yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 19, 2015

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim hiç.*

"Edip Cansever, her 15 Mart’ta bir büyük rakı ve o gün için yazılmış şiirle Tomris Uyar’ın evinin yolunu tutardı. Her ikisi de rakıyı severdi. Fakat Edip Cansever’i oraya getiren şey, Tomris Uyar’ın, yani aşığı olduğu kadının doğum gününde ona bir şiirle sesini duyurabilmekti. Edip Bey, duygularını seneler boyunca gizler, kimselere belli etmez, sadece 15 martlarda bir şiirle tomris uyar’ın karşısına çıkardı.
İşte o günlerden birinde Edip Cansever, bu şiiri okudu Tomris Uyar’a; “ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç” dedi. Edip Bey’in sitem taşan tek şiiri bu değildi üstelik. “Bilmezsin bu yolları sen” adlı şiirinde, sesini biraz daha yükseltmişti.
Edip Cansever’in aşağıdaki şiirini ilk dizesiyle sevmiştim. Yalın, kırılgan, derin. Lafı dolandırmadan, evirip çevirmeden direkt söylemiş söyleyeceğini…
Sevdiğiniz insanı hayal edin, onu uzun bir yolda yürürken gördünüz mü bunu düşünün. Hatırlıyorsanız ne güzel. Hatırlamıyorsanız yine güzel. Gidip söyleyin ona bunu. " 
Erdal Kaplanseren
*ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, 
kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarken ki ağlayan yüzünle 
ve yaraşırsa ancak monet’nin kadınlarına yaraşan giysilerinle gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Bu yazıya yazılmış bir de güzel yorum ...
." O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı:

 “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”  
...
Böyle güzel bir yazı buldum Facebook'ta. Eski sevdiğim  blogger 'larımızdan biri paylaşmış Facebook'ta.. Artık yazı yazmadığını düşünüp paylaştım yazıyı.İzni yoksa kaldırabilirim bu kısmı.- yoruma yazabilir-  Yazıyı çok sevdim, şairin yazarı sevmesini sevdim belki de... Nedense güzel yazanları daha bir seviyorum bu Dünya'da.Kendim çok güzel yazmak isteyip yazamadığımdan olabilir.İki insanın bir türlü kesişemeyen sevmeleri belki de sevdirdi yazıyı, bilmiyorum. Daha çok yazmak, okumak, daha çok içime kapanmak istediğim bir dönemde neden hep göz önünde,daha çok çalışarak ve istediklerimden çok çok uzakta kalırım bilmem.Hayat çizgim bu yönde sanırım.Ne yapsam istediğim rotada olamıyorum.Denize bakıp dalgaları seyretmek istediğim zamanda kendimi insan kalabalığında buluyorum.Yoksa benim için erken mi daha bilmiyorum ama boş bir evde yaşamak istiyorum,ev işi yapmak istemiyorum :)) Bazen onu da özlüyorum,itiraf ediyorum.Yatayım,kalkayım,okuyup yazayım yeter.Ha birde meze yapıp rakı içmek istiyorum bu aralar.
Uzun yürüyüşler yapmak istiyorum, sevdiğim şarkıları dinlemek, denize ya da suya girmek istiyorum. 
Buraya yazmışım ama nedense günlerdir paylaşamadım.Yeni yazı yazacak zaman bulamadım yine. İstanbul her zaman ki güzel geçti, oraya gidince burasını aratmayacak hareketlilikte geçiyor..Aslında İstanbul yazısı yazmam lazım. Öyle güzel gezdik ki başım döndü .. Birde kendimle çeliştiğim bir konu vardı ki her defasında kendimi zor tutuyorum,bir gün belki paylaşırım :)  
Hiç çok isteyip de  yapmadığınız bir şey oldu mu..? Benim var...

Bu kadar dökülüş yeter sanırım, bu bünye daha fazlasını kaldıramıyor bu yoğunlukta. Off rahatlamak için yazdıklarım beni bazen daha kötü yapıyor, insan düşündüğü her şeyi satırlara geçiremiyor, bu da ağırlık yapıyor. 
Aslında böyle zamanlarda dışarıdan baktığınızda canavar gibi çalışıyor oluyorum ben.Mesela pazartesi Göcek'te aday adayları tanıtım toplantısındaydım ben. Hava çok güzeldi,salı bir hareketli geçti ki hem kadın kolları toplantısı hem büro hem de bir Dalaman iş randevusu yaptım.Trafik olmayınca 2.5 saatte gittim,geldim,görüşme yaptım,iş aldım :)) Allah kahretmesin ki uzun yol şöförü olabilirmişim ben :)) Evet ,gülmeyin lütfen. Hatta o güzel sesli gülüşünüzle efendim... Araba kullanırken kendimi kaybediyorum ben, basıp gidesim geliyor, hani o yüzden iyi para kırarmışım. Bir gün işsiz kalırsam düşüneyim ben bu işi , bir gün... 

Beşte gözümü açtım, uzun zamandır yazı yazamadım ben diye.Rüyamda mı gördüm ne.Kalktım,çayımı demledim, bilgisayarımı aldım. Erika yanımda dolanıp duruyor.Şu kedilerin kendini sevdirmesine bayılıyorum ben.Keşke biz insanlarda istediğimiz zaman gidip kendimizi sevdirip istediğimiz zaman kaçabilsek insanlardan. Gün ağardı.Biz dün başlayan Fethiye Turizm tedarikçileri fuarında stand açtık. bu sefer kendi firmam. Dört gün sürecek fuarda yaptığımız iki iş için çalışıyoruz.Ben bugün nöbetçi fuarcıyım :)) O nasıl oluyor? Şöyle; cumartesi günü Muğla merkez yoklaması için görevliyim, bir gün önce eğitimi var,Muğla'ya gideceğiz , cumartesi de bütün gün sandık başında olacağım. Bu yüzden iki gün ben çalışıyorum,iki gün Uzunbey ve diğer arkadaşlar fuarda olacaklar. 
Cumartesi günü  genişletilmiş delege yoklamasıyla Muğla'yı temsil edecek  CHP milletvekili adaylarını biz seçeceğiz. Yani demem o ki etrafınızda parti delegelerini bulun, bizi yönetenlerin esas sorumluları onlar. Diğerleri karar verme mercii ama seçme mercii değil.Yani delegeler ne kadar doğruysa,doğru  adam seçiyorsa o kadar iyi yönetiliyoruz, her parti için geçerli bu. Seçimlerde aday olanlar kendilerinİ seçecek delegeler seçiyorsa bir yerde yanlış var demektir. Gerçek partili delege asla partisine zarar verecek aday seçmemeli, bu yüzden partinizde bir yanlışlık görüyorsanız, önce üye olun, daha sonra doğru insanlar tercihlerde bulunsun diye çalışın.Yanlış bir şey görüyorsanız müdahale edin ama asla vazgeçmeyin ve çalışın.
Üye değilseniz, seyretmeyin, araştırın,insanların kendilerine koyun gibi delege, seçmen bulmalarına engel olun, bilinçlendirin.İlla bunun için bir partiye üye olmanıza gerek yok,etrafınızla konuşurken hani hep diyorsunuz ya ben siyasetten hoşlanmıyorum,hoşlanın arkadaşlar, hoşlanmadığınız zaman dışında kalıyorsunuz ama siyasetten uzak olduğunuzu düşündüğünüz zamanda başka ve gereksiz insanlar sizin yerinize karar veriyor, buna izin vermeyin.Özellikle kadınlara söylüyorum, erkeklere bu işi bıraktığınız sürece onların hayatını yaşamak zorunda kalacağız. Bunu ancak biz değiştirebiliriz,siyasette daha aktif olduğumuz sürece sadece.
Partilerdeki göstermelik kadın adaylara da güvenmeyin, ülkede kadının evde tutulmaya çalışıldığı zihniyetin çıkardığı adaylara da dikkat edin  ya maddi durumu süper ama eşinin siyasette prim yapamadığı kadınlar, ya da büyük ailelerin iş kotarsın diye partiye ittiği kadınlar olmasın  seçimleriniz. Kadını yok sayıp göstermelik listelere adını yazan,sonra da kadının haklarını kısıtlayan partinin listesindeki kadınlara da saygı duyamıyorum, üzgünüm.Önce onlar için sonra ülkedeki diğer kadınlar adına. Kendi ayakları üzerinde duran emekçi kadınlara prim verin,onların ilerlemesini sağlayın.Listesinde kadını gösteriş için kullanan seçimlere dikkat edin,bu yöneticilere tavrınızı gösterin,mail atın,görünce  uyarın. Bu seçim özel ve belki de seçme şansımızı son olarak kullanacağımız seçim olabilir.Kimse bunları doğru düzgün konuşmuyor, korkuyor ama korkunun ecele faydası yok. Kimse seçimi kazanabilecek bir ortamda gücü dağıtıp başka partiye geçen adaylara da fazla güvenmesin,en azından bu seçimde örgütlü en büyük güç CHP'dir. Uygulamalarından hoşnut değilseniz girip çalışın,düzeltin,üye değilseniz dışarıdan destek verin, bağış yapın, çocuk okutun, karanlıklara atacağınız en büyük hareket öğrenci okutmaktır,bunu asla unutmayın.
Birde korkmayın,konuşun.Hakaret etmediğiniz sürece kimse size bir şey demeyecektir.Fikrinizi paylaşmak hala özgür bu ülkede ama böyle giderse  çocuklarınız için olmayabilir!
Vakit bulursam daha sonra merkez aday yoklaması hakkında yazarım.
Birde İstanbul gezimi yazmam lazım.
Bugün fuarda- eski karaçulha belediyesi arkasındaki fuar yerinde- Fethiye Turizm tedarikçileri ve yiyecek-içecek fuarında.
Yarın kısmetse Muğla'da eğitimde.Kültür merkezinde.
Cumartesi Fethiye Kültür Merkezinde Milletvekili Merkez Aday Yoklamasında olacağım.
Pazar günü evimde olmayı düşünüyorum-kısmetse - :))
Fotoğraf bir sabah yürüyüşünden, yazı beyaz çıkıyor ama benimle ilgisi yok,o internet kısıtlamalarından dolayı okunmasın diye beyaz çıkıyor. Okuyamıyorsanız bana mail atın,yazıyı özelden atayım. 
asortikkrep1@gmail.com 
Ya da yoruma yazıyorum,oradan okuyun.









Cumartesi, Mayıs 04, 2013

Geçmiyor günler burda senden uzakta..*

Bugün bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.Oysa dün hava çok güzeldi, sabahtan kahvaltıya Kayaköy İzela Restauranta ,öğleden sonrada Çerkes Festivaline Aksazlar Koyuna  gittik diye yazıp bıraktığım bir haftayı geçmiş.

Görüşemediğimiz süreye ben çok şey sığdırdım.Umarım sizler içinde verimli geçmiştir. Bir kere sezon başındayız ,işlerimiz yoğunlaştı.Daha çok müşteri ziyareti, daha çok etkinlik,daha çok konuşma olarak yaşadığım bu yoğunluğa, uzun ve sert bir diş tedavisi de sığdırdım.Hatta başladım, bir ay sürecek.Bu yüzden geçici dişlerle işe gidiyorum.Arada doktora gidip tedaviye devam ediyorum.Dişlerim tam yapışık değil, bu yüzden hapşırırken arada fırlayabiliyor :) Çok konuşmam gereken bir dönemi en az konuşarak geçirmeye çalışmak büyük bir başarı benim için.Sonunda güzel olacağını düşünerek, kendimi tedaviye adapte etmeye çalışıyorum.Doktoru sevdim, sanırım o da benim gibi zor bir hastayı sevdi, şimdilik iyi gidiyoruz.Birbirimize alıştık, ben kolay kolay teslim olabilen biri değilim, doğal olarak karar verirken zorlandım,bu kadar senedir kimseye gidemedim buralarda.Doktorum İstanbulda kaldığından bir ay sürebilecek bir zamanı da orada geçiremeyeceğimden, burada araştırıp bir diş doktorunda karar kıldık.Kıldık diyorum bu aşamalarda Fatoş bana çok yardımcı oldu.Hatta ilk randevuya beraber gidebiliriz dedi, bende orada duygusallaşıp beni zor durumlarda bırakıyorsun diye vazgeçirdim :)) Kaç gündür de peşimde yeni yazı yok mu diye geziyor.. :))
Kuşlar Burcu'nun hediyesi, çok sevdiğimden evde girişe astım.
Bazı sabahlar yürüdüğümüz Çalış Plajı.
Kuzey restaurantta bir kaçamak.
Bu kadeh Hilton'un Karagöz Barından.Gülderen İstanbul'un en güzel otellerinde çalıştığından Hiltonda kendilerine hediye edilen ve sanırım şu an az sayıda kalmış bir kaç kadehten birini bana gösterdi.Bende eskilerden çıkardığı diğerleriyle beraber çektim.


Çok ince cam kadehler..
Arada bir de kahve içtik.
Bürodan.
Burası da bir önceki gidişimde, balkondan.


Arada bir gece , Fatoşla kitap atölyesine gitmeden.
Evdeki kitaplarımdan.. Bahçe ve sanat konulu.
Yürüyüş kaçamaklarımızdan...
koylar


Metin Uca
İlhan Şeşen- Kürşat Başar ve Metin Uca bir gece Fethiye'de kabere show yaptılar,Kibele Sanat Evinin hazırladığı gecede Fatoş'la çok eğlendik.

Sahilde mor salkımlar açtı.Fırsat bulsak da gitsek ama etkinlik ve çalışmalardan bu ara sahili görecek gözümüz yok.Bugün 6. Fethiye Kültür ve Sanat Günleri başlıyor.3-11 mayıs arası FKBM önü Beşkaza meydanında standlar olacak, programı için ..  http://www.fethiyefestival.com/2013-programi/  Görevli değilim bu sefer ,işlerim yoğun,sadece seyirciyim :))

Yaklaşık 4-5 gündür de yaza girdik,hava o kadar sıcak ki direk askılı tişörtlerle ve elbiselerle geziyoruz.Hırkalar ve uzun kollu gömlekler bu sene de kaldı giymeden.

Mayıs ayında beklediğim güzel bir haber var ama şimdilik paylaşamıyorum.Zamanı geldiğinde yazacağım.15 mayıs gibi bekliyoruz bu güzel haberi...
Kendi bahçem, işlerimin yoğunluğunu bekliyor düzen görmek için, bir kenarda yemek bekleyen kediler gibi...Çığırından çıktı,ayrı mesele..Bunda Uzunbey'in kendi çapında yaptığı düzenlemelerden bazıları da sebep oldu aslında, o kadar dağınık bir görüntüsü var ki nereden başlayacağımızı bilmiyorum,görüntüsü yüzünden iyice boşladım.Oysa o kadar ihtiyacım var ki orada dolaşmaya, mayıs geldi ve güllerim açacak, sardunyalarım göz kırpıyor,kaktüslerim bekliyor... Yeni düzenlemeler yapmam gerekiyor, bir yandan da bu sene de bahçıvan ve yöneticinin  gazabına yine uğradım, ve açacak olan erguvan ağacım bu sene de ben evde yokken budandı.Bu sefer ben değil, Uzunbey çıldırdı, o sakinleşsin diye ben sesimi çıkaramadım.Kasti yaptığını düşünüyorum yöneticinin, kapışmamak için de sesimi çıkarmıyorum ama bıktım bu bahçe işlerinden anlamayan insanların şımarıklıklarından.
Çiçeğe gelen erguvan ağacımın budanmış hali.. :((   Kızmakta haklıyım değil mi..?  Sadece o değil Japon gülü de budanmış, işi ne kadar bildiklerini ispat etmek adına, bu erguvanla arkadaki japon gülünün yapraklarını görüyorsunuz değil mi..? Yani gayet yakın iki ağaç arasına bir de melissa dikmişler.. Şimdilik çıkarmadım ama uygun bir yer bulunca çıkaracağım... Erguvanın arkasından yaprakları görünüyor.Bu kadar "bilgili " insanlar arasında söz söylemem yakışık almaz değil mi..? ! Sinirlenmiyorum,sinirlenmeyeceğim.Bahçenin her yerine beton döken bu zihniyete daha fazla bulaşmak istemiyorum.
Birde aşırı yeşil ve doğal bir görüntü seviyorum.Burada gölge çok önemli ve balkonumun etrafı yemyeşil, çok serindi geçen yaz, bu yaz güneş vuracak şekilde açıldı  ve serin olacak mı bilmiyorum.Bahçe bahçelikten çıktı.

Bürodaki kuşumuz " Sarı Efe".. Sultan papağanı,konuşmaya yer arıyor ama Ares kıskandığı için dönüp bakamıyoruz.
Boğaziçi kafeden bir kahve kaçamağı...
Bazen  akşamları MEKAN diye bir yere  takılıyoruz , küçük bir grubumuz var.
Eski resimler,plak koleksiyonu..
eski telefon
eski radyolar..
Gramofon.
Ve bazen çok güzel bir müzikle güzel geceler geçiriyoruz.
Bir gün Uzunbeyle Pastoral Vadiye gittik. Fethiyenin organik çiftliklerinden belki de ilki.Orada haziran ayında bir etkinlik yapacağız.Ayrıntıları görüştük.



Mor salkımlar coşmuş yine.. 

Bir yandan da çay içtik bahçede.
Kahve keyfi de yaptık  :)
Nisanda bir gün kadın kollarıyla Dalaman'a gittim.Pazarı gezip,çok güzel bir toplantı yaptık Muğla bölgesi kadın kollarıyla.Oldukça kalabalıktık.Tüm ilçe kadın kolları birleşip alan çalışması yapıyoruz bu şekilde.
Pazara giderken.
Otlar pazarda nisan ayında bol bulunur, arkadaşların çoğu aldı,ben de otların adını öğrenmeye çalıştığımdan bana da isimlerini söyleyip durdular,gösterdiler,tarif ettiler.
Çiçekçi de vardı.
Ortancalar..
Bahçelerde sukkulentler...
Boş arsalarda yeni doğan oğlaklar zıplıyarak eğleniyordu Dalamanda.

Bunlarda benim bahçeden...
güller..

Ortaca-Dalaman arası , Toprak Ana restaurant,kahvaltısı çok güzel, yol kenarı ,mutlaka uğramalısınız.Biz Çağıl'ı geçirirken iş arkadaşlarımla gittik, oradan Sarıgermeye geçip çalıştık.Çağıl bir hafta gelip kaldı,Efes-Şirince gezisine katıldı, gezi yazısında geçirdiğimiz günlerden daha fazla bahsedeceğimden fazla yazmıyorum oysa anlatacaklarım var :)
Sarıgerme Yeşil Vadi Restaurant. Serin bahçesiyle iyi bir mola yeriydi.
Sarıgerme Paradise restaurant ve bar.
Kahve ikramlarına bayıldık, çok sıcaktı ve bayağı gezip dolaştık o bölgede.En eliyüzü düzgün yer orasıydı ve yediklerimizde çok lezzetliydi.Ayrıca tuvaletleri de temizdi.Yine gidersek kesin uğrarız diye de konuştuk aramızda.
Keçi kitabevinde Ümit Hanımın doğum gününü kutladık,kitap atölyesinde.O haftaki yazarımız Mine Söğüt'tü. Şimdiye kadar sanırım yeni okuduğumuz yazarlar arasında en çok onu sevdik.Artık cumhuriyette yazacakmış,köşe yazarı olmuş Mine Söğüt.(Yakışır)

Bugün sabahtan Bakraç Beach Club açılışı vardı,kahvaltıdaydık Uzunbeyle,
saat 14.30 da ise Oya Baydar, Lale Müldür ve Ayla Kutlu Keçi Kitabevinde olacak.Ben de gitmeyi düşünüyorum.

  Lale Müldür demişken...

Sonra belki çay içeriz.
Şansımız varsa yağmurda yağar.
Damlalara huzur yüklemece oynarız.
Benim damlam seninkini alnından öper.
Güzel şeyler olur belki.
Sen gel bence.

*Başlık: Model