yemek daveti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek daveti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ocak 19, 2009

Dün gece..

Akşam yemeğe misafirim vardı. Berna ve eşi geldiler.. Cuma ve cumartesini evde keyif yaparak geçirdim ve pazar sabahı Çağıl' ı dershaneye bırakıp alışveriş yaptık marketten. Hava çok güzeldi, ben Pazargünü kurulan pazarın arkasında otururum ama keyfim olursa çıkarım pazara.. Genelde söylerim ne alınacaksa bizim pazar işini uzunbey yapar.. Bu pazar yemek hazırlayacağım için kendim çıkmak istedim.Uzunbey inanamadı , Asortikkrep halka inmiş diye takıldı durdu pazar boyunca.. Pazarı yapıp doğru Şat'a gittik. Şat ; burada Çalış Burnuna verilen ad.. Eskiden maden şirketinin çıkardıklarını vagonlarla getirip buradan gemilere yüklerlermiş esas anlamı sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne .. ama burada yüklenilen yerin ismi kalmış. Hani benim iş yapıp paramı alamadığım için gitmediğim uyuz lokanta var ya onun olduğu yer.. Her ne kadar lokantaya gitmesemde kısa yürüyüş için genelde kılçadırın önünü ve Şat' a kadar olan plajın yanındaki yürüme yolunu kullanıyoruz uzunbey' le ares'i gezdirmek için.
Dünde fazla zaman ayıramayacağımızdan Şat' ta yürüyüşe gittik. İki gün yağmurlu geçtiğinden tuvalet ihtiyacına bile şemsiye ile çıktığımız ares yürüyüşü keyiften atlayıp zıplayarak yaptı.. Çocuk gibi, her taşa basarak, kah plajda taşlara atlayarak kah bize gelip teşekkür ederek yürüdü..

Sonra eve gelip mutfağa girdim ben.Uzunbey'de bahçede yapılacak bir kaç işi yaptı. Akşamda çok keyifli bir gece geçirdik Bernalar ile.. En az 3-4 kadeh Burgaz'ın yaş üzüm rakısından içtim ama sabah zımba gibi kalktım :)) Sofra keyfi o kadar güzeldi ki ancak gecenin sonuna doğru şömine başına geçebildik..
Yine mutfakta hazırlıkları yaparken açılışı ahududu likörüyle yaptım.. Evde mutfağa girdiğimde eğer canım isterse bir kadeh şarap koyup yemeği öyle hazırlıyorum ben.. Bazen likör, bazen de şarap olabiliyor evdeki duruma göre. Zaten yemek öncesi tatlı-sert şaraplara bayıldığımdan mutlaka evde şaraplığım da her tarz şarap doludur.Rakıda da Burgaz' ın yaş üzüm rakısına diyecek yok.. Evde acılı ezme hariç sofrada herşeyi ben yaptım.. Bizim yöremiz değil ama konuklarım özellikle tepside yapılan yalancı içli köfte yemeğe geldiler ki biraz fırında fazla tutmama rağmen iyiydi. Aslında bir yerde içli köfte yiyiyorduk bunun tepside olanını yapabiliyorum dediğimden menü böylece belirlenmiş oldu..
Menümüz ; etsuyuna ezogelin çorba, tepside yalancı içli köfte, beşamel soslu brokoli, elma dilim patates, tavuk salatası, soslu yeşil salata, acılı ezme, roka ve peynir tabağı, kuruyemiş, yoğurt, bahçeden çuşka biber.( kırmızı ve kurutulmuş acı biber) İçkiden sonraki kısımda mutlaka çay ve kahve ikram ederim ben.. Bu kısım için de sosisli tart ve lokumlu milföy yapmıştım.Biz o kısmı sofrada geçirip tatlı saatinde şömine başına oturduk.. Orada da yalancı tavuk göğsü yapmıştım. Onları yedik..
Aslında geceye devam edebilirdik ama ertesi gün Berna'nın eşinin erken yola çıkması gerektiğinden kestik.Yine de sık sık biraraya gelmeye karar verdik.

O kadar çok geziyoruz ki bazen evde misafir ağırlamaya zaman bulamıyorum.. Çünkü çağıl' ın sınavı olabiliyor ve her hafta da maça gidiyor halı sahaya..Gündüzleri ne kadar bizimse geceleri de çok çıkmamaya ve bir yerlere gitmemeye dikkat ediyorum senelerdir. Bu yüzden eve gelen misafir durumlarını da genelde Çağıl' ın sınav ve planlarına göre ayarlıyoruz.. Çağıl , bu hafta Berna ve Hamit için maça gitmedi , onlarla oturabilmek adına .. Ailecek seviyoruz yani onları :)) Ares' te utanmasa gece kapının önünden geçirirken neredeyse arabalarına atlayacaktı..

Sırada evde ağırlamam gereken daha çok arkadaşım var, birde yazın yoğun çalışan insanlar olduğumuzdan çoğumuz ancak kışın gelip gidebiliyoruz birbirimize, turizmciler zaten yazın görüşemiyorlar.. Bernalar ile başladık, sırada Nurdanlar var :) Bu ara turizimcilerden devam edeceğim..


Not: 2b yasası geçti biliyormusunuz..? Çok üzgünüm. Yine bir sürü insan ormanları talan edecek, nasılsa yine çalınıp çırpılan araziler bir şekilde yasallaştırılır seçimden önce diye.. Sanki onları yasallaştırmak çözüm mü olacak insanlığa..

Perşembe, Aralık 04, 2008

kahvaltıdan yemeğe

Önce size Fethiye' den puslu bir sabah görüntüsü.Resim internetten,sahibi belli değil ama görüntü gerçek Fethiye görüntüsü.. Dağın eteklerinde olduğundan hava yaz-kış çöker böyle Fethiye üstüne..Yazın şehrin içi pek esmez,kışın da.Akşamları da kışın kömür kokusu kaplar ortalığı..Buralarda klima ile kış idare edilir aslında ama güneş görmeyen yerler çok soğuk olduğundan soba da yakarlar..Görünen kısım limandan Paspatur ve sahil manzarası.

Bu pazar yani geçtiğimiz pazar rekor kırdık aslında.. Sabahtan car boot vardı Çalışta evde tost yaptım herkese ki ilaç içecektik,hastaydım ben biliyorsunuz.. Çağıl' da daha geçen hafta üşütmüştü doktordaydık.. Birde bana diyorlar ki Çağıl öyle ne çabuk hasta oluyor ..Anlatayım da nasıl hasta olunur öğrenin .. Bir kere beden dersinden eşofmanla terli terli çıkıp hatta hastaneye gideceğiniz gün üzerinizde ki formayla büroya gelirsiniz, anneyi çıldırtmak için ben üşümüyorum ki dersiniz :)
İkincisi öğretmenlerinize söz verirsiniz her hafta onlarla maça gidersiniz akşam saatlerinde, sonra da hocanız sizi eve motorla bırakır, rüzgar yiyesiniz diye :) Üçüncüsü de yine öğretmen ve öğrenciler iddiaya girip baklavasına maç yaparsınız , ama halı sahalar dolu olduğundan gece 11.00 de ve pazar günü alırsanız maç saatini gece maç bittiğinde terli terli maçtan çıkıp hastalanabilirsiniz , garantidir :) Sonra da anneye kızarsınız hem sizi o saatte minübüsler işlemediği için arabasıyla alır, hem de ertesi gün sınavınız olduğu için kızan babanıza savunur, saat 12.30 da eve gelip duşta almanız gerekir ki o koku ile zor dayanırlar ama niye sinirleniyorsunuz ki siz ne kadar anlayışsız anne babasınız öyle :P Hasta olmak her çocuğun hakkıdır..

Son gelişmelere dayanarak hasta olmayı becerdiği için spor saatleri tarafımdan yasaklanmıştır. Dayanağım da bende yıllarca spor yaptım ama spor yapan adam kendine bakar hasta olmaz.. İkinci bir emre kadar spor saatleri yasak. Önce kendine bakmayı öğrenecek.

Bunun kötü ders notlarıyla alakası yok aslında..O ne düşünüyor bilmiyorum.Sorduğunda ilk maddeyi cevap olarak duydu diyebilirim.Kabullendiğine göre haklıyım demek ki :)

Neyse şimdi car boot resimlerine geçelim.Bu hafta aştık artık.Tam 100 stand vardı :)) ama işin iyice suyu çıkmış çünkü ingilizlerin 2. el pazarı aynı çocukluğumun çarşamba pazarına
dönmüştü :)) Bir kalabalık, bir kalitesiz mal çokluğu..Resim çekmek bile istemedi canım.Bir kaç tane numune çektim.. Aşağıdaki Bir Kedi'nin standındaki etamin..Aslında resim daha önceki car boottan ama bu hafta da standtaydı.. Hoşuma gittiğinden görmenizi istedim :) Beceriklidir arkadaşım :)
DEVİN' in etamini..

Önce car boottan aldıklarım.Emaye küçük tencereler.. Küçücük ama içine belki kahvaltılık koyabilirim kapaklı ya.. Zeytin falan. Tanesi 2 lira.
Bunlarda bahçe için .. Sadece sarı patileri varmış sanırım boyası gitmiş,seramik ve üçü 3 lira.
Kitap gazete eki ama bende yoktu..Bir lira.
Sanırım Dalaman' dan geldi bu stand.


Standlar çoğalınca deniz kenarına taştı bu hafta..
Biz biraz oyalandık, standları gezdik, MaviKuşçulara bir uğradım ( hasta olduğumdan ve iki gün boyunca sergide olduğumdan bu hafta başka gönüllü arkadaşlarım sergi açtılar Mavikuş için) ve oradan da Kalepark' a kahvaltıya gittik arkadaşlarımızla.. Çağıl bu hafta dershaneye gitmek istemedi, benimde onunla uğraşacak gücüm yoktu hasta olduğumdan gitme o zaman bizimle gel dedik, Çağıl, Ares,Uzunbey ve ben kahvaltıya gittik. Kalepark, Fethiyenin her yerini gören manzarasıyla kalenin yanında yapıldığından ismini oradan alıyor.Gerçekten güzel bir manzarası var, kahvaltısı da güzeldi.. Çokta kalabalıktı. Biz kahvaltı ettik ve daha sonra kahve için uğrayacak arkadaşlarımızla da sohbet edip eve döndük. Biz öğlen 2' ye doğru dönerken İngilizler " Carveri" adını verdikleri yemek için geliyorlardı.. Yani haşlanmış söğüş et ve haşlanmış sebze kısaca .. Biz eve gidince ben yattım uyudum, Çağıl ders çalıştı, Uzunbey'de nete takılmış.. Akşamüstü telefona uyandım.. O akşam Karadenizli yeni evli arkadaşlara yemeğe davetliyiz ama özel bir yemek yani Hamsili Pilav ve Hamsili ekmek. Gelin artık diye çağırmak için aramışlar. Şimdi bizim İstanbul'da bol Karadenizli arkadaşlarımız vardı. Fakat buralarda Karadenizliler az, nedenini bilmiyorum. Biz Uzunbey' le hiç hamsili pilav yemedik ve bunu buradaki arkadaşlarla paylaşmıştık. Bu arada bunlardan biri yine Karadenizli ve memleketten evli bir laz , diğeri de İstanbulda (Kadıköy'de ) büyümüş bir Trabzonlu :)) Yani genleri Karadenizli , kendisi de aklına geldikçe Karadenizli yani.. ( okuma olasılığı var bu yüzden arada onu kızdırmak için yazıyorum)
Neyse biz geldiğimiz sene tanıştık, bizden bir yaş küçük, hatta biraz fazla karışırız ona söylemesi ayıp ben kardeşim gibi karışırım mesela Kadıköylüye..( her ikisi de erkek ve iş bağlantılarımızda var) O da beni idare eder. Uzunbey' de arada bizi seyreder.. Neyse o , diğer arkadaşımızın eşiyle de yeni yeni biraraya geliyoruz bu ikinci görüşmemiz.. Bizim daha önce hiç yemediğimizi duyunca onlar davet etti ve onlarda yemeğe gittik.Şimdi hem yeni evliler hem de ilk defa yiyeceğimiz için ve Karadenizli olmadığımızdan biraz tereddüt etmiş gelin hanım ya beğenmezlerse diye. Gerçekten çok beğendik ..Pilavı fırında yapmışlardı,daha sonra da çayla hamsili ekmeği denedik o da güzeldi ki ben balığı çocukken Mimarsinan'da çok yediğimden bıkkınlık derecesinde bir ara balıktan nefret ediyordum.. Birde annem balığı çok sever,düşünün ki her gece evde balık var, balıkçı ailesi gibiydik yani.. Birde annemin velileri de balıkçıydı hep.Tezgaha yanaştığı gibi bütün güzel balıklar hocanıma :)) eve gideriz arkadaşlarının eşleri büyük balık teknelerinin sahipleri, o zamanlar körfezi gören ve inanmayacaksınız ama oraları bilen birileri varsa buğday tarlasının arkasında 3 katlı deniz manzaralı bir evde otururduk yazlıkların içinde.. Kışın köyün kenarında oturan 3 aileydik, yazın dolardı yazlıklar.. Şimdiki Mimaroba,Sinaoba civarını anlatıyorum :) adamlar balıktan gelir, hanımlar eve yollarlar annem seviyor diye.. Yerlisi de çok iyidir oranın , şimdi çok karışık yeni bir şehir gibi Mimarsinan. Balık restaurantı vardı eskiden hani Balık Osman diye meşhur. . Böyle balık diyarı bir yer işte. Oysa şimdi balıkçıları limandan atıyorlarmış diye duydum.. Oysa orası rumlardan beri balıkçı köyüdür.. Bir yerin geçmişteki özelliklerini kaybetmeden medeniyetleşmesine niye izin verilmez ki.. Neyse çok daldım eskilere..Davete gelelim.. Hamsili ekmekte, hamsili pilavda gerçekten güzeldi, bir daha ki sefere karalahana dolması isteyeceğim :))
-Bak onu çocukken bizimkilerde yapardı ama ben yapmadım hiç-

Bize geldiklerinde ben onlara ne yapacağım şimdiden düşünmeye başladım birde..

İşte böyle güzel bir yemek davetiyle de geceyi noktaladık.

Pazartesi ve salı fazla yoğun olmamakla beraber, dün hiç oturmadan koşturmacayla geçti diyebilirim.. Akşam ayaklarım ağırdı ve bugün sakin geçsin de bende yazı yazayım diye içimden geçirmedim de değil..
Yarın ZEN günü :)) Bu sefer randevumu öğleden sonraya aldım. Sabahtan Gülderenle buluşup biraz kahve keyfi yapacağız.

Pazartesi, Ekim 08, 2007

Dün bahçeye çıkabildim ilk defa.Gülleri budadım ve biraz çiçeklerimle ilgilendim.Önce Uzunbey'le beraber temizledik sonra o bir yere gitti ben akşama kadar oyalandım, şarj ettim kendimi sanki.
Bir ara uzayan sarmaşıkları tellere bağlamaya çalışıyorum, sokaktan geçen kadınlar laf atıyorlar.Erkek yok mu sende, erkek işi yapıyorsun..Gülümseyip cevap verdim..Yok bu sitede erkek diye :) Sonra söyledim bir yere kadar gitti aslında sabahtan beri beraber çalışıyoruz diye..Hem ben bakmam ki kadın erkek işi.Hangi işi beğenirsem onu yaparım :)


Bu sofra geçen gün gittiğimiz İngiliz Kuş Gözlemcisinin sofrasından görüntüler..
Bu arada benim ingilizcem ne yazık ki çok iyi değil.Keşke ingilizcem de insan ilişkilerim kadar iyi olsaydı. Tarifler yarı ingilizce yarı türkçe.Hatta arada piş piş piş (yani pişir pişir pişir ) gibi pratik cümlelerde geçebilir..Artık göz kararı ve tariften anladığınız kadarıyla yaparsınız.Ya da bilenler yorumlara eklesin şöyle de olabilir diye..
Bu tabakta gördüğünüz patates fırında pişirilmiş ve içi terayağlı,kaşarlı hafif karıştırılmış servis edildi..Kabuklarıyla beraber yedik :)

Kırmızı biber közlenmiş ve sirkeli z.yağlı sosla servis edilmişti.Aynen bizim yaptığımız gibi.

Susamlı gözüken tavuk parçaları ,fırında ve nefisti.

Bir çeşit Baharatlı hint salçası..Pear chutney .(Tabakta ve tavuğun önünde olan)


malzemesi:

1 kg armut,250 gr soğan,(taze soğan) 250 gr domates, (yeşilli olabilir),125 gr hurma ya da kuruüzüm çekirdeksiz,250 gr kereviz,600 ml sirke,1/2 tatlıj-kaşığı ginger(zencefil)1/2 tatlı kş acı biber,1/2 tatlı kaşığı tuz,350 gr kahverengi şeker.

Yapılışı:
Armut soyulur, parçalanır,soğan ve domateste dileklenir (dilimlenir!) tencereye tuz ve şeker hariç hepsi konur.Kaynayınca az karıştırılır.Tuz ve şeker konur tekrar karıştırılır.Suyunu çekinceye kadar pişir daha doğrusu az su koyup yavaş yavaş pişir.Tencere de beklet.Oradan küçük kavonozlara koy.Kavanozları sıcak fırında beklet böylece kavonozlar patlamasın.Sonra oda sıcaklığında soğut ve buzdolabına koy, kullanacağın zaman çıkar ve direk sofrada servis yap.
Bu etlerin yanına hafif ekşimsi bir tatla barbeküde çok kullanılan bir sos.Hatta evde yapıp bazen
kavonozlarda satıp öğrencilere burs verilen etkinliklerde kullanılıyor..Tadını ben beğendim ve tavukla süper gidiyor :)
Armut yerine başka meyvelerde kullanılabiliyor sanırım..Şeftali ve erik gibi.

Soğuk olarakta peynirle beraber yapılan sandöviçlerde kullanılıyor piknikte..



Beyaz yoğurtlu sosta Hindistan'dan öğrenilen değişik ve güzel bir sos.

Yoğurt (570 ml) koyu kıvamda
2 yemek kaşığı kişniş( yeşil ya da taze-chilli dilimlenir yani ince ince kesilir)
tuz -çok az
karabiber -az
yeşil soğan -küçük kesilip kullanılır
60 gr ceviziçi
bol yoğurtlanır ve karıştırılır
buzdolabında bekletilir ,soğuk servis edilir..

Susamlı ve sumaklı tavuk.. bir bütün tavuk kesilir veya parçalanır.Derileriyle beraber bir kenara alınır.

plastik bir poşette..

2 yemek kaşığı z.yağ, yarım pk sumak, 2 yemek kaşığı susam,az tuz,az karabiber poşette karıştırılır.Tavuklar tek tek konarak ovalanır.Pişirilmeden bir gün önce buzdolabında bekletilir.Poşet açılır.Fırın kabına koyulur,deriler üstündedir. 45dakika 210 C de pişirilir.

Elde işleme etamin peçete.

İşte tatlımız : Elmalı Puding - Apple Crumble
elma- 4 büyük,kabuksuz, çekirdeksiz ,en iyi ekşisinden oluyor
limonlu suda kabukları soyulmuş elmaları beklet,
dilim dilim kes, sudan alıp,süz ve tencereye koy
1-2 kaşık su ekle ve parçalamadan pişir,yumuşayınca 2 büyük kaşık kahverengi şeker koy,
fırın kabına koy.
8 kaşık beyaz un, yarım kaşık tereyağ elle ovulur, şeker eklenir, elmaların üstüne bu topak topak terayağlı parçacıklar atılır, en üste şeker konur, fırına verilir, 190 C de yarım saat pişirilir.Üstüne ingilterede hazır satılan ama burada evde yaptıkları puding dökülür.Resimde Paul' ün yaptığı gibi arzuya göre dökülür.
İngiliz Puding:
3 yumurta sarısı,
1 çay kaşığı nişasta
1 yemek kaşığı krema
2 poşet vanilya,
en son sıcak krema ile karıştırılıp ılık servis yapılır.yemeden önce..

Paul'lerin evinden bir köşe..Çok mütevazi ve hoş insanlar..Bir o kadar da saygılı..Yıllardır burda yaşadıklarından her türlü geleneğimize aşinalar..Geçtiğimizhafta mesela çok sevdikleri bir Türk aileye iftara davetlilerdi .Ben de almak istedim ama bu hafta büroyu taşıyacağımızdan bayramdan sonra çağırazağım onları.


Yine salondan bir köşe.Sağda görülen çıkrık evin en değerli köşesinde :) Her yer kilim ,sedir ve el dokuma örtülerle süslü..
Bu evi başka bir tanıdığım olan mimar Ahmet Bey çizmiş.Üstteki resimler bu çatı altındaki yuvarlak oturma grupları..Fethiye sıcak olduğundan yaz-kış oturulabilir bir mekan burası..


Yine bu yuvarlak salonun sol tarafından bir resim.

Evin oturma odası..Koltuk takımı ve kütüphane odası burası.Sanırım tv yok.Hatta İngilterede ki evlerinde de yok! Devlet her sene tv vergisi alırmış orada..Olmadığından vermemişler ve devlet yazı yazmış inanmayıp, hatta ceza kesmiş ödemediler diye..Evdeki resimler bir İngilizin Türkiye' de hatta Fethiye' de yaptığı resimler..Resimlere baktım tek tek.Suluboya ve bazıları gerçekten çok güzel.Aralarında ressamı belli olmayan eskizlerde var. Suluboya olanlar hep Türk insanının yaşamın içinden resmedildiği portreler ya da ahşap ve köy evi manzaraları.Yani biz.Bizi anlatıyor bu resimler ve bir İngiliz boyamış, başka bir İngiliz de Türkiye'de ki evine asmış.Ne için geliyorlar söyleyeyim ; yaşantımıza, bizi görmeye, geleneklerimize, bizi yansıtan hayatlara.. Onun için her yere yabancı isimler yazarak küçük Avrupa halimize değil bizi görmeye geliyorlar..En doğal halimize.

Paul ve Pat 'in evlerinin salonundaki bir köşe..Tam yemek masasının karşısında ve en baş köşede...Çıkmadan fotoğrafladığım ve en sevdiğim resim.Diyeceksiniz ki olabilir onu koymak buradaki hayatlarını kolaylaştıran bir ayrıntı olabilir..Ben de diyeceğim ki bu insanlar burada zevk için yaşıyorlar on iki senedir..Yani ticari bir hayat sürmüyorlar.Hatta kitap yazarak Türkiye'nin hakkında kimsenin bilmediği kuşları ve doğal hayatı üzerine ilerlemesine yardımcı oluyor bu İngiliz.Yani bir zorunluluğu yok ve gönüllü çalışıyor..Karşılık beklemeden ve daha önce yapılmamışı yaparak.

Yazın son resimlerinden..Bu sene boyunca kullandığım şapkam.En son Ölüdeniz' de gidebildik denize..Artık bir daha ne zaman kaçabilirsek..Yavaş yavaş toparlıyoruz deniz malzemelerini..Son kaçamaklar.. Hava bozmazsa daha bir kaç sefer yapılabilir belki :)


Yeni taşınacağımız bürodan pencere manzarası.Daha doğrusu balkon.Burada balkonlarda yaz-kış sigara içtiklerinden devamlı masamız vardır..Hatta bazen yemek getirtiriz dışarıdan orada yeriz ,içerisi kokmasın diye..Taşınınca yeni yerin fotoğraflarını çekeceğim zaten.Bu cadde üstünde Migros'un olduğu işlek bir caddenin uzantısı ama benim odam arkaya bakıyor,Uzunbey'in odası caddeye :)




Atatürk anıtının olduğu parktan bir manzara..

Bu da diğer tarafa bakan yönü..Yani çarşıya..


Geçen gün Bursa'dan gelen misafirimizin getirdiği hediyemiz :)

Bu hediyeyi de Uzunbey bana internetten sipariş getirtti :)) Ben çok sevdiğim için Kavala kurabiyesi aldı bana.. -Bu kısmı hamileler okumasın)-

Hıncal'da okudum..Hatta internet adresi vardı..Giripte görünce Uzunbey'e söyledim.O da bana aldı :))

Bu da Ebru yelpaze..Ebru yapanlar için burda açılan kurstan bir örnek ..Devin gideceğini söylemişti ya.Ona da göstereyim diye koydum.

1881' den gün batımı..Koca Çalış.

Çekirdek Kampanyasının son toplantı resimlerinden...Çekirdeklerimiz çoğalıyor..Desteklerinizi bekliyoruz. .Kasım ayına kadar yediğiniz meyve çekirdeklerini yıkayıp, 3 gün gölgede kurutuyorsunuz..Sonra en yakın Yurtiçi Kargo bürosuna götürüp bize yolluyorsunuz.. Bana da mail atıyorsunuz..Yani Mavi Kuş'a yolluyorsunuz. E-MAİL: asortikkrep1@gmail.com

En üstteki resim : bahçemizin sonbahar görüntüsü.