündüm ve bu yutkunmaların vücudun her yerine ulaşması için çaba göstermek gerektiğini anladım..Yani bir yanlış bir doğru gibi.Ya da bir yemek bir su gibi. Bir sorun bir çözüm gibi.Hayatın
duraklarını iyi belirlememiz gerektiğini, hızla geçen günlerin aslında yavaş giden bir tren olmadığını sadece midemiz bulanmasın diye etrafa yeterince bakmadığımızı düşündüm.


İnsanlar gördüm..Ölümü bile paylaşım noktası yapabilen..Ya da eski evler gibi içiçe geçmiş hayatlar..Ne zaman mutlu, ne zaman zorlu anlaşılmasına fırsat vermeden sürüp giden.

Bu dünyadan gitmeden, denizin uzaktan az göründüğü bir tepede noktalanmış uzun bir yaşam hikayesi aslında bu..Bir pencere hatta.Sadece arada aralanıp bizi içine çeken ve her aralandığında geçmişte kaybettiklerimizi gördüğümüz.İleride buluşacağımız ya da uzak kalacağımız noktalar.

Ölümve yaşam ; birbirini gören ama köklerinden başka birbirine ulaşan yanları kalmayan iki yalnız ağaçmış gibi durmakta yanıbaşımızda. Bunu sadece yağmuru iliklerine kadar hissettiğinde anlamak , o son noktada kavramak bazen çok acı..Hele bu ıslaklığı uzun süre yaşatmak hayatta mümkün değil.Bu yüzden her ıslandığında kurumak için acele etmeden sindirerek bakın hayata..
Bugün dostların hayata tutunmak için ne kadar büyük bir nimet olduğunu tekrar anladığım zamandır.
Hayat paylaşarak yaşanır.