zen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ocak 16, 2012

ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi "aşk" karınla sana,ne şiirler yazarım*

Hayatımın hızına alıştım, evi otel gibi kullanmaya, koşturmaya da.Böyle kabul edince zorlanmıyorum. Geçen hafta başını unuttum bile, yani ne yaptığımı.Her gün işe gidiyorum, zaten geçen hafta yağmurluydu ara ara, öyle zamanlarda işler daha bir koşturmaca.Salı kadın kolları toplantımız oluyor,her salı saat birde.Öğleden sonra öyle geçiyor.Pazartesi tüm gün Dalamanda geçti,kırmızı arabayı sattık, başka bir işimiz daha vardı, o yüzden Aydın'dan gelen müşteriyle orada buluştuk.İki araba gittik uzunbeyle arka arkaya.Diğerini verince tek döneceğiz ya,hem Ortaca hem de Dalaman'da iş olunca öyle karar verdik. Bir ara vergi dairesine işim düştü.Daha doğrusu ocak ayı makbuzunu yatırmadan satış yapamıyorsun araba için.İyi de ocak ayı daha bitmemiş ki.Ayın başı.Hem bankadan makbuzu da yatıramıyorsun.Ertesi gün çıkıyormuş bankadan ,noter kabul etmedi.Bu yüzden vergi dairesine gittik.Sırada 3. cüyüm.Sistem gitti.Arkadaşlar saat dört olmuş, her işi bitirmişim ,param elimde ama sistem gittiğinden makbuzumu alamıyorum.İyi de sistemi yedekleyecek server'ın yoksa neden bilgisayar kullanıyoruz ki ?  Bayağı bir bekledim.Makbuz olmazsa noter satış yapmıyor,uzunbey Ortacada, diğer işi kovalıyor,ertesi gün tekrar gelmem gerek Dalaman'a.Müşteri  Aydın'dan gelmiş zaten,bekler mi bilinmez.Bir ara dedim ki ne yapıyoruz biz böyle ya....Neyse sistem mi geldi, oradaki kadın memur portakal soymayı bırakıp işlemi yapamayan veznedeki adama yardıma mı  geldi anlamadım  parayı yatırdık.Makbuzu aldık,notere döndük.Bomboş noter dönüşümüzde kum gibi çocuk ve veli kaynıyordu.Sanırım bu öğrencileri umreye götürme işi nedeniyle noterden vize işlemleri için başvurmaya gelmişler. Canına yandığımın ülkesi -bana bile yazdırdığı cümleye bak şu politikanın- ülkenin geldiği durum bu.Biz çocukken AKM'ye bale izlemeye giderdik, resim sergilerine Galata'ya.Konserlere ve operaya.Tamam umreye gitmesinler demiyorum ama bırak onları oraya ailesi götürsün, sanane devletim çocukların umresinden.Sonra kazma adamlarla konserlere gidiyoruz biz, konserde nasıl davranacağını bilmiyor, tiyatro da konuşuyor, sinema da kıpraşıyor, bunları kırolarla aynı salonu paylaşıyoruz diye yazmıyorum..Rahatsız olduğum içinde yazmıyorum, hala bu zamanda kadın cinayetleri, namus davaları , çocuk tacizleri ile uğraşan insanlar olarak okuyamayan kızlar, eğitim görmeyen çocuklar ve nerde nasıl davranacağını bilmeyen insanlarla uğraşıyoruz biz.Sen hiç buralara gelip taşımalı eğitim için her gün uçurumlu yollardan okula giden çocukları gördün mü..? Ya da daha hayatında hiç sanatçı görmemiş köy çocukları mevcutken, kitap ve eğitim için para bulamıyorken, daha 13 yaşında içkici babasının eve getirdiği adamlardan birinden hamile kalmış ki hangisinden hamile kaldığı belli olmayan çocuklar dururken, OYS sınavları için para bulamayıp Muğlaya sınava gidemeyen köy çocukları varken, üniversite kazanıp ,parasızlıktan farkında oldukları  halde aç kalmamak adına "farkına vardığını çaktırmamaya çalışarak" cemaat evlerine gitmek zorunda kalan çocuklar varken umre senin neyine.Yazıyoruz diye kötü olacaksak da olalım.Bu çocukları görünce her şey boş işte. Oturduğu yerden konuşanlar kadar kızdığım bir şey yok şu dünyada.Hem bir şey yapma, hem de yapıyorsan boşa yap.Kendin için yap, onlar için yapma. Sonra da ahkam kes.Politika yaptığını san.Herkes de seni başarılı bulsun.Dünya bunlar üstüne dönüyor işte. Al sana gerçek bir Türkiye yazısı.Dünya büyük şehirlerden ibaret değil,herkesi  İstanbula tıkınca bu ülkenin diğer şehirlerinde refah olmuyor.Bilakis tam tersi oluyor.Yazında bekliyorum ,mahfettiğiniz turizm politikamızı görmeye, eskiden beş ay süren turizm mevsiminin nasıl iki aya indiğini göstermeye.

 Öyle konulardan bu konulara nasıl girilir bilmiyorum.Bu tarz şeylerle avunuyorum diyelim.Zaten gördüklerimi anlatmaya yetişemiyorum ki,hangi birini anlatayım.Muğla büyükşehir belediyesi olacak, Fethiye'den de oylar onlara çıkmıyor diye bir kaç belediyeyi birleştiriyorlar.Belediye seçimleri enteresan olacak.Alır mı bilmiyorum.Gerçek Fethiye halkına güveniyorum diyelim.Gerçi buraya da Van'dan depremzedeler geldi, oy için bu bölgelere gönderildiğini söylüyorlar.Yani belediye seçimlerine burada oy kullanacaklar.Bu da bir çare olabilir mi göreceğiz.Gördüklerimi yazacağım en azından, beraber karar veririz artık.
 Geçen hafta çarşamba günü bir açılışa davetliydim.Tıklım tıklım doluydu,ikramları boldu.Bambu diye bir markanın Fethiye temsilciliği açıldı.

 Arkadaşlarımdan bazıları  scrable günü yapıyordu geçen sene, ben katılmayı çok istedim ama işlerden mümkün değil.Bu sene bir grup daha başladı.Zehra'da o grubun içinde.Bizde arada kaçıp uğrayabiliyoruz bazen.Bu hafta mesela uğradık bir ara.Zehra çok  güzel menüler yapmış, birde ıspanaklı bir ikram, dükana uygun.Buradan resmini kaydedip,umarım tarifini yazar bloğunda.
Bende şu geçen seneden beri yapmayı istediğim okuma atölyesi yapayım diyorum artık.
 Perşembe Bodruma gittim toplantıya. Muğla Kadın Kolları toplantısı bu ay Bodrumdaydı.Gelecek ay bizde.Giderken Muğlada köfte yedik pazaryerinde.Meşhur bir yermiş,adı Osman'ın yeri olabilir.Hatırlayamadım.Simit aldık ve yola devam ettik. Yollar iyiydi, sadece Bodrum-Milas arası az bir yol kalmış yapılmadık.Hava çok güzeldi o gün.Sabah gidip akşam döndük.
 pazaryeri
 Bodrum
 Bodrum
 CHP Bodrum Kadın Kolları
 Bodrum Kadın Kolları Başkanı Saime Demirtaş- küt saçlı,tam karşıdaki hanımefendi-
 Bodrum yolları-perşembe günü sabah çıkıp akşam geldik.
 Cuma günü kahve günümüz vardı Zen'de.Sabahtan Rana'ya gidip çok güzel çekimler yaptık, onları kızına yollayacak, öğleden sonrada Zen'de  gidip kahvelerimizi içtik ama gün çoktan kahve ikramından pasta börek günlerine döndü.Serbest günlerimden birindeydim,yoksa öyle günlerde sadece dükana uygun şeyler yiyiyorum ya da peynir yiyiyorum biliyorsunuz artık.Cuma akşamüstü eve geldiğimde ancak ertesi gün için kalabalık bir davet düzenleyeceğim aklıma geldi :) Zen'in doğumgünü 15 ocak ama biz 14 ünde gece bizde toplanalım ve herkes beraber olsun istediğimden herkesi çağırıp çocuklarla beraber yaklaşık 20 kişilik bir kutlamayla partiyi yaptık.
 Pastaları Cafederin Zehra yaptı.Nefisti.
 Her ikisi de kestaneliydi.Ben çok severim zaten kestaneli  pastayı.Herkes bir şeyler getirdiğinden ikramlar boldu.Yine de ben makarna salatası,brokoli salatası, kek, iki çeşit börek yaptım.Bunun yanında kuruyemiş ve likör de vardı.Şömineyi yakıp sıcak şarap içtik.
 Zeynep ; patlıcan dolması yapmıştı.
 Benim peynirli milföy böreklerim.

Fatoş'un tiramisu tatlısı.
 Dükancılara atıştırmalık turp.Yanında Talin'den nefs küçük tuzlu bisküviler.
 Peynirli atıştırmalıklar.
 Ares
 Çarşamba günü birde bebek ziyaretine gittim :) İşyeri  arkadaşımızın bebişi geldi .Kayra bebek.

 Evdeki İstanbul köşem.
 Dün biz yine kara gittik.Cumartesi Çağıl geldi tatil için.Hem cumartesi gecesi herkesi görmüş oldu hem de pazar günü için beraber hareket edebildik.Sucuk -ekmek -şarap menüsüyle karda yemek yedik,kartopu oynayıp ,kaydık.Dönüşte de kahvelerimizi Üzümlüde içip dağıldık.
 Nif
 Nif
Bu şal bana Demirköy'den hediye geldi,eski tanıdıklardan, gelirken Çağıl getirdi.

Salı günkü Fethiye Kadın Kolları Toplantısından.Bu sabah -pazartesi sabahı - başkanıma dokunma eylemi için Muğlaya araba kaldırıldı partiden.Hem başkanıma dokunma hem de 19 mayıs törenlerine tepki için ama bayram kutlamalarının kaldırılması sadece 19 mayısla sınırlı kalmayacak,haftasonu yapılan açıklamalarda 23 nisan ve 29 ekim bayram kutlamaları da stadlardan kaldırılacak diye açıklama yapılmıştı.Bunun için de bu sabah Muğlada pankart açacaktı CHP'liler. Muğla genelinden kadın kolları "başkanıma dokunma " eylemi yapacaklardı.Ben gitmedim ama şu saat itibarıyla daha internete haberleri düşmediğinden paylaşamıyorum.Daha sonra eklerim bilgileri.
-Bu akşam Benyamin Sönmez için yapılan bir etkinlik var, daha önce yazmıştım onu. Fethiye Kültür Merkezinde arkadaşları ve hocası onu anmak için konser ve etkinlik düzenliyorlar,doğumgünü anısına.Saat 20.00 de,bir terslik olmazsa ordayız ailecek.
-Dün Nazım'ın doğum günüydü.
*Başlık  K İskender.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Taa uzak yollardan..

Gün geçtikçe eski tatları arıyor insan.Şimdi bakınca Smirnoff meyveli votka mı çıkardı demeyin, o benim yaptığım anneanne usulu meyvesuyum. Marttan beri daha sağlıklı yaşamaya ve biraz kilo vermeye çalışıyorum. Kilo verdim, çok değil ama biraz beni rahatlatacak kadar. Bazıları için çok olabilir ama benim için bir başlangıç sayısı.Yani yine kiloluyum başkalarına göre ama gören aaa kilo vermişsin diyecek kadarda zayıfladım.
Zayıflarken dikkat ettiğim şey,
1-kendime göre davrandım,başkalarının durumuna göre hareket etmedim.
2- hamurişini ve tatlıyı kestim, günde 1-1.5 litre su içtim.Su içmediğim zamanlarda kilo veremedim.(Kilo vermenin esası su içmeye dayanıyor.İçmediğiniz taktirde sadece aç gezmekle yetiniyorsunuz. )
3-yemeklerde bir öğün ekmek yedim diğer öğünleri ekmeksiz yemeye dikkat ettim.
4-baharda özellikle uzunbeyle fırsat buldukça yürüdük hatta fırsat yarattık yürümek için. Şimdi çok sıcak olduğundan yürünmüyor belki yüzmeye başlarım.
5-bizim gibi kilolu insanlar zayıfladıklarında sarkma tehlikesi olduğundan kesinlikle spor yapmalı diyorum eğer benim gibi spor yapacak zamanınız yoksa da profesyonellerden yardım isteyeceksiniz ki bende öyle yaptım.

Zen'de bulunan starvac diye bir program var.Bu program hem bölgesel zayıflamada hem de selilütlerde etkili. Bu program nisan da beş hafta sürdü. Zen, diet programını bana bıraktı.Diet kısmını kendim hallettim.Evet itiraf ediyorum senelerdir biliyordum ama canım yapmak istemiyordu. Çünkü başkaları için zayıflamak istemiyordum, zayıflayacaksam kendim için yapmalıydım. Aslında uzun zamandır karar vermiştim ama en son sıkıldım insanlardan.Çünkü sadece zayıf oldukları için başkalarına laf söylemeyi beceri sananlar yüzünden, işte biraz çaba gösterdim, gitti bir oniki kilo kadar. Üç haneli rakamlardan iki hanelilere indim :) Kendim için ama..

Başta zor oldu, çünkü yemek kültürü fazla gelişmiş insanlar anlar ancak ne demek istediğimi,yemek yemek bir sanat, keyifli ve hoş zamanlar olmalı,mümkünse de yemekler güzel olmalı. Ben başlarda savaş gibi gördüm. Bu savaşçı ruhumda olmasa hiçbirşey yapamam sanırım bu dünyada.. :P Ne kadar az yersem kardır dedim kendime.. ve az yemeğe alıştırdım bünyemi.
İçki de içtim ,okudunuz zaten.. ama içki içmek kalori için tehlikeli.. Haftada bir kereden fazla olmamasına dikkat ettim ve bir kadeh,kaçamakla iki kadehi buldu bazen. Benim gibi sosyal yaşantısı olan biri için zor. Hele bir nisan ayı geçirdim ki evlere şenlik, doğumgünleri, yemekler, dost toplantıları.. Yine de ritmi bozmadım.Beş haftalık programı hiç sektirmeden bitirdim. Arada yosuna girdim ki özellikle göğüs kısmı için toparlayıcı oldu.Bu zaten benim starvac programıma dahildi.Bu yüzden özel durum gerektirmedi.

Beş haftalık dönem bitince de bırakmadım,koruma programındayım şimdi. Yalnız iş ve çağılın sınavı nedeniyle 2-3 haftadır programıma ara verdim.
Benim programım haftada üç gündü.Şimdi haftada bir gidip kendime özel programıma devam ediyorum.Bunu kişinin kilosuna ve durumuna göre Zen ayarlıyor.

Şimdi bir bölüm atladım. Önümde bir kaç bölüm var :)) Arzu ediyorum ki biraz daha verebilirsem çok mutlu olacağım.Hoş veremezsem de mutluyum,çünkü başladığım zaman tamamen sağlık açısından kilo olayına yaklaştım. Ne kadar verebilirsem kardır dedim kendime. Ancak doksanlı kilolarda olmak beni rahatlattı.Sağlık açısından güzel bir şey.Estetik olarak da inceldim, bazı kıyafetlerimi verdim bile.. Bazılarını da küçülttüm.Çünkü biraz daha vermek istiyorum.Eğer rahatsız edecek bir durum olmazsa tabii ki..

Olaya daha sağlıklı yaşamak adına bakıyorum.Çünkü hayatta en sevmediğim insanlar kilo takıntılı olanlar. Başkalarınında hayata kendileri gibi baktığını düşünüyorlar. Oysa ben sağlık açısından korkuyorum. Neyse şimdi bir duraklama devresindeyim.Dikkat ediyorum ama eskisi kadar sıkı bir dönem değil. Kilomun oturmasına dikkat ediyorum ki almayayım.. ama eskisi gibi yemiyorum .. Kilo veren herkesin dediği gibi çok sıkı değil ama şu anki kilomu koruyorum.

Başkalarına göre hareket etmediğim için rahatım, hamur işi de yedim bu dönemde. Yalnız spor kısmı sıcaktan eksik kalıyor. Son bir haftadır çok sıcak buraları. Festivalden ve tüm bir yılın yoğunluğundan sonra erken kalkıp yürümekte mümkün değil.Bu yüzden ikinci bölümde kendimi denizlere vurasım var :)) İlk fırsatta öğlene kadar denize gidip öğlende işe geçeceğim.Bir dönem yapmıştım.Yine yapmak istiyorum.Yeni programa girdiğimde sizlere yazarım artık.İlk bölümü yazmadım, bekledim çünkü biraz sonuçlansın. On iki kilo iyi bir rakam aslında ama ruhum değişmedi gördüğünüz gibi :)) takıntı yapılacak bir şey değilmiş yani.Gerçi ben öyle tiplerden uzak durmaya çalışıyorum -hiç işim olmaz, hayatı kafasına göre yaşamalı insan bedenine göre değil..! Hoş bunu da farketmeyenler, görmemezlikten gelenler de oluyor, olsun ya herkes kendi köşesinde yaşıyor işte, ben kilo verdim onlar için değişen bir şey oldu mu..? Olmadı ama karşına geçip hep böyle irimiydiniz diyebiliyor ilk tanıştığın biri..? Sana ne..!!! Sanane kuzum..! Hayat benim, rahatsız oluyorsan bakma, hatta bana da bulaşma ki rahat edeyim değil mi..?

Farkındayım... Alışılagelmiş bir rejim yazısı değil bu ama ben zaten alışıla gelmiş bir "şişko" olmadım ki şimdi de aynı olayım. Neyse benim yolum uzun. Daha vermem gereken kilolar var. Daha durmak istediğim noktayı şimdilik bilmiyorum,sadece biraz daha vermek istiyorum.
Ha eklemek isterim ki starvac sistemiyle fit göründüm, sarkmadım, hatta toparladı beni, linkte gerekli teknik bilgi var, ben işin estetik kısmıyla ilgili söyleyebilirim ki çok kilo verdim ama starvacla da inceldim.Teşekkürler Zen. Dağıldığım zamanlarda oldu, beni vücutsal olarak toparladığı gibi ruhsal zamanlarda da toparladı, büyük destek verdi, orta şekerli kahveler içirdi :)), fal baktı, dinledi, bazen kızdı, bazen başkalarına karşı korudu, bitkisel çaylar yaptı,her yönden destek verdi. Hayatı boyunca kilo vermeyi düşünmemiş birine kilo vermenin bilincini yerleştirdi..Teşekkürler Selma.. Sen olmasan bu kadar olmazdı.

Şimdi gelelim bu konunun başına, meyve suyuna. Şekerli ve kalorili içecekleri, özellikle içki içmeyi seviyorum ya içkiye bir çare bulamadım.Seviyorum ama az içmeye çalışıyorum ya da içeceğim zaman başka şeyleri yemiyorum falan. Meyvesuyu ya da light içecekleri içememek adına evde kendime bu içeceği yaptım.Normalde de bazen dışarıda kola içeceksem de max ya da zero içiyorum.Çok nadir, yazında bu sıcakta ayran içilmiyor,yoksa bir dönem bol bol dışarıda yemek yerken cola yerine ayran içtim. Metobolik denge sıvısı var annem içer sık sık, ünlü bir doktorun. Ben o malzemelere - yani elma, karabiber,karanfil,tarçın kabuğu- olan karışıma ki bu tarif nette var sanırım , gözkararı kuru kayısı, bu mevsim çıkan kara erik, ve taze kayısı ve maydanoz ekledim. Tarçın kabuğunu biraz arttırdım ve kaynattım. Soğuyunca erikleri ve kayısıları içinde ezdim.Böylece tam meyvesuyu oldu.Şişeye koyup soğuttum.Bu sıcaklarda ki burada susayınca su falan kesmiyor,özellikle bir şey içmek istediğimde onu içtim yemeklerde ve sonra. Ev üyeleri beğenmedi sanırım ama ben şekersiz olduğundan bayıldım.Hem sağlıklı hem de şekersiz olması işime geldi.Sık yapmaya karar verdim kendim için.Maydanoz suyunu içemem çünkü o şekilde .Ödem attırıcı bir özelliği var ya arada içmek iyi olur.

Bu ikramlar festival için yapıldı.Festivalde yemek standı açtık. Berna bana lokumlu milföy yapsana dedi, olur dedim çünkü benim için çok pratik. Buzdolabımda her zaman milföy hamuru vardır acil bir durum için. Daha önce yazmış olabilirim ama Zehra'da (cafe derin) yazsana blogda deyince fotoğrafladım.
Uzunbey bu marka lokum almış,aslında cevizli ya da fıstıklı lokum olmalı.Bu ikram benim özel spesyalim. Lokumlar gözüme az gözükünce ikiye kestim.Aslında kesilmese süper olur :) Yani mümkünse 1 tane cevizli lokum bir kareye olmalı..

Bir milföy hamurunu dörde kesiyorsunuz.Her kareye bir lokum yerleştirip bohça şeklinde kapatıyorsunuz.Bohçanın altı tepsiye gelecek şekilde olacak.Milföy hamuru yağlı olduğundan tepsiyi yağlamıyorum. Yalnız püf noktası hamurlar dizildikten sonra hamurun üstüne bıçakla iki kesik atıyorsunuz. Dikkatli bakarsanız tepside göreceksiniz.Birde başka malzeme de olur ama lokumlu milföyde bohçalar kenarlardan akmasın diye açık olmadan dizilmeli,üstüne yumurta sarısı olmalı ve kızarmış olarak çıkmalı.Benim yaptığım gibi yanlış görüp kızarmadan çıkarmayın ve yumurta bittiği için üstünü yumurtalamadan atmayın. Çıkardığınız gibi de pudra şekerini üstüne döküp soğumasını bekleyin.

Afiyet olsun..


Lokumlu milföy..



Bunlarda cafederin Zehra'dan gördüğüm sütlü poğaçalar ama fazla kızarmışı :))

Her sene yaptığım vişne likörü .. Geleneğim oldu artık :) Bunlar artanlar, normalde meyvesuyu şişelerine yapıyorum. Bu sene şekerini az tuttum,çok şekerli olmuştu geçen senekiler.

Festivalimize her sene katılan Sunay Akın,insan her sene anlatacak değişik konuyu nerden bulur ki..? Sunay Akınsa bulur.Burada da kendi hayat hikayesini anlatan sunucuyu arada durdurup konuyu geniş örneklerle betimliyor :)) Yanında da Meltem Vural.

Seyirciler kalabalık,yoldan sesini duyanda gelip bakıyor bu kim diye.Bu sene daha bir coşkulu ve iyi gördüm.. Yan standlarda da kitap imzaladılar.

Cafe derin - Zehra bu güzellikleri yapmış, Mavi kuş standında festival için.Akşamdan bana bir şeyler yapacağım derken bu kadar güzel şeyler getireceğini düşünmemiştim aslında.Evet biliyorum herzaman güzel şeyler yapıyor ama o kuşları ve kekleri görmeniz hatta yemeniz lazımdı.Kime göstersem ay bunlar da ne güzel deyip hayretle baktı.Biz giderken uğrayıp öğlende Çağılla teslim aldığımızda Çağıl, göz ucuyla kutuyu açıp baktı ve anne inanmayacaksın bunları en az 3-4 saatte yapmış dedi.

mavikuş kurabiyelerimiz :)) herkes dönüp bir daha baktı..

Bizim festival ilk gün Hisarönü karnavalıyla başladı. ikinci gün bizim etkinliklerimiz başladığından ve ben yoğun olduğumdan cuma gecesi ilk gidebildim,bizim kızlarda geldiler, hepsi bizim de blog kızları demek istediğim.. Gülen ve Zehra...
Cuma gecesi önce Fethiyede kültür merkezinde olan söyleşide buluştuk.Sunay Akın- Meltem Vural 'ı izledik.Sonra hep beraber yukarıya çıktık yani Hisarönüne.Akşam saatleri güle oynaya Gülen'inde yazdığı gibi güzel geçti.Derin bizim için kurabiyelerden sattı. Zehra yemek standını dizdi,Gülen'de getirdiklerimizi boşalttı.Bende seyrettim dermişim :))
Hep beraber akşam toplandık ve Zehra ile yakın oturduğumuzdan onu alıp eve döndük.
Cumartesi günü hem evde temizlik günüydü,unutmuşum kapı çalınıp yardımcımı görünce hatırladım :) hem de o gece yemeğe davetliydik özel bir sosyal klüp başkanlığına arkadaşımız geçti, devir teslim törenine davet edildik.
Gece ancak 12 de yemek bitti ve Ölüdenize gidip Çağıl'ı aldık.
Pazar sabahı yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz çantanın sahibi arkadaşımın çocuğunun doğumgünüydü.. Pastamızı ve hediyelerimiz alıp sabah beraber kahvaltıya gittik.Öğleden sonraki partilerine kalamayacağımız için sabahtan kutladık.
O gün yani pazar günü sabahtan kahvaltı- daha öncede gittiğimiz Yanıklardaki cevizaltı restaurant, öğleden sonra Girdev Yaylası Kuş Gözlemi ve akşam Ölüdeniz Festivaline giderek kendimce yine bir rekor kırdım.
Mavi Kuş standı.. Bu sefer ağırlık yiyecek ve giysideydi,çünkü 30 ağustosta kermes yapmayı düşünüyoruz.
Şimdiye kadar yazmaya fırsat bulamadığım Ölüdeniz Yunus parkı olayımız var ki son hızla burada savaşıyoruz.. Hatta İngilizler çoğunluklu olmak üzere yürüdüler de.Ben o gün müsait değildim ama elimden ne gelirse yapmaya çalışıyorum.
Olay şu ki gerçekte yunuslar küçük bir havuzda gösteri yapsınlar diye tutuluyor.Oysa bu yunus parkları belli standartlarda ve denizin içinde olmalı.Bu havuz eski bir otelin küçük havuzu.Hiçbir özelliği yok ve yunuslar için tehlikeli. Bunun için yürüyüş yaptılar Ölüdenizde..
Facebook sayfası.. ve imza kampanyası.. (kapandı ama görün istedim)
Son durum şu, ruhsat daha çıkmadı ama kaymakamlık bir sakıncası olmazsa eğer ruhsat verecek, oysa sakıncası var ve buradan kolay ruhsat çıkmaz diye düşünüyoruz.Oysa bu işletme bakanlıktan izin alma peşinde, umarım bu izin çıkmaz yoksa o iki yunus bile bile ölüme bırakılacak havuza değil. Eğer izin çıkarsa da ne olacağını kestiremiyorum.. İngilizler bu olayı çok önemsiyorlar hatta Türklerden çok. Millet para kazanma derdinde buralarda yunuslarla uğraşacak zamanı yok ,herkes turizm yapma derdinde.Bu sene gerek havalar gerekse krizden dolayı işler kötü. Ancak şimdi iş yapmaya başladılar..
Yarın gece FIG yemeğimiz var, FIG burada kurduğumuz yaşayan yabancıların oluşturduğu bir grup. FETAV' ın alt grubu.Biletler 15 lira. Bir kısmı FIG'e kalacak. Destek olmak için gitmeyi düşünüyoruz.İkinci el satışları ve öğrencilere bursları ilk FIG ile başlamıştık Başlamıştık diyorum, çünkü kuruluş aşamasında ve elim değdiğince yanlarındayım..
Cuma gecesi Kaya Sarnıç restaurantta Rembetiko gecesi var, gitmeyi düşünüyoruz..
Yarın sabah Çekmeceden çok eski ahbaplarımız geliyor tatile, sabah onları karşılayacağım kısmet olursa.. Bende değil otelde kalacaklar ama çocukluğumdan hatta Demirköyden tanışıyoruz,akrabalarım gibiler.. Annemle babamın yakın arkadaşları..
Geçen hafta festivalde de annemlerin eski komşusu Hisarönünde tatile gelmiş, altlı üstlü on sene komşu oturduk aynı evde ben evlenmeden.. Sık görüştüğümüz bir aileydi onlarda.. Giderken arkalarından baktım ve bir film şeridi gibi geçti hayatım gözlerimin önünden..
Bugün sabahtan beri bu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Günlerim çok yoğun geçiyor.Bu sene sanırım ben hiç durulmayacağım.Hayatım çabuk geçiyor sadece, buna üzülüyorum ve uzaklarda olduğuma bazen kızıyorum. Bu buradan keyif almamı önlemiyor ama yine de özlüyorum ..
Dikkat ederseniz Çağıl' ın sınavıyla ilgili bir şey yazmıyorum. Bu ayın onbeşinde puanlar açıklanacak,hayırlısıyla bekliyoruz sonuçları.Şimdilik bir terslik yok diyebilirim.. Belli olsun ilk sevdiklerimle paylaşacağım :))
Puanlar gelince tercihler yazılacak ama en azından puan belirleyici olduğundan yaklaşık sonuçlar tahmin edilebilecek,oysa şimdi herşey belirsiz.
Pazar günü kuş gözlem gezisine gittim ya, bundan sonraki yazı Girdev Gölü olacak,nefis fotoğraflar çektim. Bir yazıya sığmayacak fotoğraflar olduğundan ikiye böldüm.
Günün kitap tavsiyesi : Aycan Alp'in Kuresel Tezgah ve Turkiye (teşekkürler Aysetun)

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

İki gündür akşamüstlerini Zen' de geçirdim :)) İlki yüz bakımına gittiğim için , ikincisi de okumak için kitap bıraktım.Uzun süredir onun kadar iyi okuyan arkadaşım olmamıştı.Bende arada ihmal edip uğramayınca kitap yetiştiremez hale geldim. Ben hala onun verdiği kitabı bitirmeye çalışmakla meşgulum birde.

Perşembe sabahtan iptal etmiştim aslında randevumuzu, sonra işim erken bitince önce manikür -pediküre sonra da Zen' e gittim. Arada başka işlerimi de hallettim ama büraya uğramadan eve gittim.

İlk gün böyle kahve keyfi yaptık.. Benim isteğim üzerine balkonda..

Normalde ayda bir yüz bakımına ve ayda bir masaja gidiyorum. Bu sefer ayın başını kaçırdım yüz bakımı için.. İnsanın kendine zaman ayırması gerekli olduğuna inanıyorum ve bu tarz bakım rahatlatıyor beni. Geçen gün biyoenerji uzmanının söylediklerini duymanızı isterdim aslında.. Ben ne seviyorsam onları yap dedi bana :)) O söyledi ben onayladım,Uzunbey'de dinledi ..
Bana küvet var mı evde dedi evet dedim, istediğin zaman içine at kendini diye ekledi.. Zaten aklıma geldikçe atarım ben kendimi :))
Masaj yaptır dedi, yaptırıyorum dedim ama keyifli hoş bir ortamda olsun dedi, Vücudu yoran masajlar değil bunlar dedi.. Ben de ona Zen' deki ortamdan bahsettim falan..Yani keyifli dedim..Güzel dedi.
Yanına ne istersin viski mi diye sordu yok ben şarap alayım dedim :) Güldü.. Bir kadeh içebilirsin her gün dedi.
Yürüyüş yap,kendine zaman ayır ve bol oksijenli yerlerde gezin dedi..Demek ki boşuna değil her sıkıldığımda kendimi deniz kenarına ve dağlara atmam..Bunu artık sıkılmadan da yapmak lazım demek ki..
Kilonuz var ama ben sana zayıfla demem dedi.. Sağlıklısın, sadece ileri de iyot eksikliği yüzünden tiroid problemim olabilirmiş.. Ben aslında biraz zayıflamak istiyorum ama benim için bu zor ve uzun bir yol dedim.
Hatırladıklarım bunlar, zaten olumsuz bir şey söylemedi .. Vitamini kendi bildi zaten, bende neden aldığımı söyleyince üstüne bunları konuşmuş olduk.
Eve döndüm, normalde balkon bu mevsim oturulmayacak kadar sıcak olur ama bu sene akşamları balkonda geçiriyoruz, yemek yiyiyoruz.. O akşam küçücük bir misafirimiz vardı. Ares ilk defa bir kediyle bu kadar yakın mesafede durdu.Biz ona kedi yakalamayı hiç öğretmediğimizden doğal olarak koşturunca ancak yakalamaya çalışıyordu. Fakat bu kedi cadının teki.. Oğluşu gerek bağırışlarla gerek tırnak darbeleriyle bütün gece hiç rahat bırakmadı. Biz karnı aç diye beslemeye çalışıyoruz,o gidip Ares'in önünden kemik almaya çalışıyor.Bütün gece Ares bir şey yapmasın diye kollamak zorunda kaldık.Sonra biz içeri geçince o da içeri girdi.. Ares çok kıskandı ama bir şey yapmadı.. Yalnız kedi rahat durmayıp ikide bir tısladığından Ares çok huzursuz dolayısıyla da biz huzursuz olduk,kapar mı diye. Neyseki fazla sinirlenmeden çıkardık onu dışarı..
Böyle duruyor ama çok bilmiş bir kedi bu.. Dün gece de bizi kapıda karşıladı ve içeri geldi,balkonda neyse de Ares evde kıskanıyor onu.. Hep dikkat etmek zorunda kalıyoruz..

Zen'in elbisesi çok hoştu, yandan cepli falan.Aldığı mağazayı söyledi ama aklımda kalmamış,bende model olsun diye koydum..Zaten ona da çok yakışmıştı. Masaj ve yüz bakımını yaptığı oda. Aslında masaj odası farklı ama ben burayı sevdiğimden burada çalışıyor..

Dün kitap bırakmaya uğradığımda Fethiye' nin hemen yanındaki tepelerden birinde yangın çıkmıştı.Yangın helikopteri çalışınca denize en yakın yerden su alıyor böyle zamanlarda.. Tam da biz balkondayken geldi..

Üstümüzden geniş bir kavisle tepeye gidip geldi birkaç defa..

Önden resmini çekip arka taraftan da nereye gittiğine bakınca evlerin üstünden bile olsa yangın çıkan yeri görmüş olduk böylece..

Helikopter soldaki bacanın etrafında bir yerlerde.. Sağdaki tepenin bizim görmediğimiz tarafına döküp geldi her seferinde.
Bugün sabahtan beri evde balkondayım. Pek kıpırdamak istemiyorum,bu hafta dinleneceğim,iş yapma haftam değil.
Sabahtan beri bunu dinliyorum.. Onun müziğini ve şarkı söyleme tarzını seviyorum.
Bilgisayar başındayım. Çağıl'da evdeydi.. Geç kalktık ve ikimize tost yaptım, babası onu gelip aldı.. Dershanesi başladı ama cumartesi pazar yok şimdilik..
Burcu aradı , eskisi gibi rahat konuşamıyoruz ve daha çok özlüyorum onu..
Bütün yaz pek tv açmadım.. Aklıma gelirse geç vakitlerde açıp cnbc-e de polisiye diziler izliyorum. Birde dün akşam bir konaklı dizi başladı ona baktım biraz. Uyku düzenimiz karıştı, çok geç yatıp sabah geç kalkıyoruz. Okul başlayınca zor oluyor ilk günler ama zaten bu sene eylül sonu açılacak.. İyi oldu aslında bizim için.. Sezon bitmeden çok önce okul açılınca zor oluyor okul durumlarına geçmek.
Allahtan çok sıcaklar yok, buranın çok sıcak zamanlarından çok sıkılıyorum.. Yani gerçek sıcaklarından..başkaları için sıcak olabilir ama burada devamlı yaşayanlar için sıcak başka bir kavram, herkesin anlayacağı bir şey değil.. Allahtan bu sene çok sıcak değil. Emekli olunca bu sıcaklarda burada kalmayacağım :)) Bana kalsa 15 temmuz -15 ağustos arası geziye çıkarım ben. İnanlımaz ama şimdi bir rüzgar esti ve saçlarımı havalandırdı birden.Buranın en serin yeride benim balkon herhalde .. İnanamıyorum ağustos ayında olduğumuza..Bu mevsimde gündüz değil balkonda oturmak klimasız ortamda bile durmak zordur..
Ay sonunda sizlerle paylaşamayacağım bir olay sonuçlanıyor benim için.. İyi bir şey yani benle ilgili.. İçin için sevinip hazırlık yapıyorum aslında.. Heyecanlanıyorum.
Kaktüs hastalığım yine depreşti hatta sukulent.. Gidip bir ara yeni kaktüsler ve sukulentler alacağım ve yeni saksılar düzenleyeceğim.. Akşam bir sürü resim buldum,yine de aklımdakilere benzetyen şeyler göremedim.Bu yüzden kendim düzenleyip resim çekeceğim..
Akşamki küçük kedicik çok tatlıydı.. Çağıl'la ikimiz eve almak istedik aslında ama içimizden :) Uzunbey'e çaktırmadan.. Ares ne yapar acaba..? Ya da Ares'in yavrularıyla doldurcam ben bu evi karar verdim :)) Uzunbey böyle dediğimde espri yaptığımı sanıyor ama ben onun yavrularını kimseye veremem ki..! Bu yüzden çiftleştirmek isteyen aşağı mahalleden olan adama öncelikle güvenip veremedim köpeği,alıp başkasına satar diye sonra da lazım ben o adamı işkence yaparak öldüreyim..Sanıyorum bunlar aklımdan geçerken yüzümden anladı ve köpeği istemeye gelmedi bir daha.. Onu balkonda bırakıp yukarı kata çıkmıyorum mesela, Uzunbey her ne kadar büyük köpekleri çalmazlar dese de buralarda bahçeden cins köpekleri çaldıklarından kıyamıyorum onu öyle bırakmaya..İleride kır evim için bir Alman kurdu ya da kangal almayı düşünüyorum.Koruma içgüdüsü ağır basan bir cins.. Bahçeye salacağım onu.. Ben eğiteceğim.Ares' in üstüne geleceğinden de o da Ares'i kabullenecek. Birde yavru olacağından zaten ağbi muamelesi yapacak Ares'e.
"Güzel pati "deyince kafayı kaldırıp bana bakan bir güzellik var yanımda şu an. Ona bakıp seyretmek bile beni o kadar rahatlatıyor ki.. İyi ki arife günü onu gidip almışım.. Ben seçmiştim bu yüzden Uzunbey hep bana onu sen seçtin ben olsam bunu almazdım diye altın bulmuş gözüyle bakıyor.. Yüzünde çok farklı bir ifade vardı ve hala o ifadesi duruyor bence.
Aklıma geleni yazdığım bir yazı oldu bu,daha fazla saçmalamadan bitireyim artık. Ya da gidip küvete atayım kendimi.. Hatta içine değişik otlardan bir karışım yapıp süzeyim bir tül içinden...
Banyo köpüğü kesmez beni. Evde kırmızı şarap var mıydı acaba ..? :))