Çarşamba, Aralık 29, 2010

sevdim seni bir kere

Çok güzel bir geziydi Antalya opera gezisi. Geçtiğimiz salı sabahı yola çıktık,çarşamba akşamı döndük. Biz bayramda İstanbuldayken buradaki tek eksiğimizin bu tarz kültür etkinlikleri olduğunu düşündük.Bu yüzden kendimiz için de olsa böyle küçük turlar yapmaya karar verdik. Biz giderken bir kaç kişi de katılmak isteyince bu opera turu ortaya çıktı aslında.Güzel miydi evet güzeldi,yorulduk mu ? Hem yorulduk hem de çok keyif aldık.Opera güzeldi, Antalya güzeldi,otelimiz güzeldi, alışveriş de güzeldi :) 
Bundan sonra  her ay bu tarz  bir tur yapmayı düşünüyoruz.
Yukarıdaki fotoğraf Düden'in Akdenize döküldüğü nokta.

Geçtiğimiz haftanın asıl sürprizi Çağıl'ın gelmesiydi. Haftasonu  cuma ders bitişi bilet ayarlıyoruz ona,  havalimanına çok yakın olduğundan akşamüstü geliyor.Pazartesi sabahına dönüyor.Dalaman'dan biz alıp biz bırakıyoruz.Pazartesi sabahı derse yetişiyor. Onunla geçirdiğimiz zaman güzeldi, o gelince evden çıkmak istemediğinden dışarı yemeğe bile götüremedik. Bende bol bol börek, çörek ve yemek yapıyorum.Tatlılar, içkiler keyif çatıyoruz. Özel kahvaltılar falan da hazırlayınca babamız isyan ediyor. Bize böyle sofralar kurulmuyor diye.
Ares bile bayram ediyor evde, Çağıl burda diye düşünün artık. 

Yağmurlu günlerde paspaturdan bir görüntü olsun dedim. Yazın bu eski çarşının sokakları masalar ve koltuklarla dolu olur ve gece geç saatlere kadar da eğlence.

Ülkemin romantik duvar yazılarında  artık İngiliz kızlarının da adı var :))  Yazı Dalaman'dan.

Çağıl'la benim yaptığım vişne likörünü içtik, geç vakitlerde oturup sohbet ettik ,bazen de uyuya kaldık koltuklarda :)
Yukarıdaki bardaklar benim likör kadehi koleksiyonumdan, şişede 2. el pazarlardan yine.Çaktırmadan onlardan da bir sürü olmuş elimde. Birde çaydanlıklar.
Burası gizli bir cennet.Neresi olduğunu yazmayacağım,keşfedilmesinden korkuyorum çünkü :))
 Şimdilik sadece fotoğrafını göresiniz istedim.Hava çok kapalı olduğundan göründüğünden kötü çıkmış ama ben diyeyim yeşilin ve mavinin her tonu vardı siz nasıl hayal ederseniz öyle kalsın gözünüzde.
Çağıl'ı pazartesi uçağa götürdük,aslında beraber kahvaltıya gidelim istedik ama o beni bırakıp kendiniz gidin dediğinden Dalaman da çevre yolundaki Toprak Ana restauranta gittik.
Kahvaltısı güzeldi, keyif aldık, beğendik.Yolu düşenlere tavsiye ederiz.

Yolda Ares sıkılmıştır diye yürüyüş yaptık biraz. İçinden geldiği gibi koşturdu, atladı zıpladı kenar bir yolda. İşe gelip haftaya başladık.
Sabahları  bu aralar hava güzel, yürüyüşe çıkıyoruz genelde. Çalış'ta yürürken Ares, eğer oralarda oynamak istiyorsa gidip masanın yanında bekliyor oturalım diye. Zamanımız varsa oturup çay içiyoruz ,bazen tost yiyiyoruz.Zaten Ares'inde hoşuna giden tostlar oluyor.Uzunbey ona da alıyor. Kimseler olmuyor,birkaç yürüyen kişi sadece.Etraf sessiz ,
bazen çay bahçesinin müziği kırıyor sessizliği... Genelde tanıdık şarkılar oluyor benimde içimden eşlik ettiğim.

Zamansızlıktan ancak şimdi yazabiliyorum geçen haftayı. Salı günü Antalya gezisi  günüydü. Sabah  erkenden migros otoparkında arabalarımızı bırakıp yola çıktık.Küçük bir otobüs dolduran küçük bir grup olduk.Yolda giderken ilk durağımız Bekçiler köyündeki Şafak Dinlenme Tesisleri oldu.Kavurması ve yoğurdu meşhurdur,  saat 11 olmasına rağmen kavurma ve yoğurt yedik,bazıları kahvaltı etti, köy kahvaltısı olması gereken bir yerde hazır paket terayağ ve reçeller olan bir kahvaltıyı ben tercih etmedim aslında.Kavurma çok güzeldi, yoğurdu da görmeniz için fotoğrafladım.Çatalla yediğimi belirtmek isterim birde :) 
Tur alışveriş,gezi  ve opera turu olduğundan gündüz  Antalya'ya vardığımız gibi  yeni açılan Özdilek  Alışveriş merkezine gittik. Önce alışveriş yaptık,sonra da yemek yedik.
Alışverişte yaşadığım aptalca olayı paylaşmak istiyorum sizinle birde.Özdilek Mudo  kapıda ikinci üründe pantolon ve trikoya  % 50 indirim yazıyor  içeri girip alışveriş yapıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz,  hatta satış elemanına soruyorsunuz öyle mi diye ,evet diyor, size de yardımcı oluyor 4. ürün için sonra kasaya gidip aslında aynı markanın ikincisine değil aynı ürün tarzının ikincisine ( yani aynı ürün modelinin 2. sine ) indirim olduğunu söyleyip kasada indiriminizi yapmıyorlar.Hatta dört tane olunca biri çok pahalı bir ürün olunca kazık yemiş gibi de oluyorsunuz. (Yanıltıcı reklam buna denir birde, kapıda ayrı kasada ayrı bilgi,terslenmek de cabası) Bu reklam panosuna güvenip alışveriş yapmayın sakın.Ben yaptım, kasada da kaldım.Yine de biraz yumuşak yüzlü olsalar alıp gelecektim de sanki zorla almaya kalkar gibi birde terslenince dört parçayı da bırakıp çıktım. Kasadaki Cansu  hanım iddia üstüne iddia sanki ben kapıya asmışım yazıyı, iyi de yazı  da trikonun ve pantolonun ikincisine indirim yazıyor, aynı grubun ikincisi gibi bir cümle yazmıyor! - duramadım zaten. Dışarıda öyle yazmıyor diye uyarmamıza rağmen alırsanız alın almazsanız gidin gibi bir davranış karşısında da bıraktıım.O gün benimle ilgilenen müşteri temsilcisi delikanlı bize öyle söylemediler-doğal olarak o da bana öyle söylemedi,hatta 20 dakika ürün  bulmak için yardımcı oldu-  dediği  halde kasa kızı kızgın elemanı ikna edemedik. Yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam çünkü ben zaten zor kıyafet beğeniyorum, artı büyük beden kıyafet zor bulunuyorum, ama davranış tarzından dolayı dükkandan çıkmak içimi burktu. Markayım diye geçinen yerde bu tarz bir davranışı kaldıramam. Yaz kapıya , sonra kasada farklı davranış,hatta iddia ediyoruz diye de tersle. 

Sana mı kaldım Mudooooooooooooooo , sen sadece dekorasyon konusuna gir yine, egzotik parçalar yer alsın  raflarında, çocukluğumuzun  giyim markası bir masal olarak kalsın hatıralarımızda... Ne kaldı ki eskilerden..? Sen önce elemanlarına iletişim dersi ver, sonra reklamlarınla satış etiğini  aynı tutmaya çalış, ondan sonra da kalk alışveriş merkezinde mağaza aç.Bizde sadece  ithal  objelerine paraları bayılalım.Bundan sonra da senden giysi alırsam iki olsun.

Ertesi gün  M & S ' dan aldım alacağımı ama o kadar uyuz olmuşum ki Mudo'nun  Migros alışveriş merkezindeki mağazasına uzunbey gir bak demesine bile giremedim. İyi de bana ne demeyin bence çok önemli bir davranış bu. 
Işıltılı mağazaların ardındaki müşteri memnuniyeti bu işte ; koca bir hayal kırıklığı ... 


Neyse ordan çıkıp  sinir içinde açık balkonda kahve içtik uzunbeyle, sonra ben her sinirlendiğimde olduğu gibi acıktım, gidip Köfteci Ramiz'de yemek yedik.Güzeldi :) Tahinli piyaz yedim ama bizim klasik piyaz daha güzel, bunu da belirtmeden geçmeyeyim. 
Özdilek alışveriş merkezi..

Daha sonra şehir içinde operadan  önceden ayırttığımız  biletleri alıp Lara'ya otele geçtik.
Kendi otelimize giderken bu asortik otellerin önünden geçtik.
Azerbeycanlı bir işadamının soldaki yeni yapılan bu otelini görünce diğerlerinin otel yavrusu olduğuna kanaat getirip kendi otelimizi bulduk en sonunda.(sağdaki ) Gerçi biz 2005 te o otelde kalmıştık ama biz kaldığımızda etrafta in cin top oynuyordu.
Otelin manzarasında yandaki otelin yeni yapılmaya başlanmış bahçesi ve inşaatı vardı.
Bulunduğum balkondan kadraja zor sığan otel.
Otele gittiğim gibi bir su kuşu olarak kapalı  havuza girdim.Benden başka bir kaç çocuk ve beraber gittiğimiz bir hanım vardı. Havuzdan sonra giyinip süslenip yemeğe indik,otele erken yemek istediğimizi belirtmiştik  bu yüzden bir problem olmadan ordan da operaya gittik. 
Opera kalabalıktı, biz ağırlıklı olarak yabancıların olduğu bir gruptuk. Şehir içinde yolları tahmin ederek bulduğumuzdan biz binaya girdiğimizde gong çalmak üzereydi.
Opera keyifliydi, özlemişim. Çıkınca otele gidip yattık. Sabah erken uyanmadan biraz keyif yapmak istedim, bu yüzden havuzu es geçip toparlanıp kahvaltıya indik.
Otel geçen senelere göre çok daha iyiydi.Özellikle yemekler süperdi. Herkes memnun kaldı. Normalde bir gece konaklayamayacağımız fiyata biz hem beş yıldızlı bir otelde kalıp hem operaya gidip (hoş devlet operası sadece on liraydı :) hem de gezi ve yol ücreti dahil geziye gelmiştik :))

Kahvaltıdan çıkıp Düden'in Akdenize döküldüğü yere gittik, sonra  Lara'daki M&S mağazasına alışverişe gittik, -İngilizler çok seviyor, Fethiye'de yok-  :))   Oradan  küçük bir şehir turuyla Kaleiçine gidip birer çay içtik. En sonda Migros Alışveriş Merkezine  uğrayıp saat üç buçukta Fethiye  yollarına koyulana kadar orada gezdik. 
Kaleiçi
Kaleiçi
Kaleiçi
Aynı yerden daha önceki bir Antalya  yazısında fotoğrafım var  :) 
Bu bir  sürpriz, sonra yazacağım..!!!  :)
Karlı dağlar :) şansımıza hava çok güzel,günlük güneşlikti.

Bu fotoğrafta bugün bağışlarla aldığımız akülü tekerlekli  sandalyemiz. Minibüsle gelip arabalarıyla gittiler ailecek... :))) Bugün teslim ettik arkadaşlarla basının karşısında..
Daha önceden yazmıştım zaten. 
Yarın bir toplantı,perşembe günü bir eğitim ve cuma günü de kutlama var. Bir terslik olmazsa yeni yılı dışarıda arkadaşlarımızla karşılayacağız.Yazarım yine zaman bulursam...

Salı, Aralık 21, 2010

Mavi Kuş Kargo 26 / Yaşamın Kıyısında

 Bu battaniye ve diğerleri  Yaşamın Kıyısında Nur Hanımdan bize gelenlerden.Bize gelenler diyorum çünkü kendisi mayıs ayında bizi ziyarete geldiğinde eli kolu dolu gelmiş onları direk el sanatları pazarında masalarımıza almıştık zaten.Bu kısım daha sonra kargoyla elimize ulaşanlardan.Kendisini tanımak, hele bizlere getirdikleriyle  özellikle Renkli Tasarımların bize yolladığı o şirin ve emsalsiz çantaları görüntülemek isterdim ama o gün karnavalda görevli olduğumdan getirdiklerini görüntüleyemediğim için sizlerle paylaşmam mümkün olmadı. Ne yazık ki sonradan bize gönderdiği bu kargo ile yetinmemiz gerekli. Bu battaniyeden yola çıkarak daha önce gelenleri de göz önünde bulundurmanız için bir fikir olsun diye  bu linkten ne gibi güzelliklerin  geldiğini düşünebilmenizi rica ediyorum :)
Nur Hanım, bu seneki çalış karnavalına ve el sanatları pazarına sizi tekrar bekliyoruz. Özellikle sizi tanıdığım için ve bu güzellikleri bizimle paylaştığınız için de tekrar teşekkür ediyorum.
Bu  taraflarda oturan eski komşularınızı da unutmamanızı :)  , onu ziyarete geldiğinizde de bizleri de görmeye gelmenizi özellikle rica ediyorum ve sizinle görüştüğümüz o kısa zamanda dostluğunuzdan ve sohbetinizden çok mutlu olduğumu da belirtmek istiyorum.

Gönderdiği güzelliklerden çok, kargo hakkında bir yazı  değil tanıştığımız için değişik bir mavikuş yazısı olduğunun farkındayım ama ben size diyeyim ki blogda yazdıkları ve bizimle paylaştıkları hiçbirşey. O mütevazi ve sıcak anneanne tavırlı sohbetini tatsanız sizlerde bizim gibi dostları arasında olmaktan mutluluk duyardınız :)

Yaşamın Kıyısında (Nur Hanım);
Teşekkür ediyorum, öncelikle el emeğinize, bize çok uzak yollardan taşıdığınız emanetler için, kendi ellerinizle ördükleriniz için ve bizi yalnız bırakmayıp ayrıca ziyaret ettiğiniz için.
Umarım bir gün bir yerlere yerleşmeye karar verirseniz burayı tercih edersiniz.
İnanın dört gözle sizi bekliyor olacağız :))

Renkli Tasarımlar 'la bizi tanıştırdığınız için de ayrıca teşekkürler :)

Not: Haftasonu Çağıl burdaydı, oğluşla hasret giderdik, kısmetse iki günde Antalya da gezide olacağım,gelince görüşmek üzere..

Salı, Aralık 14, 2010

bir kördüğüm ki içim

Süper  bir haftaydı,aynı anlattığım gibi. Perşembe günü Zehrayla buluşup öğleden sonraki toplantıya gideriz diye düşündük.Biz bir oturduk pir oturduk deniz kenarına.Kalkmak aklımıza geldiğinde hem karnımız acıkmış hem de toplantı saatini kaçırmıştık :)
Mutlu restaurantta kahvelerimiz içtik,yemek yedik.Deniz süper hava muhteşemdi.
Benim kahvem. Biz tarot konuşurken fincanları unuttuk ama olsun :)

Ben hayatımda ilk defa tarot açtırdım.Son olmayacak diyebilirim :)


Cuma günü perma kültür toplantısındaydım. Bostancık'tan konuklar vardı sunum için :)  Pınar tam düşündüğüm gibi biri.Tuğrulbey'le dönüşerek sunum yaptılar.Sizler içinde çok iyi izledim diyebilirim. Ben eskiden beri bloğu okuduğumdan anlattıkları, yaşadıkları ve öğrendikleri aslında ama dinlemekte ayrı keyif oldu diyebilirim. Permakültürü yeni keşfettiklerini söylediler ama dışarıdan öyle görünmüyordu ...
Benim dinlediklerimde en ilginç noktalar Tuğrulbeyin gittiği permakültür toplantılarından edindiği izlenimlerden biriydi.. Jeff dedi ki diye de ekledi
"yeni insan hakları" şunlar olacak.
1-temiz hava
2-temiz su
3-iyi gıda
4-iyi barınma
5- iyi bir sosyal çevre
Aynen katılıyorum.
permakültür hakkında yazılacak ve söylenecek çok şey var aslında.Buradan onun anlattıklarını yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum.Bu yüzden diyorum ki izleyin onları, onlar bir yaşam süzgecinin iyi bir noktasından bakıyorlar,inanıyorlar, bende onlara inanıyorum ki  böyle insanlar önümüzü açtıkça ancak dünyada birşeyler yapılabileceğinin inancındayım. Onlar bize doğal, güzel ve yaşanası bir patika açıyorlar ,izleri takip edip hayatımıza uyarlamak bizim elimizde.


Cumartesi sabahı yürüyüşe gittik.Ordan huzurevinde kahvaltı vardı, mavikuşlarla ordaydık.



Huzurevinden hep beraber Yaşarhanımın evine gittik mavikuşlarla. Süper şeyler hazırlamış birde orada yedik :)
Fethiye evinin bez torbası.Kahvaltıyı onlar organize etti şehitler derneği ile birlikte.

Yaşar Hanımın bizim için hazırladıklarından...

Bu da Zen'den.Sofrayı görüntüleyemedim ama nefis bir sofraydı anlatmaya da kelimeler yetmez. O gece eve 24.00 te döndük :) 

... ... ...

Bu kısımdan sonra nefis bir yazı yazdım kendimce. Nasıl becerdiysem de yazılanları kaybettim.Mümkün değil aynı duyguları toparlamam. Bu yüzden o kısımları atlayıp direk günün şarkısına geçiyorum ki aslında içimdeki duyguların özetidir diyebilirim.
Günün şarkısı : Aslı

Cuma, Aralık 10, 2010

birden sen gelsen aklıma


Dün enteresan bir gündü ama onu daha sonra yazmaya karar verdim.  Bu fotoğraf Kayaköy İlköğretim okulu için yapılan gönüllü çalışma grubunun toplandığı gün çekildi. Yaza kadar çok güzel gelişmeler yapmayı düşündüğümüz bir çalışma içerisindeyiz.Her aşamasını sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.Bu da ilk ön çalışma toplantısıydı yalnız grubu çekmeyi atlamışım :) 



Bu  iki güzellik annemden.İstanbulda takı kursuna gidiyor bu sene.Bana yaptığı hediyelerden. Ben kendine yaptığı bir bileziği daha beğendiğimden sanırım onu da yapacak bana- değil mi anne..? :)) 

Kırkyama kadar takı konusunda da süper :)) Eline sağlık diyorum.

Gelelim pazar günkü xmas (yılbaşı) pazarına.. O gün o kadar çok yağmur yağdı ki..! Emeklere üzülmedim dersem yalan olur. Bir ara saçak altından çıkamadık,düşünün yani.Buna rağmen aşırı kalabalıktı.Eğer güzel bir hava olsaydı en az 3000 kişi gezerdi diye düşünüyorum..Gerçi yağmur İngilizleri bağlamadı,kısa kollu ve şemsiyeli olarak gezdiler stantları :))
noel baba
Derin fotoğraf çektirirken...
ev yapımı soslar
şeker hamuru yılbaşı pastaları
keçeler
örgü bebekler
                                                Cafe derin'in hepsi satılan kurabiyeleri :) 




Dün gece aşırı yağmur yağdı.Pazar gününden bu yana da havamız biraz soğudu.Yine de güneşli günlerde dışarıda gezebilecek kadar hava güzel.Akşamları da  serin olmaya başladı.


Akşamki yağmurda Ares şimşeklerden çok korktu. Normalde yatağın ucunda yerde yatar, bütün gece yatağı paylaştık :))  


Köpekler aynı evin çocuklarının huyunda oluyor birde.Demek ki yetiştirene de bağlı bir şey bu.Mesela normalde bir şeyi tatmıyor ve yemiyor ama bir kere kandırıp tattırabilirseniz  yemeye başlayabiliyor :) Birde artık iyice farkettim ki ben onun hayatında özel bir yerdeyim.Bana  kesinlikle karşı gelmiyor :)  Uzunbey'e köpek bile kimden korkacağını biliyor diye takılıyorum :))   


Bugün perma kültür toplantısına pastoral vadiye gitmeyi düşünüyorum. Yarın akşam da Zen evine  davet etti, gece oturmasına. 


Salı günü güzel bir şey oldu :) Uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım kendim için. Bu kendime ayırdığım zamanları çok sevmeye başladım ben. Özgür bir ruh gibiyim, kısıtlanmaktan hoşlanmıyorum. Kendime zaman ayıramamak da kısıtlanmaya giriyor bence.Keyif alıyorum tamam ama daha çok kendimle başbaşa kalmalarda beni yeniliyor diye düşünüyorum. Bu halimi seviyorum. Biraz bu yönde secret yapmaya karar verdim.Yani sevdiğim şeyler için daha çok çabalamaya. Hayallerim desem daha doğru olacak galiba... Çünkü işimden zaten keyif alıyorum. Çok yoruluyorum ama keyifle yapıyorum ki çoğu gönüllülük ve destek işi yaptıklarımın.Görüyorsunuz buradan zaten.Sıkıldığım bu değil ama kendimi geliştirmek istiyorum. İlgi duyduğum değişik konular var ve bunların peşine de takılmak istiyorum. 


En çok da okumayı özlüyorum bu ara. Bu konuda  okuma grubu kurmayı düşünüyorum.Burada yaşayan arkadaşlarımla konuştum. Ayda bir toplanıp oturup okuduğumuz kitapları konuşacağımız bir grup kuracağım. Yani mesela bir aya bir kitap hedefleyeceğiz. Herkes o kitabı okuyacak sonra da toplandığımızda o kitabı enine boyuna inceleyeceğiz.Herkes neden beğenip neden beğenmediğini paylaşacak falan. Kitap konusu dışında politika,hayat gibi konularda konuşmak serbest ama kendinden konuşmak yasak olacak. Bunu da Rebecca diye bir İngiliz arkadaşımdan örnek aldım.Onlar ayda bir kitap inceliyorlar ama İngilizce , benim hedefim  bunu Türkçe yapmak çünkü diğer alanlarda zaten yeterince İngilizce konusunda cebelleşiyoruz.Hem benim Türkçesine daha çok ihtiyacım var :) 
Devamlı okuyan bir kaç arkadaşım var, onlarla konuştum fikri hoş buldular, sanırım yapacağız bunu.


Günün şarkısı : MFÖ  

Cumartesi, Aralık 04, 2010

bizden başka her şey orda

Görüşemediğimiz süre içerisinde çok yol katettim. Tahmin ettiğim gibi oldukça hareketli geçti haftam. Pazartesi-salı randevularımı ayarladım. Çarşamba başladım görüşmelere.. Aman Allahım biliyordum ama ben görmemiştim, nefis iki butik otel gezdim. Daha önce marinasını yazmıştım ama otelin içinde gezmemiştim. Fethiyenin belgeli ilk butik oteli. O kadar çok fotoğraf çektim ki hepsini bu yazıda kullanamam.Zaten ayrıntılı bir kere daha geçmek istiyorum zaman bulursam yoksa linkteki  harika fotolara bakın.
Bu ekolojik elbiseler Bali'den gelmiş.Siz sormadan ben söyleyeyim.En hoşlandığım kısımlardan biri buydu, buna benzer çok ayrıntı yakaladım otelde. 









Manzaralarını ve dekorasyonunu tekrar yazacağım, şimdilik bu kadar.



Fethiye CHP Kadın Kollarında perşembe toplantılarına gidiyorum.Bu hafta bir misafirimiz vardı ki onu da çok beğendim. Tavrı, hali ve konuşmasıyla örnek  bir politikacı. Bu ismi ilerleyen zamanlarda daha çok duyacaksınız eminim.Şimdilik ben tanıştırayım :)  Ömer Süha Aldan.Emekli hük. savcısı. Konuk konuşmacımızdı, güzel bir toplantıydı,çok güzel şeyler anlattı. 
Sitesi de var,takip etmek isteyenler için, kafanızdaki soruları aydınlatabilecek insanlardan biri.Onu hatırlıyorum , emekli olmadan önce Fethiye' de çalışıyordu, bizde yeni gelmiştik. Görünce hatırladım.



Bir resim sergisi gezdim ki FKM de  Nurdan KARAKAŞ öğretmenimizin kurs sergisi ama içim gitti.Bu sene doğum yapacağından 2. dönem olmayacak ama seneye resim kursuna gitmeyi istiyorum,özellikle bu minyatürler için.Bir yerden başlamanın zamanı gelmişti :)) 
Sergiyi özellikle daha ayrıntılı yazacağım.Çünkü resimlerin hepsi güzeldi, görmenizi istiyorum.Birde iki ayrı arkadaşım var,onları da yazmak istiyorum.

Ares üşütmüş, dün böyle koltukta oturuyordu. Ben görüntülerken bile kımıldamadı. Sonra istifra etmiş, eve giderken ZEN'de kahve içtik evinde.Bahçeli bir evi var, o güzel bahçe bile onu kendine getiremedi, sonra da acıkmış karşımda oturup  durunca kalktım.Neyseki akşam toparlandı, Uzunbey ilaç almış veterinerinden.
Keyifsiz Ares.

Çarşamba günü yoğunluktan 2. el pazarını unutmuşum.Mavikuşa uğradım,pazarda dediler. Ben gittiğimde saat dörttü. Daha sakindi ama tezgahlar duruyordu. Çok ilginç bir şeyler gözüme çarpmadı.Bu yüzden stand görüntüleri yok.Sadece Hanife'nin standından Kastamonu işi masa örtüsü  fotoğrafı var :) Mavikuşları da çektim aslında ama toplu çekeceğime hepsini ayrı ayrı çekip durmuşum :)  


Bir çocuğumuz var 17-18 yaşlarında , akülü sandalye ihtiyacı var,son çalışmam bu.Yani ona nasıl yardımcı olabileceğimizin ön çalışmalarını yapıyorum. Zehra sağolsun ucundan kıyısından beni her konuda asiste ediyor burda, geldiği için çok memnunum :))  Tekrar teşekkür ediyorum, tüm desteği için.Özellikle onun sayesinde bir ışık yandı, peşindeyim bu işin.
 Birde mimim var, en kısa zamanda deyip ancak üç yazı sonrasında cevap verebileceğim :)   Mutfakta1inci Özgen beni mimlemiş :)) 


Teşekkür ederim :) 

1. En sevdiğiniz kelime: En sevdiklerim hiçbir zaman tek değil,ben gönlü geniş biriyim birkaç kelime olabilir benim için...  Bahar,aile, sevgi,aşk,hayat.


2.En nefret ettiğiniz kelime: salak - sık kullanırım ve hoş kullanmam.Benim hakaret kelimem olduğu için sevmiyorum.




3. Ne sizi heyecanlandırır?: sevgi. 


4. Heyecanınızı ne söndürür?: Duygusuzluk. 


5. En sevdiğiniz ses: Gönül sesi. Ben bunu duymadığım insanlarla konuşamam mesela.. :) 


6. En nefret ettiğiniz ses: Klima .. araba klimasının sesi.


7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz? : Bilmiyorum,genelde sevdiğim şeyleri yapmayı düşünürüm,sevmediklerimi düşünmem bile.


8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz? : Şarkı söylemeye yatkın bir  sesim olsun isterdim sanırım. Resim yapmak isterdim bir de güzel yazmak :)) Benim doğal yetenek işlerim bitmez... Heykel yapmak isterdim... Karikatürist olmak isterdim,iyi bir mizahçı olmak isterdim,bir de politikacı :) 

9. Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz? : Yine kendim olmak isterdim.


10. Nerede yaşamak isterdiniz?:  İstanbul- Fethiye 



11.En önemli kusurunuz nedir? : Kusursa şişmanlık :)   Başka kusurlarımda var ama ben kendimi kusurlarıyla seven biriyim :))


12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?: İnatçılık :) 


13. Kahramanınız kim? : Tek geçerim Atatürk :))

14. En çok kullandığınız kötü kelime: O ha oldu son zamanlarda...


15. Şu anki ruh haliniz: Özlem dolu, kafası karışık biriyim.Hoş belli de oluyordur kelimelerimden :) 

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?: Herkes kendi şansını kendisi yaratır.

17. Mutluluk rüyanız nedir? : Anlatsam olay olur :))


18. Sizce mutsuzluğun tanımı?: Ayrılık...

19. Nasıl ölmek isterdiniz? : Çok sıkıntılı olmayan bir şekilde sanırım :) 


20. Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz?:Bende seni bekliyordum :) 

... ... ...
Yarın yılbaşı pazarındayım kısmet olursa.Saat 11.00 den sonra Çalış sahilinde görüşmek üzere...


Not : 1- Opera için tur var,  Antalya operası Mozart'tan ZAİDE.. İki gün ,otelde konaklamalı. Aralık  21-22 si için.İlgilenen olursa  bana mail atsın lütfen.

Bugün şarkılar  Sıla'dan.

Bugün Fethiye Kültür Merkezinde saat 14.te HES toplantısı var Eşen Çayı için.Sanırım bizim itirazlar geri dönmüş Muğla'dan. Daha ayrıntılı bilgi için orada olacağım. Şimdilik bu kadar.

ÖNEMLİ NOT :

  Haftaya AKÇEP  (Akdeniz Çevre Platformu) tarafından organize edilen  Permakültür Toplantısı var Fethiyede, Pastoral Vadide..Bir terslik olmazsa katılacağım. İzlenimlerimi de paylaşacağım :)  Sanırım toplantıya katılanlar bu çiftlikten :)


PROGRAM TASLAĞI               10-11 Aralık 2010

10 ARALIK 2010 -CUMA

===========

14:00 - 14:15 HOŞ GELDİNİZ- TANIŞMA

14 :15 - 14:30 Sunum: Biz kimiz, Permakültüre nasil basladık? (PINAR)

- Kendimiz hakkında bilgi, Bostancık’ı alma süreci



- Permakültür ile tanışma ve permakültür çiftliğine geçiş.

14:30 – 15:00 Sunum: Neden Permakültüre İhtiyaç Var? Mevcut Durum, Neleri Yanliş Yaptık?

(TUGRUL)

- Bilge uygulamaların kayboluşu, monokültür uygulamalarının olumsuz sonuçları, kimyasallar, zehirler, petrolde tepe noktası sorunu, çevreyi kirleten ve kaynakları tüketen yerleşkeler, fakir ulkelerde çesitliliğe dayanan tarımın çökmesi

15:00 – 16:00 Sunum : Permakulture Giris (PINAR)



- Permakültür Nedir

- Permakültürün üç etiği

- Prensipler

- Alanlar, sektör analizi

- Permakültür altbaşlıkları: toprak, gıda, orman, zararlılar ile mucadele, su, yeşil mimari, insan topluluğu tasarımı.


16:00 - 16:30 Ara

16:30 - 17:00 Sunum: Kırsalda “tarım turizmi” örneği olan Pastoral Vadi’nin hikayesi (AHMET)

Tarım turizmi; kırsalın kentsel dönüşüme uğramaması için, kentte yaşayanlar ile kırsaldakiler arasında organik bağları güçlendiren sürdürülebilir model olabilir mi.

17:00 - 18:00 Sunum: “Yavaş şehirler” sürdürülebilir yaşamın umudu! ( ………….)

18:00 - 19:00 Ara

19:00 Akşam yemeği

21:00 Film gösterimi

CUMA AKSAM FILM: GLOBAL GARDENER Part I and II veya PERMACULTURE TRIO

11 ARALIK 2010 – CUMARTESİ

==============

10:00 - 11:00 Sunum: Su Sorununa Permakültür Yaklaşımı ve Datça Özelinde Fırsatlar (TUĞRUL)

- Dunyada tatlı su kaynaklarının durumu, tarımda su kullanımı, yağmur suyunun hasad edilmesi teknikleri, gri su arıtma, Akdeniz Bölgesi icin öneriler

11:00 - 11:15 Sunum: Bostancik'ta Permakultur Uygulamalari (PINAR)

- Gezici Kümes/Paddock, Mandala yapımı

- Yukseltilmiş sebze yatakları

- Yağmur hendekleri

- Kuru Tuvalet

- Kompost

- Solucan kulesi

- net and pan

- toprak örtüleme

11:15 - 11:30 Sunum: Akdeniz Bolgesinde Permakulturun Yayginlasmasi (TUGRUL)

- Mevcut konvansiyonel sistem kullanan çiftçinin Permakültüre direnci.

- Alternatif ekolojik çiftlikler olabilir

- Şehirden yerleşenlerin permakültüre kazanılması



NOT:

PERMAKÜLTÜR

Kısaca, herkes ve doğa için dünyayı yaşanacak, iyi bir yer haline getirmek olarak özetleyebileceğimiz permakültür yaklaşımı; dönüşüm, hayal ve şimdi’yi yaşamak, doğaya karşı değil, doğayla birlikte çalışmak, yok eden değil, üreten olmak, yardımlaşma ve paylaşım, basitlik ve yerellik ilkeleri ile tanımlanmıştır. Bizlere, etiğin her şeyin başı olduğunu, korku ve tepki yerine sakinliği, gözlemciliği, imkansızlık duygusundan kurtulmanın ve insanın işleri istediği gibi yapmasının mümkün olduğunu söylemekte, herkes ve her şeyle etkileşim içinde tasarımlar oluşturmaktadır. Bu anlamda permakültür yaklaşımına göre PROBLEM, ÇÖZÜMDÜR.

Yaklaşım etik değerlerini; dünyaya özen göstermek, insana özen göstermek ve adil bölüşüm üzerine kurmuştur. Yapacağımız eğitim, bu temel değerler üzerinden, yaparak, yaşayarak gerçekleştirilecek, felsefe ve uygulamanın birlikte harmanlandığı bir çalışma olacaktır.

Cuma, Aralık 03, 2010

Haydarpaşa Rant Tesisleri 2012

-Yorumsuz-
(Dün gece geç gelen bir mailden...)

Not: Bu yazının son cümlelerindeki endişeyi taşıdığımı da yazmadan edemedim...