sanal arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanal arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 19, 2010

Bize bir şey olmaz..!

Fethiye de süper saatler :)
Sevgili Gülen, (okuyamazsın) Sevgili Funda (içimdeki yolculuk)ve Sevgili Zehra (Cafe Derin).. Fundanın bloğuna da yazdığım gibi itiraf ediyorum aynı zamanda, evsahibinin meşgulu ve vakti olmayanı çekilmiyor, biliyorum.Kendi motor takmış gibi koşturan ve konuşan, misafirlerine zaman ayıramayan hatta ayırdığı zamandan da çalan kötü bir evsahibiyim ben. Ne yazık ki çok istediğim halde sizlerle beraber olamadım. Olduğum zamanı da kaliteli geçiremedim. Bunun için öncelikle özür diliyorum.

Arkadaşlar, hiç bu kadar kısa zamanda birileriyle bu kadar kaynaşıp dolaşmamıştım sanırım. Her görüşmemiz her ne kadar harala gürele geçtiyse de Gülen çok çılgın ve keyifli bir arkadaş, Funda sakin ama çok uyumlu ve sevecen, Zehra ise şimdiden (o da yeni taşındığından dolayı az beraber olabildiğimiz yine de burçlarımızın aynı olmasından iyi anlaştığımız bir yoldaş oldu bana.

14-17 nisan günleri salı pazarının orada kurulan fuarda sabah onbirden akşam sekize kadar stantta beklediğimden en kısıtlı ve hareketsiz olduğum zamana denk gelen ziyaretlerinde ne kadar mutlu oldum anlatamam.. Fuar çadırı boğucu, sıkıcı ve çok sıcaktı. Bunun yanında diğer işlerimiz de yürüdüğünden dört günüm bir koşturmaca içinde geçti. Fethiye günlerdir çok sıcak zaten. Su içip, ayakta broşür dağıtıp, gelenle geçenle konuştuğumuzdan bugün artık kıpırdayamayacak kıvamda idik. Davetli olduğumuz etkinlikler olduğundan çıkmak zorunda kaldık ama bugünün yazısı daha sonra. Şimdi ben bu yoğun günlerimde hayatıma giren bu üç kadından bahsedeceğim.. :)
Gülen, mavikuş örgü hareketinde bana destek olan ve hareketin çıkmasını sağlayan kişi olmasının yanında hareket başladığından beri Fethiye'ye geleceğim diye beni heyecanlandırdığından zaten gelmesini beklediğim kişiydi. Yalnız öyle bir zamanda geldi ki yüzünü görebilmek için zaman zaman işten kaçtım,yine de şöyle hatırı sayılır derece de görüşemedik desem yalan olmaz.

Sevgili Babasıyla beraber burada hala ama ben size ne anlatayım, nasıl anlatayım bilmiyorum.Yazılarındaki gibi sanırım okuyamazsın diyor ya Gülen'i anlatamazsın da :))
O ne bitmez tükenmez bir enerjidir ,çözmüş değilim. Her kelimeden bir muhabbet açabilecek kadar Türkçeye hakim ve çılgın bir kadın o, ona takılan ya da problem yaratan biri hayatının hatasını yapar deyip geçiyorum..
Ben onu bir Fethiye sabahında otogarda tanıdım,unutmam mümkün değil... Sonra yine mavikuşa gittik beraber,orada çok güzel zaman geçirdik,getirdiklerini görüntüledik, mavikuşlar ona bayıldı,içtenliğine, duyarlılığına, duygusallığına.. Çok sevdik :)
Fundayı almaya gittiğimde otogara birde Gülen gibi çok içten ve sevecen bir arkadaş daha edindim.. Elindeki valizi getirmek bile bir cesaret işi, bize (mavikuşlara) koca bir valiz kıyafet getirmiş,taşıyamadık iki kişi.. Sonra hep beraber beni ziyarete geldiler fuara..Bu resimler oradan.Ben ara ara sıcakladığımda kanal tarafında banklara çıkıp oturdum. Onlarda sağolsun beni kırmadılar. Beraber oturup fotoğraf çekildik, ben oyunbozanlık yapıp kendi çekildiğim pozları internete koymadığım için sadece onların fotoğraflarını görüyorsunuz. 3. hatun da benim yeni arkadaşım.. Zehra :) Buraya gelene kadar bu kadar güzel bir pasta bloğu olduğunu bilmiyordum açıkçası.. Onunla ilgili uzun uzun yazılar daha sonra,çünkü artık o buralı oldu :))
Soldan sağa; Gülen,Funda, Zehra.. O gün haberleri izlediyseniz kanala düşüp 2.5 saat kurtarılmayı bekleyen Fethiyeli adamın haberinin ertesi günüydü ve ben o gece Uzunbey yüzünden acildeydim.. Aynı anlarda devlet hastanesindeydik.. Uzunbey parmağını makineye sıkıştırmış, acil beni aradı ve onu ben hastaneye götürdüm. Allahtan kırık yok,kötü ezilmiş ama
o gecelik bir sıkıntıdan sonra geçti. Korkusu beni öldürecekti nerdeyse.. Tam adam bizim işyerinin oradan kanala düşmüş,bu arada korkuluklara dayanmış ve korkuluklar kırılmış, resimlerde arkada görüldüğü gibi beton köprülerin altına sıkışmış,bu yüzden çıkaramamışlar.Trafik sıkışmış,herkes kurtarılmayı bekleyen adamı izliyor, Uzunbey telefon açmış gel beni al diyor, kendi arabasıyla gelmemesi bana hemen bir çağrışım yaptı aslında ve panik oldum o dakikada.. Etrafı kalabalık görünce de içime bir şey oturdu kaldı. Neyse o gece kötüydü ve geçirdik bir şekilde. İşte o korkulukların yanında bir delikanlı var, Gülen o delikanlıya gidip böyle dayanırsan seni de saatlerce kurtarmak zorunda kalırlar diye önce bir nutuk çekti, daha sonra da gel bizim fotoğrafımızı çek diye ikna etti.Önce o, sonra da ben çektim fotoları..
Çok kısa ama çok keyifli sohbetlerle görüştük,oradan ayrıldık ve akşam buluşmaya karar vererek ben fuara,onlar çarşıya gittiler..Zehra eve döndü.
O gece Funda,Gülen ve ben buluştuk fuardan sonra. Onlar otelde kalıyorlardı önce otele gittik, daha sonra da yemeğe.. Çok güzel ve keyifli bir yemek yedik,biralar içtik.O resimler onlarda,ben çekmedim. Nereye gitsek tanıdık, umarım sıkılmamışlardır :)
Daha sonra da sanırım cumaydı, fuarda tekrar buluştuk. Türk kahvesi içip ben onlardan ayrılmak zorunda kalınca etraflıca görüşemedik.. Onlar gezmelere gittiler ki kendileri anlatacaklardır aklım onlarda kaldı, görüşememek başka ama eşlik edememekten dolayı sıkıntılıyım. Dün-bugün yoğun şekilde geçirdim.. Yorgunluktan uykum da kaçtı.
Gülen , Funda ve Zehra, küçük ziyaretiniz için tekrar teşekkürler..
Çok keyifli bir zamandı :) Bunu tekrar uzun bir zamanda yapalım lütfen...
Şimdilik iyi geceler diliyorum...
Not: Son hit albümüm "Ferhat Göçer" devamlı dinliyorum.. En az diğerleri kadar güzel ve süper şarkıları var :)
Kargolara devam.. Bu hafta biraz daha rahatım, yazabilirim sanırım. Daha sonra 24-30 nisan arasında 3. Fethiye Kültür ve Sanat Etkinlikleri var, görevliyim..
1-Ece
2-Dersaadet
3-Bilge ve annesi-1. kısım
4-Sude Duru
5-Selmanın sepeti
6-Tülin Hanım (PDA)
7-Şanslı
8-Özlem-Trakya (2 kargo)
9-Canan Hanım
10-Meriç Trakya (Eryaman)-bu kısma kadar yazı yazıldı-
11-Anne İşte -yazıyorum-
12-Petek C.
13-Mine Flora
14-Bilge ve Annesi (2. kısım)
15-Selma T.
16-Gülden Y.
17-Pınar K.
18-Nurhan M.
19-Bizimgibiler.blogspot.com
20-Ececim
21-Tülin B.
22-Ayşe Ş.K.
23-Kazım A.
24-Seda Ç. /Sedaca
25-Aynur C.
26-Yaşamın Kıyısında.blogspot.com
27-Zeynep Y.
28-Canan Ö.
29-Marifetli Peri
30-Okuyamazsın/Gülen
31-İçimdeki Yolculuk/ Funda
32-Mutfakcamı Burcu
Not:2 Gülen şimdi büromdaydı, ona yazıyı yazdığımı söyledim ama okuyacak zamanı olmadı.. Marifetli Peri'nin kargosunu beraber açtık :) Selamları var herkese..

Pazartesi, Ekim 15, 2007

Facebook...

Gülse Birsel in Sabah ta çıkan son yazısı : Arkadaşlığın çivisi çıktı! En yakın arkadaşlarımdan biriyle telefonda konuştum geçen gün. 19 yaşından beri tanışıyoruz. Haftada bir iki kez mutlaka görüşürdük. Aynı dönem New York’da yaşadık. Sonra yıllarca beraber çalıştık. Birbirimize bütün sırlarımızı anlattık. Dehşet içinde şunu fark ettik: O en yakın arkadaşımla üç yıldır görüşmüyoruz! Küs müyüz? Yooo, hiç alakası yok. Üç yıldır görüşemediğimizden ve ne kadar özlediğimizden yakınıyoruz. Aslında iletişimimiz tam, belki o yüzden ihtiyaç duymuyoruz! Zira haftada bir, olmadı iki haftada bir, uzun telefon konuşmaları yapıyor, şundan bundan, hayattan, modadan, işten güçten bahsediyor, ikimizi de ilgilendiren bir haber aldığımızda da birbirimize mesaj atıyoruz. Ama arkadaşım, bu zaman zarfında 20 kilo almış, saçını değiştirmiş, hatta yaşlanmış olabilir! Görmedim kendisini! İki yıl önce yeni bir eve taşındı, henüz gidemedim. İnternetten bir hediye sipariş ederek adresine göndermeyi düşünüyorum! Evinin fotoğraflarını çekip mesaj atmayı teklif etti, telefonum eski model olduğu için muvaffak olamadık!

En yakın arkadaşlarımdan bir başkası… Üniversitede birlikte okuduk, New York’da aynı evde oturduk. Şu anda ise evlerimiz birbirinden yaklaşık 800 metre uzakta. Bir yıldır yüz yüze görüşemedik! Ama müthiş sıcak bir chat ilişkimiz var! Haftada birkaç gün, yarım saati geçen uzun yazışmalar yapıyor, birbirimize sırıtan suratlar, dansözler, animasyon karakterleri yolluyor, şirinlikler yapıyoruz. Arkadaşımın kızı büyümüş, yuvaya başlamış. Chat yaparken yolladığı fotoğraflardan takip ediyorum! O da beni kızına televizyondan gösteriyormuş, “Bak Gülse teyze, tanıdın mı?” diye! Bir başka üniversiteden sınıf arkadaşım yan apartmanda oturuyor. Daha doğrusu öyle olduğunu söyledi. Taşınalı bir buçuk yıl olmuş, ama henüz görüşemedik! E-posta trafiğimiz var. SMS’le de haberleşiyoruz bazen!

‘Facebook’, son günlerde insanların dolaşıp eski arkadaşlarını buldukları, tanıdıklara rastladıkları, yeni insanlarla da tanıştıkları yeni ve çok popüler bir yer! Kafe değil! Bar, kültür merkezi, ne bileyim dernek salonu filan hiç değil. ‘Facebook’, internet sitesi, bilenler biliyor. İnsanlar isimleri, e-posta adresleri ve resimleriyle girip bakınıyorlar. Sosyalleşiyorlar, muhabbet ediyor, hatta birbirlerine sanal kahve, içki filan ikram ediyorlar! Ve ifadelerine göre çok eğleniyorlar!ÇAY PARTİLERİ UNUTULDU MU?Arkadaşlığın çivisi çıkmıştır arkadaşlar! Eskiden evlerde yemek filan yerdik hani. Hatta partiler verirdik. Birbirinin evinde kalma gecelerine filan ne oldu en son? Randevular verip, akşamüstü çayları yapılırdı bir zamanlar! Arkadaş grupları olurdu hatırladığım kadarıyla, bir kişi bir program ortaya atardı, yarım saat sonra 20 kişi orada olurdu! İletişim araçları, henüz 20, hatta 15 yıl önce, “Nerede, nasıl ve ne zaman buluşulup görüşüleceğinin,” tespit edilmesine yarayan teknolojik gelişmelerdi! Arkadaşlığın ta kendisi haline gelmemişlerdi yani! İletişim patladı, bütün arkadaşlarım ’sanal arkadaş’ oldu kardeşim!

Benim üniversitede yediğimin içtiğimin ayrı gitmediği kız, Papua Yeni Gine’ye taşınsa, onun isim ve şifresini birisi keşfedip kullansa, iki üç yıl, muhabbet ettiğimiz insanın başkası olduğunu hiç hissetmeyebilirim! Hayır SMS’lerde, sanal ortamlarda filan sohbet de hafiften sanallaşıyor! Bir yüzeysellik, bir bilgi alışverişi çabası, “N’aptın, n’ettin, öptüm, güle güle,” bitti! Sadece ifadeler ve kelimeler kısalıp, sesli harfler yok olup, anlatımlar özete geçip sıkıcılaşmakla kalmıyor. Dedikodular ağdalanmıyor, gülme krizleri geçirilmiyor, birbirinin omzunda tabiatıyla ağlanamıyor! Tatsız, tuzsuz, baharatsız bir “Evet hayattayım, bak ne güzel iletiştik yine, hadi grşrz…” durumu.

................

Bu yazıyı Aysetun göndermiş maille..Yazıyı okuyunca aynı durumda kaldığımızı ne yazık ki farkettim arkadaşım..Bu hafta ilk fırsatta kahve içmeye davet edeceğim seni :)) Yüzyüze...

Haftasonu her yerde gördüğüm facebook yazılarından sonra onu kullanmamaya karar verdiğim an bir arkadaşımdan davet aldım..Yine kullanmayacağım.Çünkü zaten benim gerçek adımı ve soyadımı googla yazdığınızda her iki haliyle de beni bulmak olası :)) Yani kızlık soyadımla da..Bu yüzden şimdilik kullanmamaya karar verdim..
Yazı için teşekkür ederim Aysetun :)) Gerçek arkadaşım benim.