korkuteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korkuteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ocak 07, 2013

Ama ben en çok şeyi, en kısa zamanda sana söyledim... Yalnız sana*

Zaman durmuyor,insanlar durmuyor,rüzgar esiyor yine,
Sular akıyor...
Saat inadına tik tak,akşam oluyor,sabah oluyor...
ağaçlar bir döküyor yapraklarını, bir çiçek açıyor...
Ben hariç hiçbir şey kalakalmıyor Olric...
"Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki Olric..."
...
Şehirler değiştiriyorum Olric,
"içimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun"lara takılıp kalıyorum...
Şehirler değişiyor Olric,ben değişiyorum,
değiştikçe kanıyorum...

Oğuz ATAY - TUTUNAMAYANLAR

Güzel bir yazıyla girmek istedim ama biraz hüzünlü mü oldu ne..? Hüzünlü değilim, mutsuz da ama yorgunum. Sanki 2012 ' nin  tüm yüklerini ben taşıdım.Yılbaşında Göcek'teydik biz Fevzilerle.Çok güzel geçti ama 2-3 gündür tüm düzenim değişti, uyku düzenim,geç yatıp geç kalkıyorum, 2013 'ü pek bir tembel karşıladım.

Saatlerdir yazı önümde açık, bu aralar asi gece kuşu olduğumdan sabaha karşı yatıp ona doğru kalkıyorum. Uzunbey genellikle yürüyüşe gitmek için uyandırıyor ama kalkamıyorum.Bazen onunla kaçıp kahvaltı ediyoruz sahilde hava güzelse,değilse de ediyoruz ya,özellikle son iki haftadır pazar kahvaltıya Beach Club Escape 'e -Koca Çalışa gidiyoruz.Eskiden giderdik Suat 1881 artık orada. Orada Ares'in arkadaşı Tekila 'da var,bu yüzden kahvaltısı yanında Ares için de gidiyoruz, bir de sahibi Murat güzel müzikler çalıyor :)) Bu yaz zaten karavan oranın yanında olduğundan yazı orada geçirdik gibi bir şey oldu.Arkadaşımızın karavanı da onların bahçede olduğundan sık sık görüştük.Arada gördüğünüz plaj resimleri oradan.
Bu fotoğraflarda mesai arası kahve kaçamağından. İşyeri evinin altı olan gördüğüm en minimalist  ev diye bahsettiğim arkadaşım.Daha önce evini görüntülemiştim. İç mimar olan.

Soldaki kaktüs kokteyl  benden, benim bahçeden, sağdakini o almış.
Burcu ve annem aralıkta  kargo göndermişlerdi,bunlar o birde yılbaşı kargom geldi ki içinde çok güzel hediyelerim var,görüntüleyemedim daha ,paylaşacağım.
Kitap fuarından Burcu'dan bana gelen hediyelerden... Bayıldım.
Burası arada alışveriş yaptığımız Mango-Karma  mağazası.Sahibi çok zevklidir, buralarda nadir gördüğüm modadan anlayan mağaza sahibidir. Ankaralıdır,ayrıca severim :)
Biz CHP Fethiye Kadın Kollarında her ay Muğla Kadın Toplantıları yapıyoruz.Kasım Yatağan'da, Aralık Datça'daydık. Ben görüntülediğimden fotoğraflarda yokum.Oldukça kalabalık  ve Muğla'nın her ilçesinden kadın kolları toplanıp,pazar yerlerini gezip toplantı yapıyoruz.

20 sinde onlarda Deve Güreşi bizde Çalış 2. el pazarı var.

Kitap atölyesinden...Çok güzel gidiyor, keşke çok daha önceden yapsaymışız. Daha ayrıntılı belki daha sonra yazarım,çok keyif alıyorum. Onbeş günde 2 saat çabuk geçiyor.
Ben Dönüşümü okudum,herkes istediği bir eseri seçiyor,ya da okumuşsan okumadığın başka bir kitabını okuyup geliyorsun. Yatağan'a giderken yolda okudum.
şalları Cafederin zehranın annesi örmüş,kızkardeşine,ben görüntüledim.
Bir kahve kaçamağında görüntülendi.

Bu da günümüzden..Zehra'dayız yine.
Koca Çalış...Bir yürüyüşten...
Bizim partiye paralar havadan gelmediğinden ancak bir tane alıp Engelliler Gününde hediye ettiğimiz tekerlekli iskemle.Ben yine çekimdeyim,boşuna bakmayın :)) Kadın Kolları Arkadaşlarımdan bazıları..
Keçi kitap evinde LÖSEV ürünleri de satılıyor, ocak ayında bol bol ücretsiz takvim dağıtmamıza rağmen insanlar sadece destek olmak amaçlı bu takvimlerden alıp sattı.Gurur duydum onlarla.
Bir akşam ödül töreni için Buffola daydık.Güzeldi.
Adaçayı, Fethiye'ye gelipte içmeden gitmeyeceğiniz bitki çayı.Gerçek bitki çayları böyle olmalı,yayladan toplanmış ve poşet içinde değil,dal şeklinde. :)
Antalya gezisine giderken yolda.
Yılbaşı süsleri satan bir İngiliz hanım.Otellere satıyormuş aslında ama bizim turu davet etti. Lara'ya giderken..

Bu da terra city. Çok büyüktü.
Antalya  Lara tarafında bir park havuzu.Biz çıktığımızda hava kararmıştı.
 
Antalya -Fethiye arasında Korkuteli var. Korkuteli Türkiye'de en çok mantar üretilen yeri ve ürünlerinin hepsinin mantardan oluşan menüsü bulunan güzel bir restaurantı mevcut.Antalya tarafından girdiğinizde Korkuteli girişinde sağda" Mantar Evi " Önce şöminesinde ısındık,yemek yedik, alışveriş yaptık ama önce bir İngiliz nescafe istedi yok dediler, ona Türk Kahvesi verelim mi dediler,istemedi,çay ve içki vardı içmedi tamam anlarım.Biz yemek yemiştik,bizde Türk Kahvesi istedik ki ben bütün gün içmemişim,canım çok istedi,baştan bir kaç tane yaptılar, sonra sıra bana geldi ki herkes genelde yemek yedi, yani içen kişi sayısı onu geçmez bir otobüs insanda, yapmadılar, yok efendim kahve makinaları bozulmuş! İyi de Allahın taşralısı, bir otobüs insan görünce kendini şaşıran insan gurühu , bizde o numarayı yedik, sende çay,kahve içmeyeceksem otobüsle neden durayım bir daha.. Hoş Uzunbey istedi orada durmak ama ben böyle sonradan görme lokantacılara gıcık oluyorum.Niye böyle dedim biliyor musunuz, bu adam esnaf olsa dekora verdiği özeni insana verir,vermezse ancak böyle yolu düşünce gider oraya müşteri.Ben senin İngilize nescafe vermeyen tavrını seveyim. Pöh! Türk'e de Türk kahvesi yapmadın ama. Gidiceğim yine, yolum düşerse, bakalım tavrı değişecek mi yoksa aynı tahtalıkta devam mı edecek,yazarım.
Yemekleri gördüm,uyuzluk yaptıklarından sonra yemek yemedim.Sanki çok kalabalıktı, Afyondakiler ne yapsın. Web siteleri var ama ziyaretçi defterleri kapalı, anlaşılan başka güzelliklerde yaptılar ki ziyaretçilere defteri kapamış akıllılar.Basında haberlerimiz diye buton var, ya şeytan dedi ki yaz şunları basına koysun anılarının en güzel yerine.Evet sadece bana Türk Kahvesi yapmadıkları için bu kadar kelime. Hak ettiler :)
Boğa burcuyum ya kendi kendimi öfkelendirme-siz gaz verme de diyebilirsiniz- konusunda süperim.Durdukça sinirlenirim ben :))
Bunlar benim kıymetlilerim.. Deri bavul babaannemin, annemler bana verdi, kasetler benim eski kasetlerden, plaklar 2. el pazarlarından.Daha ayrıntılısı daha sonra,ayrıca bir yazı yazacağım bu bavul içindekilere,hepsini ayrı ayrı görüntüleyeceğim.Çok güzeller değil mi..? İçinde kimler var kimler..
Bu eski kaktüs kokteyl.Arada görüntülüyorum.Evin giriş kapısında.
Bu da yeni saksıda eski kaktüsüm.
Atatürk Çiçeğim, bahçeden.
Yine LÖSEV den.
Bizim sokakta Ares'i insanlar çok sevince, evlerde tercih edilen cinslerde değişti.Bahçede yaşaması için alınan "Tekila" en az Ares kadar sevilen bir sima oldu,bizim için zaten Ares'in arkadaşı olduğundan ben de çok seviyorum.Araları az ama Ares kadar büyümediğinden ayırabildiğimiz Tekila. Arada bahçeye salıyoruz,özellikle işten çıkınca götürüyorum ki enerjisini atsın.Birde beyaz golden var ama o biraz sinirli,o balkonda yaşıyor, biz dışarı çıkınca bol bol Ares'e havlıyor.
Kitap atölyesinde karışık gidiyoruz.Bunlarda diğer haftadan.
Bunları Ümit Hanım, keçi için yaptırmış,çok güzel,okuduğun kitapları içinde kayıt altına alabiliyorsun.İçine notlar alıp,sevdiğin cümleleri yazabiliyorsun.İçini de görüntüleyeyim bir daha ne demek istediğim daha net anlaşılır.

Yılbaşı öncesi kahve keyfinden bu blog için :) yaptığım çalışmalardan...
Kaya'dan Gemiler Koyuna inerken yürüyüş yaptık üçümüz bir hafta sonu.
Kayaköy Antik Restaurantta bir kahve molası.
Antik..
Hava çok güzel olunca Kayaköye gezmeye,kahvaltıya,yemeğe giden çok olur.Dönüşte trafik yoğun.Fethiye Ovası gözükmeye başlamış.
Kale ve bayrak.
Kaleden Aminthas Kral mezarına giden yol.
Yolun ortasındaki Likya Lahiti..

Genco Erkal buraya geldiğinde imzalattığım oyun kitapçığı,saklıyorum.
Birde bunu saklıyorum hediye :)) Çok sevdiğim bir sanatçıdan.Şimdi kitabı da çıktı,alacağım,sipariş verdim.

Cuma günü sinemaya gittik Uzunbeyle..F Tipi.Gidilmeli."tamamen gerçek olaylardan ya da gerçek anlatımlardan yola çıkılarak kurgulanmış öykülerden oluştuğu belirtilen kısa filmlerin tamamının iyi olduğu söylenemez; ama, sanatsal kaliteleriyle öne çıkan birkaçı, filmin bütününü de sırtlıyor diyebilirim.." diye bir yorum vardı ekşi de bende katılıyorum.

Bir yazıda burada bitti.

* Özdemir Asaf

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Özledim :))

Kuzenimin nikahı iyi ki Isparta 'da kıyılmış.. Bizim için hem iyi bir gezi oldu hem de sevdiklerimizle tekrar görüşmüş olduk.Ayrıca çok iyi insanlarla tanıştık ve ağırlandığımızı da söylemeliyim.. En son tekne gezisinde kalmıştık ordan devam ediyorum. Biz çok yoğun ve atraksiyonlu bir günden sonra kendimizi tekneye zor atmıştık ve çok güzel geçti gecemiz..Gece eve geldik ki ertesi gün için hazırlık yapmam gerek ve geçen hafta doğru düzgün evde kalmadığımdan hiçbir şey hazır değil..Neyse biraz takıldım öyle,sonra maillerime baktım. Daha sonra bir uyku bastırdı ki mümkün değil bir şey hazırlamam,yattım.



Kuzenim ve eşi :)
Cuma sabahı erkenden kalktım, herkese bir küçük valiz hazırlamam gerekli..Çünkü ayrı ayrı odalarda giyindiğimizi düşünürsek tek ve büyük valiz zor olur. Hatta ben ve Çağıl orada giyinmeyi düşündük, Uzunbey daha önceki hayatını takım elbiseyle geçirdiği için finans dünyasından alışık, yolculuğa öyle çıktı. Bende önce biraz ütü yaptım, ertesi gün giyeceklerimizle beraber biraz çanta hazırladım, Çağıl'ı okula geçirdim, Uzunbey'le beraber çıktık.Onu işe bırakıp ben çarşıya gittim. Terziye Atahan'ın sünnetinde giydiğim elbiseyi kısalttırıp üstüne siyah ceket giyip gitmeyi düşünüyordum.Kısalttırdım da ama ölçü alıp kısalttığı için tekrar bakmadan aldım ,geldim.Oysa evde bir denedim ki benim Obamanın eşi gibi dizaltı olsun dediğim etek boyu tam diz üstü olmuş.Ben kısa giyerim ,kimsede karışmaz zaten ama kilodan hiç estetik durmuyor..Yani ben yakıştıramadım. Daha önceden hiç giymediğim bir etek ve bluz hazırlamıştım aklıma elbise gelince 2. plana atmıştım. Onları da yanıma alıp 1.5 saatte tüm çantalarımızı ,ütüleri ve evi biraz toparladıktan sonra erkeklerin eve gelmesiyle hazırlığım bitti. Onlarda duş alıp , giyindiler ve biz saat tam ikide kapıdaydık..


Fethiye-Antalya yolu..Korkuteli civarı.
Ares'i akşamüstüne kadar büroda bıraktık, akşamüstü veterinerimiz bürodan alıp pansiyona götürdü. Ertesi günde biz yokken alıp sabahtan yine büroya bıraktı.Böylece sadece gece ayrı kalmış oldu ve ilk defa yalnız kaldı.Geldiğimizde küseceğini düşünmüştük ama maşallah küsmedi bize.

Şimdi Isparta için iki yol var,hemen hemen aynı ama haritadan bakıp kendimize Korkutelinden sonra dağ yolundan giden kısa bir yol güzergahı çizdik.Böyle zamanlarda ben haritayı alıp copilotluk yaparım eşime.. Korkutelinde herzamanki yerde mola verip karnımızı doyurduk ki (Şişçi İbo) hem Ispartada yeni bir yer aramayalım hem de midemiz şişken kokteylde kötü gözükmeyelim..

Yoldan mütemadiyen annemi aradım, en sonunda daha kokteyle bir saat zaman varken Ispartaya ulaştık.Annem ilk defa gelmesine rağmen yolu bize tarif etti ve gece de kalacağımız eve ulaştık.

Damadın ailesinin evine çok yakın ve diğer gelinin ailesinde ağırladılar bizi. Ev çok büyüktü, (neden böyle yazdığımı daha sonra anlatacağım :) Teyzemler ve eltisi hariç,küçük dayımlar, annemle babam,diğer dayımın eşi ve kızı birde biz aynı evde kaldık evsahipleriyle.. Normalde bir yere gittiğimizde otele gideriz biz, yani normal şartlarda dışarıda kalırdık ama hem bir gece olduğundan hem de damadın ailesi kimseye izin vermediğinden :) otele gidemedik. Böylesi daha iyi oldu biraz daha fazla görüşmüş olduk akrabalarımızla..

En üstteki kapak resmi ve bu resim kaldığımız evin bahçesinden.. Tepeye doğru hoş bir mahallede kaldık.Hemen hemen tüm evler bahçeliydi..Arada oyun parkları vardı.Güzel bir şehirdi, Çağıl'da beğendi :)
Bir gece önce geç yatmamıza rağmen ve o gece oyun oynayıp çoğunlukla ayakta durmamıza hatta içki içmemize rağmen eğlenceli ve hoş bir geceydi.. Gelinde müzik öğretmeni olunca hep kaliteli müzikler dinledik,birara diskotek gibi ayarlanmış ışıklarla dans ettik,kaşık havaları oynadık.(Şimdi biz Trakyalı olduğumuzdan her havayı oynarız. Kaşık havası da oynadık,Ankara havası da arada dokuz sekizlikte attırdık.) Birde içtik tabii.Öbür taraf çok içmiyordu zaten, onların yerine de içtik :) Düşünün zaten ben, dayım,babam, eniştem,gelinin erkek kardeşi kuzenim, kuzenin amcası herkes Trakyalı, Uzunbey araba kullandığından az içti.. Eşlerde biraz içtiler..
Eve döndük , Çağıl yatmadan acıktı tabii.. Yolda açık yer görsek dalacağız biz zaten annem ve babamla arabadayız, diğer akrabalar İstanbuldan gelen araçta.. ama açık yer yoktu o saatte.Zaten Çağıl'ın aç olduğunu duyunca hemen atıştırmalık yemekler hazırlandı.. diğer eve geçmeden tekrar bir yemek faslı yaptık bahçede o saat.Çağıl'ı yerken gören yanına yanaştı,kenardan köşeden herkes bir parça bir şeyler yedi yine..
Şimdi ailede en uzun erkeklerden biri olmuş Çağıl, en kilolusu değil ama irisi de o duruyordu o gece.. (maşallah)Uzun zamandır görüşmediklerimizin hepsi Çağıl'ı çok büyümüş buldular.. Koca adam birde bana anne diye sesleniyor arada.. Anneme de biri benim için kardeşiniz mi demiş.. Lafı şuna getirmeye çalışıyorum ki annem genç gösteriyor,oğlan genç irisi e beni de büyük sanırlar tabii. Neyse ben böyle şeylere takan biri değilim genelde :))
Ertesi sabah erkenden kalktık,Uzunbey illa buraya kadar gelmişken Antalya yapalım diye tutturdu.Çağıl çok istemese de akrabalarından ayrılmak (kuzen çocukları hep ondan bir kaç yaş küçük ve çok iyi anlaşıyorlar..) yine de sesini çıkarmadı. Sabah gideceğimizi söyleyeceğim annemlere biz giriş katta yattık yukarı kata bir çıktım ki 4 kapı var, zaten geç gelmişiz ve yukarıya hiç çıkmamışım.. Hepsi akrabam ama uyandırmak istemiyorum sabahın yedisi.. Herkes yorgun ve geç yatmış. Ortada durdum ve gelen nefes seslerinden kapıyı tahmin ettim.Yani annemle babamın uyku sırasındaki nefes seslerinden kapıyı tıkırdattım.Doğru kapıyı bir kere de bulmuşum:))Kahvaltıdan önce ev sahipleri salmadığından çıkamadık yine de..Sonra Ispartadan bir saat sürdüğü için atlayıp Antalya'ya gittik..Annemlerde öğlene doğru çıkmışlar İstanbul'a.Biz zaten Ispartadan geldiğimizden direk Deppo'ya girdik havaalanı karşısındaki yoldan. Ordan Koçtaş yapıp öğlende Fethiye'ye doğru yola çıktık yayladan.Yine Korkutelinde Şişçi İboda yemek molası ardından Fethiye'ye döndük.Gece yemek vardı ama biz gidecek kuvvette değildik çünkü Uzunbey beni eve bırakıp işe gitti. Bende dinlendim çünkü ertesi gün mevsimin son ikinci el pazarını yaptık pazar günü Çalış Karnavalında. Ordan aldıklarım ve daha sonraki havadisler başka yazıya..
Car boot'tan sonra pikniğe gittik arkadaşlarla ,çok güzel resimler çektim. Bu haftabaşı benim gündemim zaten çoktan değişti..
Fethiyeli bir yazar olan,Yunus Nadi adına Fethiye 'de bu yıl ikincisi yapılan Yunus Nadi Günleri başladı bugün..Misafirimiz olan 14 yazar,çizer ve sanatçımız burada kültür etkinlikleri yapıyoruz..Benim ve Mavi Kuş'un konuğu Sevim Ak, çocuk kitapları yazarı..Onu bugün Menteşoğlu İlköğretim okuluna götürdüm konuşmacı olarak.Yarın Berna alacak iki okulu var,çarşamba kısmet olursa tüm gün benimle yine.. Eşen'e ve Kadıköy İlköğretim okuluna götüreceğim.. Bu hafta beş gün etkinliklerimiz devam ediyor.. Arada benimde gitmek istediğim söyleşiler var,işler yoğun,koşturuyorum anlayacağınız..
Isparta Antalya arası bir ara Karacaören Baraj Gölünden geçtik.Manzaraları süperdi..Arabayı Uzunbey kullandı ,ben fotoğraf çektim bol bol.Eskiden durmazdı ama şimdi her istediğimde duruyor resim çekmem için :)

Karacaören Baraj Gölü

BURASI NERESİ..? İlk defa yeşillikler arasında cafe gibi duran bir binanın tuvalet yapıldığını gördüm Antalya'da..İlk defa da bir yerin güzel ve temiz olması için medeniyetin yetmediğini..Son model tuvalatleri yapıp ,temizliği anlaşılan problem olan bir yer yapmak ancak bizim ülkemize özgüdür sanırım.. Bu yeşillikler arasında bir bakıyorsunuz ki içi cehennem gibi.. Lavaboları günlerdir silinmemiş,tozdan görünmüyor.İçerisi pislikten geçilmiyor,resim çekip yayınlamaya ben utandım siz anlayın artık ne kadar pis olabileceğini..Anlaşılan birbirine komşu olan Koçtaş ve Migros arasında problemli bir durum var ve bunu yaşamak benim halkımın hakettiği bir şey mi acaba..Ben mi dedim git oraya market aç,marketini açıyorsan,tuvaleti yapmak ve temizlemek zorundasın,diğeriyle problem yaşaman beni ilgilendirmez..Ben bunu mu hakediyorum. Bu yazıyı yazdıktan sonra her iki firmaya da mail atmaya karar verdim.Bize yakışan bu mudur diye..

Birde Antalya fotoğrafımız olsun :)

Burası da Fethiye.. O gün gitmeden çekmiştim terzinin penceresinden..Bu arada elbise uzundu ya, artan kumaşını almıştım,onu şimdi götürüp elbisenin altına ekletip fır fır yaptıracağım ki bir kere daha kullanabileyim.. Allahtan alt kısmı fırfırlı elbiseler moda..


Bu reklamda gördüğünüz üzere reklamcı ve sinemacı arkadaşlar bize jest yapmış,adlarımızı yazmış reklama.. Çağıl'ı silmedim ama Uzunbey'le benim adımı karaladım.. Şu anda meydanda duruyor,Fethiye'ye gelirseniz orjinalini görürsünüz artık :))