mantar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mantar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 29, 2010

özledim seni ben :)

Bazı sabahlar yürüyüşe gidiyoruz ya sahile.Bu görüntüye bakıp aman hep aynı manzara diyorum birden :) hep aynı manzarayı çek dur işte.Bütün güzellikler gözümün önünde . Hele Fethiye'nin bahar ya da kış sabahlarındaki havadaki puslu görüntüsü çok hoş, görmek lazım. Bazen oturuyoruz çay bahçesine, duruma göre çay-kahve içerken bizden başka iş kıyafetli hatta bazı serin sabahlarda çok da yürüyen olmuyor.Geneli eşofmanlı ve hızlı hızlı yürüyüp gidiyor yanımızdan.Oysa biz oradan işe gidiyoruz, aslında bir küçük köpek gezdirme operasyonu diyelim yürüyüşten çok. Manzarası bu görüntü olan. Yazmak istediğim şu, yani kelimeleri yuvarlamadan hemen yazayım..Biz öyle oturuyoruz ya karı-koca cafe de sabahleyin, geçen gün ilk geldiğimizde tanıştığımız bir hanım bana işler iyi değil herhalde dedi.Tabii bizden başka çalışan insan yoktu etrafta..Kendince bizim işlerin iyi olmadığına karar verdi sanırım :)) İşler iyi ya da kötü, çok yoğun bir günün öncesi orada beş-on dakika oturmak bir lüks olmamalı aslında.Biz yoğun tempoya orada keyifli bir kaç dakika depolayabiliyorsak ne mutlu bize ki böyle güzel bir yerde bu mucizeyi sadece biz farkedebiliyorsak. Diğer insanların işte neden farklı bakış açısı taşıdığı da belli bence. Neyse zaten bu hafta pek gidemedik sabah yürüyüşümüze, aşağıda bu hafta içinde gittiğimiz diğer bir kaç yerin fotoğrafını görebileceksiniz zaten.

Bu hafta aşırı yoğundum, gelecek hafta da öyle ama karar verdim, kendimi artık çok fazla kasmayacağım.. Yani olabildiğince sakin olmaya çalışacağım. Yalnız yoğunum diyorsam gerçekten yoğunum, insanlar bana başkalarının yoğunluklarını örnek alıp davranmasın ,sinirli de olabilirim.. Ters davranmak istemiyorum ama benim yoğunluğum başkalarının yoğunluğuna benzemez ..

Mavikuş gönüllüsü standı. Pazarda kurduğumuz tezgah,geçen haftasonu çalış karnavalının 2. el pazarındaydık.. soldan sağa, Hilkat Hanım, Fatoş Hanım, Ersin Bey. Süper bir ekiptik ,pazar çok kalabalıktı ama satış iyi değildi..

İngilizlerin standından..

Fikriniz olsun diye görüntüledim.


Kediler çok şirindi..

Hanife'nin kaktüs standı..

Bende hepsi vardı bu yüzden almadım ..
Bu taşlardan yapılmış saksı çok hoştu..

Bir sabah yürüyüşe giderken bütün yolların kesilmiş olduğunu gördük, sanırım bisiklet turnuvası vardı, denize gidemezsek bizde kanal kenarında yürüyelim dedik. Fethiye işte böyle bir yer..Bir adım ötede keçiler otlarken sen yol kenarında arabanı bırakıp yürüyüş yapabiliyorsun, yanında yolunu bulamayıp adres soran şöförler geziniyor, etraf sakin bir güne başlangıç aşamasında..

Otlayan keçilerin karşısındaki evler.. Büyük kanalın yanı.

Bir zamanlar yuvarlak görünen binanın yanında oturdum, sabahları ve akşamları bunaldıkça kanal kenarında ev kıyafetiyle yürüyüşe çıkardım.
Bu kanal Menderes zamanında ovayı su bastığı için açılmış, kurtarıcı olmuş o zamanlarda çünkü aşırı yağış indiğinde şimdiki evlerin yerinde olan tarlaları su basar,köylü ne ektiyse hepsini kaybedermiş.

Bu da Eğri köprü. Köprünün eğriliği su dağdan indiğinde yolu tıkamasın diye sanırım. Garip bir görünüşü var, neden yüksek kemerli yapılmaz da eğri yapılır bilemiyorum.Bir gün hikayesini öğrenir size de yazarım.

Bu güzel manzara Eldirek köyünden.. Bu hafta Ares Şeker adlı çok şeker bir arkadaşıyla balayına gitti bu köye.. Giderken biz götürdük, Ares'le Şeker o kadar iyi anlaştı ki daha yolda cilveleşmeye başladılar, köye zor gittik.. Umarım bir şeyler olur ve ben Ares'in yavrularını görürüm :)

Yolda keçi yavrularını çekmek üzere özel olarak arabayı durdurdu Uzunbey, ben bayıldım bu yeni yetme yavrucuklara..

Bu gördüğünüz seralardan gelen domates ve salatalıkları yiyeceksiniz önümüzdeki günlerde.. Bir ara seralardan yolu kaybettik, yollarda hortum ve kanal çalışmaları yüzünden bir çoğu kapalıydı.. Ben de fırsattan istifade görüntüledim.

Klasik müzik konseri sanatçımız Bahar Hanımla beraber yemeğe gittik Boğaziçine.. Mantar dolması ve salataları nefisti..

Bu ara sık sık Zen'e gidiyorum. E tabii gidince de kahve keyfi yapıyoruz çoğunlukla..Kulaklarınızı çınlatıp ,kahveleri bu manzarada yok ediyoruz içimizde :) Ben falda çıkanları düşünüyorum ve kendimce yorumluyorum çoğu zaman..

Bazen çok güneş olunca içeride oturuyoruz, biz artık kısa kollu geziyoruz da.. Yani artık ceketler gündüz kalın geliyor, turistler şortlu geziyor.. Ben yarım botlarla, ama yanımda kot ceketle hala..Çünkü Fethiye belli olmuyor aniden bir sert rüzgar çıkabiliyor. (Bu yazının sabahında gök gürleyip, yağmur yağmaya başladı birden.. )
Benim çam ağacının mor salkımla çevrelenmiş hali.. Etraf mis gibi kokmakla beraber yeşil-eflatun bir görünüm hakim.


Bu sabah yorgunluktan geç kalktık, oldukça yoğun bir haftanın ardından sakin bir sabah yaşamak istedim. Burası Nif.. Kırkpınar adı verilen restaurant.Nasıl rüzgarlı ve serindi ortalık anlatamam.Yürüyüş için gittik ama yürümeden döndük diyebilirim.
Yanımızda Ayşe ve Dean vardı, birde Köyceğizden kocaman bir yürüyüş grubu, davullu zurnalı gelmişler, hem yediler hem oynadılar.Bizde onları seyrettik, çok keyifliydi..

Davul zurnanın yanında sipsi ve bağlama da çaldılar.

Rakıya buz yerine kar koyup içtik. Uzun sürede kar erimedi. Kavurması,tandırı ve eti meşhur bir yer, misafirlerimizde bayıldı.Dean kalkıp bir ara oyun oynadı Köyceğiz grubuyla :)


Yoğurdu da en az etleri kadar güzel, herşeyi kendileri yetiştiriyor ya da yapıyorlar.. O kalabalıkta bizimle ayrı ilgilendiler.

Biz haftasonu rekor kırdık yoğunlukta.. Cumartesi gününden bahsediyorum. Sabah kalktık, Marmarise fuara gittik. Fuarı gezip (turizm ekipmanları) görüşme yaptık,aynı fuar Fethiyede de açılacağından bir ön araştırma gibiydi.. Bizde fuarda stand aldık, 14-17 nisan da pazaryerinde açılacak olan fuarda görevliyim 3 gün. Kendi firmamız adına diyeyim. Bu sefer gönüllülük yok, görev var yani..
Giderken ve gelirken ismi Kızılyaka olabilir o köyün yakınında Yörük Efe diye bir yerde yemek yedik. Muğla -Marmaris yol ayrımına yakın. Kurufasulye ve pide yedik, sabahta çorba içmiştik, güzeldi. Muğla-Fethiye yolunda gidilebilecek mekanlardan..

Marmaris Fethiye'ye göre bana çok şehir geldiğinden içinden fotoğraf yok. Zaten iki-üç saat için
gittiğimizden direk fuar alanına gidip gezdik, birde çıkışta Taşhan denilen bir alışveriş yerine uğradık. O tarafa gittiğimizde hep uğradığımız bir yer oldu orası..Güzeldi.
Döndüğümüzde saat üçtü. Çalış karnavalının basın toplantısı yapılan AquaPark'ta diğer arkadaşlarda gelmişti.Ben komite arkadaşlarımla aynı renk tshırt ve şapkayı orada giyip toplantıya hazırlandım. Birşeyler içip fotoğraflar çektirdik, toplantının amacı Çalış Karnavalı için yapıştırmalı etiketler,bayrak ve flama yaptırmış olmamızdı. Bunları basına tanıttık, sohbet edip saat beşte ayrıldık.Eve yakın olduğundan yürüyerek eve dönmeye karar verdim. Rokanın sahibi Tülin'le beraber önce biraz yürüdük sonra da Roka'da kahve içip sohbet ettik. Saat altıdan sonra eve dönebildim,üstümü değiştirip yedide konser sanatçısı Bahar Tuğlu'yu canlı yayın için yerel tv'ye götürdüm. Çalış karnaval grubundan arkadaşlarım da konser için tv programına davetliydiler. Bende onları seyrettim :) Güzel bir program oldu.
Çıkışta Buffolaya gidip birşeyler içtik ve eve döndük. Yoğun bir gündü gittiğim gibi yattım ve o gece çok güzel uyudum diyebilirim :))
Geçtiğimiz yazıların birine bir yorum gelmişti bloğunuz habertürkte yayınlandı diye, benim bu yorumu görmem saat dokuzu bulduğundan gördüğüm gibi arabaya atlayıp gazete almaya gittim, son gazeteyi ben aldım, gazetenin her yanına baktım ve bulamadım.Sanırım ege baskısı diye bunda yok diye düşündüm.O saatte kimden istersin ki gazete.. Babam çıkıp yakın bir markete bakmış İstanbulda, bu saatte bulamazsın ya satıldı ya toplamışlardır kalanları demişler.Canım sıkkın internete oturdum, face'te okul arkadaşlarımdan birini gördüm. İzmitte marketi olduğu aklıma geldi, hemen bir sohbet açıp ona sordum,markettemisin..? habertürk var mı diye..? Var bir tane kalmış dedi :)) Ne olur bak benim için dedim. Gazetenin her yanına baktı ama sanırım bulamamış. Bende internete baktım, yoktu..demek ki görmem mümkün değil diye düşündüm,çünkü bu tarz haberler internet yayınında yok. İçimden geldiği gibi yazmıştı bir gün , bende ondan istemiştim.Sağolsun bana yolladı da bu kadar uğraştan sonra bende görebildim.Hem de en çok sevdiğim yazılarımdan birini almışlar.. Ben çok basına çıktım ama bu beni sevindirdi mi..? Evettt :)) Çok teşekkürler "İçimden geldiği gibi" ...
Yeni anayasayla ilgili güzel bir yazı yazmış Aysema, yorumları da en az yazı kadar güzeldi, geçmek istemedim..Hatta mail grubuma yollamak için izin istedim.
Bugün sabahtan kahvaltıya davetliyim Boğaziçine.. Bir terslik olmazsa oraya gideceğim. Haftaya dinlenerek başlamak güzel olacak..
Bu hafta yine yoğun, ama güzel geçmesini diliyorum kendimce.. Hafta sonu Üzümlüye hazırlık yapmaya çalışacağım.. Standlar kalabalık olacakmış. Programı da burada, yerli yabancı mantar uzmanları gelecek, sanırım Türkiye'de ki ilk kuzu göbeği mantar festivali burada oluyor.
Güzel bir hafta olsun..
Örgü hareketi güzel gidiyor,desteklerinizi bekliyorum.Sadece örgü değil 2. el eşya da gönderebilirsiniz..Ya da elişleri.
Bu konuyla ilgili şu yazıdan bilgi alabilirsiniz.. Gülen'le konuşmak alışkanlık yaptı, bazen uzun uzun konuşuyoruz,konuşmadığımızda da özlüyorum.. Bu hareket bana herşeyden önce iyi bir arkadaş kazandırdı diyebilirim :)


Pazar, Şubat 07, 2010

Sen benim kaderimsin..

İç hesaplaşmalarımın olduğu, kendimi anlattığım yazıları daha çok seviyorsunuz farkındayım. Gelen yorumlardan da bunu anlıyorum ama genelde buraya içimi döktüğümden çoğunlukla izlenimlerimi, düşündüklerimi ve gezdiğim yerleri izlemek zorunda kalıyorsunuz. İtiraf etmeliyim ki önce kendim için yazıyorum, bunları paylaşmazsam rahatsız oluyorum, bu yüzden çoğunlukla sıkıntılarım, dertlerim, kızdıklarım ve yaşadıklarım var. İleride Çağıl'ın ve sevdiklerimin okuyacağı, bazı olayları zamanla değerlendirmeleri gerektiğinde yararlanmaları gerektiğine inandığımdan zamana bu notları düşmek istiyorum.

Perşembe günü hava o kadar güzel ve o kadar güneşliydi ki Uzunbey Ares'i de dışarı yemeğe götürmek istediğinden büroya yakın Zakkum Cafe'ye gittik. Burada hava bir ergen saç modeli gibi her gün değişebiliyor. Bir gün önce soğuktan burnumuzu çıkaramıyorsak, bir gün sonra utanmasak güneşlenip kısa kollu gezeceğiz.. Zaten sabahları ve akşamları serin oluyor. Gündüz güneşin vurduğu yerler sıcak, gölgeler soğuk olduğundan gölgede oturulmuyor.
Bize güneşte oturmak iyi geldi ve bayağı oyalandık orada aslında..
Burası Migros yolu üzerinde bankaların karşısında bir yer.

Köfte yedik, bira içtik Uzunbey'le..

Bizden başka her masada ingilizler vardı, kimi tişörtle oturuyordu :)


En son kahve keyfi yapıp yürüyerek geldiğimiz cafeden yürüyerek gittik. Ares şehir içinde yürümeye pek alışkın değil, yolda arabalardan ve seslerden çok korktu. Her yere arabayla gittiğimizden bu konuda onu daha çok dışarı çıkarmaya ve yürütmeye alıştırmaya çalışmaya karar verdik.
Büroda bilgisayar odasında müşteri için kullandığımız kanepe Ares'in herzaman kullandığı koltuğu.. Bazen koştura koştura oraya gidip oturuyor, müşterilere kendini sevdirmek için bekliyor, kimse sevmezse küsüyor ve onların ayaklarının dibine yatıp bekliyor ama ayrılmıyor odadan.

Bazen benim yanıma bazen de Uzunbey' in odasına gidip yatıyor.

Geçen hafta başı üçümüz kahvaltı kaçamağı yaptık. Pazartesi sabahı biraz geç kalkıp Yanıklarda Çınaraltı diye bir yer vardı daha önce siteyle kahvaltıya gittiğimiz oraya gittik. Geçtiğimiz hafta Çağıl'ın okulunda öğretmenleri son sınıfları toplayıp hergün sınav için özel çalıştırdılar, böylece dershanelerin tatil olmasından faydalanarak zamanı boşa geçirmediler, hani bazı özel dershaneler var ya onlarda çocukları yurtlara alıp çalıştırdılar burada- hani derslerle birlikte başka şeyler öğretenler diyelim..
Böyle küçük yerlerde çocukların okuması aile için çok önemli, hem turizm açısından hem de tarım açısından halkın cahil kalmaması ve kendini geliştirmesi, yaşadığı yerin gelişmesi açıcından da ayrı bir önem taşır. Vizyonu gelişmiş bir insanın iş anlamında hayata bakışı bazen çok şey değiştirdiğinden ve çalışırken en çok zorlandığımız hususlar bu olduğundan bizim için de çok önemli..Özellikle okuyan çocukların dönüp bu piyasa da çalışması da.. En azından ben böyle düşünüyorum.
Kahvaltı sonrası yine sahilde küçük bir yürüyüş yapıp işe döndük.. Çağıl ve Ares.

Portakal reçelini hem ben hem de Uzunbey sevdiğinden zaman bulunca yaparım her sene.. Geçen seneyi yapmadan geçirince bu kış kaçırmak istemedim. İki ölçüden yaptım ki hem ingiliz komşuma hem de bana her seferinde güzel şeyler getiren karşı bahçe komşuma da vereyim..

Bir ölçüsü 5 portakal olan reçelin yapımına başladım. Tencerede 10 portakalı iki kere ayrı ayrı kaynatıp acı suyunu atıp, biraz soğuttum.Bu kısımda portakallar çok yumuşamadan fazla kaynatmadan suyunu atarsanız iyi olur. Sonra biraz soğutup onları fotoğraftaki gibi önce uzunlamasına sonra da enine kestim.

12 küçük bardak şekeri 6 bardak su ile kaynattım. İçine kestiğim portakalları attım. Yavaş yavaş kaynattım.

Kıvamına gelince altını kapatıp soğumasını bekledim hatta cumartesi günü Şükran Teyzeyle buluşmaya giderken kocaman bir kavanoz ona da götürdüm.

Çarşamba günü merkezdeki 2.el pazarında kendime bu eski çaydanlığı aldım. Kuzinem olduğunda da kullanacağım :) 20 liraydı..

Senem'le geçen Çalış pazarında tanışmıştık , bu sefer onun standını ağırlıkla çektim, çünkü çok hoş tasarımları vardı.. Kendisi köpek kıyafetleri tasarlıyor ve dikiyor.. Düğmelerini de kendi yapıyor..

Keçe çalışmaları..
Onun tasarımı tırnak askı. Bak fotoğrafını koyuyorum çalmasınlar dedim , koyabilirsin dedi..

Kozalaktan fare ve salyangoz.. Keçe mantar.

Bunlar da Talin'den.. Ahşap boyama tepsi.

Etamin.

Tepsi örtüsü.. Başka bir yerden.

Kurdele işi havlular.

Çetikler..
Kapalı pazar yeri.. Bu sefer çok kalabalıktı. 4 sıranın üç sırası hemen hemen doluydu..

Bu pazarı Fethiye Belediyesi düzenliyor.. Her ay bir stand yiyecek için ayrılıyor ve bunu her ay bir oluşum üstleniyor.. Geçen ay bizdeydi, sosili tart yapmıştım , bu sefer FETAV almış, bizde Berna ile destek olalım dedik Mavi Kuşlar adına ve Dilek Hanıma o bir kek ben de peynirli poğaça yaptım, o sabah bizim eşyaları götürmek için gittim, giderken de yiyecekleri de bıraktık onlara.. Satıp gelirini bağışlıyoruz bu ikramların.. Sabah kalkıp bir panik poğaçaları yapışım vardı ki saat 10 'a zor yetiştirdim evden çıkarken dokuzu çeyrek geçe kalkmış biri olarak...
Dün Şükran Teyzeyle buluştuk ve Çalış'ta her zaman gittiğim yerde oturduk. O da bende seviyoruz orayı, daha önceden de gidip kışın soğukta taş boyardık masalarda, kahve içip topluca. Onunla uzun zamandır buluşamadık işlerden, bu yüzden çok özlemiştim ve dün bütün öğleden sonra sohbet edip politika konuştuk, hayattan bahsedip arayı bu kadar açmadan görüşmeye karar verdik, ben onu, o da beni çok özlemiş ve her ikimizde yoğun insanlar olduğumuzdan görüşemediğimizden yakındık durduk.
Akşam Talin'lere gittik mangal yapmaya.. Mangalı balkonda yapıp salonda yedik :)
Biz Ahmet Bey'le İstanbul' dan tanıştığımızdan onun İstanbuldan tanıdığımız ve orada okuyan kızı Beril Çağıl' ın çocukluk arkadaşı, tatil diye burada olduğundan mutlaka görüşsünler istedim.. Buraya geldiğimizde de onlardan bir yaş büyük Doğukan'da bu sene bizim Eskişehiri kazanan ve Minimalist' e emanet ettiğimiz yakışıklımız sömestr için geldiğinden üçü bir yerde buluştular.. Beril geldiğimiz yerden arkadaşı, Doğukan'da ( Beril'in hala oğlu) geldiğimizden beri okul arkadaşı olunca, ikisi bu sene sınava hazırlanan öğrenciler olunca, ben de üçünü de çok sevdiğimden onlara takılınca ortalık panayır yeri gibiydi, güldük, deli gibi fotoğraflar çekilip , birbirimize sataştık, herkes birbirinin arkadaşı olunca çok keyif aldık, bağırış çağırış zaman nasıl geçti bilemedik.. Eve geç döndük. Talin'de çok güzel bir sofra hazırlamıştı doğrusu.. Fotoğraflar daha sonra..
Bu hafta nasıl geçti bilmiyorum, bu aralar aslında iş yönünden çok yoğunum, gittikçe de yoğunlaşacağım.. Sezona hazırlıklarımız başlıyor yavaştan ve haftaya EMİTT Tüyap fuarında Fethiye standımız olacak, ben gitmeyeceğim ama arkadaşlarımız orada olacak Fethiye Ticaret Odasından.. ve çok güzel Ölüdeniz posterlerimiz, broşürlerimiz var, gidecekler için ayrıca standımızdan uğrayıp almanızı tavsiye ediyorum.. Daha ayrıntılı bilgi haftaya yazacağım..
2-3-4 Nisan Kuzu Göbeği Festivali Üzümlüde..
26-30 Haziran Fethiye Kültür Günleri ve Yunus Nadi Röportaj yarışması Fethiye de...
29-30 Mayıs Çalış Karnavalı Çalış'ta..
1-5 temmuz Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali Ölüdeniz'de ..
3-4-5 Eylül Motorcross yarışlarımız Fethiye' de..
Ekim sonunda da Ölüdeniz Hava Oyunları ile sezonu kapatacağız..
Etkinliklerimiz bunlar, Fethiye bu seneye iyi hazırlanıyor..
Bugün hava soğuk, bu yüzden yürüyüş yapamadık.. Kaya'da kahvaltı edip eve döndük, pazara çıktık Uzunbey'le ve eve dönüp şömineyi yaktık. Şimdi ateşin karşısında yazımı yazıp Çağıl'ın istediği sıcak çikolatalardan içiyoruz..
Bir şarkısın sen de You are my destiny (sen benim kaderimsin) dinliyorum..