Pazartesi, Haziran 08, 2009

Gel...Yaklaş da ruhuna dokunabileyim.

Yukarıdaki cümle tatilde okuduğum kitaptan..Kitap çok matah bir şey değil ama bu cümle çok güzel,aklımda kalan da bu oldu :) Kitabı Zen'den aldım,yani o verdi tatilde okumam için..İnkar edilen aşklardan.. Angela Bacerra.

Geldik, ben evdeyim .. Çok güzeldi :) Hepimiz keyif aldık, bir daha giderken yalnız Ares' i de götürebileceğimiz bir yere gitmeye karar verdik.Gerçi keyfi iyi köpek pansiyonunda,veterineri de seviyor ama onsuz eksiktik..
İlk gün İçmelerde denize girdik,Pazar günü Datça'ya gittik.Özellikle eski Datça'ya bayıldık Uzunbey'le..Bir daha eylülde özellikle buraya kaçalım dedi Uzunbey.. Ordan Datça Hayıtbükü 'ne gittik,doğaçlama ,kendimizi yollara vurduk ve çok güzel küçük bir koy keşfetmiş olduk :) İlk defa o taraflara gittik, ama hoş ve değişik bir cografyası var. Sevdik, ayrıntılar ve fotoğraflar başka yazıya..

Resim, Marmaris İçmeler gece yaptığımız küçük yürüyüşten..

Uzunbey bilgisayarını yanına almıştı ama ben almadım,maillerimi ve bloğu da kontrol ettim ama yazı yazmak istemedim,dinlendim ve kitap okudum..

... ... ...

Dikencik evlerinden bir mail geldi, çok hoş.. Linki tıklayın ve izleyin..

Cuma, Haziran 05, 2009

Karmakarışık..


Koca bir günü yedim dışarıda..Bu saatten sonra ne kadar hazır olunabilirse o kadar hazırlanacağım.. Son zamanlarda hiçbir şeyi istediğim oranda yapamıyorum..Ne hazır olabilmeyi, ne başlangıçları ne de bitişleri.. Özgür konuşamadığım ortamlarda daha da fazla geriliyorum.Söylemek istediklerim saklanıyor kapalı kapılar arkasına ve aslında hiç düşünmediklerim çıkıyor ortaya. Benim gibi her düşüncesini paylaşan birine bu esaretler çok fazla geliyor ve susmak istiyor gönlüm.Susmak çare değil farkındayım ama kendimi ifade edemedikten sonra çok da ortaya dökülmenin zamanı değil,anlatamıyorum ve anlatamayacağım sanırım.

Düşündüklerimi kendime saklıyorum.. Gömdüm diyelim.Bir daha açmayacağım derinliklere hem de.Çıkarmak ve paylaşmak istemiyorum artık.
Blog, mayınlı yazıyla tatile girsin istemedim.. Marmariste olacağım bir kaç gün.

Hayat, sana fısıldamaktan vazgeçtim.. Ben hayatta özgürce konuşamadığımı susarak taşımasını da öğrendim..

Resim : Marmaris'de gece..

MAYIN nasıl temizlenir..? İşte böyle

Çarşamba, Haziran 03, 2009

ev hali :)

Bugün evdeyim.. Hazırlık yapıyorum sayılır. Bir terslik olmazsa cumartesi günü Marmaris'e kaçağız haftasonu için ailecek . İçmelerde bir otelde kalacağız..

Geçen hafta manikür-pedikür olayını halletmiştim.. Dünde saçımı boyattım. Bu sefer kuaförümü değiştirdim , bu yüzden biraz koyu bir çikolata kafayım..İçine biraz kızıl da karıştırdı ama zamanla açılıyor.En güzel halide açıldığında oluyor..

Evdeyim ya ,çok işim var ve hem tatil için hazırlık yapıyorum hem de bu ara yardımcım gelmediğinden biriken ev işlerini yapıyorum.

Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali komitesindeyim , bu sene festivalin 6.senesi..konuğum Cumhuriyet Gazetesi çizerlerinden Behiç Ak Daha önce Yunus Nadi Şenliklerinde de Sevim Ak ile ilgilenmem ve bu sefer Behiç Ak'ın gelmesi aslında biraz kendi tercihimiz..Sevim Ak'ı da festivale davet ettik ama kendisi o zamanlarda yurtdışında olacağından katılamıyor. Biz genelde her sanat dalından konuklar çağırmaya gayret ediyoruz,Behiç Ak'ında karikatür dalında iyi bir örnek olacağını düşündük.Hem de etkinlikleri Fethiye Kültür Merkezine aldık ki daha çok kimse gelebilsin..

Festival 24-25-26-27-28 haziranda Ölüdenizde.. İlk gün Hisarönü Karnavalı yapılacak..

Geçen hafta Çalış Karnaval Komitesi bize de plaket verdi.İki senedir yaptığımız desteklerden dolayı teşekkür ettiler.

9-12 haziran arası Fethiye Ressamlar Derneği Fethiye Kültür Merkezinde sergi açacak, gelirinin de bir kısmını Mavikuş'a bağışlayacaklar. Bu konuda Berna çalıştı ,bizde destekledik diyebilirim..

Yukarıdaki taş ev ve mor sakım benim hayalim..Söylemeye gerek var mı bilmiyorum gerçi ama kaktüs bahçesi eksik..

Dün işten biraz erken geldim ve bahçe çok susuz kalmış, böyle zamanlarda bahçıvanın keyfini beklemeden sulamak lazım ki bitkiler kurumasın.. Sanırım 10 gün olmuş uğramayalı..Her yer kurak vaziyetteydi.Her gün akşam sekizden önce eve gelmeyince anlayamıyor insan.. İş başa düşünce gücüm yettiğince bahçenin erişebildiğim her yerini suladım,benim tarafa kıyak geçtim, hortumu yere bıraktım suya doydular :) Bizim buralar sulak yerler olduğundan bahçede tulumbalarımız var,yani suyumuz yeraltından.. Bir düğmeyle açıyorsunuz ama hortumlar bilek gibi,çıkan suyu siz tahmin edin artık. Hortumu sürüklemek biraz sorun olsa da akşamüstü bahçe süper serinlikteydi..

Bahçede çeyiz sandığı gibi bir sandığımız var ,içinde de sukulentler.. Sandığın kapağında seramik kaktüs saksılarım vardı.Geçen gün bir geldim ki hepsi yerlerde ve hepsi kırılmış.Dün onları biraz toparladım,sonra da suladım.

Şarkılardan Candan Erçetin günü bugün .. Çok da severim :)

Söz vermiştin bana.. (ilk önce sesini kısıp yüklenmesini bekleyin daha sonra dinleyin)

Salı, Haziran 02, 2009

Asortik Krep' in filesi..

Uzun zamandır bunu yazacaktım aslında...

Hikayesi bu..

Pazar Filesine Dönüş..
Etrafınıza bir bakın! Her yer poşet atıklarıyla dolu. Evimizde dahi bir sürü poşet var. Marketlerden fazla fazla poşet alıyoruz. Sağlam kalanını çöp torbası yapmak için. En ufak bir ıvır zıvır, kitap, toka için dahi poşetlerle donatıyoruz ellerimizi. Bu poşetler geri dönüşüm maliyeti yüksek olduğu için sürekli yeniden üretiliyorlar, ve her an hayatımızdalar. Peki hiç düşündük mü bu poşetlere noluyor? Doğada çöp olarak birikiyorlar, ve yok olmaları 400 yıl sürüyor. Herbirimiz poşet kullanımımızı azaltarak bu gidişatı durdurabiliriz. Bu blog bunun çabasını veren bilinçli insanların yeridir.Fileyle veya bez çantayla alışveriş yapanların fotoğrafları için: ibekingg@gmail.com

Benim hikayem de bu..

Blog da burda.. Sizde paylaşın lütfen..

Pazartesi, Haziran 01, 2009

tombul kuş ..

Şimdi ben kiloluyum ya.. Dün kahvaltıdayız Uzunbey'in bir müşterisi ama ailece de görüşüyoruz ama adam benimle mesefali yani ben öyleyim..Tarzlar farklı çünkü neyse karısıyla yeni evli ama karısını daha çok sevdim.. Tuttu kahvaltının ortasında bana siz eskiden de böyle "irimiydiniz..?" dedi..
Şimdi içimden geçen..

-Yok Uzunbey beni at çiftliğinden böyle aldı :P
-Benim babam fabrikatör, babamın parası için Uzunbey beni almak zorunda kaldı :P
-Önceden böyle değildim kadın olunca şiştim :P

oysa benim söylediğim.. (kibarlık yapmanın alemi yoktu ama)

- hayır evlendiğimizde zayıftım.. ama iri yapılıyım evet Çağıl gibiydim :) Sonradan sporu bırakınca kilo aldım. (aslında çok uzun değilim ama uzun da gözüküyorum)
Böyle söylememin nedeni de karısının Çağıl'ı görünce bizim yaşımızı sorması..
Şimdi tabii ki böyle şeylere takmıyorum, taksam zayıf olurdum zaten ama eğer şişmanları sevmiyorsanız oynayın arkadaşlar,rol yapın ve onlara böyle sorular sormayın.

Kadınlar haddini biliyor daha çok ama erkekler çok cüretkar.
Birde bunu eşimin yanında soruyor,sanırım ona daha çok bozuldum.Orda başka bir cevap vermek lazımdı ama yapamadım. Neyse kendi kaşındı normalde nette yakalarsa okur,okursa da ders olsun kadınlara ne sorulur ne sorulmaz öğrensin.Hiç de umrumda değil..

Birde geçen hafta bir patavatsızlık örneği var ki onu literatüre geçebileceğinden yazıya bile sokmadım. .

Bu kışa göre beş kilo verdim,istersem de veririm ama canım kilo vermek istemiyor.Ne yapacağız şimdi. Gözüne güzel gözükelim diye sıkıntıya mı gireceğiz Bay x...? Bence erkekler kendi alanına girmeyen kadınlara bu kadar hoyratça davranmamalı.Bir kere daha bu tarz bir yaklaşımda bulunursa ona iki sene önce başkasına yaptığım gibi anında müdahale edip gereğini yapacağım..

Bir çiçekçideyiz..Uzunbey ve ben işten tanıştığımız ama muhabbetimiz selamdan sabahtan ileri gitmeyen bir beyle konuşuyoruz. Birden bu akıllı bana dönüp işyerinizde merdivenli ,çok spor yapıyorsunuz ama değişen bir şey yok gibi birşey söyledi.. (o zaman büromuz dördüncü kat ve ben günde en az 5 kere inip çıkıyorum,asansörsüz-Uyuz şey,sanane benim kilomdan..Her gördüğünde laf sokuyorsun) Sizde benim kiloma taktınız, artık sizi ne ilgilendiriyorsa dedim .Senelerdir her görüşmemizde bıkmadınız kilo konusunu açmaktan, ben sıkıldım konuyu es geçmekten siz sıkılmadınız dedim :) Ama çok kibarca, çiçekçi bile dumur oldu. O eşimin yanında bana bunu söyleyebiliyorsa bende ona bunu rahatlıkla söylerim .. Hem benim içimden geçenleri söylemediğime dua etsin,(seninde yüzün maymun dötü gibi ama bunu ben sana söylüyormuyum,yut benim gibi düşüncelerini diyecektim ) onu da söylerdim.Uzunbey'e söyledim arkasından ve Uzunbey üç gün güldü :)

İşte böyle..Şimdilik zayıflamayı hele bu tarz yaklaşımlar yüzünden düşünmüyorum.. Kiloma gelene kadar diğer özelliklerimle sevsinler ya da konuşmasınlar.. dert değil.Yazının başlığı maymun dötü olsa daha mı iyi olurdu acaba..? :P

Anafikir: Kilolu birine laf söylerken dönüp kendinize bir bakın, genelde insanlar birbirini içsel zenginlikleriyle değerlendirir ,fiziksel görünüşle değil.

Cumartesi, Mayıs 30, 2009

şarkılar dost, özlemler arkadaş bana :)

Uzun süredir ilk defa evdeyim.. temizlik yapıyorum keyifle ama.. Özlemişim evimi.Ares'te yanımda. Yarın arkadaşlarla kahvaltıya gideceğiz. Yukarıda ki sarmaşık gül diğer evden, taşınırken getirdiğim çelikten yetişti.Bu sene ilk defa açıyor..
Bugün bilgisayardan müzik dinliyorum.. Böyle güzel filmler izlemekte istiyorum..Özlemişim bu tarz şeyleri.
İkinci şarkı da başka bir dünyaya dalıyorum.. Üçüncü müzik tam ekran izlenmeli..İşi bırakıp küçük bir mola..

Kaktüslerim çiçek açıyor..
Bahçe tam kıvamında.Ben isyanlardayım.

Perşembe, Mayıs 28, 2009

Ben geçen hafta etkinlikler biterse rahat bir nefes alacağımı düşünmüştüm açıkçası. Oysa özel işler ve iş durumlarından geç vakit eve gitmekten pek yazı yazmaya fırsat bulamadım.. Bir de şu resim kotası yüzünden problem yaşıyorum (çözülecek gerçi..)

Arada kaçamaklar da yapıyoruz işle karışık , yine de yoğun geçiyor işte. Yukarıdaki manzara Üzümlü'den.. Bir arkadaşımızın evinin manzarası. Evde , manzara da süper :)
Bu resimlerde hala bir önceki pazardan..

Çağıl'ın bu sene okulda son sınavları başladı bu hafta, gelecek sene OSS sınavlarına gireceğinden yazı pek tatil gibi geçiremeyecek sanırım.. Gelecek ders yılı bayağı hareketli geçeceğinden bu günler aslında onun için önemli, iyi değerlendirmek lazım. Fethiye'de hep iki senelik okullar olduğundan buradan okul kazanan çocuklar hep dışarıda okuyorlar.. Ben İstanbul dahil Ankara, İzmir,Eskişehir, Antalya,Muğla ve Bursa gibi şehirler üzerinde araştırma yapıyorum..İşin en kötü yanı Çağıl'ın bu seneye kadar olan bilgisayar bölümü isteğinin bu sene kararsızlığa dönüşmesi oldu.Bunda sanırım okuldaki derslerinin de çok etkisi oldu. Kararsızlığı normal aslında ama beklemediğim bir şey bu yüzden kötü yakalandım.. Bir yandan da onu etkilememeye çalışmak çok zor. Yani hem rehberlik edip içinden geçenleri ortaya çıkarmamız gerekiyor, hem de ileride bu kararından pişmanlık duymaması için sağlam kararlar vermesi gerekiyor.
Sınav sistemi değişti,gelecek sene sınavlar hakkında daha net durumlar ortada yok, eylülden sonra kesinleşir diyorlar ,özellikle bölüm değiştirme ve hangi derslerden sorumlu olduğunuz kısmı muallakta. Yani bölüm değiştirme eylülde olsun diyelim bu yaz aslında belki de hiç sorumlu olmadığımız derslere çalışmış olabiliriz.. İşte kafamızın karışıklıkları bunlar..


Balkon manzarası.. Üzümlü ovası.


Ares havuzu çok beğendi, ben tam atlayacak derken koşup yanımıza geldi.Yalnız bahçeyi o kadar çok sevdi ki arabaya zor bindirdik. Oyun yüzünden sokaktan gelmek istemeyen küçük bir çocuk gibiydi..
İki gündür doğru düzgün annemle ve burcuyla görüşemedim.Dün cep telefonumu evde unutmuşum .Akşam biraz iş biraz da yemek ,çay içmeye de Yörük Müzesine gidince 10 da eve gittik ..Şarj etmeyi unutmuşum.. Bugünde öten bir telefonla gezdim durdum.Hayatta kızdıklarım arasında bu davranışlar, özellikle anneme ulaşamayınca ,ya da konuşurken şarjı bitince kızıyorum ama bunu bugün kendim yaptım.Bugün de uzun süredir aramadığım bir arkadaşımı aradım.Telefonu kapalıydı, telesekreter çıktı. Hem merak ettim hem de not bırakmadım, bırakamadım gerçi.. Neyse mail atacağım sanırım...Onunla da iki gündür görüşemedik bu tarz şanssızlıklar yüzünden.. Başı dertte mi diye de endişelendim :(

Önemli bir işim var, özel bir iş.Olmasını bir haftadır bekliyorum.Hergün işe gelirken bugün başlasın artık diyorum..Bütün bir gün işimi ona göre planlıyorum..Telefon geliyor ve yarın olabilir deniyor.Sıkıldım artık,olmadan da paylaşamıyorum huyum değil.Hayırlısıysa olsun deyip geçiyorum.Şimdi telefon geldi,pazartesiye kalmış..
Dağ mantarlarıyla ilgili bir sunu var gelecek hafta ben gidemem çünkü İstanbulda ama gidebilecekler için "amatör mantarcılığa giriş" 5 haziran saat 11.00 de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde ..Gitmek isteyenler bana mail atabilir kayıtlar cep telefonundan çünkü..
Bu hafta aslında buradan da bir sürü okuyucum olduğunu keşfettim :) Tek farkı insanların bunu bana belli etmemeleri, sanki onlar okuyor diye yazmayacağımı mı sanıyorlar bilmiyorum :P Yazacağım..Elimden geldiğince yazmaya gayret edeceğim..Yazmayı ve paylaşmayı seviyorum :)
Dertleşmeyi de ..
Ben gidip bir Türk kahvesi içeyim :) Fal bakan birini de bulursam ne ala ..

Pazartesi, Mayıs 25, 2009

Hasankeyf..

71 yıl önce bir İngiliz seyyah tarafından çekilen Hasankeyf resmi..

Hasankeyf için lütfen imza verin.. Bu güzellikler tehdit altında kalmasın.

Pazar, Mayıs 24, 2009

el sanatları pazarı 2


Bu hafta sonu ile geçen haftaki yoğunluğumu sona erdirmiş olduk. Perşembeden pazara kadar bir koşturma içerisinde akşamı ettik.Cuma sabahı Uzunbey'in odasındayım kargo geldi dediler..Bir baktım ki bana vip kargo gelmiş..Hevesle açtım, çarşamba günü Kürt Böreği istiyor canım diye yazmıştım ya.. İstanbuldan bana Kürt böreği gelmiş kargoyla :) Nasıl sevindim, şaşırdım ve şımardım anlatamam.Benim bu çevremdeki insanlarla sırtım yere gelmez arkadaşlar,kendimi çok şanslı gördüm..Tam o anda telefon açıp kargon geldi mi diye de yokluyordu ki ,
Pınark , kendimi çok özel biri gibi hissetmemi sağladığın için sana çok teşekkür ederim..Çok tatlısın :)) Anneme telefon açıp özel olarak anlattım, o kadar çoktu ki börekleri Çağıl ve Uzunbey'le de paylaştım..Resmini bile çektim :)
Çağıl sen şimdi bunu blogda acaip anlatırsın dedi ben de anlatırım tabii dedim :)


Keçe herkesin çok becerebildiği bir tarz değil bence ama Rahşan Hanım bu işi iyi yapıyor :) Kendisi arkadaşım olur, aslında Kaya da dükkanı var ama Gemiler koyunda stand açacakmış bu yaz .

Bu tarz modeller hep onun işi..


Yine keçe nazarlık..


Bu da onun yaptığı modellerden..

Sadece dikiş konusunda değil, başka el sanatlarıyla da ilgilidir.Çok hoş modeller bulur ve diker, uyumsuz denebilecek renkleri bile uydurur.

Bu stand gerçek çiçeklerin kurutulup takı olarak kullanılması örenekleriyle doluydu.

Boyama küçük tablolar..

Bir ara annemde bize bunlardan yapmıştı, örnek olsun diye resimledim.
Hanife polardan kırkyama örtü yapmış, kendi standında satıyordu..

Bu derici ilgi gören standların başını çekti..

Deriden tablo..
Tatlı yememek için almadım ama bunlar hoş duruyordu :)

Bu masada Güney Amerikalı bir kadın vardı gerçekten ve sadece kendi ürünlerini sergiledi,çok acele çektim resimleri bu yüzden ayrıntı alamadım ama benim ilgimi çeken cografik bölgelerden olduğu için de aklım orada kaldı.
Susakları kaplayıp nefis görüntülere bezemiş bir aileydi,biraz çekimser kaldıklarından nasıl yaptıklarını soramadım.

Bu da ahşap kaplanmışı..


Elde yapılmış ,zengin modelleri olan bir standdı.. Sadece bilezikleri çekebildim..

Masanın her bir bölgesi ayrı model olan ,en çok resim çektiğim ve en estetik masalardan biriydi burası.. Kendilerini de tebrik ettim :) Çok güzeldi,her şey.


Tek tek çekmeye çalıştım..


Kumaş ,keçe, çorap ve değişik malzemeler kullanılmıştı..

İçlerinde not defterleri vardı bu küçük çantaların..

Bu kum dolu kapı çarpmasın diye konan bir torba :)

Yeni çoraplardan yapılma bebekler..



O gün el sanatları pazarından çıkıp Xantos'a gittik, bir yanmışım farketmeden anlatamam..Kolumun ve omuzumun bazı yerleri soyuldu.. Ne kadar kırmızı gözükürse gözüksün canım pek acımaz bu gibi durumlarda.. Gerçi yanıma aldığım nemlendiricininde etkisi var bunda .
Yazı neden böyle yazıyor bir anlam veremedim,düzeltemedim de.. Konuları atlayarak gidemiyorum bu yüzden geçen haftaki elsanatları pazarının 2. kısmını ve Xanthos'u yazmadan bu haftaya geçemiyorum. Ayrıca o gün pazardan çıkıp Üzümlüde bir arkadaşımıza uğradık,onun güzel evinde de resim çektim..Yani bir daha ki yazı Xanthos ve Üzümlü olacak ..
Sırasıyla, önce Xanthos(17 mayıs),sonra Çalış Karnavalı (geçtiğimiz cumartesi-23 mayıs), pazar günkü mavikuş gönüllüleri kahvaltımız (geçen pazar sabahı-24 mayıs)ve öğleden sonra da Nif yaylasında Kırkpınar diye çok hoş bir yer.
Şimdilik yazıyı hemen gönderiyorum,merak edenler için daha fazla bekletmek istemedim..
Bugün işteyim ve biraz rolantiye aldım işleri :) (13.42) Dinleniyorum..
Keyfim iyi sayılır sadece sevdiklerimi özledim.. :)

Çarşamba, Mayıs 20, 2009

İçimden Dökülenler..

1- Manyaklar gibi herşeyi çekip yayınladığım için ve fotoğraf küçültme işi zor geldiğinden, benim akıllı oğlumun uyarmasına rağmen, onu dinlemediğimden, fotoğraf yükleme kotamı doldurmuşum.. Picasadan fotoğraf yüklemeyi becerene kadar el sanatları yazısının 2. bölümünü yayınlayamayacağım.Hatta resimli yazı koyamayacağım.Hayal kırıklığınızı anlıyorum ve benim yazılarımda resimsiz olmaz diye düşündüğümden bu işi kısa sürede çözmeye çalışıyorum.

2-Fotoğraflarda çok kilolu çıkıyorum.(Öyleyim ama insan aynaya bakmazsa bunu görmeyebiliyor fotoğraflar haricinde..) Bu yüzden uzun süredir kendim fotoğraf çekilmiyorum .Yediklerine dikkat etmek, bu da yemeyi içmeyi seven birine en büyük eziyet bence.Yani zayıf olabilmek için az yemek ya da yediğine çok dikkat etmek.Dikkat ettiğimi söyleyemem ya da önemsediğimi.. Bu da kilolu olmamın en büyük nedeni işte.Önemsememek.. Neyse başkalarıyla bu konuda konuşmaktan hoşlanmıyorum .. Herkesle de konuşmam ..

3- Son günlerde beklediğim ,beklemediğim bir grup insan tarzı var ki beni deli ediyor.. Asortik Hanım, evet buyrun (telefondayız) sizi şu etkinliğimize davet etmek istemiştim.. Tamam o gün müsaitsem gelirim diyorum..Cümle şöyle devam ediyor, davetiyenizi aldırabilirmisiniz..
O ha! demek lazım ama diyemiyorum şimdilik, susuyorum.. ama bir gün birine diyeceğim artık bu hafta bu iki oldu. Davet ediyorsan davetiyeni bana getirirsin,koskocaman harflerle dışarıda koca bir tabelamız var. Ha elinde davetiye kalmadıysa şart değil, aç o zaman telefonu ,sizi bekliyoruz buyrun de.. Geliriz istersek.. Ama davetiyenizi nasıl yapalım,birini gönderirmisiniz diye kibar bir cümle de kursanız bence aynı hödüklüğe girer.Hiç uğraşmayın! Sırf bu nedenle gitmediğim bu ikinci etkinlik olacak..

4- Bu aralar sık sık yolda gördüğüm insanları sevdiklerime benzetiyorum.. Onların olmayacağını bilsem bile yüzlerine bakıyorum.Bu da beni komik duruma düşürüyor bazen..Bu bir hastalıksa hastayım, itiraflardayım..

5- Canım Boşnak böreği ve Kürt böreği istiyor birde .. Kürt böreği hani şu pudra şekerliden olacak.. Boşnak böreği de patatesli.. Buradaki börekçiye gidip adı Sarıyer olan ama Sarıyerle hiç alakası olmayan börekler satan yere sorsam adamın suratını tahayyül bile edemediğimden düşünemiyorum .Oysa sormak beni rahatlatırdı ..En azından yok diyecek.

6- Birde canım çok yürümek istiyor, acaip derece de yürüme isteğim var deniz kıyısında..
Dudaklarımda Fransızca bir aşk şarkısı .. Ne keyif alırdım ama anlatamam.

7-Birde içimdeki şu küçük kız çocuğu gibi özlediğini görme duygusunu atsam iyi olur artık ama yapamıyorum..Kurtulamıyorum.. Bu beni mutlu ediyor, olmadığında da mutsuz.

8- Böyle madde madde yazmak zormuş..Nedense ona tamamlama isteği doğurdu içimde.

9- Özledim.. Evimde oturmayı, bahçede dolaşmayı..

10- Bir daha böyle bir yazı yazabileceğime emin değilim ve bunu da sizinle paylaşmak istedim ..
Sevgiler :)

Cumartesi Çalış karnavalı günü (sabahın dokuzundan akşamın dokuzuna kadar Çalışta olacağım -gündüz kıl çadırın orada, pazar kahvaltı düzenliyoruz Çalış Sahilde-(Tıkıntı Cafe), yarın bir köye gitmem gerek (Saklıkent tarafında) ,cuma da işin yoğun günü.. Bu haftayı da kazasız belasız bitirirsek gelecek hafta dinlenmeyi düşünüyorum biraz..

Not: Bu sabah (perşembe) Şat'ta yürüdük Uzunbey'le ve Ares'i denize soktuk.. Sabah sabah manzara süperdi.. Ares şıpıdık şıpıdık ,yüzmeyi yeni öğrenen çocuklar gibi yüzüyor, işin komik yanı kendini köpek gibi hissetmiyor belli ki köpek yüzüşü yapmıyor :P Kollar suyun dışına vurup çıkıyor, Uzunbey çok komik yüzdüğünü söylüyor ben küçük erkek çocuğu haline gülüyorum..Bir çocuktan tek farkı konuşamaması.. zaten doğru düzgün havlamadığını yazmıştım bir ara.. (Havladığında da kurt gibi wow wow gibi havlıyor,sesli ve güçlü hatta tanımayan için korkutucu) Kıskanç ama en çok Çağıl'ı ve bizi kıskanıyor birbirimizden :) Birde aşırı kollamacı.. Uzunbey'e tapıyor, ama dün numara yaptık ve Uzunbey bana kötü davranıyor gibi yaptı, beni kollayıp onu ısırıyor hafiften..Aynı şeyi dün gece ben Uzunbey'e numaradan yastıkla vurunca da yaptı ama tek fark bende yastığa hamle ediyor ve kesinlikle bana dokunmuyor.. Bu köpek ölçüsünü biliyor :))
Bizde onu çok seviyoruz :)

Salı akşamı evde çin böreği yaptım istek üstüne.. Tai yufkası ve noodle gibi malzemeleri de ilk defa kullandım.. Buralarda yabancılar yaşadığından ve oteller bol olduğundan bu tarz şarküteri dükkanları var ve istediğin malzemeyi rahatça buluyorsun..
(Resimleri daha sonra paylaşacağım)İlk deneme için fena değildi..

Pazartesi, Mayıs 18, 2009

El sanatları pazarı 1.bölüm ve buluşma..


Cumartesi günü Fethiye'de çok tatlı bir küçük prenses ve annesi ile buluştum :)) Likya World'e tatile gelmelerini daha nisan ayından beri beklediğimden ve benim yaklaşık en yoğun haftamda geldiklerinden görüşemeyeceğimiz için ödüm koptu. Birde genelde Likya world'den dışarı çıkmak pek olası olmuyor, ihtiyacınız olan her şey orada olduğundan sadece gezme amaçlı çıkabileceğiniz için gerekte kalmıyor.Bu yüzden dönüşte görüşürüz ya da ben sizi ziyarete gelebilirim demiştim.. Bloğu şifreli bu yüzden link vermedim..(hayatı paylaşırken.blogspot.com-Pınarbk)
Pazartesi günü Muğlaya gidişim kesinleşince onları cumartesi günü ziyarete gitmeyi düşündüm (perşembe günü gelmişlerdi) ve hoşgeldiniz telefonu açtığımda bu kararımı söyledim.Onlarda müsait olduklarını söyleyince cumartesi sabahtan Ölüdenize Likya World'e gittim. İçeri girme olayları biraz çetrefilli geldi nasılsa araba var, beraber gidelim ve bir yerlerde oturalım dedim..Olur dediler.Böyle uyumlu insanları çok seviyorum ben :) Zaten genç olmasına rağmen Duru ile Pınar'ın :)) ilişkilerini görünce Pınar bana ondan beklediğim etkiyi sağladı.. Yazılarında ki gibi ve mantıklı ve ne yaptığını bilen bir anne.Çocuğuyla konuşması ve çocuğunun davranışlarından da bakınca bu anlaşılıyor..
Şöyle bir durum var ki ben Duru'ya bittim.Onu bundan sonraki hayatımda ara ara görmek isterim aslında :) Tabii ki Pınar'ı da ama Duru'nun konuşması, o çilek çilek ayak parmakları,saflıkla ama çok bilmiş kelimeleri bir çırpıda söylemesi,kedileri beslemeye çalışması,yarım yamalak anladığım ama onun çok güzel söylediği cümleler..Kısaca bayıldım :) Umarım tekrar görüşürüz ..Bana Asortik teyze demesi(burada kendi adımı söylüyor tabii ki :)) kulaklarımdan hiç gitmedi kaç gündür,Uzunbey'e de anlattım ve o göremediği için üzüldüğümü de onlara söyledim..
Pazartesi günü valilikte işimiz olduğundan erteleyebileceğim bir şey değildi ve o gün tanışıp o gün vedalaştık.
Resim çekemedim çünkü süper yoğun bir hafta yaşadım ya, o hengamede makinanın kartını bilgisayarda bırakıp gelmişim..Çok üzüldüm ama Pınar'da makina vardı.O çekti ama sadece kahve içerken olan resmimizi koyacak :) Ben boydan koymuyorum dedim , merak eden gelsin buraya :)
Çok güzeldi, iki saat boyunca Belcekızda Kumsal Pide'de oturduk, Türk kahvesi ve çay içip sohbet ettik, sonra ben onları yine otellerine bıraktım,ayrıldık..Ta İstanbullardan bana çekirdek getirmiş bunu da unutmamış, teşekkür ediyorum tekrar.. (çekirdekleri o gün alamadım odada kalmışlardı,giderken kapıya bıraktı yarın aldıracağım otelden,daha sonra da paraşütçülerle attıracağız onları..)
Şimdi bu resimler ne.. Bunlar pazar günkü Çalış Karnavalı elsanatları pazarı resimleri..Yalnız bir yazı ancak bu kadar resim aldığından diğer resimler 2. bölümde ..
Cumartesi günü yeni bir kuyum dükkanının açılışındaydım merkezde..Gözde Kuyum ama tasarımda yapıyorlar..Daha sonra resimleri paylaşacağım..Dünya küçük derim ya hep..Gözde benim Sultan Ahmetten gün arkadaşımın kiracısı istanbuldan.. ama Fethiyeli :) Buraya geri döndü ve dükkan açtı, burada tanıştık :)
gelelim el sanatları pazarına , baştan iki resim ve alttaki iki resim bir İskoç ailenin standı.. Hani İskoç gecesinde danseden bir aile vardı kadın-erkek ve çocukları halk dansları yapıyordu ..Bu aile işte onlar..Çok hoşuma giden kaliteli insanlardan.. Çevreye ve insanlara saygılı ve ölçülü bir aile..Etamin ve makrame yanında el yapımı tebrik ve kartlarda yapmışlar,çok becerikliler demiştim :)

etamin pano
makrame

taştan heykel, yine bunları da burada yaşayan yabancı biri yapıyor, bahçe için favorilerimden.. Tanesi 45-50 lira civarındaydı..

ahşap boyamalar

ahşap boyama sandık,

boncuk kolyeler,takılar, Mavikuşlardan Hanife'nin standı..



boncuk örgü kolye


çok güzeldi..

eski etaminlerden masa örtüleri ve perdeler yapıyor..

Bu da kalan parçalardan robot örtüsü..Ben fazla örtü işlerine gelemediğimden kullanacağım bir şey değil ama fikir güzel :)

Kızım olsaydı bunları alacaktım :) Hoşuma gitti..

Mavi Kuş gönüllülerinin standına koyduk bir kaç parça böyle Ölüdeniz hobi atölyesinin işlerini.. Dastar üstüne işleme..


Bunlara bayıldım ve resim çekerken almayı unutup gittim..Şimdi isteyeceğim Gülsen Hanımdan :)

etamin pano

keçe balık, başkan Berna hanımın :)
Bu güpürler gömlekti, lekeliydi ve geçen hafta satamamıştık pazarda..Bende Gülsen Hanıma rica ettim bize küçük kumaş çantalar dikti iki tane..

yün çorap

mavikuş gönüllüleri standı ..Berna,, Fatoş,Hanife ve diğer arkadaşlar..




Ölüdeniz hobi atölyesi (doğrusu atelyesi ama ben böyle kullanmayı seviyorum,bana göre bu doğrusu :)

Kurdele nakışı şemsiye .. Gülsen Hanımın..



Çetik modeli olmazsa olmaz :)

Boncuktan kemer..

Bunlarda çok güzeldi,satılmadıysa bunları da alayım.. Çağıl' ın çeyizine koyacağım.Nişan bohçasına altın falan koyuluyor ya, altını koymak için kullanırım..Ya da içine koku koyarım ,o amaçla yapılmışlar zaten :)
Bazen de takı aldıysam arkadaşlarıma hediye , onları koyuyorum böyle ufak keselere..

küçük panolar..

koku keseleri..

bebekler..

Bunlarda aynı gruptan mı hatırlayamadım.. Mandal torbaları..

Bebek yeleği..

cam ustası FKM 'den..
Hatlar...
Hattat..
ev yapımı reçeller.. İngilizlerden..
el yapımı kartlar,bu tarz ürünleri çok seviyorlar ve hala özel günlerinde el yapımı kartlar yolluyorlar birbirlerine..

Hint işi bilezikler..



Bu kupalar karnaval günü en güzel yürüyen okul,en güzel araba süsleme, en güzel süslenmiş işyeri gibi ödüller karşılığında sponsor firmalar tarafından ekiplere verilecek :)

Bu resim resim yarışmasında ödül aldı ve afişlerde kullanıldı.. Pazarda da çerçeveleyip sattılar..

Maskeli balodan kalan maskeler,onlar da satıştaydı..

Komiteden arkadaşlar..Karnaval standında.

Hoşgeldiniz tuğlaları :)

Huzur evi yararına satış masası..Şükran Teyze desteklemiş..Bazıları da taş boyamış :)


Taşlar..
Örgü çanta modeli..


Takı
Sabah standları kurarken..

Yemeniler..


Resim çekerken bu standın sahibi çok huylandı ama biz sizler kadar yetenekli değiliz evde bundan güzelini yapamam ben dedim :) Model olsun diye çektim nette yayınlayacağım demesem de komite için çektiğimi belirttim, afiş ve broşürlerde kullanıyoruz daha sonra bunları dediğimde hoş gördü..Gerçeği de bu zaten :)

Pano



pano


ebru


ebru kitap ayracı (FKM bünyesinde yapılan ebru kursları öğretmeninden..)

Ebru ,yelpazeler..Ben bir kaç sene önce almıştım:) Çok güzeller..

Ebru yelpaze klasik formda..

Keçe nazarlık


Halı-kilim kursundan FKM.
FKM seramik..

seramikler..
FKM Grubu yine..

Mevleviler,turistlerin en çok sevdiği figürlerden..


Kitap ayracı..

Yazıyı gece yarısı başladım dün yazdığım gibi ama uykuya yenik düştüm. Bu yüzden ancak şimdi tamamlayabildim .(öğlen 12 .40) Burcu bile aradı nerde yazı diyerek.. Sadece pazar günü sabahtan pazara çıktım öğleden sonra arabayla 300 km yapmışız.Güneş altında yürüdüğümüzü yazmıyorum..Pazartesi de akşama kadar Muğla da yürüdük.. Cumartesi sabah buluşma ,öğlen iş, akşam üstü açılış , dün eve girdim ve bu sabah ilk defa erken uyanmanın stresi olmadan yine erken kalktım.Keyif çayımı koydum ve uzun süredir ilk defa rahat rahat evden çıkmanın heyecanı olmadan keyifli içtim.

Öğleden sonra buralarda bir randevum var,bugün evdeyim ama yarın yine işbaşı..

İşimi seviyorum,koşturmayı da.. Keyif yapmayı da.. Hayatım hepsinden ortaya karışık :))

Türkan Saylan'dan dün akşam haberim oldu..Mekanı cennet olsun.

Onun kadar olamasakta onun tırnağının ucu kadar başkaları için birşeyler yapabilen biri olarak yaşamak isterdim.. Daha doğrusu yaşamaya çalışıyorum. Umarım herkes bunu kendi hayatında birileri için de yapmaya çalışır.Kim olduklarının önemi yok,bugün kız çocukları olur,yarın ihtiyacı olan bir aile..Önemli olan bu toplumda birilerine sahip çıkabilmek,onlara dünyada yalnız olmadıklarını hissettirebilmek.

... ... ...

Not: Fransızca şarkı olmazsa olmaz artık :)

Bu yazının Fransızca şarkısı..

bu da türkçesi..

Tanju Okan'ın Şükran Teyzenin sözlerini yazdığı Hasret şarkısı.. :)

Daha önce link vermiş olabilirim ama bu şarkıyı da çok seviyorum ..