Konuşan çocuk özlemim vardır benim.Çünkü Çağıl herzaman okul konusunda ketum bir çocuktur.Kelimeleri ve bilgiyi ancak 14-15 cümle kurarak alırım ağzından.Hatta bir gece ev oturmasına gittik ama ancak perşembe akşamı buluşabilmiştik aileyle..Gittiğimiz evde sınıf arkadaşının evi.Gece oturduk artık 11 e geliyor saat, çocuk bahsetti yazılıdan da haberimiz oldu.Ertesi gün önemli bir yazılıları varmış biliyormusunuz? Nasıl rahatsız oldum anlatamam,ilgisiz anne konumuna mı düşmekten yoksa o kadar gün belirledik o gece bizim yazılımız var ertesi gün diyememesinden mi bilmem.Kibar bir ailedir, bir şey demediler bize ama garip karşıladıklarına eminim illa o gece gitmemizi.Dersleri çok iyi olduğu için bu konularda çok üstüne gidemiyorum.Bu da onun tarzı diyorum ama ben ki fazla üstüne düştüğümü düşünen insanlara söylemek istiyorum aslında çocuğun karakteri size ya da babasına benzemeyebiliyor.Ne yapsam bu konuda hala başarılı olamadım ki her konuyu konuşabileceği insanlarız biz.Şimdiye kadar da hiç şiddet uygulamadık ona karşı.Bazen siz ne kadar paylaşımcı olursanız olun çocuğun karakterinin izin verdiği sürece anne-babasınız.Düşünün ki anadolu lisesi sınavına gidiyor ve saat takmak istemedi.Ben sınavda saatsiz olmaz ki dedim ve bana ben sınavı kazanacağım ,vaktimi de ayarlarım dedi sakin sakin.Kazandı da.Şimdi kendi tarzı olan bir çocuğa başka yasalar uygulayamıyorsun.Kendi çapında da başarılıysa bir şey yapamıyorsun.Umarım kendi kurallarıyla bir gün hayatta başarısızlık yaşamaz.En büyük dileğim de bu.Son söylemek istediğim hayat size ne kadar izin verirse o kadar yaşıyorsunuz..Bu yorumu aslında yorum olarak yazacaktım. Ebru' yu okurken aklıma geldi. Şimdi anneleri okurken bunları düşünüyorum bazen hep çocukları biz eğitiyoruz gibi ama tamamen bize bağlı değil bu.Bunu ancak yaşayınca ve gördükçe anlıyorsunuz.Ben üstüne çok düşen bir anne gibi dursamda eğer düşmesem ya da takip etmesem hiç iletişimiz kalmaz diye düşünüyorum .Geçen gün de Çocuk Gibi ile gmail den yazışıyoruz sohbet kısmında çekirdekler için.Konu nerden geldiyse denizde yüzmeye ve çocukları takip etmeye şimdi hatırlamıyorum.Bana artık Çağıl büyüdü onu denizde takip etmek zorunda değilsin gibi bir şey söyledi.Oysa şimdiye kadar onu takip etmeden hiç durmadım ki.Çünkü büyüdü ve açılıyor artık, delikanlı ya. Ben de severdim eskiden açılmayı ama orası Marmara idi ve Annemin bir şekilde gözucuyla takip ettiğini bilirdim.Yine de Annem sınırlamazdı beni pek..Ben de şimdi aynısını Çağıl'a yapıyorum.Sonuçta her durumda ve her yerde farklı tarzın olmalı.Karadenizde yüzmeyi öğrendim ben.(İğneada'da..Demirköy yani . ) Orada açılırsan boğulursun.Çukurlar vardır ve denizin içinde kayalar.Girdiğin gibi de derindir.Yedi yaşında Akdeniz'de yüzdüm. Antalya'da ama orası da girdiğin gibi derindir.Marmarada geçti gençlığım :)) - vay be cümleye bak! - sığ gibi gözükür ama kum tankerlerinden çukurlar vardır tehlikeli ,açılırsan ya da açılmasan da boğulursun :) çok yüzdüğüm için iyi yüzdüğümü sanırım ama bu işte güven olmaz.Bu yüzden de iki gözüm ve kulağım o suya girdikçe üzerindedir yaşı kaç olursa olsun, ya da tarzı.Milli sporcu bile olsa o benim oğlum, merak ederim ben onu ama sıkmadan ve ona elimden geldiğince çaktırmadan peşindeyim :)
Neyse çıkmam lazım, arkadaşıma gidiyorum.Uzun süredir ilk defa Mavi Kuşlarla oturmaya..Denize sıfır bir balkonda oturup çay içeceğiz izninizle...