ASLANIM ANKARAM ASLANIM ANKARALIM ...gözümüzü arkada bırakmadan Atamızı ve Cumhuriyeti yalnız bırakmadınız..Gözlerim yaşardı izlerken ve keşke orada bende olabilseydim dedim..Turgut Özakman' ın cuma sabahı bizlere anlattığı bir anekdot vardı..O zamanın Ankaralı aileleri tutucu ve dışa kapalı bir toplummuş ama kurtuluş savaşında Sakarya da ki savaştan sonra gelen yaralılar o kadar çokmuş ki sonunda yaralı almayan ne bir hastane ne de bir devlet kurumu kalmış..Bu Ankaralı evlerin herbiri bir kaç yaralıyı alıp evlerine götürüp tedavi etmişler ve kimseyi ortada bırakmadan sahip çıkmışlar..İşte biz bu yüreklerle savaşı kazandık diye anlattı Turgut Özakman..Anlaşılan Ankaralı duyarlılığı hala bu nesilde de devam ediyor..
Cumartesi, Mayıs 20, 2006
ASLANIM ANKARAM ASLANIM ANKARALIM ...gözümüzü arkada bırakmadan Atamızı ve Cumhuriyeti yalnız bırakmadınız..Gözlerim yaşardı izlerken ve keşke orada bende olabilseydim dedim..Turgut Özakman' ın cuma sabahı bizlere anlattığı bir anekdot vardı..O zamanın Ankaralı aileleri tutucu ve dışa kapalı bir toplummuş ama kurtuluş savaşında Sakarya da ki savaştan sonra gelen yaralılar o kadar çokmuş ki sonunda yaralı almayan ne bir hastane ne de bir devlet kurumu kalmış..Bu Ankaralı evlerin herbiri bir kaç yaralıyı alıp evlerine götürüp tedavi etmişler ve kimseyi ortada bırakmadan sahip çıkmışlar..İşte biz bu yüreklerle savaşı kazandık diye anlattı Turgut Özakman..Anlaşılan Ankaralı duyarlılığı hala bu nesilde de devam ediyor..
Cuma, Mayıs 19, 2006


Bu resimler tahmin edersiniz ki portakal bahçesinin resimleri..Yukarıda ki 2 resmi de ben çektim..Bu sefer Uzunbey sağolsun fotoshopta bana nasıl resimleri istediğim boyuta indirgeyeceğimi gösterdi..İlk portakal çiçeği resmi aramıştım blog için..Bulamamıştım..Sonra ben çekeyim diye heveslendim..Çektimde.
Bahçeyi gösteren resimde otların olduğu kısımdan araba girişi ve kapıyı yapmak istiyoruz..Tam karşıda görülen 2 ağacın arasında arkada küçük çelimsiz bir ağaç var..Merkez o olmakla beraber yalnızca 4 ağaç keserek evimizi yapacağız kısmetse..Bu resmin çekildiği yol tali yol ve köyün içine gidiyor..Bayağı işlek bir yol aslında.Bu resmin sağ tarafından da eski Muğla-Fethiye karayolu geçiyor..Eskiden tam arsanın önüydü..Yani yola sıfırdı..Şimdi yol düzeni değişti ve yeni yol açıldı..Böylesi daha iyi oldu..Çünkü o yoldan bütün araçlar tam hızla geçiyorlardı..Hatırlarmısınız bilmem..Motorlar Reise bu yolda çarpmışlardı..
Kargı Fethiye' ye bağlı yeşil ve güzel bir köy..Fethiyenin içi ingilizler yüzünden çok pahalandığı için artık türklerin Fethiye' den hele benim oturduğum semtten ev ve arsa almaları artık mümkün değil..Bu söylediklerim hayatını normal şekilde kazanan insanlar için geçerli..Buralı olanlar zaten kendi yerlerini satıp bir şey alabiliyorlar ama biz dışarıdan gelenler mümkün değil..Artık gidip bir apartmanda yaşamak istemediğimiz için de Uzunbeyle ikimiz gidip yemyeşil bir yerde oturmak istedik..
Bu yaz hedefimiz evimizi yapmak..Size kısmetse evin bitmiş halini de gösteren bir resim çekeceğim..Bu arada biz portakal ağaçlarını budattık, kuyu açtırdık..Seneye portakalları kısmetse evimizdeyken yiyeceğiz :))
Bugün aynı zamanda Atatürk ün doğumgünü..Bu hafta burası Atatürk' ün doğumunun 125.yıl etkinlikleriyle doluydu..Her yerde afiş ve pankart vardı...Bu sabahta Lykıa World 'de Turgut Özakman Çılgın Türkler ile konuşmacıydı..Çok güzeldi..19 mayıs ancak bu kadar iyi kutlanabilirdi..Yer yer dertleşti, yer yer bilgilendirdi bizi..Çıkışta da kitap imzaladı..Dün gece Bulutsuzluk Özlemi' nin Ölüdeniz konseri vardı..Bütün gün işlerle boğuşup akşama iş bırakmadan konsere diye çıktık..Çağıl' ı evden alıp, yemeğe gideceğiz ordan da konsere diye..Eve bir geldim..Saat 4 ten sonra işini bitirmesi gereken sucular ki kanalizasyonlarımız yola bağlanıyor..hala çalışıyor ve daha evdeki bağlantılar yapılmamış..Çağıl mutfak halısını kaldırıp musluğun altındaki dolabı boşaltmış bekliyor..Dediler ki daha yeni sizin ev yapılacak..Bende sabaha kalsın istemedim..Ben kalırım siz gidin dedim..Hazır çıkmışken bir kaç görüşmede var yapılacak..Uzunbey' le Çağıl gittiler..Ben ustalarla kaldım..ama asortikkadının asortik ustası olur..Adam bana dediki bu akşam yemek yiyemeyeceğiz..Bende saf saf bak bende işimi gücümü bırakıp geldim dedim..(biz yazın bazen 8-9 a kadar çalışabiliriz..çünkü işyerlerine patronlar geç gelip geç gidiyorlar..Özellikle restaurantlar ve barlar..) O da bana öyle demek istemedim..Midem bulandı borulardan dedi :)) o an aklıma usturuplu güzel bir cevap vermek geldi ama bu akşam iş bitmezse problem yaşayacağımızı düşünüp vazgeçtim..Bağladığı boru yemek musluğunun gideri..Kadınlar bütün gün o beğenmediğin suda bulaşık yıkıyor ,yemek yapıyor..E madem miden bulanıyor sende başka iş bulsaydın demekte aklıma gelmedi..Sesimi çıkarmadım ama ben zaten senin eve girişine bile uyuz oldum dedim içimden..Gerçekten de diğerleri ne kadar efendiyse bu o kadar uyuz bakıyordu..Neyse işlerini bitirip gittiler de bende kurtuldum..Diğer kısımlar bahçeden yapılacak..Bu akşam da 84 konseri var..Eğer bir terslik olmazsa Çağılı götürürüz herhalde..
Perşembe, Mayıs 18, 2006
Geçtiğimiz hafta 3 tane sergi vardı..Biri İtalya fotoğrafları..Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yararına..O çok hoşumuza gitti..Bizde bir tane aldık..Hem fotoğraflar güzeldi hem amaç..Fotoğrafçı bizim çalıştığımız turizmcilerden..Şimdi büromuzda asılı..Bu fotoğraf değil ama Piza Kulesinin fotoğrafı..Sergi açılıpta ben kapıdan içeri girene kadar - o kadar çok tanıdığımı gördüm ki yarım saat kapıdan içeri giremedik- beğendiğim çoğu fotoğraf satılmıştı zaten..Yine de İtalyayı yansıttığı için Piza yı beğendim..Uzunbey devamlı kolumdan çekip hadi artık demese onu da kaçıracaktım.. Bu hafta ise iki tane resim sergisi açıldı.Biri tam büromun karşısında ve bizim festivale de alacağız onları..Benim sorumluluğumda festivalde ağırlayacağımızdan iş yoğunluğundan açılışı kaçırınca herkes merak etmiş..Suluboya sergisi..Güzeldi..Diğeri Fethiye Kültür Merkezinde Caretta caretta yağlı boya sergisi..Dalyan dan gelen bir hanım ressam açmış..Yeni tanıştık ama sıcak bir insan..Sergiyi kısmetse bugün bir kaçamakla gezmeyi düşünüyorum..FKM de büronun 5 dakika ilerisinde ama bu hafta böyle oldu hiç bir yere gidemedim..
Bu sene Festivalimiz 22-25 haziran da Ölüdenizde..4 gün boyunca yapılan etkinliklerle festivali kutluyoruz biz..Bu arada festivalimizin ismi Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali..Amacı buradan halkın ulaşamadığı sanat etkinliklerine ücretsiz ulaşması ve kültür düzeyini yükseltmek..İstanbulda ilk baleye gittiğimde ben 12 yaşındaydım..Burada bu imkanları herkese sunmak çok zor..Özellikle kaliteli olanlar ücretli ..Ya da en yakın Antalya da var..Her çocuğu oraya götürmek mümkün değil..Onları buraya getirmek salon açısından problem..Ama Ölüdeniz Belediyesinin desteğiyle oluşturduğumuz komitede gönüllü çalışarak biz herkesin gidip izleyemeyeceği sanatçıları buraya getirmeye çalışıyoruz..Geçen sene yapılan etkinliklerde Genco Erkal, Sunay Akın ve Mümtaz Sevinç ( toprağı bol olsun) gibi sanatçılar burdaydı..4 gün boyunca fotoğraf ve resim sergilerinden tutun tiyatroya kadar yapabildiğimiz bütün etkinlikleri yapıyoruz..Haziran başında programı yayınlayacağım ve sizleri de haberdar edeceğim..
Salı, Mayıs 16, 2006
Kim derdi ki benim küçük oğlum bir gün büyüyecek ve bilgisayarla ilgili her konuda annesini geçecek..Bloğun en aşağısına sayaç koydu şimdi de Çağıl..Dün akşam koyduğumuz sayaç sayesinde bugün 24 saat olmadan yaklaşık şu saat itibarıyla bloğa giren kişi sayısı 170 oldu..Öncelikle bu bloğun tüm teknik işlerini hiç söylenmeden yapan ve bloğumu açan oğluşuma sonra da blok dünyasında beni yalnız bırakmadığınız için sizlere teşekkür ediyorum..Reisin yokluğuna alışmaya çalışarak yoğun bir çalışma içine girdik bu hafta..Sizlerin 3 günlük tatil planlarınızı okuyunca ayın 21 ine kadar olan yoğunluğumuzu bir an için unutmak istedim..19 mayısta yapılacak büyük bir organizasyonda çeşitli işlerimiz olduğu için yoğun bir şekilde hazırlanıyoruz..Gelecek pazartesiye kadar bütün izinler kaldırıldı..Dün nefes almadan akşamı ettik..Bugün düne oranla daha rahattık..Hafta sonu Anneler gününde biz mangal yapmaya ve denize girmeye Ölüdenize Kıdrak dediğimiz bir piknik alanı var Likya World yanında ücretli girilen (7.20 ytl araba başı) orada geçirdik pazarımızı 3 aile..Sabah gidip akşam geldik.Arada Uzunbeyin Belcekız da bir işi vardı o da gidip onu halletti..Ağaçların altından geniş bir plaja iniliyor ve isterseniz deniz kenarında güneşleniyorsunuz isterseniz piknik masalarında yemek yiyiyorsunuz.Oturduğumuz yerde ara ara Babadağ dan atlayan paraşütçüleri de seyrettik..Bayağı uzun bir gündü..Akşam 20.00 de kapanan piknik alanını 19.45 te terkettiğimizde kimse kalmamıştı..Bu biraz da maçtandı sanırım..Cim bom şampiyon olduya Çağıl havalara uçtu..Bizde sevindik onun sevincine :)) Bizim evde herkes GALATASARAYLI..
Pazartesi, Mayıs 15, 2006
Anneler Günün Kutlu Olsun :))
Ben aynen bu resimdeki gibi Annemin dizinin dibinde büyüdüm..Bu ne demek ..Her çocuk Annesinin dizinin dibinde büyür..Anlatmak istediğim Annem 21 yaşında anne olmuş..Yani evlendikten tam bir sene sonra ve evliliğinin her döneminde özellikle kardeşlerim doğduktan sonra biz hayatı daha bir paylaştık..Bazen bana zor gelen olayların daha sonra bana çıkış noktası olabileceğini o zamanlar anlamazdım..Annem sayesinde hayatı erken öğrendim ben..Onunla alışverişlere çıkar..Beraber dikiş diker..Ev işi yapar hatta bazen arkadaşlarımızı paylaşırdık..Ben evlendiğimde de en iyi arkadaşım hep o olmuştur..Öyle tarafsızdır ki ..Ağzı da çok sıkıdır..Onu tanımlamak gerekirse tek kelimeyle pozitif biridir diyebilirim..Ona çok güvenirim..Çünkü genelde ben sivri davranışlarda ya da çıkışlarda bulunabilen biriyim..Beni çoğu zaman yapabileceğim büyük hatalardan çevirmiştir..Her zaman madalyonun diğer yüzünü o göstermiştir bana..Buraya taşındığımda sudan çıkmış balığa döndüm.Hayatı onunla paylaşmaya o kadar alışmışım ki burada yeni bir şey keşfettiğimde geldiğinde onunla giderim diye çoğu zaman erteliyorum..
Burada en çok onunla yaşadığım arkadaşlığı özlüyorum..Herşeyi ondan öğrendim ve beğenilerimizde birbirine çok yakın..Tip olarakta ona benzerim..Ufak bir kaç değişikliği sadece Babamdan almışım..Bizi beraber görenler bizi abla-kardeş sanırlar bu da beni mutlu eder :) Burada beni mutsuz eden tek şey Annemlerden uzak yaşamaktır..Onu çok seviyorum..İyi ki onun kızı olarak doğmuşum..
En çok eflatun ve mor rengi sevdiği için o renklerde bir şey gördüğüm zaman Annemi hatırlattığı için alırım..Zamanla ortak olmayan zevkleriminde onun zevklerine döndüğünü farkettim..İyi ki böyle bir Annem var..Kendimi çok şanslı hissediyorum..Burada onu tanıyan bütün arkadaşlarımda aynı fikirde..Ben çok şanslıyım :)))
Resim: Renoır
Perşembe, Mayıs 11, 2006

Hayat kendi içinde ne kadar surprizlerle dolu..Bunu dün ve salıyı çarşambaya bağlayan gece bir kez daha anladım.Salı çok yoğun bir günün ardından Uzunbey , Çağıl ve ben işten çıkınca portakal bahçesiyle ilgili bazı kararlar aldık ve pür neşe arabaya binip eve geldik..Aslında çarşamba günü benim yaşgünüm ama Uzunbey araba da torpido üstüne hediyemi kutusuyla beraber koyduğu için ben arabaya bindiğim gibi görüp elime aldım ve zaten keyifli olan halimiz daha da neşeye döndü.Sonra eve geldik ve güzel bir yemek yedik..Şarap açıp hem kararımızı hem de ertesi gün için kutlamamızı yaptık kadeh tokuşturarak..( Vera nın böğürtlenli şarabı da içildi böylece..) Çukulata alıp yedik şarapla , canımız öyle istedi..Çağılın uyku zamanı geldi..yattı ve iyi ki yatmış diye sonradan şükrettim.Uzunbey koltukta uyuya kaldı..ben msn de Burcuyla yazışıyorum ki kapı çaldı..Saat 1.00 civarı..Bizde kocaman bir veranda var ve zilimiz yok bizim..Yani zil kullanmadığımız arka kapıda..Verandadan direk oturduğumuz salona giriliyor ve salon hem çalışma odamız hem salonumuz hem de amerikan mutfak olduğu için yemek odamız ..Burada çoğu ev öyle..Ben önce sesi alamadım ama zaten açmam kapıyı ..Çünkü bir gece saat 3 te sarhoş bir turist yandaki apart diye bizim kapıya geldi ve hırlayarak kapıyı açmamızı istedi..Ben polis çağırdım hemen..Önce hasta sandık daha sonra sarhoş olduğu için -çok içerler ya- öyle olduğunu anladık..Evimizde sitenin ilk evi..Yandaki apart diye bize parayı gösterip kapıyı açmamızı istediğinden sonra anlayınca gitti polis gelene kadar neyse konuyu dağıtmayayım.Karşı evden komşumuz N. beymiş.Bana Uzunbey evdemi dedi..Tanıyınca açtım kapıyı ve Uzunbeyi uyandırdım..Reisin yolda yattığını ve kaldırmak istemesine rağmen kalkmadığını söyledi..Bana sen kal Uzunbey gelsin dedi..İkisi 2-3 metre ilerideki site kapısından çıkıp bizim arabanın hemen arkasında ayakta durduklarından onları görüyorum ama yeri göremediğimden reisin hangi pozisyonda olduğunu göremiyorum..Biraz sonra Uzunbey geldi ve ölmüş dedi..Bende yanlarına kadar gittim ve baktım..Önce araba çarpmış sandık çünkü son zamanlarda hem katarakt olduğundan iyi göremiyor hem de nerdeyse hiç duymuyordu..Ameliyattan sonra da bacağı aksadığı için verandanın 3 basamaklı merdivenlerini çıkamıyordu..İniyordu ama çıkmak için bizi çağırıyor ve biz yine kucağımıza alıp çıkarıyorduk..Sonra normal bir şekilde hatta huzurlu bir yüzle yattığını farkettik ..kontrol ettikten sonra..Reis yaşlılıktan ölmüştü..Komşularımız ve insanlar aslında son zamanlarda bizi uyarmıştı ama biz anlamamıştık..Davranışlarını düşününce de anlamamız gerekirdi diye düşünüyordum ama Uzunbeyin dediği gibi onu sevdiğimizden konduramamıştık..Zaten son motor olayı da üstüne tuz-biber ekmişti..Reis ameliyattan sonra ne onun topuyla oynadığımız koşturmacaları yapabildi-kaçkere denedik ve 2 adım sonra çöküyordu- ne de ameliyattan sonra edindiği değişik bir havlama sesini değiştirdi..Biz onu ayağını kullandığı için yaptığını sanıyorduk..Bende yola çıktım..Ona baktım..Konuştum..Okşayarak veda ettim canım köpeğime..Tüylü oğluma..Sadece gözleri kapalıydı..Ben anlamadım ama Uzunbey soğuk olduğunu söyledi..Okşadım ve ne kadar iyi bir arkadaş olduğunu ve hayatımızın belki de çok zor bir kısmında bize arkadaşlık yaptığı için ve hayatı paylaştığı için ona teşekkür ettim..Gittiği yerde mutlu olması için dua ettim.O arada Uzunbey ona bir yer kazdı ve hazırladı..Bizim oturduğumuz semt etrafında koca bir doğal kanal olan, ara ara boyu geçen sazlıklardan oluşan yol kenarlarında doğal yeşillikler olan bir yer..Bizim karşımızda da park yapılacak kocaman bir yeşilliklerden oluşan yer var..Arkası da şimdilik boşluk olan koca bir arsa..Çağıl okuyacağı için net olarak yazmak istemediğim ama güvenlikli bir şekilde ona hazırlandığı yere yatırdı Uzunbey ve eve geldi..Ben her ne kadar bu olaylarda soğukkanlı olan biri olsamda son kısma yardım etmedim..edemedim.Bu arada yemek kabını, su kabını ve havlusunu yokettim hemen..Topunu ve tasmasını sakladım.Sadece balkondaki kocaman kulübesi kaldı ortada.İkimiz gelip içeride kanepeye oturduk ve birbirimize baktık..Bir vardın bir yoktun işte..Hayat birden senden geri alınabiliyordu ve sen hiçbirşey yapamıyordun..Saat 4 e ya da 5 e kadar oturup onu konuştuk..Çağıla okula gideceği için birşey söylememeye karar verdik..Sabaha karşı uyumuşuz..Onun hastalığındaki gibi aşağıda uyuduk ve sabaha kadar kulaklarımdan o keskin ama fısıltı gibi çıkardığı havlaması gitmedi.7 de kalkıyoruz..Uzunbey herzaman herkesten önce kalkar.. sanırım Çağılla karşılaşmasın diye kafayı kaldırmadı.Ben oynadım..İçim buruk ama yaşgünüm olduğu için bana sarılan ve kutlayan oğluma bir şey belli etmedim..O çıktı..Annem ve Babam aradı kutlamak için..Annem sesimden anladı..Söylemedim ama insan annesine oynayamıyor ya da biz birbirimize rol yapamıyoruz sanırım..Zaten saklayamadım ve tembih ettim..Çünkü Burcuyla msn de olduğumuz için eve gece girdiğimizde ona söyleyip, izin isteyip kapatmıştım bilgisayarı..Burcu söylerse sakın Çağıla söyleme gibi..Ya da Çağıl ararsa söyleme gibi birşeyler tembihledim..Ama hepimiz bütün gün Çağıla nasıl söyleriz diye stres olduk..Çarli hem kutlama için ayrı aradı hem de gece Çağıla söyleyebildin mi diye ayrı aradı..Büroda da herkese tembihledik..Çünkü öğlende ve çıkışta büroya gelecek, dershaneye gidecek, çıkışta onu alıp eve geleceğim ve söyleyeceğim ki yarın okula gidene kadar toparlansın..Bütün gün ne telefonlarım kutlamalardan sustu ne de büroda yalnız kaldım..Hediyelerin ve arkadaşlarımın sayesinde ne kadar şanslı bir insan olduğumu düşünerek ve çatı ressamları arkadaşlarım ve o gruba dahil saydığım bir kaç arkadaşımın benim için yaptıkları küçük ama samimi bir partiye de katılarak akşamı ettim..Çağıl dershaneden çıkınca beni aradı ve arabayla alıp onu eve geldim..Bütün gün bütün o harekete rağmen beni acaip strese sokan o hüzünlü konuşmayı yaptık sonunda..Hayat kendimi bütün gün sorgulamama neden olan şimdi sırasımıydı sorusunu bu akşam ancak cevabını bulmamı sağlayan o garip duyguyu anca anlamamı sağladı..Evet..çünkü o kadar üzüleceksin ki ancak bu koşturmacayla ve insanların seni sevdiklerini gösteren o ilgiyle bütün gün boğuşursan bu üzüntüyü daha rahat atlatabilirsin demişti sanırım..Ben anlayana kadar..Zor olacak ..daha şimdiden özledik ve sabahtan beri birbirimize şöyle yapardı şimdi diyoruz ya da gözlerimizle paylaşıyoruz hüznümüzü..Onu çok sevdik..Sanırım insanın ya da canlının ölüme karşı tek dayanağı sık sık onu hatırlamak..Hep güzel şeylerle ve onu unutmadan..Kendime uzun süredir çıkardığım bir dersi tekrar yaşadım..İnsanlara sevgiyle yaklaş, bir dakika sonra nerede olacağın hiç belli değil ...! Pişman olmadan bir hayatı tamamlamak çok zor.Pişmanlıklar keşke ona öyle davranmasaydım diyeyse de bir zamandan sonra ayrılıklara dayanmak daha da zor..Hayat boyu sevdiklerinize pişman olmayacağınız şekilde davranmanızı diliyorum...İyi ki son zamanlarında ona evin küçük çocuğu gibi yaklaşmışız ve onu sevdiğimizi belli etmişiz..
Seni çok sevdik Reis..
Çağıl olmadığı için yazıyı yorumlara nasıl kapatacağımı bilmiyorum..Bu yazı Reisin yokluğuna yazılmış bir veda yazısıydı..Lütfen yorum yazmayın..
Çarşamba, Mayıs 10, 2006
Boğayım, boğasın, boğalar...

Boğa Burcu Kadını Genel Özellikleri :Boğa burcu kadını sessiz, sakin ve mağrur duruşuyla dikkat çeker. Gerçekçi ve otoriter bir tavrı vardır. Girdiği ortamlarda hal ve tavırlarıyla dikkati çeker. Hırslıdır ve düşlediği bir şeye ulaşmak için elinden geleni yapar. Alışkanlıklarına bağlıdır ve sadakatsizlikten hoşlanmaz. Boğa burcu kadını duygusal açıdan oldukça hassas ve kırılgandır. Birine değer verdiği zaman onun için daima elinden geleni yapar.Sadakatsizlikten hoşlanmaz. Dışarıdan soğuk görünmekle beraber, yumuşak kalplidir. Çalışkandır ve bir işe başladığı zaman sonuna kadar o işi götürür. Boğa burcu kadını maddi rahatlığa fazlasıyla önem verir.Çünkü konfora düşkündür.. Fakat giriştiği işlerde kendini çok fazla riske atmayı sevmez. Merhametlidir ve yardımseverdir. Gönül ilişkilerinde onun için sevgi ve saygı çok önemlidir. Tek eşlidir ve sadık bir eş olur. Boş zamanlarında yemek yapmayı, müzik dinlemeyi ve el sanatlarıyla uğraşmayı sever. Boğa burcu kadını evine düşkündür. Huzursuzluktan hoşlanmaz. Hediye almaktan fazlasıyla hoşlanır. .Boğa fiziksel kaynaklarına ve sahibi olduğunu düşündüğü insanlara çok bağlıdır. Boğa'nın en kuvvetli arzusu kişisel emniyettir. Yerine getirilmeyen sözler ya da ihanet bu güven duygusunun kolayca sarsılmasına neden olur. Bu durumlarda Boğa, şiddetli reaksiyonlar gösterir ve karşısındakine bir şans daha vermeyi reddeder..Boğa, özellikle kendisinin istemediği, gerçekleştirmediği değişikliklere karşı dirençlidir. Boğa burcu insanları genellikle yaşamlarında başladıkları işleri bitirirler. Pek çok insanın dayanamayacağı zor koşullara katlanma, sabır ve metanet temel özellikleri arasındadır. Burcun sembolü olan Boğa bu sebatın, hatta inadın gerçek kaynağını oluşturur. Pozitif yanından bakıldığında ise, Boğa'nın gücü ve kararlılığı diğer insanların O'na güvenmesini sağlar. Boğa insanı hayatını başka bir insana dayanarak yaşamayı sevmediği için, kendine güvenmek ve inanmak ister. Sevecen ve sabırlı Boğa, özellikle değer verdiği insanlarla birlikteyken, ya da önem verdiği bir konuda emek verirken çok daha metanetli ve dayanıklıdır..Boğa'yı güzellik ve lüks gezegeni Venüs yönetir. Bu gezegenin etkisi altında Boğa insanı, fiziksel zevklere duyarlı, estetik değer yargıları güçlü, kişisel konforuna ve rahatına düşkün, duyarlı bir karakter sergiler. .Boğa bağlılığından ve sadakatinden hiç şüphe duyulmayacak bir partnerdir. Birlikte olduğu insanı her an her yerde kalbinden ve aklından çıkarmayan, aşkını ilk günki kadar taze tutabilen nadir burçlardan birisidir Boğa. Boğa insanı aslında oldukça ihtiraslı ve duygusal bir yapıya sahiptir ve buna değer veren insanlarla beraberken dolu dolu yaşayabilir.Boğalar çok sabırlı oldukları için, hedefe kilitlendikten sonra, uzun süre elde etmek için mümkün olan her şeyi, bütün yolları denerler. .Boğa'nın yaşamındaki huzursuzluk ve kurduğu dengenin bozulması, bedensel ve ruhsal sağlığını şiddetle etkiler..Duyuları çok gelişkin olan Boğa, iyi yemeği, dokunmayı, rafine kokuları, güzel müziği sever. Konforuna ve kişisel rahatına çok düşkün olduğu için, yaşam şartlarını da buna göre düzenlemek için elinden geleni yapacaktır..Toprağı ve yeşili seven Boğa için, bahçe çalışmaları ya da açık hava yürüyüşleri oldukça caziptir. Her türlü zevki sembolize eden Venüs tarafından yönetilen Boğa burcu insanının, kendini yemekten sakınması oldukça güçtür. Dolayısıyla belki de tüm burçların içinde en zor diyet yapan, bir de buna ağır metabolizma hızı eklenince iyice umutsuzlaşan Boğa burcudur..Çok inatçı ve kincidir..Ben bir boğayım..Yükselenim oğlak..10 mayıs 1971 benim doğum günüm..Kendimi seviyorum..Beni sevenleri de :)) Bana uzun süredir istediğim çok güzel bir hediyeyi ! alan Uzunbeyi de :)) En zor zamanlarımda bana bir evlattan çok arkadaş olan oğluşumu da :))Nereye gidersem gideyim hep bana destek olan annecik ve babacığımı da :)) Onlara ne yaparsam yapayım bana abla olduğumu hissettiren kardeşlerimi de :)) Eşlerini de :)) Kalabalık sülalemi de :)) Hiç unutmayacağım can arkadaşlarımı da :)) Hayatımda başka kimseye anlatmadığım bana göre özel duygularımı paylaştığım Blog camiasını da :))
resim: Monet.
Pazartesi, Mayıs 08, 2006
Cuma, Mayıs 05, 2006
Yarın Hıdrellez..!
Bugün ayın 5 i..Yarın hıdrellez..Her sene unutmadan geç vakit gül ağacının dibine bir ev çizeyim diyorum taşlarla..Unutuyorum..Ya çok yoğun oluyoruz ya da ertesi gün aklıma geliyor..Bugün unutmamak için elimden ne gelirse yapıyorum..Güllerde bahçede coşmuş..Hangisinin dibine çizsem bilmem ki şimdi..Her birine çizecek bir şey elbet bulunur :)Bugün de acayip hastayım..Nezle olmuşum..Kafamı kaldıracak halim yok..Yarın ki planlar hepsi iptal..Hem sergi açılışı hem de hıdrellez şenliğine gidemeyeceğim..Umarım haftabaşına kadar iyileşirim..
Perşembe, Mayıs 04, 2006

Sobelendik ya..İşte cevaplar..
Uyumayı severmisiniz?......Çok sevdiğimi söyleyemem.Eğer erken kalkmaya alışmışsam istesem de geç kalkamam ki.
Yatar yatmaz uyuyabilen, nazar değdirilesi sinir insanlardanmısınız?....Hayır.Çok yorgunsam uykum kaçar zaten..Ara ara uyku hali bastırır beni..O zamanlarda ancak yattığım gibi uyurum.
Nasıl bir pozisyonda uyursunuz?....Eskiden sırtüstü uyurdum artık yüzükoyun uyuyorum.
Haftasonları erkenden hortlayan gıcık insanlardanmısınız?....Değilim..Yatakta keyif yapmayı severim..Ve önemli bir işim yoksa 10-11 e kadar uyurum, dinlenirim, yatarım.
Uykunuzu ne kaçırabilir?.....Herşey..O gün sinirlendimse, kızdımsa, kötü geçmişse, canım sıkkınsa..Üzgünsem...Sıkıntılıysam uyuyamam :( Benim uyku düzenim bazen bozulur ..Günlerce uyumam ya da bir -iki saat uyurum bu böyle dayanamayacağım duruma kadar devam eder..Yani uyumasam da o günü normal geçirebilirim..Uyumak istemezsem de sabaha kadar oturabilirim.Çağıl küçükken ve ateşliyken çok sabahladım. Büyük depremlerden sonra günlerce uyumadım..Depremi 7. katta yaşayınca(apartmanımız 13 katlıydı) biraz zor oldu sarsıntılara alışmak..Aylarca rahat uyku uyumadım..Burası da deprem bölgesi ama ev 2 katlı olduğundan o kadar çok rahatsız olmuyorum geceleri..
Başka yerde yattığınızda yerinizi yadırgarmısınız?...... Bazen..Kendimi güvende hissedeceğim bir yer olmalı..Yoksa uyuyamam.
Uykunuzun gelmesi için ne gibi yöntemleriniz vardır?.......İnternete girmek, tv. seyretmek, kitap okumak..Direk yatağa girip uyuyamam.
Hangi sebep sizi sabahın köründe uyandırabilir?......Tabiki ses..Sesler beni uyandırır.Bazen de ışık..Gözüme girdiğinde uyanırım.
Sabah kalktığında afyonu patlamamış insanlardanmısınız?.......Eğer uyanma zamanımdan önce bir başkası beni yaptığı seslerle uyandırırsa evet..Ama kendim uyanmışsam hayır.
Uykunuz hafifmidir?.........Çok yorgun yatmazsam ve içki içmemişsem herzaman çok hafiftir..
Horlarmısınız?..........Yorgunsam evet..Hatta kendi horlamamdan uyanırım :)
Sayıklarmısınız?......Çocukken evet...Şimdi sayıklamıyorum.
Uyurgezermisiniz?.......Hayır.
Uyanıp bir şeyler yediğiniz olur mu?........Gece yemek sevmem ama nescafe ya da çay içebilirim.
Kaç kere çişe kalkarsınız?........Pek kalkmam..Yatmadan giderim..Sabahta kalkınca.
Hiç yatağa işediniz mi ? ......Küçükken işedim sanırım :)
Gürültüde uyuyabilirmisiniz?......Hayır..Kesinlikle uyuyamam.
Şu an nerede ve nasıl uyumak isterdiniz?.....Resimdeki gibi bir hamakta Portakal Bahçesinde :)
Salı, Mayıs 02, 2006
İstanbul yolculuğu 2

29.nisan cumartesi..
Gözümü açtığımda Burcunun oturma odasında uyandım..Annem kendi deyimiyle bizi görünce gevşediği için hastaydı.Havanın da hiç keyfi yoktu..Güzel bir kahvaltı edip öğlende birşeyler atıştırıp çarşıya çıktık..Oradan akşam için balık ve şarapevi diye çok hoş bir dükkan sahibesi bir hatundan güzel şaraplar aldık..Ben Tekirdağda ki sahil büfeye gelirken uğradım. F.ye ve Burcuya daha önce de oradan şarap alıp içmiştik çünkü..ama iki seferdir orada meyveli şaraplardan bulamadım..Bu yüzden Burcu da seni şarap evine götüreyim oradan bakarız dedi..Benim en çok sevdiğim Vera nın karadut şarabından bulunca bize ve O akşam içmek üzere karadut ve böğürtlen şarabı aldım..Uzunbeye de kayısısından baktım ama başka çeşit yoktu.Eve geldiğimiz gibi Burcular balıkları pişirdiler..bende şarapları açtım ve hep beraber çok güzel bir yemek yedik..Sonra da uykumuz gelene kadar da oturduk..
30 nisan pazar..
Ertesi gün Burcunun avon günü görevi nedeniyle ve aslında bizimde erken gitmek istememizden kahvaltı ettik ve 8.30 da yola çıktık..Saat 12.30 da Silivride çarlinin dershanesinin önündeydik..Annem hasta olduğu için arabayı ben kullandım..Hem çarliyle hemde küçük dayımla görüşüp doğru çekmeceye yola çıktık.Babamı eve bırakıp Beylikdüzündeki pazar pazarına gittik Annemle..Annem hasta olmasına rağmen sesini çıkarmadan bana arkadaş oldu ve çok güzel şeyler aldık onunla..Benim için erken denebilecek bir saatte pazardan çıkıp teyzemlere vedalaşmak için uğradık..5 e kadar oturduk ve bavulları hazırlamak için eve geldik..Babam ,Annem ve ben yine muhabbeti güzel bir yemek yedik ve servis için Beylikdüzüne geldik..hava soğuk olduğu için serviste otururken Çarli eve giderken arabayı görmüş tekrar görüştük..Onlara tek tek sarılarak vedalaştım ve herzaman ki gibi teşekkür mesajı çektim..Aynı zamanda tam servise bindim ki ne göreyim gezmediğim yeni bir çarşı açılmış Beylicium..Mesajda Anneme onu gezmeyi unuttuğumuzu da bildirerek geri dönebileceğimi de belirttim :))
Servis Esenler Otagarına giripte Fethiye otobüsüne bavulları verirken genç bir hanım beni durdurup siz Asortikkrep hanımsınız değil mi dedi evet dedim gülerek..Otobüse bindik yanıma genç , saçı örülü bir hatun geldi..Ben hemen merhaba dedim..Yorgun olduğumdan hemen uyumayı düşünüyorum ..Hatun bana cevap vermedi..Neden sonra ben sizi tanıyorum dedi..nerden dedim? Komşunuzun İstanbulda çalışan kızıyım ben dedi..( o beni tanıyormuş)
Arka koltuğa da işten tanıdığım biri oturdu ve otobüs kalkana kadar muhabbet ettik.Otobüsün yarısı diğer yarısını tanıdığım için susmayacağımı sanarak beni izlerken ataşehirden sonra uyuklaya uyuklaya yolu geldim..Sabahta saat 10 da otogara indim..Kendimi otobüse bindiğimde Annemlerden ayrılmanın burukluğunu üstümden atmış buldum..Sebebi ise düşüncelere dalacak yalnızlığı yakalayamamamdı herhalde..İşimi seviyorum..İnsanların beni bu işle tanımasını seviyorum..Orayı da seviyorum burayı da seviyorum..Yine de benim özlediğim zaman Bir İstanbul yapıp gelmem iyi geliyor bana..Uzunbeye ve Çağıla beni gönderdikleri için teşekkür ediyorum dönüşte ve hala rüya gibi gelen küçük tatilimi düşünüyorum ara ara.
resim :Çanakkale..www.burasicanakkale.com
İstanbul yolculuğu 1
Merhaba..5 günlük bir geziden sonra dün sabah döndüm..Yukarıdaki resimden görüleceği üzere İstanbul erguvan zamanında idi..Gerçi erguvan zamanı mayıstır ama sizi boğazda uzaktan bu şekilde görünen erguvanlar karşılıyor..Köprüyü geçerken hem kendim için hem de istek üzere bol bol boğazı seyrettim..Kameraya çektim..Sonra Burcu' ya da seyrettirdim..
25 nisan çarşamba..
Öğlene doğru B.çekmece ye vardığımdan Babamla biraz sohbet edip Annemin okulunun servisiyle anaokuluna gittik..Ben ilk defa görüyorum..Daha önce tatilde gittiğimden ziyaret edememiştim..Babamda orada satranç dersleri verdiği için 2 gün gidiyor..Gürpınarda kocaman bahçeli bir villada açılan anaokulu çok şirin ve her taraf öğrencilerin yaptığı etkinliklerle doluydu..Babamın dersini bitirmesini beklerken Annemle hasret giderdik bu arada çalıştığı diğer arkadaşlarıyla tanıştım..Hepsi çok iyi insanlardı..Onun için sevindim..Beni çok hoş karşıladılar..Babamın dersi bitince oradan Çekmece merkezde Atirus diye yeni açılan alışveriş merkezine gittik..Babamla tam biraz dolanıp, vitrinlere bakıp oyuncak mağazasından Çağıla ve Atahana birer hediye almıştık ki Çarli aradı..Neredeyseniz sizi alacağız (eşiyle) süpriz bir yere götüreceğiz dediler..Bende olur dedim önemli olan görüşmek nerede olduğu önemli değil..Ben bize yani Babamlara gelirler orada görüşürüz diye düşünmüştüm..İkiside meslektaş onların ve aynı markanın bir şübesinde biri diğer şubesinde biri görevli..ve çarşambaları boş..Neyse biz Atirus' un önünde ama Mimarsinana gidiş yönünde buluşalım diye sözleştik..İşin komik yanı Atirusun tam önü hem araba hem de yaya alt geçidi..Ama ben yokken yapılmış olan bu alt geçit ben Çekmece de gözümü açtığımda gördüğüm üst geçidin hemen yanında olmasına rağmen Babama üst geçitten karşıya geçelim dedim..Orada buluşacağız dedim..Babam da kibar bir adam olduğu için burada alt geçit var..Tam karşıya sadece E5 in altından geçerek ulaşırız demedi ve üst geçitten karşıya geçip yaklaşık 50 mt aşağıda bekliyorduk ki Çarli ve eşi geldiler..Arabaya binip doğru yeni yapılmakta olan evlerine götürdüler bizi..Evler deniz manzaralı yeni yapılan bir site..Benim eski evimin tam karşısında Sinanoba da..Babamda ilk defa gördü ve ikimizde çok beğendik..Bende eski evimi görmüş oldum..Orayı hala çok severim..Evi ve siteyi biraz inceledikten sonra arabaya tekrar binip, Babamı öğretmen evine bırakıp bize gittik..Çarli ve A. ya (eşine) aldığım lokumları verip beni teyzeme bırakmalarını istedim..Çünkü teyzemde anneannem kalıyor..Dedemi kaybettikten sonra anneannem çoğunlukla annemde ve teyzemde kalmak üzere artık burada yaşıyor.Çarlinin evi Beylikdüzünde teyzem Beykentte..Geçerken beni bıraktılar..Anneannem artık sabırsızlanmaya başlamış..Onu ve teyzemi çok severim..Sarıldık..Teyzemin çocukları da İstanbulun en iyi özel okullarında öğretmenler ..Okuldan çıktıktan sonra da onlar geldiler ve onların çocukları ..Teyzemin gelini ki o da benim için kuzenim kadar değerlidir..O da geldi..Eniştem de evdeydi..Böylece eskisi gibi hep beraber oturduk..Ben gitmeden önce hepimiz bu civarda oturduğumuzdan öyle komün kalabalıklara alışığızdır..Süpriz bir şekilde Lüleburgaz da oturan büyük dayım da uğrayınca bayağı eğlenceli oldu bizim için :) Sonra annemle eve döndük..saat 7 sularında..Babam , annem ve ben annemin eskiden denizi ve gölü gören ama şimdi karşısına yapılan büyük apartman yüzünden sadece göl manzaralı ama bana sanki dünyanın en güzel manzaralı balkonuymuş gibi gelen kapalı balkonunda akşam yemeğimizi yedik ve gözlerimiz uykudan kapanana kadar üçümüz sohbet ettik geç vakitte de yattık.
27.nisan perşembe ..
O sabah annem okula gideceği için ve onunla kahvaltı yapabilmek için erken kalktım..Yine üçümüz kahvaltı yaptık balkonda..Sonra biz annem gittikten sonra babamla sabah kahvelerimizi içip sohbet ettik..Sonra benim aklıma aslında beni görmek için gelecek olan akrabalarımız ve cumartesi günü olduğu için perşembeye aldığımız akraba günü geldi..Dün biz yokken annemin yardımcısı evi çok güzel hazırlamıştı ama ben anneme eskisi gibi ben ikramları yaparım sen bir şey yapma dediğim geldi..10.30 da panikle ikramları yapmaya başladım..Labadalı-kıymalı börek,sosisli milföy börek,kakaolu kek, yalancı tavuk göğsü,kabak salatası ve hazır tatlı..Teyzemin gelini G. de okuldan gelirken evde yaptığı keki getirince bayağı zengin bir menümüz oldu :) Ben az yedim tabiki..Biz G. ile birara Gürpınarda yeni taşındıkları çok güzel bahçeli evlerini gezmeye kaçtık..Aynı zamanda orada beni Müya nın fabrika satış mağazasına götürdü..Kendime ahşap tabanlı parlak bej renkte bantı olan asortik ve rahat bir terlik aldım..Sonra akşamüstü çarli de uğradı ve saat 8 de biz annemle migros alışveriş merkezine gittik..Saat 10 a kadar alışveriş yaptık..10 dan sonra annemin üst katında oturan genç komşusu G. yi de çağırarak 1 saat oturduk..Aldıklarımı gösterdim..Bu arada migros Flo dan kendime kurdeleli yeşil örgü sandalet ve Faik Sönmez den kırmızı bir spor kısa kollu gömlekle dantelli açık yakalı siyah iç-dış triko takım aldım.
28.nisan cuma ..
Sabah annemin bir işi için Alkent tarafına gittik..Ben onu gürpınara okula bıraktığımda saat 10 du ve akşamüstü 4 civarı okulda buluşmak üzere anlaştık..Ordan migros alışveriş merkezine, aşağıda carrefour, bauhaus, ferah fabrika satışını da gezdiğimde saatin 4 e 10 kala olduğunu farkederek 10 dakikada okula ulaştım..Bu arada 12 de yemek yedim sadece ve bol bol gezdim..alışveriş yaptım.
Annemin işi 5 te bittiğinde eve geldik ve hazırlanıp 6.30 da Çanakkaleye yola çıktık..Yol 5 saat sürüyor..Yine annemle paylaştık şöförlüğü ve Tekirdağda köfte molası hariç durmamaya çalışarak, lale devri çocuklarını dinleyerek akşam saat 11.de Burcuya ayak bastık..Atahan heyecanla bizi bekliyordu..uyumamıştı ve uykumuz gelip yıkılana kadar beraber oturduk orda..Yolda en çok hoşuma giden annem ve babamla sohbet etmek ve yerel radyoların trakya türkülerini dinlemekti.
Şimdi işe gitmek zorundayım..Çanakkale haberleri ve dönüş gezisi diğer yazıda ..
Hoşbulduk :)
Salı, Nisan 25, 2006
Burası da benim memleketim..Bu gece yoldayım..Yarın sabah kısmetse İstanbuldayım..Boğazdan geçerken en az 2 arkadaşım onlar içinde etrafa bakmamı istedi..Ayrıca bir önceki yazımda yorumda yazanlar için de keyifle etrafı seyredeceğim..Bir zamanlar bende gurbete İstanbula gelenlerin ne demek istediğini hiç anlamazdım..30 sene dışarı çıkmamış birisi için farklı bir hayatım oldu..Özlemden insanın burnunun titrediğini sevdiklerimden uzaklaştıktan sonra öğrendim..Özel günleri kutlarken ki yalnızlık sadece insanın insansız kalması anlamına gelmiyormuş bunu öğrendim..Çok çalıştım ama 3 senede ancak alıştım..Bana özlem demeyin arkadaşlar..Benim hassas noktam da bu..Hepinize bir daha görüşene kadar sevgilerimi iletiyorum..Görüşmek üzere..Resim: Büyükçekmece / İstanbul
Pazartesi, Nisan 24, 2006

İSTANBUL
Evin içinde bir oda, odada İstanbul.
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul.
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı..
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul.
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm.
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul.
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir.
Şişede İstanbul, masada İstanbul.
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık.
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul..
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım.
Nereye gidersen git, orada İstanbul.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Uzunbey kıyamadı ..Bana birkaç gün izin verdi..Kısmetse çarşamba İstanbul' dayım :))
Pazar, Nisan 23, 2006
Annem ve Babam öğretmen olduğu için ve her 23 nisan senelerce Annem' i, Çarli'yi ya da Burcu' yu seyretmeye gittiğim bayram yerlerine evlendikten sonra da Çağıl' ı götürmek için ilkokuldan sonra da Annemle aynı okulda oldukları için gittim..Devleti, özeli onlarca tören seyrettim bayramlarda..Babam lise öğretmeni olduğu için 19 mayıslarda görevli olurdu.. En çok Annemi seyrettim sanırım..Çünkü ilkokulda da beraberdik..Sonra bizim çocuklar Annemleydi..Kısa bir zaman sonra Çağıl Annemin okuluna, anaokuluna başladı..Bölümün yöneticisi Annemdi..Okulda da sağolsun buraya gelene kadar Annem ilgilendi hep..Bende onları bayramlarda zevkle izledim..Şimdi İstanbul' da olsam yine Annemi izlemeye zevkle giderdim..Resmi bayramlar benim için tatil günleri hiç olmadı..Bundan şikayetçi de hiç olmadım..Dün haberlerde bir istiklal marşı töreninde ayağa kalkmayan bir kadını görünce uyuz oldum..Bir şekilde saygısızlığının bedelini ödemesi gerekli diye de düşünüyorum..Gerekli özen gösterilmemiş törenleri izlemeye dayanamıyorum..Sırf yapmış olmak için yapılan törenlere..Onun için gittiğim törenleri eleştiririm ben ve böyle yapılsa daha iyi olurmuş derim..İnsanlar istedikten sonra o kadar imkansızlıklar içinde bile çok güzel şeyler hazırlayabilirler..Ve her bayram bayrağımı kapıma asarım :)
Cumartesi, Nisan 22, 2006

Biz bugün Uzunbeyle onun ehliyet sınavı için Muğla'ya gittik..Sabah ancak 11.00 de sınava yetiştiği için sınav öncesi nefis Muğla simidi sınavdan sonra da Muğla köftesi yedik :) Tabiki Çınarda..Bu Uzunbeyin ilk Çınar denemesi olduğu için beğendi..Bu da benim hoşuma gitti.Arabada tam uyumaya başlarken bir şekilde beni uyandırdığı için bütün gün uyumadan sersem gibi gezdim..Akşam üstü eve geldiğimden ve ev işlerine daldığımdan yine dinlenemedim..Çağıl ve babası maç izlemeye dışarı gittiler..Tv. den öğrendiğime göre Galatasaray yeniliyor...Çağıl hasta gelecek bu akşam . Birazdan kalkıp onun için tatlı yapmayı düşünüyorum..Babamız ne kadar maççı değilse oğluşta o kadar fanatik..Kalabalık bir yerde izledikleri içinde kesin takılan olur şimdi..
Akşam Anneme telefon açtım..Telefonu Babam açtı..Annemle bir ahbabımızın oğlunun düğününe gidiyorlarmış..Evden Annemin cebini almaya çıkmış..Babamla konuştuk ve Babam genellikle telefonu kapatmayı unutur..Bende muzırlık olsun diye ve onu çok özlediğim için cebi kapatmadan onu dinledim..Nasılsa Anneme verdiğinde Annem açık olduğunu farkeder diye düşündüm..Babam herzamanki gibi kapıyı 4 defa kilitledi..Nefes alışından hızlı hareket ettiğini anladım..Bu arada ben gözümde canlandırıyorum merdivenden indi..Adımlarını dinledim..Telefonu Anneme verdi ve Asortikkrep aradı dedi..Annem alıp merhaba dediğinde ise şaşırdı..Annemle de kısa bir konuşmadan sonra telefonu bu sefer gerçekten kapadım..
Resim: Renoır..
Cuma, Nisan 21, 2006
Çocukluğumdan beri kemeriyeleri sevmişimdir..Artık kısmetse ilerde bir tane şöyle çiçeklerle donanmış..Bir tarafında sarmaşık güller bir tarafında yaseminler dolanan içinde de geniş sedirler olan bir tane yapmayı düşünüyorum bahçeye..Yumuşak minderlerin ortasında kocaman bir masa olacak ..Üstündeki masa örtüsü ve minderlerin kumaşı tabiki takım olacak..Etrafta rüzgar çanları asılı olacak her esintide biraz kımıldanacak..Etrafında da mutlaka bir kaç yediveren gül bulunacak..ve ben orada akşam işten gittiğimde kurulup oturacağım..5 çaylarımı orada portakal çiçeklerinin arasında havayı koklaya koklaya elimdeki kitabın sayfalarında gezinirken belki de biraz uyuklayacağım :)İşte benim bazen hayattan ve işten en bezdiğim zamanlarda aklıma getirip sabretmemi sağlayan şifre bu..evet ben canımı sıkan insanlarla ancak bunları düşünerek baş edebiliyorum..Yani bu yazınında konusu yine portakal bahçesi arkadaşlar..Şimdi anlatamadığım ama vermek zorunda olduğumuz kararlar var..Kafam hem işle hem de bunlarla meşgul..Bu süreç biraz sancılı bir süreç ama sonucunu mutlaka sizlerle paylaşacağım..
Çarşamba, Nisan 19, 2006

Haftaya gayet hareketli başladık..Havaların da pazardan beri sıcakladığını söylemem lazım..Ceketler fazla geliyor ama ne zaman nerede olacağımız belli olmadığından kot ceket giyip işe gidiyorum..
Salı günleri buraları hareketlidir çünkü çok büyük bir pazarımız var..Yazın turist otobüslerinin her bölgeden geldiği gibi, çevre köylerden ve tatil yörelerinden de herkes pazara gelir..Bizim çıktığımız pazar, Çalışta kurulan pazar olduğundan ben istersem pazara giderim..O da ayda yılda bir..Ama büro çok kalabalık olur..Gelen giden bitmez..Onun için randevu verirken çarşamba randevu veririz..Dün FKM de el sanatları sergisi vardı..Şükran Teyze Huzurevi grubunu da oraya getirip eserlerini sergiledi..Yakın arkadaşım H. de sergi açtı..2 gün daha orada olacaklar..
Dün Uzunbey iş yüzünden Sunthıng' in çalıştığı büroya uğramış..Sunthıng bana yeni kurduğumuz derneğin gazete de çıkan haberini yollamış..Çok hoşuma gitti beni düşünmesi..Bugün dernekte toplantımız var..Haberi götürüp göstereceğim arkadaşlara..Benim böyle internet arkadaşlarım var deyip hava atacağım sayesinde :)
Pazar günü portakal bahçesinin fotoğraflarını çektim bol bol..Bugün onları ayarlayabilirsem evdeki benim bilgisayara yüklerim..Makinanın aparatları işte olduğu için ve işe gidince onları unuttuğum için birde zamanını beklediğim için yayınlamadım..Çağıl resimleri çekerken benimle dalga geçti ne yapacaksın bunları diyerek..Uzunbey ise resimleri çekerken geçen gün beraber diktiğimiz kivilere baktı tutmuş mu diye ? Tutmuş :)
Pazar, Nisan 16, 2006
Trekking..
Ortalık karışık, dünden beri bloglarda gazetecilerin bloglara sarması konusunu okuyup duruyorum..Haftasonu çoğu kişi bloglara girmediği ya da giremediği için bence yarın da hareketli geçecek..Hem Akşam' da ki hem de Hurriyetteki haberi internetten okudum..Resimleri görmedim..ama bir şekilde hazırlıklı olmayan kişilere zarar vereceğini düşünerek sanırım çoğu blogger' ı kaybedebileceğimiz de düşünüyorum..Keşke insanlar internetin sonsuz bir kaynak olduğunu sanmasa ve keşke insanlar başkalarının hayatına daha saygılı yaklaşsa...En önce gazeteciler tabi..Cumartesi hava bozuktu ve eve kapandım ben zaten..Canım dışarı çıkmak istemedi..Sonra uzunbey aradı..Erken geliyorum bir yerlere gidelim diye..Eve gelirken açtığı telefonda ise şakır şakır yağmur yağdığını söylüyordu..O geldi bu sefer burada yağmur çiselemeye başladı..Ama ben giyinik olduğum için dışarı çıkmak istedim..Hadi sana kahve ısmarlayayım dedi..Bizim merkezde genelde kızlarla çay içmeye gittiğimiz deniz kenarında ki hello cafeye gidelim dedi..Ama orada kahve keyfi olmayacağı için paspatur dediğimiz eski çarşıdaki cafe oley' e gitmeye karar verdik..Sahibini tanıdığımız için bazen gittiğimizde onunla da oturup sohbet ederiz falan..Neyse zaten benim orayı tercih etmemin sebebi kahvenin yanında hurma soslu kekini de çok sevmem..Biraz oturup kahvelerimizi içince kasaptan alışverişimizi yapıp eve döndük..
Pazar günü kalktığımda çağıl uyuyordu uzunbey pazar yapmış gelmişti bile..Kahvaltıya nereye gidelim diye konuşurken ortak bir yol bulmaya çalıştık..Çünkü herkes farklı bir yer istiyordu..Sık sık gittiğimiz yörük müzesine gitmeye karar verdik..Daha önce resimleriyle yazmıştım..Sonra çağılı dershaneye gönderip eve döndük..Yaşasın tatil..
Beni tanıyanlar resimle yazımın arasındaki bağın ne olduğunu eminim merak etmişlerdir..O zaman yeri geldiği için anlatayım..Burası trekking cenneti..O kadar güzel yürüyüş rotaları var ki başta herkesin harcı olmayan en az 18 günlük likya yolu olmak üzere yürünecek yolları say say bitmez..Yürüyüş yapan hayatını bu yolla kazanan enterasan arkadaşlarım da var..Benimde geldiğimde en çok ilgimi çeken bu yürüyüş rotaları olmuştu..Yürüyüşün zorluğu ve kolaylığına göre seçebileceğiniz bu rotalar bazen eski bir antik kentten bazen de eşsiz manzaralı koylardan oluşan yüzme molalı rotalardır..Hafta sonları çevre derneğinin yapmış olduğu yürüyüş gezilerine sadece yanınıza alacağınız servis parasıyla gidebiliyorsunuz..Herkes yanına yolda atıştırmalık sandöviç tarzı yiyecekler ve mayolarını alıyor..Ayağınıza ayakkabınızı geçirip birde hafif bir yağmurluk aldınız mı tamam..Suyu unuttum sanırım :) Bahar ayları mayısa kadar yağmur yağma tehlikesi olduğu için yağmurluk alınıyor zaten yazın çok sıcak olduğundan temmuzda ve ağustosta yürünemiyor..Ama bu mevsim trekking mevsimi..Yürüyüşler çoktan başladı..Grup olunduğunda gruba ayak uydurmak lazım ama biz uzunbeyle yalnız yürümeyi seviyoruz..Hem yolu abartmamış oluyoruz..Hem de ben çok uzun süre yürümeyi sevmiyorum..Bu arada yaptığımız sohbetlere de bayılıyorum :)) Diğer rotalara zaten mutlaka rehberle gidilmeli..Ya haftasonu derneğin gezileriyle ya da profesyonel rehberlerle..Buranın türkler tarafından en bilimeyen özelliğini paylaşmak istedim bu sefer bu yazıda.Görüşmek üzere..
Cumartesi, Nisan 15, 2006
Truva Atı..
Dali Truva atını yorumlamış..Daha önce rastlamamışım..Yeni keşfettim..Neyse bu hafta Reis' in alçısı çıktı..Hala tuvalete kucağımızda götürüyoruz çünkü merdivenlerden aşağı iniyor ama korkudan ve beceremediğinden çıkamıyor..Dikişleri iyileşmek üzere, kasları da kullandıkça gelişecekmiş..Sağ arka ayağı 2-3 cm kısa kaldı ama sadece yürürken biraz aksayacakmış.. Geçtiğimiz hafta çok güzel bir elsanatları sergisi gezdim F.K.M de..Yani bizim kültür merkezimizde..Kadıköy Halkeğitimden bir öğretmen sergi açmıştı..Büyülendik tam anlamıyla..Sanırım satıldı da..Uzun süredir böyle güzel bir sergi gezmemiştim..Kırkyama ve kurdele nakışı sergisiydi..
Uzun bir festival toplantısı ve derneğin yeni kampanyasının açılışını da yaptık bu arada..Kampanya her ay bankaya vereceğiniz 5 ytl. otomatik ödemeden oluşuyor..Burs için diyorsunuz ve otomatik ödeme açıyorsunuz hangi bankayla çalışıyorsanız..Bu 5 ytl. ler çoğalıyor ve bir sürü öğrenciye kaynak oluyor..
Perşembe evdeydim..Yoğun günlerin acısını çıkardım..Dinlendim..Cuma günü yeni bir görüşmem vardı..Onu hallettim ve oradan yani 4 ten sonra çatıya gidip H. ile seramik çalıştık..Sonra sahilde ve şehrin içinde çiseleyen yağmur altında yürüdük..Tam minübüs beklerken iç mimar bir arkadaşım var..Kendi evi bizim mahalleye yakın, duraktan beni eve kadar bıraktı..
Bu arada Uzunbey motor ehliyet sınavlarına giriyor bu ay..Motoru da aldı ama çok sıkı kontroller olduğu için kullanamıyor..Nisan sonu-mayıs başı rahatım artık :)
Bugün Çağıl' ın dershanesi de yok..Bende bu saate kaldım yatmadan..Yarın kimse uyandırmazsa saat 11' e kadar yatarız artık..
Salı, Nisan 11, 2006
yılın keçisi !

Bu site http://yilinkecisi.com bizim kültür ve sanat festivalinin bu seneki etkinliğini tüm yurtta oylamaya sunduğumuz bir site..Sitenin amacı olumlu yönde inatçılıklarıyla ülke ve millet için faydalı işler yapan insanları teşvik etmek..Oylamalar iyi gidiyor ama sizlerin fikirlerine de ihtiyacımız var..Eğer oy kullanırsanız çok mutlu olacağız.. Oylama sonunda seçilen "yılın keçisi " festivalde ödülüne tarafımızdan kavuşacaktır..İster adayları oylayabilirsiniz isterseniz yeni adaylar önerebilirsiniz ..Şimdiden teşekkürler..
Pazar, Nisan 09, 2006
Likya Diyarı..

Xanthos Yazıtı..
Evlerimizi mezar yaptık
Mezarlarımızı ev
Yıkıldı evlerimiz
Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık
Toprağın altına girdik
Suların altında kaldık
Gelip buldular bizi
Yakıp yıktılar
Yağmaladılar bizi
Biz ki analarımızın, kadınlarımızın
Ve ölülerimizin uğruna
Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları
Bir ateş bıraktık geride
Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan..
Bu yazıtları yazan insanlar bir zamanlar burda yani Likya diyarında yaşayan ve yaşadıkları kentte etrafları düşman tarafından çevrilince esir olmamak için eşlerini ve çocuklarını öldürüp, kentlerini yakıp yıkıp en sonda kendilerini öldüren onurlu insanlarmış..Saldırı olmadan çok önce şehirden 10 asil aileyi başka diyarlara yaşamaya gönderirlermiş..Bir saldırı olupta şehir halkı tamamen yok olunca o aileler geri döner tekrar şehri kurarlarmış.Ta ki yeni bir saldırıya kadar...Ey özgürlük sen nelere kadirsin..
Resim 1 : Xanthos.
Resim 2: Likya kaya mezarı.
Cumartesi, Nisan 08, 2006
ebe-sobe

Gamzeli beni sobelemiş..Ben açıkçası sobelenenlerin yazılarını okuyorum onları iyi tanımak adına..Onun için sobelenince de aynı dürüstlükte cevap vermeye çalışıyorum..Buyrun benim cevaplarıma..
1-Hayatınızın merkezinde olan yapılması tehlike içeren işleriniz...
Araba kullanmak ..
2-Melodilerin arkasından kanter içinde gittiğiniz, vazgeçemeyeceğiniz müzik lezzetleriniz..
Sezen Aksu, Candan Erçetin..Türk sanat müziği ama gerçek ustalar..İstanbul lehçesiyle söylenmiş türküler..Yavuz Bingöl, Şükriye Tutkun..Trakya türküleri..yüksek yüksek tepelere..
Son zamanlarda içimi titreten ..Annemle Burcu' nun şarkısı..lale devri çocuklarıyız biz.Şebnem Ferah..Sertab Erener..Nilüfer..Nostaljik eski hafif batı müziği şarkıları..Kan ve gül..ya da Dumanın söylediği gibi yeni halleri..Yabancılarda Mıchale Jackson, Madonna ve 80 ve 9o ' ların hitleri..Careless whisper ..purple rain..knife..endless love.Ya da gerçekten çok eskiler..My way gibi..Luis Armstrong .1940 lar ve 60 lar.Eski müzikaller ise favorim..Çok seçerek müzik dinlerim ben..Herkesi de beğenmem..Türkçe müzikte tekniğiyle söyleyenleri severim :)
3-Yediğiniz halde" ben bununla doymam diye"çemkirdiğiniz ( ne kadar kötü bir kelime bu ! ) kadar karşısında zayıf olduğunuz yemekler..
Börek ve içli köfte .
4-İzlemekten keyif alarak rayting canavarına maruz kalıp yayından kaldırılan diziler..
Şehnaz Tango herhal ilk hatırladığım..
5-Şu an" ben burada ne yapıyorum , kim getirdi beni buraya "sorularına maruz kalmaksızın ruhunuzun olmak istediği yer..
Eşimle ve oğlumla eski yaşadığımız yer..İstanbul ...olmuyorsa yapmak istediğimiz portakal bahçesindeki evin verandası..akşamüstü çayımı elime almışım hafif akşam serinliği çıkmış bir esinti ve portakal ağaçlarının yapraklarından süzülen güneş ışınlarının Uzunbey' in ve Çağıl' ın yüzünden geçişi..
6- Sobelediğiniz diğer blogger' lar..
Kuzine http://bizimkuzine.blogspot.com
Kuguu http://kuguboynu.blogspot.com
Ayışığı http://doksangunde.blogspot.com
Mutfakta Zen http://mutfaktazen.blogspot.com
Cuma, Nisan 07, 2006
Doğumgünün kutlu olsun Uzunbey :)
Bugün Uzunbey' in doğumgünü..O tam 36 sene önce Süleymaniye Doğumevinde (Fatih-İstanbul) bu gece saat 10.00 da doğmuş..O bir koç ve bazen ona ve yeniliklerine ayak uydurmakta zorlanıyorum..Bütün koçlar öylemidir ama çok dürüst..İşlerin hızlı gitmesinden hoşlanır kendi de işlerinde düzenli ve hızlıdır..Çabuk karar verir ama mutlaka önceden tartmıştır o kararları..Çabuk sinirlenir bazen..Sinirlendikten sonra da hemen geçer siniri..Benim tam tersim..Huylarımız ve davranışlarımız birbirine benzemez..Belki de onun için anlaştığımızı düşünüyorum..Bir eve iki koç ve ya iki boğa fazla olurdu :) İşte de farklılığımızı dengeleriz biz..Beraber çalıştığımız için daha farklısını yürütemezdik zaten..Bazen beni anlamadığını düşünürdüm.. eskiden..Oysa onu tanıdıkça anladığını ama belirtemediğini farkettim..İnsan 15 senelik evli olsa da her gün yeni birşey keşfedebiliyor..Keşfetmek isterse tabii.Genelde düşüncelerini ve duygularını belirtmez..Sizin keşfetmenizi bekler..Eğer koçlarla iyi anlaşmak isterseniz iyi bir kaşif olmanız gerekli..Çünkü ipuçlarını adım adım verir..Gerisini sizin tamamlamanızı ister..Sadeliği sever..Abartmaktan hoşlanmaz..Başkalarının hayatına saygılıdır..Genelde sakin olduğundan çok zor hiddetlenir..Ama o zaman ondan korkmak gerekir..İnsanlar onu zor tanırlar..Çünkü mesafelidir..Herkes onu keşfetsin izin vermez..Ama onu ve fikirlerini tanıdıkça vazgeçmezler..İş hayatında çok güzel fikirler üretir ve bunları uygular..Çok iyi niyetlidir..Kesinlikle kötülük düşünemez..Gerçekten uzunboyludur.Bugün büroda Çağıl okuldan geldiğinde onun için pasta kesip hep beraber doğumgününü kutlayacağız.. iyi ki doğdun..İyi ki yanımdasın..NİCE YILLARA...
resim: KLİMT ( KİSS)
Salı, Nisan 04, 2006
Bu yazıyı yazan Eşekbaşı'nın kocası yazdığı yazıyla beni çok üzdü..Eşekbaşı'nın yazdığı son yazıyı okuyamadım.. Bugün kaç gündür ilk defa girdiğim blogta bu yazıyı görünce ne olduğunu anlamadığım gibi sert bir dille yazılmış yazıyı görünce de şaşırdım.Eşekbaşının tanımadığım ama kendisini blogtan tanıdığımızı düşünen kocası..Lütfen eşine bu kadar yüklenme..Biz sadece zor zamanlarımızı ve yalnızlığımızı bu bloglarda paylaşıyoruz..Genelimiz kendisini ya da eşini ve ailesini yazan blogçularla dalga geçmiyoruz..Hatta birbirimiz için üzülüp, endişeleniyoruz..Duygularımızı paylaşıp rahatlıyoruz..Eşime anlatamadığım çünkü anlatırsam endişeleneceğini sandığım üzüntülerimi buraya yazıyorum ben..Ya da bazen erkeklere çok light gelen ama kadınların paylaşmaktan hoşlandıklarını burda paylaşıyoruz biz..Şimdiye kadar okuduğum ve takip ettiğim bloglardaki kadınların eşleriyle ilgili çok kötü düşünceler yazdığını görmedim ben..Çoğu zamanda haksız bulunan kadınların eleştirildiklerini bile gördüm..Kocana haksızlık etme gibi..Burada konu zaten erkeklerini anlatan kadınlar ya da özel hayatlarını anlatan kadınlar değil..Burada yapmak istediğimiz ailemizle paylaştığımız ama bir şekilde yalnız olduğumuz için anlatamadığımız düşünceleri bloglara yazmak, paylaşmak ..Biz sizi tanımıyoruz ..Tabiki aileniz hakkında olumsuz yorumlar okumuş olabilirsiniz..Daha önce de yazdığım gibi son yazıyı okumadım ben..Ama sizi ve tavrınızı sert bulduğumu söylemek istiyorum..İnsanlar problem yaşayabilir biz sizi yargılayamayız ki..Düşüncesizce bir kaç şey yazılmışta olabilir ama hepimiz öyle insanlar değiliz..Benim sizin yaşantınız için edindiğim izlenim kocasını çok seven bir kadının yalnız ve sıkıntılı düşüncelerine rağmen onunla hayatını paylaşmasıdır..Tıpkı benim gibi..Çoğumuz gibi..Yazıyı yoruma kapattığınız için bu düşüncelerimi size burada yazmak zorunda kaldım..Umarım farkedersiniz..Umarım herşey yolunda gider ve hayatta daha zor zamanlarınız da olabileceğini farkederek hayata kaldığı yerden devam edersiniz..Not: Bu yazı sadece hayatta herşey yaşanabileceği için sorunlar olduğunda kolay vazgeçmemek gerek düşüncesiyle yazılmıştır..
Pazartesi, Nisan 03, 2006

Age 35 beni sobelemiş..
En beğendiğiniz huyunuz...İnat (kolay vazgeçmem)
En beğenmediğiniz huyunuz..Kibir (kolay beğenmem)
En beğendiğiniz yeriniz...Saçlarım ve burnum ..(gören ameliyatlımı diye soruyor..)
Hiç beğenmediğiniz yeriniz..Hıımm..Düşünmem lazım..Genelde her yerimi beğenirim kilomu beğenmem.
Çantada mutlak olmalı..Makyaj çantam ve güneş gözlüğüm.
Çantada asla bulunmaz..Sigara
Arabanızın markası..Citroen Berlingo, Land Rover.
Hayalinizdeki araba..Jeep
En sevdiğiniz yemek..Kapama
Hiç sevmediğiniz yemek..Keşkek (hayatta yemem.)
En sevdiğiniz hayvan..Dost olarak köpek, sevimlilik özelliğiyle kedi, biçim olarak at, burcum boğa, kendim bir leoparım..
En korktuğunuz hayvan..Timsah ve köpek balığı..
Kullandığınız parfüm..Naomi Campbell
Kullandığınız cilt bakım ürünleri..Kesinlikle Avon..Hem ekonomik hem de kaliteli :)
Hergün mutlaka yaparsınız..Mutlaka telefonla konuşurum..Çay içerim..
Yapmayı ihmal edersiniz..Bankalara gitmem..
Karanlıktan korkarmısınız..Hayır
Korkutmayı severmisiniz..Hayır
Giyim tarzınız..Eskiden spor ve şık, karışık bir stilim ve tarzım vardı..Şimdi genelde hep spor.Botlarım ve kotlarım vazgeçilmezlerim..Dekolte severim ve giyerim de..Zaten genelde yabancı sanıyorlar çünkü kilolular iddialı giyinmezler ya..
Asla giymem..Birbirine uygun olmayan hiçbirşey giymem ..Desenliyle çizgili aynı anda asla giymem..Sadece kombinse giyerim.
Cep telefonum..İş için motorola..Özel olan nokia.
Bilgisayarım..Casper diyelim.
Karşı cinste aradığın özellikler...Saygılı ve karizmatik olması..Zeki..
Hoşlandığınız tip..Uzunboylu..Geniş omuzlu..Güzel gözlü..
En beğendiğiniz oyuncu..George Cooleney
Benzetildiğiniz bir oyuncu..Maalesef..Kendine has bir tipim var benim :)
Film çevirmek istediğiniz bir ünlü...Yok..üzgünüm.
Başka bir şey yapmak istediğiniz bir ünlü..O da yok..
Tuttuğunuz takım..Eskiden Fenerbahçe şimdi Çağıldan dolayı GS.
Hangi dalda sporcu olmak isterdiniz..Basketbol
En büyük hayaliniz..Üzüm yetiştirip organik şarap yapmak ve Trakya ile ilgili kitap yazmak :)
Gerçekleştirdiğiniz hayaliniz..Birden fazla hayalimi gerçekleştirdim ben.Şimdiki mesleğim, eşimle evli olmak, ondan çocuk yapmak, okumak, akdenize yerleşmek..Yapılmamış bir iş yapmak :)
Asla yapmam dediğiniz..Babadağ' dan paraşütle atlamak
Yapabilirim dediğiniz bir çılgınlık..Herşeyi geride bırakıp hayata yeniden başlamak..Bir kere yaptım yine yaparım..
Sobelediklerim...Mutfakcamı Burcu, Elmaşekeri,uzaktaki :) Yanıtlamak isterse bir de Çağıl.
4 günün özeti..

Müthiş bir hafta sonu geçirdik Annemle :) Perşembe sabahı otogardan karşıladım..Arabayla büroya gittik..Valizlerini arabada bırakıp onu her perşembe uğramadan geçmediğim belediyenin kadın evine kahvaltıya götürdüm..Hava çok güzeldi..Orayı daha önce yazmıştım evyapımı yiyecekler perşembe günü satışa çıkıyor..Ya da her gün köy kahvaltısı alabilirsiniz..Biz ev yapımı börekler ve içliköfte tercih ettik..Yanında da denizmanzaralı çay keyfi yaptık.Sonra yine yürüyerek sahilden büroya geldik..Öğlende Çağıl' ın okuluna gidip onu gördük..Çünkü Çağıl okuldan çıkıp dershaneye gideceğini söyledi..Annemle Çağıl sarıldığında Çağılın ne kadar büyüdüğünü bir kez daha farkettim.Alışveriş yapıp eve gittik..Evde biraz Annem dinlendi..Daha sonra bu sefer evin orada güzel ve uzun bir yürüyüş yaptık..Dönüşte yan komşumda kahve içtik..Zaten Annem geldiğinde biz bol bol yürürüz..Bu sayede hem yediklerimizi eritiyoruz hemde rahat rahat konuşuyoruz..O akşam yorgunluktan hemen uyudu..Zaten çok geçe kadar oturmaktan hoşlanmaz..(Ben kime çektim yarabbim ! Tabiki Babama :) ) Ertesi gün yani cuma günü ADD ' nin (Atatürkçü Düşünce Derneğinin) kermesi vardı..Annemle evde akşam için hazırlığımızı yapıp kermese gittik..Orada Şükran Teyze ve yakın arkadaşım H. ile de görüşmüş olduk..Benim buradan alışveriş yaptığım mağazaya gittik ve sahilde kahve içtik denize karşı..Sonra buranın sadece cuma günleri olan köylü pazarına gittik..Oradan İstanbuldakilere hediye yerel keçi peynirleri, adaçayı, kekik çayı ve eve bir kaç birşey alıp döndük..Üstümüze eşofmanlarımızı geçirip yine sahile yürüyüşe gittik..Bayağı kötü bir rüzgar çıktığından pek dolaşamadan dönmek zorunda kaldık..Yine de yavaş yavaş arka yoldan yürüyüp sohbet edebildik..Eve gelip yemek hazırladık ve yine akşam yemeğimizi yedik..Annem o akşam Beyazı seyretti ben yattım..2 gün boyunca çarşıda alışveriş yapıp gezdiğimizden cumartesi gününü evde ve dinlenerek geçirmek istedik..Çünkü pazar gününü Muğlada geçirecektik..Cumartesi günü balkonda çok güzel bir kahvaltı ettik..Çalışta çok uzun bir yürüyüş yaptık, eve gelip güzel bir banyo yaptık, yine balkonda güzel bir çay faslı ve yemek hazırladık akşam için..Pazar günü erkenden Annemle Muğla' ya gittik..Beraber geçirdiğimiz güzel günlerden biriydi o gün..Muğla' da eski ve restore edilmiş 3 konak ve müze gezdik..Bu konaklardan ikisini kültür merkezi yapmışlar ve içlerini eski görünümlü eşyalarla döşemişler..Annemle bayıldık bu evlere ve eşyalara..İkimizde hastasıyız çünkü.Orada işimiz bittiğinde arabaya atladığımız gibi Uzunbeyle Fethiye' de buluştuk..Bizi deniz kenarına herzaman kahvaltı etmeye gittiğimiz Kargı plajına bu sefer yemeğe götürdü..Bir deniz kıyısı yürüyüşü yapıp deniz kabuğu topladık Annemle..Akşam üstü çay faslına eve yetiştik çünkü Çağıl dershaneden eve geldiğinde evde olmak istedik..Bahçede çay keyfi yaptıktan sonra akşam 9 arabasıyla Annemi yolcu ettik..H. de otogara Annemi geçirmeye geldiği için ve evi çok yakın olduğu için ona kahve içmeye gittik Uzunbeyle..Sonra da eve gelip uyuduk.. Kaç gündür yemeklere dikkat ettiğim için bir kilo daha verdiğimi keşfettim..Anneme telefon açtım ve böylece ilk defa uzun yürüyüşler ve dikkatli yemek sonrası beraber olup kilo almadığımız tek tatilimiz oldu bu sefer..Annemle zaman geçirmek çok güzeldi..Rüya gibiydi :))
Yukarıdaki küçük resim Muğla' da ki kültür evinden..Büyük resim Katrancıkoyu..Fethiye.
Çarşamba, Mart 29, 2006
Annem geliyor :))
Kelebeğim yolda..İstanbul' dan bu akşam otobüse bindi..Kısmetse yarın 10.da Annemi otogardan karşılayacağım :)) Bir kaç gün anaokulunu bırakıp geliyor bizi görmek için..Hem yoğunluktan hem de Çağıl' dan dolayı ben gidemeyince o gelmeye karar verdi..Aslında biz bu planı ocakta bana geldiğinde yapmıştık..Ben gidemezsem o gelecekti..Ama ben Babamı, Çarli' yi ve Burcuyu da çok özledim..Şimdilik Annemle idare edeceğim..Bugün güneş tutulmasını başından sonuna kadar buradan takip ettim..Bizde Antalya kadar karanlık değildi ama güneşin ışıkları bayağı kesilecek şekilde karanlık bastı..Rüzgar çıktı ve hava soğudu..İlginç bir olaydı..Son seyrettiğim güneş tutulması şu meşhur deprem öncesi İstanbuldaydı ve ben carusel ' de alışveriş yapıyordum..Güneş tutuluyor dediklerinde Bigburgerin teras katından izlemiştim..Aklıma o gün geldi ve birden geçmişi hatırladım yine..Gelecek günlerin ne getireceği hiç belli olmuyor şu insan hayatında..
Burcu beni sobelemiş -"Çocuklarınız mı adapte oldu size siz mi onlara" demiş..Biz Çağılla ikimiz de birbirimize adapte olduk sanırım..Çünkü yedi yaşına kadar ona ben baktım..O zamanlar çalışmıyordum ve hayatımın o devresinde herşeyi onunla paylaştım..Çok güzeldi yine olsa yine yaparım :))
Uyku düzeni konusunda kurallarım vardı ve uyardı çok problem yaşadığımı söyleyemem..Ama ben onu zorla uykuya yatırmazdım gündüzleri çünkü çocukken nefret ederdim beni yatırıyorlar diye..Yemek yemek istemezdi ve zayıftı ..Genelde pantolon ceket giyer, pantolon askısı kullanırdı zayıflıktan..Çok uyumlu bir çocuktu o zamanlar..Onu her yere götürdüm ben..Tüyaptaki kitap fuarından altın gününe..Alışveriş merkezlerinden yürüyüşlere..Hatta beraber babasını askere bile götürdük bir zaman.Bitince de beraber gidip aldık :)) Eşim şansımıza kısa dönem kura çekti ve 8 ay Çağılla yalnız yaşadık biz..Sağlık problemleri gibi çok zor günler paylaştık,bir çok ilki beraber yaşadık ve ben ona herzaman seni bir başka sevgiyle paylaşmamak için başka çocuk yapmadım derdim ve o hala inanmaz.Alışverişe giderdik... onu çalmasınlar diye soyunma kabinine alırdım yanıma..3.5 yaşında (dikkatinizi çekerim) anne o yakıştı bu yakışmadı diye fikir verirdi bana :) Bir gün araba kullanıyorum ama oldukça acemiyim..Yine ikimiz yola çıktık..Kontrol panelinde lamba yanıyor ben farketmemişim..Beni uyardı ve bir baktım el freni hafif çekik kalmış.Lamba onun için yanıyor..Öyle zamanlarda öyle şeyleri görür ki hata yapmanızı önler..Bazen çok büyüdüğü için artık hayatı eskisi gibi paylaşamadığımızı düşünürken bir baktım ki blog dünyasında öğretmenim olmuş..Rolleri değişmişiz..Beklediğim bir olaydı ama bu kadar çabuk büyüyeceğini düşünmemiştim..Sizle paylaşmak istediğim şey..Bir gün Annemin bana dediği gibi " lütfen çocuklarınızla beraber olmanın keyfini sonuna kadar yaşayın onlar büyümeden.."
Salı, Mart 28, 2006
İşte benim ileride sahip olmak istediğim kapı bu..Taş bir ev ve sarmaşıklardan görünmeyen bir kapı..Önümüzdeki günler izin geldiği gibi inşaata başlayacağız portakal bahçesinde..Amerika da yaşayan birilerinin bloğunda görmüştüm inşaatı görüntülemiş..Bende ara ara görüntülemeyi düşünüyorum..Hem inşaat olmasa bile o kadar güzel bir yer ki orası, görmenizi istiyorum..Bazen orayı yazarken portakal bahçesi resimlerine bakıyorum temsilen koymak için ama ne mümkün hiç bir yere benzemiyor..Reise motor çarptığı gün en son ordaydık yani 8 gün önce..İlginç ağaçlar aldık kendimize dikmek için..Zaten ağaç dolu olduğu için çok az dikebiliyoruz..Şedoks böyle mi yazılıyor bilmiyorum..Öyle söylüyorlar..Greyfurttan hallice bir meyve..ama bayağı büyük..Mandalinadan küçük ve onun renginde bir meyve ama kabuklarıyla yeniyor adını bilmiyorum ..ve kivi..Kivi bir erkek ve bir dişi dikilirmiş ve dalları asma gibi mutlaka T çubuklara sardırılırmış..Bir tane zeytin..Bir erik, bir kayısı, avakado ve meyvesiz bir ağaç, manolya hep özendiğim..Evi yapmak için ortada iyi büyümemiş bir tane portakal ağacı var onunla beraber sadece 3 tane ağaç keserek evi yapabiliyoruz..Benim son zamanlarda en çok istediğim şey inşaata başlayabilmek..Aslında inşaat bitmeden çiçek almamaya karar vermiştim ama Dalaman da orman fidanlığından geçerken satılanları görünce dayanamadım..Atatürk çiçeği,Japon gülü,paşa bıyığı,mor salkım ki resimdeki evi saran sarmaşık,melisa buranın mis kokan bitkilerinden -mutlaka her bahçede olması gereken ya da her pencere önünde..çünkü akşamları o minicik çiçeklerden müthiş bir koku etrafı sarar sarhoş olursunuz..ve cimbom sarmaşığı 3-4 tane de begonvil şimdilik..Daha sonra mutlaka çiçek açan bitkiler ve çiçekler dikilecek evin etrafına..Ve gül..Sarmaşığından yediverenine..Bu evdeki bahçede de çoğu çiçeği ben yetiştirdim..O zaman işe biraz ara vermiştik..Bahçe yeniydi..Sonra yeni bir iş kurunca yoğunluktan bahçeye uğrayamaz oldum..Yani eskisi gibi. Çünkü bahçe oldukça zaman alan bir iş..Ben sebzeden hiç anlamam hatta Uzunbey dalga geçer benle sık sık..Pazara çıkmayı da sevmem..Buraya geldiğimizde bir çeşit terapi gibi gelen çiçeklere merak saldım..Sağolsun çiçeğe meraklı da bir komşum var..Ben istemeden bir sürü çiçek getirip bıraktı bana..Bende onları diktim..Zamanla bir karıştan diktiğim meyve fidanlarının meyvelerini bile yedik..Yaklaşık 15 ağaç dikmişimdir buraya ve çevreye..Bahçemde fazla büyük değil,evin eni kadar.. Sitenin ilk evi olunca köşede bayağı bir boşluk kalıyor..Biz bu boşluğu oraya masa koyarak ,mangalda ve yazın gece oturarak ağaçlar altında keyfini çıkarıyoruz..Balkonda da kaktüslerim var seramikler içinde..Ama en sevdiğim çiçeklerden biri de sardunyalar..Her rengi olmazsa özeniyorum onlara ve sakız sarmaşığı ile ceylan sardunyayı da çok seviyorum..Sardunyaların yapraklarını kopardığında ki koku bana Babaannemin eski rum evini hatırlatıyor..Büyük teras balkonunda çocukken oynadığım ve sararmış yapraklarını kopararak kendime arkadaş saydığım sardunyaları..
Pazartesi, Mart 27, 2006
Kargı Plajı..

Dün yine kahvaltıya Kargı Plajındaki yere gittik..Önce 2 aileydik..Daha sonra bir aile daha bize katıldı..
Kahvaltı dediysem saat 11 den sonra..Çünkü Reisin huysuzluğu yüzünden gecelerdir sabaha kadar en az 4 kere uyanıyoruz..Tuvalete çıkarıyoruz kucağımızda..Onu tuvalete çıkarmak önce balkon ve bahçe kapısını açıp karşıdaki yeşilliğe bırakmak demek, bekliyoruz önce tuvaletini yapsın hatta ben elimle bacağını hafif yukarı doğru kaldırmak zorunda kalıyorum yoksa alçıyı ıslatıyor..Sonra aynı şekilde tekrar içeri taşınıyoruz..Kapımızı kitleyip yatıyoruz bir daha ki sefere..Bazen beni istemiyor Uzunbeyi uyandırıyor..Anlayacağınız küçük bir çocuk gibi oldu..Ama günlerdir bizim uykulara da olanlar oldu..Artık dün gece dışarı balkona çıkardık ama ara ara 3 kere de kalktık..Neyse bu böyle giderek azalacak sanırım..en son gece kalkmalarını 10 sene önce yaşamış biri olarak zor geliyor tabii bana birinin çişini yaptırmak..
11-12 civarında gittiğimiz yerden yeni gelenlerinde birşeyler yemesiyle saat 5 te kalktık..Bir ara deniz kıyısı yürüyüşleri yaptık.. Kargı resmi aradımsa da bloğa koymak için bulamadım..Bir daha geldiğimde ben çekeceğim..Çünkü kahvaltısı hem çok güzel hem de deniz kenarı olduğu için ruhun manzaraya doyuyor..Onun için sık sık geliyoruz..Burası koruma altında olduğu için şimdilik yapılaşma yok..Caretta carettalar hep Dalyanla anıldığı için burada ki carettaların pek adı duyulmuyor..Ama bizim de Çalış plajı ve onun devamı olan bu Kargı plajında yumurtlayan kaplumbağalarımız var..(bu arada caretta caretta lar sadece doğdukları yerde çiftleşebiliyorlar ve doğurabiliyorlar..Yani buradan doğup giden carettalar daha sonra tekrar dönmüş oluyorlar..)Kargı plajının koruma altına alınmasındaki diğer sebeplerden biri de kuş ve sulak alan canlılarına sahip olması..Resmi koyamadım ama şöyle bir yer düşünün gözünüzün görebildiği bir alan içerisinde geniş bir kumsal( ki taş ve kumdan oluşan taşlık şeklinde)hafif bir eğimle yaklaşık 2-3 km sonunda denize çıkıntı yapmış..Onun arkası tamamıyla ağaçlık ..Bu ağaçlığın tam arkası ve 500 m mesafede kalabalık yeni yapılmış villalardan oluşan bir site..Yeni bitmiş ama alan sulak olduğu için şimdiden yan yatmış :) evler..Biz kumsalın başlangıcında bir kır lokantası diyelim ordayız..İşte burayı sevmemdeki en büyük neden bu..Nereye gitsen o kadar çok doğal güzelliği var ki hem doğanın içindesin bir yandan da şehirdesin..Benim oturduğum yer olan Çalış' ta bir yandan balkonda oturup bir yandan kurbağa vyaklamalarını dinleyebilirsiniz her ne kadar artık bir villa cenneti de olsa burası bizim gibi E5 trafiğinin sesiyle büyümüş biri olarak sazlıkların arasında oturmak sabahları kuş cıvıltılarıyla uyanmak güzel oluyor.Bu arada burda sazlıklara kargı deniyor..Bunu da belirtmeden geçmeyeyim dedim :)Ayrıca Kargı diye birde köy var ki o işte benim portakal bahçemin olduğu, evimi yapacağım yer :))
Gündüzleri yazın o kadar sıcak olur ki bu kurbağa ve kuş cıvıltıları sadece sabah ve akşam duyulur..Yani şöyle sabahleyin kapınızı açtığınızda bir sıcaklık sizi yalarsa bilin ki o gün çok sıcak olacaktır..Onun için buralarda bizler yani Akdenizliler (işime gelince hemen buralı olurum ben :)))....)yazın gölgeden şaşmayız..Sıcakta yürümeyiz hatta sıcaktan gece denize gireriz..Turistler ise benim arabayla gittiğim 800 m lik deniz yolunu hatta daha fazlasını her gün bikinileriyle yanarak yürürler..İşte burada birinin dışarıdan geldiğini biz öyle anlarız..Siz kaban giyiyorsunuzdur onlar t'shırt..Kimse birbirini yadırgamaz ama hele baharda aynı anda her türlü giyimi görebilirsiniz..
Cuma, Mart 24, 2006
Kültür mirası..

( Kayaköy - Levissi.. Kilise )
2-3 gündür sabahları ve akşamları klimayı açmıyoruz..Bu demek ki bahar geldi..Bir yandan baharın gelmesine sevindiğim gibi bir o kadar da endişeleniyorum sıcaklar gelecek diye..Mayıstan sonra gündüz yürüyüş yapmak ve dışarıda oturmak problem oluyor..Buranın en güzel zamanları baharları ve kışları..Hele 15 temmuz - 15 ağustos arası bir ay gezmeye gitmek lazım..Gerçekten dayanılmaz şekilde sıcak oluyor..Bizim işlerimiz yazın daha yoğunlaştığı için sıcakta olsa çıkıyoruz..Neyse anlatmak istediğim zaten bu değil..Biz kışın zaten yağmur yağmıyorsa üşümeden dışarıda dolaşabiliyoruz..
Reis dün alçısını yeniletmeye gitti akşamüstü..Veteriner alçının son halini beğenmeyince Uzunbey ve Çağıl onu götürdüler.Yine sesini çıkarmadan durmuş.Bu sefer bayağı sarıp sarmalanmış ayağını yere değdirmeyecek pozisyona sokulmuş..Alçı açıldığında dikişler kontrol edilmiş..Herşey yolunda gözüküyormuş.Tek problem artık iğne yerine antibiyotiğini ağızdan alması gerekiyor..ve Reis bey yemeklerin içine ezip kattığım ilacını hangi yemeğine değdiyse yemeden durmayı başarabiliyor..
Sugibinin son yazılarını okurken yolda karşılaştığı insanları anlatması bir şekilde gözümün önünde canlandı ve eski günler aklıma geldi..Öğrenciyken günde 4 saatimi yolda geçirirdim ben..Burada son zamanlarda arabayı eşim aldığı için genelde minübüsle işe gidiyorum..Oturduğum ev genelde yabancıların oturduğu bir semtte...Bazen ara duraktan bindiğim için hele salı günleri(büyük bir pazarımız var o gün) tüm araba ağzına kadar yabancı dolu oluyor..Kimi ingilizce, kimi türkçe olarak inmek istedikleri yeri söylüyor..Bazılarının arkadaşları kesinlikle türk ..Bunu "müsait yer" demesinden anlıyorsun..Yabancı ama biraz türkçe bilenler "dur lütfen" deyip ayağa kalkıyorlar..İyice yabancılar ya da turistler isteklerini direk ingilizce söylüyorlar..Aralarında bazıları da var ki türkçeyi bilip konuşmayanlar..Ya çekiniyorlar ya da durbakalım bu türk bizim hakkımızda ne diyor diye rengini belli etmeyenler..Normalde baktığınızda bu düşüncelere bozuluyorsunuz ama alışverişte ya da normal yaşantıda onların iyi niyetini ya da yabancılığını kullanmaya kalkan o kadar çok insan var ki bazen siz bile çileden çıkıyorsunuz..Bizim siteyi bir ara bana Almanya dan bol bol çiçekler taşıyan bir Alman komşum, ( bu çiçeklerin akibetini başka bir yazımda anlatırım artık),onların arkadaşı 2 alman aile,ingiliz bir aile ve kadın ingiliz erkek türk olan bir aile şeklinde geriye kalan 3 evle biz türkler oluşturuyorduk.Hayatımızı genelde onlarla paylaşıyoruz..Çocukları türk okullarında okuyanlar da var..Bazen bizim bile keşfetmediğimiz yerel dükkanlarda onları görünce aslında bizim bile bilmediğimiz kültürleri hiç tanıtamadığımızı düşünüyorum..Onları çeken tabiki ülkemizin onların ülkelerine göre daha ucuz olması ama en büyük nedenlerinden birisi de ya da benim tanıdıklarımın çoğu..Değişik kültürler tanıma amaçlı geliyorlar..Bir tane arkadaşım var Joan ..Yine arkadaşım olan başka bir türk ailenin anadolu lisesinde okuyan kızına destek oluyor..Yani cuma akşamları beraber yemek yiyip oyun oynuyorlar..Genelde bir akşam yemeği bedeli olan bu buluşmalardan birinde Joanı Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına götürdük..Gece meydanda bizimle eğlendi, gezdi,dolaştı..Bizim etkinliğimizde bize arkadaş oldu..Bazen çeşitli etkinliklerde beraber olduğumuzda benim en rahatsız olduğum eski kiliselerdeki buluşmalarda(bazen kokteyl ya da özel günler düzenleniyor buralarda)özellikle yıpratılmış duvar resimleri..Sökülen tahrip edilen ibadet yerleri..Şimdi turizm açısından en önemli ve kültürel değerleri oluşturan yerler yani..Keşke zamanında cami yapılsaymış ya da birşekilde koruma altına alınsaymış diye düşünüyorum..Çünkü ülkemizde öyle zenginlikler varki hala bazıları ya toprakaltında ya da kontrolsüz bir biçimde açıkta..Yani istediğiniz gibi gidip tahrip edebilirsiniz..Buralarda bu konularda yazmak istediğim çok şey var.. Zamanla bunları sizlerle paylaşmak istiyorum..Gerçek turizmin kültür ve çevre turizmi olduğuna inanan biri olarak.
Çarşamba, Mart 22, 2006
Renoır (çiçek)..

Bugün Reis daha iyi.Toparlanmaya başladı..
Huzurevinde Şükran Teyzenin resim sergisi açılışı var ve ben gitmek zorundayım..Daha sonra da yeni kurduğumuz derneğin toplantısı var..İlk defa yalnız kalacak..Çağıl 4 te geleceği için 3-4 saat balkonda kalacak..Balkon dediysem üstü tamamen kapalı büyük bir veranda..Kulübeside burda zaten..Yere kilimini serip yiyeceklerini yanına bırakacağım..Komşumda göz kulak olacak..Zaten artık hava güzel olduğu için herkes dışarıda..Önemli olan merdivenlere yaklaşmaması..Kapısını kapatacağım için dışarı çıkamayacaktır..Çünkü balkon yerden 3-4 basamak yüksek..Eskiden balkon kapısını kendi burnuyla açardı ama bugün kapıyı bağlayacağım için öyle bir şansı olmayacak..Reis' in ameliyatı boyunca arayan ve yorum yazan arkadaşlara teşekkür ederim..Oğluş iyileşme yolunda :)
Pazar, Mart 19, 2006
Reis..

Bu bizim şimdiye kadar pek bahsetmeye zaman bulamadığımız köpeğimiz Reis..Daha doğrusu bu resmin aynısı..Bir sürü resmi var ama hepsi diğer bilgisayarda..Buraya geçirmeye zaman bulamadım..Çünkü hem canım sıkkın hem de uğraşacak zamanım yok..Kısaca anlatmaya çalışacağım..Reis bugün bizimle portakal bahçesine ağaç dikmeye gelmişti..Her pazar olduğu gibi yanımızdaydı..Bir ara bahçe telinin altından yola çıktığını gördüm..Daha sonra da geçen motorlardan biri ona çarptı..Pır pır dediğimiz kalitesiz ama hızlı giden motorlar var burada..10-15 çocuk asfaltta hız yapıyorlardı ve bizim tatlı Reis'imize çarptılar..Daha doğrusu bir motorsiklet çarptı..Çocuklar yere düştü ama birşeyleri yok.Reis' in bacağı kırılmış..Biz çocuklara bir şey olmadığını gördüğümüz gibi Reis' i kaptık ve veterinere götürdük..Şansımıza herzaman ona bakan veteriner burada değil..Başka bir yere götürdük..İşten dolayı hepsini tanıyoruz zaten..Film çekildi..Yarın kendi veterineri geliyor ve öğleden sonra ameliyat olacak Reis..Şimdi halının üstüne herzmanki gibi serdiğim kiliminde yatıyor..Ağrıkesici iğne yapıldı..Sesini çıkarmadan yatıyor öyle gözümün önünde..Aslında balkonda kulübesi var..Normal zamanda orada yatıyor ama bu gece ne olur ne olmaz acil bir durum olur diye içeri aldık..Zaten bizde alt katta sabahlayıp yanında olmak istiyoruz..Öyle akıllı ve tatlı ki ona yardım ediyoruz diye film çekilirken bile sesini çıkarmadı..Onun büyüklüğünde bir köpeğin narkozsuz film çekilemeyeceği söyleyen veteriner bile şaşırdı..Şimdi yarın için dua ediyorum..Ameliyatı güzel geçsin ve ayağa kalksın diye..Reis umarım bir an önce iyileşirsin..
Cumartesi, Mart 18, 2006
Çanakkale Kahramanları..

....
Yarımadanın en dar ve en tehlikeli noktası olan Arıburnu cephesinin gerisinde bizim 19. tümenimiz ihtiyatta bulunuyordu.Bunun komutanı genç yarbay Mustafa Kemal idi.Karaya çıkarmayı ve arz ettiği tehlikeyi hissedince kendiliğinden harekete geçti.Tümenin düşmanın eline geçmesi çok tehlikeli bir durum doğuracak olan Kocaçimen tepesi istikametine sevk etti. Bizzat kendisi 57. Alayın başında bu tepenin en şiddetli noktasına yaklaştığı zaman Anzak kolordularının öncüleri tepeye ulaşmışlardı.Kısa bir müddet boğazın en dar noktasını seyredebildiler.Sonra 57. alayın şiddetli bir taaruzuyla geri atıldılar.Çıktıkları sahile sürüldüler ve deniz filosunun himayesine tutunabildiler.Bu hareketiyle Genç Mustafa Kemal boğazı 1. defa kurtarmış oldu.Ya 57. Alay?57. Alay başka türlü bir Alaydı.57. Alaydan Gök kubbeye baki kalan bir hoş sedaydı.57.Alay Çanakkale harbinde tamamen şehit oldu...
...
Tüm Çanakkale Kahramanlarına..Nur İçinde Yatın..
Cuma, Mart 17, 2006

Bu benim Çatı da yaptığım soğuk seramik ..Şu an çerçeveli bir halde büromda asılı..Başka yaptığım soğuk seramikler de var..İlk yaptığımı yine kendime sakladım..Bu üç numara..2 numaralı olan Babama babalar günü hediyesi gitti..Daha sonra Anneme hem eve hem de anaokuluna hediye götürdüm ama Annem ikisini de eve astı..Gözünün önünde dursunmuş..Bu ara yine biraz çalışmaya başladım..Hediye götürmek için 2 tane daha çalışıyorum..Burcu herkese yaptın hani bana diyor :) Burcu ya özel bir şey çalışacağım onun branşıyla ilgili..Burcu nedense hep ev hikayelerini anlatıyor..ama o bir üniversite öğrencisi :)) Sonra da bir tane Çarliye yaparım artık..Önümüzdeki hafta Şükran Teyze huzurevindeki yaşlılarla beraber bir sergi düzenledi..Haftaya çarşamba ordayız kısmetse ve Annemin daha ilk görüşte istediği Şükran Teyzenin boyadığı gemi motifli tabağı Anneme alacağm..Çünkü Annem almamı istedi ..Çünkü onlar huzureviyararına satılacaklar..İşte bizim Şükran Teyzemiz böyle biridir..Gittiği yerlere bambaşka bir hayat verir :))
Bugün H.nin arkadaşı geldi Ankaradan illa beni tanıştırmak istedi..Aslında evdeydim bugün ama atladım gittim..Sahilde çay içip simit yedik ve sohbet ettik.3-4 gün burda olduğu için tanışmaya gittim.Çünkü ben cumartesi günleri önemli bir işim olmazsa çalışmam ve pazar günü ailecek tatil yaparız..Uzunbeyin tek evde olduğu gün olduğu için de programı ona bırakırım..O da genelde dışarı çıkmak ister..Burada dışarı demek gerçekten dışarı anlamına geldiği için biz hafta sonları hava güzelse deniz kenarında oluruz..Mangallarımız kapıp ki uzun zamandır hazır yapılan yerlere takıldık..o koy senin bu koy benim dolaşırız.
Uzun süredir şarap içmediğimi farkettim..Annemleri ve Burcularıda özlediğimi..İstanbula gitmediğimi..Vitrin gezmediğimi..Alışveriş yapmadığımı (şöyle doğru düzgün) Özledim işte..Ne yapayım...
Çarşamba, Mart 15, 2006
ehliyet-ruhsat lütfen..
Sadece festival hazırlıkları bizim komiteye yetmeyince birde dayanışma derneği kuralım dedik..Burada başka derneklerde var ama bizim amacımızda olan yok..Bugün erkenden Uzunbeyle büroya gittim..Çünkü onun devlet kapısında bir işi vardı ve büroda benim kalmam gerekiyordu.Son zamanlarda bende daha çok büroya takılıyorum çünkü ya onu ya da beni orda bulmak istiyor gelenler..O yokken öğlene kadar en az 12-13 kişi ve durumla uğraştım..Öğlen olduğunda bana akşam olmuş gibiydi.Bizim büro 2 katlı üst kat Uzunbeyin alt kat benim alanım..Ama o yokken 2 katı turlayıp durdum bugün..Büroda bizden başka insanlarda var ama iş bizim işimiz olunca herşey bize bakıyor..Öğlen Uzunbey bir yemeği hakettiğimi düşünüp beni yemeğe götürdü..Bir daha büroya dönemedim zaten..Günün geri kalanında dışarıda ki işlerimi yaptım ve 2 saat Çatıya atölyeye bile takıldım H. ile..6.30 du Uzunbey aradı hadi diye..Yarımsaat izin istedim çünkü hem deşarj olmaya ihtiyacım vardı hem de kaç oldu bir seramiğe 3 kere boya vuruyorum yarısı bitmeden telefon geliyor bırakıyorum ama başlarken kuruduğu için silbaştan yapıyorum..Bugün bir kere de bitirmek istedim ama bu seferde acele olduğu için sanki güzel olmadı gibi bir his var içimde..Tabii kurumadan belli olmaz..Yarın bakarız artık..Bu arada telefon açtığında ne yapıyorsun diye Uzunbeye deşarj oluyorum dedim ya çok hoşuna gitmiş..Eve geldiğinde de sık sık tekrarladı benim cümlemi :)
Atölyeden çıktım hava kararmıştı ama hava çok yumuşaktı..Tam gezme havası vardı, o kadar yorgundum ki kendimi arabaya zor attım..Bu arada uzun süredir işlerden dolayı araba onda..Hem yazın buradaki yoğunluktan hem de park problemi olduğundan Uzunbey sonunda motor ehliyeti almaya karar verdi..Daha önce motor kullandı ama kontroller çoğalınca ehliyetsiz diye kaç kere sıfır aldığı motorunu satmıştı.Bu ne demek arabama artık kavuşuyorum demek :))
not : resim Dali' den..
Pazartesi, Mart 13, 2006
pazar kahvaltısı..



Bu pazar cumartesi gecesi yemeğe misafir ağırladığım için yorgundum ve genelde yaptığımız üzere dışarıda kahvaltı etmek üzere arkadaşlarla buluştuk.Bir tepenin yamacında kurulmuş otantik bir mekanda gayet güzel bir kahvaltı ettik, sohbet ettik, gazetemizi okuduk ve Çağılın dershane saatinde onu minübüse bindirdik..Giderken bizim portakal bahçesinden de geçtik ve güzel bir pazar geçirdik..Buranın böyle ilginç yerleri olmasa ne yapardık zaten bilmem..
Perşembe, Mart 09, 2006
Taksim- İstanbul... Benim hatırladığım en eski Taksim kocaman bir ekranın bir binanın üstünde reklam panosu gibi ama yayın yapan bir tv gibi göründüğüydü..ve ben çocukken İstiklal caddesi trafiğe açıktı..Şimdi Esra Akkaya ropörtajını izledim..Bence gerçek suçlu kocası ve Sanem Çelik..Bu saatten sonra ben oturup bir daha aliye izlemem..İzleyemem..O kadar uyuz oldum bu işe yani.Her türlü pislik var..Bir yanda hala kendini sevdiği sandığı bir eşle hayatını geçiren ve aldatılan bir kadın..Defalarca beni aldatıyormusun lafına yok öyle birşey diyen bir erkek..Ama bir yandan da iki kadını idare etme durumu..Sanem Çelik ise hem karısını seninle aldatan evli bir adamın evine git, misafir ol, evli olduğunu bile bile olaya devam et -bazen erkekler evli olduklarını saklıyor ama bu çok açık-adamın karısını beraber tatile yolla, sonra da otur milletin gözü önünde öpüş..E daha ne olsun artık..Sonra da hala özel hayatım de..Yüzsüzlüğün böylesi..Anlamadığım hala basında çıkıp konuşmaya yüz buluyorlar ve kadın programlarında eşi de suçlu diyebiliyor insanlar..Evli olduğun adama inanmak ne zamandır suç oldu..Toplumun b u anlayışı zaten hala kadınları suçlu duruma düşüren..Erkektir yapar..Yok öyle birşey..Aldatmak kadar bu mantığı güden insanların anlayışıda bir çeşit aldatmadır..Kendini aldatma.
Salı, Mart 07, 2006
Bugün yeni arkadaşlarımdan biriyle dışarıdaydık..İş için beraber gezdik..Ona yardımcı olmaya çalışıyorum..Bir ara genç bir hanım peşimden adımla seslendi.. Asortik hanım diye döndüm selam verdim..Herkes beni tanır buralarda.. Size teşekkür ederim tam biz umudumuzu kesip dönecekken bize bu işi bulmamız için gerekli olan fikri verdiniz dedi..Sayenizde burdayım ve mutluyum dedi..Ne güzel.. Çok sevindim..Benim sayemde mutlu olan insanlarla ben daha mutlu oluyorum..İyi ki bu işi yapıyorum..Başka bir işte bu kadar mutlu ve mesut olamazdım herhal :))Yukarıda ki resim biz küçükken pazar sabahları saat 10.00 da başlayan aile filmleri vardı ya ..Bana onları hatırlattı..Ne garip artık pazar sabahları bu saatlerde hep magazin ve ya çocuk programları var..Bir kişininde aklına o eski güzel filmlerden koymak gelmiyor mu ..Ben, olsa seyrederim halen o tür filmleri :)
Havalar ısınmaya başladı buralarda.Pazargününü deniz kenarında iyi bir kahvaltı ederek ve yürüyüşle geçirdik..Döndüğümüzde saat 4 tü..Güzel geçmiş bir haftasonu işe mutlu ve güzel başlamamızı da sağlıyor..
Görüşmek üzere..
Pazartesi, Mart 06, 2006
Bugün ANNEMİN DOĞUMGÜNÜ :))
Sakın geçen yıllar hüzünlendirmesin seni!Aksine yaşadığın ve bize yaşattığın tüm mutluluklar adına gurur duymalısın ve gülümsemelisin hayata…İyi ki varsın! Her şey seninle anlamlı…İyi ki doğdun ANNEM ve nice mutlu yıllara..SENİ SEVİYORUM..O bir öğretmen..
O bir balık burcu..
O eşsiz bir anne..
O bir iyi arkadaş..
O bir anneanne..
O herzaman anlayışlı..
O bir yumuşak kalp ve herzaman sevgi dolu...
Cumartesi, Mart 04, 2006
İstanbul İstanbul olalı...2. bölüm

Barbaros Bulvarı 2. bölüm..Havadan görünüş..Buraya nereden geldik..Herkesin öğrencilik hatıraları vardır.Ben eşim öğrenciyken onunla tanıştım..Yani ben öğrenci değilken o Barbaros Bulvarında fink atıyordu diye yazmam lazım değil mi? Hayır yazmıyorum ..Çünkü o zamanda bu zamanda daha çok onun kızlarla gezdiğini değil de onunla benim gezemediğimi sorun yapardım ben..Yani benim en çok istediğim şey onunla aynı okulda ya da bölümde olmaktı-kesinlikle aynı sınıfta değil çünkü dikkatim dağılırdı-O zamanlar Yıldız da okuduğu için hafta içi tek boş günü olan çarşambaları buluşurduk biz..Hafta sonu da ingilizce kursunda. Zaten orda tanışmıştık..Onun yüzünden ikimizde ingilizceyi iyi öğrenemedik zaten :) Hayatımızda ingilizcenin çok daha büyük anlamları var ama onu zamanla açıklamayı düşünüyorum..Neyse.. İşte o zamanlar fırsat buldukça ama bu fırsat nedense çok az olduğu için onu ve okul arkadaşlarını bir keç kere ziyaret edebilmiştim..Ve aynı okulda olma hayalim nedense gerçekleşemedi bir türlü..Çünkü ben sırf onun yüzünden ona yakın bir okulu İstanbul için yakın bir mesafe sayılmasına rağmen kazandığımda o çoktan iş hayatına atılmıştı..Bizim durumlar ancak seneler sonra denkleşti..Çünkü o üniversite de iken ben lise de..O mezunken ben okulda, o çalışırken ben evkadını olmak zorunda kaldım..Ya da hayat bizi bir türlü aynı ortama sokmadı bir türlü..En sonunda o gerçek işine ara verip benimle beraber bir iş kurdu..Ve o zamandan bu zamana beraber çalışıyoruz..İlk girdiği iş kendi mesleği olan menkul dünyasında olduğu için ve genelde o zamanlar gayrettepe -mecidiyeköy civarında çalıştığı için benim de o civarlarda bilmediğim sokak gezmediğim yer kalmadı tabikii..Çünkü hem bekarken hem de evliyken çıktığımız öğle yemekleri bizde alışkanlık yapmıştı :) Böylece biz beşiktaş-taksim-zincirlikuyu üçgeninde dolandık durduk..Ta ki askere gidene kadar..Askerlik erkekleri değiştiriyor..Kim ne derse desin ben bunu düşünür bunu söylerim..O zamana kadar uğruna herşeyi göze aldığı mesleğine ara vermek istediğini söyleyene kadar onun bu mesleği bırakabileceğini hiç düşünmemiştim aslında..İlk işle ilgili büyük kriz zamanı bir kere konuşmuştuk aslında Akdenize yerleşme hayalini..Ben olabilir emekli olunca neden olmasın gibi birşey söyledim sanırım ya da şimdi hatırlamadığım ama demek ki ona moral veren şeylerdi bunlar..Sonra ben çok çalışmak istediğim için beraber iş yapmaya karar verdik..O da mesleğine ara verecek bana yardım edecek sonra işine geri dönecekti..Gerek ülkenin durumu gerek deprem durumları bizim planlarımızda bayağı büyük değişiklikler yaptı ve biz başladığımız işten kendimiz dahil bütün olasılıklardan dolayı başarısız olduk..Hayal kırıklığımızı gidermek için de köklü bir değişiklik yapmayı uygun gördük..Artık bir şekilde hayatımızı değiştirecektik ve aslında kimsenin kolay kolay göze alamayacağı bir şekilde yeni bir hayata başladık..Ben hayatımda ilk defa 28 yaşında o da kendi işimde çalışmaya başlamış biri olarak atlayıp eşimin bir şekilde 4-5 gün gelip kaldığı bir Akdeniz kasabasına çalışmaya yine kendi işimizi açmaya geldik..Buraya kadar olan hikayemiz işte bu..Bundan sonra ki evreler hayatımın bu ilk yarısı kadar kolay geçmedi tabiki..Bu konuyla ilgili belki ileride bir kitapta yazabilirim..8 sene yazlık-kışlık ve evkadınlığı hikayelerim aslında en az çalışma hayatım kadar renkli..Onları da bir ara yeri geldikçe irdeleriz artık :)

