Dergiden 1950 lerin bulaşık makinası reklamı..
Pazar, Şubat 15, 2009
Ortaya Karışık - şubat
Dergiden 1950 lerin bulaşık makinası reklamı..
Pazartesi, Ocak 19, 2009
Dün gece..
Akşam yemeğe misafirim vardı. Berna ve eşi geldiler.. Cuma ve cumartesini evde keyif yaparak geçirdim ve pazar sabahı Çağıl' ı dershaneye bırakıp alışveriş yaptık marketten. Hava çok güzeldi, ben Pazargünü kurulan pazarın arkasında otururum ama keyfim olursa çıkarım pazara.. Genelde söylerim ne alınacaksa bizim pazar işini uzunbey yapar.. Bu pazar yemek hazırlayacağım için kendim çıkmak istedim.Uzunbey inanamadı , Asortikkrep halka inmiş diye takıldı durdu pazar boyunca.. Pazarı yapıp doğru Şat'a gittik. Şat ; burada Çalış Burnuna verilen ad.. Eskiden maden şirketinin çıkardıklarını vagonlarla getirip buradan gemilere yüklerlermiş esas anlamı sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne .. ama burada yüklenilen yerin ismi kalmış. Hani benim iş yapıp paramı alamadığım için gitmediğim uyuz lokanta var ya onun olduğu yer.. Her ne kadar lokantaya gitmesemde kısa yürüyüş için genelde kılçadırın önünü ve Şat' a kadar olan plajın yanındaki yürüme yolunu kullanıyoruz uzunbey' le ares'i gezdirmek için.Dünde fazla zaman ayıramayacağımızdan Şat' ta yürüyüşe gittik. İki gün yağmurlu geçtiğinden tuvalet ihtiyacına bile şemsiye ile çıktığımız ares yürüyüşü keyiften atlayıp zıplayarak yaptı.. Çocuk gibi, her taşa basarak, kah plajda taşlara atlayarak kah bize gelip teşekkür ederek yürüdü..
Sonra eve gelip mutfağa girdim ben.Uzunbey'de bahçede yapılacak bir kaç işi yaptı. Akşamda çok keyifli bir gece geçirdik Bernalar ile.. En az 3-4 kadeh Burgaz'ın yaş üzüm rakısından içtim ama sabah zımba gibi kalktım :)) Sofra keyfi o kadar güzeldi ki ancak gecenin sonuna doğru şömine başına geçebildik..
Yine mutfakta hazırlıkları yaparken açılışı ahududu likörüyle yaptım.. Evde mutfağa girdiğimde eğer canım isterse bir kadeh şarap koyup yemeği öyle hazırlıyorum ben.. Bazen likör, bazen de şarap olabiliyor evdeki duruma göre. Zaten yemek öncesi tatlı-sert şaraplara bayıldığımdan mutlaka evde şaraplığım da her tarz şarap doludur.Rakıda da Burgaz' ın yaş üzüm rakısına diyecek yok.. Evde acılı ezme hariç sofrada herşeyi ben yaptım.. Bizim yöremiz değil ama konuklarım özellikle tepside yapılan yalancı içli köfte yemeğe geldiler ki biraz fırında fazla tutmama rağmen iyiydi. Aslında bir yerde içli köfte yiyiyorduk bunun tepside olanını yapabiliyorum dediğimden menü böylece belirlenmiş oldu..
Menümüz ; etsuyuna ezogelin çorba, tepside yalancı içli köfte, beşamel soslu brokoli, elma dilim patates, tavuk salatası, soslu yeşil salata, acılı ezme, roka ve peynir tabağı, kuruyemiş, yoğurt, bahçeden çuşka biber.( kırmızı ve kurutulmuş acı biber) İçkiden sonraki kısımda mutlaka çay ve kahve ikram ederim ben.. Bu kısım için de sosisli tart ve lokumlu milföy yapmıştım.Biz o kısmı sofrada geçirip tatlı saatinde şömine başına oturduk.. Orada da yalancı tavuk göğsü yapmıştım. Onları yedik..
Aslında geceye devam edebilirdik ama ertesi gün Berna'nın eşinin erken yola çıkması gerektiğinden kestik.Yine de sık sık biraraya gelmeye karar verdik.
O kadar çok geziyoruz ki bazen evde misafir ağırlamaya zaman bulamıyorum.. Çünkü çağıl' ın sınavı olabiliyor ve her hafta da maça gidiyor halı sahaya..Gündüzleri ne kadar bizimse geceleri de çok çıkmamaya ve bir yerlere gitmemeye dikkat ediyorum senelerdir. Bu yüzden eve gelen misafir durumlarını da genelde Çağıl' ın sınav ve planlarına göre ayarlıyoruz.. Çağıl , bu hafta Berna ve Hamit için maça gitmedi , onlarla oturabilmek adına .. Ailecek seviyoruz yani onları :)) Ares' te utanmasa gece kapının önünden geçirirken neredeyse arabalarına atlayacaktı..
Sırada evde ağırlamam gereken daha çok arkadaşım var, birde yazın yoğun çalışan insanlar olduğumuzdan çoğumuz ancak kışın gelip gidebiliyoruz birbirimize, turizmciler zaten yazın görüşemiyorlar.. Bernalar ile başladık, sırada Nurdanlar var :) Bu ara turizimcilerden devam edeceğim..
Not: 2b yasası geçti biliyormusunuz..? Çok üzgünüm. Yine bir sürü insan ormanları talan edecek, nasılsa yine çalınıp çırpılan araziler bir şekilde yasallaştırılır seçimden önce diye.. Sanki onları yasallaştırmak çözüm mü olacak insanlığa..
Çarşamba, Kasım 05, 2008
Sağlığınıza.. 1 (Thermemaris-Dalaman)


Cumartesi gecesi ertesi gün için hazırlık yaptım.Deniz havlullarımızı, çantalarımızı hazırladım. Pazar günü gereken bir kaç eksik için alışveriş yapıldı.Bizim yaz sezonuna veda yemeğimizi daha önceki yazılarımda link verdiğim Thermemarishotelde vereceğimizden sabah 9 da pazaryerinde bizim işyerimizde destek olan ve çalışan hemen hemen herkesi davet ederek kalabalık bir grupla yola çıktık. Bu otel Dalaman'da havalimanın yanında..Biz Fethiyeden bir otobüsle güle oynaya,sohbet ede ede otele vardık.Burası bir termal otel olduğundan , açıkhava da kükürt havuzları ,SPA'sı olan bir sağlık tesisi gibi. Önce otelin müdürü Dr.Haluk Bey ve eşi bizi otelin imkanlarından nasıl faydalanabiliriz gibi küçük bir geziyle bilgilendirdi.Daha sonra da herkesi serbest bırakarak saat birde havuzbaşındaki yemeğe kadar özgür kalabileceklerini söyledik.Bunu söylediğim andan saat bire kadar da en çok ben bu havuzların keyfini çıkardım diyebilirim.Girmediğim kükürt havuzu kalmadı ki tam 3 taneler. Bir tane de normal yüzme havuzu vardı.Kışın kullanılabilecek kapalı havuzuna ve jakuzi ile sauna keyfini açıkçası yapmadım..Çünkü hava o kadar güzeldi ki kendimi camekanlı da olsa kapalı bir yerde tutma fikri hiç hoş gelmedi. Bu resimler benim çektiğim resimler değil ama yazıyı daha bekletmemek adına evdeki bilgisayarda kalan resimleri kullanmadım.

Öğlen bire zor yetiştim.Özellikle diğerlerinden daha sıcak olan(28 derece) doğal kükürt havuzları var ki etrafı kayalarla çevrili ve isterseniz çevresindeki çimlerde şezlonglarda güneşlenme imkanınız var.Ben en çok bu havuzu sevdim. Sanırım diğer misafirlerimizde.. Kalabalık bir şekilde girdik çünkü.Sohbet-muhabbet gırla gitti.Bunun yanında astım mağarası vardı ama kullanmaya gerek görmedim açıkçası.. Sedef hastalığı gibi cilt hastalıkları için balıklarda mevcut ama onlar özel bir bölümde. Sonra çamur havuzuna fırsat bulamadan öğlen oldu ve yemeğe geçtik. Sağlıklı ve lezzetli yemeklerle bize hazırlanan özel bir masada kalabalık şekilde yemeğimizi yedik, kadeh kaldırdık gelecek çalışmalar için. Hava çok sıcak olduğundan soğuk bira ve şarapla kutladık başarımızı..

Yemekten sonra aynen yukarıda gördüğünüz gibi çamur banyosu yaptım.Yalnız çamur banyosu kısmı ve web sitesindeki bazı havuz resimleri tesisin eski hali.Bizim gittiğimiz hali son derece modern düzenlenmiş pırıl pırıl masmavi havuzlardan oluşuyordu.Oldukça da temiz bir yer. Akşamüstü beşe kadar o havuz senin bu şezlong benim gezdim durdum. Arada kahve keyfide yaptık ve en sonunda sabahtan bize üstümüzü değiştirmek için verilen odalara gidip gün batmadan duşumuzu alıp, giyinip çıktık.

Pazartesi Mavikuş'ta Berna ile buluştuk, ordan kahve içmeye Boaters Coffee 'ye gittik Paspatura, Bernanın eşiyle de buluştuk balık pazarında.Çok güzel balıklar gelmiş, hatta hamsi vardı ama ben balık ayıklayamadığımdan alamadım.Burada nedense hamsi ayıklamıyorlar. Mumla arıyorum Balıkçı Kenan'ı buralarda. Neyse Berna ve eşi H.bey benim halimi görünce o zaman balıkları alıp bize gideriz , bize yemeğe gelin yarın akşam dediler. Ne kadar şanslıyım ki böyle arkadaşlarım var :)
Dün aslında Çağıl'ın maç günüydü ve ilkokulun bahçesindeki halı sahada maç yapıyorlar akşamları hoca-öğrenci karışık. Bizde işten geç çıkıp Çağıl'ı halı sahadan alıp eve gidip , o duş aldıktan sonra Bernalara gittik.Çok güzel bir gece geçirdik.Berna zevkli biri , neden böyle söylüyorum çünkü aileden kalma eşyalara çok değer veren ve bunu da günlük hayatına oldukça hoş bir şekilde taşıyabilen biri olduğu için onu ayrı seviyorum.
Dün gece mesela genç bir hanımın evindeyiz -bizim yaşlarda genç oluyorsun işte- ama herşey o kadar iyi harmanlanmış ki eski İstanbullu -Kınalı ada-dan olan ailesinden kalma ve en az 3-4 nesillik bir yemek takımında yediğimiz yemeklerden tutun oturduğumuz sandalyelere kadar zevkli bir ortam içinde etrafa bakmaktan , keşfetmekten keyif alarak yedik balıklarımızı ve nefis salatalar ve mezeler eşliğinde Burgaz'ın yaş üzüm rakısı da çok iyi gitti. Hele küçük ve eski ince rakı kadehinden susuz rakı içmesi beni eskilere götürdü :))Çok keyifli bir akşamdı.Okuyor mu acaba bilemiyorum ama çok güzeldi, teşekkür ederiz.. Çok şanslıyım arkadaş yönünden de görüyorsunuz..
Kendi resimlerim 2. bölümde..
Cuma, Ekim 12, 2007
Bayram Kutlaması
Uzunbey çiçekliği kenara çek istersen dedi ama bence o herşeyden daha kıymetli..Anneannemin süt kabı o..Vuruk tarafı gelmiş ama başka yeri yok kötü gözüken.Olsa da kaldırmam zaten.Bence balkondaki en kıymetli şey o :))
Resimler çektim, hatta üçümüzü bir arada ..Nasıl becerdim..Çünkü kadraja en yakın ben gözüküyorum :) Doğal resimler bunlar.Öyle pozluk değil.Bunları daha çok seviyorum.Gerçi ölünce kimse duvarına asamaz bunları ama şimdiki gelinler zaten duvara kaynana resmi asmıyorlar değil mi ama ..? Amannn assalar bir türlü asmasalar bir türlü..Kimse kimseye yaranamıyor zaten bu dünya da..Çok içaçıcı bir bayram yazısı olmadı ama ne yapalım..Annemleri aradım ancak saat 1 de ulaşabildim..Şirincedeymişler..Bana Karadut almışlar..Çarli söylemiştir kesin dedim..Ne o telefonda kameramı var..Çarlinin seçtiğini gördün ! Burcu da Karadut Şarabı istedi dedi :))
Böyle büyüklerden uzak bayramları sevmiyorum..Eskiden bütün büyüklerini kaybetmiş bir arkadaşım vardı ..Anlamazdım bazen cümlelerini..Şimdi daha manalı geliyor bazı şeyler.Böyle uzak olunca ve arayacak az büyük kaldıkça bayramlar daha bir keyifsiz..Uzunbey'e gelecek bayram İstanbul'a gidelim dedim.Boğazında yumru ile bayram geçirmek zor geliyor bana.Tabi ki 2. cümleyi söylemedim.Bende bir anneyim ve yuvamda huzursuz bir eş ve çocuk barındırmak istemiyorum doğal olarak .Onun için size yazdım..(aramızda yani)
Burcu ile konuştuk, bende şimdi Lüleburgazı, Beykent'i , Fatih'i, Silivri'yi ve eğer bulursam annemin teyze kızı Sabiha Teyze yi arayacağım yani Demirköy'ü..Ha bir de Boyalık'ı..Orada bir komşum vardı bir zamanlar..Siz bilmezsiniz oraları..Denk gelirse anlatırım hikayesini..Ben size hiç yazlık hikayesi anlatmadım ..Denk getiremedim belki..Ya da hatırlamak bazen özlem duygularımı çok kabarttığından komşularımı da anlatmadım.Halt etmiş İstanbulda komşuluk olmaz diyenler..Her semtte müthiş hikayelerim var benim.Eğer komşunuz yoksa dönüp kendinize bir bakın derim.Belki de siz soğuk nevalenin tekisinizdir.(Gerçekten bayram yazısı olmaktan çıkıyor bu satırlar..Bitiriyorum artık korkmayın.)
Gazel'in bloğuna yazdığımdan kimse okuyamamıştır diye tekrar yazayım dedim.Son günlerde adım Cesur..Hani şu Avrupa Yakasındaki..Aynen onun gibi saniyede konuştuğumuzu unutup tekrar soruyorum ya da hatırlamıyorum.Bir yerde okumuştum normalmiş aslında..Yani geçici bir dönem benimki de ..Biliyorum çünkü sonra geçiyor :)
Şu kızdıklarım yazısına ek yazacaktım ama buraya yazıyorum..Şimdi zor geldi o yazıya yazmak..En fazla sinir olduğum aslında kraldan fazla kralcılar..Yani olayı başkası yaşar ama onlar sahiplenir..Hatta yaşayanlar üstüne sünger çeker, bunlar ikide bir su yüzüne çıkarır.Benden kinci benden sorgulayıcı yoktur hayatta ama eğer biri -olayın üstüne konuşmak istemeyen gerçek kişi bunun üstüne gitmezse ben olayı sorgulamam hatta müdahale ederim düzeltmek için-bunları unutmak istiyorsa da olayın peşini bırakırım..Nokta