Bazen, kendine gelebilmek için başkalarından gitmen gerek der Bukowski, ve ekler “uzaklaşmak özgürlüktür”
Çarşamba, Haziran 12, 2019
Pazar, Haziran 09, 2019
Bazen hayat seni alıp başka bir yere koyar.Ve der ki; Burdan devam et.!... *
Her ne kadar instagram küçük bloglar gibi olmuşsa da buradan kopmak mümkün değil. Bu fotoğraflardan bazılarını instagrama da koydum. Yine de buraya yazmak istiyorum.Bir ara bazılarınızı okudum ve takip ettim sadece.Yazmak için vakit yaratamadım. Özellikle sağlık sebepleri yüzünden uzaktayken.Fethiye' ya yerleşeli tam olarak 19 sene oldu.Sadece geçen kışı buradan uzakta geçirdim ve burayı seviyorum. İstanbul gerçekten bazen bıkkınlık verecek kadar başkalaşmış, başka bir şey olmuş. Yine de memleketim ve seviyorum ama oraya gelenler kendilerine çevirmiş.Basit,anlaşılmaz ve sıradan görünüyor her şey. Biz çocukken her şeye hayranlık duyardık. Dokunmaya korkardık.Bize ilginç gelene saygı gösterirdik.
Şimdi ise benim olmayan ölsün mantığı var. Ben kullanmıyorsam kimse kullanmasın.ben oturmuyorsam kimse oturmasın.Ben yaşamıyorsam kimse yaşamasın. Umarım bu seçimlerde "23 haziran " değişen başkanla beraber düzen de fikirlerde, İstanbul'da bir değişime girer. Ben ? Oyumu kullanmaya gideceğim buradan bir otobüs insanla...Parti kaldırıyor otobüsü... Seçimden sonra döneceğim.
Eski yazılar gibi olsun dedim ve çok resim koydum.Bunlar benim değişik senelerde edindiğim cd ler. Sadece yabancı ve klasik müzik olanlar.Çok sevdiklerim diyelim.Diğerleri arabada ve ofislerde kalmış,kaybetmişim..
Bugün bazılarını çaldım. Bazılarını ayırdım. 2. el satış sayfamız var, oraya koyacağım. İnstagramda. AsortikBahçe Bu ismi Burcu koydu. İnternet ismimi yani.. ama benim adımı başka ve alakası olmayan biri aldığı için ben AsortikBahçe demek zorunda kaldım. Gören şikayet etsin lütfen.Çünkü yazmama rağmen ismimi bırakmadı hayırsız.
Kaktüslerim ben yokken çiçek açmış.
Ateş, ben yokken iyi idare etti. Ameliyata giderken bile hep onu düşündüm ne yapacak diye...
geldiğimde kaktüsler çiçek açmıştı...
#zakkum
#kaktüs
#fatmagül #hatmi
Kışın en çok yağmur yağarken açtığım tüllerden görünen yağmuru seyretmeyi özledim İstanbulda...
Bugün bu kitaba başladım: Haldun TANER Eski ve anılar dolu olması beni ikna etti...
Annem bunları niye çektin dedi.İnternette paylaşacağım dedim :)
Begonvil ve veranda.
Bugünkü cd ler.
Bunlar klasik müzik...Sevdiklerimi almıştım.
Bugün çaldım,çok güzel. Favorilerimden.
Bunlar saklanacak, çok güzel...
Bir ara tüm James Bond Filmlerini izlemiştim,seri olarak... Bunlarda müzikleri.
Klasikler...
Bahçe halleri. En çok bahçede iş var. Az az başladım.
Bu hatmileri -Trakya'da Fatmagül. Anneannemin bahçesinden getirdiğim tohumlardan yetiştirdim. Annem ilk tohumları Demirköy'den toplamış.
Bu da Büykçekmeceden annemin Mum çiçeği.. Cins adı Hoya. Çok güzel kokular salan bir çiçek.
Veranda manzaraları
Annem domates sosu yaptı ,gitmeden.Yağları koyup en son kapağı ben kapattım. Arabayla giderken kışın çekmeceye götüreceğim.

Bunlarda kullandığım ürünler... Çörekotu yağı, İngiliz Karbonatı,Pekmez, AgaveŞurubu, Propolis- Arı sütü-
Ateş' i her sabah ve her akşam gezdiriyorum. İkibin adımdan 4 bin adım.Annemin adım ölçeri ile hesapladık. Bol hareket etmemiz gerekiyor. Bir kaç gündr yüzemiyorum üşütmeyeyim diye...
Benim verandadan Babadağ ve Mendos görüntüsü bir başka.
İyi bayramlar diye yazdığım ve salonumda çok sevdiğim yağlıboya tablo.
Bahçede çok iş var. Sıcak olmayan zamanlarda çalışıyorum.Birkaç fidan dikti annem. Bende onları sulayıp, bakıyorum. Evde dinleniyorum.
İnternette ve blogda bana verdiğiniz umut ve destek için teşekkür ederim.Bu hstlık boyunca farkettim ki hayatta hep güel insanlar biriktirmişim. İyi ki varsınız ve iyi ki varım :)
Buün en sevdiklerimden gidiyorsak sanırım bu ilk beşte... https://www.youtube.com/watch?
v=dkQW0v_fyLM
*Başlık : Cemal Süreya
Pazartesi, Haziran 03, 2019
Günaydınım, Narçiçeğim, Sevdiğim...
NAR ÇİÇEĞİ VE HİKAYESİ.....
Efsaneye göre Cihangir Hanlığı'nın genç Prensi Salim Şah, birgün raksını görüp hayran kaldığı, Anarkali isimli genç ve güzel rakkaseye aşık olur. Zaman geçer ve Prens Salim Şah gönlünü çelen bu güzel rakkase ile evlenmek ister. Kurallar ise farklı.. Bir prensin halktan bir kızla evlenmesi yasak, hele bir rakkase ile evlenemesi akıldan bile geçmemesi gereken bir düşüncedir.
Zamanla bu aşk yasağa rağmen büyür, iyice alevlenir. Bütün Hanlığı sarar Anarkali ile Salim Şahın aşkı ağızdan ağıza anlatılır. Bu hâl prensin babası olan Han Akbar tarafında ise büyük bir rahatsızlık yaratır. Aşıkların birbirini görmesi yasaklanır.
Ama ferman dinlemeyen gönül, burada da ferman dinlemez Aşıkların ilişkisi sürer gider. Aşk hükmünü sürdürür. Efsane aşk iyice dillenir. Civar hanlıklara da yayılır. Bununla başedemiyeceğini anlayan Akbar Han çareyi sevdalıları ayırmada bulur.
Çözüm çok zalimcedir. Güzel Rakkase Anarkali ibret için kentin ortasında yapılan, pencesi olmayan dört duvardan ibaret dar bir odaya hapsedilir. Arkasından giriş kapısı da duvarla örülüp kapatılır. Ölüme terkediştir bu..
Prens şaşkın ve çaresiz, bu aşkı efsaneleştiren şehir halkı ise ağlamaklıdır. Her gün gelip bu hücrenin önünde, Hanın insafa gelip güzel Anarkali'yi affetmesini bekler. Bir müddet sonra umutlar kesilir. Artık duvarlar yıkılsa da güzeller güzeli Anarkali'nın sağ çıkma ihtimali yoktur. Halk yavaş yavaş çekilir. Bekleme duvarının önü boşalır. Ama Aşk mecnunu prens ,maşukunun çevresindedir hep. Gönüldeki sevda ve sevilen ölmemiştir. Gözleri kapının örüldüğü duvarda sesiz bir tevekkül ile beklemededir.
Mevsimler geçer bahar olur, tabiat canlanır. Bir gün o taş duvarda da bir kıpırtı başlar. Prensin gözünü hiç ayırmadığı o duvarda güzel Anarkali'nın girdiği kapının taş örgüleri arasından ince zarif bir dal filizlenmiştir. Bunu duyan halk tekrar toplanmaya ve hergün bu hayat izini izlemeye başlar.
Günler geçtikce yeni dallar ,yeni filizler çıkar o taşın bağrından ve tüm dallar tomurcuklarla yüklüdür, çiçek açacaktır aşk.
Bir sabah duvarın önüne gelenler. Duvarın baştanbaşa kırmızı nar çiçekleriyle kaplı olduğunu görürler. Hayranlık veren bir güzellik vardır. Adeta Güzel Anarkali'nin tüm güzelliği narçiçeklerindedir. Bir gecede bütün narçiçekleri açmıştır. Mevsimler boyu orada aşkın umuduyla bekleyen prens ise duvara yaslanmış Narçiçekleri arasında mutlu bir ifade ile ruhunu teslim etmiştir.. Aşk çiçekleri açmış aşıkın kalbi ise Anarkali'nin güzelliğini seyrettiği o çiçeklerin ihtişamına dayanamamıştır. Sevdalarıyla birlikte maşukunun yanındadır artık. Rivayet şu ki; O güzelim ateş rengi nar çiçeklerinin çıkış yeri Güzeller Güzeli Anarkali nin aşk dolu kalbidir. Taşları delip sevdiğine kendini göstermiştir...
Foto...
Münevver Yörük
Not: Anarkali hint dilinde nar çiçeği demektir.
#Naftalin Kokulu Zamanlar
Günaydınım nar çiçeğim şarkısı bu efsaneden yola çıkılarak yazılmış..
-Alıntı-
Herkese iyi bayramlar :)
Bu yazı babama adanmıştır.
Cumartesi, Mayıs 25, 2019
İnsan sevdimiydi buna bir çare düşünmeli...*
Perşembe, Mayıs 16, 2019
Yaban Asması - Clematis
Senelerdir bahçemde bir Clematis açtıramadım ne yazık ki. O kadar eskiden beri olsun istemişim ki evim değişmiş, bahçem değişmiş, hayatım değişmiş ama bir clematis (yaban asması) sahibi olamamışım :(
Çarşamba, Mayıs 15, 2019
Günü yaşamak...
On ay sonunda Fethiyedeyim.Evimi, köpeğimi buraları çok özlemişim. Ateş beni görünce , bana zarar vermeden atladı, zıpladı. Beraberce sevindik. Artık köpek resimlerine bakamıyordum o derece özlemiştim onu.
Çiçeklerim fena durumda değil. İdare etmişler. Bazıları çok büyümüş, kaktüs olmasalar nasıl olurdu bilmem.
Hep hayatta yılanlara rastlayacak halim yok. Bu sefer bahçede küçük bir su yılanı buldum. Faraşla evin karşısındaki alana gönderdim :) Düşmesin diye resim çekemedim. Düşürmekten korktum. Çok tatlıydı 😊 Dayımı çağırıp ona sordum. Su yılanı dedi. Yoksa ben ayırtedebilecek kadar bilmiyorum. Her canlının küçüğü güzel diyeceğim..
Buraya annem ve dayımla geldim. Bugün ancak akşamüstü girip dutların tadına bakabildik. Ağaç yıkılıyor. İnsanın bahçesinin olması çok güzel bir şey. İstanbul’dayken en çok bahçemde oturmayı özledim. Hele hava güzelken.
Tedavi sırasında ve şimdi genelde çok limon yemeğe çalışıyorum. Limonlu çay içiyorum. Suya da limon sıkmaya ve ara sıra şekersiz limonata yapıp içine İngiliz karbonatı atıyorum. Vücudun ph oranı için. Umarım faydası oluyordur. Limon çok faydalı ama nereyi okusam karşıma limon çıktı. O yüzden bazen kalın kabuklu limonları yiyiyorum.
Saçlar için de en çok çörekotu yağını öneriyorum. Ben kemoterapi bitimi her gün 3-4 damla bir kaşık pekmezin içine damlatıp yedim. Çok faydası olduğuna inanıyorum.
Bahçede meyveler büyümeye başlamış.Yavaş yavaş evi ve bahçeyi toparlamaya başladık.Bugün daha rüya gibiydi, evime döndüğüme inanamadım. Yaşamak güzelşey, bu yüzden küçük sorunlara takılmadan yaşamak lazım hayatı. Etrafımda salak şeylere üzülenleri gördükçe içimden bazen müdahale etmek geliyor. Uğraştığın şeyin hiç önemi yok aslında demek. Günü yaşamak gerek. O yüzden günü yaşayın. Günü yaşayacak insanlarınız olsun etrafınızda. Sizi bırakmayacak ve size değer verecek. Diğerlerini silin.
Onlar sadece kendilerini düşünür çünkü. Sadece kendi çıkarlarını...
Cuma, Mayıs 10, 2019
Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı... *
Bugün benim doğum günüm. Artık güzel haberler duymak ve vermek istiyorum. Yeni başlangıçlar yapmak ve güzel zamanlar geçirmek. Sevmek, sevilmek ...
Saçlarım ve kaşlarım artık çıktı, Ocak ayında son kemoterapiyi aldım. Artık üç aylık kontrollerdeyim. Babasız hayat çok zormuş, alışmak da mümkün değilmiş. O evdeymiş ya da yanıbaşımdaymış gibi düşünüyorum yoksa başa çıkmak zor geliyor. Artık üzülmek istemiyorum. Üzenlerden de korumak istiyorum kendimi. Eğer yapabilirsem. Ben sevdiklerime her zaman dört elle sarıldım. Bazıları hakettiler ya da hor gördüler ki üzdüler. Üzülmek çare olmuyormuş. Bu yüzden geçmiş hesapları bir yere koydum. Şimdi sadece yaşıyorum. Yaşamaya çalışıyorum. Bazıları haketmedikleri kadar sevilmişler, yanımda, kalbimde taşıdıklarından pişman değilim ama bir şekilde hayatın bu eşitliği bize hissettirmeden yapacağını düşünüyorum. Kimsenin ahı kimsede kalmıyor. Bunu en çok hastane de gördüm ve sırayla herkesin yaşanmışlıkları olacak. Onlarda yaşayacak. Bu yüzden hesaplaşmaları bıraktım. Onları hayata teslim ettim. Sadece sevmeye açığım, diğerlerini suya bıraktım.
Artık annemle yaşıyorum. İnsanın annesiyle yaşaması onu kaç yaşında olursa olsun çocuklaştırıyor. Yani güzel bir şey. O beni hastalığım süresince hiç yanlız bırakmadı. Ben yaşadığım süre içerisinde çok güzel insanlar biriktirmişim. Ailem beni hiç yanlız bırakmadı. Kardeş güzel bir şeymiş. Bu dönemde yaşadıklarım bana şunu öğretti. Benim iyi ki kardeşlerim varmış, benim güzel bir ailem varmış, ben şanslı biriymişim. Hiç yüzünü görmediğim seneler önce ayrıldığım dostlarım aradı, ayda bir yaşıyormuyum diye yoklayanlar, on günde bir arayanlar, babamı ayrı takip beni ayrı takip edenler, Uzaktan ziyaretime gelenler, küstüklerim bile aradı.. Sordu, beni hiç yalnız bırakmadılar. Lise arkadaşlarım burada, komşularımız burada, sevgi dolu günler yaşadım. Blog arkadaşlarım da İnstagram ve Facebook tan yazıp durdular. Bu yüzden kendimi çok mutlu hissediyorum. Aynı bugün olduğu gibi.. Ayrı ayrı kutlamalarla günü geçiriyoruz.
Yakında Fethiye yollarına düşüyorum. Evime dönüp biraz tatil yapacağım, dinleneceğiz biraz annemle. Sonra gelip oy kullanacağız :) Doğum günümü kutlayan, arayan soran herkese ayrı ayrı teşekkür ettim bugün ve çocuğum iyi ki varsın. İyi ki böyle bir aileye sahibim. Sevdiklerimin sevgileri yeter. Sevmeyenlerinde canı sağolsun.
Herşey çok güzel olacak :) deyip gelecek güzel günleri davet ediyorum. Dilimde güzel kelimeler gelecek güzel günlere merhaba... 😃
*Başlık: Cemal Süreya
Cuma, Mart 22, 2019
Çarşamba, Mart 13, 2019
Esmer yüzlü akşamı dinledim yine sensiz
1 Mart’ta instagramda şöyle yazmışım... @caglaercen
Bugün babamın gitmesinin 40. Günü.. Öldü demekle ölmüyor işte. Her geçen gün Dünya kazık kakıyor insanın kalbine.Her şey var o yok diye. İnsanın vücuduna girmiş bir hançer gibi kanırtıyor, deşiyor. Bakıyorsun, yaşıyorsun ama herşey senin içinde. Anlatılmaz yokluğu zaten. Bu sabah evde 2 tane olupta sırf ben seviyorum diye aldığı mavi ceviz kıracağıyla ceviz kırdı annem. O ağladı ben ağladım. Onu özleyince gidip odasında oturup eşyalarını elliyorum. Onun kıyafetlerini giyiyorum bazen. Onun sevdiği insanları daha çok sevmeye başladım ve tuttuğu takımı. Resimlerine bazen bakabiliyorum daha. Şarkı dinleyemiyorum. Başkasıyla konuşmak bile onu paylaşmak geliyor, yapamıyorum. Eve gelen herkese kahve yapmak istiyorum çok sevdiği için ve gözlüklerini bile saklamak istiyorum, atamıyorum. #babam
Yarın 52’si... Hala ağlamadan şarkı dinleyemiyorum.
Menekşelendi Sular
Menekşelendi sular, sular menekşelendi
Esmer yüzlü akşamı dinledim yine sensiz
Leylak pırıltılarla bahçeler gölgelendi
İnledi yine bülbül, olmazmış gül dikensiz
Esmer yüzlü akşamı dinledim yine sensiz
Leylak pırıltılarla bahçeler gölgelendi
İnledi yine bülbül, olmazmış gül dikensiz
Dikensiz gül olmazmış
Çilesiz bülbül ayşe
Her kuş bülbül olmazmış
Her çiçek de gül ayşe
Çilesiz bülbül ayşe
Her kuş bülbül olmazmış
Her çiçek de gül ayşe
Ne bülbül gülü sevdi seni sevdiğim kadar
Ne böyle seven gönül, ne de senden güzel var
İçli bir özleyişle bırak beni yanayım
Gözlerinde gördüğüm rüyama inanayım
Ne böyle seven gönül, ne de senden güzel var
İçli bir özleyişle bırak beni yanayım
Gözlerinde gördüğüm rüyama inanayım
Dikensiz gül olmazmış
Çilesiz gönül ayşe
Her kuş bülbül olmazmış
Her çiçek de gül ayşe
Çilesiz gönül ayşe
Her kuş bülbül olmazmış
Her çiçek de gül ayşe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















































