Cumartesi, Nisan 18, 2009

Asma yaprağı yemeği :))

Bir yerlerde asma yapraklı bir tarif duymuştum ( asma yaprağında birşey,neydi ..? ) Bugün canım nasıl istedi anlatamam. Ne yazık ki tarifi hatırlamıyorum bile.Dinlerken kesin aklım başka yerdeydi :P Hatırlayamıyorum işte.Yoksa yarın pazardan alıp yapacaktım. Canım istedi , sonra da kızdım kendime.. İnsan tarifini hatırladığı bir şey ister, hatta yapıp getirilecek bir şey .. Nerden aklıma geldiyse ,nasıl canım istediyse, bilmiyorum, anlatılırken de çok özenmiştim ben, keşke burada yapsalar demiştim :) oysa kolay kolay özenmem ben hiçbir şeye.. :) Ben bugün balkona hazırladım sofrayı, tavuk etli Hünkar Beğendi yaptım.Havanın keyfini çıkardım(k) Tek pişmanlığım şarap açmamak oldu,onu da şimdi yapacağım :) Yazı bittiği gibi,hatta bitmeden gidip şarabımı alacağım.. (Bir kadeh şarap ve bir parça otlu peynir aldım)



Yukarıdaki resmi ilk gördüğümde aklıma gelen asma yaprakları oldu, sonra da ileride organik şarap yapma isteğim :) İleride öyle bir yerde asma yetiştirip şarap yapabilirim, istiyorum, hem de çok.



Hala yazdan yaptığım vişne likörünün votkalı vişnelerini attırıyorum ağzıma arada bir..Annemle Babama da yapmıştım.Onlarda çok sevmişler, Annem tarifini aldı, bu yaz yapacakmış.Ben de yine yapacağım,bu sefer daha çok :) Vişnelerini de yine saklayıp keyfini çıkara çıkara yiyeceğim kışın .. Özledim, allahtan bitmedi vişneler..

Yemekten sonra bilgisayara oturup kendime şarkılar buldum, müzik dinlemek beni aynı bahçeye çıkmak kadar dinlendiriyor çünkü..

Önce Şebnemden.. (Linkleri sağ tıkla yeni sekmede açarsanız yazıya dönmek sorun olmaz) başladım, sonra Erkin Koray' la devam ettim. Yine Şebnem ve Teoman,

sonra Aklımın İplerini Saldım, Yüksek Sadakat.Ben bu grubun "şimdi üstümüzden bir kuş geçer" şarkısını da çok seviyorum ama daha önce ona link vermiştim.

Kafile 'ye takıldım, bunu da dinledim bayıldım..


Çocukken de severdim.. Sonra bunları da buldum..
Gönlüm senden vazgeçmeyecek
Bir garip aşk bestesiyim

Sonra Yüksek Sadakata yine takıldım..






Gidiyorum buralardan..

En son bununla final yaptım.Biraz sonra yazıyı kapatıp son bir bloğa bakıp yatarım artık.Bugün sadece balkondaki masamın üstündeki çiçekleri toparladım,saksılarını değiştirdim,toprak ekledim.Bir yandan da üstünü toparlanmış oldum.Artık havalar ve işler müsait oldukça balkondayım :)

Yarın bahçede düzenlenecek saksılar ve İstanbuldan aldığım Dahlia yumruları var dikilecek.. E biraz da balkon keyfi :) Artık kitap mı okurum, yeni kaktüslerime mi bakarım bilmiyorum.

Dün sinemaya gittik Gülderen ile.. Milyoner' e..Film bitti çıkamadık sinemadan ,uzun süredir bu kadar etkileyici bir film seyretmemiştim.. Sonra kahve içtik beraber ,filmi konuştuk.. Geçen gece seyrettiğim kehanet de güzeldi , konusu iyiydi ama milyoner gerçekten oscarı haketmiş.
Bugün evdeyim.. Bahçeye çıkmak istiyorum.Uzun zamandır ne balkon ne bahçe çıkamadım.Gelecek hafta yine yoğun geçecek bu yüzden biraz bahçe işlerimi yoluna koymalıyım.
Hayat hep fotoğraflardaki gibi geçmiyor.Dün biraz canım sıkıldı,üzüldüm,sinirlendim..Böyle zamanlarda tansiyonum çıkıyor.Hiçbirşey yapmıyor sadece başım biraz ağrıyor ve midem bulanıyor bundan anlıyorum.Birde normalde çıkınca dinlenirsin , tekrar ölçersin..Benim ki dinlenip sakinleştikçe daha da çıkıyor.Boğayım ya :) Ondan sanırım. Neyse dün allahtan çabuk indi. Evde tansiyon aletim var, şüphelendiğimde hemen ölçüyorum.
13.6-7.5 1. ölçüm ( sakindim,dinlenmeye başladım,su içtim, dinlendim..)
14.8-7.9 2. ölçüm ( ben sakin olsamda içim sakin değil demek ki)
12.4-7.00 3. ölçüm (ancak indi )
Komik ama gerçek, geçen bahar bir gece 15.00 gördüm.bende hiç tepki yok.gayet normalim..dinlenmeye çalıştım , az limonlu su içtim, sabah bir ölçtüm 17.00 .acile gittik sabah.. bana neyiniz var dediler..tansiyonum çıktı dedim,oturdum yatağa.. sabah sabah hastalık hastası ,nerden buldu bizi der gibi bir bakış. hemşire ölçtü,dr. bakıyor,inanamadı,ikinciye ölçtü..dr.a söyleyemedi.. tansiyon hastasımısınız..? ,değilim dedim.ilacınız var mı dedi,yok ,kullanmıyorum.sadece çok sinirlendiğimde ya da üzüldüğümde çıkıyor,diğer zamanlar her zaman böyle değil, diyemedim. . Dil altı hapı aldım,dinlendirdiler beni yine çıktı, sonra tuvalete falan gidiyorsun 3. ye gidiyorsun,hatırlamıyorum o kısmı neyse öğlene doğru ancak sakinleştim.Biliyorum böyle yapmamam lazım ama engel olamıyorum, bağırıp çağırmakta beni rahatlatmıyor ki ,kolay sinirlenmiyorum her zaman ama sinirlenince de kolay sakinleşemiyorum ve unutmuyorum..Unutamıyorum.
... ... ...
Şu şiir yine cuk oturmuş.. Sanki beni dinlemişte yazmış. Hayatın Ortasında yine coşmuş :)

Mine Hanıma..

Şimdi ben gerek ailem gerekse kendi ailem tarafından çok güzel hediyeler alınan , arkadaşları tarafından şımartılacak kadar çok sevilen ve kollanan biriyim.Bu konuda yani insanlar konusunda şanslı olduğumu düşünürüm hep,yani benim işlerim kötü de gitse etrafımdaki insanlar hiçbir zaman beni yalnız bırakmamışlardır. Bu öyle bir duygu ki bazen bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüp ,Allaha şükrederim.Beni önemseyen ve seven insanlarım olduğu için.Bu benim için önemli bir kavram ve hep dostlarım,arkadaşlarım,akrabalarım çevremde olmuştur. Şimdi geçenlerde öyle bir mail aldım ki bunun sadece yaşadığım çevre de değil,internette de böyle olduğunu anladım.. Burada anlatmak istediğim bana hediye gelen bir kaç çeşit çiçekten değil sevincim..Burda anlatmak istediğim bazı insanlar aslında o kadar kibar ve o kadar nazikler ki gönderdikleri bir kargo ile insana kendini dünyanın en şanslı kişisi olarak hissettirmeyi biliyorlar..

Şimdi burada gördüğünüz ürünler ve daha çok çiçekler, özellikle kaktüslerden(sukulent) Lithops, benim tohumdan üretmeye çalıştığım..ama çok zor olduğu için başaramadığım ve çok zor büyüyen sabır isteyen bir bitki. Bu nasıl empatidir ki lithops kelimesini duyduğumda daha beni kendimden geçirdi ve mutlu etti anlatamam.Bu kargo o kadar özen gösterilmiş ve düşünülmüş bir hediyeydi ki içinde Ares'e bile pay biçilmişti :)

Kendisine buradan beni düşünüp ,böyle güzel hediyelere beni boğduğu için Mine Flora'nın sahibi Mine Hanım'a sevgilerimi yolluyorum. Yazdığı o samimi nota teşekkürlerimi sunuyorum. Beni düşünerek derlediği o güzel kaktüslere ve böcek yiyen ( nasılda merak ettiğim ve edinmek istediğim bir bitki idi anlatamam, seçimi beni şaşırttı, yani beni okuyor biliyorum ama bu kadar mı doğru seçim olur türlerde ! bilemiyorum) üstüne yazdığı notlara, ve küçük kabındaki o şirin şeye :) bayıldım.. Uzunbey beni bu kadar sevindiren bir pakete ve heyecandan açışıma tanık oldu ve seyretti, kıskanmışta olabilir laf aramızda :))


İşte Lithops'lar..

Bu da böcek yiyen güzellik :)) Eskiden hayat ansiklopedileri vardı , o zamandan beri bu güzelliklerin hastasıyım ama fırsat olmamıştı.. Ünlü bir sitede bilgileri var ama son zamanlarda ben giremiyorum pek.Hatta orada da adres (Mine Flora), size çıkıyor gördüğüm kadarıyla bu türde :)

Bu da öyle sevimli ki bu kap ona çok yakışmış :)


Kargonun ikinci paketi süper enteresan geldi bana.. Doğal sabun yaptığınızı bilmiyordum..Hatta sığla yağını buradan aldığınızı :))

Bir daha ki gelişinizde mutlaka bekliyorum..
doğal sabunlar

Ares için :)


Tekrar teşekkür ederim..

Perşembe, Nisan 16, 2009

İlle de SEN :))


Biraz geç kaldım,gönül dün bu resmi koymak istedi,hatta yazdım ama dışarı çıkmam gerekiyordu ve yazıyı kaybettim. Yazı da Atatürk'ün babamın teyzesine hediye ettiği Teşkilat-ı Esasiye Kitabını şahsen imzaladığını ve Cumhuriyetin ilk yıllarında gönüllü öğretmenlik yapan kişilere hediye ettiği anlatıyordum.Babamın teyzesinin çocuğu olmadığından kitabı babama , o da bana emanet etti.. Bende kopyaladım ama şu an yanımda yok, daha sonra paylaşacağım..
Bir kaç gündür yoğunum, gönüllü işlerim yüzünden, yoksa işler sakin.Oysa bu dönemde bizim koşturmamız gerekir.Bu bölgede herkesin morali bozuk, turizm kötü,iş yok hatta umutlar da bazı insanların gereksiz politikaları yüzünden tükenmek üzere.Etrafta nakit para bulmak bir dert, eskiden senetler havada uçuşurdu ,millet ödeyemediği senetler ve çekler yüzünden hapse girmeye başladığından beri kimse çek, senet vermek istemiyor. Aynen eldekilerle tesisler açılacak, artık birileri turizm için gelirse para kazanılacak yoksa oturup birbirimize eski turizm hikayeleri anlatacağız.
Antalya' dan haberler kötü, daha seçimin ertesi gün devlet desteği gitmiş,kapalı dükkan sayısı % 50 lerden % 70 lere fırlamış.Hala kriz yok mu..? Ya da bu krizi Dünya krizi sananlara artık söyleyecek laf bulamıyorum.. Yalnız merak ettiğim bir şey var, turizmci adam çok kötü bir şey olmadan devlete sırtını dönmez, bir şey olmuş orda ve o tavır alınmış.Cezası büyük olabilir ama kendi kanaatleridir,taktir ediyorum.Demek ki hala birileri PARAYA ve ÇIKARA DUR! diyebilecek karakterde .. Antalyalıları severdim,şimdi daha bir sevdim.Artık çevremde gerçekten prensip sahibi ve ne olursa olsun kendi düşüncelerini uygulayan insanlar görmek istiyorum..
( "Kamuoyu muhteşem bir şekilde hoşgörülüdür. Herşeyi affeder, deha hariç..." Oscar Wilde.
Bugün arkadaşım göndermiş..okudum..Çok güzeldi.Teşekkürler Ercan.)
Not: Şu an canlı yayında Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turnuvası Marmaris-Fethiye etabı TRT 1 de.. 17.00

Salı, Nisan 14, 2009

Önce İstanbul günleri bitsin..

Geldiğimden beri İstanbul fotoğraflarının tamamını koymayı düşündüm .Yapabildim mi ..? Hayır. Annemle Babam da Çanakkale'den bakmışlar, yoklar.Çünkü ancak bugün hem yazı yazdım işte hem de resimleri koydum.Resim değil aslında fotoğraf.Ağız alışkanlığı işte, tıpkı Kırkyamalara patchwork der gibi..Doğrusu Kırkyama.Kırkyama dememiz lazım :)



Bu fotoğraflar aslında benim köprüden servise bindiğim Alibeyköy tesislerine kadar , hatta Büyükçekmeceye kadar çektiklerimden..Ben hepsini koymadım artık,hem sizi bıktırmamak adına hem de ben de sıkıldım sanırım :)




Servisten "Devebağırtan Yokuşu" ndan (Osmanlı zamanında develer tepenin aşırı eğik olmasından zorlanarak çıkarmış, ve durmadan bağırırlarmış,Çatalcadaki büyükler anlatırdı..)çektiğim Büyükçekmece fotoğrafları.. Şöför bana neden çekiyorsunuz dedi.Ben de hem internette kullanıyorum hem de burası benim memleketim ,özlüyorum dedim. Biz çocukken buraları böyle değildi dedim..O da bana bayağı olmuş o zaman gibi bir şey söyledi :P Allahın kırosu 1987 den beri İstanbuldaymışsın, hiç değilse konuşmanı düzeltseydin bana laf sokacağına demedim.O kadar kötü konuşuyordu ki onun gibilerin ortamında çok fazla olduklarını düşündüm. Küçümsediğimden değil sadece kendini yetiştirmek sadece para kazanıp 3 odalı bir ev kurmak olmamalı İstanbulda yaşamak..Bizde bir yerlere gidince ilk öğrendiğimiz orada yaşayan insanın adetleri ve davranış tarzı oluyor.Kendimizi onlara göre ayarlıyoruz.

Eleştirsekte kendimize benzetmeye çalışmadık,değiştik. .

Neyse Pamukkalenin servis şöförüyle de ben uğraşmayayım artık.. Sadece gece yolculuklarında şöförler hala sigara içiyorlar otobüste.. İnadına sanırım daha şöför sigara yaktığında benim boğazım gıcık yapıyor ve başlıyorum öksürmeye..Bir seferinde de sanırım film koyup ikinci yarıyı oynatmamışlardı..Bende uyarmıştım,siz dalga mı geçiyorsunuz..Yola çıkmadan kontrol edin , bozuksa başka takın, sanki çocuk avutur gibi filmi oynadığı yere kadar taktılar.O zaman ilk yarıyı neden seyrettirdiniz diye..? de söylendim..Sanırım aynı şöfördü ki beni tanıdı :) Çok süper baktı da ordan anladım :)


" Bu örneğe çılgın patchwork diyorlar" Annem evde elinde kalanlarla yapmış.

Neyse, Fethiye Pamukkale ve Büyükçekmece Pamukkale çalışanlarını seviyorum ya yeter sanırım.Bir markaya bu kadar sevgi yeter..


Annemin Kırkyama örnekleri bunlar.Gittiğim gün anlatmıştım ya annemin günü vardı, masanın üzerinde bu güzelim örtü,üstünde börekler,ikramlar,tatlılar.. İki gün börek yedim, annemde çok güzel yapar.Resmi de var ama koymayayım şimdi ,hamile okuyucularımız olabilir.Üzülürüm sonra.Simit çok seviyorum diye Babamda simit aldı bana orda bol bol.Anlayacağınız bol karbonhidratlı günler geçirdim :)



Annem hem arkadaşlarına göstermek için hem de bana seçeyim diye sermiş tüm yaptıklarını..Ben de güzellerini seçtim. 12 mayısta sergisi var Bakırköy halkeğitimde.. Sergiden sonra bize hediye edecek yaptıklarını.. Kimi çok severse en çok ona hediye ediyor da.. (çoğu bana geliyor :)) Azı Burcuya .. -Bu pembeyi ben alayım anne sakın başkasına verme benim köşe koltuklarıma çok uygun- Bu notuda ekledim ki bir yanlışlık olmasın sonra.. Çünkü tam konuşurken telefon çaldı ve hangisini istediğimi söyleyemedim..



Bunu Burcuya verebilirsin.. :) Beğenmediğimden değil sadece iki tane var bu tipten onun için..



Arada ben de Anneme hediye yaptığım soğuk seramik tabloyu görüntüleyeyim dedim.Gerçi bu ilk işlerimizden ,arkadaşlarda destek verdiler, özellikle konseptinde ama neden yamuk diye sorarsanız adım yazıyor üstünde derim. Saklamak için böyle çektim..


Yine Annemin Kırkyama çalışması..


Bu kurdela nakışına hasta oldum.. Sanırım Annem Burcuyla bana da yapacak..



Bu bebiş ,kalan parçalardan yapılmış bir şey..Adı da vardı da ben unuttum.


O çok özlediğimiz balkon var ya..Bu kanepe işte o balkon kanepemiz.. Bütün dedikodularımızı yaptığımız, yemek yerken sohbet ettiğimiz,sabahtan akşama oturduğumuz,kafayı çektiğimiz ve etrafı seyrettiğimiz balkon.Yastıkta yeni yapılmış,sergiden sonra belki kaçırırım.. Mavi ya, dayanamıyorum.Hem annemin balkonunda mavi yok..



Bu güzel işlemeyi havluya değilde keşke örtü gibi bir şeye yapsaydın dedik,kıyamadım anneme..O da öğretmenin öyle istediği için yaptığını anlattı ama havlu olarak değilde eskiden kapı üstlerine asılırmış bu tarz bir şey..Geleneksel bir şey de söyledi ama hatırlayamadım.Bizde kapıya astık..Eskiden peştamaller asılırmış sanırım , bilen varsa eklesin lütfen..

(Ne güzel adetlerimiz varmış zamanla yok olmuş gitmiş.. )


Bu örtü boncuk işleme.. Masa örtüsü aslında ama masanın üstü doluydu, koltuğun üstüne serdim.Aslında fotoğrafı beğenmedim de ,fakat çekecek zamanım bir daha olmadı. Neyse bu örtü belki bana gelir :)) çekerim tekrar.


Balkonda yatırdım seccadeyi,çektim .(Resmi yan tuttum ki daha geniş açılı gözüküyor o zaman) Çok güzel olmuş, anneme Çağıl'ın çeyizine de yaparmısın bundan dedim ,olur dedi.. Ben daha önceden kursa giderken kumaş boyama yapmıştım ona bir tane..Bir tane de kırkyama olursa erkek çeyizine iki tane yeter bence.



Bu da kırkyama kırlent..
Bunu annem sergide kullanmayacak sanırım çünkü gelirken bana verdi, ben de hemen astım salona..


Bu çiçekleri ben Çağıl'a hamileyken gittiğim el sanatları kursunda hamurdan yapmıştım anneme hediye.. Tam 18 sene olmuş..Annem tozlandıkça yıkayıp yıkayıp kullanıyorum dedi. Formları değişse de atmaya kıyamamış..



Teyze kızım evleniyor ya bu ay sonu..Teyzeme gittik fırsat buldukça.Zaten buraya gelmeden önce de çok sık görüşürdük teyzemle.Beykentte oturuyor.. Dokuzuncu kattan manzara bu.. Bu kuzenin evi , Teyzem giriş katta oturuyor.. Daha yukarılardaki Çekmece fotoğrafının gece hali de bu işte..

Bu da annemlerin balkon manzarası.Eskiden buralarda kimse oturmadığı zamanlarda hem göl hem de deniz gözüküyordu.Gerçi biz orada toplandığımızda manzaraya bakacak zamanımız olmuyor artık. Bol sohbet, muhabbet :)


Annemlerin apartman bahçesinden bahar dalları..


Sümbüller..




Burası da Yeşilköy, Ataköy'e giderken çektim..


Bir gün yazmıştım,Bakırköy'e gidiyorum diye.. Önce kursa gidip annemin arkadaşlarıyla tanıştım,çok hoş insanlar.Biraz sohbet ettik, sonra ben ayrılıp,alışverişe verdim kendimi :) Bu ağaç giydirme olayına da bayıldım..Öğretmenleri hazırlamış sanırım..Kırkyama kursu öğrencilerinin herbiri bir parça yapmışlar ve ağaca naylonla çevirip giydirmişler.Dikkat çekmek ve reklam yapmak için iyi bir yöntem .. Annemin yaptığı sağ alttan kurdeleden sonraki ikinci parça.Burda yandan gözüküyor..Tekrar çekerim diye düşündüğümden iyi çekmemiştim.. Sonra elim kolum doldu ,direk arabaya gittim.Kaldı.

Bu da mefruşat sınıfının yeleği..



Sınıfta çalışıyorlardı,çok güzel çalışmalarda vardı ama yarışmaya katılacaklarından görüntülediğim halde koyamadım..Ancak bu kadar :)


Annem ve sınıf arkadaşları :)) Annem beyazlı olan :)


Biz öğrenciyken hepimiz Bakırköyde farklı dershanelerde olurduk. Buluşma yerimiz PTT önü olurdu.Sokağa girdiğimde gözüm arkadaşlarımı aramadı da değil.. O kalabalığa girince ,oraların aslında değiştiğini biliyorum ama nedense bana hiç değişmemiş gibi geldiğini de itiraf ediyorum.Yine herşeyi elimle koymuş gibi buldum, havasını kokladım, dükkanlara girdim çıktım, esnafla sohbet ettim, İstanbul caddesine baktım ama sahile inmeye zamanım yetmedi.Böylesi belki daha iyi oldu..


Arabayı istasyonun hemen üstünde bir otopark var ,oraya bırakmıştık..Böylece dönüşte farklı yoldan dönüp bir kez daha seyrettim Bakırköyü..


O gün 3 e kadar Bakırköyde gezip,Fatih'e geçtik annemle.Amca kızına..Yavuz Selim'e. Orada bu şapka modelini buldum sizler için .. Benim daha önce gördüğüm bir model değildi,değişik geldi.


Saray çay bahçesinde küçük bir mola.
Fotoğrafları bu sefer yukarıdan aşağıya sırayla koydum ki orada olduğum sürece yaptıklarım doğru sıralamada yer alsın.. Cuma günü Bakırköy ve Fatihte geçince gece de Teyzeme Beykent'e gidince ertesi gün,cumartesi pazarı ve Trakya gezimiz için hazırlandık.. Demirköy'e giderken genelde arka yol dediğimiz Büyükçekmece, Kamilobadan TEM' e girip,Çerkezköy,Saray ve Vizeden Pınarhisar' ın Poyralı köyünden geçip Demirköy'e gittik.İlk işimiz mezarlık oldu.Anneannemle Dedemi ziyaret ettik..Dua ettik onlar için, bu sefer ben fotoğrafta çektim annemden izin alıp.. Orda bile yanyana olmaları bana huzur verdi. Sonra evlerini gezdik,bahçesinde onun çiçeklerinden birtane kalmamış.. Bahardalı vardı ,bende ondan çelik aldım kendime..Yani Demirköy'den anneannemin bahçeden, Fethiye'ye çelik getirdim ben.

Mayısta gitsek bu ağaçların hepsi yemyeşil olurdu. Kışın gitsek bembeyaz..


Ağaçların altında zelenikalar açmaya başlamıştı.. Zelenika ne güzel isim değil mi..? Orman Gülü demek bizim oralarda..

Birde yeşil Demirköy fotoğrafı size..

Annemin teyzekızı ve kocasını da alıp Lüleburgaz'a geçtik biz..Demirköy'de birde burda beraber olduğumuz anneannemin komşusu bir ağbimiz vardı,ona uğradım.Kendisi bizi buralarda hiç yalnız bırakmadı ve tayini çıkana dek resmen bize ağbilik yaptı..

Bu güzel çetik modeli Lüleburgaz'a uğradığımızda annemin kuzeninin yapmış olduğu yeni bir modeldi.Kendisi acaip becerikli biridir..Çetik örgü, üzeri işlemeli.. Annemin teyze kızını ona bırakıp biz önce Dayımlara sonra da halamla amcamı çağırdığımız babaannemlere gittik..Çok güzel saatler geçirdik beraber,yemek yedik, sohbet ettik..

Bunlarda diğer renkleri..

Bu yemeni de son yaptıklarından..

Annemin balkondan kuşlar,onlarda besleyip duruyorlar bütün gün.
Demirköy'e giderken babam, kaldırıma çıkarken ayağını vurmuş, bize de sanki küçük bir şeymiş gibi söyledi.Bizde yola devam ettik.Sonra Sarayda çay bahçesinde mola verdiğimizde bir bakayım derken nasıl kötü olmuş, inanamadım..Eczaneden ilaç aldık ve gelinceye kadar sürdüm ayak bileğine ve bacağına..
Son gün Çarlinin ziyaretine gittik..Çarliyle oturduk odasında biraz.Ordan da Bauhaus ve Migros'a..Sonra teyzemin gelinine gittik, o da öğretmen ve çaya evine çağırdı..Ben de ev hediyesi götürdüm hem,yeni ev almıştı, gidememiştim..
Bavullarımı sabahtan topladığımdan akşamüstü beşten sonra eve döndük.Babamla ve annemin üst komşusu Gülsunla oturduk biraz.Veda telefonlarımı açtım..Bana telefon açıp iyi yolculuklar dilediler ve servise binmek üzere çıkana kadar oturduk.

Çarli'nin öğrencileri duvarlarını doldurmuş dershanede.

Hepsini keyifli keyifli okudum.İnsanın kardeşine yazılmış güzel notlar görmek kendine yazılmışlar kadar zevk veriyor :)

Bu resmi sırıtarak okurken Çarli ilköğretim öğrencilerinin yazdığını söyledi..Yersen :)

Ben orada olduğum sürece yağmayan yağmur gideceğim gün yağmaya başladı. Ben servise bindiğimde hava böyleydi." Dallas yolu" deriz biz eski çekmeceliler,sebebi de ilk yapıldığında etrafta hiç ev yoktu, Turgut Özal bulvarından yukarı çıkarken :)
Bir akşam oturup eski siyah beyaz resimlerin fotoğraflarını çektim.Daha sonra onları kullanacağım nette. Özellikle annemle babamın ilk öğretmenlik yılları ve benim çocukluğumdaki zamanları.
... ... ...
Çok güzel günlerdi.. İnsanın ailesiyle geçirdiği zaman başka şeye benzemiyor..