anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ekim 15, 2009

Çağıl..

Ben hayatta en çok anneliği sevdim. Bu yüzdendir bu konuda kırılganlığım ve bazen alınganlığım.. Her zaman değişmeyeceğini bildiğim ve uğruna herşeyi yapabileceğim bu duygularımla yaşamak hiçbir zaman kolay olmadı. En yıkıldığım ve zayıf kaldığım anlarda bu duygu beni çoğalttı, kanımda dolaştığı sürece biliyorum ki herşeyi yapabilirim ve yine biliyorum ki anne olmak bana dünya için yepyeni bir göz açtı.. Bu göz ki bazen beni uysal bir ev kuşuna çeviren bazen de ormandaki kaplan kadar vahşileştiren. Ancak çizdiğim yolda ilerlerken yanımda yürüyen bir oğul bana bu mutluluğu bahşeden.. Beni bazen şaşırtan, bazen yüreklendiren, bazen de dünyadaki hiçbirşeyden almayacağım cesareti yükleyen. Aynı zamanda beni yücelten, gururlandıran ve kimseyle paylaşmayacağım bir güven veren. Anne deyişiyle içimi eriten..

Ey oğul, ben seni 17 sene önce bu Dünyaya gözlerini açmana yardım ederken senin böyle bir mucize olabileceğinin farkında değildim biliyormusun. Her gün birine bakıp bu kadar sevebileceğimi, zorlansam bile beni mutlu edebileceğini, bakışından içini okuyabileceğimi, onun da benim içimi okuyabileceğini, onu dünyaya gelme sebebinden bile çok sevebileceğimi bilemedim.. ve biliyormusun ki insan annebaba olacağını anladığı zaman bile bu mucizenin bu kadar büyük olabileceğini kavrayamıyor, her geçen gün yanında büyüyen bu varlığa sahip olmanın şükranlarını içinde hissetmekten kendine engel olamıyor.Sadece ve sadece bu duyguyu yaşamak için bile doğurmak güzelmiş dedirtebiliyor.

Kirpiğinde yaş görsem kıyamadığım, hayat seni bazen zorlayan noktalara geldiğinde unutma ki herşeyi içinde hissettiğin sevgiyle aşacaksın. Sen hatalarını bile sev ki onlarla başa çıkabilesin. Sana söyleyebileceğim tek şey ben seni çok seviyorum, bir gün yanında olmayabilirim bu senin peşini bıraktığım anlamına gelmemeli.. Bil ki yüreğinin içinde yaşattığın sevgi kadar ilerleyebilirsin. Kalbin hep güzellikleri paylaşsın, kapılarını da sana değer veren herkese açık tut, tut ki hayatın en büyük mirasını taşıyabilesin. Sevgiyi,sevilmeyi hiç unutma, seni bir yerlere taşıyacak olan sadece bu sevgidir.. Zaman çabuk geçiyor ve senin karar vermek zorunda kalacağın bir sürü kapı önünde açılacak.Umarım zamanı geldiğinde bu kapıları kolay açarsın ve umarım her zaman bu kapılar sana doğru yol olur. Bu seçimlerde her zaman içinden geleni dinle. Bu senin seçtiğin yoldur, senin için her zaman doğrusu budur.

Bu 17 yaş sürecinde hayatının bu bölümünü beraber yürümek kadar keyifli bir şey olmadı benim için. Sen hayatında yeni kararlara adım attıkça arkanda olduğumuzu ve seni gururla izlediğimizi unutma.Bundan sonra hayatta yalnız adımlar atacak gibi görünsen de biz senin her zaman yanıbaşında olacağız. Genç bir insanın zorlanacağı noktalar olabilir hayatta o zamanda bil ki sığınacağın tek liman evin olacaktır.Hayatının hiç bir döneminde sakın bu limanı unutma olur mu..? Senden dileğim hiçbir şeyin yokmuş gibi çalışman ama herşeyi elde edecekmiş gibi rahat olman ve sıkıntıya girdiğin zaman da arkanda duracak bir ailen olduğunu ve seni her şeyden çok sevdiğimizi aklından çıkarmaman.

Bu dünyaya gelmenin yıldönümünde seninle paylaştığımız güzellikleri taşıyorum içimde.
Seni seviyorum, sana sevdiklerinle nice yaşlar ve güzellikler diliyorum. Sağlıkla ve mutlulukla ..

İyi ki doğdun :)

Cuma, Nisan 25, 2008

Üzümhan Yemek Yarışması


Bu sizleri meraklandırdığım günleri işe, annemlere, eve, çağıl'a ve kendime
zaman ayırmaya çalışır vaziyette geçirdim.
Hala faramjitim ve öksürüğüm doğru düzgün geçmedi..
Bu yüzden annemden azar işitiyorum kendine bakmıyorsun diye ama en iyi
baktığım zamanlar aslında bunlar.Bir yerde yanlışlık var ama kavrayamadım.
Annemle babam ne yazık ki bu akşam gidiyorlar.Dün de işe gelmek zorunda
kaldım.
Bugünde hala işteyim.Bu da canımı sıkıyor ama yaşamsal önemi olan bazı teknik
konular yüzünden Uzunbey yok ve kıpırdayamıyorum.Annemle konuştum o da
bavul topluyormuş..Burcuyla da konuştum.Bu günlerde koşturmaktan pek
konuşamadık çünkü..
Yukarıda ki resim Üzümlü resimlerinden..Üzümlünün genel havası bu ve
daha aşağıda göreceğiniz resimlerle de farkedeceğiniz üzere değişik bir cennet..
Eski rum
evlerinden oluşan yerleşik İngilizlerin olduğu otantik bir köy.

Ben annemle babamı oraya geçtiğimiz cumartesi turizm haftası etkinlikleri
dolayısıyla yapılan yemek yarışmasına götürdüm .Hem de Üzümlüyü görelim
dedik.Hava da çok güzeldi ve güzel geçti gezimiz.
Anneme bu metre hesabı satılan dastarlardan aldık.Yeşilinden..

DASTAR

Üzümlü sokakları böyle köy evlerinden oluşuyor. Sanırım İngilizlerin burayı tercih etmesinin sebebi hem Fethiye'ye çok yakın olması hem de biraz daha
serin olması..

Annem neyi tarif ediyor hatırlayamadım ama sokak görüntüsü için resmi kullanmak istedim :)
Üzüml^ü' nün sakinlerinden..
Bu çiçeklerin olduğu evin sahibi birkaç ahbabıyla bahçede çene çalıyordu,sohbet edip, selamlaştık.

Frezya sanırım :))


Üzümlünün çeşme başından keçi görüntüleri..
Evler süper otantik..İlk geldiğimizde çok uygun fiyatlardaydılar..Alıp atmak
lazımdı kenara ama biz yoğun çalışmaktan bir türlü Üzümlüye gidemedik.


Rumlardan kalan ve Türklerin onlardan kullanmayı öğrendikleri dastar tezgahları..

Şimdi tekrar kurslarla ve desteklerle canlandırılmaya çalışılıyor dokumacılık.

Yemek yarışmasında gözleme (saç böreği) ikramı da yaptılar..
Patlıcanlı pilav, sanırım ikinci oldu..
Sarmalar gerçekten nefisti :))
Yarışmaya katılan tüm yemekler ,tadımdan sonra bahçedeki herkese servis yapıldı.

Benim tabağıma bile almadığım sarı ot birinci seçildi..Bence yöreselliktendi..

Favorim ilk sırada görülen tavuk sarma idi..Etsiz çiğ köfte ,sarmalar çok güzeldi..

Jüri üyeleri ve kaymakambey, turizm müdürü, yarışmanın yapıldığı mekan Üzümhan da topluca yarışmacılarla resimde..


....... ...... ........

Annemve babamla yukarıdaki gibi hep köpüklü mehmetefendi kahveleri
yapıp içiyoruz :))
En büyük zevklerimden birisi de sevdiklerimle Türk kahvesi içmek..Gördüğünüz
üzre köpüklü yapmakta en büyük zevkim.
Kaç gündür yazamadım bir türlü annemin yaptığı ebrular başlıyor efendim...
bana getirmiş ama benim seçtiklerim daha sonra..Bunlar hediyeler..





Bu güzelim panoyu annem anneannemden kalan etamin işinden yapmış, tam da benim koltuklara uygun aksesuarlar aranırken süper oldu :)) Eline sağlık annecim :)

Annemin keçeden yaptığı yaka çiçeği..Ben bayıldım ama bir tane yaptığından ve sergileri için kullanacağından el koyamadım :))
Bu arada sergilerini yazarım,yolu düşen uğrasın ,nefis şeyler yapıyorlar..

Burada pembe ağırlıklı çıkmış ama çok kibar bir rengi var diye ben aldım ..
Maviyi çok sevdiğimden bana özel yapılmış fular :)

Ebru cep telefonluk..

Annemin yaptığı kolye..

Ebru masa örtüsü..2 tane ama diğeri mavili..

Burcu ile ikimize yaptığı kedicik..

Kırkyama yastık
Ortadaki desen eski etamin bir örtüden..Kırkyama çalışması bir yastık.
Kırkyama diğer yastık..
Benim süper yastıklarım :))
Beşli çay içmeye başladım Biyodan özenip..Sanırım ödemden de kurtarıyor,yağlarla birlikte..
Turizm haftası etkinliklerinde otantik yörük oyunlarıyla Fethiye Gazi İlköğretim Okulunun öğrencileri..

Yoğunluktan yazamadığım günleri sırasıyla yazacağım.Annemler ne yazık ki bu akşam yolcular..Şimdiden gidecekleri için huzursuz oluyorum..
Annem ve Babamla pazara çıktık, yürüyüş yaptık, evde sohbet ettik,köpüklü kahveler yudumladık ön balkonda, arkadaş ağırladık,gezmeklere gittik, dizi izledik,ben bilmediğim kişileri sordum dizi izlerken, bazı günler aynı dizileri izledik, İki aile,Avrupa Yakası, Hatırla Sevgili ve Asi gibi :))
Bol bol çay içtik, diet üstüne konuştuk, kendimi korumadığım için soğuktan ve kendime bakmadığım için annem bana kızdı, ben sabunluk, o örgü ördü, her gördüğümüz örneği dibine kadar tartışıp ne yapabiliriz yaptık, Babamla Çağıl ders çalıştı-babam emekli matematikçi ya- babam hızını alamadı gel seni çalıştırayım sende çağılı çalıştır dedi, uzunbey çok çalıştı, annem onu korudu her çıkıştığımda :P , bende ona uzunbeyin annesi ismini taktım, gördüğüm tüm güzel çiçeklere baktım, annemde yeter artık çok çiçeğin olmuş dedi, babamla yalnız kaldığımızda dedikodu yaptım, bazen bir olup annemi kızdırdık, annem başkalarına beni anlatırken bazı huyları babasına benzer dedi,benim hoşuma gitti,çünkü annem çok yumuşak ve pozitif bir kişilik, ben öyle olamam :) bol bol bana fikir verdi, ara ara duygulandı, bu da beni ve babamı üzdü..Meğerse beni anneanneme benzetiyormuş, hüzünlü hüzünlü bana baktı ,beni de hüzünlendirdi..Çok nefis ve tadına doyulmaz günler geçirdik,gidiyorlar diye burada kesmeyeceğim hikayeyi, resimler bol,bitene kadar anlatacağım annemle ve babamla geçen günleri..

Perşembe, Kasım 08, 2007

Annelik işte.

Konuşan çocuk özlemim vardır benim.Çünkü Çağıl herzaman okul konusunda ketum bir çocuktur.Kelimeleri ve bilgiyi ancak 14-15 cümle kurarak alırım ağzından.Hatta bir gece ev oturmasına gittik ama ancak perşembe akşamı buluşabilmiştik aileyle..Gittiğimiz evde sınıf arkadaşının evi.Gece oturduk artık 11 e geliyor saat, çocuk bahsetti yazılıdan da haberimiz oldu.Ertesi gün önemli bir yazılıları varmış biliyormusunuz? Nasıl rahatsız oldum anlatamam,ilgisiz anne konumuna mı düşmekten yoksa o kadar gün belirledik o gece bizim yazılımız var ertesi gün diyememesinden mi bilmem.Kibar bir ailedir, bir şey demediler bize ama garip karşıladıklarına eminim illa o gece gitmemizi.Dersleri çok iyi olduğu için bu konularda çok üstüne gidemiyorum.Bu da onun tarzı diyorum ama ben ki fazla üstüne düştüğümü düşünen insanlara söylemek istiyorum aslında çocuğun karakteri size ya da babasına benzemeyebiliyor.Ne yapsam bu konuda hala başarılı olamadım ki her konuyu konuşabileceği insanlarız biz.Şimdiye kadar da hiç şiddet uygulamadık ona karşı.Bazen siz ne kadar paylaşımcı olursanız olun çocuğun karakterinin izin verdiği sürece anne-babasınız.Düşünün ki anadolu lisesi sınavına gidiyor ve saat takmak istemedi.Ben sınavda saatsiz olmaz ki dedim ve bana ben sınavı kazanacağım ,vaktimi de ayarlarım dedi sakin sakin.Kazandı da.Şimdi kendi tarzı olan bir çocuğa başka yasalar uygulayamıyorsun.Kendi çapında da başarılıysa bir şey yapamıyorsun.Umarım kendi kurallarıyla bir gün hayatta başarısızlık yaşamaz.En büyük dileğim de bu.Son söylemek istediğim hayat size ne kadar izin verirse o kadar yaşıyorsunuz..Bu yorumu aslında yorum olarak yazacaktım. Ebru' yu okurken aklıma geldi. Şimdi anneleri okurken bunları düşünüyorum bazen hep çocukları biz eğitiyoruz gibi ama tamamen bize bağlı değil bu.Bunu ancak yaşayınca ve gördükçe anlıyorsunuz.Ben üstüne çok düşen bir anne gibi dursamda eğer düşmesem ya da takip etmesem hiç iletişimiz kalmaz diye düşünüyorum .
Geçen gün de Çocuk Gibi ile gmail den yazışıyoruz sohbet kısmında çekirdekler için.Konu nerden geldiyse denizde yüzmeye ve çocukları takip etmeye şimdi hatırlamıyorum.Bana artık Çağıl büyüdü onu denizde takip etmek zorunda değilsin gibi bir şey söyledi.Oysa şimdiye kadar onu takip etmeden hiç durmadım ki.Çünkü büyüdü ve açılıyor artık, delikanlı ya. Ben de severdim eskiden açılmayı ama orası Marmara idi ve Annemin bir şekilde gözucuyla takip ettiğini bilirdim.Yine de Annem sınırlamazdı beni pek..Ben de şimdi aynısını Çağıl'a yapıyorum.Sonuçta her durumda ve her yerde farklı tarzın olmalı.Karadenizde yüzmeyi öğrendim ben.(İğneada'da..Demirköy yani . ) Orada açılırsan boğulursun.Çukurlar vardır ve denizin içinde kayalar.Girdiğin gibi de derindir.Yedi yaşında Akdeniz'de yüzdüm. Antalya'da ama orası da girdiğin gibi derindir.Marmarada geçti gençlığım :)) - vay be cümleye bak! - sığ gibi gözükür ama kum tankerlerinden çukurlar vardır tehlikeli ,açılırsan ya da açılmasan da boğulursun :) çok yüzdüğüm için iyi yüzdüğümü sanırım ama bu işte güven olmaz.Bu yüzden de iki gözüm ve kulağım o suya girdikçe üzerindedir yaşı kaç olursa olsun, ya da tarzı.Milli sporcu bile olsa o benim oğlum, merak ederim ben onu ama sıkmadan ve ona elimden geldiğince çaktırmadan peşindeyim :)
Neyse çıkmam lazım, arkadaşıma gidiyorum.Uzun süredir ilk defa Mavi Kuşlarla oturmaya..Denize sıfır bir balkonda oturup çay içeceğiz izninizle...

Salı, Ekim 09, 2007

Yeni Öğrenci velisi...

Çok sevdiğim bu karikatürü yine okuyunca sevdiğim bir yazıyla beraber kullanmak istedim :)

Üstteki karikatür şu an hamile olan Sugibi ve Huysuz ve Tatlı için geliyor..


Aşağıdaki yazıda Mutfakcamı Burcu ve okula başlayan tüm miniklerin annesi için ...


http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=6964 linkten ya da



Yaşayan hıyarlar (sakın üstüne alınma burcu aynen yaşadık hepimiz :)

Ayça Şen
(Korkulu ecukeyşın filmi) Kusura bakmayın ama psikolojik durumum yazı yazmaya müsait değil ve acele acele yazıp hemen perdeleri kapatıp uyumam gerek bütün gün. İnsan yaş geçtikçe depresyon gibi naneleri eskisi gibi kanırtarak yaşamıyor, böyle sevimsiz bir hal geliyor, sistit olmuş gibi, bağırsak gazı gibi, ince ince, fazla üzülmeden, müzmin bir hal alarak yaşıyor, dolayısıyla şiddetli ağlama krizleri şeklinde değil, ara ara, sızı sızı zırlayarak geçiştiriyor. Zaten yaş ilerledikçe gözyaşı kalitesi de düşüyor, buna mukabil gözyaşına değer bulduklarımızın kalitesi giderek artıyor; çocuk gibi, erdem gibi, vicdan gibi... Ay böyle arabesk ifadelerden hiç de hoşlanmam ama dediğim gibi ne sizinle ne de kendimle uğraşacak haldeyim, dolayısıyla önyargılarınızı ister önünüze, ister arkanıza alınız, bu şu anda hiç de umrumda değil değerli okur. Hani 'Üç aylık ömrün kaldı, zktir git ne bok yiyorsan ye' denilen hastalar için psikiyatrlar 'Bu tip hastaların ruhsal durumları gözle görülür biçimde değişir, düzelirler, cillop gibi olurlar' filan diyor ya, işin kötü tarafı, nerden baksan 30 yıllık ömrü kalan biri için, bu süre oldukça uzun. Memo dün ilk kez öğrenci 'reşitizmi'ni yaşayarak okula tek başına servisle gidip servisle döndü. Okul kapısı bekçiliğim dün itibarıyla okulun ikinci haftası sona erdi. Fakat her şeyini; kalemlerini, su matarasını, beslenme kutusunu, ilkokula başlama hediyesi diye aldığım saatini kırmış, iki defteri vardı, ikisini de hacamat etmiş, süveter ve hırkalarını kaybetmiş, viran bir halde eve döndü. Birden bire Memo ile geçireceğim (inşallah) 15 yıllık öğrenim hayatı gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Büyüdükçe mi bu kemikleşti bilmiyorum ama, 'hayatta başarılı insan' prototipi ille düzenli olan, eşyalarına kıymet verip hor kullanmayan, filan da falan da insanlar gibi yerleşmiş. Ki, çocuğum olana dek bu tip klişelere gazlı gazlı gülerdim. Oysa şimdi annemin ruhu kaçmış gibi içime. Memo bu sabah "Okula gitmek istemiyorum, orada başıma felaketler geliyor, öğretmenler asker gibi, asker gibi olmak istemiyorum" diye ağladı! Sınıfları 40 kişi. Özel okulda olsa eşyalarını çocukların yanına verirler ama bu kez sorumluluk öğrenemez herif, zaten beni zengin sanıyor, diğer çocuklarla aşık atmaya kalkar, ben baş edemem. Bu yazıları okul idaresi okuyormuş, öğretmenine de okutuyormuş; artık sustalı maymun gibi olmak zorundayım, her istediğimi de yazamam (mesela). Velhasıl kelam, sabah zırlarken annem içeri geldi, "Bunlar çok doğal kızım, ben seni her sabah okula çığıra çığıra yollardım, tırnaklarımın ucundan ter akardı, sakın ola ki çocuğa 'Her şeyini kaybediyorsun, bir işe yaramazsın' mesajı vermeyesin, ömrü boyunca bu haftaların ezikliğini taşır, aman ha; yanlışlıkla olmuş, olur böyle de, bir dahakine dikkatli ol de" gibi şeyler dedi. Şu aralar yetişkin ergenliği yaşıyorum. Yetişkinliğin ergenliği de meğer çocuk yapıp onu okula yollamakmış. Bu ergenlikten ne zaman kurtulacağız? Aha da size yemin, bu bir buçuk haftada saçlarımın önleri ve yanları beyazladı. Ha, bir de çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: Çocuk sahibi olup da çocuğunun okulda ne kadar iyi olduğunu, süper uyum sağladığını anlatıp bizim gibi 'hayatta başarısız' annelerin içini kanırtan o kadınları arkadaş bellediyseniz, derhal elinizde ne varsa bırakıp o körolası kadıncaazın saçını tek elinizle tutup burgu yapıyorsunuz, sonra kafasında tek tüy kalmayıncaya kadar öne arkaya ritmik hareketlerle sallıyorsunuz. Elinizin mükemmel vakumu sayesinde bir yere kaçamayacak o cehennemin dibilik kadınların, şu mübarek günde Allah menopozunu yaklaştırsın, kocasının cep telefonunda erkek ismiyle yazılmış kadın numaraları bulsunlar inşallah. Beni şu dönemimde tek ferahlatan şey, iki-üç kız arkadaşımın benzer sorunları yaşayıp kendilerini yetersiz hissettiklerini anlatmaları oldu. Cehennem büyük ihtimalle tek kişilik olmalı. Herkes tek başına oraya düştüğünü sanıyor olmalı. Herkesin böyle şeyler yaşadığını duyunca derin bir nefes alıyorsun, düzeleceğini, işin normalinin bu olduğunu düşünüyorsun. Asla ilaç almayan bendeniz, bu hafta iki kutu baş ağrısı ilacı bitirdim. Ha, babalar mı? Cennet çoktan anaların ayaklarından alınıp noterde babaların üstüne yapıldı bile. Onlar mutlu, onlar soru(m)nsuz, onlar evhamsız. Tek hıyar biz kaldık.
.......
Ayça Şen yazmış..Hepimiz bir şekilde geçtik bu yollardan az sabır ve baş edemeyince gerçekten annenizi arayıp kendi okul maceralarınızı dinleyin..İyi geliyor :)

Pazartesi, Ekim 01, 2007

PÜREMATÜREYİZ.ORG



SARDUNYA çok güzel bir yazı yazmış.. Eh yardımcı olmak lazım..Biliyorsunuz ki ne kadar çok link verilirse ya da bahsedilirse o kadar fazla insan okuyacak ve paylaşacak ..

"Kaplumbağa tanıştırdı beni bu minik dünyayla. Birşey yapmalı dedim. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmalı dedim. Herkes koşmuştu yanıma moral vermeye. "Bilmem kimin bilmem kiminin de erken doğmuş çocuğu. Endişelenme. Geçer" Nasıl geçer ya? Kendi çocuğu erken doğan hiç mi yok? Bu bir şehir efsanesi mi diye sorarken kendime... Yavaş yavaş toplanmaya başladık. Şimdi 60 aileyi geçtik. Gittikçe artıyoruz.Önce elektronik posta ile birbirimize moral verdik. Bakın bu çocuklar büyüyor dedik. Yalnız değilsiniz dedik. Derken bir sitemiz oldu el yordamıyla kör topal:) Pinocum bu şahane logoyu yapıverdi bize hiçbirşey talep etmemişken üstelik, sırf içinden geldiği için.Şimdi sırada hastaneler var. Hastanelere pano koymak istiyoruz. Bu panolara moral verici yazılar asmak, yalnız değilsiniz demek istiyoruz. Yapacak çok iş var. Belki zamanla kuvöz sayısı bile artırılabilir. Hayatın kıymetini hepimizden çok bilen bu bebekler için siz de bir ucundan tutar mısınız? Sesimizi duyurmak için yanımızda olur musunuz? "

http://www.prematureyiz.org/

Pazartesi, Temmuz 30, 2007

Aysetun bana göndermiş, çok güzel bir oluşum..Tebrik ederim..Sizde göresiniz istedim..İnsan isterse neler yapabilir :))