Cuma, Eylül 11, 2015

Gel...Her şey herkese anlatılmıyor..!

Bu resimleri koyup gitmişim.Gidiş o gidiş. (Bu yazı şehit yazısının  önünden yazılmış bir yazıydı.)Bir şekilde yazın özeti gibi resimler. Sağdaki Ares, soldaki Ateş. Bazı sabahlar ,gündüz çok sıcak olduğundan yürüdük,daha doğrusu onlar her gün yürüyorlar da ben her zaman katılamadım ama yüzdüm. Annemler gittiğinden beri her gün yüzüyorum.Yaklaşık iki aydır.Fırsat buldukça yürüyorum.Merdiven çıkmaya gayret ediyorum.

Onun dışında çok sıcaktı.Yazın temmuz - ağustos gündüz sıcağa sabrı kalmıyor insanın.İşler sakinleşiyor,gelen giden azalıyor.Zaten kriz var, turist yok, yabancı turistler el çekince ülkeden,çok az turizm yapabildik.
Seçimde çok yorulmuşum, az dinlendik.Ülkenin şartlarında yeni bir seçimde çalışacağız.Hazır mıyız..? Biz hazırız da ülke hazır değil.Maddi-manevi...
ERİKA...

Eve iyice alıştık, sessiz sakinliğine daha fazla. Annemler haziran sonu gittiğinden beri tv de açmıyorum.Haberleri internetten izliyorum, gündemi de oradan takip ediyorum.Kışın sabah haber programları için açarım ama böyle iyi geldi bütün yaz.Gece de yatana kadar bahçede oluyoruz.Az olsa da elimde kitap okumaya çalışıyorum,o da iyi geliyor.
Bir ara kaçıp bir gün Marmaris yaptım, kuzenim Berna Datça'da tatildeydi.Onunla Marmaris'te yaşayan ve  yine uzaktan kuzenimiz olan Nilüferle buluştuk.O işe başlayacağı için döndü, bu yüzden uzun görüşemedik ama çocukluğum onunla geçtiğinden ve abla gibi gördüğümden bana iyi geldi :)

Evde bu yaz meyvenin her türüne saldırdım.Yeşil elmaları suların içine atıp atıp kendime meyveli sular yapıp içtim.En çok su içtiğim yazlardan biri oldu, iyi geldi :)
Bu da bahçemize gelen bir misafir.Yengeçler kanallardan çıkıp etrafı keşfe çıktıklarında bu pozu yakaladım.
Soldaki Ateş, babasından bir kafa boyu uzun oldu.Bahçeye iyice alıştılar, yazın sıcak eve girmek istemedi kimsenin canı.Kışın yine geceleri yatak odasında yatmak isteyeceklerine eminim.
Bizim eve yakın olan yürüme alanımız.Sabahları yürüyüp sulara attılar kendilerini her fırsatta.
Asmalar büyüdü.Leyleği havada gördüm o da sezon sonuydu, ama sadece gördüm, bütün yazım Fethiye'de geçti.İki gün Kuşadası yaptık geldim.
Baba oğul aynı yatış, aynı pozları çekip çekip seyrediyorum.
Bu da Erika'mız :) Sabahları evden çıkıyor,akşam geliyor evin delikanlısı.
Çiçeklerim coştu, kaktüsler çiçek açtı, bazıları aşırı sıcaktan yaprakları bozuldu.
Yazım bahçede geçti,geçiyor.Hala geceleri yatana kadar bahçedeyiz.Etraf sessiz, sessizliğe de alıştık. Evin önü toprak yol,yoldan geçen var ama fazla değil. Sokağımız karanlıktı, elektirik direkleri takıldı, lambalar eklendi, şimdi aydınlık.
Bahçede begonviller şimdi boyu aştı. Her gün sulanınca etraf yemyeşil oldu. Eve sardırmaya bile başladık.
Dostlarla kahve keyfi yaptık :)

Ateş su kuşu :))
Arada bitki çayı...
Yürüyüş yaptığımız küçük şelale.
Evin prensi Erika.
Bunlarda kana.. Bu iklime uygun, benimde sevdiklerimden.

Keyfimiz yine yok, etrafta sadece çalışmak olmak için çalışıyoruz, hedeflerimiz belirgin değil.Gelecek karanlık gibi gözükse de bırakmamak lazım.

 Hala çok sıcak,klimalar beni bayağı rahatsız ediyor.Partide işim çok,ağırlıkla gidip geliyorum büro ve parti arasında.Yeni dönemeçler, yeni kararlar alıyorum,yaşıyorum.Bazıları insanlar bazıları olaylar hakkında oluyor.İnsan yazmadıkça uzak kalıyor gerçekten ama bilgi alışverişi için sosyal medya birebir.Bu yüzden buraları bırakmadan devam etmemiz lazım.Şimdi çalışma zamanı...Unutmayın ! İçinde olmadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz.Seyretmeyin gidin çalışın.

Salı, Eylül 08, 2015

#Dağlıca


Bugün gerçekten ne düşüneceğimi, ne hissedeceğimi ve ne söyleyeceğimi şaşırdım. Kötüydüm, onların ailesi kadar değil belki ama bir anne kadar, bir abla kadar ve memleketinin insanını seven bir vatansever kadar.
    "Seydikemer'e bağlı Eşen Mahallesi'nden, Piyade Er Adnan Ergen, Dağlıca saldırısında şehit olmuştur. Şehidimize Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz."  
Bizi de yaktı, Fethiye (Muğla) .... Yarın (bugün) şehit cenazesinde olacak!

Salı, Temmuz 28, 2015

Canımın içi ne güzel kelimedir ..Hem canım hem içim :))

Bu kadar uzun yazamayacağımı bilseydim arada kısa kısa notlar düşerdim. Hayat beklemiyor, devam ederken acı tatlı her şeyi veriyor ortaya. Hastalıklar,acılar, şehitler, seçimler, sonuçlar derken ben kendimi bir türlü blogda bulamadım.Kaç kere açtım kaç kere yazamadım sayısını ben bile bilmiyorum.Yazı yazarken son yazıma bakıp nerede kaldığıma bakarım genelde.Bu sefer bakmaya niyetim yok,çünkü arayı kapatma şansım yok. Olduğu yerden,hissettiklerimden devam ediyorum.Bu kayıtta böyle olacak tarihe...
Seçim zamanı gittik Kelebekler Vadisine...Yukarıdaki manzarada öz çekimler mi yapmadık, çay kahve içtik, bol bol seçim konuştuk :) Seviyorum ben bu çalışmaları..Sonucu ne olursa olsun alan çalışmalarını, insanlarla konuşmayı ve ekip çalışmasını seviyorum :)  

Yazacak şey bol, hangi birinden başlasam bilmiyorum.Uzun zamandır yazmayınca pratiğini kaybediyormuş insan.O zaman şu an nerede yazdığımdan bahsedeyim biraz. Bahçedeyim.Havalar ısındığından beri bahçedeyiz, yemek yiyip oturuyoruz. Ben zaten tv açmıyorum uzun zamandır. Haber dinliyorum,okuyorum.Diğer şeyler gereksiz.Kitap okumaya çalışıyorum.Az okuyabiliyorum ama yine de elimden düşmüyor kitabım.
Bazen sabah bazen de akşamüstü yürüyüşe çıkıyoruz çocuklarla.Ben her zaman katılmıyorum.  Çünkü yüzerek spor yapmaya çalışıyorum. Yürüyüş ekstra oluyor.-Karataş Plajı- Kargı
Bunlar yürüyüşten.
Mutfakta zaman geçirmeyi severim aslında.Bir dönem çok gezenti olduğum içinde gün ikramları konusunda ihtisas yaptım sayılır ama kilo vermeye çalışırken mutfağa olabildiğince girmemeye çalıştığımdan, şimdilik sadece bahçeden çıkanlarla turşu, elma sirkesi, akşamları olabildiğince kolaya kaçılmış sağlıklı yemek, mangal durumları,-malum iki kişiyiz, mangalımızda tüplü- özellikle kahvaltılarda bahçeden domates-biber-peynir yediğimden bu aralar pek işim olmuyor.Mutfak konusunda çok takıntılıyım ben, bardak,çanak,tabak takıntım had safhada. İçki kadehi, likör bardağı, demlik, yumurtalık gibi küçük  koleksiyonlarım var. Gerçi bu eve taşınınca demliklerin çoğuna kaktüs diktim ben :))
Kelebekler Vadisi- Şelale- Faralya
Burası arada yürüyüş yaptığımız Çenger Yolundaki şelale .İnstagramda her paylaştığımda neresi diye sordukları yer. Benim evime de çok yakın.Zaten öyle bir yerdeyim ki  hızlıca karar verip taşındığımız halde sessizliğinden ve geceleri serinliğinden seviyorum. Serinliğinin tek sebebi de etrafındaki ağaçlar. Eski bir şehirli olarak diyorum ki kadınlar gerilla bahçıvanlığı yapıp şehirlerde boş alan bırakmamalı...Bu işi erkeklere bırakmayalım. Bulduğunuz her boş yere ağaç dikin!
Bunlar haziranda bahçeden çıkanlardan. Bahçe işleri Uzunbey'in . Benim hem zamanım yok hem de hazırı daha güzel.O uğraşıp dikiyor, bakıyor,suluyor ben sadece koparıp yiyiyorum.
Doğum günüme özel hediyelerimden..
Çenger Yolundaki Şelale.
Suya sokmadan onları gelmiyoruz.
Bu da tekne turundan...

Şovalye Adası..
Çalış Kanalı
Merkeze giden tekneler buradan kalkıyor..
Resimler karışık düşünce konuda böyle karışık oldu :) Bu yazılık idareten yazıyorum.Yoksa bir yazı göndermeden ay bitecek.-Benim veranda.Devamlı buradayız.Gece ,gündüz, yemekte, oturmada, misafir varken.
Yine bahçe mahsülleri.
Erika
Saklıkent - Annemler bendeyken.
Saklıkentte kahve.
Yörük Müzesi klasiği :)) Yörük Müzesi.
Bu kahvede çarşıdan. Orange Cafe.
Erika

Nif kirazı. Fethiyenin çok güzel kirazı var ve bu mahallede-köyünde- yetişiyor. Yaylası aynı zamanda.
Bu iki sevgili yolda bize yakalandı yürüyüşe giderken.Biraz çekip onları rahat bıraktık.
Ares ve Ateş.. Karataş Plajında.
Ares..
Tatil evi..Kayaköy
Erika
Ev hediyesi.. Annemin kuzeni yapmış .Kurdele işi örtü.
oky garden -yanıklar Kahvaltı için sık sık gidiyoruz.
Normalde at çiftliği..
Erika'nın yatak keyfi.
Bahçeden ...







Tavşanlarımız da var.Söylemiş miydim..? :)

Ares ve Ateş
Renk cafe waffle - çarşıda,tavsiye ederim.Karşımdaki Çağıl :))
Erika..

Karataş Plajından Fethiye ve Şovalye adası manzarası.

Uykuya yenik düşmeden yazıyı kapıyorum.Nice yazılara .. Şimdilik bu kadar.